adhk tarafından

Bülent Ecevit Başel yoldaşı kaybettik

Temmuz 14, 2020 de ANASAYFA adhk tarafından

Bülent Ecevit Başel yoldaşı, 12 Temmuz günü, uzun bir süredir ağır bir hastalıkla sürdürdüğü yaşam mücadelesinde kaybettik

Stuttgart (14-07-2020) Sevgili dostumuz, yoldaşımız; 10 Mart1968 Sivas-Zara doğumlu Bülent Ecevit Başel’i, uzun bir süredir ağır bir hastalıkla sürdürdüğü yaşam mücadelesinde kaybettik.

Başta ailesine, sevgili eşi Nurcan’a, sevgili kızları Alev ve Berfin’e, yoldaşlarına ve tüm sevenlerine, Avrupa Demokratik Haklar Konfederasyonu olarak sabır, direnç, baş sağlığı diliyor ve acılarını paylaşıyoruz.

Bülent yoldaş, seni, mücadeleni ve emektarlığını unutmayacağız! Anılarını ve mücadeleni mücadelemizde yaşatacağız!

ADHK (Avrupa Demokratik Haklar Konfederasyonu)

adhk tarafından

Faşist Türk Devletinin Provokasyon ve Saldırıları İsviçre-Zurich’te Protesto Edildi

Temmuz 12, 2020 de ANASAYFA adhk tarafından

İSVİÇRE (12-07-2020) İsviçre Zürich de 11 Temmuz da, Faşizme Karşı Ayağa Kalk! “ Steh auf gegen den faschısmus” İsviçre Demokratik Güç Birliği öncülüğünde düzenlenen eyleme kitlesel bir katılım ile, Türk devletinin işgal saldırıları ve Avrupa’daki faşist saldırıları karşı merkezi bir yürüyüş gerçekleştirilerek protosto edildi

Rathausbrücke de başlayan yürüyüşe faşizme karşı omuz omuza, yaşasın devrimci dayanışma İDGB’nin Ortak pankart arkasında bir araya gelen İDHF-ADHK-SYM’nin yanısıra Devrimci demokratik sosyalist kurumların yeraldığı yürüyüş de dikkat çekilen eylemde, Türk devletinin tüm ezilen halklara yönelik gerçekleştirdiği katliamları ve son dönemlerde   pervasızlığıyla yaratmaya çalıştığı Avrupadaki saldırganlığı, Kürdistan da sınır ötesinde sürdürdüğü işgal operasyonları protesto edildi.

Türk devletinin MİT destekli provokasyon saldırısının geçtiğimiz günlerde Avusturya’da hayata geçirildiği, bunu devamında yaratılmak istenen TC devlet destekli Zürich de özellikle Avrupa’daki MİT ve diğer gizli kurumları aracılığıyla bir Türk-Kürt çatışmasını körükleme, sözde 15 Temmuz kutlamaları adı altında AKP-MHP destekli, ırkçı milliyetci faşist gruhları tarafından organıze edilmek istenen yürüyüş, İDGB tarafından protesto edildi.

“Faşizme karşı ayağa kalk! “ eyleminde, AKP-MHP’nin uzun bir süredir yurt dışında sürdürdüğü MİT faaliyetleri üzerinden Kürt kurumlarında çalışan siyasetçileri, devrimcileri ve Alevileri hedefine koyarak yeni provokasyonlara ve saldırılara girişmesi kitleler tarafında atılan sloganlarla protesto edildi. Sık sık “Terörist Erdoğan”, “Katil Erdoğan” Kürdistan Faşizme Mezar olaçak” sloganlarının da atıldığı yürüyüşte, bu süreçte Avrupa’da bütün ilericilerin, devrimcilerin ve halkımızı faşist saldırılara karşı birleşmeye, mücadeleyi yükseltmeye çağırıyor direnişi daha yükseltmesi gerektiğine vurgu yapılarak, yapılan açıklamalarla yürüyüş sonlandı.

adhk tarafından

Cinsiyetçi, Irkçı Sistemleri Reddediyoruz!

