adhk tarafından

Kurkut’u katleden polis, tüm delillere rağmen serbest

Eylül 20, 2018 de ANASAYFA adhk tarafından

Diyarbakır’da gerçekleştirilen Newroz bayramı kutlaması sırasında Kemal Kurkut’u katleden ve müebbet hapis cezası istemiyle tutuksuz yargılanan polis memuru Yakup Şenocak hakkında açılan davanın üçüncü duruşması bugün görüldü

HABER MERKEZİ (20-09-2018) Diyarbakır’da gerçekleştirilen Newroz bayramı kutlaması sırasında Kemal Kurkut’u katleden ve müebbet hapis cezası istemiyle tutuksuz yargılanan polis memuru Yakup Şenocak hakkında açılan davanın üçüncü duruşması bugün görüldü. Yeni heyet ile görülen bugünkü dava, iddia ve savunma makamı ile müştekilerin görüşlerinin alınmasından sonra, 20 Aralık gününe ertelendi.

Artı Gerçek’ten Remzi Budancir’in haberine göre,Diyarbakır’da Newroz’un kutlandığı Newroz Parkı’na gelmek isterken üzeri yarı çıplak olmasına rağmen “canlı bomba şüphesi” iddiasıyla polisin açtığı ateş sonucu vurularak katledilen Kemal Kurkut davasının üçüncü duruşması bugün görüldü. Tutuksuz yargılanan polis memuru  Yakup Şenocak hakkında “olası kastla insan öldürme” suçundan müebbet hapis istemiyle açılan davanın üçüncü duruşması, Diyarbakır 7. Ağır Ceza Mahkemesi’nde saat 09:00’da başladı.

“Potansiyel sanıkları tanık olarak bile dinleyemiyoruz”

Mahkemede söz alan Kurkut’un ailesinin avukatı Reyhan Yalçındağ Baydemir, “Bu dosyada ve benzeri diğer yaşam haklarının ihlali dosyalarında bütün amacımız delillerin tam olarak toplanması ve gerçeğe ulaşmaktır” dedi.  Davanın adil bir yargılama ile yapılması gerektiğine dikkat çeken Yalçındağ, sözlerini şöyle sürdürdü:

Bilirkişi raporunun sonuç kısmında belirleme olmasına, dosya netlik kazanmasına rağmen tutuklama talebimiz reddedilmektedir. 118 video sonucu elde edilen, 6 tanesi kameralara yansıdığı için somut olan mevcut görüntülere göre ateş edenlerden 3 şahsın duruşu, Kurkut’a mermi sıkanlar olabileceği, bu mermilerin müvekkilimize isabet edebileceği belirtilmiştir. Bu 3 şahıstan ikisi tanık olarak dahi dinlenememiştir. Bir süre sonra kolluk görevlilerinin tayini çıkıyor. Potansiyel olarak sanık durumuna düşebilecek tanıkları dahi dinleyemiyoruz.

“Bilirkişi raporu da direk hedef alındığını söylüyor”

Dava dosyasına giren son delilde bir polis memurunun arkadaşına söylediklerini de gündeme getiren Yalçındağ, şunları aktardı:

Bir yerde son derece net bir cümle geçmektedir. Polis memuru “Adamı vurmaya gerek yok ki” diye söylemektedir. Yakın dövüş teknikleri ile veya diğer yöntemlerle derdest edilebilecek birine ateş edilmiştir. Bilirkişi raporunda direk hedef alındığı belirtilmiştir. Polise direnme suçunun ceza miktarı bellidir. Bu ülkede milletvekilleri bile düşünceleri nedeni ile tutuklanıp cezaevine konuluyorken bilirkişi raporuna rağmen daha önceki vakalarda olduğu gibi tetiği çeken güvenlik görevlilerine ise cezasızlık uygulanıyor. Bir cezasızlık politikasına daha kurban vermek istemiyoruz.

“Cinayeti işleyen veya işleyenler kamu görevlisidir”

Yalçındağ’ın akabinde ailenin bir diğer avukatı Mehmet Emin Aktar söz istedi. Polis memurunun tutuklanması talebini yineleyen Aktar, “Hak, adalet mücadelemizin bir gereği olarak, cezasızlık politikasına karşı çıktığımız için bu talebimizi yineliyoruz” dedi. Cezasızlık politikasının sadece bölgede uygulandığına dikkat çeken Aktar, sözlerini şöyle sürdürdü:

Kameraların gözü önünde işlenen bir cinayetten söz ediyoruz. Cinayeti işleyen veya işleyenlerin bir kamu görevlisi olduğu görülmektedir. Bunlara silah kullanma yetkisi verilmiş ancak daha iyi eğitim verilmemiştir. Bu kentte böyle silah kullanma yetkisine sahip binlerce kamu görevlisi bulunmaktadır. Bu uygulamaların önüne geçmek için tutuklama talep ediyoruz.

