adhk tarafından

Faşist Saldırganlık Paris’te Protesto Edildi!

Ekim 10, 2019 de ANASAYFA adhk tarafından

Komprador hakim sınıflar devletinin Rojava’ya dönük başlattıkları işgal harekatı, Fransa’nın başkenti Paris’te protesto edildi

PARİS (10-10-2019)  Paris Demokrasi Platformunun çağrısı üzerine, Demokratik Kürt Toplum Merkezinde toplanan yüzlerce kişi, buradan toplu halde Concorde meydanına geçti. Yaklaşık olarak 1-1:30 saat kadar burada kalan kitle, faşist T.C. devletinin Kürt ulusunun kazanımlarına dönük olan saldırı girişimini Türkçe, Kürtçe ve Fransızca olarak yapılan konuşmalarla ve atılan sloganlarla teşhir etti.

Daha sonra buradan Dışişleri Bakanlığına doğru yürüyüşe geçildi. Dışişlerine yakın bir mesafede durdurulan yürüyüşte Fransız milletvekilleri ve bazı kurum temsilcileri konuşma yaptılar. Fransa devletinin Suriye politikasında, T.C. ile yaşadığı karşıtlıktan ötürü Fransa polisinin “esnek” tavrı dikkat çekti.

adhk tarafından

Bombalar sivilleri vurdu: 1 ölü, 2 yaralı

Ekim 9, 2019 de ANASAYFA adhk tarafından

HABER MERKEZİ (09-10-2019)  Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik başlatılan askeri operasyonla birlikte sivillere dair ölüm haberleri gelmeye başladı Serêkaniyê kentine bağlı Mişrefa köyüne yönelik saldırılarda 1 sivil hayatını kaybetti, 2 sivil de yaralandı Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik başlattığı operasyonla birlikte bölgeye yönelik saldırılar yayılmaya başladı.

Serêkaniyê, Gire Spî ile Qamişlo kenti ve çevresinin hedef alındığı saldırılarda belirlenen noktalara F-16 savaş uçakları ve obüslerle saldırılar devam ediyor. Yapılan bu saldırılarda siviller de hedef oldu.

Bölgeden gelen bilgilere göre, Serêkaniyê kentine bağlı Mişrefa köyüne yönelik saldırılarda 1 sivil hayatını kaybetti, 2 sivil de yaralandı.

Girişilen bu saldırılara QSD güçleri de yanıt verdi.

Serêkaniyê kentinin hemen karşısında yer alan Urfa’nın Ceylanpınar ilçe merkezine 2 havan topu mermisi düştü. Yine  Qamişlo kentinin karşına düşen Mardin’in Nusaybin ilçe merkezine ise 6 roket isabet etti.

Başlatılan operasyonla birlikte Urfa’nın Akçakale, Ceylanpınar, Suruç’taki tüm okullarda, Birecik’te ise sınıra yakın bölgelerdeki okullarda perşembe ve cuma günü eğitime ara verildi.

‘SAVAŞ 600 KM’LİK SINIRA YAYILIR’ DEMİŞTİ

Suriye Demokratik Güçleri (QSD) Genel Komutanı Mazlum Ebdî, geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada olası bir saldırı halinde savaşı Türkiye’ye taşıyacakları uyarısında bulunmuştu.  Ebdî, ol açıklamasında “Türk Ordusu herhangi bir yere saldırırsa topyekûn savaş olur. Savaş Türkiye ile 600 kilometrelik sınırımıza yayılır. Bu kararımızdır” ifadelerini kullanmıştı.

(MA)

adhk tarafından

Emperyalist haydutların dalaşında pay kapmak isteyen faşist Türk devleti; Rojava’ya saldırıya hazırlanıyor!

Ekim 9, 2019 de ANASAYFA adhk tarafından

Emperyalist haydutların ve Erdoḡan gibi faṣist diktatörlerin bölgeye egemen olma kavgasından zarar görecek olanlar, bölgenin tüm halklarıdır Dolayısıyla bu savaṣtan hiҫbir ҫıkarı olmayan halklar bu iṣgale karṣı direnerek, kendi kaderlerini kendi belirlemeyi baṣaracaklardır

ADHK (09-10-2019) Kültürel oluṣumların zenginliḡi, tek tanrılı dinlerin ҫıkıṣ yeri olması ve birҫok  buluṣa imza atıldıḡı bölge olması itibariyle Medeniyetler bölgesi diye anılan Orta-Doḡu, gerek Güney ve Uzak Asya’ya ulaṣan yolların geҫtiḡi köprü görevi görmesi ve gerekse de yeraltı zenginlik kaynaklarının keṣfedilmesinden beri, bölgeye egemen olma savaṣları durmak bilmeden süregelmiṣtir.

