adhk tarafından

İsviçre’deki gençlik kurumlarından T-K.K parlamento seçimlerine yönelik ortak çalışma

Eylül 28, 2015 de ADGH, ANASAYFA adhk tarafından

Türkiye-Kuzey Kürdistan’da 1 Kasım’da gerçekleştirilmesi planlanan Parlamento erken seçimleri dolayısıyla HDP ile ittifak yapan ve HDP içinde yer alan kurumların İsviçre gençlik örgütleri biraraya gelerek, 2 Ekim’de “HDP ile gençlik el ele” adında bir etkinlik düzenliyor.

received_1499739277016681

Parlamento alanını taktik bir araç olarak gören ve HDP ile bu anlamda bir ittifak gerçekleştiren DHF ve kardeş kurumu ADHK’nın bileşeni ADGH İsviçre örgütlülüğünün de bu taktik politika ekseninde oluşturulan birlikteliğin parçası olarak dahil olduğu etkinliğin ortak çağrısı şu şekilde;

“… bilindiği üzere 1 Kasım 2015 tarihinde Türkiye erken genel seçimlere gidecektir. Bu genel seçimlerin bir parçası ise Avrupa sahasıdır ve önemli bir alandır. 7 Haziran seçimleri ile yıkılan barajların ardından irademizi baltalamak isteyen Faşist AKP ve T.C geleneği savaş konseptini devreye sokmuş ve başta Kürt ulusu olmak üzere tüm ezilen halk kitlelerini acıya ve göz yaşına boğmuştur. Bu savaşla birlikte HDP’yi ve bileşenlerini geriletmek isteyen AKP ve T.C geleneğine karşı daha güçlü ve genç bilincimizle HDP’ye sıkı sıkı sarılarak ileri noktaya taşımalıyız. Bu anlamda örgütlediğimiz ‘HDP ile gençlik el ele’ etkinliğimize tüm halk gençliğini davet ediyoruz.

Tarih: 02.10.2015

Saat:19:00-00:00

Yer:Union Saall Klybeckstrasse 95 4057 İsviçre Basel

Düzenleyen:

Avrupa Demokratik Gençlik Hareketi

Basel Alevi Gençliği

Ciwanen Azad

Yeni Demokratik Gençlik

Young Struggle”

adhk tarafından

ADGH 9. Kolektif Gençlik Eğitim Kampı Gerçekleşti

Mayıs 27, 2015 de ADGH, ANASAYFA adhk tarafından

1Almanya (27-05-2015) Avrupa Demokratik Gençlik Hareketi-ADGH düzenli olarak organize ettiği kolektif eğitim kamplarının 9’sunu, 22-25 mayıs tarihleri arasında Almanya’nın NRW bölgesinde gerçekleştirdi. Adgh’nın örgütlü olduğu Avrupa’nın çeşitli ülkelerinden 42 gencin katılımıyla gerçekleştirilen kampta 3 gün boyunca sürdürülen teorik ve politik tartışmaların yanısıra, oluşturulan atölyelerde gençler resim, tiyatro, el sanatları ve müzik alanında üretimler gerçekleştirdiler.

Kampın ilk eğitim gününde, önümüzdeki günlerde toplanacak olan G7 zirvesi vesilesiyle, G7 vb. emperyalist birlikler üzerine Adgh’nın da bileşeni olduğu 3a devrimci platformu tarafından bir sunum gerçekleştirildi.  G7 gibi emperyalist birliklerin oluşumu, nasıl bir ihtiyaç üzerine kuruldukları,  nitelikleri, neyi hedefledikleri, emperyalist bloklar arası çatışmalar ve birlik gibi konular üzerine kapsamlı olarak gerçekleştirilen sunum sonrasında, emperyalist-kapitalist dünya sisteminin ne düzeyde olduğu, işleyişi ve bu tür emperyalist birliklerin ezenler ve ezilenler açısından ne anlama geldiği ve ne tür sonuçlar doğurduğu üzerine geniş bir forum tartışması yürütüldü. Tartışmalar sonrasında zirveye yönelik hazırlıkları süren protestolar hakkında bölgesel eylem birlikleri üzerinden pratik planlamalar yapıldı.

İlk günün ikinci bölümünde, toplumsal yaşamın bütün alanlarında ve politik alanda cinsiyet eşitsizliği (Erk-ek egemenliği ve kadın-LGBTİ bireyler) üzerine bir work shop tartışması başlatıldı. Konunun genç kadınlar ve erkekler açısından nasıl algılandığı ve pratik olarak ne düzeyde olunduğunun anlaşılması için tartışma grupları kadın ve erkek olmak üzere ayrılarak kendi yaşamları ve toplumsal gerçeklik üzerinden fikir alışverişi yapıldı. Tartışmalar sonrasında biraraya gelinip çıkan sonuçlar üzerinden, konunun bir sonraki eğitim çalışmasında devam ettirilmesinde fikir birliğine varıldı.

İkinci gün ise bir önceki kampta yürütülen tartışmaların devamı niteliğinde “Nasıl bir değişim ve yol haritası” başlığında, hem genel anlamda hem de somut olarak gençlik hareketinin örgütlenmesi yolunda önündeki engellerin nasıl aşılacağı ve yakın dönemde nasıl bir yol haritası izleyeceği üzerine forum tartışmaları yürütüldü.

Resim atölyesi için kampa katılan Muzaffer Oruçoğlu ile birlikte oluşturulan atölye çalışmasında gençlerle birlikte resim yapıldı. Atölye sonrasında sanatsal ve kültürel birikim ve üretimlerin insan yaşamındaki yeri ve etkisi,’68 devrimci hareketleri ve İbrahim Kaypakkaya’nın fikir ve pratiğinin dönemindeki politik mücadele içindeki özgünlüğü ve bu özgünlüğün günümüze nasıl taşındığı üzerine Muzaffer Oruçoğlu ile soru cevap şeklinde bir sohbet yürütüldü. Tiyatro atölyesi G7 forumunda yürütülen tartışmaları yazdığı ve sahnelediği bir oyunla görselleştirirken, müzik atölyesi kampın son günü müzikal bir dinleti verdi, elsanatları atölyesinde ise el yapımı kitap ayraçları çalışması başlatıldı.

