adhk tarafından

ETA silah bırakmayacağını açıkladı

Mart 27, 2013 de ARŞİV adhk tarafından

Bask bölgesinin bağımsızlığı için mücadele eden, ancak silahlı eylemlerini 20 Ekim 2011 tarihinde bıraktığını açıklayan ETA, İspanyol hükümetinin uzlaşmaz tutumuna karşı silahlı eylemlerin yeniden başlayabileceğinin işaretini verdi.

BİLBAO (27 Mart 2013) İspanya’nın kuzey doğusundaki Bask bölgesinin bağımsızlığı için mücadele eden ve 20 Ekim 2011 tarihinde silahlı eylemlerini bıraktığını açıklayan ETA, Norveç’in Oslo kentinde planladığı diyalog görüşmelerinde İspanyol hükümetinin masaya oturmamasına tepki gösterdi.

ETA, müzakere önerisinin İspanyol hükümeti tarafından reddedilmesi üzerine, bu tavrın “olumsuz sonuçları olabileceği” uyarısı yaptı.

İnternet sitesinden bildiri yayımlayan ETA, müzakere alanının kapatılmasının, Bask bölgesindeki “çatışmaların çözümünü geciktireceğini ve zorlaştıracağını” kaydetti.

Oslo’daki görüşmelere katılan, ateşkesin doğruluğunu teyit eden uluslararası komisyonla silah bırakma hususunda konuşulduğu iddialarını yalanlayan ETA, “Silah bırakma ne gündemimizdeydi ne de şu anda komisyon ile yapılan çalışmaların gündeminde” dedi.

ETA’nın yayımladığı bildiri şöyle devam etti: “Bask bölgesindeki barış sürecinin bloke edilmesinde tüm sorumluluğun İspanya ve Fransa’ya aittir. Somut ve önemli önerilerin karşılık bulmadığını görüşmelerde, Fransız hükümetinin tüm kararı İspanyol hükümetinin ellerine bıraktı. Her şeye rağmen kalıcı bir çözüm inşa etmek için çalışmaya devam edeceğiz ve diyalog için belirlediğimiz temsilcileri aktif tutmayı sürdüreceğiz. Zorluklara karşı boyun eğmeyeceğiz çünkü Bask özgürlük ve barışa layıktır.”

Etkin Haber Ajansı

adhk tarafından

Komisyon ‘oy çokluğuyla’ insanlığı öldürdü!

Mart 27, 2013 de ARŞİV adhk tarafından

ANKARA (27 Mart 2013) Meclis İnsan Hakları İnceleme Komisyonu, çoğu çocuk 34 Kürdün katledildiği Roboski katliamıyla ilgili alt komisyon tarafından hazırlanan ve ‘kasıt yok’ denilen ‘Uludere Raporu’nu ‘oy çoğunluğuyla’ kabul etti. Komisyonda yer alan BDP’li vekil Ertuğrul Kürkçü, ‘kasıt yok’ tespitinin tersine tam da öldürmeye kastedildiğini belirterek, “Harekatın esas sorumlusunun Genelkurmay olduğunu şüphe etmemek için hiç bir neden yoktur. Bilerek ve isteyerek öldürmek için insanların üzerine ateş edilmiştir. Bunların hesabını vereceklerdir. Hükümet bunları yargı önüne çıkartmalıdır eğer bu sürecin bir parçası değilse” dedi.

AKP Sakarya Milletvekili Ayhan Sefer Üstün Başkanlığında toplanan TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu, 28 Aralık 2011’de Şırnak’ın Uludere İlçesi Roboski köyü yakınında Türk ordusuna bağlı savaş uçaklarınca gerçekleştirilen bombardıman sonucu 34 Kürt köylüsünün katledildiği katliamla ilgili alt komisyon tarafından hazırlanan ‘Uludere Raporu’nu görüştü.

Çok sayıda BDP milletvekilinin de katıldığı toplantıda, Alt Komisyon Başkanı AKP Ordu Milletvekili İhsan Şener, komisyonun yaptığı çalışma ve rapor hakkında bilgi verdi.

Genelkurmay Başkanlığı ve MİT’den hava harekatı hakkında bilgi istediklerini belirten Şener, Genelkurmay Başkanlığı’nın “dosyada gizlilik kararı var” diyerek belgeleri göndermediğini söyledi.

“Komisyona araştırma ve soruşturma komisyonu niteliği taşıyarak, elde edilecek bilgi ve belgelerle mahkeme hüviyetine vardıracak, “şu birim kusurludur” hükmüne varılması gerektiği yönünde bir algı oluşturulduğunu” ifade eden Şener, “Bu kabul edeceğimiz bir şey değildir. Komisyon, olayı insan hakları açısından değerlendirir, olayın meydana gelmesinde idari ve istihbarat birimlerinin eksiklikleri varsa bunları tespit ederek rapora yansıtır” iddiasında bulundu.