Temmuz 12, 2020 de ANASAYFA adhk tarafından

10 Temmuz akşamı Viyana’da , Avrupa Kadın Dayanışması, Komintern, Frauen FZ, Siyah block, Latin Amerika Otonom kadın grubu ve daha bir çok kadın örgütünün renklerinin yansıdığı eylem, saat 18:00 de başladı ve coşku içinde 21,30’a kadar sürdü

VİYANA (12-07-2020) Kadına yönelik şiddet, cinsiyetçilik, faşizm ve ırkçılığa karşı kadınlar Viyana’da yine sokaktaydı.

Bir araya gelen kadın örgütleri önce ortak ve kurumsal açıklamalarını okuyarak cinsiyetçiliğe, kadına yönelik şiddete ve kadın katliamlarına, ırkçılığa, faşizme karşı vurgu yaparak , “örgütlü kadın mücadelesini güçlendirelim” çağrısında bulundular. Yakın zamanda Tirol’da yaşanan kadın cinayetine yeniden vurgu yapılarak, “kadın dayanışmasını daha da yükseltelim” çağrısı yapıldı. Hep bir ağızdan “Kadın Cinayetleri politiktir”, “Jin Jiyan Azadî“ sloganları sıkça atıldı.

Avusturya da 24 Haziran‘da başlayan ve dört gün süren AKD eylemine ve devrimci – demokrat kurumlara yönelik gerçekleştirilen saldırı kınanarak “Viyana sokaklarında cinsiyetçiliğe ve faşizme geçit yok” denilerek, “Kadınlar Birlikte Güçlüyüz”, “Yaşasın Kadın Dayanışması”, “Yaşasın Devrimci Dayanışma” vurgusu yapıldı. Konuşmaların ardından başlayan yürüyüş; “ırkçı cinsiyetçi sistemi red ediyoruz” ve bir çok dilde yazılan “ Kadın Yaşam Özgürlük” AKD imzalı renga renk ortak pankartlar taşındı. Miting ve yürüyüş boyunca polisin özel oluşturduğu güvenlik dikkat çekti. Miting Şili kadın mücadelesinin sembolü olan Las Tesis dansıyla, atılan sloganlar ve alkışlar eşliğinde sona erdi.

Birlikte Güçlüyüz;

Ataerkilliğe karşı günlük yaşamda, iş yerlerinde, resmi kurumlar da yaşanan psikolojik ve cinsiyetçi baskıya miting boyunca vurgu yapıldı. Altı yüze yakın kadının katıldığı eylem, renkliliği ve coşkusuyla ilgi gördü. Kadınların sınırları aşarak şiddeti görünür kılan ortak mücadelenin yanı sıra, patriyarkal, ırkçı, ayrımcı emperyalist sisteme karşı kadın mücadelesinin öneminin AKD ile daha da anlamlandığı ve ortak mücadelenin önemi ve kazanımları, Viyana’da bu eylemle bir kez daha pratik olarak gösterilmiş oldu.

AKD olarak her alanda anti faşist, anti kapitalist örgütlü kadın mücadelesini görünür kılmak için tüm saldırılara inat, mücadele araçlarını birleştirmeye, çoğaltmaya çalışarak Patriyrkal sömürü sistemini teşhir etmeye ve kadın mücadelemizi coşkuyla sürdürmeye devam edeceğiz.

VİYANA AVRUPA KADIN DAYANIŞMASI

adhk tarafından

Siegen’de Irkçı Faşist Partiler Protesto Edildi

Temmuz 11, 2020 de ANASAYFA adhk tarafından

10 Temmuz Cuma günü, Siegen’de, Üçüncü Yol isimli faşist partinin büro açılışı anti-faşist ve ilericiler tarfında kitlesel katılım ile protesto edildi

SİEGEN (11-07-2020) Almanya’da yükselen ırkçılık ve giderek büyüyen faşist partiler, devletin destegi ile birlikte, yerel alanlardı büro açma, faaliyetülerini ilerletme çalışmaları her geçen gün artmaktadır. Emperyalist tekelci burjuvazi, ırkıçı, faşist partilerin gelişip güçlenmesini desteklemektedir. Devletin kendisi, ırkçılık, yabancı düşmanlığını yürütmekte, ekonomik krızin sorumlusunu yabancıları göstererek, kamuoyunda yanıltamaktadır. Bu propagandayı sürekli yapmakta ve ırkçı partilerin örgütlenmesine, saldırılarını artırmasına açıktan destek vermektedir.