Teorik-politik, kültürel-sanatsal tartışmalar ve üretimlerle kolektif bir şekilde örgütlenen eğitim kampı, son gün eksiklikler ve bunların nasıl aşılacağı üzerine eleştiri ve önerilerin alındığı bir değerlendirme toplantısının ardından, gençlik hareketinin yerel ayaklarının güçlendirilmesi, teorik ve pratik niteliğinin bütünlüklü olarak ilerletilmesi ve daha programlı ve nitelikli bir örgütlenme hedefiyle sonlandırıldı.

23

45

adhk tarafından

ADGH: Sosyalist bir dünyanın mümkün olduğunu haykırmak için; 11 Ocak’ta, alanlardayız!

Ocak 8, 2015 de ADGH, ANASAYFA adhk tarafından

Adgh_2015_Berlin Afişadgh-logoİnsanın örgütlü özgürleşme mücadelesinin önemli sembollerinden, Rosa Luxemburg, Karl Liebknecht ve V. I. Lenin şahsında, kavgalarının sürdürücüsü olarak, Sosyalist bir dünyanın mümkün olduğunu haykırmak için; 11 Ocak’ta, alanlardayız!

Sermaye ve onun çıkarlarına hizmet eden bir ideolojiyle yönetilen emperyalist-kapitalist  sistem, proleterya, emekçi sınıfı ve ezilen bütün kesimler üzerinde uyguladığı sömürü, savaş, katliam ve her türlü baskı politikalarıyla varlığını sürdürmeye devam etmektedir. Sistemin insan ve doğa üzerinde yarattığı sömürü, yıkım ve tahribatların dünden bugüne birçok alanda daha sistemli yöntem ve araçlarla artarak yükseldiği günümüzde, emeğin özgürleşmesinden cinslerarası eşitsizlik sorununa, doğa sorunundan kimlik  ve gençlik sorununa çok çeşitli çelişkiler ve bu çelişkilerin çözümlenme sorunuyla karşı karşıya olduğumuz bir gerçeklikteyiz.

Mevcut sistemin, toplumsal kesimler içerisinde özel önem verdiği gençlik kesimine yönelik eğitim, medya ve sosyal yaşam gibi birçok kanal üzerinden bütün örgütsel araçlarıyla geliştirdiği politikaların sebebi, yaşamdaki birçok soruna karşı duyarlılığıyla sorgulayan ve üreten gençlik dinamizminin kendisine karşı yönelmesinin önüne geçmek ve bu dinamizmi kendi hizmetine yönlendirmek  istemesinden başka bir şey değildir. Ancak bütün bunlara rağmen, kanla beslenen sistemin dünya üzerinde gerçekleştirdiği her katliam ve zulüm, ona karşı direnmeyi ve mücadeleyi de beraberinde getirirken, bu  direniş ve mücadelelerin en ön saflarında yine  yoksul, öğrenci, işçi-işsiz, ezilen inanç ve uluslardan gençlik kesimleri bulunmaktadır; Yunanistan, İtalya, Brezilya, Şili, Meksika, Gezi Direnişi  ve elbette emperyalist savaş ve katliamların yoğun olduğu Ortadoğu, Rojava, Kobanê’de..

İnsan ve doğa üzerinde yaratılan bütün bu çelişkilerin çözüm yolunun nasıl alternatif bir toplum projesiyle mümkün olduğu ve bu projenin gerçekleştirilmesinin nasıl olacağı, tüm toplumsal kesimlerin olduğu gibi, bu kesimler içerisinde dinamik bir yer tutan gençliğin de düşünce ve pratiğiyle cevap aradığı sorulardandır. Bugünün gerçekliğinde yaşama dair her konuda hakim olan emperyalist- kapitalist sistemin politikalarına karşı geliştirilen itiraz ve direnişler farklı içerik ve biçimlerde devam ederken, içeriği ve sonuçları ne olursa olsun gençliğin dinamizmiyle yükseltilen her karşı koyuş oldukça anlamlıdır. Önemli olan, bu karşı koyuşları dünün ve bugünün mücadele deneyimlerinden öğrenerek yarattığımız her araç ve alanda bilinçli bir örgütsel güce dönüştürerek ilerletmektir.

İnsanlığın kurtuluş projesi olan Sosyalist toplum projemizin düşünce ve pratik savunucuları olarak 15 Ocak 1919’da katledilen Rosa Luxemburg, Karl Liebknecht ve sovyet sosyalist devriminin teorik ve pratik önderi V. I. Lenin’in mücadelelerinin yürütücüleri olarak bu mücadelelerden çıkaracağımız derslerle, Sosyalist bir dünyanın mümkün ve zorunlu olduğunu gençliğin dinamik gücüyle haykırmak için tüm gençleri 11 Ocak 2015 Pazar günü Berlin’de büyük sosyalizm yürüyüşünde olmaya çağırıyoruz!

Emperyalist-kapitalist sömürü sisteminin kirli savaşları, katliamları ve her türlü sömürüsü altındaki insan ve doğanın özgürleşmesi örgütlü sosyalist mücadele ile mümkün !

8 Ocak’15

Luxemburg-Liebknecht-Lenin (LLL)Demonstration,

Sonntag, 11.Januar 2015 | 10Uhr | U-Bhf Frankfurter Tor, Berlin

ADGH (Avrupa Demokratik Gençlik Hareketi)

adhk tarafından

Avrupa Demokratik Gençlik Hareketi 8. Kolektif Eğitim Kampı Sonuçlandı

Aralık 30, 2014 de ADGH, ANASAYFA adhk tarafından

genAlmanya (30-12-2014) Avrupa Demokratik Gençlik Hareketi-ADGH merkezi eğitim kamplarının 8.sini Almanya’nın Güney bölgesinde 25-28 Aralık tarihleri arasında gerçekleştirdi. Avrupa’nın çeşitli ülkelerinden 14-30 yaş arası gençlerin katılım gösterdiği kamp, tartışma forumları, workshoplar, kültür-sanat atölyeleri biçiminde organize edildi.

