adhk tarafından

DHF ve DDHD Dersim’de yerel seçim kararını açıklıyor

Aralık 26, 2013 de ARŞİV adhk tarafından

DERSİM (25.12.2013) Demokratik Haklar Federasyonu ve Dersim Demokratik Halk Dayanışması Mart ayında yapılacak olan yerel seçim çalışmaları kapsamında; Söz, yetki, karar Dersim halkına şiarıyla gerçekleştirilecek toplantıya; Dersim’in kültürüne, doğasına, tarihine ve diline sahip çıkmak için bu yolu beraber inşa edilebileceğimiz bilinciyle, Demokratik Haklar Federasyonu ve Dersim Demokratik Halk Dayanışmasının  seçimlere dair açıklamasını yapılacaktır. Yapacağımız toplantıya  halkımız davetlidir..

Yer  : Dersim Kültür Derneği(DKD)

Tarih: 28.12.2013 cumartesi 

Saat: 14:00

adhk tarafından

‘Yaşasın ölüm orucu direnişimiz’

Aralık 25, 2013 de ARŞİV adhk tarafından

Denizli’de 13.yılında 19-22 Aralık Hapishaneler Katliamı’nı protesto etmek için DHF, ESP ve Halk Cephesi’nin örgütlediği bir yürüyüş düzenlendi

DENİZLİ (25.12.2013)- Denizli’de 13.yılında 19-22 Aralık Hapishaneler Katliamı’nı protesto etmek için, DHF, ESP ve Halk Cephesi’nin örgütlediği bir yürüyüş gerçekleştirildi.

Saat 13.30’da eski sinema arkasında bir araya gelen kitle, Belediye önüne sloganlar eşliğinde yürüdü. Yürüyüş sırasında “Yaşasın ölüm orucu direnişimiz” , “Bedel ödedik bedel ödeteceğiz” , “Yaşasın devrimci dayanışma” , “Kahrolsun faşizm yaşasın mücadelemiz” sloganları atıldı.

‘Katliamların üzerinden 13 yıl geçti ancak devletin katliamcı geleneği sürüyor’

Belediye önünde toplanan kitle, 19-22 Aralık Hapishaneler Katliamı’nda ölümsüzleşen 28 devrimci şahsında, bütün devrim ve komünizm şehitleri adına bir dakikalık saygı duruşunda bulunurken, “Hücrem” şiiri okundu.

Yapılan basın açıklamasında devletin katliamcı geleneğini sürdürdüğü vurgulanarak Türk devletinin tarihindeki kanlı katliamlar bir kez daha teşhir edildi. Açıklamada hapishaneler katliamının üzerinden 13 yıl geçmesine karşın, özellikle AKP iktidarı eliyle yeni katliamların devam ettirildiği belirtildi.  F tiplerinde tutulan devrimci tutsakların yaşam mücadelesi verdiğinin anlatıldığı basın açıklaması, katledilen devrimci tutsakların mücadelesinin sürdürüleceği ifadeleriyle sona erdi.

Açıklamaya YDG de destek verdi.

http://www.halkingunlugu.net/

adhk tarafından

19 Aralık Devlet Katliamına Lanet ve Direnişe bir selamda İsviçre‘den!

Aralık 24, 2013 de ARŞİV adhk tarafından

İsviçre / Zürich (24.12.2013) 19 Aralık Katliamını unutmadık, unutturmuyacagız! Sloganıyla 22 Aralık 2013 tarihinde ikiyüze yakın bir kitleyle İsviçre’nin Zürih kentinde  Anma ve Sempozyum gerçekleştirildi.

İsviçre’deki Demokratik Kurumlardan, BİR-KAR, İGİF, İDHF, İABF, FEKAR, ATİK-UPOTUTAK tarafından  organize edilen etkinlik, dünyada sınıfsız-sömürüsüz bir gelecek mücadelesinde bedenen yitirdiklerimiz anısına yapılan saygı duruşuyla başlandı. Şehitlerimize atfen yapılan sinevizyon gösteriminden sonra, etkinliği örgütleyen kurumlar adına açılış konuşması yapıldı.

Konuşmada; 19 Aralık Katliamı ve Direnişinde hayatlarını yitiren devrimcileri saygıyla anıyor, faşist Türk devletinin bu katliamını bir kez daha şiddetle kınıyor ve Devrimci iradenin muazzam direnişini bir kez daha selamlıyoruz!

…20 cezaevine birden ve tek merkezli yapılan bu saldırıda, F-Tipi cezaevlerine karşı, başlatılan ölüm orucu eyleminin bitirilmesi için, yapılan operasyonla, ölüm orucu ve açlık grevinin sona ereceğini sanan faşist diktatörlük, saldırı sonrası ummadığı bir direnişle karşılaştı. Devrimci irade bir kez daha faşizmin bu büyük ve acımasız saldırısını püskürtmüş ve her türlü zorluğa karşın direnişi büyük bir kararlılıkla sürdürmesini bilmiştir.

…19 Aralık 2000 tarihinde, toplam 20 cezaevinde yapılan katliamın arka yüzünde, Emperyalist sistemin finans kuruluşu olan, İMF’nin ülkeye dönük aldığı yıkım kararlarının uygulanması yatmaktadır. Ön koşul olarak; uygulamaya sokulmak istenen emperyalist talan politikalarının serbestçe hayata geçirilmesi için, Faşizm bu katliamı planlı programlı bir şekilde devreye soktu. Tasarlanan plan dahilinde egemenler için, hem içerde, hem de dışarıda gelişen muhalefet ve direnişi yok etmek asıl görev durumuna gelmişti.