Bu ırkçı faşist partilerden biride NPD içinde ayrılarak kendisini Üçüncü Yol olarak adlandıran Parti Cuma günü Sigen’de büro açlışını yaptı. NRW bölgesinde bu partinin ilk örgütlenmesidir. Sigen’de faşist partinin büro açılışını protesto etmek için yürüyüş ve miting düzenlendi. Kısa sürede örgütlenen eyleme katılım 2500 civarındaydı. Yerel alandaki anti faşist ve ilericilerin oluşturduğu, ADHK’nında içinde yer aldığı platform önderliginde  yapılan eylem, yürüyüş boyunca atılan sloganlar ve miting alanında yapılan konuşmalarla başarıyla sonuçlandı.

adhk tarafından

Çoklu Baro, ‘İslami Ekonomi’ ve Cakka Fişeği / Hasan Hayri Aslan

Temmuz 7, 2020 de ANASAYFA adhk tarafından

Cumhuriyetin kötü ayarlarından zuhur eden bu ayarsız asalak düzeni eski “cumhuriyetin ayarlarına geri dönerek” ortadan kaldırmak artık mümkün görünmüyor, sanırım bize başka bir şey gerekli: Devrim!

Hasan Hayri ASLAN (07-07-2020) Küresel eşkiyanın korsan filosunun karşısında namaz kılıp ülkenin yurtsever gençlerini öldürdüler. “Cumhuriyet” poliisi bol paçalı, çember sakallıların o linç cineyetlerine yardımcı oldu, zulasından çıkardığı hançerini sapladı gençlerden birinin yüreğine. O “kanlı Pazar” günü isyanın şart olduğunu anladım. İşçiler de anladı; Haziranda isyan ettiler, tankların üzerine yürüdüler. 12 Mart’ta Amerikancı anti-komünist ihanet örgütlerinin davetiyle anti-komünist “cumhuriyet” generalleri ülkenin en yiğit, en namuslu, en parlak gençlerinin tepesine balyozlarını indirdiler, üçer üçer, beşer beşer, onar onar öldürdüler gençlerimizi. Hep öldük o andan itibaren.

Yetmedi, “kökünü kazıyın” dediler. İstanbul, Maraş, Malatya, Sivas, Çorum’da kökten öldürmeye giriştiler. 12 Eylül’de “cumhuriyet ordusu”nun “Amerikan oğlanları” ellerinde kazmalarıyla ülkenin toprağından aklın, yurteseverliğin, devrimciliğin kökünü kazmaya geldiler. Kazdılar da ha kazdılar. Ordudan, polisten, bürokrasiden eğitimden, adliyeden demokrat, yurtsever ve “milli” olan ne varsa temizlediler. Onların kazındığı her karış toprağa ihanetin, alçaklığın, ortaçağ kahpeliğinin tohumlarını ektiler. Tarihsel olarak kanıtlandı ki, anti-komünizm, halk düşmanlığı, akıl düşmanlığı barış, demokrasi ve yurtseverlik düşmanlığı imiş!

Nerde bir ışık parlasa kahpece üzerine abandılar. Patır patır, azgın bir kin ve vahşetle ülkenin en seçkin aydınlarını öldürmeye hız verdiler. “İran mollalarının parmağı” arandı, yerli mollaların tetikteki parmağı saklansın diye. 2 Temmuz yangını aydın soykırımının zirvesiydi. “Cumhuriyet Sivas’ta kuruldu Sivasta yıkılacak” dediler, “cumhuriyetin” bütün yöneticileri, yanıp kül olan cumhuriyetin Sivas’ın semalarını kaplayan kara dumanlarını “vatandaşın kabız yellemesi” diye gün boyu sabırla seyrettiler ve kundakçılardan kimsenin “burnu kanamadı” diye sevindiler. Sonra olası isyanı dengelemek adına özel, iğrenç bir organizasyonla gidip Erzincan’da aynı miktarda devrim sever Başbağlar köylüsünü öldürttüler! Köyleri yıktılar, kentleri yıktılar…

Ülkenin aydınları öldü, fukara halkı öldü, onlar ülkenin gayri milli, küresel gericiliğin bütün ırkçı ve dinci ihanet gûruhu olarak gelip iktidara oturdular. “Açılım” felan diye Osmanlının “cumhuriyet”le esaplaşma defterlerini açtılar aslında.

