adhk tarafından

ADGH 21. Kurultayı Sonuçlandı

Mart 29, 2016 de ADGH, ANASAYFA adhk tarafından

adgh-kongre1“Emperyalist kapitalist sömürü sistemine karşı gençliğin sosyalizm mücadelesinin parçası ol; Direniş Meşrudur” şiarıyla örgütlenen Avrupa Demokratik Gençlik Hareketi ( ADGH) 21 Kurultayı, yoğun geçen 2 günlük tartışmaların ardından sonuçlandı

ALMANYA(29-03-2016) 26-27 Mart tarihlerinde Almanya’nın Frankfurt şehrinde gerçekleşen Kurultaya,  Almanya, Fransa ve İsviçre ülkelerinden gelen delegeler ve misafir katılımcılar, Türkiye-Kuzey Kürdistan’da mücadele yürüten Demokratik Gençlik Hareketi (DGH), Avrupa’dan Yeni Demokrat Gençlik-YDG, Jugendwiderstand (Gençlik Direnişi) ve Rebell gibi gençlik örgütlerinin yanı sıra ADGH’nın bileşen örgütü olan ADKH ve çatı örgütü olan ADHK da katılarak kurultaya destek verdi.

Yapılan saygı duruşu, delege tespiti, divan seçimi ve açılış konuşmasıyla ADGH 21.Kurultayı 26 Mart Cumartesi saat 13.00’te başladı. Son yıllarda dünya, Avrupa, Ortadoğu ve Türkiye-Kuzey Kürdistan’da emperyalist-kapitalist sistem egemenliğinde yaşanan ekonomik, siyasal ve toplumsal gelişmelerin ezen ve ezilenler açısından ele alındığı ‘Siyasal Perspektif Taslağı’nın tartışmaya açılmasıyla devam eden Kurultayın 1. günü, bu gerçeklikler ve gelişmeler ekseninde ezilen gençliğin Avrupa’daki durumları ve çelişkilerinin özel olarak ele alınmasıyla devam etti. Özellikle Almanya, Fransa ve İsviçre’deki gençliğin ekonomik, akademik, sosyal ve kültürel durumları ve çelişkilerinin “işçi-işsiz, öğrenci, mülteci-göçmen gençlik” gibi başlıklarda yapılan araştırmalar ve somut veriler üzerinden analiz edildiği bölümde, mevcut olan bu çelişkilerin esas olarak emperyalist-kapitalist sömürücü sistem gerçekliğinden bağımsız olmayan yanı ele alınırken, bu gerçeklik ekseninde güncelde ve coğrafyadaki özgül çelişkiler etrafındaki yanları işlenerek tartışıldı.

Siyasal perspektif taslağının onaylanmasının ardından, DGH, Jugenwiderstand, YDG, Rebell, ADKH ve ADHK gibi katılımcı kurumların konuşmalarına geçildi.

DGH; Biz onlardanız onlarsa bizden!

adgh-kongre2Konuşmasına “Her karış toprağında ölü bedenlerin, acıların, sömürünün, talanın ve kaçınılmaz olarak devasa direnişlerin izlerini taşıyan Türkiye-Kuzey Kürdistan coğrafyasından siz ADGH’li yoldaşlarımıza bin selam olsun.” diyerek başlayan DGH temsilcisi sözlerini “zalimlikleriyle eşit derecede, küçük bir bebeği keskin nişancı tüfeği ile katledecek kadar korkak, ezilen emekçi yığınlara en pervasız biçimde saldıracak kadar teyakkuz durumunda olanların tekçi faşist zihniyetinin bizlere biçtiği geleceksizliği, köle düzenini elimizin tersiyle itiyor” ve  “En vahşice ölümlerin, katliamların, işkencelerin olabildiğince olağanlaştığı böylesi bir ortamda bizleri bir tercihe zorlayan, çıkardıkları yasalarla ‘ya bizdensiniz ya onlardansınız’ diyenlere cevabımız odur ki, biz onlardanız. Onlarsa bizden.” diyerek sürdürdü. En büyük gayelerinin ve hedeflerinin  “zulüm deryasından hakim kliklerin uykularına karabasan gibi çöken ve onların beyninde adeta bir grizu etkisi yapan” bu çığlıklarını “bir senfoniye çevirmek ve devraldıkları bayrağı tüm kızıllığıyla faşizmin burçlarına dikerek, Promethus’lardan Spartaküsler’e, Kawa’lara ve İbrahim’lerden bugüne uzanan direniş geleneğinin alegorisini yaratmak” olduğunu ifade eden temsilci, konuşmasını kurultayı ve bütün katılımcıları devrimci bilinç ve duygularla yeniden selamlayarak sonlandırdı.

Gençlik Direnişi; Almanya’da devrimci militan bir gençlik hareketine ihtiyaç var

adgh-kongre3Kurultayı selamlayarak konuşmasına başlayan Jugendwiderstand (Gençlik Direnişi)  ise, genel olarak günceldeki  emperyalist-kapitalist sömürü ve savaş politikaları, özel olarak Alman emperyalizminin stratejileri ve planlarının detayları ve anlamı üzerine konuşmasını sürdürdü. Proleteryanın ve onun biliminin, Paris Komünü, Ekim Devrimi, Çin ve BPKD’lerinin tarihsel tecrübeleri ve sürekli birikimlerle ilerlediğini ve bu birikimlerin proleterya öncülüğünde ezilen halk kitlelerinin geleceği kazanma yolunda önemli tecrübeler sağladığına değinen Jugendwiderstand temsilcisi, bu doğrultuda Almanya’nın birleşik, devrimci ve militan bir gençlik hareketine olan ihtiyacını vurgulayarak, gelecek mücadele süreçlerinde devrimci birlikteliklerin ilerletileceği umuduyla ADGH’ya ideolojik, politik ve örgütsel olarak mücadelesinde başarılar dileyerek sözlerini sonlandırdı.

YDG ise, kurultayı selamlayarak, sömürücü egemenlerin dünyanın her coğrafyasında ezilen halk kitlelerine ve gençliğe yönelik uyguladığı her türden sömürü politikalarına karşı gençliğin mücadele azmi ve dinamiğiyle karşı koyacaklarını ve bu mücadeleyi birlikte daha ilerletme umuduyla sürdüreceklerini ifade etti.

1.günün ikinci bölümünde, gençlik hareketinin güncel örgütsel durumunun niteliksel ve niceliksel açılardan değerlendirmesi ekseninde, ezilen gençliğin bulunduğu alan ve bu alanlarda yaşadıkları çelişkiler üzerinden belirlenen somut politikaların gündeme alındığı ‘Örgütsel durum ve perspektif taslağı’nın tartışılmasına geçildi. Gençlik hareketinin gerçekliğine ve asgari-azami hedeflerine bağlı olarak belirlenen politikalar iki ana başlık üzerinden ale alındı. ‘İçe Yönelik Örgütsel Politikalar; Mevcut merkezi ve yerel örgütsel yapının nitel anlamda güçlendirilmesi ve Teorik ve Pratik Eğitim Politikası’ şeklinde somutlanırken, ‘Pratik Hedeflere ve Ezilen Gençlik Kitlesine Ulaşmaya Yönelik Politikalar’ ise ‘Üniversite-Lise Öğrenci, İşçi- İşsiz, Mülteci ve Göçmen Gençliği Politikaları ve Anti-emperyalist ve Anti-faşist Mücadelede Eylem Birliği ve Cephe Politikası’ şeklinde ayrıntılandırılarak somutlandı.

1.gün kapsamında, alt bölge kurultaylarından gelen öneri, eleştiri ve tartışmalar paralelinde değerlendirilip sunulan tartışma taslakları, ana kurultay tartışmalarıyla da zenginleştirilerek son hallerine kavuşturuldu.

Kurultayın 2.günü, Avrupa coğrafyasında politik gençlik mücadelesindeki dinamiklerden biri olan ADGH’nın, mücadele süreci içerisindeki birikimleriyle belli konularda sağlamış olduğu ilerlemelere bağlı olarak, özgül mücadele alanında güncelin gerçeklikleriyle kendini daha iyi konumlandırabilmesi ve geleceğin mücadelesine daha nitelikli ve etkili cevap olabilmesi amacıyla ele alınan mevcut program ve tüzüğünün belli maddeleri üzerinden sunulan değişiklik ve düzenleme önerilerinin tartışılmasıyla başladı.