Kurkut duruşmasında dosyaya eklenen 13 saniyelik yeni delile rağmen polis memuru Yakup Şenocak Hakkında tutuklama kararı vermeyen mahkeme, dosyadaki yeni delile değinmeden “Olayın oluş şekli, ara kararda İstanbul Adli Tıp kurumu’ndan istenilen rapor için dosyanın gönderilmemiş oluşu ve delillerin tam olarak toplanmamış oluşu gerekçesiyle tutuklama talebinin reddi” kararı verdi. Mahkemeye sanık avukatları tarafından sunulan yeni tanıkların dinlenilmesi yönünde de karar alan mahkeme duruşmayı 20 Aralık 2018’e ertelendi.

Gazete Patika

adhk tarafından

‘Türkiye Interpol’ü muhalefeti bastırmak için kullanıyor’

Eylül 19, 2018 de ANASAYFA adhk tarafından

Alman Adalet Bakanlığı, Türkiye’nin darbe girişiminden bu yana 848 kez Interpol aracılığıyla arama ya da yakalama başvurusu yaptığını belirtti

HABER MERKEZİ (19-09-2018) Alman Adalet Bakanlığı, Sol Parti’nin soru önergesine verdiği yanıtta, Türkiye’de 2016 yılındaki darbe girişiminden bu yana Alman Emniyet Teşkilatı’na yapılan arama ve yakalama başvuruları hakkında bilgi verdi. Adalet Bakanlığı’nın verdiği yanıtta, Türkiye’nin darbe girişiminden bu yana Alman Emniyet Teşkilatı’na 848 kez Interpol aracılığıyla arama ya da yakalama başvurusu yaptığı belirtildi. Türkiye’nin Interpol aracılığıyla Almanya’ya yaptığı başvuruların 791’inde tutuklama talep edildiği, 57 vakada ise sadece ilgili kişinin ikamet adresinin tespit edilmesi başvurusunda bulunulduğu kaydedildi. Alman Adalet Bakanlığı Almanya’nın Türkiye’nin taleplerini ne ölçüde yerine getirdiği konusunda ise bilgi vermedi.

Adalet Bakanlığı soru önergesine yanıtında, “Federal hükümet bu konuda istatistik paylaşmamaktadır” ifadesine yer verdi. Bakanlık soru önergesindeki, “Adalet ve Dışişleri Bakanlıklarının kaç vakada ilgili kişilerin siyasi görüşleri nedeniyle baskıya maruz kaldığı ve bu yolla Interpol’ün kötüye kullanıldığını tespit ettikleri” yönündeki soruyu da yanıtsız  bıraktı.

“INTERPOL KÖTÜYE KULLANILIYOR”

Sol Parti Federal Meclis Grubu Avrupa Politikaları Sözcüsü Andrej Hunko, Alman hükümetinin daha önceki soru önergelerine verdiği yanıtlara dikkat çekerek, Uluslararası Kriminal Polis Teşkilatı Interpol’ün 2014 yılından bu yana kendisine yapılan 130 arama talebi başvurusunda, ilgili kişilerin siyasi görüşleri nedeniyle takip edildiğini ve Interpol’ün yetkisinin kötüye kullanılmaya çalışıldığını tespit ettiğini söyledi. Hunko, “Interpol’ün kötüye kullanıldığı gerekçesiyle iptal ettiği arama-yakalama başvurularının çoğunun Türkiye, Ukrayna ve İspanya kaynaklı olduğunu sanıyorum. Bu ülkelerin Interpol’ü muhalefeti baskı altına almak için kullandıkları biliniyor” diye konuştu.

AKHANLI VE YALÇIN GÖZALTINA ALINMIŞTI

Alman vatandaşı yazar Doğan Akhanlı ve İsveç vatandaşı yazar Hamza Yalçın 2017’de tatil için gittikleri İspanya’da Türkiye’nin Interpol aracılığıyla yaptıkları talep üzerine gözaltına alınmış, bu durum tepkilere neden olmuştu. Almanya Başbakanı Angela Merkel, Doğan Akhanlı’nın İspanya’da gözaltına alınmasının ardından yaptığı açıklamada, Türkiye’yi eleştirerek, Interpol’ün “bu tür şeyler için” kullanılamayacağını belirtmişti.

Alman hükümetinin verdiği bilgiye göre Türkiye’de 2016’daki darbe girişiminden bu yana siyasi gerekçelerle 35 Alman vatandaşı tutuklandı. Bu kişilerden 16’sı geçici olarak Türkiye’de bulunuyordu. Alman hükümetinin verdiği bilgiye göre Türkiye’deki cezaevlerinde hâlen yedi Alman vatandaşı bulunuyor. (DW TÜRKÇE) Artı Gerçek

adhk tarafından

Demircilik köyünde bulunan Kaypakkaya çeşmesi yıkılarak parçalandı!