“Cumhuriyet”in başkentinde, cumhuriyete meydan okuma adına liderinin arazisi üzerine nisbet olsun diye estetik fukarası cehalet sembolü Osmanlı sarayını kurdular.

Ülkenin en uzun köprüsüne Osmanlı hanedanı atası birinin adını verdiler. İstanbul Boğazı’nın bir köprüsüne bir sultanının, ötekine tarihin en kanlı Osmanlı padişahının adını verdiler. Ülkenin en zalim baskıcı padişahı Abdülhamit’in adını her tarafta “cumhuriyet” kurumlarının üzerine çaktılar.

Meğer “derin devlet” bunlarmış! “Cumhuriyet”in bünyesine ahmakça yerleştirilen, tasfiye edilmemiş ortaçağ kalıntılarıyla beslenerek büyüyen osmanlı “ur”u bu kez “cumhuriyeti” dünyanın “hasta admı” yaptı. Her taraf moloz, çamur ve toz duman içinde.

Ülkenin bütün maddi varlıklarını elegeçirdiler, her köşe başına, yol ve köprü başına oturmuş eşkiyalar gibi halkın kanını emiyorlar. Tıpkı Osmanlı düzenindeki gibi; ülkenin her şeyi Osmanlı ailesinin “mülkü” ve bütün yurttaşlar onların “kulları” idi ya, aynen öyle! “Kullara”, hukuk, anayasa ve barolar gerekli değil artık, buyruklarla yönetiliyor memleket.

Her sabah yeniden yeniden İstanbul’u fethediyorlar. Bu kez Bizans felan yok, halktan alıyorlar İstanbul’u. Temmuz başında Danıştay 10’uncu dairesinde “Sürekli Vakıflar Tarihi Eserlere ve Çevreye Hizmet Derneği” Avukatı Selami Karaman “Ayasofya Fatih Sultan Mehmet’in şahsi mülküdür. 1934 tarihli Bakanlar Kurulu kararı ile mülkiyet hakkı görmezden gelindi. Bakanlar Kurulu kararının iptalini istiyoruz” demedi mi! Yalnız orası değil, ülkenin tamamı Osmanlı ailesinin mülküydü bay avukat, aslında hepisini istemelisin, artık Osmanlı adına ülkenin tüm mülkünü güle güle kullanırsınız! Zaten öyle yapmıyor musunuz, memleketin dağları, ovaları, koyları, kıyıları, yaylaları, ormanları artık sultanınızın iki dudağı arasında, o hangi kuluna münasip görürse ona lütf eyliyor zaten.

Geçenlerde “islamî ekonomiye geçeceğiz” dedi de herkes güldü. Neden güldüler anlamadım. “İslamî ekonomi”, fetih, ganimet, gasp, yağma demek değil miydi? Zaten çoktandır olan budur! Şu anda Irak, Afganistan, Somali, Libya ve Katar’da sarayın askeri üsleri var, Suriye’de işgal edilen bölgelerden ganimet devşiriliyor, Sudan’da aynı amaçla satın alınmış arazi hazır duruyor (herhalde?). Ülkenin elegeçirilen silah fabrikaları, “müslüman silah şirketleri” ile birlikte ölüm araçlarını pazarlamak için mi kuruluyor bu üsler, yoksa emperyalist hegomanya alametleri mi, düşünmeye değer, ama oralarda ülkenin yoksul çocukları can veriyor, onlar nema sağlıyor.

“İslamî ekonomik” düzende, halk yoksullaşır, ölür, asalaklar keselerini doldurur lüks ve şatafat içinde yaşam sürerler. Bu islamcı diktatörlüğün silah ve şatavat aşkı ilginçtir!

Bu hafta Hendek’te Coşkunlar Havai Fişek Fabrikası faciasında 7 işçi öldü, diğer çalışanların hepisi yaralandı, bölge zehirli duman altında kaldı. Bunlar da “müslüman”, pandemi şartlarında işçileri çalışmaya zorlayarak, yurttaşlar can ve gıda derdindeyken kapitalist cakka fişeği siparişlarinden sağlanacak nema için işçilerin ve bölge canlılarının canına okudular!