Bugün hala bu egemenlik savaṣı sürmektedir. Baṣta Amerikan ve Rus emperyalist devletleri olmak üzere; bütün emperyalist devletler ve uṣakları bölgenin gerici faṣist diktatörlükleri, savaṣtan pay alarak ҫıkmak veya tamamıyla bölgeye hakim olmak amacıyla, her türlü kirli savaṣ ve kirli ittifak yöntemlerine baṣvurmaktadırlar. Suriye’de iҫ ayaklanmanın baṣlatılmasından sonra devreye sokulan islamcı ҫete örgütlerinin gerҫekleṣtirdikleri katliamlara hem perde arkasından destek vererek, hem de uzun süre kamuoyu önünde sessizlikleriyle katliamcıları cesaretlendirerek bölgedeki Arap, Kürt, Ezidi, Süryani ve daha bir ҫok ulus ve ulusal azınlıḡa mensup halkları sindirmeyi hedefleyen emperyalist haydutlar, bölge hakimiyeti iҫin her türlü kirli savaṣ yöntemini kullandılar. Besleyip  halkların baṣına bela ettikleri IṢİD (DAIṢ) ve baḡlantılı faṣist örgütlerin estirdiḡi terör ve katliamlara karṣı, baṣta Kürt ulusal demokratik güҫleri olmak üzere; bölgedeki halkların geliṣtirdikleri görkemli direniṣ, sözkonusu ҫeteleri püskürttükҫe; Rus ve Amerikan emperyalistleri bu direniṣ hareketinin kontrol altına alınması iҫin zaman zaman anlaṣarak, IṢİD’in en önemli destekҫisi olan Türkiye Cumhuriyeti devletinin Batı Kürdistan’a saldırmasına olanak saḡladılar. Örneḡin; Afrin iṣgalindeki gibi.

Bugün de, bunun yeni bir sahada yaṣanması iҫin koṣullar oluṣturuluyor. IṢİD  ҫetelerinin bölgedeki terörüne karṣı mücadelede önemli rol oynayan Kürt hareketi ile „ittifak“ geliṣtirerek Suriye’deki etkinliḡini arttırmanın önündeki engelleri kaldırmayı hedefleyen Amerikan emperyalizmi; Rusya, Suriye ve Türk devleti ile yaptıḡı görüṣmeler/anlaṣmalar sonrasında kendi askerlerini bulundurduḡu sınır bölgesinden ҫekerek; TC faṣist diktatörlüḡünün Rojava’ya saldırmasının yollarını aҫmıṣ oldu. Türk faṣist diktatörlüḡünün baṣı Recep Tayip Erdoḡan ile flört yaṣayan Rusya S 400 füzelerini satarak aṣk ilanında bulunmuṣ, Amerika ve NATO’dan boṣanıp kendisine gitmesi iҫin ikna etmeye ҫalıṣırken; Rojava’ya saldırısına da göz kırpmaktadır.

Emperyalist haydutların hiç bir zaman ezilen ulusların ve halkların dostu olmayacağının, kendi çıkarı gereği zaman zaman onların „dostu” olduğunu söylese de, gerçekte düşmanı olduklarını;  ABD’nin Kürt Hareketi ve Demokratik Suriye Güçleri (QSD) ile olan „ittifakını” unutarak Türk devletine Suriye’yi işgal yolunu açarak göstermiştir.

Emperyalist haydutlar hakimiyet iҫin birbirleriyle dalaṣırken; TC faṣist diktatörü Erdoḡan da, bu ҫatıṣmadan yararlanarak kendine pay almak istemektedir. Ama onların, kendisine vereceklerinden kat kat fazlasını geri alacaklarını göremeyeck kadar kördür. Ҫünkü herṣeyden önce, O, geleneksel Kürt düṣmanlıḡı, imha ve inkarcı devlet politikasını sürdürmekten yanadır. Dolayısıyla, Kürt ulusunun kendi kaderini kendi belirleme yolunda katettiḡi veya edeceḡi her geliṣmeye karṣıdır, boḡmak ister. Yine Erdoḡan, ülke iҫinde yaṣadıḡı ekonomik ve siyasal zorlukları gizlemek, kendisine karṣı oluṣan ciddi muhalefeti savaṣ yoluyla geliṣtireceḡi ṣövenist dalga ile kontrol altına almayı ve kaybettiḡi desteḡin bir kısmını geri kazanmayı amaҫladıḡı iҫin; sayıları 3,6 Milyonu bulan göҫmenlerden 1 milyonunu Rojava tarafındaki sınır bölgesine yerleṣtirerek; bölgedeki halkların kazanımlarını tehdit etmek, giderek kaybettirmek iҫin; iṣgalini meṣrulaṣtırmak iҫin; saldırmaya hazırlanmaktadır.

Emperyalist haydutların ve Erdoḡan gibi faṣist diktatörlerin bölgeye egemen olma kavgasından zarar görecek olanlar, bölgenin tüm halklarıdır. Dolayısıyla bu savaṣtan hiҫbir ҫıkarı olmayan halklar bu iṣgale karṣı direnerek, kendi kaderlerini kendi belirlemeyi baṣaracaklardır. Ezilenden yana olan, yeni göҫ akınlarının yaṣanmasını istemeyen, kullanılacak silahlarla insanın ve doḡanın katledileceḡinın bilincinde olan her birey, bu savaṣa/iṣgale karṣı ҫıkmalıdır.