Gençlik hareketinin siyasal belgesi niteliğindeki programında; sosyalizm perspektifli politik niteliğinin güncellenerek vurgulanması, erk-ek egemen toplumsal egemenlik sisteminde kadın ve LGBTİ’ler, cinsiyet kimliği ve cinsel yönelim, kadın ve LGBTİ’lere yönelik pozitif ayrımcılık, anti-faşist, anti-emperyalist, anti-kapitalist cephe ve eylem birliği anlayışı, bilim-kültür-sanat anlayışı, ırkçılık ve mülteci gerçekliği gibi konularda değişiklik ve güncelleme önerileri sunularak tartışıldı.

İç örgütsel nitelik ve ilkelerin somutlandığı tüzüğünde ise, özellikle sınıflı toplum gerçekliğiyle biçimlenen çeşitli örgütsel yapıların isimlerinin, bu kurumların niteliği, içeriği ve varlık nedenlerinin biçimsel bir ifadesi olması gerektiği gerçekliğinden hareketle, gençlik hareketi bünyesinde uzun zamandan beridir ‘merkezden yerele, yerelden merkeze’ şeklinde sürdürülen tartışmaların ve alt kurultayları da içeren uzun tartışma süreçlerinin ardından ortaya çıkan isim değişikliği ve buna bağlı olarak logo önerileri, kurultayların gerçekleştirilme süresi, merkezi yönetim organındaki dönemsel önderliğin içeriği, biçimi ve kadın lehine pozitif ayrımcılığın uygulama biçimlerinden biri olan kota sisteminin LGBTİ’lerin de dahil edilerek ek tüzük maddesi olarak yeniden düzenlenmesi gibi konularda tartışmalar gerçekleştirildi.

ADGH’den Socialist Youth Movement-SYM’ye

adgh-kongre4Program ve tüzük alanında sürdürülen uzun ve yoğun tartışmaların ardından ve iki tur şeklinde yapılan oylamalar sonrasında, 21. Kongre iradesi tarafından Avrupa Demokratik Gençlik Hareketi’nin (ADGH)’nın mevcut ismi, Socialist Youth Movement-SYM (Sosyalist Gençlik Hareketi)olarak onaylandı.

Program ve tüzük tartışmalarının sonrasında, 20. Dönemin muhasebesinin ve faaliyetlerinin değerlendirildiği Merkezi Faaliyet Raporu ve Mali Raporun sunulup oylanmasının ardından yeni yönetim organlarının seçimine geçildi. Gelecek süreçte merkezi önderliği yürütmek üzere, alt kurultaylarda ve kurultay esnasında ortaya çıkan adayların oylanmasının ardından, Socialist Youth Movement-SYM (Sosyalist Gençlik Hareketi)’nin 21. Dönem Merkezi Komisyonu ve Denetim Kurulu organları belirlendi.

Katılımcı kurumlardan Demokratik Gençlik Hareketi-DGH, ADHK, ADGH 20. Dönem merkezi yönetim organı, delege ve misafirlerin kurultaya ve gelecek mücadele süreçlerine yönelik düşünce ve duygularını ifade ettikleri bölümün ardından ADGH-SYM 21. Kurultayı, türkçe ve ingilizce olarak atılan “yaşasın Sosyalist Gençlik Hareketi” ve “önderimiz İbrahim Kaypakkaya” sloganlarıyla 27 Mart Pazar saat 23.00’te coşkuyla sonuçlanırken, Kurultay tartışmalarının ve sonuçlarının detaylarına yönelik yakın zamanda yazılı bir sonuç bildirgesi-deklerasyon metninin de sunulacağı ifade edildi.

adhk tarafından

ADGH 21. Kongresi‘ne Çağrı

Mart 24, 2016 de ADGH, ANASAYFA adhk tarafından

Emperyalist kapitalist sömürü sistemine karşı gençliğin sosyalizm mücadelesinin parçası ol; DİRENİŞ MEŞRUDUR!

genclikkongresiGenç işçiler, emekçiler ve öğrenciler,

Bizler, emperyalizmin kalbi sayılan, dünyanın en zengin ülkelerinde yaşıyor olmamıza rağmen, emperyalist-kapitalist devletler, maddi kaygılar olmadan öğrenim görmemiz ve iyi bir yaşam sürmemiz için gerekli imkânları bizlere sunmamaktadır. Üniversite öğrencilerinin büyük bir bölümü, öğrenim görmenin yanı sıra ucuz iş gücü olarak çalıştırılmaya mecbur bırakılarak sömürülürken, bu şartlarda öğrenim görmeleri için yeterli bir zaman dahi bulamamaktadırlar. Birçoğu öğrenim stresinin yanında bu tür zorluklar da yaşadıkları için psikolojik rahatsızlıklara sürüklenmektedirler.

Okullar artık öğrenim görülen yerler olmaktan çıkmış, öğrenciler için bir işkence merkezine dönüşmüş durumdadır. Genç yaşlardan itibaren çocuklar, yetenekli ya da daha az yetenekli olarak kategorize edilirken, bu durum performanslarını yükseltmeleri için bir baskı unsuru oluşturmaktadır. Sınıfların tıka başa doldurulduğu, öğrencilere ezber eğitimin dayatıldığı bu gerçeklik, onların birçok anlamda gelişimlerini engelleyen bir hal almıştır. Eğitim için daha fazla yatırım yapmak yerine, bu alandan yapılan kısıtlamalar, dış ülkelere pazarlanmak üzere militarizm ve silah harcamalarında kullanılmaktadır.

Meslek eğitimi gören gençler de ucuz iş gücü olarak kullanılmakta, bu gençlerin yaptığı fazla mesai saatleri ödenmemekte, bunun yanında kimi zaman kendilerine meslekleri dışındaki angarya işler dayatılmaktadır. Üç yıl emeği sömürülen bu gençler çalıştırıldığı işyerleri tarafından işe alınmayarak, başka bir iş aramak zorunda bırakılmaktadırlar; ki ilişkilerinin olmadığı durumlarda işe alımlar o kadar da kolay olmamaktadır. İş bulma durumlarında dahi, egemen sistemin varlık sebebi olan olası bir ekonomik krizde işlerini kaybetme olasılıkları yüksek olduğu için, sürekli olarak bunun korkusu ve stresiyle yaşamaktadırlar. Firmaların yaptıkları yüksek kazançlara rağmen, genç işçiler emeklerinin karşılığının çok çok altında bir ücretle çalıştırılırken, sendikalar ise bizlerin asgari ücrete razı olmamızı beklemektedirler. Bizler, asgari olanı değil, emeğimizin karşılığını istiyoruz.

Tüm bu eşitsizlikler ve sömürüye paralel olarak, kapitalizmin yarattığı perspektifsiz gençlik, her geçen gün daha çok gettolaştırılmış bölgelerdeki uyuşturucu batağına sürükleniyor. Dahası kapitalist değerlerin bir parçası olma ve para kazanma hırsı ile kolay para kazanmak umuduyla kumar bağımlısı oluyorlar, çünkü günümüz toplumuna çok para aynı zamanda saygınlıkla eşdeğer olarak sunulmaktadır.

 Kapitalizm sorunun kendisidir!