Açılış konuşmasından sonra; Günümüzde Hapishanelerin Durumu ve Görevlerimiz başlığıyla sempozyum gerçekleştirildi.

Sempozyuma katılan, Av. Fazıl Ahmet Tamer; Cezaevleri, Kapitalizmin tarih sahnesine çıkmasıyla insanlığın gündemine daha çok girmeye başladı. Bu aynı zamanda hakimiyetin, yani insanlığın kapitalist devlete itaat etmenin bir aracı olarak kullanılıyor-kullanılmaktadır. ….Tutsaklara yapılabilir en önemli destekler; bulundugumuz cografyalarda buranın kamuoyunu duyarlı kılmak ve hatta parlementolar nezlinde görüşmeler sağlayıp diplomatik yollardan sorunu gündemleştirmek gibi pratikler olmalıdır. ….Avrupa’da ki cezaevlerinde bizim ülkemizde cereyan eden olaylar mevcuttur. Bizler yalnızca ülkemiz özgünlügünde cereyan eden sorunlara karşı duyarlılık göstermemeliyiz, aynı zamanda buradaki cezaevlerini gündemimize koymalıyız ve buradaki devletlerin yaptırımlarına karşı da durmalıyız.

Dr. Önder Özkalıpçı; … Devlet tarafından bir çok hak ihalalinin yapıldığı bilinen bir gerçekliktir. Bu hak ihlallerinin en belirgin olanı, kişinin sağlığına erişim hakkının engellenmesidir. Biz doktorlar 19 Aralık sürecinde kişinin yaşam hakkı ve sağlığına erişme hakkının devlet tarafından nasıl engellediğini bir zat yaşayanlardanız-bilenenlerdeniz. Yüzü aşkın devrimci devletin fiziki saldırısı sonucu yaşamlarını yitirdi, yine yüzlercesi çeşitli biçimlerde sakat bırakılarak onları adeta ölüme terk etti. … Cezaevlerindeki tahliyeler devletin “kedi-fare” oyunu biçiminde tezahür etti ve uygulandı.

Arzu Torun; …F tipleri Avrupa’nın icraatıdır. Avrupada bulundugumuzdan en önemli teşhir ayağını buradan oluşturmak gerekir. Türk Devleti F tipi cezaevi tabutluğu Avrupa heyetinin Avrupa kriterlerine uygundur onayıyla F tipine geçisi dahada hızlandırmış oldu.

Platform Temsilcisi; …Devletin kuruluş aşamasından itibaren Mustafa Supilerin şahsında toplu devrimci katliamı gerçekleştirdi.  Aynı dönemde Kürt halkına karşı da katliamcı bir tutumla hareket eden devlet, toplumsal muhalefetin diğer kesimlerine de benzeri politikaların hedefine koydu ve uyguladı. Bu örnekler üzerinde devletin katliamcı gelenegi daha net görülebilir. Ardında cezaevlerinde on yılları bulan sistematik bir katliam ve direniş gelenegi pratiğine karşın ezilenler cephesine, yani bizlere yarınlara kalanın direniş oldugu, zindanlarda yaratılan direniş geleneginin geleceğin mücadelesi icin politik ve moral güç kaynağı oluşturduğunu belirtmek gerekir.  …Şunu özellikle belirtmek gerekir ki devrimci, yurtsever tutsakların yaşamlarını adadığı davayı büyütmek bizlere düşmektedir.

Sempozyumcular tarafından yapılan sunumlardan sonra kitlenin sorularına verilen cevap sonrası, katılan kitleye teşekkür edilerek etkinlik bitirildi.

adhk tarafından

Maraş Katliamı’nın hesabı sorulacak

Aralık 23, 2013 de ARŞİV adhk tarafından

Hozat Kültür Derneği’nde Maraş Katliamı’nı anma etkinliği düzenlendi

DERSİM (23.12.2013)- Maraş Katliamı’nda yaşamını yitirenler Hozat Kültür Sanat Derneği’nde gerçekleştirilen etkinlikle anıldı.

Demokratik Haklar Federasyonu Hozat örgütlülüğü, Maraş Katliamı’nın 35’inci yıldönümü vesilesiyle gerçekleştirdiği anma etkinliğine, Maraş’ta ve 19-22 Aralık Hapishaneler direnişinde yitirdiklerimiz şahsında devrim, komünizm ve demokrasi şehitleri için şiirler eşliğinde bir dakikalık saygı duruşuyla başladı.

Devletin katliamcı yüzünün teşhir edildiği bir açıklamayla devam eden anma programı, Maraş Katliamı’nı konu alan belgesel gösteriminin ardından sona erdi.

Devletin katliamcı geleneği ve asimilasyon politikaları devam ediyor

Açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Maraşlardan, Çorumlara; Sivaslardan, Gazilere, 19-22 Aralık 2000 Hapishaneler Katliamı’ndan Roboskilere ve son olarak Gewer’ e uzanan yakın geçmişimizin bu kanlı panoraması; sömürü ve zulüm düzenine başkaldıran halkın haklı davası karşısında köşeye sıkışmanın başka bir deyişle en başından engellenmek istenen haklı ve kitlesel mücadelelerin karşısında; siyasal iktidarın provokasyon ve katliam politikalarının açık örnekleridir.