Yaṣasın tam hak eṣitliḡine dayalı halkların kardeṣliḡi!

ADHK (Avrupa Demokratik Haklar Konfederasyonu)

9 Ekim 2019

adhk tarafından

Açlık grevinde olan Grup Yorum üyeleri için meclise soru önergesi verildi

Ekim 7, 2019 de ANASAYFA adhk tarafından

Grup Yorum üyelerinin açlık grevi eylemine dair SMF-HDP ittifak milletvekili Dilşat Canbaz Kaya tarafından meclise soru önergesi verildi

HABER MERKEZİ (07-10-2019) Grup Yorum, üyelerinin serbest bırakılması, haklarındaki davaların düşürülmesi ve meydanların kendilerine açılması talebiyle başlattığı açlık grevi eylemi kapsamında üyesi tutuklu İbrahim Gökçek açlık grevinin 112.gününü geride bırakırken, dışarıda açlık grevini sürdüren bazı üyeler ise 145.günü geride bıraktı. Bu açlık grevlerine dair HDP Milletvekili Dilşat Canbaz Kaya mecliste İçişleri Bakanlığı ve Cumhurbaşkanı Yardımcısına soru önergesi verdi.

Kaya verdiği soru önergelerinde; “Grup Yorum’a uygulanan konser yasaklarının gerekçelerini, konser yasakları ile ilgili olarak Valiliklere verilmiş bir talimatın olup olmadığını, son dönemde artan konser yasaklarının gerekçelerini, Grup Yorum’a yönelik konser yasaklamalarına son verilmesi için bir çalışmanın olup olmadığını, açlık grevi yapan Grup yorum üyelerinin taleplerinin karşılanması için bir girişimde bulunulup bulunulmayacağı” sorularını yöneltti.

adhk tarafından

Demokrasi Nöbeti 50’inci gününde: Hiçbir savaş kürtlerin kazanımlarını yok edemez

Ekim 7, 2019 de ANASAYFA adhk tarafından

İçişleri Bakanlığı’nın HDP’li üç büyükşehire kayyum atamasından sonra başlatılan Demokrasi Nöbeti 50’inci gününde devam ediyor

HABER MERKEZİ (07-10-2019) İçişleri Bakanlığı tarafından Halkların Demokratik Parti’li (HDP) üç büyükşehir belediyesine kayyum atanması sonrası başlayan protestolar devam ediyor.

Kayyum atamalarını protesto için 3 merkezde başlatılan Demokrasi Nöbetleri, 50’inci gününde.

Eylemlerin sürdüğü merkezlerden biri olan Diyarbakır’da, kayyum atanan büyükşehir belediyesi karşısındaki Lise Caddesi’nde süren Demokrasi Nöbeti’ne bugün görevden alınan Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi (DBB) Eşbaşkanı Selçuk Mızraklı, HDP milletvekilleri, Özgür Kadın Hareketi (TJA) aktivistleri, Barış Anneleri Meclisleri ile çok sayıda yurttaş katıldı.

Diyarbakır’daki Demokrasi Nöbeti eyleminde konuşan HDP Milletvekili Saliha Aydeniz, Kürtlerin dayatılan savaşta geri adım atmayacağını belirterek, “Rojava saldırmak halkların birliğine saldırmaktır” dedi.

Bıji Berxwedana Rojava

Nöbet eylemi, Türkiye’nin bölgeye yönelik askeri operasyon tehditlerine tepki olarak atılan “Bîjî berxwedana Rojava”, “Bijî berxwedana gelan” sloganları ile başladı. Sonrasında konuşan HDP Diyarbakır İl Eşbaşkanı Zeyyat Ceylan, AKP-MHP iktidarının varlığını sürdürmek için savaş kararı aldığını, ancak bu savaşın kazanımının olamayacağını söyledi.  Yürütülen savaş karşısında güçlü bir duruş göstereceklerini söyleyen Ceylan, “Kürtlerin kanı üzerinden anlaşma yapanların kaybedeceğini, Kürtlerin ise kazanacağını” ifade etti.

Hiçbir Savaş Kürtlerin Kazanımlarını Yok Edemez’

Onun ardından konuşan HDP Diyarbakır Milletvekili Saliha Aydeniz ise, 50 gündür devam eden direniş üzerinde durdu. Kayyumların yolsuzluklarını çarşaf çarşaf ortaya koyanların görevlerinden alındığını belirten Aydeniz, yüzyıllardır Kürtlere savaş dayatılsa da, Kürtlerin geri adım atmadığını ve atmayacağını ifade etti. Aydeniz, “Rojava saldırmak halkların birliğine saldırmaktır. Efrin’de gördük. Yaşanan hak ihlallerini gördük. İnsanların diline, kültürüne yapılan saldırıları gördük. İnsanların nasıl kaçırılıp öldürüldüğünü gördük. Oradaki savaş iktidarın bitmesi anlamına da geliyor. Onlarca savaş suçu işleyenler, bugün tekrardan savaş başlatıyor. Savaşta ısrar, tarih, insanlık ve birlikte yaşama saldırıdır. Hiçbir savaş Kürt halkının kazanımlarını yok edemeyecek. Savaşlara karşı direnerek kazanacağız” dedi.  Yapılan konuşmalar sonrası Demokrasi Nöbeti, oturma eylemiyle son buldu. (MA)

adhk tarafından

Dersim’de SMF ve HDP yönetici ve üyelerinin evlerine polis baskını: 9 gözaltı, gözaltılar sürüyor