ADGH’nın, mevcut ekonomik-toplumsal sisteme nasıl bir anlam yüklediği ve bu toplumsal sistemde kendini nasıl konumlandırdığının anlatımıyla başlayan tartışmalarda, ‘Nasıl bir dünyada yaşıyoruz’ ve ‘nasıl bir gençlik örgütlenmesi’ ana başlıklarında 2 forum ve 4 workshop başlığıyla ele alınarak, emperyalist-kapitalist sistemin toplumsal yaşamın birçok dinamiği ve doğa üzerinde yarattığı çelişkiler, tahribatlar, bunların nedenleri ve çözüm yöntemleri tartışıldı.

Forumlarda, nasıl bir dünya ve toplumda yaşadığımızı, böyle bir dünyanın kendi yaşamlarımız ve toplumsal yaşamdaki anlamını, değişime neden ihtiyaç olduğunu, başka bir dünyanın mümkün olup olmadığını, eskiyi yıkmaya ve sosyalist toplumu örmeye aday çeşitli dinamiklerin güncel durumları ve rolleri tartışılırken, bu değişimin ve gençliğin bu değişimdeki rolünün nasıl olacağı sorusuna, özel olarak güncel gençlik mücadelesi gerçekliği üzerinden “Öğrenci gençliği, İşçi-işsiz, göçmen gençlik, Sosyal Yaşamda Gençlik ve Cinslerarası eşitsizlik ve gençlik” başlıklarında workshop yöntemiyle pratik yanıtlar aranıp, örgütlenme araç ve yöntemlerine dair fikirler üretildi.

3 günlük tartışma ve kolektif birliktelikten öğrenilen ve edinilen gözlemler, oluşturulan Tiyatro, Müzik ve Fotoğraf-Kısa film dallarındaki atölye çalışmalarıyla birleştirilerek, hayatın bir çok alanına dair sorulan sorular, kültür ve sanat araçlarıyla ifade buldu.

ADGH 8. Kolektif eğitim kampının, teorik- politik –sosyal içeriğine ve organizasyonuna yönelik son gün yapılan değerlendirmesinde, bir çok bakımdan kolektif birlikteliğin ve üretimin yakalandığı ifade edildi. 4 günde edinilen deneyimler ve çıkarılan derslerle, eksikliklerin giderilmesine ve yeni eğitim yöntemlerine yönelik önerilerin alındığı eğitim kampı, 4 günlük kamp çalışmalarının röportajlar ve görsel malzemelerle aktarıldığı sinevizyon gösteriminin ardından sonlandırıldı.

23

adhk tarafından

ADGH Gençlik Buluşması Zürich’te gerçekleşti

Eylül 29, 2014 de ADGH, ANASAYFA adhk tarafından

manşetAvrupa Demokratik Gençlik Hareketi İsviçre Komitesi’nin Şengal halkı ve Rojava- Kobanê halk direnişiyle dayanışmak ve Yılmaz Güney şahsında yitirilen devrimci aydın ve sanatçıları anmak amacıyla örgütlediği Gençlik Buluşması 28 Eylül pazar günü İsviçre’nin Zürich kentinde gerçekleşti

İsviçre / Zürich (29-09-2014) Yılmaz Güney ve Musa Anter’in alternatif kültür sanat anlayışları ve pratikleri üzerine yapılan sunumun ardından, Yılmaz Güney’in hayatını anlatan bir belgesel film gösterimi yapılarak, burjuva sanat anlayışına alternatif sanat pratiklerinin toplumsal mücadeledeki rollerine dair gençlerle fikir alışverişinde bulunuldu.

Gençlerin, burjuva dünya görüşüne karşı alternatif bir fikre sahip olmalarının gerisindeki sebeplerin ifadesiyle başlayan etkinliğin ikinci bölümü forum biçiminde organize edildi. Gençler, dünyada ve özellikle Ortadoğu’da, ortaçağ karanlığını temsil eden gerici ISID çetelerinin farklı inanç ve kimliklere özelde Kürt halkına ve onların Rojava’daki kazanımlarına dönük genclik 3yoğunlaştırdıkları katliamlarının, emperyalist sömürü gerçekliğinden bağımsız olmadığına değindiler. Sonrasında, ‘Nasıl bir dünyada yaşıyoruz’ sorusu bağlamında, içerisinde yaşadığımız emperyalist kapitalist dünya egemenliğinin hayatlarımız üzerinde bütün örgütlü araçlarıyla oluşturduğu hegemonyaya, halklar üzerinde uyguladığı sömürü ve savaş politikalarının mahiyetine ve gerisindeki sebepler üzerine verimli tartışmalar yürütüldü. Yapılan tartışmalarda genel olarak dünya üzerindeki gençlerin, kadınların, farklı etnik kimlik, inanç ve cinsel kimliklere sahip dünya ezilen halklarının var olan sistemden memnun olmayıp, bunu değiştirme dinamiklerinin güçlü bir şekilde açığa çıktığı fikrinde ortaklaşıldı.

Ancak, mevcut sisteme karşı ezilen her toplumsal kesimin kendi özgül dinamikleri üzerinden açığa çıkan bu rahatsızlık ve itirazların var olan sistemi nasıl bir yöntemle yıkıp, alternatif sosyalist toplumun nasıl inşa edileceği konusunun meselenin esas yönünü teşkil ettiği ifade edildi. Bu değişim mücadelesinde özellikle gençliğe düşen görevlerinin ve sınırlarının ne oldugu soruları üzerinde duruldu. Bulunduğumuz Avrupa coğrafyasında gençlik mücadelesinin yükseltilmesi için, anti-faşist, anti-emperyalist ve anti-kapitalist nitelikli eylem birliği pratiklerinin gençliğin dinamik gücünü ve mucadelesini büyütecegine dikkat çekildi.

geclik 2Yeni Demokrat Gençlik’in İsvicre komitesi ve Alevi Gencliği aktivistlerinin de katılarak tartışmalarda canlı bir sekilde yer aldığı etkinlikte ayrıca, “ Hay Dersim“ etkinliği sebebiyle İsviçre’de bulunan Mazgirt ve Ovacık belediye başkanları Tekin Türkel ve Fatih Maçoğlu da ziyaret ederek, gençlerin yeni bir dünayaya dair taşıdıkları umutları daima diri tutmalarını temenni ettiklerini, mücadelelerinde başarılar dilediklerini ifade ettiler.