‘BU MECLİS BUNUN ALTINDA KALAMAZ’

BDP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, raporda “kasıt yok” denildiğini ifade ederek, bu hükme nasıl varıldığını sordu. BDP Hakkari Milletvekili Adil Kurt’un, “Raporlar verilmemesine rağmen, burada bir hüküm veriliyor, ‘suçlu tespit edemeyiz’ deniliyor. Bu nasıl oluyor?”  sorusu üzerine Şener, “Raporda yargı cümlesi yok. ‘Kasta dair bir belgeye ulaşamadık’ diyoruz. Bu, ‘burada kasıt yok’ anlamı taşımaz” dedi.

Bunun üzerine Hasip Kaplan, “Bu kasta nasıl ulaştınız?” diye sorarak “Bu Meclis bunun altında kalamaz” dedi.

Şener’in BDP’nin pilotun dinlenmediği yönündeki eleştirisine, “Pilotun ismi bizde yok ki nasıl dinleyelim? Muhalefet eğer bir şey bulduysa ve bunu neden bizimle paylaşmadılar?” şeklindeki yanıtına BDP Grup Başkanvekili Pervin Buldan, “Suçlu bulundu, suçlu muhalefet” diyerek tepki gösterdi.

AKP’Lİ ÜSTÜN SAVCILIĞIN GİZLİLİK KARARINA SIĞINDI

Ayhan Sefer Üstün, komisyonun yarı çalışmasına kadar, Milli Savunma Bakanlığı ve Genelkurmay Başkanlığı’ndan ne istedilerse gönderildiğini ileri sürerek, “Belli bir süreye kadar çok iyi diyalog vardı” dedi. Üstün ardından, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Genelkurmay Başkanlığı’na “soruşturmada gizlilik kararı olduğunu” söylemesinden sonra durumun değiştiğini belirtti. Üstün’ün, buna rağmen “Savcılık gizlilik kararı alana kadar işler güzel yürüdü. Arkadaşları suçlamaya gerek yok” demesi dikkat çekti.

‘34 KERE MÜEBBET HAPİS GEREKTİRİR’

Alt komisyon üyesi, BDP Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkçü “Roboski’den gelen köylülerin vicdanında ulaşabileceğimiz en kötü sonuca ulaştık. 34 kere müebbet hapis gerektiren olay hakkında kişiler ile ilgili hiçbir açıklama yok” dedi.

SURİYE’DE VUR YETKİSİ BELLİ ROBOSKİ’DE YOK!

Komisyonun raporu iade ederek tarihi bir iş yapabileceğine dikkati çeken Kürkçü, “Köylülerin kalp kırıklığı, onların çektiği acı komisyon tarafından tanınır, onlardan özür dilenirse, bu durum; Meclis adına yeniden barışma sürecine yapılacak en büyük katkı olur. Ancak rapor böyle kabul edilirse, bu kalp kırıklığı dalga dalga Türkiye’nin her yerine yayılır. Onlarla duygudaş olan, adaletin tecellisini isteyen milyonlarca insan ne bize ne de Meclis’e inanır” diye konuştu. Kürkçü, burada Genelkurmay Başkanı’nın birinci muhatap olması gereken kişi olduğunu vurguladı.

“Milli Savunma Bakanı, Suriye’ye yönelik harekat yetkisinin Başbakan’dan yerel askeri komutanlara devredildiğini açıklamıştı. Acaba Roboski katliamı olduğu zaman vur emri kimdeydi? ‘Başbakan’da mıydı’ diye sormamız ve cevabını bulmamız lazım. Ancak bu sorunun yanıtı yoktur” diyen Kürkçü, Genelkurmay Başkanlığı’ndan komisyonlarına aktarılan sunum ile milletvekillerini çocuk yerine koyarak kandırmaya çalıştığını söyledi.

KÜRKÇÜ: ÖLDÜRMEYE KASTEDİLMİŞTİR

Kürkçü, “öldürmeye kastedilmiştir ve öldürme olayı gerçekleşmiştir” diyerek devamla şunları belirtti:

“Harekatın esas sorumlusunun Genelkurmay olduğunu şüphe etmemek için hiç bir neden yoktur. Bilerek ve isteyerek öldürmek için insanların üzerine ateş edilmiştir. Bunların hesabını vereceklerdir. Hükümet bunları yargı önüne çıkartmalıdır eğer bu sürecin bir parçası değilse. Yapılan iş 34 kere müebbeti gerektiriyor. Onları yargı önüne çıkartmayan Hükümet onları koruyor demektir. Böyle bir harekatın Başbakan’a duyurulmamış olması ihtimali bana doğru gelmiyor. ‘Evlatlarınızı öldürdük, özür dileriz’ denilmesi gerekir”

GÖK: ‘RAPOR TAM BİR KARA LEKEDİR’

Alt komisyon üyesi, CHP Ankara Milletvekili Levent Gök, raporu “kara bir leke” olarak tanımladı.  Gök, “Rapor tam bir kara lekedir, bu metinde vicdan, insan hakları, adalet, özür yoktur” diyerek raporda ölen grup içerisinde ‘teröristlerin olduğu’ algısının yaratılmaya çalışıldığını, hayatını kaybedenlerin ailelerine verilen –aileler reddederek almamıştır- tazminat ile ailelerin acılarının paraya tahvil edildiğini söyledi. Gök, “Olayın karartılmak istendiğinin en büyük delili raporun yazım tarihidir. 5 ay öncesinde rapor yazılmaya başlanabilinirdi ancak bilinçli karartma ve zamana yayma gayreti gösterilerek 5 ay beklenmiştir” dedi.