Eylül 19, 2018 de ANASAYFA adhk tarafından

Maraş Elbistan Demircilik köyünde yapılan Kaypakkaya Çeşmesi , Elbistan Savcılığı kararıyla yıkıldı

MARAŞ (19-09-2018) Maraş Elbistan Demircilik köyünde yapılan Kaypakkaya Çeşmesi , Elbistan Savcılığı kararıyla yıkıldı  Birçok kere hedef olan Kaypakkaya Çeşmesi köylülerin onarımı ve sahiplenmesiyle korunmuştu. Tekrardan hedef haline getirilen çeşme Jandarma ve polis saldırısıyla yıkılarak parçalandı.

Köylüler duruma tepki göstererek parçalanan çeşmeyi sahiplenme çağrısında bulundular.

Gazete Patika

adhk tarafından

Mahkeme patrona olan sevgisini kanıtladı, 24 işçi tutuklandı

Eylül 19, 2018 de ANASAYFA adhk tarafından

Üçüncü Havalimanı’nda çalışma koşullarının düzeltilmesi için iş bırakan ve daha sonradan gözaltına alınarak mahkemeye sevk edilen 24 işçi tutuklandı

HABER MERKEZİ (19-09-2018) Üçüncü Havalimanı’nda çalışma koşullarının düzeltilmesi için iş bırakan ve daha sonradan gözaltına alınarak mahkemeye sevk edilen 24 işçi tutuklandı

Gaziosmanpaşa Savcılığı, dün sabah getirilen 43 işçiden 28’i için tutuklama talep ederek, 15’i için adli kontrol talebinde bulundu. Akşam Gaziosmanpaşa 2’nci Sulh Ceza Hakimliği’ne çıkarılan işçilerin ifadeleri sabah saatlerinde ancak bitti.

Gaziosmanpaşa 2’nci Sulh Ceza Hakimliği, 24 işçi hakkında tutuklama kararı verdi. Hakimlik, 19 işçi için de adli kontrol kararı verdi. Hakimlik kararında işçilere, “görevi yaptırmamak için direnme”, “İş ve çalışma yaşamının ihlali”, “Kamu malına zarar verme”, “Toplantı gösteri yürüyüşlerine silah veya 23. maddede belirtilen aletlerle katılma” suçlamalarını yöneltti.

Mahkeme, kuvvetli şuç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin mevcut olduğunu ileri sürerek, adli hüküm tedbirlerinin bu aşamada yetersiz kalacağını ileri sürdü.

Hakimlik tarafından tutuklananların isimleri şöyle: Akif Altınışık, Anıl Deniz Gider, Bilal Topçu, Birkan Topçu, Cihan Sarıbulak, Deniz Aslan, Fatih Mukan, Ferhat Uyar, Hasan Çetin, İlker Kurt, Mehmet Celal Demir, Muhammet Yiğin, Murat Altuntaş, Musa Karakuş, Mustafa Atay, Özkan Özkanlı, Ramazan Gözel, Rıdvan Gönül, Selami Saribuğa, Servet Gözel, Teyip Kırğın, Uğur Karakaş, Yunus Özgür ve Yusuf Yılmaz.

Gazete Patika

adhk tarafından

SMF’den İnşaat işçileriyle dayanışma çağrısı: Kölece çalışma koşullarına karşı direnişe, mücadeleye!

Eylül 18, 2018 de ANASAYFA adhk tarafından

3’üncü Havalimanında direnişe geçen ve saldırıya uğrayarak gözaltına alınan inşaat işçileriyle ilgili Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF) yazılı bir açıklama yaparak direnişi ve mücadeleyi yükseltme çağrısında bulundu

3’üncü Havalimanında direnişe geçen ve jandarmanın saldırısı sonucu gözaltına alınan inşaat işçileriyle ilgili bir açıklama yapan Sosyalist Meclisler Federasyonu(SMF), ‘’Kölece çalışma koşullarına karşı direnişe, mücadeleye’ çağrısı yaptı.

SMF tarafından yapılan açıklama şu şekilde;

‘’Sömürü ve zorbalık üzerinden gerici ve faşist iktidarını ayakta tutmaya çalışan Erdoğan/AKP diktatörlüğü pervasızca işçilere, emekçilere, öğrencilere, memurlara, aydınlara yani bir bütün daha yaşanılabilir özgür bir ülke için mücadele edenlere saldırmaktadır. Erdoğan/AKP diktatörlüğü kendi gerici faşist iktidarı için tehlike gördüğü bütün toplumsal dinamikleri her türlü sömürü politikalarını ve zorbalığı devreye koyarak susturmaya ve ezmeye çalışmaktadır.