Etkinlikte, şengal ve kobane halkıyla dayanışmak üzere toplanan bagışlar, ADHK merkezli yapılan “Emperyalizm ve gericilik yenilecek, Kobanê’de, Rojava’da direnen halklar kazanacak“ kampanyası kapsamına dahil edildi.

adhk tarafından

ADGH Ludwigsburg aktivistleri Rojava ve Şengal için stand çalışması gerçekleştirdi

Eylül 21, 2014 de ADGH, ANASAYFA adhk tarafından

 10658769_282893128580184_7979281614619095592_oADGH’nın Şengal ve Rojava’yla dayanışma çalışmaları devam ediyor

Ludwigsburg (21-09-2014) Almanya’nın Ludwigsburg şehrinde, çeşitli inanç ve kültürlerden halkların birlikteliğinin zenginliğini göstermek amacıyla geleneksel olarak gerçekleştirilen kültürel sokak etkinliğinde (Kulturfest), Yüz Çiçek Açsın Kültür Merkezi-Ludwigsburg derneği ve ADGH aktivistleri stand çalışması gerçekleştirdi. “Solidarität mit Shengal – Hilf mit !”  „Şengal’le dayanışmayı büyütelim“ başlığında yapılan çalışmada, standa gelenlerle Şengal, Kobane- Rojava ve genel olarak Ortadoğu’da emperyalistler eliyle T.C üzerinden piyasaya sürülen IŞİD’in halklar üzerinde yaptıkları katliamların gerçek yüzüne dair bigilendirmelerde ve sohbetlerde bulunularak, dayanışma kampanyasından bahsedildi. Etkinlik alanında özellikle gençlere ve ailelerine gençlik hareketinin bildirilerinin ve broşürlerinin dağıtımı yapıldı. Çalışma, etkinlik alanındaki halkın ilgisi ve beğenisiyle karşılandı.

Gençlerin evlerinde yaptıkları pasta satışlarından ve yapılan bağışlardan elde edilen gelir ADGH’nın Rojava‘yla dayanışma kampanyası kapsamında bağış olarak toplandı.

Avrupa Demokratik Gençlik Hareketi-(ADGH)

10698696_282718031931027_2883442770747173943_n 10538434_282893201913510_3510845548990693525_n

adhk tarafından

ADGH İsviçre’den: Rojava ve Şengal Halkıyla Dayanışmayı Büyütelim

Eylül 20, 2014 de ADGH, ANASAYFA adhk tarafından

adgh logoZürich (20-09-2014)  Rojava ve Şengal Halkıyla Dayanışmayı Büyütelim

Değerli dostlar, Avrupa Demokratik Gençlik Hareketi (ADGH) İsviçre komitesi olarak, aramızdan ayrılışının 30.yılında Yılmaz Güney’i anmak ve Rojava ve Şengal halkıyla dayanışmak amacıyla, 28 Eylül Pazar günü bir “Gençlik Buluşması” gerçekleştiriyoruz. Bu etkinliği kapitalizmin, biz gençleri yaşadığımız dünyanın ve insanlığın sorunlarına karşı duyarsızlaştırma çabalarına karşı bir eylemlilik olarak görmekteyiz. Etkinlikten elde edilecek gelir, İŞİD’in vahşi saldırılarına karşı yaşam mücadelesi veren halklarla dayanışmak amacıyla bağışlanacaktır.

Tüm duyarlı dostlarımızı ve gençleri bu etkinliğe katılmaya davet ediyoruz.

Program:
Gençlik ile söyleşi
Yılmaz Güney belgeseli
Bilgi Yarışması
Müzik

Tarih:28 Eylül (Pazar)
Saat:14:00
Yer: Gemeindestube FGZ Schweighofstr. 294, 8055 Zürich

Trenle gelmek isteyen arkadaşlarımız, Zürich Bahnofdan S10’a binip Friesenberg szu durağında inerek Strassenverkehrsamt’a giden 32 numaralı otobüse binip Friesenberg strasse’de inmelidir, hemen karşısında olan Gemeindestube yazılı olan yer.

ADGH İSVİCRE

adhk tarafından

ADGH; IŞİD çetelerinin zulmüne ve bu kirli savaşa ortak olma, kendi kurtuluş mücadelene sarıl!

Eylül 19, 2014 de ADGH, ANASAYFA adhk tarafından

adgh logoHer dinden ve ulustan ezilen halk gençliğine: Emperyalistlerin yarattığı vahşi IŞİD çetelerinin zulmüne ve bu kirli savaşa ortak olma, kendi kurtuluş mücadelene sarıl!

ADGH (19-09-2014) Sistemini, halkları birbirine kırdırdığı savaşlarla ayakta tutan emperyalizmin, faşist T.C devleti gibi tüm gerici güçler üzerinden yetiştirdiği ve beslemeye devam ettiği IŞİD barbarlığı kana doymuyor. Bu kana susamış örgütün geçtiğimiz Haziran ayında Musul’a gerçekleştirdiği saldırıları ve katliamları, Kürt Özgürlük hareketinin merkezlerinden Kobani, Zumar, Şengal ve Maxmur’la devam etti-ediyor. İslami kurallara göre bir düzen ve cennet vaatleriyle kan dökmeye devam eden örgütün bugüne kadar yaptığı vahşi saldırılarında, “dinsiz-kâfir” olarak tanımladığı ve bugüne kadar defalarca kıyımlardan geçirilen binlerce Ezidi-Kürt-Alevi halkından insan katledildi, göçe zorlandı, kaçış yollarında çoğu çocuk binlercesi susuzluktan ve açlıktan hayatını kaybetti, binlerce kadın kaçırılıp tecavüze uğradı, satıldı.

Ortadoğu’daki zenginliklerin sömürülmesi için halkları birbirine düşürerek katleden, savaşlar çıkaran ve Kürtlerin Rojava’daki kazanımlarına tahammül etmeyip, IŞİD katillerini faşist Türk devleti üzerinden Rojava’ya-Güney Kürdistan’a saldırtan ABD ve Batılı emperyalist devletler şimdi de kendi yetiştirdikleri IŞİD’le “mücadele” planları kurmaktalar. Sistemlerini bugüne kadar sömürüyle, baskıyla ve savaşlarla sürdürenlerin “savaş karşıtlığı-demokrasi-barış-çözüm-insan hakları” dedikleri şeylerin, ezilen halkar için daha fazla kan ve acıdan başka bir şey olmadığını tarihsel deneyimlerimiz bize defalarca göstermiştir.