Yaşadığımız sorunların asıl kaynağı olan ve aşmamız gereken, bu sistemi, yani kapitalizmi yenmektir. Tüm sorunlarımızın asıl kaynağı kapitalist- emperyalist sistemin ta kendisidir. Çevreye zarar veren, eşitsizliklerin ve ekonomik krizlerin asıl sebebi olan kapitalizm, halkı milli ve din olguları üzerinden kışkırtıp birbirine düşürerek asıl problemi medya vb. araçlarıyla görmemizi engellemek istemektedir. Bir tarafta ezen, diğer tarafta ezilenlerin olduğu sınıflı toplumlarda, egemen sömürücü sistem, ezenlerin zenginliklerine zenginlik katmak ve yeraltı zenginliklerine kavuşmak için bu ülkeleri savaşlara sürükleyerek dünya halklarını katledip, topraklarından sürmekten kaçınmazken, kan ve gözyaşı üzerinden, emperyalist sömürü ve savaşlarla  elde edilen muazzam karların ufak bir kısmı ise, bu ülkelerde yaşayanlara, ‘demokrasi, özgürlük, sosyal devlet, güvenceli toplum’aldatmacalarıyla sus payı olarak sunulmaktadır.  Bütün bunlar ezilen halk gençliği olarak bizlere, bu sistemi değiştirmemiz için yeterli sebeplerimizin mevcut olduğunu göstermektedir.

Çözüm Sosyalizm´dir!

Gerici emperyalist-kapitalist devletler bizi, milyarlarca işçiyi, emekçiyi, avuçları kan dolu bu barbarların daha da zenginleşmesi için sistemlerine inandırma çabasındadırlar. Fakat biz, anti-faşist, anti-emperyalist ve sosyalist gençlik hareketi olarak diyoruz ki; Başka bir dünya mümkün! Bu sebeple, ezilen halk gençliği olarak bizler, egemenlerin diktatörlüğünden başka bir şey olmayan parlamenter sahte demokrasi yerine, sisteme karşı geliştirilen mücadeleyi yükselterek, sömürgecilerin daha fazla zenginliği için değil, hep birlikte kendi ihtiyacımız olanı üreteceğimiz sosyalist sistem için mücadele edelim, çünkü; İnsanlığın kurtuluşu Sosyalizmden geçmektedir!

“Belki bir parmağı kırabilirsin; fakat beş parmak bir yumruktur! “ -Ernst Thälmann

Hayatlarımızı zorlaştıran birçok etken olmasına karşı, gençlik olarak umutsuzluğa düşmemeliyiz, çünkü alternatifsiz değiliz. Tarih bize, mevcut ekonomik-toplumsal sistemin, devrimci kitlelerin ortak eylemiyle değiştirilip, yerine daha iyi bir toplumun yaratılabileceğini öğretti. Bizler, örgütlenmeli ve birlikte mücadele etmeliyiz. Ernst Thälmann’ın da dediği gibi: ” Belki bir parmağı kırabilirsin; fakat beş parmak bir yumruktur”.

Bu sebeple sizleri 26-27 Mart 2016 tarihlerinde Frankfurt’ta gerçekleştireceğimiz ADGH 21.Kongresine, Avrupa Demokratik Gençlik Hareketi bünyesinde örgütlenmeye ve hep birlikte haklarımız için mücadele yürütmeye çağırıyoruz.

Örgütlü bir gençlik gelecekir ve gelecek gençlerin ellerindedir !

 Omuz omuza daha iyi bir dünya için mücadeleye !

 Yaşasın gençliğin meşru sosyalist dünya mücadelesi !

Avrupa Demokratik Gençlik Hareketi -ADGH  

ADGH 21. Kongresi

26-27 Mart 2016

(Cumartesi, 12:00-Pazar, 10:00)

Saalbau Gallus (Frankenallee 111, 60326, Frankfurt am Main)

adhk tarafından

ADGH; ‘’ Siyasal niteliğimizi ve programımızı güne uyarlamaya çalışıyoruz’’

Mart 20, 2016 de ADGH, ANASAYFA adhk tarafından

Mevcut tüm çelişkilerin kapitalist sistemin genel niteliğinden doğduğu veya sürdüğü gerçeğinden hareketle, kapitalizmin varlığının ortadan kalkmasıyla bu çelişkilerin nitelik değiştireceği veya ortadan kalkacağını biliyoruz. Ancak bugünkü nokta açısından sorunuzun daha somut ifadesi olarak,  siyasal varlığımızı kurguladığımız noktanın yukarıda ifade ettiğimiz evrensel ve özgün çelişkiler ve bulunduğumuz alanın gerçeklikleri üzerinden, ezilen gençlik kesimlerinin dinamizmini alternatifi olarak işaret ettiğimiz sosyalizm mücadelesine kanalize edebilmek üzere üreteceğimiz çözüm ve mücadele politikalarımızın sosyalist devrim perspektifi taşıyan, meşru mücadelenin sınırlarını sürekli zorlayan bir yönelimi olduğunu ifade edebiliriz.

adgh-logoHABER MERKEZİ (20.03.2016)- Avrupa’da faaliyet yürüten Avrupa Demokratik Gençlik Hareketi(ADGH) 26-27 Mart’ta 21. Kurultayını gerçekleştirecektir. Kurultay vesilesi ile hem kurultay hazırlıkları hem de güncel-siyasal gelişmelere dair ADGH ile gerçekleştirdiğimiz röportajı okurlarımızla paylaşıyoruz

HG: Kısaca ADGH’nın kuruluş süreci ve niteliği hakkında neler söylemek istersiniz?

ADGH esasen zorunlu nedenlerle Avrupa’ya gelen ve komünist önder İbrahim Kaypakkaya’nın idelojisini benimsemiş Türkiye-Kuzey Kürdistanlı göçmen gençlerin, devrim ve sosyalizm mücadelesinin her alanda yürütülmesi gerekliliğinin bilinci üzerinden bir ihtiyacın ürünü olarak ortaya çıkıyor. Bahsettiğimiz anlayış üzerine 1989 yılında temelleri atılmaya başlanan gençlik hareketimiz, ardından gelişen bir yıllık yoğun tartışmalı süreç içinde 1990 yılında ilk kongresini yaparak kuruluşunu ilan ediyor. Kuruluşunu seyreden mücadele sürecinde ezilen halk gençliğini örgütsel çatısı altında toplayarak, birçok anlamda elde edilen deneyimler ve yürütülen tartışmalar sonrasında belli değişikliklere giderek Avrupa coğrafyasındaki ezilen gençliğin sorunlarına ve çelişkilerine devrimci-politik bir gençlik hareketi olarak cevap olabilme ve gençliği “başka bir dünya mümkün” şiarıyla sosyalizm mücadelesinin bir parçası haline getirme perspektifini benimsiyor.

Nitelik olarak gençlik hareketimiz,  devrimci sosyalist mücadeleyi kendisine esas alır ve gençliği bu yönde örgütleme perspektifine sahiptir.  Avrupa’da yaşayan gençliğin ekonomik, akademik, sosyal, kültürel vb. sorunlarını, toplumun diğer ezilen kesimlerinin çelişkilerinden ve sınıfsal perspektiften koparmayarak ele alır ve bu somut çelişki ve gerçeklikler üzerinden, emperyalist-kapitalist sömürücü sınıfın egemenliğindeki toplumsal sisteme karşı gençliği alternatif sosyalist toplum projesinin kendi mücadele alanı içinde dinamik bir parçası haline getirmeyi amaçlar.

 HG: Dünya ve bir parçası olan Avrupa’da önemli ekonomik ve siyasal gelişmeler yaşanmaktadır. Avrupa’da faaliyet yürüten bir gençlik örgütü olarak bu siyasal gelişmeler bağlamında gençliğin durumu ve çözüm perspektifinizi okurlarımızla paylaşır mısınız?

Özel mülkiyet sisteminin ortaya çıkması itibariyle bütün sınıflı toplumsal sitemlerin her sürecinde, insanlık ve doğa açısından önemli süreçler yaşanageldi. Emperyalizm aşamasına varan kapitalist toplumda ise, egemen sömürücü sistemin gelişimi, elinde bulundurduğu ve geliştirdiği sömürü aygıtları, politikaları ve elbette kendi gelişimi içinde taşıdığı iç çelişkileri, yine buna paralel olarak toplumların, ezilen sınıfların birçok anlamda gelişim göstermesi vb. sayılabilecek birçok nokta ile birlikte süreç ezen ve ezilenler açısından daha karmaşık gibi görünen bir hale büründü. Bahsettiğimiz bu karmaşıklık hali, sürecin anlaşılamama ya da aşılamama kabulünden değil, alternatif mücadele yürüten kesimler olarak bizler açısından, sınıflı toplum sisteminden ileri gelen temel çelişkilerle güncelde yaşanan gelişmelerin, günün özgül çelişkilerinin ve dinamiklerinin bağını, diyalektik materyalizm temelli sınıfsal perspektifle irdeleyip ele alarak politika üretebilmemizin gerekliliğini ifade eder.