CHP’den AKP’ ye uzanan gerici-sermayeci-faşist düzen partileri tarafından kandırılan ve yarasına merhem yerine tuz basılan başta Aleviler olmak üzere çeşitli inanç, ulus ve milliyetlere mensup halkımızın, işbirlikçi siyasi iktidarın inkârcı, imhacı ve asimilasyoncu tavrına karşı yürüttüğü her türlü kavganın yanındayız. Alevi-Kızılbaş inancını temsil ettiğini sanarak, Hızır paşalarının sofrasında, satılmışlık destanları yazanların ipliği pazara çıkmıştır. Gerici, faşist sistem, geçmişini kanla yazdığı, inkar, imha ve asimilasyon politikalarıyla şekillendirdiği ulus ve inanç guruplarını şimdi de ihanet ve kanla yok etmeye çalışmaktadır. Bu yüzden bu kanlı tarihiyle yüzleşmeyen, haklının hakkını teslim etmeyen bu gericiliğe karşı isyan etmek, örgütlü yaşamı yaratmak meşru, mümkün ve tek yoldur.”

http://www.halkingunlugu.net/

adhk tarafından

’19-22 Aralık Katliamı’nı unutmadık unutmayacağız’

Aralık 19, 2013 de ARŞİV adhk tarafından

Tecrite Karşı Mücadele Platformu (TKMP) 19-22 Aralık tarihleri arasında 20 hapishaneye eş zamanlı olarak düzenlenen baskınlarda katledilen 28 devrimciyi Bayrampaşa Hapishanesi önünde yaptığı eylemle anarken mücadelede kararlılık mesajı verdi.

HABER MERKEZİ (19.12.2013)- Tecrite Karşı Mücadele Platformu (TKMP) bileşenleri, saat 13.30’dan itibaren Sağmalcılar Metro İstasyonu önünde bir araya gelerek sloganlarla Bayrampaşa Hapishanesi’ne yürüdü. 19-22 Aralık Katliamı sırasında hayatını kaybeden 28 devrimci ve komünistin anıldığı eylem kitleselliğiyle dikkat çekerken, kitlenin coşkusu doruk noktadaydı.

“19-22 Aralık Katliamını Unutmadık Unutmayacağız” yazılı TKMP imzalı pankartın açıldığı eylem sırasında kortejler oluşturan kitle, ellerinde 19-22 Aralık Katliamı sırasında hayatını kaybeden devrimcilerin resimleri ile devrimci demokratik kurumların flamalarını taşıyarak sloganlarla yürüdü. Yürüyüş sırasında 19-22 Aralık tarihleri arasında 20 hapishanede katledilen devrimcilerin isimleri anons edilerek “Yaşıyor” sloganları hep bir ağızdan haykırıldı.

Yürüyüş sırasında kitle “Katil devlet hesap verecek” , “İçeride dışarıda hücreleri parçala” , “Bedel ödedik bedel ödeteceğiz” , “Yaşasın ölüm orucu direnişimiz” , “İnsanlık onuru işkenceyi yenecek” sloganlarını attı. Bayrampaşa Hapishanesi önüne gelindiğinde hapishane girişine “Diri Diri Yaktılar Hesabını Soracağız” yazılı pankart asıldı.

28 devrimci katledildi

Bayrampaşa Hapishanesi önünde bir araya gelen TKMP bileşenleri adına bir basın açıklaması gerçekleştirilerek 19-22 Aralık tarihleri arasında 20 hapishaneye eş zamanlı olarak düzenlenen baskınlarla katledilen 28 devrimci anıldı.

Basın açıklamasında Bayrampaşa Hapishanesi’nde 6 kadın tutsağın diri diri yakılarak katledildiğinin belirtilerek bu hapishanede 12 devrimcinin katledildiği açıklandı.

Basın açıklaması şu ifadelerle devam etti: “Bedenleri tutsak olan devrimcilerin, dört duvar arasına sığmayan umutlarını, düşüncelerini yok etmek ve iradelerini teslim almak için 21. Yüzyıl’ın başında faşizm, bir katliama daha imza attı. Emperyalistler ve işbirlikçilerin çıkarları için, IMF’nin kararlarını engelsiz uygulamak için önce hapishanelerdeki devrimcileri teslim almayı amaçlıyorlardı. Mahirlerin, Denizlerin Ve İbrahimlerin direniş geleneğini sürdüren devrimci tutsaklar, bedenleriyle barikat oldular faşist zulme ve F tipi işkence hanelere karşı. Karanlığın sahipleri yine karanlıkta geldiler. 20 hapishaneye birden, savaşa gider gibi 10 bin askerle geldiler. 8 jandarma komando taburu, 37 bölük katıldı bu baskına. Üç gün süren saldırıda 20 bini aşkın gaz bombası kullanıldı.”