Özellikle Türkiye-Kuzey Kürdistan ve Avrupa’dan ezilen ulus ve inançlara mensup yoksul gençleri, kirli savaşına katmayı hedefleyen IŞİD’in bu gençleri türlü yollarla ve vaatlerle kandırdığı da bilinmektedir. Ezilen inanç ve uluslara mensup yoksul halk gençliği, emperyalist devletlerin yetiştirdiği IŞİD gibi gerici vahşi çetelere ve bu kirli savaşa ortak olmamalıdır. Çünkü bu savaş biz yoksul ve ezilen halk gençliğinin savaşı değildir. Biz ezilen halk gençliğinin gerçek mücadelesi, tam da bu kanlı düzene karşı, din, dil, ırk, cins ayrımı gözetmeden bütün insanlığın eşit ve özgür bir dünyada yaşama mücadelesini yükseltmek olmalıdır.

Emperyalistlerin yarattığı vahşi IŞİD çetelerinin zulmüne ve bu kirli savaşa ortak olmayalım!

Her dinden ve ulustan ezilen dünya halklarının eşitlik ve özgürlüğü için, bütün savaşların yaratıcısı Emperyalist-kapitalist sisteme karşı mücadelemizi bulunduğumuz her alanda yükseltelim.

Emperyalist sömürü sisteminin kirli savaşlarına son, ezilen dünya halklarına özgürlük!

Başka Bir Dünya Mümkün!

Avrupa Demokratik Gençlik Hareketi (ADGH)

adhk tarafından

Söyleşi, Avrupa Demokratik Gençlik Hareketi

Ocak 9, 2014 de ADGH adhk tarafından


Avrupa DGH hakkında okurlarımıza bilgi verir misiniz?

Avrupa Demokratik Gençlik Hareketi (ADGH) 1989 yılında dönemin ATİK (Avrupa Türkiyeli İşçiler Konfederasyonu) bünyesinde faaliyet yürüten bir grup gencin bir araya gelmesiyle oluşturuldu ve ilk kongresini 1990 yılında yaparak kuruluşunu resmen ilan etti. ADGH gençliğin biriken sorunlarına çözüm olma doğrultusunda ortaya çıktı. Kısa sürede başta Almanya olmak üzere Fransa, Avusturya, İsviçre, Hollanda ve Belçika’da önce Türkiye-Kuzey Kürdistanlı halk gençliği olmak üzere tüm halk gençliği içerisinde örgütlülüklerini oluşturdu.

Avrupa’da yaşayan halk gençliğinin politik ve devrimci gençlik örgütü olan DGH 15 yıllık tarihinde gerek içten gerek dıştan birçok tahribatlara uğramasına rağmen anti-emperyalist ve anti-faşist duruşundan taviz vermeden onurlu duruşunu bugünlere taşımasını bildi. Hala ciddi bir gençlik potansiyelini çevresinde toplamaya devam ederek haklı ve onurlu yürüyüşünü devam ettiriyor.

Avrupa’da yaşayan gençliğe dair ne tür çalışmalarınız var?

ADGH’nin varlık gerekçesi anti-emperyalist, anti-feodal ve anti-faşist olmasıdır. İşte bu doğrultuda ilk hedefimiz gençliğe anti-emperyalist, anti-feodal ve anti-faşist bilinci taşıyıp devrimcileştirmektir. Bununla birlikte Avrupa’da yaşayan başta Türkiye-Kuzey Kürdistanlı gençlik olmak üzere tüm halk gençliğinin akademik, demokratik, kültürel hak ve taleplerini kendi hak ve talepleri olarak kabul eder ve o doğrultuda faaliyet yürütür.

Gençliği gerici emperyalist yoz kültürün pençesinden alıp, gençliğe Yeni Demokratik Halk kültürünü taşır. Bu doğrultuda kültürel faaliyetler ve kampanyalar örgütler. ADGH emperyalist sistem tarafından gençlik içerisinde yaygınlaştırılan uyuşturucu bağımlılığına karşı gençleri uyarır ve bu doğrultuda gençliğe yardımcı olmayı kendine görev bilir. Dünyada gelişen emperyalist haksız savaşların karşısında durur ve haklı savaşları destekler. Kadınlar üzerindeki her türlü baskıya dikkat çeker, bünyesindeki genç kadın üyelerini ‘Demokratik Kadın Hareketi’ bünyesinde örgütleme perspektifiyle harekete geçirir. Emperyalist-kapitalist kar hırsından kaynaklanan doğa tahribatına karşı çıkar, emperyalist-kapitalist politikaları teşhir eder, halk gençliğini bu doğrultuda eğitir. Bu gibi politik faaliyetlerin dışında gençlerin istekleri doğrultusunda hafta sonu kampları, kültürel geziler, gençlik şölenleri, geceler, festivaller vb. faaliyetler gerçekleştirir.

Türk hâkim sınıflan AB’yi, başta ülkemiz gençliği olmak üzere, tüm halka kurtuluş kapısıymış gibi gösteriyorlar. AB kurtuluş kapısı mıdır?

Avrupa Birliği T.C. faşizmi tarafından kurtuluş kapısı olarak gösteriliyor. AB sorunsuzmuş ve ekonomik refahı yüksekmiş gibi yansıtılıyor. Fakat bu kocaman bir yalandan ibarettir. Avrupa toplumunun kendisi çürümüş, çivisi çıkmış bir durumdadır.

Öncelikle şu yanlış anlayışa vurgu yapmak istiyoruz: T.C. neden kurtuluşu AB’de arıyor. Yani bir kere Türk devleti kendisine güvenemiyor. Türkiye-Kuzey Kürdistan’da politik-ekonomik sorunlara çözüm gücü bulamıyor kendisinde. Açıkça belirtmese bile içten içe bu sorunların üstesinden gelemeyeceğini gösteriyor. Çünkü bir sistem, kendi toplumsal-ulusal-sosyal-ekonomik sorunlarını çözebileceğine inansa kurtuluş yolunu başka sistemlere dayandırmaz, çözümleri başka yerlerde aramaz. Tabi ki, Türkiye-Kuzey Kürdistan’daki halkların öfkesini dindirmek için AB hayali durmadan pişirilip halkların sofrasına sunuluyor. Bu taktiksel bir politikadır. Artık insanlarımız bu hayalin sahte bir hayal olduğunu anlamış durumdalar.