Vahşi sömürü ve kölelik koşullarını aratmayan bir ortamda çalışan 3.havalimanı işçileri “artık yeter” diyerek isyan etmiş ve çalışma koşullarının düzeltilmesi talebiyle iş bırakma eylemi gerçekleştirmiştir. İşçilerin direnişini hazmedemeyen devlet, kendi sınıf karakterine uygun olarak işçilere saldırarak yüzlerce inşaat işçisini gözaltına almıştır.3.havalimanını deyim yerindeyse işgal eden devletin kolluk güçleri TOMA, Akrep, jandarma ve polis ile havalimanını kuşatmış durumdadır.

Gece baskınıyla işkenceler altında gözaltına alınan yüzlerce inşaat işçisi günlerdir esir kamplarını aratmayan koşullarda tutulmaktadırlar. İşçilerin eylemi karşısında şaşkına dönen Erdoğan/AKP diktatörlüğü her türlü zorbalığı ve kirli politikaları uygulayarak direnişi bastırmaya çalışmaktadır.

Direnişe Ses Verelim, Sınıfın Öfkesini Kuşanalım!

İnşaat İşçilerinin onurlu direnişini sahiplenmek, büyütmek ve kıvılcımı yangını çevirmek için seferber olmak sosyalistler başta olmak üzere bütün demokratik toplumsal dinamiklerin birincil görevlerinden biridir. Hiçbir gerekçe ya da savunu bu tarihsel devrimci görevi öteleyemez. Her türlü dezavantajlı somut durum ve koşullara rağmen devrimci ve sosyalist güçler kendiliğinden gelişmekte olan başta inşaat işçileri olmak üzere yaygınlaşan işçi direnişleriyle buluşmak ve toplumsal mücadeleyle birleştirerek sınıf mücadelesinde bir kaldıraca dönüştürmek gibi devrimci bir görev ve zorunlulukla karşı karşıyadırlar.

Sosyalist Meclisler Federasyonu olarak; başta sosyalist güçler olmak üzere bütün demokratik toplumsal dinamikleri direnen inşaat işçileriyle dayanışmaya, birleşmeye ve sınıfın kahredici kudretini kuşanarak harekete geçmeye çağırıyoruz!

İnşaat İşçisi Köle Değildir!

Kahrolsun Sömürü Düzeni!’’

Gazete Patika

adhk tarafından

MLKP Kürdistan bir açıklama yaparak savaşçıları Şevin Söğüt’ün Zap’ta yaşamını yitirdiğini belirtti

Eylül 18, 2018 de ANASAYFA adhk tarafından

MLKP Kürdistan yazılı bir açıklama yaparak savaşçıları Şevin Söğüt’ün 17 Ağustos 2018 tarihinde TSK’nın Zap alanına yönelik gerçekleştirdiği hava saldırısında yaşamını yitirdiğini belirtti

HABER MERKEZİ (18-09-2018) MLKP Kürdistan yazılı bir açıklama yaparak savaşçıları Sarin Awaz kod isimli Şevin Söğüt’ün 17 Ağustos’ta Zap’ta TSK’nın gerçekleştirdiği hava saldırısnda yaşamını yitirdiğini belirtti.

ETHA’da yer alan haberde, MLKP Kürdistan tarafından yapılan açıklamada;  “Bir süredir, MLKP/FESK gerillaları da, HPG-YJA Star savaşçılarıyla birlikte, omuz omuza, bu direnişte yerlerini alarak, özveri ve cesaretle, özgürlük mevzilerini savunuyorlar. İşgalcilere karşı, kararlılıkla, birleşik devrimin ruhuna ve tarzına uygun bir savaşçılık pratiği sergiliyorlar. Bu yoğun ve eşitsiz savaşta faşist işgalcilere geçit vermemek kuşkusuz can bedeli bir mücadele gerektiriyor. Ve savaşçılar, şehitler, yaralılar pahasına, büyük bir moralle “işgalcilere geçit yok” demeye devam ediyorlar”  Şevin Söğüt’ün bu direnişte yer aldığına dikkat çeken MLKP Kürdistan, “Gerillaların 17 Ağustos’ta Zap sahasındaki işgalci Türk ordusunun koordine tepesine karşı gerçekleştirdiği etkili bir eylemin ardından, ağır kayıplar veren faşist ordu, panik halinde, bölgeyi top atışına tutmuş, ardından uçaklarla bombalamıştır. Bu bombardıman sırasında, bir savaşçımız şehit düşmüştür” diye kaydetti.

Açıklamada Şevin  Söğüt ile ilgili şu bilgiler yer verildi;

“20 Haziran 1992 Amed Lice doğumlu olan Şevin Söğüt yoldaşımız, yurtsever bir ailede büyüdü. Daha 3 yaşındayken babası Ömer Söğüt sömürgeci devlet tarafından gözaltına alındı ve kaybedildi. Aile yoğun baskılar altında kaldı. Partimizle 2012 yılında tanışan, bir dönem Karadeniz ve Kürdistan’da gençlik faaliyetleri yürüttükten sonra, yüzünü özgür alanlara dönen Şevin yoldaş, temel askeri ve ideolojik eğitimlerden geçti. Kendini her bakımdan geliştirdi. Sarin Awaz parti adıyla, Nisan 2016’dan beri özgür alanlarda bir gerilla olarak görev yapmaktaydı. Bir dönem, Rojava devrim savunmasında da yer alan ve Rakka’nın özgürleştirme hamlesine katılan Sarin yoldaşımız, daha sonra kır gerillası olarak yüzünü dağlara döndü. Sarin yoldaşımız, savaş cephesine giderken, uzman bir suikastçı ve birliğimizin kadın komutanıydı.” denildi.