Ekim 7, 2019 de ANASAYFA adhk tarafından

Dersim’de SMF ve HDP üye ve yöneticilerinin evlerine sabah saatlerinde polis baskını gerçekleşti Baskınlarda 9 kişi gözaltına alınırken, gözaltı saldırısının sürdüğü bilgisi duyuruldu

DERSİM (07-10-2019) Dersim’de Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF) ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) yönetici ve üyelerinin evlerine sabah saatlerinde gerçekleştirlen polis baskınlarında çok sayıda kişi gözaltına alındı.

Kentte sabah saatlerinde çok sayıda adrese düzenlenen baskınlarda 9 kişinin gözaltına alındığı bilgisi verilirken, gözaltıların devam ettiği bilgisi verildi.

Baskınlarda gözaltına alınan isimler şöyle:

Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) eski yöneticisi Celal Aydın, Halkların Demokratik Partisi (HDP) eski İl Eşbaşkanı Murat Polat, HDP yöneticileri Balaban Turgut ve Cemal Güngörmüş, İl Genel Meclis üyesi Mehmet Ali Yazır ile birlikte Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF) üyeleri; Mustafa Ataç ile Özcan Ateş, Feride Kıt, Berivan Kıt Güngörmüş.

Gözaltı gerekçesi henüz bilinmeyen 9 kişi İl Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldüğü belirtildi.  (MA)

adhk tarafından

ADHK 27. Kongresini 19-20 Ekim tarihlerinde Frankfurt’ta yapacak

Ekim 2, 2019 de ANASAYFA adhk tarafından

ADHK (Avrupa Demokratik Haklar Konfederasyonu), 27’nci Kongresini “Emperyalist-Kapitalist Saldırganlığa ve Sömürüye Karşı, Sosyalizm için Örgütlenelim, Mücadele Edelim, Kazanalım!” Şiarıyla 19-20 Ekim 2019 tarihlerinde Haus der Jugend / Deutschherrnufer 12 / 60594 Frankfurt/M. / Almanya’da yapacak.

ADHK (02-10-2019) Sınıf mücadelesi içinde tarihsel geçmişiyle saygın yeri olan ADHK (Avrupa Demokratik Haklar Konfederasyonu), Emperyalist- Kapitalist saldırganlığa ve sömürüye karşı, sosyalizm için örgütlenelim, mücadele edelim, kazanalım şiarıyla 27. Kongresini 19-20 Ekim 2019 tarihlerinde yapacaktır.

  1. Kongremizi, Emperyalist- Kapitalist saldırganlığa ve sömürüye karşı, sosyalizm için örgütlenelim, mücadele edelim, kazanalım şiarıyla örgütlerken, Dünya, Türkiye ve K.Kürdistanda önemli gelişmeler yaşanmaktadır. Bu gelişmeler; Dünya’nın değişik parçalarında ezilen halkların mücadelesi hız kesmeden sürmektedir. Sınıf mücadelesi dünyanın değişik parçalarında siyasi, ideolojik, politik düzeyde sürerken, Emperyalistler arası pazar kavgası da keskinleşmiş, bölgesel savaşlarla devam etmektedir. Bu savaşların faturası emekçilere, yoksullara çıkarılmaktadır. Kendi topraklarını terk etmek zorunda kalanların bir bölümünün bedenleri balıklara yem olmakta veya küçük çocukların bedenleri kıyıya vurması bu haksız savaşların sonucudur.

Dünya Kapitalist sistemin Ortadoğu’da bekçiliğini yapan, Türk devleti ise; Kürt ulusal hareketin kazanımlarını yok emek için Güney ve Batı Kürdistan’ı işgal etme planları içindedir. HDP’nin kazandığı belediyelere kayyum atanarak, Kürt ulusun iradesini zorla gasp etmeleri, buna karşı direnen binlerce halkın sokakta eyleme çıkmaları… 27. Kongremize denk gelen önemli gelişmelerdir.

Kongremize denk gelen diğer gelişme ise; Konfederasyonumuzun faaliyet yürüttüğü alanlarda, Neo Nazi faşist örgütlemelerin gelişmesidir. Avrupa’nın değişik ülkelerin de örgütlenen, Neo nazi parti ve örgütler devletten aldıkları destekle, Avrupa ülkelerinde yerel ve merkezi hükümete girmişlerdir.