“İHA”lar, “SİHA”lar, cakka fişeği, beton, savaş, ganimet, gasp, yağma, kuralsızlık, kulluk, hapishane, işkence, yasak, yolsuzluk, istibdat…

İşte son büyük karartma hamlesi hazırlanan asalakların “islamî” ekonomik düzeni bu! Halk “Seçim”, sabır, “ayar” diye oyalanırken, onlar hamle hamle o karanlık düzene doğru zemini berkite berkite ilerliyorlar.

Cumhuriyetin kötü ayarlarından zuhur eden bu ayarsız asalak düzeni eski “cumhuriyetin ayarlarına geri dönerek” ortadan kaldırmak artık mümkün görünmüyor, sanırım bize başka bir şey gerekli: Devrim!

adhk tarafından

Stuttgart’ta Faşist TC’nin Saldırıları ve 2 Temmuz Anması

Temmuz 6, 2020 de ANASAYFA adhk tarafından

Stuttgart Rotebühlplatz’da Cumartesi günü Demokratik Güç Birliğinin çağrısı ile birlikte faşist TC’nin hava ve kara saldırıları protesto edilirken 2 Temmuz Sivas Katliamı lanetlendi

STUTTGART (06-07-2020) Demokratik Güç Birliği tarafından 2 Temmuz’a ilişkin yapılan açıklamada TC devletinin bugünde katliamcı geleneğinin bugün kürtler ve ezidilere yöneldiği vurgulandı. Açıklamada ”Kürt ve Aleviler, müslüman olmayan inanç ve halkların düşmanı TC tüm pervasızlığıyla şiddeti içerde ve sınır ötesinde sürdürmektedir. Bizler iyi biliyoruz ki; ömrünü uzatmak için yapılan saldırılar nafiledir ve sonları yakındır. Avrupa Demokratik Güç Birliği olarak çağrımız; ‘gün ortak davranma günüdür’ şiarıyla mücadeleyi hep birlikte yükseltelim. Sivas katliamının ve tüm katliam ve soykırımların hesabını soralım. Diktatörün tahtını yerle bir edelim!” denilerek zaferin direnen halkların olacağı vurgulandı.

Ayrıca yapılan almanca ve türkçe konuşmalarda TC tarafından başlatılan hava ve kara saldırıları ile bir kırım politikası uyguladığı belirtildi. Yaklaşık bir buçuk saat süren miting sloganlar eşliğinde sonlandırıldı.

atik-online.net/

adhk tarafından

Viyana Demokratik Haklar Derneği Dernek Kitlesi İle Buluştu

Temmuz 6, 2020 de ANASAYFA adhk tarafından

VİYANA (06-07-2020) Avusturya Demokratik Haklar Federasyonu na bağlı Viyana Demokratik Haklar Derneği Yönetim Kurulu bugün Kolektif hazırlanan kahvaltı ile geçmiş ve gelecek faaliyetlere ilişkin Dernek kitlesine bilgilendirmeler yaparak önümüzdeki sürece ilişkin ise aldığı kararları açıkladı. Değerlendirmelerde yürüyüşler mitingler bölgedeki gelişmelere ilişkin açıklamalar yapıldı ve 9 Attersee Kolektif Gençlik ve Tatil Kampına ilişkin bazı değerlendirmeler yaparak önümüzdeki yıl gerçekleşecek 10 Attersee kamp programı ve çalışmalarına ilişkin önerileri alarak merkezileştirildi. Çalışmalar devam ediyor.

Viyana Demokratik Haklar Derneği

adhk tarafından

Binler Köln’de, Kürdistan faşizme mezar olacak diye haykırdı

Temmuz 5, 2020 de ANASAYFA adhk tarafından

Demokratik Güç Birliği ve Avrupa Kürdistan Ulusal Birlik Oluşumu tarafında ‘İşgale ve faşizme geçit vermeyeceğiz!’ şiarı ile, 4 Temmuz günü Avrupa çapında düzenlen eylemlerden biride dün Köln’de gerçekleşti

KÖLN (05-07-2020) Almanya’nın Köln kentinde Türk devletinin işgal saldırıları ve Avrupa’daki faşist saldırılar protesto edildi.