Katliamın sorumlusu faşist Türk devletidir

Basın açıklamasında katliamın birinci dereceden askeri sorumlularının Jandarma Genel Komutanı Aytaç Yalman ve Jandarma Harekat Başkanı Osman Özbek olduğu belirtildi. Katliamın Aytaç Yalman, Adalet Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı’nın ortak kararı ve Milli Güvenlik Kurulu’nun kararı sonucunda gerçekleştirildiği anlatıldı. Katliamın siyasi sorumlularının ise tüm MGK üyeleri, ANAP, DSP ve MHP hükümeti üyeleri ve milletvekilleri ile Başbakan Bülent Ecevit, Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk ve İçişleri Bakanı Sadettin Tantan olduğu açıklandı.

Basın açıklamasında 19-22 Aralık Katliamı sonrasında açılan davada soruşturma sırasında ve mahkemeler sürecinde delillerin karartılarak katillerin ‘aklandığı’ ifade edildi. F Tipi hapishanelere karşı Ölüm Orucu’na başlayan tutsaklardan 122 devrimcinin hayatını kaybettiği ifade edilerek devrimci iradeyi teslim alma çabasıyla gerçekleştirilen saldırıya karşı direnişin sürdürüldüğü belirtildi.

AKP katliamın sorumlularını ödüllendirdi

Basın açıklaması şu ifadelerle sona erdi: “Katliamdan sonra 154 tutsak hakkında ömür boyu hapis cezası istemiyle dava açıldı. F Tipi hapishanelerin mimarlarından ve katliam zamanında Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürü olan Ali Suat Ertosun ise 2004 yılında AKP hükümeti tarafından ‘Devlet üstün hizmet madalyasıyla’ ödüllendirildi. AKP hükümet olmadan önce 59 bin olan tutuklu ve hükümlü sayısı bugün 141 bin kişiye ulaşmış. 163 ağır hasta tutsak ölüme terk edilmiş. Sözde kaldırılan ölüm cezası fiilen uygulanıyor. F Tipi hapishanelerdeki tecrit işkencesine havalandırmalara kameralar takılarak 24 saat gözetleme ve taciz de eklendi. Bizler emekçilere ve halklara acı, yoksulluk ve zulüm dışında hiçbir şey vermeyen; bu çürümüş düzeni değiştirmek ve insanca bir düzen kurmak için ayağa kalkan emekçileri ve halkları 1 Mayıs, Maraş, Çorum, Sivas, Roboski, Gazi, Gezi ve Rojava’da vahşice katledenlerden adalet beklemiyoruz. Ancak devrimcilerin uğruna canlarını feda ettikleri işçi sınıfı ve halklarımızın sokakları zapt eden mücadelesiyle adaletin geleceğini biliyoruz. Bugün 19-22 Aralık şehitlerini anmak ve katliamcılardan hesap sormak, adalet için, hasta tutsakların serbest bırakılması için seslerimizi birleştirme günüdür.

Bugün aynı zamanda 12 Eylül askeri faşist darbesine yol açan ve Alevi halkımıza yönelik olarak başlatılan 19-24 Aralık 1978 Maraş Katliamı’nın da yıl dönümü. 110 kişinin vahşice katledildiği bu katliamın sorumluları da cezalandırılmadı. Hesap sorulmadıkça yeni katliamlar oluyor.

Artık Gezi ayaklanmasıyla yeni bir süreç başladı. Korku duvarlarını yıkan halk, devrimcilerin önderliğinde katliamcılardan da hesap soracak ve şehitlerimize sahip çıkacaktır. 19 Aralık şehitlerimizi saygıyla anıyor ve onlara verdiğimiz devrim sözüne bağlı kalacağımızı bir kez daha haykırıyoruz! Diri diri yakılan 6 kadın tutsağı asla unutmayacağız! Unutturmayacağız! Ellerimiz katillerin yakasından düşmeyecek!”

Katliamın tanıkları yaşadıklarını anlattı

Basın açıklaması sonrası okunan şiirin ardından katliamın tanıklarından o yıllarda hapishanede tutuklu bulunan bir tutsak konuşarak hapishanelere yönelik saldırı sırasında yaşadıklarını aktardı.

Hapishane duvarlarının vinçlerle delinerek saldırının başlatıldığını anlatan devrimci, askerlerin ateş açarak ve yoğun gaz bombası kullanarak çok sayıda devrimci tutsağı katlettiğini belirtti. Atılan kurşunlara, yoğun gaz bombasıyla ve biber gazıyla yapılan saldırıya karşın devrimci iradelerinden ödün vermeden direnişe geçtiklerini anlatan katliamın tanığı, ilk saldırı sırasında diri diri yakılan kadın tutsakları kurtarmaya çalıştıklarını ancak atılan kurşunlardan ve yoğun biber gazından dolayı kadın yoldaşlarına ulaşamadıklarını aktardı. Atılan yoğun gaz nedeniyle nefes alamadıkları için hep birlikte havalandırmaya geçtiklerini, hapishanenin tavanından askerler tarafından ateş açılarak devrimci tutsaklardan birinin de orada katledildiğini anlattı.