Bu gelişmelerin siyasal ortamında yapacağımız 27. Kongremiz, sosyalist mücadelenin temel taşlarının bir basamağı olacaktır. Emperyalist-Kapitalist saldırganlığa ve sömürüye karşı, sosyalizm için örgütlenelim, mücadele edelim kazanalım, teorik tesbitler delegelerimizin iradesiyle nesnel güce dönüştüreceğiz. Bugün ki, özgül durumda, Emperyalist- Kapitalist saldırganlığa karşı, sosyalizm için örgütlenmeden, mücadele edilmeden kazanma imkansızlığını biliyoruz. Ezilen halklar ile birlikte, Emperyalist-Kapitalist sisteme ve her türlü gericiliğe karşı kazanmak istiyoruz, dolaysıyla Emperyalist- Kapitalist saldırganlığa ve sömürüye karşı, sosyalizm için örgütlenelim, mücadele edelim kazanalım.

  1. Kongremize tüm devrimci, demokrat, yurtsever, sanatcı, yazar v.b kişi ve kuruluşları kongremize katılmaya davet ediyoruz.

ADHK 27. Kongresi

Tarih: 19-20 Ekim 2019 / Saat: 12.00 (Cumartesi)

Yer: Haus der Jugend /  Frankfurt

Deutschherrnufer 12 /

60594 Frankfurt/M. / Almanya

ADHK (Avrupa Demokratik Haklar Konfederasyonu)

adhk tarafından

ADHF; Birliğimiz 3 Ekim’de değil sosyalizmde!

Ekim 1, 2019 de ANASAYFA adhk tarafından

3 Ekim, iki Almanyanın birleşme günü, Wieder Vereinigung adıyla milli bayram olarak kutlanan bu gelişmenin üzerinden 29 yıl geçti Geçen zaman gösterdi ki, yaşananlar ezilen halkların  çıkarından ziyade, Alman tekelci burjuvazisinin işine yaradı

ADHF (01-10-2019) Duvar yıkıldı ama Emperyalist  kapitalist duvarlar Dünyanın çeşitli ülkelerinde yükseldi. 61-91 yılları arasında sınırı geçmeye çalışırken 200 kadar insan öldü. Bugün ise bölgesel savaşlardan, açlık, yoksulluk ve emperyalist kıyım ve yıkımdan ötürü ülkelerinden kaçarak Almanya‘ya ulaşmaya çalışan  binlerce yoksul- emekçi  insan denizlerde boğularak can verdi.

Duvarların yıkılmasının altında özgürlük çıkmadı. Yoksulluk, barbarlık, ölüm ve zulüm çıktı.

“Birleşme” olarak sunulan şey, Batı Alman Emperyalizminin, kapitalist bürokratik doğuyu yutması ve Almanya’nın, dünya sahnesine militarist bir güç olarak çıkmasını sağladı. Artık Alman burjuvazisinin eli kolu güçlenmiştir. Ülke içinde polisiye yasalar, aşırı sağcı grupların önünün açılması, sosyal haklar konusunda her geçen gün atılan geri adımlar, Almanya’yı bir sosyal devlet olma görünümünden çıkarmış, nato görevi adı altında uluslararası asker konuşlandırma konusundaki çabaları öne çıkmıştır.

Geçen 30 yıllık surede ırkçılık ve halklar arası düşmanlık arttı. Sosyalist “tehdit”e karşı korunan sosyal haklar yok edildi. Afganistan’da, Afganistan savaşın bittiği söylenerek insanlar sınır dışı edildi. Göçmen şantajı  karısında Türkiye’nin Suriye’deki işgal girişimlerine örtülü şekilde destek sağlandı.

Almanya, Avrupayı (Finans hareketleri ve sanayi gücüyle) kendine bağlı hale getirdi, diğer AB ülkeleri üzerindeki hegoman eğilimlerini artırdı. Birleşme halka barış ve refah getirmedi, yoksulluk, şiddet, ırkçılık, toplumsal huzursuzluk getirdi.

Duvar sonrası Almanya AB içinde liderlik rolünü üstlendi ve Avrupa Kapitalizminin başat gücü haline geldi. Bugün Avrupa’nın genelinde sürdürülen siyasi ve ekonomik tüm kararların arkasında Almanya’nın ağırlığı vardır. Yaşananlar gösterdi ki yeniden birleşme değil, Doğu’nun, Batı’yı yutması ve kendine iltihakıdır.

Bugün büyük sanayi markaları ve savaş bölgelerine satılan ağır silahlar dışında Almanya, kendi halkına ve dünyaya ne sunmaktadır? Irkçılık, ayrımcılık, yabancı düşmanlığı ve her geçen gün  giderek daha çok büyüyen gelir eşitsizliği.

Birleşmeden hemen sonra sağcı ırkçı grupların şiddet olayları gün yüzüne çıkmış, Nazi rejiminin, toplumu belli halk gruplarına bölüp düşmanlaştırarak yönetme siyaseti, bugün mülteciler üzerinden yürümektedir. Son eyalet seçimlerinde, en açık faşist söylemler  üzerinde propaganda sürdüren partinin  oy oranı   % 20 civarıdır. Bunun dışında daha politik davranan ama bazı sınırlayıcı engellerden kurtulunca kendini daha açık ortaya koyacak militarist bir potansiyel geri planda beklemektedir.

