adhk tarafından

Frankfurt’ta Kobanê Halkıyla Dayanışma Yürüyüşü Yapıldı

Eylül 28, 2014 de ANASAYFA adhk tarafından

frankfurtFrankfurt (28-09-2014) Faşist ırkçı İŞİD çetelerinin Kobanêye yönelik saldırı ve katliamlarını lanetlemek ve Kobani halkıyla dayanışmak amacıyla Frankfurt’ta yürüyüş ve miting gerçekleştirildi. Frankfurt NEV-DEM tarafından organize edilen eylem, Römer meydanında açılan iki günlük ştand çadırının ardından, yapılan yürüyüş ve mitingle son buldu.

Bileşenleri arasında ADHK’nında bulunduğu Demokratik Güç Birliğ Platformu Frankfurtun aktif katılım sağladığı eylem boyunca kitle,Kabani direnişini sahiplenen ve barbar İŞİD katliamlarını lanetleyen sloganlar attı. Alte Oper’e kadar yapılan yürüyüş burada miting yapılarak sonandırıldı.Miting alanında NAV-DEM,Kadın hareketi Tamara ve ADHK adına yapılan konuşmalarla, Kobani ve Rojava halkına dayanışma mesajları iletildi,barbar İŞİD çeteleleri ve onlara destek sunan emperyalist güçler ve faşist Türk devleti teşhir edildi. Katılan kitleye eylemlerin süreceği çağrısı yapıldıktan sonra miting sonlandırıldı.

adhk tarafından

ADEF; Şengal ve Kobanê Direnişini Selamlıyoruz…

Eylül 26, 2014 de ANASAYFA adhk tarafından

kobaneADEF (26-09-2014) Dersim Halkı başta olmak üzere, her inanç ve ulustan ezilen halklarımızı Şengal ve Kobanê direnişini sahiplenmeye çağırıyoruz

Almanya başta olmak üzere, Avrupa’nın bir çok ülkesinde yaşayan Dersimlileri ve ezilen halklarımızı Kürt Özgürlük Hareketinin organize ettigi ve Demokratik Güç Birligi’ nin destekledigi eylemlere, etkinliklere ve yardım kampanyalarına katılmaya ve mücadeleye çağırıyoruz…

IŞİD çetelerinin kısa bir süre önce Şengal’de Ezidi halkına karşı başlatmış oldukları katliam ve soykırım girişimi, şimdi de Kobanê’de gerçekleştirilmek istenmektedir. Kuşatma altına alınan Kobane halkı hiç bir dış destek almadan, kendi öz gücüyle direnmeye devam ediyor, fedekarca ve kahramanca kendi topraklarını savunan Kobanê halkı bu direnişi ile, ezilenler adına tarihe bir kez daha not düşüyor…

ABD başta olmak üzere, Batılı Emperyalist güçler ve faşist Türk Devleti nin IŞİD’e havale ettikleri bu saldırı konsepti, aslında Rojava Devrimini yıkmayı hedefleyen bir saldırı hamlesidir. Bu saldırıların arka plan gerçegi görülmeden degerlendirmelerde bulunmak halklarımızı yanılgılara götürecektir.

Ki; bundan dolayı Kobane’yi ve Rojava Devrimi’nin kazanımlarını korumak halklarımız açısından tayin edici bir öneme sahiptir, bu bilinçle Kobane direnişi sahiplenilmelidir.

Zira, bunun içindirki bu saldırı ve katliam tehdidi altında tutulan mazlum kürt ulusu ile dayanışma içinde olmak ve dünya’ nın neresinde olursak olalım topyekün direnişi örgütlemek görevlerimiz arasındadır.

Dersim Toplumu tarihi boyunca gadre uğramış halklara karşı göstermiş olduğu sahiplenme ruhunu, 1915 yılında Ermeni soykırımında ve Tehcirinde nasıl ortaya koymuş ise, onlara kucak açmış ve korumuş ise, bugün de katliam ve soykırım ile karşı karşıya kalan Ezidi ve Kürt halklarına karşı aynı hassasiyet içinde hareket ederek sahiplenmelidir ve sahiplenecektir.

Daha dün IŞİD’i besleyip büyüterek, silahlandırarak orta doğuda halklarımızın üzerine vahşice saldırtan Emperyalist güçler ve Faşist Türk Devleti, bugün ” NATO Koalisyonu ” adı altında kurtarıcı pozisyonuna soyunmuş durumdadırlar.

Lakin bilinmekidirki; Eli kanlı halk düşmanı Emperyalist güçlerin bu çabaları sadece halklarımızın gözünü boyamaya yönelik manüpalisyondan başka bir şey degildir.! Esas amaç süreç içinde Kürt Ulusal direniş hareketini tasviye etmektir.

Avrupada ki Dersim Federasyonumuz ADEF ortadoğu’da yaşananlara yönelik bu gerçekliklere dikkat çekerken, Şengal ve Kobane için Avrupa da çeşitli etkinlikler ve yardım kampanyaları düzenlemektedir.