4 Temmuz Cumartesi günü Kitle, Köln Tren istasyonunun önünde toplanmayı başladı. Açılan pankratlar ve bayraklar eşliginde atılan sloganlarla yürüyüşe geçildi. Yürüyüş Köln’ün işlek merkezi caddelerinde yüründü.

Alman sol örgütlerin de destek verdiği yürüyüşte gençler ve kadınlar kendi kortejini oluşturdu. Zılgıt ve sloganların eksik olmadığı yürüyüşte, Alman devletinin sessizliği de kınandı. Köln’nün en işlek caddelerinden Friesenplatz’a gelindiğinde ise kitle hep bir ağızdan “Kürdistan faşizme mezar olacak” ve “Biji gerilla” sloganları attı.

Yürüyüşün ardından kitle sloganlar eşliğinde mitingin yapılacağı Rudolfplatz Meydanı’na giriş yaptı. Miting bir dakikalık saygı duruşu ile başladı. Yürüyüşe ADHK, SYM, Partizan, ATİK, YDG, YENİ KADIN, TJK-E, YPG/YPJ, MLKP, ANTİFA örgütleri katılım sağladı. Eylemde NRW FED-MED Eşbaşkanı Engin Sever, TJK-E adına Ayten Kaplan, Sol Parti Milletvekili Andrei Hunko, ATİK, MLKP, ADHK konuşmalar yapıldıktan sonra eylem sonlandırıldı.

adhk tarafından

Basel’de; Türk devletinin işgal saldırıları protesto edildi

Temmuz 5, 2020 de ANASAYFA adhk tarafından

İsviçre (05-07-2020) İsviçre Demokratik Haklar Federasyonu’da bileşeni olduğu İDGB (İsviçre Demokratik Güç Birliği) öncülüğünde Bahnofplatz’da bulunan park alanında devrimci, demokrat, yurtsever yüzlerce insan bir araya geldi Katliam saldırılarında yaşamını yitiren kadınlarla çocuklar başta olmak üzere devrim ve özgürlük mücadelesi şehitleri anısına 1 dakikalık saygı duruşunda bulunuldu.

KCDK-E (Avrupa Demokratik Kürt Toplum Kongresi) Eşbaşkanı Fatoş Göksungur eylemde bir konuşma yaptı. Türk devletinin Kürdistan ve Türkiye coğrafyasında yaratmış olduğu faşizme değinen Göksungur “Kürdistan’da sivil halka yönelik katliam saldırılarının devamı olarak AKP-MHP diktatörlüğü sürdürdüğü faşizmi bugün Avrupa ülkelerine yayma derdine düşmüştür. Avrupa’da yaşayan halkımıza karşı provokasyon yaratma peşindedir.”

Geçtiğimiz hafta Viyana’da Türk devleti güdümlü çetelerin demokratik kurumlara yönelik gerçekleştirdiği saldırılara değinen Göksungur “Faşist Türk devleti bugün Avrupa’da demokratik kurumları ve Kürt halkını kriminalize etme amacındadır. AKP-MHP faşizmi tarafından 10-15 Temmuz tarihlerinde sözde demokrasi yürüyüşü adı altında Zürih kentinde yapmayı planladıkları provokasyon yürüyüşüne karşı tüm demokratik haklarımızı kullanarak İsviçre’de faşizme geçit vermeyeceğiz. Buradan İsviçre’de yaşayan tüm Kürdistanlılara, onların dostlarına ve demokrasiden yana olan herkese çağrımızdır, direnişimizi ortaklaştırarak faşizme karşı bizler kazanacağız” diye konuştu.

Daha sonra ise kitle yürüyüşe geçti. Sık sık Türk devletinin Kürdistan’a yönelik işgal ve katliam saldırılarına karşı sloganların atıldığı yürüyüşte kentin önemli merkezlerde oturma eylemleri yapıldı. Claramattepark alanında gerçekleştirilen mitingde İDGB temsilcisi adına yapılan konuşmanın ardından eylem sonlandırıldı.