Gazete Patika

adhk tarafından

3. Havalimanı’nda gözaltına alınanlar açlık grevine başlıyor

Eylül 17, 2018 de ANASAYFA adhk tarafından

İnşaat İş Sendikası: Arkadaşlarımızın hayatlarından endişeliyiz

HABER MERKEZİ (17-09-2018) Üç’üncü Havalimanı inşaatında asgari çalışma koşulların yerine getirilmesi için yapılan protestolarda gözaltına alınan üç kişi bugün açlık grevine başlayacaklarını duyurdu. İnşaat-İş Sendikası konuya ilişkin açıklama yaptı.

Talepleri için eylem başlatan üçüncü havalimanı işçilerinden gözaltına alınan İnşaat İş yöneticileri Yunus Özgür ve Deniz Gider ile HDP İstanbul Milletvekili Erkan Baş’ın şoförü Yusuf Yılmaz açlık grevine başlayacak.

İnşaat İş Sendikası’ndan yapılan açıklamada, “Arkadaşlarımız insani talepleri karşılanmadığı için bugün açlık grevine başlıyor. Avukatları ile görüştürülmüyorlar ve nerede tutulduklarına dair bugüne kadar bilgi alamadık. Bugün bir inşaat işçisi serbest bırakıldıktan sonra bize ulaştı ve yöneticilerimizin Arnavutköy İlçe Jandarma’da tutulduğunu aktardı. Arkadaşlarımızın hayatlarından endişeliyiz. Türkiye İşçi Partisi’nden Yusuf Yılmaz’ın da sendika yöneticilerimizle beraber açlık grevine girdiğini öğrendik. Yunus Özgür, Deniz Gider ve Yusuf Yılmaz insani hakları için açlık grevindeler” denildi.

‘GÖZALTINDAKİ İŞÇİ SAYISINI BİLMİYORUZ…’

Gözaltında tutulan diğer işçilere ilişkin de bilgi aktaran sendika yöneticisi, “Gözaltında tutulan işçi sayısını bilmiyoruz. Çünkü şantiye girişinde de gözaltına alınan arkadaşlarımız oluyor’” diye konuştu. Gözaltında tutulan işçilerin ailelerine ise bilgi verilmediğini kaydeden sendika yöneticisi, jandarmaya giden ailelere işçilerin gözaltında olmadığının söylendiğini fakat sonradan gözaltında çıktıklarını aktardı.

Artı Gerçek

adhk tarafından

Avrupa’da DKÖ: Üçüncü Havalimanı işçileri yalnız değildir!

Eylül 17, 2018 de ANASAYFA adhk tarafından

Avrupa (17-09-2018) ATİK (Avrupa Türkiyeli İşçiler Konfederasyonu), ADHK (Avrupa Demokratik Haklar Konfederasyonu), Yaşanacak Dünya, KCDK-E (Avrupa Demokratik Kürdistanlılar Toplum Kongresi), , AvEG-Kon (Avrupa Ezilen Göçmenler Konfederasyonu), FİDEF (Federal Almanya İşçi Dernekleri Federasyonu), Devrimci Parti-Avrupa, SYKP (Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi)-Avrupa, Emek ve Özgürlük Cephesi Avrupa, , Alınteri-Avrupa tarafından yayınlanan ortak bildiri şöyle:

”Haklı talepler için direnen 3. Havalimanı işçileri derhal serbest bırakılsın!

İstanbul’da 3’üncü Havalimanı inşaatında çalışan işçiler, 14 Eylül Cuma sabahı, kölece çalışma koşullarına karşı iş bıraktılar.

Şantiyede yaşanan çok sayıda iş cinayetlerine, “iş kazaları”na, kötü çalışma ve barınma koşullarına bundan iki yıl önce de tepki göstermiş olan işçilerin birikmiş öfkesi bir kez daha patladı.

Tahtakurularının sardığı odalarda kalmaktan, yemeklerin kötü olmasından, otobüs servislerinin yetersizliğinden, ücretlerin geç ödenmesinden, iş güvenliğinin olmamasından ve daha pek çok sorundan bezmiş işçilerin bu isyanı karşısında devlet ve AKP iktidarı, patronların yanında yer alarak “çözüm”ü “operasyon”da buldu.