TARİH ÖNÜNDE HESAP VERECEKSİNİZ

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve eski İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin’in, “içlerinde teröristler olabilir” dediklerini dile getiren Gök, “Rapora İdris Naim Şahin damgasını vurmuştur” diye konuştu. Gök ayrıca ASELSAN raporuna rağmen ölenlerin dışında başkalarının da olduğu imajının yaratılmayı çalışıldığını belirterek, “Bu yalandır ve iftiradır. Bombalama yerinde PKK’lı diye yaratılmak istenen kişiler, köyden gelen kişilerdir. Raporda, çocukların ölüsünü almaya giden aileler PKK’lı gibi gösterilmeye çalışılmıştır. Bu tablo komisyona yakışır mı? Tarih önünde hesap vereceksiniz. Komisyonu tam bir sahteciliğe alet ettiniz” şeklinde konuştu.

Muhalefetin sert eleştiri ve itirazlarına rağmen rapor komisyon tarafından oy çoğunluğu ile kabul edildi.

ANF

adhk tarafından

YEK-KOM: Yılmaz Orkan derhal serbest bırakılsın

Mart 27, 2013 de ARŞİV adhk tarafından

BERLİN (27.03.2013) Almanya Kürt Dernekleri Federasyonu (YEK-KOM), KON-KURD Başkan Yardımcısı ve KNK Üyesi Yılmaz Orkan’ın gözaltına alınmasına tepki gösterdi. İspanya’nın talebi üzerine Belçika’da gözaltına alınan Orkan’ın derhal serbest bırakılmasını isteyen YEK-KOM “Gözaltının Newroz kutlamaları sonrasına denk gelmesi manidar” açıklamasını yaptı.

YEK-KOM’un da Avrupa Kürt Dernekleri Konfederasyonu KON-KURD’u üyesi olduğu belirtilen açıklamada “Avrupa’da Kürt kurumlar ve siyasetçilerine yönelik yapılan bu türden her baskı ve saldırıları büyük bir şiddetle kınıyor ve mahkum ediyoruz. Talebimiz bu baskı ve yıldırmalara derhal son verilmesi ve sayın Orkan’ın derhal serbest bırakılmalısıdır” denildi.

Avrupa’da bu tür tutuklamaların zamanlamasının çok manidar olduğuna dikkat çeken YEK-KOM devamla şu görüşlere yer verdi:

“Kürt halkı tüm dünyada büyük bir coşku ile ulusal bayramları Newroz’u kutlamaktadır. Kürt Ulusal Önderi sayın Abdullah Öcalan’ın çağrısı üzerine ateşkes ilan edilerek herkesin büyük bir heyecan ile beklediği çözüme ve toplumsal barışa doğru hızla adım atıldı. Barış sürecinin gelişmesi için birçok Avrupa devleti bizzat açıklamalarda bulunmuşken, hiç bir şey olmamış gibi Kürt siyasetçilerine yönelik ezberi bozmayan yaklaşım ve dayatmalarda bulunmak hiç kimseye yarar getirmeyecektir. Tam tersine sorunları derinleşmesine vesile olacaktır.

Bundan dolayı başta İspanya ve Belçika olmak üzeri tüm Avrupa devletleri ve duyarlı olan herkesi sağduyulu olmaya ve Kürtlere yönelik bu türden saldırı ve baskılara son vermeye çağırıyoruz. Ülkemizde başlatılan ve Kürt sorununun barışçıl demokratik çözümünü hızlandıracak olan sürece herkesi katkı sunmaya çağırıyoruz.”

adhk tarafından

ADHF’den Devrimci, Demokrat Kamuoyuna!

Mart 26, 2013 de ARŞİV adhk tarafından

Köln (26 Mart 2013) Almanya Demokratik Haklar Federasyonu (ADHF) olarak 30 yılı aşkındır sürdürdüğümüz demokratik hak ve özgürlükler mücadelesinde Halk saflarında gördügümüz güçlerle bir araya gelme ve birlikte mücadeleyi geliştirme perspektifi siyasal mücadelemizin olmazsa olmazlarından olmuştur. Önümüzdeki dönemde de ADHF nin siyasal perspektifi ve yönelimi bu doğrultuda olacaktır.ADHF sıradan bir demokratik kitle örgütü degildir. Anti Emperyalist, Anti Kapitalist ve Anti Faşist bir karektere sahip olan devrimci nitelikli bir demokratik kitle örgütüdür. Siyasal mücadelesinin bütününe olduğu gibi birliklere yaklaşımınıda bu perspektifle ele almaktadır.