Buradan sorunuza dönecek olursak, dünyada yaşanan gelişmelerin temel belirleyeni olan, dünyanın ezilen kesimlerinin yaşamlarına hükmeden sömürü ve savaş politikalarının üretildiği sistem olarak, kapitalist üretim ilişkilerinin gelişmiş olduğu emperyalist-kapitalist Avrupa coğrafyasındaki gelişmeler ve dinamikler, sömürü gerçekliğinin çıplak bir şekilde uygulandığı ve dolayısıyla çelişkilerin daha derinden hissedildiği coğrafyalara nazaran birçok açıdan önemli farklılıklar arzediyor. Gelişmiş olan üretim ilişkilerinden dolayı emperyalist sömürü ve savaş gerçekliğinin, işçi sınıfı başta olmak üzere, ezilen kesimlerin günlük yaşamlarına yansımalarının üstünün, faşizmle aynı madalyonun diğer bir yüzü olan burjuva demokrasisi örtüsüyle ve sosyal devlet, özgürlük-eşitlik toplumu vb. çeşitli argümanlar ve manipülatif politikalarla örtülmesi durumu, bahsettiğimiz bu farklılıkların temel objektif sebeplerini oluşturmakta.

Avrupa’nın Emperyalist-kapitalist ülkelerinde ekonomik toplumsal sisteme ve onun insanlık ve doğa üzerinde yarattığı tahribatlara karşı geliştirilen itirazlara karşı, özelde de işçi sınıfının iktidara gelmesine (Sosyalist sistemlerin kazanımlarına) karşı kendi içerisinde Sosyal Devlet projesinin geliştirilmesi, yani kendi proleteryasına, ezilenlerine ‘sus’ payı vermesinden kaynaklı Avrupa’da bir işçi aristokrasisinin varlığından bahsetmek mümkündür. Sömürdüğü dünya ülkelerinin ezilenlerine oranla Avrupa’da yaşayan işçi ve emekçilerin durumu kıyaslanmayacak bir boyutta dursa da, emek sömürüsü gerçekliği ve güncelliğinde aldığı boyutlar (taşeronlaştırmanın ciddi anlamda yaygınlaştırılması vb.) ve yine kapitalist sistemin niteliğiyle ortaya çıkan bazı özgün çelişkiler, bizim siyasal amaçlarımıza (sosyalizm) ve buna yönelik mücadele araçlarımızı hayata geçirmede bizlere büyük olanaklar sunmaktadır. Avrupa’da özellikle bugün açısından toplumsal fay hatları olarak; açığa çıkan emeryalist savaş ve sömürü politikaları, buna paralel emperyalist kapitalist Avrupa’nın sınırlarına dayanan mülteci gerçekliği, göç ve göçmenlik sorunu, bu gerçekliğin farklı bakımlardan süren ve çeşitlenerek sürecek olan sonuçları, her daim olduğu gibi arka bahçede hazır bekletilerek, çelişkilerin açığa çıktığı böylesi süreçlerde yükseltilen ırkçılık, kapitalist sistemin yapısallığından ileri gelen ve giderek derinleşen son ekonomik kriz ve bunun insanların yaşamlarındaki yansımaları, cinsel kimlik eşitsizliği, çevre krizi gibi, kapitalizmin varlığıyla doğrudan ilişkili olan bu gibi çelişkileri Avrupa güncelinde yaşanan çelişkiler olarak ifade edebiliriz.

Gençlik kesiminin durumu, yaşadığı sorun ve içinde bulunduğu çelişkiler ise, bu saydığımız temel ve güncel çelişkiler üzerinden ortaya konan politikalardan bağımsız değil. İşçi-işsiz gençliğin karşılaştığı ekonomik çelişkiler, öğrenci gençliğin sermayenin çıkarlarını temel alan ezberci, rekabetçi eğitim sistemi vb. politikalarla geleceksizleştirilerek, sorgulama yeteneğinden ve dönüştürücü-dinamik gücünden yalıtılmaya çalışılması, özellikle göçmen gençlik açısından eğitim süreçlerinde ve sosyal yaşamda sürekli karşılaşılan ırkçılık, gettolara itilmesi, boğuşulan sorunlar karşısında ifadesizlik ve alternatifsizlikle birlikte bütün bunların gençlik içerisinde açığa çıkardığı; çeteleşme, uyuşturucu, kumar-bahis-oyun bağımlılığına sürüklenmeleri, güncel olarak mülteci gençliğin temel yaşamsal, ekonomik, kültürel sorunları gibi birçok noktayı sayabiliriz.

Az önce ifade ettiğimiz Avrupa coğrafyasındaki objektif durumdan ileri gelen gerçekliklerin yanında subjektif güçler açısından, alternatif mücadele yürüten kesimlerin ideolojik ve politik varlıklarındaki zayıflık, mücadele araçlarında burjuva sınırlarını aşamayan gerçeklikleri, örgütlenme biçimlerindeki sıkıntılar, politika üretemez durumları, ideolojik temeli ve siyasi birikimi güçlü olan göçmen örgütlenmelerinin ise dar bir çevre içinde kalarak güne ve alana dair etkili politikalar üretememesi vb. gerçeklikler de, Avrupa’da hem genel toplumsal-sınıfsal mücadele araç ve dinamikleri hem de gençlik mücadelesi açısından aşılması gereken önemli yanları oluşturuyor.

Mevcut tüm çelişkilerin kapitalist sistemin genel niteliğinden doğduğu veya sürdüğü gerçeğinden hareketle, kapitalizmin varlığının ortadan kalkmasıyla bu çelişkilerin nitelik değiştireceği veya ortadan kalkacağını biliyoruz. Ancak bugünkü nokta açısından sorunuzun daha somut ifadesi olarak,  siyasal varlığımızı kurguladığımız noktanın yukarıda ifade ettiğimiz evrensel ve özgün çelişkiler ve bulunduğumuz alanın gerçeklikleri üzerinden, ezilen gençlik kesimlerinin dinamizmini alternatifi olarak işaret ettiğimiz sosyalizm mücadelesine kanalize edebimek üzere üreteceğimiz çözüm ve mücadele politikalarımızın sosyalist devrim perspektifi taşıyan, meşru mücadelenin sınırlarını sürekli zorlayan bir yönelimi olduğunu ifade edebilirz.

HG: 26-27 Mart’ta 21. Kurultayınızı gerçekleştireceksiniz. Kurultay çalışmaları ve gündemleri hakkında neler söylemek istersiniz?

Esasta güne ve yarına niteliğimize uygun cevap olabilmek amacıyla, Avrupa’da var olan toplumsal-sosyal çelişkiler üzerindeki siyasal iddiamızı gençlik mücadelesi alanından pratiğe geçirmedeki rolümüzü, yani örgütsel-siyasal niteliğimizi, var olan örgütsel toplamımızla uzun süredir tartışma konusu yapıyoruz.