Gece, Cumartesi sabahına evrilirken, işçilerin kaldığı odalara jandarma ve polis saldırısı yapıldı. İşçi odalarına kapılar kırılarak girildi. Aralarında İnşaat-İş Sendikası yöneticileri Uğur Karadaş, Özkan Özkanlı, Yunus Özgür ile Deniz Gider’in de olduğu 543 işçi gözaltına alındı.

Saldırının ve direnişin ikinci gününde, kamp alanı, jandarma ve polis yığınağıyla adeta hapishaneye çevrildi. İşçiler korkutularak, şiddete maruz kalarak işbaşı yapmaya zorlandılar.

Direniş komitesi, saldırıdan sonra “Arkadaşlarımızın bir kısmı korkutulup, sindirilerek adeta zorla iş başı yaptı. Fakat azımsanmayacak bir sayıda işçiyle işbaşı yapmadık, konteynırlarda bekliyoruz. Eğer gözaltılar bugün akşama kadar serbest bırakılmazsa ne yapacağımızı biliyoruz!” açıklaması yaptı.

İşçilere destek için gelen HDP milletvekilleri içeri alınmadı. Kamp dışındaki destekçilere ve gazetecilere saldırıldı. Gazeteciler tehdit edildi, aldıkları görüntüler silinmek istendi.

15 Eylül Cumartesi akşam saatlerinde, İnşaat-İş ve Dev-Yapı-İş sendikalarının, gözaltına alınan işçilerin serbest bırakılması talebiyle İstanbul’da ve Ankara’da gerçekleştirmek istedikleri basın açıklamasına yine saldırıldı. Polis, aralarında DİSK’e bağlı Dev Yapı Sen Genel Başkanı Özgür Karabulut’un da olduğu onlarca kişiyi gözaltına aldı. Gazetecileri darp etti.

Yaşanan bu saldırganlık, Türkiye’deki siyasal iktidarın faşist karakterini bir kez daha gözler önünde serdi. Ekonomik-siyasal kriz içinde debelenen egemen sınıflar ve AKP iktidarı, kriz koşulları ağırlaşlaşırken, yükselecek işçi mücadelelerinin önünü almak için, inşaat işçilerinin direnişine bu denli azgınca saldırıyorlar.

Tüm saldırılara rağmen, işçilerin bir kısmı ve dışarıdan getirtilen işçiler işbaşı yapmış olsa da, önemli bir bölümü iş bırakma eylemini sürdürüyor.

İnşaat İş ve Dev Yapı İş sendikalarının açıklamalarında vurguladıkları gibi „Şimdi direniş ile dayanışmayı büyütme zamanı!“

Tüm işçi ve emekçileri dayanışmaya, birlikte mücadeleye çağıran bizler, yurt dışında faaliyet yürüten kurumlar olarak, inşaat işçilerinin haklı talepler için başlattıkları direnişin yanında olduğumuzu ilan ediyor, gözaltına alınan işçilerin ve sendikacıların tümünün derhal serbest bırakılmasını istiyoruz.

Kölece çalışma ve yaşam koşullarına karşı isyan eden işçilerin direnişini zorla, şiddetle bastırmak isteyenler bilsin ki, bu yöntemle direniş bitirilemez!

Direnişçi işçilerin en temel ve insani hakları içeren talepleri:

-Eyleme katılan arkadaşlarımızdan hiçbiri işten çıkarılmayacak

-Habersizce işten atılanların işe iadesi

-Servis sorununun çözülmesi

-Yatakhaneler ve lavabo-banyo temizliklerinin düzenli yapılması, tahtakurusu sorununun çözülmesi-yatakların yenilenmesi

-Revir personelinin işçilerle ilgilenmemesine son verilmesi, tedavi için genel sağlık malzemelerinin temini, aşağılayıcı davranışların olmaması

-Ücretlerin tamamının hesaba yatırılması, elden ödemelerin yapılmaması

-Geçmişe dönül ödenmeyen ücretlerin ödenmesi

-İşçiler ve formenlerin aynı yemekler yemek yemesi

-Bu sorunları bildikleri halde müdahale etmeyen ve devam ettikleri sürece aynı mağduriyeti yaşatacak olan İGA yetkililerinin görevden alınması

-Kabul edilen protokolün basın karşısında da okunması

-İş cinayetlerine karşı önlemlerin alınması

-6 aydır ücret alamayan arkadaşlardan memlekette olanların da ücretlerinin ödenmesi

-Yatak ve yemek, bayram ikramiyelerinin verilmesi

-Azerbeycanlı işçilerin başındaki Selim Öztürk mağduriyet yaratmıştır, görevden alınması,

-İşçilere kıyafet verilmesi

-Serviste geçen sürenin mesai olarak verilmesi…

Direnişçi işçilerin talepleri kabul edilsin!

Üçüncü Havalimanı işçileri yalnız değildir!

İnşaat işçisi köle değildir!