Ekim 2012 de kurulan ve Federasyonumuzunda bileşeni olduğu Almanya Demokratik Güç Birligi Platformu yaptığı 3.toplantısında Almanya Başbakanı Merkel’e çeşitli talepler öne süren ve AKP hükümetini şikayet eden içerikli bir mektup yazmayı gündemleştirerek tartışmıştır. Platformu oluşturan bileşenlerin esası mektubun içerigine yönelik çeşitli tartışmalar yürütselerde mektubun yollanması noktasında hemfikir olmuşlardır. Bu tartışmalarda Merkel’in Emperyalist-Kapitalist gerici dünyanın önemli temsilcilerinden biri olduğunu dolayısı ile dünya gericiligini temsil eden kurum ve bireylere mektup vs yazmanın yanlış olduğunu vurgulayarak tartışan ADHF bu meseleye ilkesel yaklaştığını ve kesinlikle böylesi bir mektuba imza atmayacağını belirtmiştir. Fakat kamuoyunada yansıyan mektupta bu net ve ilkesel tavrımıza rağmen irademiz dışında kurum olarak bizimde imzamız kullanılmıştır.

3 Mart 2013 tarihinde yapılan Almanya Demokratik Güç Birligi Platformu 4.toplantısında bu durum Federasyonumuz tarafından ciddi olarak tartışılarak eleştirilmiştir. Güç Birligi Platformuda başta yürütme kurulu olmak üzere tüm bileşenleri ile eleştirilerimizi haklı bularak özeleştirel yaklaşmışlardır. Bununla birlikte imzaların kesinlikle bilinçli olarak degil tamamen teknik eksiklik ve dikkatsizliklerden kaynaklı kullanıldığı anlaşılmıştır. Federasyonumuz zaten toplantıda bu durumu eleştirirken kesinlikle bilinçli bir yaklaşım olarak degerlendirmedigini ve dikkatsizliklerden kaynaklı kullanıldığını belirterek eleştirilerini bu minvalde ele almıştır. Mektubun kamuoyuna yansıması boyutu ile başta kurumlarımız ve kitlemiz olmak üzere devrimci demokratik kamuoyu tarafından ciddi tartışmalara ve eleştirilere yol açmasından ve bizler açısında ilkesel bir mesele olmasından kaynaklı böylesi zorunlu bir açıklama yapma gereği duyduk.

Bununla birlikte yaşanan bu vb gibi eksikliklerden kaynaklı platformu ve birlikte mücadeleyi zayıflatan ve sıradanlaştıran anlayışlarla aramızda kalın ayrım çizgilerinin olduğunun altını çizmek isteriz. ADHF bugüne kadar olduğu gibi bundan sonrada Demokratik Güç Birligi Platformunun bir bileşeni olarak ve kendi bağımsız siyasal çizgisini koruyarak dostlarıyla birlikte demokratik hak ve özgürlükler mücadelesini yükseltmeye devam edecektir.

Almanya Demokratik Haklar Federasyonu

adhk tarafından

ADHK 22. KONGRESİ BAŞARIYLA SONUÇLANDI!

Mart 25, 2013 de ARŞİV adhk tarafından

KAMUOYUNA

Frankfurt (25 Mart 2013) Selam olsun Dünyanın her köşesinde emperyalizme, kapitalizme ve her türden gerici  sisteme, doğanın tahribi ve kirletilmesine, her türlü eşitsizliğe, ırkçılığa, siyonizme ve sosyal şövenizme karşı mücadele eden halklara!

Selam olsun, demokratik hak ve özgürlükler, halk demokrasisi, sosyalizm ve sömürüsüz-sınıfsız bir dünya için yürütülen mücadelede yaşamını yitiren, fiziksel ve zihinsel olarak engelli durumuna düşen, zindanlarda tutsak edilen yoldaşlarımıza; devrimci-demokrat, özgürlük savaşçısı tüm insanlara!

Emekçiler, İşçiler ve Dostlar!

Avrupa Demokratik Haklar Konfederasyonu (ADHK), 23-24 Mart 2013 günlerinde Almanya’nın Frankfurt kentinde „Irkçılığa, Ayrımcılığa ve Emperyalist Saldırganlığa Karşı; Yeni Bir Dünyanın Mümkün Olduğunu Haykırmak İçin Buluşalım!“ şiarıyla 22. Kongresini gerçekleştirdi.

İnsanın kendi kendine yabancılaşmasının yoğun olarak yaşandığı; emekçı kitlelerin ve işçi sınıfının kendisi için örgütlenmesinin ya yadsındığı ya da kapitalist sistemin savunucusu veya ona  entegre olmuş azınlık bir grubun liderliğindeki parti ve sendikalara yönlendirildiği bugünkü koşullara inat; demokratik hak ve özgürlükler mücadelesini kapitalist dünyaya alternativ yeni bir dünya mücadelesiyle paralel yürütme perspektifine sahip olan Kongremiz başarıyla sonuçlanmıştır.

Kongremiz; her türlü sömürü ve zulmün, etik kirlenmişliğin, doğa kirliliğinin, haksız ve işgalci savaşların kaynağı olan kapitalist sistemin ekonomik krizinin hala devam ettiğini ve bunun özellikle uluslararası büyük tekellerin krizine dönüştüğünü tesbit etmiş; krizden kazançlı çıkmak için; egemen sömürücü sınıflarca alınacak „önlemler“in emekçiler ve işçi sınıfı aleyhine olanlarını teşhir etmeyi ve birleşik devrimci mücadelenin geliştirilmesine dikkat çekmiştir.