Öbür yandan AB ‘nin durumuna değinmek gerekiyorsa, halkımızın ‘Kelin ilacı olsa kendi başına sürer’ diye güzel bir lafı var. AB bütün toplumsal olaylara cevap olabilse öncelikle kendi sorunlarını çözmeye çalışır. AB çürümüş, sorunlarla boğuşan bir durumdadır. Bu durumdayken sizce Türkiye-Kuzey Kürdistan halklarına ne verebilirki.

AB her şeyden önce emperyalist gerici bir bloktur. Bu blok içinde yer alan bütün ülkeler kendi iç sorunlarıyla boğuşuyorlar. Avrupa burjuvazisi sermayesini geri kalmış ülkelere taşıyıp ucuz emek gücünden yararlanıyor.

Dolayısıyla Avrupa’da bugün işsizlik hat şamada, ekonomik sorunlar üst boyutta. Ekonomik bunalımdan kurtulmak için sosyal hak kısıtlamaları, ilticacılığı bitirme politikasını geliştirme vb. politik yöntemlere başvuruyor. Dolayısıyla Avrupa’nın her yerinde emperyalistler faşist Nazilerin önünü açıyor ve geliştiriyor.

Bu bağlamda olayı ele alırsak, AB kurtuluş kapısı değil, sorunların daha büyümesi kapısıdır. Bu politikalarla T.C. kendi sisteminin ömrünü uzatmaya çalışıyor. Bize göre Türkiye-Kuzey Kürdistan’daki sorunların çözümü AB’de değil o coğrafyadaki halkın kendi ellerindedir.

Bileşeni olduğunuz ADHK, AB ile ilgili bir kampanya sürdürüyor. Kampanya hakkında bilgi verir misiniz?

Bu kampanya geçtiğimiz Mart ayında Türkiye-Kuzey Kürdistan coğrafyasında DHP (Demokratik Haklar Platformu) tarafından ‘Bağımsız bir ülkede, özgür bir halk olarak yaşamak istiyoruz’ şiarıyla düzenlenen siyasal kampanyanın Avrupa ayağıdır. Biz DGH’ ninde bileşeni olduğu ADHK tarafından yapılan bu kampanyaya gücümüz oranında bütün ülkelerde destek veriyoruz. Avrupa’nın 5-6 bölgesinde paneller verilecek. ADHK’ nın yayın organı olan Demokratik Gündem gazetesi üzerinden, bildirilerle, panellerle Eylül ayında başlattığımız kampanya, l Ekim’de Brüksel’de yapacağımız merkezi yürüyüşle sonuçlanacak.

ADHK Avrupa’da bu siyasal kampanyayı ’emeğin ve halkların özgürleşmesi için, emperyalizme ve emperyalist bloklaşmaya hayır’ şiarıyla yapıyor. Yani çerçevesini daha geniş bir şekilde ele alıyoruz. DHP Türkiye-AB ilişkisi özgülünde lokal olarak ele almıştı, fakat biz genel olarak emperyalizme ve gerici emperyalist bloklaşmalara karşı bu kampanyayı yapıyoruz. Doğal olarak daha geniş ele alınmalıdır.

Kasım ayı içinde bir festival örgütleyeceksiniz, festivalin amacı nedir? Neyi hedefliyorsunuz?

ADGH ilk kurultayıyla birlikte, kurultay iradesi tarafından karar altına alınan Enternasyonal Gençlik Kültür Sanat Festivali önemli merkezi faaliyetlerimizden biridir.

Bazı önemli olumsuzluklardan dolayı bir süredir ara verdiğimiz festivalin 7.sini geçen sene gerçekleştirdik. Önemli eksiklikler yaşanmasına ve henüz yeterince kurumsallaşamamış olsak bile bizim açımızdan oldukça başarılı geçti.

Festivalle birlikte halk gençliği içerisindeki kültür-sanat potansiyeli de ortaya çıktı. Bu yılki festivalimiz 26 Kasım Cumartesi günü Almanya’nın Frankfurt kentinde yapılacaktır. Festivale dönük amacımız Yeni Demokratik Halk Kültürü’nü yaygınlaştırmak, emperyalist, yoz, bireyci ve üretmekten uzak kültürü teşhir etmek, halkçı, emeğe dayalı, kollektif kültür-sanat anlayışını gençlere sevdirmektir. Yetenekli gençlere ürünlerini sergileyebilecek ve kendini ifade edebilecek bir ortam yaratmaktır.

Hedefimize gelince, yukarıda belirttiğimiz gibi geçen yılki festivalle birlikte halk gençliği arasında kültür-sanat potansiyelinin bizim sandığımızdan da yüksek olduğunu gördük. İşte bu potansiyeli basitten karmaşığa, amatörlükten profesyonelliğe doğru kurumsallaştırmak ve bir kültür-sanat ordusu yaratmaktır. 8. festivalimizin bu adımları güçlendireceğine ve hedefimize bir adım daha yakınlaşacağımıza inanıyoruz. Amacımız Demokratik Kültür Hareketi’ne ön ayak olmaktır.

Fransa’nın ve Hollanda’nın AB anayasasını reddetmeleri, Londra olayları ve sonrasında İngiliz polisinin suçsuz bir insanı vurması, Almanya’nın Özgür Politikayı kapatması, artan işsizlik, sosyal hakların geri alınması, Avrupa’da yasayan gençliği nasıl bir gelecek bekliyor?