Yaptığımız tartışmalarda, yaşadığımız coğrafyada özgün gençlik örgütümüzün, tarihsel tecrübe, birikim ve kazanımlarıyla birlikte önemli açmazlarının da söz konusu olduğunu gördüğümüzü ifade edebiliriz. Kültürel aidiyetlerimizin siyasal bir aidiyet ifade etmesinin yanında, yaşadığımız coğrafya, içinden geçtiğimiz zaman dilimi ve bütün bunların özgün gençlik hareketimize yüklemiş olduğu görevlere bakıldığında,  varlık gerekçemiz ve niteliğimizle uyuşmayan bir duruşa, pratiksizliğe hapsolduğumuz bir gerçektir. Bu gerçeklikten hareketle kurultay sürecimiz, yaşadığımız coğrafyanın özgün gençlik çelişkileri üzerinden daha geniş gençlik kesimlerine ulaşmada politikalar üretmeye ve elbette üretilen bu politikaları siyasal aracımız üzerinden doğru yöntem ve ele alışlarla hayata geçirmeye dönük  bir görev üstlendi. Siyasal karşıtlığımızın, yaşadığımız coğrafyanın özgün çelişkileri ve bilimsel dünya görüşümüz üzerinden yeniden tartışılmasının ifadesi olarak gördüğümüz 21. Kurultay sürecimizdeki tüm ön çalışmalarımızı; Siyasal ve Örgütsel Perspektifimiz, yeni döneme dair pratik politikalarımız, bunlarla bağlantılı olarak Program ve Tüzük değişiklik önerilerinin somutlaştırılması ve daha sonrasında yerellerdeki fikirlerimizin merkezileştirilmesi amacını taşıyan Alt Bölge ve Ülke Kurultay çalışmalarımızın bir bütününü buna uygun olarak gerçekleştirmeye çalıştık. Bu anlamda 21. Kurultay sürecimizin,, siyasal niteliğimizi belirleyen ideolojik belgemiz olan ve örgütsel nitelik ve ilkelerimizi belirleyen  Programımızda ve Tüzügümüzde önemli noktaları tartışarak, varlığımızı tarihsel ve fikirsel bağlamından koparmadan kendi dışımızdaki siyasal hareketleri ve gelişmeleri gözlemleyerek Siyasal ve Örgütsel olarak önemli oranda nitel bir yenilenme ortaya koymadaki, başka bir ifadeyle özgün gençlik mücadele cephesinden Sosyalist toplum projesinin ideolojik ve pratik sahada meşru savunucusu olmadaki iddiamızı ilerleterek sürdürme çalışmalarında mütevazı adımlardan biri olduğunu söyleyebiliriz.

Amaç ve içeriğini özetle ifade ettiğimiz bütün bu ön çalışmalar, 26-27 Mart 2016 tarihinde Frankfurt’ta gerçekleştirilecek olan ADGH 21. Kurultay’ında gençlik iradesine taşınarak somutlaşmış olacak. Avrupa coğrafyasında farklı örgütlenme araçları üzerinden varlık gösteren gençlik örgütlenmelerinin yanında, Türkiye-Kuzey Kürdistan’da politik gençlik mücadelesinin önemli dinamiklerden olan ve geçmişten bugüne ideolojik, siyasal çizgi ve perspektif açısından “bir ırmağın iki kolu” olarak ilişkilendiğimiz Demokratik Gençlik Hareketi-DGH de Kurultayımızda bizlerle birlikte olacak.

HG: Avrupa’da faaliyet yürüten bir gençlik örgütü olmanıza rağmen Türkiye-Kuzey Kürdistan’la her anlamda bağlarınızın ve ilginizin güçlü olduğunu bilmekteyiz. Bu bağlamda gençlik penceresinden ülkedeki siyasal gelişmelere dair kısaca neler söylemek istersiniz?

Evet, Avrupa’da varlık gösteren bir gençlik örgütü olarak politik görevlerimiz, özel olarak bulunduğumuz coğrafyanın sınıfsal ve toplumsal gerçekliği üzerinden ezilen gençlik kesimlerinin çelişkilerine yöneliktir. Ancak bu durum, emperyalist-kapitalist egemenlik sistemi gerçekliğinde, dünyanın diğer coğrafyalarında yaşanan gelişmelere ve buralardaki ezilenlerin sorunlarına ilgisiz olduğumuz ya da bunları birbirinden bağımsız ele aldığımız anlamına gelmemekte. Türkiye-Kuzey Kürdistan coğrafyasıyla olan bağımızın ve ilgimizin temel referans noktalarından biri bu. Bunun yanında diğer önemli bir referans noktamız ise, ilk sorunuza karşılık ifade ettiğimiz mücadele varlığımızı ortaya koyan, ona yön veren ve geliştiren ideolojik-politik-kültürel aidiyet meselesidir.

Sorunuza dönecek olursak, Türkiye-Kuzey Kürdistan’da yaşanan gelişmeleri kendi penceremizden doğru şekilde ele alabilmemiz için, öncelikle Emperyalist-kapitalist sömürü sisteminin ülkemiz gibi komprodor tekelci kapitalizme bağlı sömürge ve yarı sömürge ülkelere biçtiği siyasi, ekonomik, askeri, sosyal ve kültürel rolleri ifade etmemiz gerekiyor. Konunun kapsamını aşmaması bakımından özelde Türkiye-Kuzey Kürdistan’a gelecek olursak, faşist ‘’TC’’devletinin, görev ve sorumluluklarını emperyalist kapitalist ekonominin ihtiyaçları temelinde diğer ülkelerde olduğu gibi layıkıyla ve istenilen seviyede yerine getirememesinden kaynaklı AKP üzerinden planlanan yeni bir süreç başlatıldı. Bu süreçte özellikle ‘demokratikleşiyoruz’ söylemleri, ‘alevi, roman, kürt vb. açılımları’, ‘Ergenekon ve balyoz’ operasyonları , ‘12 Eylül darbecilerinin yargılanması’ üzerinden ve müslüman ülke gerçekliğini dikkate alınarak din olgusunun canlı tutulmasıyla beklenti içindeki kitleler üzerinde ‘olumlu’ bir hava yaratıldı. Yaratılan bu manipülasyonla önemli devlet organları ele geçirilerek kendisi gibi düşünmeyenleri ya yok ederek ya da biat ettirme kültürüyle iktidar haline gelindi.

AKP’nin tek başına iktidar olmasıyla birlikte çıkardığı yasalarla, başta işçi sınıfı olmak üzere ülke halklarının kazanılmış hakları ellerinden alınmaya başlandı. Özelleştirme adı altında kamu alanları sermayeye peşkeş çekildi. İşçi sınıfının sendikasız sigortasız ve güvencesiz çalıştırılması, köylülüğün üretemez hale gelerek metropollere göçmek zorunda bırakılması, bilim yuvalarının sermayeye peşkeş çekilerek parası olmayanların okuyamaz, okuyup mezun olsalar dahi iş bulamaz hale getirilmesi, HES, siyanürlü altın arama ile doğanın tahrip edilerek o coğrafyalarda bir insansızlaştıma politikasına gidilmesi, “fıtratlarında var” denilerek kadın katliamlarının, fiziksel, ekonomik, psikolojik şiddet, taciz ve tecavüzün devlet eliyle teşvik edilip desteklenmesi, kadının gittikçe ev içine hapsedilip yok sayılarak köleleştirilmesi ve yine LGBTİ’lerin toplumsal ve ekonomik yaşamın her alanında yok sayılmaları, sokak ortalarında, evlerinde, katledilmeleri, tecavüz ve tacize uğratılmaları gibi ifade etmekle bitiremeyeceğimiz saldırılardan kaynaklı ekonomik, sosyal, kültürel, akademik vb. alanlarda uygulanan bu faşist baskı, hak gaspları ve sindirme politikaları, bağrında Gezi/Haziran Ayaklanmasını yaratarak insanları sorgulamaya, sokağa çıkmaya ve birlikte mücadele etmeye götürdü. Bu durum, ülkenin dört bir yanına yayılan ve farklı gerekçe ve çelişkilerle bir araya gelen halk kitlelerinin, bir araya geldiklerinde neler yaratabildiklerini bir daha göstermiş oldu. Fakat devrimci sosyalist güçlerin güçsüz olmaları ve sürece önderlik edememelerinden kaynaklı, katliamlar, yaralamalar, gözaltılar ve tutuklamalarla süreç sönümlendirilmeye çalışıldı. Yaşanan bu sürecin faşist ‘’TC’’ devletinin korkularını büyütürken ezilenler cephesinde konumlanan bizler açısından önemli dersler yarattığını ve umut olduğunu düşünüyoruz.