Kongremiz; özellikle Kuzey Afrika ve Orta-Doğu’da gelişen kendiliğindenci halk ayaklanmalarının devrimci önderlikten yoksun oluşuna dikkat çekmiş; bilinçle donanmış demokratik devrim ve sosyalizm hedefli siyasal örgütlenmelerin-partilerin oluşumu temennisinde bulunmuştur. Böyle bir önderlikten yoksun ayaklanmaların kısa sürede bastırılmasının veya egemen sömürücü sınıflarca tekrar sistem içinde eritilebileceği riskine dikkat çekmiştir.

Kongremiz; başta Avrupa ülkeleri olmak üzere;bütün kapitalist ülkelerde ırkçılık ve ayrımcılığın ciddi boyutta gelişme gösterdiğine; bu gelişmenin ilk etapta göçmenleri hedeflediği görüntüsünde olsa da genel olarak tüm emekçi sınıfların ve işçi sınıfının ortak mücadelesini hedeflediğine vurgu yapmış ve bunu teşhir edilmesini görevleri arasına almıştır.

Kongremiz; Türkiye ve Kuzey Kürdistan’daki siyasal gelişmeleri ele almış; emperyaliszmin uşağı faşist diktatörlüğe karşı yürütülen halk demokrasisi mücadelesini ve Kürt ulusunun hak eşitliği mücadelesini desteklediğine vurgu yapmıştır.

Kongremiz; her türlü cinsiyet ayrımı ve kadına karşı uygulanan zulme karşı mücadeleyi geliştirmek amacıyla güçlü örgütlenmenin önemine dikkat çekmiştir.

Kongremiz; kapitalist sistemin, ezilen sınıflara mensup gençliğin yozlaştırılması ve intiharlara sürüklenmesine sebep olan sosyal ve kültürel politikalarınin teşhir edilmesi ve gençliğin bilinçlendirilerek örgütlenmesinin önemine vurgu yapmış ve çalışmaların organize edilmesini benimsemiştir.

Kongremiz; başarılı bir şekilde yönetim organlarının seçimini gerçekleştirmiş ve gelecekte daha güçlü bir örgütlenme temennisiyle; oturumunu sonlandırmıştır.

Kongremize; gönderdikleri mesajlarla desteklerini sunan dost örgütlenmelerden Avrupa Demokratik Dersim Birlikleri Federasyonu, REDD Sanat ve Düşün Kolektifi ve Avrupa Ezilen Göçmenler Konfederasyonu’na teşekkür ediyor mücadelelerinde başarılar diliyoruz.

Yaşasın ADHK ve Bileşenleri ADKH ve ADGH!

 

adhk tarafından

ADGP Tanıtım Paneli Gerçekleştirildi

Mart 25, 2013 de ARŞİV adhk tarafından

FRANKFURT (25 Mart 2013) Almanya’nın Frankfurt kentinde Almanya Demokratik Güçbirliği Platformu’nu (DGP) tanıtım amaçlı bir panel gerçekleştirildi. Can-Su düğün salonunda gerçekleşen panelde ATİF Başkanı Süleyman Gürcan, ADHF Başkanı Kazım Cihan, AABK Genel Başkanı Turgut Öker, DİDF adına Hüseyin Avgan, Avrupa Demokratik Dersim Birlikleri Federasyonu (ADDBF) adına Muharrem Erdoğan ve Avrupa Barış Meclisi adına Günay Aslan panelist olarak katıldılar. Panelin modaratörlüğünü ise Almanya Alevi Birlikleri Federaszonu sekreteri üstlendi. Panel, Hessen Alevi Birlikleri Federasyonu evsahipliğinde 300 e yakın bir dinleyici ile  gerçekleşti.

İlk sözü alan DİDF temsilcisi Hüseyin Avgan, platformun ortaklaşma sebebine değinerek, ‘Türkiye’de gelişen demokrasi mücadelesine destek vermek ve TC devletinin Avrupa’da ki Türkiyeli emekçiler üzerindeki tahakkümüne karşı bir mücadele edilmesi gerekiyor. Kürt halkının verdiği mücadele ile kazanımlar yaşanmaktadır, bugün bir bayram olması gerekir. Bu tür panelin örgütlenmesi, platformun gelişmesi açısından önemlidir’ dedi. Ortak faaliyetlerin örgütlenmesi ile birliğin anlam kazanacağına değinen Avgan, daha fazla tarafların birbirlerini anlamaya çalışması gerektiğini belirtti.

İkinci sözü alan Avrupa Demokratik Dersim Birlikleri Federasyonu (ADDBF) temsilcisi Muharrem Erdoğan sözü aldı. Muharrem Erdoğan konuşmasında Platformun kurulmasının ADDBF’i heyecanlandırdığını dile getirdi ve tarihsel olarak TC devletinin inkarcı ve katliamcı geleneğe sahip olduğunu dile getirdi. Konuşmasında Türkiye devrimci geleneğinde dayanışma geleneğinin olduğuna değinen Erdoğan, varolan kurumların eylem birliklerinde yer aldığını ancak Alevi ve Kürt kurumların bir platformda yer almasının anlamlı olduğunu dile getirdi.

ADDBF’in dışında farklı Dersim derneklerinin olduğuna vurgu yapan Erdoğan, Dersim derneklerinin bir çatı altında birleştirilmesine öenem verdiklerini bu yönlü çalışmaların olduğuna vurgu yaptı ve platformda yer almaya devam edeceklerini bellirtti.