ATİK (Avrupa Türkiyeli İşçiler Konfederasyonu), ADHK (Avrupa Demokratik Haklar Konfederasyonu), Yaşanacak Dünya, KCDK-E (Avrupa Demokratik Kürdistanlılar Toplum Kongresi), , AvEG-Kon (Avrupa Ezilen Göçmenler Konfederasyonu), FİDEF (Federal Almanya İşçi Dernekleri Federasyonu), Devrimci Parti-Avrupa, SYKP (Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi)-Avrupa, Emek ve Özgürlük Cephesi Avrupa, , Alınteri-Avrupa”

adhk tarafından

SMF’li belediye başkanı Türkel; “Sosyalistlerin ütopyası komünizmdir”

Eylül 14, 2018 de ANASAYFA adhk tarafından

Mazgirt Sosyalist Belediye Başkanı Tekin Türkel ile gerçekleşen söyleşide konuşan SMF’li başkan Tekin Türkel; “Sosyalist Belediyecilik esasında birlikte yaşamı, kolektif paylaşımı örmektir” ifadelerine yer verdi

MAZGİRT (14-09-2018) Ötekilerin Gündeminde Mazgirt Sosyalist Belediye Başkanı Tekin Türkel ile gerçekleşen söyleşide konuşan SMF’li başkan Tekin Türkel; “Sosyalist Belediyecilik esasında birlikte yaşamı, kolektif paylaşımı örmektir” ifadelerine yer verdi. Ötekilerin Gündeminin gerçekleştirdiği söyleşi şöyle;

Sevgili Başkanım Mazgirt ilçemizin Belediye Başkanı Olduktan sonra kültürel boyutuyla oldukça gündem oldunuz. Ne diyeceksiniz bu konuda?

Tekin Türkel: Sosyalistlerin ütopyası Komünizmdir. Dersim halkına ve kültürüne yabacı değildir komünal yaşam.

Sosyalist Belediyecilikte esasında birlikte yaşamı, kolektif paylaşımı örmektir. Bu ütopyayı on yıla yakın bir zamandır Sosyalist Meclisler Federasyonu çatısı altında Mazgirt de çalışmalar yürütmekteyiz.

Bu çalışmalar öncelikle Dersimde ve geneldeyse ülkemizde karşılığını bulduğuna inanıyorum. Çünkü bu yerel belediyecilik çalışmalarımız önemli bir yerde duruyor.

Geleceğe yönelik düşüncelerimizle örtüşebilen ve halkın özlemini, talebini de sosyal ortak alanların oluşturmak o alanların yaratılması belediyemizin en önemli görevlerindendir. Elbette yalnız bunlar değil aynı zamanda çevre düzeni, şebeke, su sorunlarının giderilmesi, yol yapımları, yer altı kanalizasyonları belediyemizin rutin işleridir.

Genelde bölgemizde özeldeyse il ve ilçemizde yaşanan hadiseleri göz önüne aldığımızda çalışmalarımız daha bir anlam kazanmaktadır. Özgürlük ve haklar çerçevesinde mücadele anlamıyla öznesi olduğumuz önemli faaliyetler yürüttük. Bölgede yaşanan acıları ve düşünceyi bir arada paylaşan halkımızın bazı özel isim talepleri vardır. Halka mal olmuş bu isimlerden biride Mazgirtli olan yoldaşımız Hüseyin Cevahirdir. Bu yoldaşımızın ismiyle Gençlik ve Çocuk Parkı açtık. Hüseyin Cevahir, bir topluma mal olmuş bir şahsiyettir. Bu anlamıyla sahiplendik, sahiplenmeye de devam edeceğiz.

Mazgirt de Belediye Başkanı olduğum günden bu yana ütopyamıza göre bir yol haritası çizerek bu güne geldik. Bu yol haritamızın içerisinde en önemli temel mihenk taşlarımız ise değerlerimizidir. Topluma mal olmuş devrimciler, şairler, yazarlarımızdır.

Kürt şair Ahmet Arif’in adını ilçemize taşımak, onun yazdıkları şiirleriyle ve yaşamıyla gençelrimizi tanıştırmak biz sosyalistlerin görevleri içerisindedir. Ahmet Arif Gençlik Parkı adı altında bir parkımız ilçemizde ilgiyle ziyaret edilmektedir.

Yine çok önemli olan şahsiyetlerden Nazım Hikmet Ran’dır. Dünya şairleri arasında yer alan Nazım adına Halk Kütüphanesini açtık.

Bu topraklara kadar gelen ve buradaki en yoksulun sofrasına oturup onların derdine derman arayan Sevgili Muzaffer Oruçoğlu’nuda unutmadık. Kendisiyle aynı fikirleri ve aynı kulvarlarda yürüdüğüm Oruçoğlu il ve ilçemiz açısından önemli bir edebiyatçıdır. Tohum, Dersim ve Filozof adlı eserlerinde kültürümüzü en güzel işlemiş, Budalarımızı, Ermişlerimzi kalemine almış değer vermiştir.