Almanya’da yaşanan ve dünya genelindeki Emperyalist saldırganlıktan bağımsız olmayan bu militarist dönüşümde 3 Ekim “Birlik” günü bir milat olarak görülebilir. 2. paylaşım savaşına giden kötü miras neredeyse unutulmuş, bir çıkışsızlık nedeniyle Kapitalist çevrim kendini tekrar başa sarmıştır.

Bizim görevimiz, içinde yaşadığımız Almanya başta olmak üzere dünya gericiligine karşı mücadeleyi yükselmek ve bu tarihsel günlerde, işçiler ve ezilenlerin tarih yazımına katılmaktır. Dünya, yeni bir emperyalist savaşı kaldırmayacak kadar küçük, halkların tarihsel gelişimi, belli bir azınlığın özel mülk hırsına kurban edilemeyecek kadar büyüktür.

Almanya Demokratik Haklar Federasyonu

adhk tarafından

Demokrasi Nöbeti 43’üncü gününde: “Kazanımlarımızdan vazgeçmeyeceğiz”

Eylül 30, 2019 de ANASAYFA adhk tarafından

Demokrasi Nöbeti’nin 43’üncü gününde konuşan HDP’li Pero Dündar, kayyumlara karşı çıkmanın demokrasinin bir ilkesi olduğunu belirterek, “Ne haklarımızdan ne de eşbaşkanlık kazanımlarımızdan vazgeçmeyeceğiz”

HABER MERKEZİ (30-09-2019) Halkların Demokratik Partisi (HDP) yönetimindeki belediyelere kayyum atanmasının ardından başlatılan Demokrasi Nöbeti Mardin’de 43’üncü gününde devam etti. HDP il binası önünde süren eylem öncesi polisler il binasını abluka altına alırken, HDP’liler abluka altında şarkılarla eylemini sürdürdü. Bir süre devam eden nöbet ardından açıklama yapıldı.

Açıklama yapan HDP Mardin Milletvekilli Pero Dündar, her gün olduğu gibi kayyuma karşı yine alanlarda olduklarını söyledi. Hukuksuzluk ve irade gaspına karşı durduklarını ifade eden Dündar, “Burada Kürt halkının iradesine ve haklarına bir saldırı var. Biz de zulüm olan yerde ayakta kalmaya devam edeceğiz. Bu saldırılar devam ettiği için biz de alanlardayız. Bu saldırıların önünü kapatacak olan kimdir? Kürt halkının kendisidir. Kürt halkının kadınları, partisi ve gücüdür. Şu an muhalefet eden tek kesim bizleriz. Bugün alanlarda biz sonuna kadar direnirsek Türkiye’de bulunan diğer demokratik kesimlerde bize bakar ve onlarda ayakta kalır” dedi.

İktidar savaş istiyor

Eylemlerin Türkiye’nin her yerinde devam edeceğini kaydeden Dündar, “Bu ülkenin iktidarı hırsızlığın ve kara yüzlülüğün iktidarıdır. Bu baskılar sona erene kadar da biz mücadele etmeye devam edeceğiz. Biz buradayız. Halktan seçimin intikamını almak istiyorlar. Buraya yapılan saldırılar sadece  belediye üzerinden değil. Rojava ve Avrupa’da dört bir yandan saldırı  ve savaş politikası yürütülüyor. Neden bunları yapıyor çünkü savaş istiyor” diye konuştu.

‘Bugün buradayız yarın yeniden burada olacağız’

Dündar sözlerini şöyle tamamladı: “Her gün buralara bomba yağıyor bu para bizlerin emekçilerin cebinden çıkıyor. Bizi tanımayanları bizim de tanımamamız gerekiyor. Bu bir suç değil, bu demokrasinin ilkesidir. Bu kayyumları geç olmadan bir an önce geri çekin. Ne haklarımızdan ne de eşbaşkanlık kazanımlarımızdan bir adım geri adım atmayacağız. Bugün buradayız yarın yeniden burada olacağız.” (MA)

adhk tarafından

Güneşe Uğurladıklarımızın Ardından

Eylül 26, 2019 de ANASAYFA adhk tarafından

Parisli komünarların barikatlarda tutuşturduğu isyan ateşini dalga dalga büyüterek Rusya da çarlık despotizmine karşı baş kaldıran ve Sosyalizme emin adımlarla yürüyen, Mao yoldaşın o büyük çağrısıyla burjuva karargahları ‘’bombalayan’’ kahraman işçi sınıfı ve köylülerin göklere çektiği kızıl bayrağı nesilden nesile aktaran ölümsüz kahramanlarımızı bir kez daha sevgi ve minnetle anıyoruz.