 

adhk tarafından

Ekonomik krizi yaratanlar kapitalistlerdir, faturasını da onlar ödesinler

Temmuz 5, 2020 de ANASAYFA adhk tarafından

ADHF (05-07-2020) Dünyayı etkisi altına alarak hızlıca yayılan corona salgını, kapitalist sistemde var olan ekonomik krizi büyütmüştür Corona pandemi öncesi dünya genelinde aşağıya doğru gerilemeye giden ekonomik trend gözle görünmekteydi Dünya pazarı üzerinde, Çin, ABD , Kanada, Avrupa birliği, Rusya ve Japonya devleti arasında süren çelişkiler keskinleşmişti. Böylece rekabet at başı sürerken, emperyalist güçlerde, dünya pazarlarına sahip olmaları için, askeri harcamalara bütçe fazlasıyla ayırdılar. Bu askeri harcamaların giderleri, yine emekçilerin emeğini sömürerek ve emekçilerden toplanan vergilerle karşıladılar. Ayrıca işçi sınıfının emeğini daha fazla sömürerek, işçi sınıfın önemli bir kısmını üretim dışına iterek, kayıt dışı çalıştırarak, çocuk emeğini sömürerek, pazarda rekabet gücünü güçlendirdiler. Emperyalistlerin karakterleri gereği, savaşlar çıkararak, yeni pazar arayışına girerek kendi krizlerini atlatma gibi geçici tedbirler almaya çalışmaktadırlar.

Bu sürecin akabinde corona virusu dünya ekonomisini teslim aldı, var olan kapitalist ekonomik kriz derinleşti. İşçi sınıfı yeni saldırılara maruz kaldı. Üretim dışına itilerek yeni saldırılar eklendi. İkinci dünya savaşı sonrası süreçte, işçi sınıfına karşı başlatılan ilk büyük saldırı olarak tarihe geçti-geçiyor. Corona salgını akabinde, Dünya genelinde küresel ekonomi küçüldü, bazı iş yerleri kapandı, bazı şirketler krizi bahane ederek işçiler işten çıkarıldı. Corona pandemi etkisiyle Almanya ekonomisi yılın birinci çeyreğinde yüzde 2,2. Rus ekonomisi yılın ilk dört ayında ise yüzde 1,9. Fransa ekonomisi yılın ilk çeyrekte yüzde 5,8 daralmıştır. Dünya küresel ekonomi salgınının etkisiyle bu yıl yüzde 3,2 oranında bir daralma görülebileceği tahmin edilmektedir.

Bu tabloya bakıldığında 2. dünya savaşı sonrası en büyük geniş kapsamlı ekonomik kriz olduğu aşikardır.

Dünya küresel ekonomiyi elinde tutan ülkeler, ekonomik daralmayı önlemek için bazı reform paketleri açıklamalarına rağmen, krizin önüne geçemediler. Piyasaya sürülen ekonomik paket, büyük tekelci burjuvazinin kasalarına aktarılan paradır. Kapitalist devletler, işten atılan işçiyi, topraklarını süremeyen, emeğin karşılığında ürün alamayan köylüyü, üniversitede eğitimini devam ettirmek isteyen öğrenciyi, memuru, küçük esnafı vs. geçmişte yaşadıkları hayatı düzetmesi için reform paketini yürürlüğe koymamıştır.

Yürülüğe koyduklari ekomomik paketlerle kapitalist büyük tekellerin bütçesine para aktarmıştır. Her ekonomik bunalımda olduğu gibi, corona pandemi sürecinde de büyük tekeller karlı çıkmıştır, krizin faturası emekçilere çıkarılmıştır. Emekçiler, emekçileri işten çıkararak krizi atlatma stratejik planını devreye koymuşlardır.

Bir kez daha işçi ve emekçilerin işte atılmasının, kapitalist özel mülkiyetin bir sonucu olduğu ispatlanmış ve böylece gerici egemenler suçüstü yakalanmıştır. Üretim araçları üzerinde özel mülkiyetin olması, emekçilerin üretim dışına atılması sebebini oluşturuyor. Dünya genelinde üretimde daralma ve işsizliğin büyümesi yaşanıyorsa bunun suçlusu kapitalist tekellerdir. Çünkü, işsizliği yaratanlar bunlardır. Corona salgını sonucu, Amerika’da 33 milyon işçi, Türkiye’de 5 milyon işçi, Avrupa’da 15 milyon işçi işsiz kaldı. Kanada’da işsizlik oranı Şubat ayından Nisan ayına yüzde 6 artış göstermiş, bu oran içinde gençler yüzde 14,3’ü olmuştur. Genç kadınlar sayısı ise yüzde 28,4’e yükselmiştir. Dünya genelinde 350 milliyon işsiz olacağı tahmin edilmektedir.