‘Devrimci kararlılığımızdan ödün vermeden mücadeleyi sürdürdük’

Yapılan saldırılara ve verilen şehitlere karşın devrimci iradenin teslim alınamadığını belirten katliamın tanığı, yoldaşları ve siper yoldaşları katledilmesine karşın mücadeleyi sürdürdüklerini kaydetti. Devletin devrimci tutsaklara yönelik bu saldırısıyla içeride ve dışarıda örgütlü mücadeleyi bitirmeyi hedeflediğini ancak katledilen 28 devrimciye karşın mücadeledeki kararlılıklarından hiçbir şey yitirmediklerini aktardı. Katliamın tanığı hapishanelere sevkler sırasında da işkencelerden geçirilerek ring araçlarına atıldığını ve yaklaşık 10 saat sonra Edirne F Tipi Hapishanesi’ne sevk edildiğini anlattı. Hapishane girişinde de ağır işkencelerden geçirilerek teslim alınmaya çalışıldığını anlatan tanık, ancak baskılara ve işkencelere karşın devrimci kararlılığından ve mücadele azminden bir şey yitirmediğini anlattı.

“Bayrampaşa’da 6 kadın tutsak diri diri yakıldı” diyerek konuşmasına başlayan katliamın diğer bir tanığı kadın tutsak ise mazgallardan açılan ateş sırasında devrimci tutsakların katledildiğini, yaklaşık 10 saat süren baskın sırasında binlerce gaz bombası kullanıldığını, devrimci kararlılığı ve iradeyi teslim almak için yapılan bu saldırının devrimci tutsakların direnişiyle boşa çıkarıldığını anlattı. Katliamın sorumlularından hesabı devrimcilerin soracağına inandığını anlatan kadın tutsak, bütün bu saldırılara karşın onurlu yaşamı sürdürerek mücadeleye devam ettiklerini açıkladı. Katliamın bir başka tanığı devrimci tutsak da yaşadıklarını aktararak yapılan saldırılara ve 28 devrimcinin katledilmesine karşın devrimci kararlılıklarını ve mücadele azimlerini sürdürdüklerini anlattı.

Yapılan konuşmaların ardından katliamda hayatını kaybedenlerin fotoğrafları ile kitlenin taşıdığı karanfiller hapishane girişine bırakılarak 28 devrimci tutsak anıldı. Ardından Grup Munzur ve Grup Yorum ezgilerini kitleyle paylaştı. Kitlenin hep bir ağızdan söylediği kavga türkülerinin ardından 24-25-26 Aralık’ta ÇHD’li tutuklu avukatların görülecek duruşmasına katılım çağrısı yapılarak eylem sonlandırıldı.

http://www.halkingunlugu.net/

adhk tarafından

MKP gerillalarının davası sonuçlandı

Aralık 18, 2013 de ARŞİV adhk tarafından

16 Kasım 2012’de Ovacık’ta yakalanan 24 MKP gerillası hakkında ayrı ayrı açılan davalardan 5 MKP gerillasının davası sonuçlandı. Duruşmada 5 MKP gerillasına ayrı ayrı ağırlaştırılmış müebbet hapis ‘cezaları’ ile 30’ar yıl 2’şer ay hapis ‘cezaları’ verildi

HABER MERKEZİ (19.12.2013)-16 Kasım 2012’de Ovacık’ta yakalanan 24 MKP gerillası hakkında ayrı ayrı açılan davalardan, 5 MKP gerillasının davasının 13 Aralık’ta görülen duruşmasında karar açıklandı. Duruşma sonunda 5 MKP gerillasına ayrı ayrı ağırlaştırılmış müebbet hapis ‘cezaları’ ile 30’ar yıl 2’şer ay hapis ‘cezaları’ verildi.

Malatya 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya Tokat T Tipi Hapishanesi’nde tutuklu bulunan MKP gerillaları Adem Çelik, Emre Selcan, Sevinç Sönmez, Bahar Demir ve Baran Onur Doğan video konferans sistemiyle katıldı.

Dosyaya ilişkin mütalaasını 3 Eylül’de mahkemeye sunan cumhuriyet savcısı, kovuşturmanın genişletilmesine yönelik talepleri bulunmadığını belirterek, tutukluluk durumunun devamını istedi.

MKP gerillalarına ağır ‘cezalar’ verildi

Duruşmada dosyayı inceleyen mahkeme heyeti, araştırılması gereken başka bir konu kalmadığına iddia ederek davayı karara bağladı. Mahkeme heyeti, MKP gerillalarına “anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme, ruhsatsız ateşli silahlarla mermileri satın alma, taşıma veya bulundurma, sayı ve nitelik bakımından vahim olan silah veya mermilerin satın alınması, taşınması, bulundurulması ve yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle bir kişiyi öldürmeye teşebbüs” iddialarıyla ağır ‘cezalar’ verdi.

Davası görülen 5 MKP gerillasına, “örgüt adına eylemlere katılarak anayasayı ihlal” iddiasıyla ağırlaştırılmış müebbet hapis ‘cezaları’ verildi. Bununla birlikte mahkeme heyeti 5 MKP gerillasına, “jandarma personeli Y.T.’yi yaraladıkları” iddiasıyla 16’şar yıl, “yasak nitelikli silah bulundurdukları” iddiasıyla 7 yıl 6’şar ay, “tehlikeli maddeleri bulundurdukları” iddiasıyla da 6’şar yıl 8’er ay hapis ‘cezaları’ verdi. Bunlara ek olarak 15 bin lira da para cezası verildi.

Tutuklu diğer MKP gerillaları ise davaları başladığı günden bu yana esas hakkında savunma yapmadı. Mahkeme, diğer MKP gerillalarının duruşmasını ocak ayına erteledi.