Oruçoğlu kendi ismini bir yerlere vermesine karşı olması onun ne kadar güçlü kişilikli olduğun göstergesidir. Ancak biz Oruçoğlunu yaşam ve mücadelesi ve eserleriyle onure ediyoruz. Bundan dolayı da Özgürlük ve Demokrasi Parkını Oruçoğlu adına açtık. Bu parkın içerisinde ziyaretçilerin rahat etmeleri için, dinlenmeleri için çay ve benzeri ihtiyaçlarını gidermek amaçladık. Burada Oruçoğlu Kitaplığı adına oluşturduğumuz kitaplıkta iki bin civarında kitap yer almakta.

Geleceğimizi yön veren Annelerimiz bu topraklarda en çok acı çekenlerdir. Acılıdırlar. Onların çığlıkları bu topraklarda dinmedi. Cumartesi Annelerin çocuklarını aramaları ile verdikleri mücadele yıllardan beri kesintisiz süre geldi. Uzun bir süreden beri süre gelen ve sürdürülen Cumartesi Annelerin sesine bir nebze katkı olma açısından Cumartesi Annelerin çeşmesini yaptık.

En masumane talepleri ile sırf evlatlarının mezarlarının olması isteyen Annelerini burada bir kez daha mücadelelerin önünde saygıyla eğildiğimi ifade etmek isterim.

İlçemize gelen misafirlerimizi genelde halkımız evlerinde misafir eder. Bu kültür halen ilçe ve köylerimizde devam etmektedir. en güçlü yanımız budur. Ancak bazen acil durumlarda, ya da yaptığımız etkinliklerde ihtiyaç haline gelen misafir hane ihtiyacını hissetmeye başladık. Bundan dolayı da Halk Misafirhanesi on yataklı bir yer açtık.

Sevgili Başkanım son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Olmaz mı? Çok şey var ancak buna zamanımız yok.

Şunu ek yapmak isterim; Dersim bir soykırım yaşamış ve halen onun acılarını yaşıyor. Bundan dolayı da Dersim 1938 soykırımının anlatan bir Anıt çalışması Belediyemiz başlatmış durumda. Bu tarihte her zaman halkın nezdinde olan bazı isimlerin önemi ve değeri vardır. Bunlardan biri kuşkusuz ki Zarife ve Alişer’dir. Bunların adına Zarife Ananın ismiyle Kadın Kolektif Yaşam Evi diye bir yer açtık. Ve açılan bu yerin adı da Zarife Ana olduğunu belirmek istedim.

Gazete Patika

adhk tarafından

Gözaltında bulunan tanık; “İbrahim Devrim Top’un kafasında kurşun izi vardı”

Eylül 14, 2018 de ANASAYFA adhk tarafından

Küçük Armutlu’da polis tarafından yapılan ev baskınında katledilen İbrahim Devrim Top’un kaldığı evin sahipleri Hakan ve Sevgi Yıldız, İbrahim Devrim Top’un kafasında kurşun izi olduğunu gördüklerini söylediler

İSTANBUL (14-09-2018) Küçük Armutlu’da polis tarafından yapılan ev baskınında katledilen İbrahim Devrim Top’un kaldığı evin sahipleri Hakan ve Sevgi Yıldız, İbrahim Devrim Top’un kafasında kurşun izi olduğunu gördüklerini söylediler.

Fersude’den Hayri Tunç’un haberine göre, Gözaltına alınan Hakan ve Sevgi Yıldız, İstanbul Emniyeti TEM Şube’de avukatları Muharrem Erdoğan‘la yaptıkları görüşmede yaşadıklarını anlattı.

Daha önceden tanıdıkları İbrahim Devrim Top’un, 12 Eylül akşamı evlerine geldiğini, yemek yedikten ve  sohbet ettikten sonra yatacak yeri olmaması nedeniyle evlerinde yatabileceğini söylediklerini belirten ev sahipleri, salonda yatak hazırladıktan sonra odalarına çekildiklerini ifade ettiler.

İçeriden gelen silah seslerine uyandılar

Gece 02:-03:00 sıralarında içeriden gelen silah seslerine uyandıklarını, silah sesleri son bulana kadar yatak odasından dışarı çıkmadıklarını söyleyen ev sahipleri, daha sonra polislerin odaya gelip onları çıkarttığını ve odadan çıkıp salondan geçerken yerde yatan İbrahim’i gördüklerini belirttiler.

‘Kafasında kurşun izi vardı’

Hakan Yıldız, ölen İbrahim Devrim Top’un kafasında kurşun izi olduğunu gördüğünü ekledi.

Hakan Yıldız avukatlarına yaptığı açıklamada, İbrahim Devrim Top’un  başka kurşun yaralarının olup olmadığını görmediğini söyledi.

Gazete Patika