Bir dönem Avrupa ülkelerinin birleşmesi umuttu. O dönem Avrupa savaştan yeni çıkmış yorgun ve emek gücüne ihtiyaç duyuyor, dolayısıyla dışarıdan işçi alıyordu ve geri kalmış ülkelerdeki insanlar bu fırsattan yararlanabiliyorlardı. Ancak bugün itibariyle ile bunu söyleyemeyiz. Çünkü günümüzün Avrupa ülkeleri emek gücüne ihtiyaç duymuyorlar. Hafif sanayiyi Balkan ülkelerine taşıdılar. O ülkelerde ucuz emek gücünden yararlanılırken, Avrupa’da ise işsizlik ve yoksulluk giderek artıyor. Avrupa ülkeleri artık yoksul. Gün geçtikçe de sosyal haklar kısıtlanıyor, ırkçılık geliştiriliyor. Yoksul ülkelerden gelen göçmenler buralarda faşizan politikalarla karşı karşıya kalıyor. Kimisi ülkelerine geri dönüş yaparken, kimisi de intihar ediyor ya da kısa yoldan para kazanma amaçlı her türlü pis işe bulaşıyor. Özellikle intiharlar yoğun yaşanıyor. İltica kamplarında insanlar kendilerini asıyor, kendilerini yakıyor.

Avrupa içine girdiği ekonomik buhrandan kaynaklı artık bir umut olmaktan çıkmıştır. Aksine bugün Avrupa’da yaşayan göçmenler yoksulluk, neo-naziler tarafından öldürülme korkusuyla yaşıyorlar. Avrupa ülkeleri birleşip emperyalist AB blokunu oluşturdular ama bugün bu gerici blok kendi halklarına bile umut veremiyor. Bütün bu sorunlardan kaynaklı, yakın zamanda AB’nin gelişimine ilişkin Fransa’da ve Hollanda’da yapılan referandumda- halk oylamasında- AB’ye hayır oyu çıktı. Avrupa halkı Avrupa ülkelerinin birleşmesinden yana değil. Bu sonuç emperyalistleri korkuya düşürdü, seçimlerin ertesi gününde AB’nin geleceğine ilişkin yoğun tartışmalar başladı. Ardından gelişen kitlesel eylemleri sivil faşistler aracılığıyla, çıkardıkları yeni yasalarla engellemeye çalışıyorlar. İngiliz polisinin suçsuz bir insanı öldürmesi bu saldırgan politikaların bir parçasıdır sadece.

Londra’daki eylemler emperyalist güçlerin tezgâhlarından biri. G-8 Zirve’sine karşı yüz binlerce insanı birleşti.

ABD’nin Irak işgalinden sonra anti-emperyalist mücadelede sıçrama oldu. Bu gelişme G-8’lere karşı Evian ve İskoçya’da, her yıl İsviçre’nin Davos kentinde Dünya Ekonomik Forumu’na -WEF-karşı yapılan kitlesel protestolarda kendisini gösterdi. Anti-emperyalist kitlesel gösteriler efendileri korkutmuş olmalı ki, tamda G-8’lerin toplanma sürecine denk getirilen patlamalar oldu. Avrupa’daki anti-emperyalist kurumlar bu tür eylemler karşısında çabuk geriliyorlar. Çünkü bu kurumlar ‘sadece savaşa’ karşılar, radikal bir duruşa sahip değiller. Dolayısıyla bu tür emperyalist oyunlar karşısında çabuk etkilenip geriliyorlar.

Almanya’nın Özgür Politika gazetesini kapatması çok şaşırılacak bir gelişme değil. Avrupalı emperyalistler zaman zaman devrimci hareketlere yönelik operasyonlar yapıyorlar. Ancak bu daha kapsamlı bir saldırı. Kürt ulusal sorunu karşısında AB’nin tavrı, Türk şovenistlerinin tavrından farksızdır. Kürt reformistleri, AB’yi kurtuluş kapısı gösteren diğer reformist hareketler bu durumdan ders çıkarmalıdırlar. Türkiye AB’ye girse bile değişen hiçbir şey olmayacak. Çünkü AB Kürt ulusal sorunu karşısında, sınıf mücadeleleri karşısında faşizan tutum içinde.

Avrupa’nın geleceği çok karışık olacak. Girdiği ekonomik kriz sorun üstüne sorun çıkarıyor. Her geçen gün yaşam koşulları zorlaşıyor. Geleceği kaos olan bir sistemin gençliğe verebileceği hiçbir şeyi olmaz. Avrupa’da gençliği bir kargaşa ortamı bekliyor. Kısacası gençliği iyi bir gelecek beklemiyor. Dolayısıyla gençliğin sınıf mücadelesinin içerisine atılmaktan başka çaresi yok. Eğer gençlik geleceğini daha sağlıklı kurmak istiyorsa çürümüş emperyalist sistemi yıkmalı yerine eşit, özgür, demokratik sistemi kurmak için mücadele etmelidir.

Avrupalı gençliğin ülkemize bakışı nasıl?

Bu sorunun cevabı biraz karışık. Çünkü buna ilişkin değerlendirme yapan bir gencin geldiği sosyal tabaka çok önemlidir. Eğer sınıf çelişkilerinin farkına varmamış bir burjuva çocuğuna sorarsanız şöyle yanıtlar: “Yaşam seviyesi düşük fakir bir ülke ancak tatil yapmak için mükemmel.” Bu soruya sınıf mücadelesinin bilincine varmış birisi yanıt verirse o da : “Yarı-sömürge, yarı-feodal, emperyalizmin zayıf halkalarından biri ve sınıf çelişkileri keskin bir ülke.

Demokratik Halk Devrimi’ni yapmak için şartlar uygun. O halde, yakın zamanda yapılacak devrimin adreslerinden biri olduğu için ‘Haydi Türkiye-Kuzey Kürdistan’ına'” diye cevap verir.

ADGH olarak son yıllardaki gelişmelerden umutluyuz. Türkiye-Kuzey Kürdistan DGH’ nin faaliyetlerini dört gözle takip ediyoruz. Takip edebildiğimiz kadarıyla faaliyet alanları genişliyor. Kalıcı ve sürek1 i gelişen bir mücadele seyri yakalamalıyız. Bunun içinse kurumsallaşmaya azami önem vermeliyiz. Köklü sorunlar karşısında, kalıcı çözümler bulmalıyız. Kendimizi ekonomik, kültürel, basın-yayın, askeri vb. bütün alanlarda örgütlemeliyiz, biz bunları yapacağımızdan umutluyuz.

Son olarak söylemek istediğiniz bir şey var mı?