Sınıflar arası antagonist çelişkiyi felsefi boyuttan somut yaşamsal boyuta taşımak biz Komünistler için hayati önemdedir. Felsefi-ideolojik, politik ve siyasi anlamıyla bol naralar atarak sınıf mücadelesin de lafazanlık yapmak yerine onu’’ bilmek yapmaktır’’ bilinciyle pratiğe geçirmek, savaşta cüret kavgada ısrar bayrağını göndere çekmek geçmiş süreçlerde olduğu gibi bugünde hep aynı hayati önemde olmuştur. Maoistlerin Parti-Ordu- Cephe stratejisinin devrimde ki en önemli silahları olduğunu bilince çıkartarak dağlarda ve şehirlerde kavgaya atılan, bu uğurda bir an olsun tereddüt etmeden kahramanlıklar yazan yoldaşlarımız tarihin ak sayfalarına iz düşmüşlerdir. İşte Mesut ve İsyan yoldaşlarda bu mücadele de bilinçlerini kavganın pratik sahalarında daha da berraklaştırmak ve kavgayı dahada yukarılara taşımak için Maoist Parti saflarına katılmış iki sıra neferiydiler.

Coğrafyamızın zengin tarihinden geliyordu köklerimiz,  Şeyh Bedreddinlerden, Torlak Kemal ve İnce Mehmetlerden. Ermeni devrimci Paramazın attığı ilk tohumdu bu topraklarıyeşerten ve köklerimizi besleyen.  Atmış sekiz devrimci gençlik kuşağı gelir aklıma her genç devrimci ölümsüzleştiğinde,çünkü gençtir silah elde toprağa düşenlerimiz ve ısrarcısıdır Mahirin Denizin İbrahimin Mazlumun bıraktığı şanlı kavganın.

Komünist önder İbrahim Kaypakkaya’nın bıraktığı mirası veMarksist- Leninist- Maoist çizgiyi savaş alanlarında hayata döken, kavgayıyükselten birer sıcak nefes olmuştur İsyan ve Mesut yoldaşlar. Mesut yoldaş Maoist Partinin zorlu bir sürecinde katılmıştı gerillaya, bazı süreçler gerillaiçin daha fazla güç ve irade istemektedir, Mesut yoldaşta böylesi süreçtekatılarak örgütüne ve yoldaşlarına karşı duyduğu sorumluluğuyla hepimize örnekolmuştur.

Mesut yoldaşla ilk karşılaşmamız Dersim’in serin bir sonbahar gecesi olmuştu. Uzun süredir bir bölgede belirli faaliyetler içingörevlendirilmiş ve yaz sürecinin önemli bir bölümünü orada geçirmişti. Akşam üstü olmasını bekliyoruz, havanın kararmasıyla birlikte yola çıkıyoruz ve uzun bir yürüyüşün ardından gece yarısı yoldaşların kaldığı noktaya doğru yaklaşıyoruz, aramızda anlaşabildiğimiz tarzda ıslık çalmaya başlıyor komutan yoldaş ama cevap yok biraz daha çalıyoruz, daha sonra sessiz bir şekilde cevap bekliyoruz, evet aynı tarzda çalan ıslıkla cevap geliyor ve aynı anda ay ışığı altında belli belirsiz ince bir gölge beliriyor, yaklaştıkça suratında çocuksu bir gülüşle Mesut yoldaş, yanında Cenk yoldaş sarılıp selamlaşıyoruz daha sonra selamlaşma hal hatır sorma faslı, düşman hareketliliğine dair bilgi alışverişinde bulunuyoruz.  O arada komutan yoldaş ‘Mesut yoldaş hazırlan benimle geliyorsun’  diyerek araya girdi, o anda Mesut yoldaşın gözlerine yansıyan mutlu bir gülüş, uzun bir aradan sonra farklı alanlara çıkmanın ve diğer yoldaşları da görmenin heyecanı okunuyor bakışlarından.  Ayrılırken vedalaşma esnasında bir dahagörüşeceğimizi bilmeden savaş koşullarının verdiği duyguyla kucaklaşıp ve dalaşmıştık. Tabi gelecek süreçte uzun süre beraber kalacağımızı bilmeden…aradan bir ay kadar  geçtikten sonra kışüslenmesi için bir alanda toplanmaya başlıyoruz ve Mesut yoldaş bağlı olduğu birimile birlikte o bilindik gülüşüyle sırtında kendisi kadar  ağır olan bir çantayla çıkıp geliyor, o zayıf görünen fiziğine rağmen sırtına BKC (biksi) silahını alır beline şeridini bağlar ve çantasına da biksi mermilerini doldurur ancak hiç ses çıkartmadan yükü omuzlar yürürdü.  Fiziki olarak zayıf olmasına rağmen inancı ve kavga ısrarı onu güçlü kılardı.

Üslenme alanına erzak çekme vb. çalışmalar başlamıştı havalar değişken, kimi zaman sis var kimi zaman günlerce yağmur, bazen bir anda güneş açıyor bu yüzden çalışmalar her zaman aynı tempoda yürümüyordu, her fırsatta çalışmaları hızlandırmaya çalışırdık.