Bir sonraki konuşmacı olarak söz alan AABK Genel Başkanı Turgut Öker, bözlesi bir platformun oluşmasının Alevi hareketi açısından bir onur olduğunu dile getirdi ve platfomun yeşermesi için üzerlerine düşen görevlerin en iyisini yerine getireceklerini belirttiler. Öker konuşmasında, ‘birlikte geçmişte pek fazla hareket etmedik. Bochum’da Berlinde’ ilk defa ortak eylem örgütledik ve gördük ki ne Bochum nede Berlin yıkıldı. Geçmişte başarılamadı diye şimdi başarılmayacak diye birşey yok. Varlık gerekçelerimiz ve ortak noktalarımız üzerinden platform büyüyecektir. Sadece Almanya’da değil, Avrupa çapında böylesi birliklerin yaratılması içinde girişimler yapılmaktadır. Farklılıklarımızı koruyarak ancak ortak noktaları geliştirerek mücadeleyi geliştirme amacındayız’ dedi. Konuşmasında Kürt halkının yürüttüğü mücadelenin kutsal olduğuna değinen Öker, ‘gelinen aşama savaşın bitmesinin, Kürt halkının yürüttüğü mücadelenin barış zemininde yürütülmesini selamlıyoruz. Ancak Alevi hareketinin kaygılarını burada pağlaşmak gerekiyor. Alevi kitlesinde kaygılar ortaya çıkmıştır. Siyasal islam üzerinde uşlaşma kaygısı duymaktadır Alevi kitlesi. Hiçbir açılımın olumlu getirisinin olmadığı ortadadır. Şimdiye kadar nasıl dirinildi ise bundan sonrada direnilecektir. Siyasal islam bizi boğar. Burasının görülmesi gerekiyor. Son yıllarda katliamların olduğu bölgelere gittik. Geçmişte bizlere yapılan katliamları bizler dedelerimizden dinledik. Ancak bugün bu tersine dönmüştür. Özellikle gelişen bir kadın hareketi, iktadır oyununa gelmeyeceklerdir’ dedi.

Ardından söz alan Günay Aslan, kitleyi selamladıktan sonra Alevi kitlesin oluşan kaygılara dikkat çekerek, 21 Mart’ta sunulan deklerasyonun bir gecede oluşmadığını, bir anlaşma çerçevesinde alevi hareketinin tasfiye edileceği kaygısının ciddi bir yanıgı olduğunu, bu yönlü gelişen propagandalara kayda değer olmadığını dile getirdi. Aslan konuşmasında, ‘bu yönlü bir deklerasyon öncesi burada halkımızın fikirleri tartışıldı ve görüşler toplandı. Yeni bir siyasal süreç talep edilmektedir. Öcalan bunu açık ve net ortaya koymaktadır. Sadece Kürtlerin değil, Alevi, Süryani, Kadınların, sosyalistlerin ve tüm ezilenlerin özgürlüğünü talep etmektedir. Bu bizim ahakımız değildir. Kürt özgürlük hareketi demokrasi mücadelesinin bayraktarlığını yapmaktadır. İslamcı AKP demokrasiye zorlanmaktadır. Alevi hareketi, Kürt özgürlük hareketine önemli miraslar bırakmıştır. Devrimci hareketinde yine önemli mirasları vardır. Ancak haklı kaygıları olmasına rağmen, Alevi hareketi, Kürt özgürük hareketin bir zarar gelmeyeceğini görmesi gerekiyor. Bözlesi bir durumda ilk bizlerin karşı çıkacağını bilmeniz gerekir’ dedi.  Günay konuşmasında Murat Karayılan’ın açıklaması ile yeni sürecin başladığını belirtti.

ATİF Başkanı Süleyman Gürcan kitleyi Kürtçe ve Türkçe  selamladıktan sonra, Demokratik Güçbirliği Platformu’nun önemine değindi. Konuşmasında ‘ bu platformun oluşmasında zorlukları olduğu kadar kolay yanları oldu. 3 Ekim’de bu ortaklık ancak sağlanabildi. Farklılıklarımızı ortaya koyarak bu birliktelik yaşandı. İmha inkar ve katliamlar bir şekilde devam etmektedir. 2012 de Roboski’de katliamları yapanlarla iş ve emekçilern haklarına saldıranlar aynı zihniyetlerdir. Bu bir hükümet değil, devlet politikasıdır. AKP bir timsah gözyaşı dökmektedir. Kürt ulusal hareketinin ödediği bedelle sonucu AKP bu noktaya gelmiştir. Kürt ulusunun demokratik taleplerinin savunucusuyuz. Kürtler kendi kaderlerini kendileri belirleyeceklerdir. Buna saygı duymak zorundayız. Ancak yanlış gördüklerimizi de eleştirmek görevimizdir. Alevi hareketinin kaygıları karşısında sayın Aslan’ın takındığı tavırı olumludur ve platform bu yönlü ortak tavır takınacaktır. İşçilerin haklarını savunan Avukatlarını tutsak edildiler. İşçiler direnişlerini sürdürmektedirler. DGP oluşumu bu anlamıylada önemlidir. Türkiye’de süren demokrasi mücadelesini desteklemek görevimiz olacaktır. Ancak bunun yanında Avrupa’da işçi ve emekçilerin mücadelesi ile de bütünleşmek gerekmektedir. Sivas’ta katliam yapanlarla, Roboski’de katliam yapanlar; NSU katliamları ve Solingen katliamı arasında fark yoktur. Güçbirliği buradada Alman devletinin politikalarına karşıda duruş sergilemelidir. Biz bu güçbirliğinin devamı için çaba harcayacağız. Burada sizlerle kitlelerle tartışarak bu birliği ele almak istiyoruz. Bu birlik tüm demorkatik güçlerin biraraya geldiği bir birlik olmalıdır. Bu birlik siz emekçilern işçilerin, kadınların gençlerin ve tüm ezilenlerin birliği olmalıdır’ dedi.