Mahkeme Ocak ayına ertelendi

Ovacık’ta yakalanan MKP gerillalarının davalarından biri de 18 Aralık’ta Malatya 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. 24 MKP gerillasının dava dosyaları ayrılarak görülüyor.  Duruşmaya Tokat T Tipi Hapishanesi’nde tutsak bulunan Ferhat Yalçın, Yusuf  Selvi, Erdal Garip ve Eren Batmaz ile Kırıkkale F Tipi Hapishanesi’nde tutsak bulunan Erdi Sidar, Hıdır Bakır ve Selçuk Çelik videokonferans sistemiyle katıldı. Videokonferans sistemiyle duruşmaya bağlanan tüm tutsaklar mahkeme huzurunda ifade vermek istediklerini ve dava dosyalarının birleştirilmesi talep etti. Tutsaklar bu talepleri yerine getirilmediği sürece esas hakkında savunma yapmayacaklarını açıkladı.

Yine aynı davadan birlikte yargılanan Elazığ E Tipi Hapishanesi’nde tutsak bulunan Özdal Bozkaya ile Elbistan E Tipi Hapishanesi’nde tutsak bulunan Ekin Sabur ve Aysel Koç ise verdikleri dilekçelerde, duruşmaya videokonferans sistemiyle bağlanmak istemediklerini, mahkeme huzurunda ifade vermek istediklerini ve dava dosyalarının birleştirilmesi talep etti.

Mahkeme heyeti duruşmayı 22 Ocak 2014 tarihine erteledi.

http://www.halkingunlugu.net/

adhk tarafından

AİHM 17’ler davasında T.C.’yi mahkûm etti

Aralık 18, 2013 de ARŞİV adhk tarafından

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), 17’lerin katledilmesini kınayan Merve Yavuz ve İbrahim Yaylalı’nın açtığı davada T.C.’yi mahkum ederek 30 bin 765 avro para cezası verdi.

HABER MERKEZİ (18.12.2013)- Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) 2005 Haziran’ında Mercanlarda katledilen 17’lerin katledilmesini protesto eden Merve Yavuz ve İbrahim Yaylalı hakkında verilen cezayı Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin ifade özgürlüğünü güvence altına alan 10. maddesini ihlali olarak tespit ederek T.C.’yi mahkum etti.

17’lerin katledilmesini protesto ettikleri için haklarında dava açılan Yalyalı’ya  10 ay, Yavuz ise 20 ay hapse mahkum edilmişlerdi. Temmuz 2010’da Yargıtay’ca verilen cezaların onanmasının ardından Yaylalı ve Yavuz düşünceleri nedeniyle cezai yaptırımla karşılaştıklarını savunarak AİHM’e başvurdular.

T.C.’ye 30 bin 765 Avro para cezası

Strasbourg Mahkemesi’nin dün açıkladığı kararında T.C.’nin Yavuz ve Yaylalı’ya 13 bin 750’şer avro manevi tazminat ve toplam 3 bin 265 avro da mahkeme gideri ödemesine karar verildi. Mahkeme kararına göre T.C. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6 ve 10. Maddelerini ihlal etmekten toplam 30 bin 765 avro (yaklaşık 83 bin TL) ceza ödeyecek.

adhk tarafından

KONGRE TANITIM KONFERANSINA ÇAĞRI!

Aralık 18, 2013 de ARŞİV adhk tarafından

STAT (18.12.2013) Devrimci,Demokratik Kamuoyuna,

Sevgili yoldaşlar, dostlar;

Maoist Öncü,belirlenmiş merkezi bir planla, düşmanın çok yönlü Saldırıları ve engellemelerine rağmen III. Kongresini başarıyla gerçekleştirmiş bulunuyor.

III.Kongremiz;

Dünya ve ülkemizdeki güncel gelişmelerin yanı Sıra, Kapitalist Emperyalist Sistemin Geldiği Boyut, Sosyo-Ekonomik Yapı Tahlili,  Devrimin Niteliği Ve Stratejisi, Geçmiş Sosyalizm Deneyimlerinin Öğretileri Ve Gelecek Toplum Projemiz gibi temel konularını ciddiyetle tartışarak önemli sonuçlara ulaşmıştır.

III.Kongremiz,Yukarıdaki Konulara Bağlı Olarak;

Programımızın hayata geçirilmesinde askeri stratejimizin nasıl şekilleneceği,

Nasıl bir örgüt temelinde stratejik ve taktik çizgi izleneceği,

Partimizin dayandığı miras ve tarih anlayışı,

Öncünün sınıfın ve halkın birliğinin somutta nasıl ele alınacağı,

Neo liberal tasfiyeci reformist tehlikeye karşı parti örgütlerinin inşasının nasıl ele alınacağı,

Program, Tüzük, Önderlik, Hapishaneler, Gençlik, Çevre, Yerel Yönetimler,

Kültür Sanat, Enternasyonal Alan, Kürdistan, Azınlıklar Ve Ezilen İnançlar Meselesi,  Cins Sorunu,

Gezi Ayaklanması Tahlili ve Öğrenilmesi Gereken Dersleri,

Uluslararası Komünist Hareketin, Partimizin, Türkiye Kuzey Kürdistan Devrimci Hareketinin Somut Durumu Ve Problemleri noktalarında önemli  sentezlere ulaşılmıştır.