Yük taşırken, depodan malzeme almaya giderken vs. aynıpatikada yoldaşlarla ya yan yana yürürdük ya da karşılaşırdık, Mesut yoldaş, yoldaşlarla her karşılaşmasında yoldaşlara takılır uzaktan laf atar veya sohbet ederdi.  Yaşam da moral motivasyonu nasılsaçalışmalarda daha hassas ve moralli olmaya çalışırdı. Kamp çalışması ve üslenmefaaliyeti esas anlamıyla bittikten sonra son kar yere düşene kadar ve belli birölçüde yağana kadar güvenlik gerekçesi ile kampa girmeme kararı alınmıştı, bundan kaynaklı kampdan önceki son günlerimiz esasta dışarıda mevzilenmede geçmekteydi, Mesut yoldaş biraz yüksek bir yerde Biksi silahının başında ben ve Cenk (Eren Tali) yoldaşta onunla aynı mevzideydik, 3 kişilik dar bir mevzi dehareketsiz bütün gün sadece dürbün atarak ve keşif yaparak geçiyordu. Bu zamandiliminde nöbetin dönüşümünü fırsat bilerek montuna sarılıp uyuklamak o soğuktanormal geliyordu tabi. Kimi zaman esprilerle moral bulur kimi zaman birbirimizin kırdığı potlarla alay eder gülerdik, bazen genel sohbet havasında geçerdi zamanımız.  Tabi en güzel yönlerinden biriside dürbün atarken karşı tepede dürbün atan yoldaşla aynı anda birbirimize bakmamız ve el sallayıp selamlaşmamız olurdu.

Bir sabah kahvaltı sonrası telsizden radyo dinlerken yağışların yakında geleceğini öğreniyoruz ve buna göre hazırlıklarımızı yaparak konumlanıyoruz. O gün farklı yoldaşlarla farklı mevzide konumlanmıştım ve birtane kar tanesi bile düşmemişti yere, bir yandan mutlu olurken öbür yandan üzülüyorduk, hazırlıklar tamamen bitmişken bir operasyon dalgasını istemiyorduk, eğer yağış olmazsa operasyon ihtimali devam ediyordu, ama bir yandan da o yüksek karların altında aylarca kalmak vardı, birde karın az yağıp erken kalktığı ve kışın erken bittiği bir ihtimal, ama bu son  ihtimal Dersimde hiç tutmuyor, sanki her kış birbiriyle yarışırcasına ağırlaşıyordu sanırım.

Bir gün sonra Mesut ve Cenk yoldaşlarla aynı mevzide günlük rutinimizde nöbet tutuyoruz, gökten hafif ama lapa şeklinde kar taneleri düşmeye başladı, oldukça yavaş olduğu için çok önemsemedik, aynı hızda yağmaya devam etti ve yine çok önemsemedik hızlanırsa nasıl olsa giderdik, hem karın azolduğu zeminde iz yapmak tehlikelidir gerilla için. Tabi beklerken baktık ki her taraf bembeyaz ve kar hızlanmaya başladı, mevziyi toplayıp hazırlık yapana kadar karın yükseldiğini ve diğer birimlerinde yavaş yavaş çekildiğini fark ettik, Cenk ve Mesut yoldaş sakin tabi ben o havaya çok alışkın olmadığım için içimde bir tedirginlik, ama sonuç olarak mevziden çıkıp kamp alanına gidene kadar kar diz boyunu aşmaya başlamıştı, bata çıka birbirimize kar topu ata ata kampa ulaştık, kapıdan girdiğimizde bizden önce gelen yoldaşların yağıştan yararlanarak sobayı yaktığını ve çayı da bardaklara doldurup dağıttığını görünce hepimiz az önce bıçak keskini soğuğu unutup diğer mevzilerden gelen yoldaşlarla sohbet ederek çaylarımızı yudumlamaya başlamıştık bile.

Aradan bir yıl kadar geçen zaman dilimi, farklı yoldaşlarla farklı alanlarda gerillanın rutin bir faaliyeti içerisindeyiz, farklı örgütten bir siper yoldaşımızla sohbet ederken haberleri aktarıyor, bir anda aklına gelen bilgiyi paylaşıyor hızlıca ‘’yoldaşlar sizin arkadaşlar Ovacık’ta pusuya düşmüş ve iki yoldaş şehit düşmüş haberiniz varmı?’’ haberlere göz gezdiriyoruz hızlıca, Mesut ve İsyan yoldaşın resimleri çıkıyor karşımıza sonra partimizin açıklaması… esmer gülüşleri ve hayat dolu bakışlarıyla İsyan ve Mesut yoldaşların 26 Eylül 2017 tarihinde düşman pususuna giren birliğimizin bu pusuyu yararak çıktığını ancak İsyan ve Mesut yoldaşların bu pusuda ölümsüzleştiğini öğreniyoruz.

2017 yılında mücadele ısrarı ve inançlarıyla, cesaretleriyle bizlere ölçüt olan Şiar ve Fırat yoldaşlar, Şahin, Mercan ve Doktor yoldaşlar, Munzurların doruklarında yürek yüreğe verip düşmanın saldırılarına direnerek ölümsüzleşen Deniz, Lori , Cenk ve Savaş yoldaşları ve ismini sayamadığımız nice Devrim ve Komünizm savaşçılarını saygı ve minnetle anıyoruz.

Cem Gürgül (MESUT) ve Özcan Öner (İSYAN) yoldaşların anısına… 

Kazım Lori – Halkın Günlüğü okuru