Bütün bu süreçlerden geçilerek gelinen aşamada bugün 7 Haziran seçimlerinin AKP iktidarı açısından bir kırılma noktası olduğunu söyleyebiliriz. Devrimci demokratik ve ilerici kesimlerin HDP çatısı altında seçimlere girmesi sonrasında tek başına iktidar olamayan AKP iktidarı tarafından başta Kürt ulusu olmak üzere, devrimci, demokrat, ilerici, aydın, yazar ve akademisyenlere yönelik pervasız faşist saldırılar yoğunlaştrılmaya başlandı. IŞİD gericiliğini her anlamda destekleyen faşist T.C. devletinin günceldeki temsilcisi AKP iktidarı üzerinden Suruç’ta, Ankara’da, Amed’de yapılan katliamlar eşliğinde bir korku cenderesi yaratılarak ülke halkları 1 Kasım seçimlerine götürüldü.  1 Kasım seçimleri sonrası tekrar iktidara gelen AKP,  faşist T.C. devletinin tüm savaş araçlarıyla özelde Kürt halkına saldırılarını yoğunlaştırdığı bu süreçte Kürt ulusal hareketi öncülüğündeki Kürt halkı,  Kürdistan’ın birçok bölgesinde ilan edilen öz yönetimler, hendek vb. özsavunma direnişlerini sürdürüyor.

Faşist uygulamalara karşı koyuşta mücadelenin, coğrafik ve politik mücadele araçları bakımından belirli alanlara sıkışması, belli yerlerden ve alanlardan örgütlü itirazlar gelmekle birlikte, özellikle ülkenin metropollerinde büyük bir sessizliğin olması ve Kürdistan’daki mücadeleyle doğru temelde bütünleşilememesi faşist saldırıların ve birçok bakımdan kayıpların yoğunlaşmasına, dolayısıyla direnişin cılızlaşmasına neden olmakta. Ezilen kitleler açısından değerlendirdiğimizde, her ne kadar kanıksamış ya da faşizmle korkutularak sindirilmiş gibi görünse de, yaşamlarının her parçasına sirayet eden faşizmle biriken bir öfke mevcut.

Kitlelere güven vererek biriken öfkelerini açığa çıkarmak ve korku duvarlarını aşarak saldırıları püskürtmek ancak devrimci, yurtsever ve sosyalist öznelerin öncülüğünde ortak düşmana karşı Türkiye-Kuzey Kürdistan’ın tüm şehirlerinde ve her sahada oluşturulacak ortak mücadele cephesinin ülkenin dört yanına yayılmasıyla mümkün olabilir. Çünkü süreç kınama bildirileri, açıklamalar, birkaç gün sonra unutulacak ve karşılık bulmayacak eylem biçimleriye püskürtülemeyecek denlidir. Bir tercih olarak değil ertelenemez bir görev olan bu gerçeklikte bizlere düşen, emperyalist güçlerin ve onların uşaklarının korkularını büyütmek olmalı ve bu da zora dayalı radikal bir mücadele cüretini kuşanarak, bu cürreti mücadele sahasının her yanında hayata geçirmekten geçmektedir.

Sözlerimizi bitiriken, Halkın Günlüğü basın emekçilerini ve okurlarını Avrupa Demokratik Gençlik Hareketi (ADGH) olarak selamlıyoruz, özellikle gazetenizin Avrupa okurlarını, kurultayımızda ve mücadelemizde bizlerle birlikte olmaya çağırıyoruz.

halkingunlugu.net

adhk tarafından

ADGH Alt Bölge Kurultaylarını Gerçekleştirdi

Mart 15, 2016 de ADGH, ANASAYFA adhk tarafından

1“Emperyalist kapitalist sömürü sistemine karşı gençliğin sosyalizm mücadelesinin parçası ol; direniş meşrudur” sloganıyla 26-27 Mart tarihlerinde 21 Kurultayını örgütleyecek olan Avrupa Demokratik Gençlik Hareketi, Kurultay öncesi Almanya Güney, Hessen, NRW bölgeleri ve İsviçre-Fransa olmak üzere 4 alt bölge kurultaylarını 12-13 Mart tarihlerinde gerçekleştirdi

ALMANYA (15-03-2016) Ludwigsburg, Basel, Frankfurt ve Duisburg’da gerçekleştirilen alt kurultaylarda, 21. Kurultay gündemini oluşturan çeşitli siyasal ve örgütsel konular etrafında kapsamlı tartışmalar gerçekleştirilmesinin yanı sıra, yeni dönem önderliğini oluşturacak yönetim organı için de öneriler alındı.

Dünyanın farklı coğrafyalarında öne çıkan  güncel siyasal, ekonomik ve toplumsal gelişmelerin ezen ve ezilenler açısından analiz edildiği siyasal perspektif gündeminde, özellikle Avrupa, Ortadoğu, Türkiye-Kuzey Kürdistan gibi coğrafyalardaki  gelişmeler etrafında, Emperyalist kapitalist egemen dünya sisteminin geldiği durum, dünya halkları üzerinde uygulanan yeni sömürü ve savaş politikaları, bu politikaların dünya halklarına yansımaları, bunlar karşısında geliştirilen toplumsal ve sınıfsal karşı koyuşlar, örgütlü güçlerin durumu, kapitalizmin krizinin güncel durumu, emperyalist savaşlar ve mülteci gerçekliği, gibi konu başlıklarında kapsamlı tartışmalar gerçekleştirildi.

Avrupa’daki siyasal, ekonomik, toplumsal gelişmeler üzerinden ezilen gençliğin durumu, yaşadığı sorunlar ve içerisinde bulunduğu çelişkiler özel olarak işlenerek, bunlar üzerinden ADGH’nın siyasal ve örgütlenme perspektifi doğrultusunda, somut gerçekliğe ve hedeflere göre ortaya konan yeni dönem politikaları tartışılarak taslaklara dair eleştiri ve öneriler alındı.

Bölge kurultaylarına devrimci dayanışma bilinciyle katılan Yeni Demokrat Gençlik ve Young Struggle, kurultay sürecine ve önemine dair fikirlerini sunarak selamladılar. Bunun yanı sıra güncel gelişmelere ve tartışmalara aktif olarak katılarak, benzer süreçlerde kendi yaşadıkları deneyimleri aktararak tartışmaları zenginleştirdiler.

Bölge kurultaylarında gündemlere dair yapılan tartışmalar üzerinden sunulan eleştiri ve öneriler üzerinden taslaklar son hallerine kavuşturularak 26-27 Mart’ta yapılacak ADGH 21. Kurultay iradesine taşınmış olacak.

2

4

53

adhk tarafından

ADGH Köln’de mülteci gerçekliğine dönük stand ve sokak çalışması gerçekleştirdi

Şubat 29, 2016 de ADGH, ANASAYFA adhk tarafından

kllKÖLN ( 29-02-2016) ADGH NRW (Kuzey Ren Westfalya) bölge örgütlülüğü, Köln Dom Meydanı’nda ADHK’nın “Biz Buradayız Çünkü Siz Oradasınız ” başlıklı mültecilik- göçmenlik, ırkçılık ve emperyalist savaşlar içerikli kampanyası çerçevesinde almanca ve türkçe bildiri ve bilgilendirme broşürleri dağıtımı gerçekleştirdi. ADHK’nın Avrupa genelinde başlattığı, birçok ülke ve kentte paneller örgütleyip, göçmen kamplarına yapmış olduğu destek ziyeretleri gibi çalışmalarla sürdürdüğü kampanya, ADGH aktivistlerinin sokak çalışmalarıyla sürüyor. Özellikle pazar olmasından dolayı Köln Dom Meydanı’nın yoğun olduğu vakitte standt açıp kitlesel bir çalışma yürüten ADGH aktivisleri, kitlelerle mülteci gerçekliğini var eden ekonomik siyasal ve toplumsal nedenler, emp. kapitalist devletler eliyle medya vb. araçlar üzerinden halkta yaygınlaştırılmaya çaılışılan ırkçı politikalar ve sonuçlarının yanında, emperyalist savaşlar üzerine tartışmalar gerçekleştirerek, halkı konunun gerisindeki gerçeklere yönelik sorgulayıcı ve duyarlı olmaya çağırdı. Stand ve sokak çalışması turistlerde de ilgi ve merak uyandırdı. Turistlerle de göcmelik üzerine sohpetler gerçekleştiren ADGH aktivistleri, Avrupa Birliği emperyalistlerinin Ortadogu‘da paylaşım savaşında izlediği iki yüzlü savaş politikasını teşhir etmeye, emperyalist savaşların parçası olmayı reddedip; dağılıp, yağmalanan coğrafyanın halklarıyla her türlü ırkçı ve faşist saldırılara karşı dayanışmayı büyütüp özgürlük ve sosyalizm için örgütleme ısrarı mesajıyla faaliyetlerini sürdüreceklerini belirtiler.