Daha birkaç ay önce Dersim’de 17 kardelenimiz cehennem zebanileri tarafından katledildi. Bizler bu yoldaşlarımızın çoğunu tanıyorduk ve son yıllarımızı onlarla birlikte yaşadık. Onlarla yoldaşlık yapmak erdemdir, biz bu haklı gururu yaşıyoruz.

17’ler halkın bağrından kopan ateş toplarıdırlar. Eğer özgür dünya ve yeni kültürle donanmış bir toplum istiyorsak,17’lerin kararlılığı ile donanmalı ve geleceği onlardan öğrenerek taşımalıyız. Bu anlamda hâkim sınıfların geliştirebileceği oyunlara gelmemeli birliğimizi daha pekiştirmeliyiz.

Son olarak Özgür Düşün kolektifine ve Türkiye-Kuzey Kürdistan’daki DGH’li yoldaşlara çalışmalarında başarılar diliyoruz, teşekkür ediyoruz.

ÖZGÜR DÜŞÜN SAYI-31

adhk tarafından

ADGH Kültür & Sanat Buluşması gerçekleştirildi

Kasım 5, 2013 de ADGH adhk tarafından

Avrupa Demokratik Gençlik Hareketi (ADGH)’nin kolektif emekle “Sanatla Direniş Özgürlük için Sanat“ şiarıyla organize ettiği “ADGH Kültür & Sanat Buluşması“, 2 Kasım Cumartesi günü, Almanya’nın Frankfurt şehrinde düzenlendi

FRANKFURT (05.11.2013)- Avrupa Demokratik Gençlik Hareketi (ADGH)’ nin kolektif emekle “Sanatla Direniş Özgürlük için Sanat“ şiarıyla organize ettiği “ADGH Kültür & Sanat Buluşması“, 2 Kasım Cumartesi günü, Almanya’nın Frankfurt şehrinde gerçekleştirildi.

Tiyatro gösteriminin yanı sıra şiir dinletisi verildi

Alternatif kültür sanat anlayışı perspektifiyle geçtiğimiz yıl “Enternasyonal Yılmaz Güney Kültür Sanat Festivali“nin14.sünü örgütleyen ADGH, bu yıl bu etkinliği ‘Kültür Sanat Buluşması’ biçiminde organize etti.

Saat 14.30’da açılış konuşmasıyla başlayan etkinlik 22.30’a kadar sürdü. Müzikal dinletiler, tiyatro gösterimi ve şiir dinletisinin yanı sıra Türkiye-Kuzey Kürdistan ve Avrupa’dan gençlerin fotoğraf, resim ve el sanatları alanında üretimleri sergilendi. Metin&Kemal Kahraman, Soner Soyer, Gehörwäshe, Mavi Yelken Sahnesi (Tiyatro), Grup Zel, Okan Karasu (Politik Rap), Ohrwurmfabrik, (Hip Hop) ve Emrah Güneri yer aldı.

Gençlik mücadelesinin önemi üzerine konuşmalar yapıldı

Devrimci demokrat kurumlar ADHK, ADKH, YDG, REBELL ve Tiyatro ekibi Mavi Yelken Sahnesi güncel gelişmelere, gençlik mücadelesinin önemine ve etkinliğe dair duygu ve düşüncelerini ifade eden birer konuşma yaptı. Avrupa Demokratik Haklar Konfederasyonu (ADHK) yaptığı konuşmada, Gezi Direnişi’yle başlayıp giderek ezilen birçok kesimi kucaklayarak sokakları, meydanları zapt eden dinamik-devrimci ruhun kendini tekrar etmeyip, nitel ilerlemelerle büyümesi için, devrimci demokratik kurumlara düşen görevlerin ertelenemez olduğuna değindi.

Kapitalist yoz kültüre karşı mücadele çağrısı

Avrupa Demokratik Kadın Hareketi (ADKH) temsilcisi, “Tüm coğrafyaların; haksız savaşlar, her türden sömürünün işgali altında olduğu, kapitalist yoz kültürün vazgeçilmez kültür olarak sunulduğu ve tüm toprakları çocuk mezarlığına çeviren bu barbarlık çağında, bilgi ve eylemi birleştirerek ateşi ve umudu kuşanan insanlara ve örgütlere“ olan ihtiyaca vurgu yaptı.

MLPD Gençlik örgütü REBELL ise, ezilen kesimler tarafından bir coğrafyadan başlayarak geliştirilen direniş pratikleri, nasıl diğer birçok ülkede karşılık bularak gelişmişse, devrimcilerin de bu açıdan mücadelelerini tek bir coğrafya özgülünde kısıtlı kalmadan pratiğe dökerek ilerletmeleri gerektiğine değindi.

Sanatın dönüştürücü gücüne dikkat çekildi

ADGH ise yaptığı konuşmalarda, dünya genelinde baskıcı ve sömürücü politikalara karşı gösterilen bütün direniş pratiklerinin özgül nedenlerinin birbirinden bağımsız olmayıp ezen-ezilen çelişkisinin dışavurumları olduğuna, esasta ezen egemen sisteme karşı geliştirildiğine vurgu yaptı. Artık ezilenler için, bütünlüklü bir direniş ve mücadeleden başka yolun kalmadığını ve devrimci-demokrat hareketlere düşen görevin ise bu gerçeklikten öğrenerek ilerlemeleri olduğuna vurgu yaptı.

ADGH temsilcisi, sanatın dönüştürücü gücüne şu ifadelerle dikkat çekti:

“Kısıtlanmaya, sansürlenmeye ve basitleştirilmeye çalışılsa da, geri olan her şeye karşı, idealini kurduğumuz yarının sınıfsız, sömürüsüz özgür dünyası için sorgulayan-sorgulatan her söz, yazdığımız her şiir, söylediğimiz her şarkı, sanatın çeşitli dallarda yansıttığımız her çelişki, renklendirdiğimiz her merdiven ve boyadığımız her duvar bir devrimdir“

Sanatın farklı dallarında sahnelenen ve sergilenen üretimlerin ilgiyle karşılandığı etkinlik, örgütlü olmanın bugünlerdeki önemi ve ortak devrimci mücadele vurgusuyla sonlandırıldı.