Son olarak söz alan Kazım Cihan, birlik sorununa değinerek, devrim mücadelesinin stratejik bir hamlesi olarak görülmesi gerektiğine değindi. Cihan konuşmasında TC devletinin tekçi politikalarına atıfta bulunarak hiçbir kurum veya ülkede yekpare bir bütünlüğün olamayacağını, farklılıkların birleştirilmesinin birliktelik olduğunu ve bu anlamda DGP meselesinini önemsediklerini belirtti. Kazım Cihan devamında ‘Kürdistan Türk egemenleri tarafından işgal ve ilhak edilmiş. Yeni Osmanlı buyurdu, siz yine tek bir millet olacaksınız. İşgal ve ilhakı tartıştırmıyorlar. Kendilerini yeniden üretmek istiyor. Alevilere yeriniz cami diyorlar, biz bunu kabul etmiyoruz. Kürt ulusal hareketinin kazanımlarını selamlıyoruz. Kürt hareketine süreçte yaşananlar açısından dostça eleştirilerimizi sunmayı bir görev biliyoruz. Çalıştaylardan ne çıktı? Kadınlar kırıma uğradı. Biz onların zındık dediği nesillerdeniz. Bız onların bayrağı altına girmeyeceğiz. Türk-islam paradigması devam etmektedir. Farklı kimliklere sahip olanları terbiye etme sistemi devam etmektedir. Onlarca Kürt isyanı barbarca bastırıldı, Nizamı mülk’ten bu yana Alevilerin katliamlara uğradı ve bu bir uygarlık olarak satılmaya çalıştılar, bu bazılarımı tarafından alkışlandıda. Çok yazık ki, solun içerisinde de inançlar ve ulusal sorun meselesin kamburlar vardır.  Burada bu kamburları parçalayan İbrahim Kaypakkaya’ya selam yollamak istiyorum. Kürt ulusunun kendi kaderini tayın hakkını kayıtsız şartsız savunuruz’ dedi.

Panel, sorulan soruların ardından sona erdirildi. Panelde Ozan Emekçi’nin seslendirdiği türkü ve marşlarla birlikte şair İbrahim Kılavuz seslendirdiği şiirler büyük ilgi gördü.

AHM-ATİK Haber Merkezi

adhk tarafından

Newroz Londra’da kutlandı

Mart 25, 2013 de ARŞİV adhk tarafından

Londra (25 Mart 2013) Aralarında Yüz Çiçek Açsın Kültür Merkezi’ ve Avrupa Demokratik Kadın Hareketi’ ninde içinde yer aldığı kitle örgütleri platformunun düzenlediği Newroz Londra’da yapılan bir yürüyüşle kutlandı.

En önde platformu oluşturan kitle örgütlerinin ismlerinin bulunduğu pangartın yer aldığı yürüyüşe, ayrıca her yapı kendi pangartları ile katıldı.. Kürdistan faşizme mezar olacak.Dün Vietnam bugün Kürdistan. Türk Ordusu Küsrdistanda defol. Newroz Piroz Be. Yaşasın Halkların Kardeşliği. Yaşasın Devrimci Dayanışma sloganlarıyla  yürüyüş bitiş noktasında vardı. Kurumların adına temsilciler birer konuşma yaptılar.

YÇKM adına “Bugün barıştan söz edeiliyor ve Ocalan muhatap alınmıştır. Türk egemen sınıfları ve onları  devlet örgütü kan ve zulüm üzerine kurulmuştur. Ezilen ulusları, sınıfları, ve inanç gurupları katliamdan geçiren bu devlet’ hala bu halklardan özür dilemedi. Onların barış dediği yeni bir savaşa hazırlık olduğunu untmayalım. Egemenlerden koparılan her hak ve mevzi mutlaka korunmalı ve genişletilmelidir. Ancak unutmayalım. Tğrt egemen devlet sistemi ezilen haklara dost olamaz. Kapitalist – emperyalist sistemde ezilenlere özgürlük yoktur. Emperyalist-gerici sistem parçalanıp dağıtılmadan ne özgürlük nede gerçek manada kardeşlik olur” denildi

adhk tarafından

ADHK 22. Kongresi

Mart 25, 2013 de ARŞİV adhk tarafından

ADHK_22_Kongre

adhk tarafından

DHFli Tutsaklarla dayanışma

Mart 25, 2013 de ARŞİV adhk tarafından

DHFli tutsaklar

adhk tarafından

Amed’de insan seli

Mart 21, 2013 de ARŞİV adhk tarafından

AMED (21.03.2013) Diyarbakır’daki tarihi Newroz kutlamasına katılanların sayısı bir buçuk milyonu aştı. Newroz ateşi Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın geçmişte yaptığı Newroz değerlendirmelerinden oluşan sesi eşliğinde yakıldı. Ardından Laz sanatçı Kazım Koyuncu’nun kardeşi Niyazi Koyuncu sahne aldı.