 

adhk tarafından

Duisburg’da ADGH aktivistleri, bildiri ve broşür dağıtımı gerçekleştirdi

Şubat 26, 2016 de ADGH, ANASAYFA adhk tarafından

duDuisburg (26-02-2016)  ADGH aktivistleri Duisburg merkezde bildiri ve broşür dağıtımı yaparak, ADHK’nın ‘Biz Buradayız, Çünkü Siz Oradasınız’ adıyla yürüttüğü göçmenlik kampanyasını kitlelere taşıdılar. ADGH aktivistleri Duisburg Formun önünde kitlenin yoğun olduğu saatlerde bildiri ve broşür dağıtımı yaparken, aynı zamanda kitlelerle bire bir tartışma ve fikir alış verişi yürütülüp kampanyanın içeriğine ilişkin olumlu tepkiler alındı. ADGH aktivistleri, genelde Avrupa’da özelde ise Almanya’da yükselen ırkçılığa, neo-nazi örgütlerinin giderek güçlenmesine, emperyalistlerin Orta Doğu’da yürüttükleri haksız savaşlara karşı, mücadelelerini yükselteceklerini belirttiler.

adhk tarafından

ADGH 21. Kongresi‘ne Çağrı

Şubat 24, 2016 de ADGH, ANASAYFA adhk tarafından

genclikkongresiEmperyalist kapitalist sömürü sistemine karşı gençliğin sosyalizm mücadelesinin parçası ol; DİRENİŞ MEŞRUDUR!

Genç işçiler, emekçiler ve öğrenciler,

ADGH (24-02-2016) Bizler, emperyalizmin kalbi sayılan, dünyanın en zengin ülkelerinde yaşıyor olmamıza rağmen, emperyalist-kapitalist devletler, maddi kaygılar olmadan öğrenim görmemiz ve iyi bir yaşam sürmemiz için gerekli imkânları bizlere sunmamaktadır. Üniversite öğrencilerinin büyük bir bölümü, öğrenim görmenin yanı sıra ucuz iş gücü olarak çalıştırılmaya mecbur bırakılarak sömürülürken, bu şartlarda öğrenim görmeleri için yeterli bir zaman dahi bulamamaktadırlar. Birçoğu öğrenim stresinin yanında bu tür zorluklar da yaşadıkları için psikolojik rahatsızlıklara sürüklenmektedirler.

Okullar artık öğrenim görülen yerler olmaktan çıkmış, öğrenciler için bir işkence merkezine dönüşmüş durumdadır. Genç yaşlardan itibaren çocuklar, yetenekli ya da daha az yetenekli olarak kategorize edilirken, bu durum performanslarını yükseltmeleri için bir baskı unsuru oluşturmaktadır. Sınıfların tıka başa doldurulduğu, öğrencilere ezber eğitimin dayatıldığı bu gerçeklik, onların birçok anlamda gelişimlerini engelleyen bir hal almıştır. Eğitim için daha fazla yatırım yapmak yerine, bu alandan yapılan kısıtlamalar, dış ülkelere pazarlanmak üzere militarizm ve silah harcamalarında kullanılmaktadır.

Meslek eğitimi gören gençler de ucuz iş gücü olarak kullanılmakta, bu gençlerin yaptığı fazla mesai saatleri ödenmemekte, bunun yanında kimi zaman kendilerine meslekleri dışındaki angarya işler dayatılmaktadır. Üç yıl emeği sömürülen bu gençler çalıştırıldığı işyerleri tarafından işe alınmayarak, başka bir iş aramak zorunda bırakılmaktadırlar; ki ilişkilerinin olmadığı durumlarda işe alımlar o kadar da kolay olmamaktadır. İş bulma durumlarında dahi, egemen sistemin varlık sebebi olan olası bir ekonomik krizde işlerini kaybetme olasılıkları yüksek olduğu için, sürekli olarak bunun korkusu ve stresiyle yaşamaktadırlar. Firmaların yaptıkları yüksek kazançlara rağmen, genç işçiler emeklerinin karşılığının çok çok altında bir ücretle çalıştırılırken, sendikalar ise bizlerin asgari ücrete razı olmamızı beklemektedirler. Bizler, asgari olanı değil, emeğimizin karşılığını istiyoruz.

Tüm bu eşitsizlikler ve sömürüye paralel olarak, kapitalizmin yarattığı perspektifsiz gençlik, her geçen gün daha çok gettolaştırılmış bölgelerdeki uyuşturucu batağına sürükleniyor. Dahası kapitalist değerlerin bir parçası olma ve para kazanma hırsı ile kolay para kazanmak umuduyla kumar bağımlısı oluyorlar, çünkü günümüz toplumuna çok para aynı zamanda saygınlıkla eşdeğer olarak sunulmaktadır.

Kapitalizm sorunun kendisidir!

Yaşadığımız sorunların asıl kaynağı olan ve aşmamız gereken, bu sistemi, yani kapitalizmi yenmektir. Tüm sorunlarımızın asıl kaynağı kapitalist- emperyalist sistemin ta kendisidir. Çevreye zarar veren, eşitsizliklerin ve ekonomik krizlerin asıl sebebi olan kapitalizm, halkı milli ve din olguları üzerinden kışkırtıp birbirine düşürerek asıl problemi medya vb. araçlarıyla görmemizi engellemek istemektedir. Bir tarafta ezen, diğer tarafta ezilenlerin olduğu sınıflı toplumlarda, egemen sömürücü sistem, ezenlerin zenginliklerine zenginlik katmak ve yeraltı zenginliklerine kavuşmak için bu ülkeleri savaşlara sürükleyerek dünya halklarını katledip, topraklarından sürmekten kaçınmazken, kan ve gözyaşı üzerinden, emperyalist sömürü ve savaşlarla elde edilen muazzam karların ufak bir kısmı ise, bu ülkelerde yaşayanlara, ‘demokrasi, özgürlük, sosyal devlet, güvenceli toplum’aldatmacalarıyla sus payı olarak sunulmaktadır. Bütün bunlar ezilen halk gençliği olarak bizlere, bu sistemi değiştirmemiz için yeterli sebeplerimizin mevcut olduğunu göstermektedir.

Çözüm Sosyalizm´dir!

Gerici emperyalist-kapitalist devletler bizi, milyarlarca işçiyi, emekçiyi, avuçları kan dolu bu barbarların daha da zenginleşmesi için sistemlerine inandırma çabasındadırlar. Fakat biz, anti-faşist, anti-emperyalist ve sosyalist gençlik hareketi olarak diyoruz ki; Başka bir dünya mümkün! Bu sebeple, ezilen halk gençliği olarak bizler, egemenlerin diktatörlüğünden başka bir şey olmayan parlamenter sahte demokrasi yerine, sisteme karşı geliştirilen mücadeleyi yükselterek, sömürgecilerin daha fazla zenginliği için değil, hep birlikte kendi ihtiyacımız olanı üreteceğimiz sosyalist sistem için mücadele edelim, çünkü; İnsanlığın kurtuluşu Sosyalizmden geçmektedir!

“Belki bir parmağı kırabilirsin; fakat beş parmak bir yumruktur! “ -Ernst Thälmann

Hayatlarımızı zorlaştıran birçok etken olmasına karşı, gençlik olarak umutsuzluğa düşmemeliyiz, çünkü alternatifsiz değiliz. Tarih bize, mevcut ekonomik-toplumsal sistemin, devrimci kitlelerin ortak eylemiyle değiştirilip, yerine daha iyi bir toplumun yaratılabileceğini öğretti. Bizler, örgütlenmeli ve birlikte mücadele etmeliyiz. Ernst Thälmann’ın da dediği gibi: ” Belki bir parmağı kırabilirsin; fakat beş parmak bir yumruktur”.