III.Kongremizin çıkardığı bütün bu sonuçları 21 Aralık 2013 Tarihinde yapacağımız kongre tanıtım konferansıyla devrimci, demokratik kamuoyuyla paylaşıyoruz. Tüm dostlarımızı  ve yoldaşlarımızı  yapacağımız tanıtım konferansına katılmaya çağırıyoruz.

TARİH:  21.12.2013

SAAT:    13.00

YER  :   FRANKFURT

SINIF TEORİSİ AVRUPA TEMSİLCİLİĞİ

adhk tarafından

19 Aralık’tan Maraş ve Roboski’ye Katliamların Hesabı Sorulacaktır!

Aralık 18, 2013 de ARŞİV adhk tarafından

ADGP (18.12.2013) Tarihi soykırımlarla, katliamlarla dolu olan ve varlığını da bu kirli tarihiyle sürdüren Türk devleti, Aralık ayında 3 vahşi katliama imza atmıştır. Dünya’da Evrensel İnsan Hakları Haftası’nın kutlandığı Aralık ayında, Türkiye’de vahşi katliamlarla her seferinde onlarca insanın yaşamına son verilmiştir. Katledilen canlarımız için acımız her zaman taze, ama öfkemiz de her zaman keskindir. Onları asla unutmayacağız, unutturmayacağız. Katliamların hesabını er geç soracağız.

19 Aralık 2000’de Hayatları söndürme operasyonu yapıldı.

Türk devleti, uzun hazırlıkların ve planların ardından 19 Aralık 200’de 22 hapishanede birden adına ‘Hayata Dönüş’ dediği operasyonda 28 tutsağı katletti. Hayatları söndürmeyi amaçlayan bu operasyonda tutsaklara karşı her türlü silah ve kimyasal madde kullanıldı, tutsaklar diri diri yakıldı. Yüzlerce tutsak ise yaralandı, sakat bırakıldı. Devrimci tutsakların iradesini kırmayı ve teslim almayı hedefleyen bu operasyona karşı tutsaklar zindanlarda kahramanca direndiler. Zorla F-Tipi hapishanelere götürülseler de devrimci iradelerinin teslim alınamayacağını gösterdiler.

19-26 Aralık 1978’de Maraş Katliamında katledilen 111 canımızı asla unutmayacağız!

Maraş katliamı, aylarca önceden devlet ve sivil faşistler tarafından planlanmış ve uygulanmıştır. Alevilerin yaşadığı evler önceden boya ile işaretlemiş ve sonradan devlet destekli faşist çeteler tarafından basılarak, içerdekiler işkenceler eşliğinde katledilmiştir. 111 kişinin katledildiği bu katliamda 1000’ün üzerinde insan yaralanmış, 552 ev ve 289 işyeri tahrip edilmiş ve yakılmıştır. Maraş katliamının hesabını vermeyen devlet, katilleri meclise taşıyarak, ödüllendirmiştir.

28 Aralık 2011 Roboski’de TSK’ye ait savaş uçakları tarafından çoğu çocuk 34 sivil katledildi.

Roboski katliamı, faşist Türk devletinin Kürt halkına karşı gerçekleştirdiği sayısız katliamdan biridir.  34 Kürdün savaş uçaklarıyla bombalanarak hunharca öldürüldüğü bu katliamda devlet bir kez daha suçüstü yakalandı.  Roboski katliamının sorumlusu devlet ve onun AKP iktidarı hesap vermekten kaçınırken, Roboskili ailelerin adalet arayışı sürmektedir.

Türk devleti katletmeye devam ediyor, mücadeleyi büyütelim, hesap soralım!

Türk devleti, barış ve özgülük isteyen Kürt halkına yeni katliamlarla cevap veriyor. Bunun son örneklerinden biri de Yüksekova’da Mehmet Reşit İşbilir, Veysel İşbilir ve Bemal Tokçu’nun polis tarafından katledilmesidir. Yüksekova’da, Kürdistan ve Türkiye’nin birçok kentinde katliamı protesto eden halk da polisin pervasızca saldırısına uğramaktadır.

19 Aralık’ta devrimci tutsaklara, Maraş’ta alevi halkımıza, Roboski’de Kürt halkımıza yapılan katliamların yıldönümlerinde hapishaneler tıka basa politik tutsaklarla dolu, hasta tutsaklar ölüme terk edilmiş bulunmaktadır. Alevilere yönelik baskılar ve inançlarına hakaretler sürmektedir. Kürt halkına yönelik saldırıların ardı arkası kesilmemektedir. AKP iktidarı, kendisine boyun egen, önünde diz çöken bir toplum istemektedir. Ancak bu hevesleri kursaklarında kalacaktır. On yıllardır ulusal özgürlük mücadelesi yürüten, demokratik talepleri için sokağa çıkan ve baskı ve sömürü üzerine kurulu olan bu düzene karşı özveriyle mücadele eden farklı inanç ve uluslardan halklarımız, katliamların hesabını sormaya devam edecektir. Gezi’den Rojava’ya özgürlük mücadelesini büyütecektir.

Almanya Demokratik Güç Birliği Platformu, 19 Aralık, Maraş ve Roboski katliamlarının hesabını sormak, eşitlik ve özgürlük mücadelesini büyütmek için faşist zulme ve sömürüye karşı olan herkesi sokağa çıkmaya ve mücadeleye çağırmaktadır.