Çarşamba akşamından itibaren alanı doldurmaya başlayan kitlenin sayısı bir buçuk milyonu aştı.  Coşkunun bir an olsun dinmediği, Kürt televizyonları ve birçok Türk ve uluslararası televizyon ile internet sitesinin an be an canlı yayınlarla verdiği tarihi Newroz’da Bolivya’dan gelen bir konuk konuşma yaptı. Konuk, Bolivya halkı adına bütün Kürtlerin Newroz’unu kutladığını söyledi.

Daha sonra alandaki odunlar ateşe verilerek Newroz ateşi yakıldı. BDP ve DTK’lilerin de aralarında bulunduğu heyet odunların konulduğu platforma gelerek yakılan meşalelerle odunları ateşe verdi. Newroz ateşinin yükselmesi ve sahneden Öcalan’ın sesinin aynı anda verilmesi ile birlikte alanda milyonlar “Bijî Serok Apo” sloganı attı. Öcalan’ın sesinden daha önce Newrozlar için yaptığı şu konuşmalar verildi: “Bundan sonra bütün günler Newroz’dur Newrozlu günler sözümüz buydu çiğnetmedik. Newroz gün ışığına çıkan çiçektir. Yaşama duruştur. Doğanın rengarenk açılışıdır. Bütün yaşam damarlarına kan yürümesidir. Başta büyük Newroz şehidimiz Mazlum Doğan, Zekiyeler, özgür yaşam nasıldır sorusuna cevap bulmak için bizzat vasiyetlerde bulundular… Bütün Kürt halkı ve Kürdistan halkı için biliyorsunuz Kürdistan’da devrimci bir yaşamın dışında yaşam olmaz… Özgürlük tutkularıyla bu dağlarda insanlar yaşamıştır. Belki bir ülkeye de benzemez. Belki de kitapta dahi yazılmaz. Ama bir özgürlük savaşı vardır… Hazineler kaybedildiği yerde aranır, insanlık doğduğu yerde köklerinde aranır. İnsanlık çirkinliği kabul etmez çirkin olarak kendisini yaşatmaz ve dayatmaz… Biz her zaman şuna inanırız. Hiçbir kanun özgür yaşam kanunun üstünde bir güce sahip olamaz. Ben bu kimlikle bu sır için yaşarım. Gerekirse savaşacağım en şiddetli yoğunlaşma ve her savaşa dayanacak kadar keskinleşme. Yeni gün olacak bir Newroz olacak… PKK bir diriliş olayıdır.”

PYD: KOBANİ’DEN İMRALI’YA SELAM OLSUN

Daha sonra Rojava’dan gelen PYD yöneticisi Ayşe Efendi bir konuşma yaptı. Efendi, “Merhaba Amed, merhaba şehît anneleri, Kobanî, Rojava’dan özgürlük ruhundan, Amed’e selam getirdim. Mazlum Doğan ve Sakine Cansız’ın şahsında şehitlerin huzurunda eğiliyoruz. Bugün PYD olarak birliğin gerekliliğini haykırıyoruz. Rojava’da Kobani’de birliğimizi oluşturduğumuzda özgürlüğün geleceğini biliyorduk. Bu nedenle bütün dünyanın gözü burada. Herkes Kürtlere bakıyor. Kürtlerin haklarının verilmemesi için uğraşıyorlar. Ama Afrin, Kobani ve Amed özgürlüğü getirecektir. Binlerce selam Kobani’den Amed’den İmralı’ya Serok Apo’ya olsun” dedi. Milyonlar Efendi şahsında Rojava’yı alkışladı.

Daha sonra konukların isimleri okunmaya devam edildi. Roboskili ailelerin de alanda olduğu belirtilince “Bijî Serok Apo” ve “Şehîd namirin” sloganları atıldı.

NİYAZİ KOYUNCU SAHNE ALDI

Ardından Hayatını kaybeden Karadenizli sanatçı Kazım Koyuncu’nun kardeşi Niyazi Koyuncu, tarihi Amed Newroz’unda sahne alarak, Lazca sarkı söyledi.

Niyazi Koyuncu, ilk şarkısı ardından “Bugün barış ve kardeşliğin başladığı gün olsun diliyorum. Ben bir Laz’ım, aynı dili konuşmamıza gerek yok birbirimizi anlamamız için” dedi.

Karadeniz müziği ile Rock’n’Roll müziği sentezleyerek kendi tarzını yaratan Laz müzisyen Kazım Koyuncu, 25 Haziran 2005 tarihinde, 33 yaşında akciğer kanseri nedeniyle hayatını kaybetmişti.

ANF