Bu sebeple sizleri 26-27 Mart 2016 tarihlerinde Frankfurt’ta gerçekleştireceğimiz ADGH 21.Kongresine, Avrupa Demokratik Gençlik Hareketi bünyesinde örgütlenmeye ve hep birlikte haklarımız için mücadele yürütmeye çağırıyoruz.

Örgütlü bir gençlik gelecekir ve gelecek gençlerin ellerindedir !

Omuz omuza daha iyi bir dünya için mücadeleye !

Yaşasın gençliğin meşru sosyalist dünya mücadelesi !

23.02.‘16

Avrupa Demokratik Gençlik Hareketi -ADGH

ADGH 21. Kongresi

26-27 Mart 2016

(Cumartesi, 12:00-Pazar, 10:00)

Saalbau Gallus (Frankenallee 111, 60326, Frankfurt am Main)

adhk tarafından

ADGH Hessen Göçmenlik Kampanyası İçin Frankfurt Çarşı Merkezinde Stant Çadırı Açarak Bildiri Ve Broşur Dağıtımı Yaptı

Ocak 15, 2016 de ADGH, ANASAYFA adhk tarafından

1Frankfurt (15-01-2016) ADGH/ Hessen (Avrupa Demoratik Gençlik Hareketi) göcmenlerin yaşadığı sorunlara dikkat çekmek ve onların hak ve özgürlüklerini savunmak amacıyla ADHK‘ nın başlatmış olduğu „BİZ BURADAYIZ, ÇÜNKÜ SİZ ORADASINIZ!“   kampayası kapsamında Frankfurt çarşı merkezinde stant çadırı açarak bildiri ve broşür dağıtımı yapıldı. Göçmenlerin yaşadığı sorunları ve nedenlerine dikkat çekme ve duyarlılık geliştirme amacıyla stant çadırını ADHK nı çıkardığı mataryallerle süsleyen ADGH aktivistleri saat 11.00-17.00 aarası yoğun bildiri ve broşür dağıtımı yaptı.Çeverede geçen insanların ilgili davranışları dikkat çekerken ştant çadırına gelen insanların sorduğu sorulara kampanya kapsamında sohbet ve siyasi tartışmalar yapıldı.

2

adhk tarafından

ADGH, 10. Eğitim Kampını gerçekleştirdi

Aralık 29, 2015 de ADGH, ANASAYFA adhk tarafından

genclikAvrupa Demokratik Gençlik Hareketi, merkezi eğitim çalışmaları kapsamında yılda iki defa olmak üzere, her yıl düzenli olarak organize ettiği eğitim kamplarının 10’sunu, Almanya, Fransa ve İsviçre’den gençlerin katılımıyla 25-28 Aralık tarihleri arasında Almanyanın Allgäü bölgesinde gerçekleştirdi

Almanya (29-12-2015) Genel olarak dünyada, özelde Ortadoğu’da, Türkiye/Kuzey Kürdistan ve Avrupa coğrafyalarında güncelde yaşanan ekonomik, siyasal ve toplumsal gelişmeler, insanlık tarihinin gelişimi, sınıflı toplum gerçekliğinin tarihsel arka planı çerçevesinde günceldeki durumu, emperyalist-kapitalist sistemin güncel sömürü politikaları ve sonuçları, ezilenler cephesinden farklı mücadele dinamikleri ve durumları, kadın ve çevre sorunu gibi konuların ele alındığı sunum ve tartışmalar üzerine, alternatif sosyalist sistem ve toplumun nasıllığı ve sorunları etrafında tartışmalar yürütüldü. Tarihten günümüze farklı tarihsel süreçlerde kadının ve örgütsel mücadelesinin durumu ve kapitalist sistemin kar hırsı sonucu doğa üzerinde yarattığı tahribatların detayları da 1. gün tartışmalarında özel olarak işlenen konulardan oldu.

  1. gün yapılan sunum ve sürdürülen tartışmalarda, Avrupa coğrafyasında gençliğe yönelik yürütülen politikalar, bunların farklı gençlik kesimleri üzerindeki etkileri, özel olarak Fransa ve Almanya’da gençliğin yaşadığı ekonomik, akademik, sosyal-kültürel sorun ve çelişkilerin detayları etrafında, işçi-işsiz, öğrenci, göçmen vb. ezilen gençlik kesimlerinin toplumsal ve sınıfsal gelişmelerden nasıl etkilendiği, çözüm mücadelesindeki rolleri çerçevesinde sunumlar ve tartışmalar gerçekleştirildi. Tartışmalar neticesinde, Avrupa’da politik gençlik mücadelesinin önemi ve ilerleme dinamikleri çerçevesinde, bu mücadelenin örgütsel anlamda pratik ayaklarını güçlendirmeye dönük planlamalar, somut fikir ve öneriler ortaya kondu.

Kültürel ve sanatsal atölye çalışmalarının da olduğu kampta, tiyatro ve müziğin yanısıra, özellikle günümüz dünyasında, grafik-görsel tasarım alanının politik çalışmalardaki önemi ve nasıl kullanılacağı konusunda özel bir sunum gerçekleştirildi.

adhk tarafından

Gençlik Örgütleri Basel’de ortak etkinlik düzenledi

Ekim 4, 2015 de ADGH, ANASAYFA adhk tarafından

received_1502221896768419İsviçre’nin Basel şehrinde biraraya gelen gençlik örgütleri “HDP ile gençlik el ele” şiarıyla bir etkinlik düzenledi. Etkinliğe DHF/HDP ittifak İstanbul Milletvekili Erdal Ataş da telefon bağlantısı ile katılım sağladı.

İsviçre’nin Basel şehrinde Avrupa Demokratik Gençlik Hareketi, Ciwanen Azad, Young Struggle, Yeni Demokratik Gençlik, Alevi Gençliği Basel’in örgütleyicisi olduğu “HDP ile gençlik el ele” etkinliği başarıyla sonuçlandı. Etkinlik programı açılış konuşması ve devrim şehitleri anısına saygı duruşu ile başladı. Ardından gençlik kurumları adına yapılan ortak açıklama ile son süreçte yaşanan gelişmeler ve gençliğin üzerine düşen görevlere vurgu yapıldı. Seçimlerin Avrupa ayağının önemine değinilerek, hem sistem partileri ve onların temsil ettiği ideolojinin politikalarıyla gündelik yaşamda halklar üzerinde yarattıkları etkinin kırılması hem de sokakta ve farklı mücadele alanlarında yaratılacak ortak birlikteliklerle faşist sistemi her alanda geriletmenin gerekliliği ve anlamı vurgulanarak, gençliğe ortak mücadele için çağrı yapıldı.

received_1502221906768418Etkinliğe telefon bağlantısıyla katılan DHF/HDP ittifak milletvekili Erdal Ataş Türkiye-Kuzey Kürdistan’da devlet eliyle özellikle Kürt halkına yönelik uygulanan savaş hakkında değerlendirmelerde bulunarak, bu gerçeklik karşısında her alanda nasıl bir mücadelenin örülmesine dair düşüncelerini aktardı.

Yoğun katılımın gözlendiği etkinlikte söz alan HDP Basel seçim komisyonu temsilcisi HDP’yi 7 haziran seçimlerinde olduğu gibi tekrar İsviçre’de birinci parti yapmayı hedeflediklerini  dile getirdi. 8 Ekim ile 25 Ekim arası yapılacak oy verme işlemine herkesin katılması ve HDP’nin desteklenmesi noktasında çağrılarda bulunuldu. Etkinliğe Azad ve Kawa Urmiye ezgileriyle katkıda bulunurken, Özdemir Kardeşler’in sergilediği Kurdish_Beatbox yoğun beğeni topladı. Yaşasın Devrimci dayanışma sloganlarının yankılandığı gecede Davul Zurna eşliğinde çekilen halaylarla etkinlik sona erdi.

received_1502221893435086