Toptan ve perakende, konaklama, yiyecek hizmetlerinde çalışan emekçilerin işsiz kalma oranı daha fazla olmuştur, bunlarının büyük oranı kadın ve çocuk emekçileridir. İleriki süreçte, işsizlik rakamları artacaktır.

Ayrıca kayıt dışı üretimde istihdam edenlerin sosyal güvencesi olmaması sonucu işten atılmaları, üste verilen rakamlara dahil değildir. Bu sayının dünya genelinde iki milyar civarında olduğu tahmin edilmektedir. Keza kayıt dışı çalışanların büyük çoğunluğu kadın ve çocuktur. Burjuvazi, kadın ve çocukların emeğini ucuza gasp ederek, sosyal haklarda mahrum bırakılmıştır. Pandemi sürecinde işte atılan bu kesim, sosyal ve ekonomik güvencesi yoktur. Burjuvazi, bu kesimin emeğini sömürerek artı değer elde etmiştir. Pandemi sürecinde krizin yükünü en fazla çeken toplumsal katman, kadın ve çocuk emekçileri olmuştur.

Üstte kısaca belirtiğimiz gelişmeler, özet olarak, pandemi süreci ve akabinde ekonomik krizin faturası işçi ve emekçilere çıkarıldığıdır.

Krizi yaratan kapitalist tekeller, tarihte de sürekli aynı oyunu sahnelemişlerdir. En yakın dönemde, 2000’ler sonrası Avrupa‘da emekçilerin demokratik hakları adım adım burjuvazi tarafında geri alınmıştır.

Asgari ücretin enflasyonun altında olması, kiralık firmaların yaygınlaşması, yoksulluk ve fakirlik sınırın altında yaşayanların sayısının yükselmesi, eğitimin kapitalist üretimin birer kolu haline gelmesi, üniversite kapıları fakirlere, yoksullara kapanması, sağlık sistemin iflas etmesi vs. daha sayamadığımız kısmi haklar, burjuvazi tarafında geri alınmıştır.

Bu düzen, bu sistem, bu devlet, fakirlerin, yoksulların, küçük esnafların, köylülerin, ezilen öğrencilerin, memurların, baskı altında olan Kadınların, yanı ezilenlerin, yoksulların devleti, sistemi, düzeni, değildir. Dünya ekonomisini avucunda tutun azınlık kesimin devletidir, düzenidir.

Bu düzende işçilerin, emekçilerin hakları olamaz. Emekçiler kendi iktidarını kurana kadar da bu böyle olacaktır. Sosyalist toplumda, üste verilen işsizlik, yoksulluk, ötekileştirme, milliyetçilik, olmayacaktır. Sosyalist toplumda planlı ve ihtiyaca dayanan üretim ve sağlık sistemi ücretsiz olacaktır, eğitim başta olmak üzere çocuk ve gençliğin geleceği devlet tarafında garanti altına alınacaktır.

Dolaysıyla emekçilerin kurtuluşu sosyalist sistemdedir. Sosyalist sitem için mücadelede ilerletmeliyiz. İşçi sınıfının sosyalist mücadelesi aleyhine burjuvazi kara propaganda edecektir.

Emekçi halkların birliğini engellemek için, milliyetçilik, ayrımcılık nifak tohumunu serpecektir. Emekçileri ayrıştırarak, yoksulluğun sebebini Türk, Kürt, Fas, Afgan ve yeni Avrupa’ya gelen göçmen emekçileri göstererek, ezilen emekçilerin birlik ve beraberliğini bozmaya çabalayacaktır. Tıpkı bugün olduğu gibi! Bunu başardığı oranda kendi saltanatlarını devam edeceklerdir. Emekçilerin yoksulluktan kurtulmaları için burjuvazinin gerici yalan propagandasına karşı çıkmalı, sınıf kardeşleriyle ortak örgütlenerek sosyalist mücadele ekseninde demokratik ve ekonomik talepler savunurken onunda ilerisini geçerek, kapitalistlere son darbeyi vurmalıdır.

Almanya Demokratik Haklar Federasyonu