Almanya Demokratik Güçbirliği Platformu

15.12.2013

adhk tarafından

Londra YÇKM: Abdullah Kalay’a özgürlük!

Aralık 18, 2013 de ARŞİV adhk tarafından

Londra YÇKM bir bildiri yayınlayarak Abdullah Kalay ve sağlık durumları ağır olan devrimci tutsaklara özgürlük istedi

HABER MERKEZİ (18.12.2013- YÇKM Londra’nın Abdullah Kalay ve diğer hasta tutsakların serbest bırakılması talebiyle yayınlamış olduğu bildiriyi öneminden dolayı paylaşıyoruz;

“Abdullah Kalay’a özgürlük! Sağlık durumları ağır olan devrimci tutsaklar serbest bırakılsın!

Coğrafyamızda çeşitli sahte iddia ve komplolarla ya da muhalif kimlikleri nedeniyle binlerce devrimci, ilerici ve yurtsever insan tutuklanarak ağır cezalara çarptırıldığı bilinmektedir. Türkiye ve Kuzey-Kürdistan’da seçilmiş belediye başkanları, parti üyeleri, dernek ve kurumların aktivistleri ’terörizm’ suçlamaları adı altında yıllarca süren davalarla hapishanelerde tutulduğu ortadadır. Hapishane koşullarının kötü ve ağır olmasının yanısıra, işkence ve hak gaspları ile politik tutsakların hapishane içerisinde normal yaşamlarına bile izin verilmemektedir.  Tutsaklar içerisinde yüzlerce devrimci-yurtsever ağır sağlık sorunlarıyla yüzyüzedir. İnsan Hakları Derneği’nin (İHD) raporuna göre, hapishanelerde 163 kişi ağır olmak üzere toplam 544 hasta tutsak bulunmaktadır. Tutsakların sağlık sorunlarıyla ilgilenmek ve çözüm bulmak yerine, hükümet onların sağlıklarını daha da kötüleştirecek girişimlerde bulunmaktadır. Sağlık sorunları ağır durumda olan devrimci tutsakların serbest bırakılmaları için yapılan başvuruları objektif ele alıp karar vermeleri gereken yetkili merciler, tam tersine sağlıkları kötü olduğu kanıtlı durumdaki tutsakları ‘iyidir’ diyerek serbest bırakılmalarını reddetmektedir. Serbest bırakılmalarına ‘hayır’ diyen görevlilerin keyfi davranışları bir yana, serbest bırakılmaması için yasal engeller de bulunmaktadır. Örneğin İnfaz Kanunu’nun 16. Maddesi ‘Hayati Tahlike’ yerine ‘tek başına idare ettirememe’ koşulları getirmiştir. Bu madde açıkça ’hayati tehlike olsa bile kendi kendisini idare edebiliyorsa bu kişinin içerde tutulmasın da hiç bir sakınca yoktur’ anlamına gelir. Bu yaklaşım, devrimci ve yutsever tutsakların, hatta diğer adli tutsakların bile ‘her şart altında içerde tutulmalarında ve içerde ölmelerinde hiç bir sakınca yoktur’ manasına gelir. Örneğin Türkiye- Kuzey Kürdistan’da faaliyet yürütmekte olan Demokratik Haklar Federasyonu (DHF) kalbinin yüzde yetmişi çalışmaz durumda olan Abdullah Kalay şahsında hasta tutsakların serbest bırakılması için yürttüğü bir kampanpanya var.  Kalbinin yüzde yetmişi çalışamaz durumda olmasına ve bu durum kanıtlı olmasına rağmen ‘tek başına idare edebilecek durumda olduğu’ gerekçesiyle Abdullah Kalay’ı ve diğer devrimci tutsakların serbest bırakılması reddedilmektedir. Besbelli ki egemen sınıflar, devrimci tutsakların içerde tutmalarına özel bir itina göstermektedir. Abdullah Kalay yoldaşımıza karşı tutumları tamı tamına buna işaret etmektedir. Eğer öyle olmasaydı ve kendi yasalarına dahi saygılı olsalardı normalde sağlık durumları kötü olan devrimcilerin çoktan çıkmış olmaları ve tedavilerini dışarda sürdürecek durumda olmaları gerekirdi. Elbette bu duruma sessiz kalmayacağız ve kalmadık da! Kürdistan’da halkın seçtiği belediye başkanlarını ve Kürt milletvekillerini hapishanelerde tutmaya yemin içmiş gerici bir yönetimin, devrimci ve komünist tutsakları her şart altında hapishanelerde çürütmek ve öldürmek isteyeceğinden şüphe duymamaktayız. Gerici sistemin tepelerinde yer alan sorumluluların bu katliamcı anlayışlarına sessiz kalmayacağız. Zira, devrimci politik tutsaklar, ezilen hakların ve ezilen ulusların özgürlük ve kurtuluş davalarını omuzlamış ve şahsi çıkarlarını bir yana bırakarak mücadeleye katılmış ve tutsak alınmış insanlardır. Gericiliğin devrimcileri içerde katletmesine izin vermeyelim. Yapılacak eylemlere ve protestolara katılarak sağlık sorunları ağır olan tutsaklarımızın derhal serbest bırakılmalarını sağlayalım.

Devrimci tutsaklar onurumuzdur!

Yüz Çiçek  Açsın Kültür Merkezi”