Şengal ve Kobanê için daha önce ülkede yardım kampanyası başlatan kardeş kurumumuz DEDEF ile Birlikte, Avrupa da bu kampanyayı siyasi ve mali olarak ADEF ve ADHK olarak birleştirdik.

Bu bağlamda, Almanya ve Avrupa nın bir çok ülkesinde çeşitli etkinlik, gece ve mali kampanyalar yürütülecektir.

Yürütülen bu kampanyalar sonuçlandığında bir komisyon tarafından yerinde teslim edilecek ve kamuoyu ile paylaşılacaktır..

DEDEF, ADEF ve ADHK’ nın ortaklaşa organize edecegi bu yardım kampanyalarına her inanç ve ulustan ezilen halklarımızı katılmaya, destek vermeye çağırıyoruz…

Yaşasın Şengal ve Kobanê Direnişi !

ADEF ( Avrupa Demokratik Dersim Birlikleri Federasyonu )

adhk tarafından

Panele Çağrı: Ortadoğu’daki Güncel Gelişmeler ve IŞİD

Eylül 26, 2014 de ANASAYFA adhk tarafından

panelDuisburg (26-09-2014) İşbirlikçi terör örgütü ISİD’ın Suriye ve Irak’ta kendisinden olmayanlara yönelik gerçekleştirdiği saldırıları giderek yayılmaktadır Suriye Kürtlerinin Rojava’da başlattığı direnişleri, kendi öz yönetimlerini ve savunma güçlerini oluşturarak devam etmesinden sonra, uluslar arası emperyalist güçlerin maşası olan terör örgütlerinin saldırıları da giderek yoğunlaşmaktadır.

Ortadoğu’da başta ABD olmak üzere, emperyalistlerin maşası olan; Türkiye, Katar, Sudi Arabistan gibi ülkelerin beslemesi olan IŞİD ve diğer terör çeteleri kendinden olmayanlara yönelik sürdürdüğü saldırılara her gün bir yenisi eklenmektedir. 3 Ağustos’tan itibaren Ezidi Kürtlerin yaşadığı Şengal’e yönelik gerçekleştirilen saldırılarda binlerce Ezidi katledilmiş, yüzlercesi esir alınmış ve on binlerce Ezidi yaşadıkları toprakları terk etmek zorunda bırakılmıştır.

Terör örgütü IŞİT, Suriye ve Irak’ta ele geçirdiği topraklarda Suni Müslüman olmayanları zorla Müslüman yapma ve olmayanları katletme politikası, o topraklarda yaşayan kadim halklara ve inançlara yönelik toplu katliama dönüşmektedir. Yüzyıllardır o topraklarda yaşayan, Kürtler, Aleviler, Ermeniler, Asuriler, Araplar, Türkmenler, Hristiyanlar katledilerek, adeta o topraklar kan gölüne çevrilmektedir.

IŞİD, başta Hollanda, İngiltere, Almanya ve Fransa olmak üzere Avrupa’da bir çok ülkede kendisine bağlı kurumlar oluşturarak, dini ideolojiyi de kullanarak bir çok genci saflarına katmaktadır. AB ülkeleri devrimci, yurtsever örgütleri ‘terörist’ niteleyip, taraftarlarını tutuklarken, bu örgütün dernekleri istedikleri gibi propaganda yapıp, gençleri zehirlemektedirler. Buda AB ülkelerinin bunları beslediğinin önemli bir verisidir.

Tüm bu gelişmeleri tartışmak üzere düzenlediğimiz panele sizleri katılmaya, destek vermeye çağırıyoruz .

Panelistler:

Ulla Jelpke– Sol Parti Milletvekili

Karin Leukefeld– Junge Welt Gazetesi Yazarı

Ali Atalan– Almanya Ezidi Dernekleri Federasyonu Eş Başkanı

İbrahim Okçuoğlu- ICOR Delegasyonundan Temsilci

Tarih: 28. 09. 2014

Saat: 14.00

Yer: DGB Haus (Stapeltor 17-19 47051 Duisburg)

Düzenleyen: Duisburg Demokratik Güç Birliği Platformu

Destekleyen: Linksjugend Solid, YXK Duisburg-Essen

adhk tarafından

Halk sınırı geçerek Kobane’ye doğru ilerliyor (Yenileniyor)

Eylül 26, 2014 de ANASAYFA adhk tarafından

sınırİstanbul Sancaktepe’den Urfa’nın Suruç ilçesine gitmek isteyen kitle polisin bütün engelleme çabalarına karşın Suruç’a ulaşırken, sınırdaki çatışmalar yoğunlaşarak devam ediyor

URFA (26-09-2014)- Sancaktepe HDP binasından Urfa’nın Suruç ilçesi sınır köyüne gitmek için hareket etmek isteyen kitle polis tarafından engellendi. Kitlenin bulunduğu araç Sarıgazi Festival alanında bağlandı. Ardından halk parça parça Mehmetçik Vakfı’na gidip, diğer yerlerden gelen kitleyle birleşerek Suruç’a hareket etti.

Kitlenin bulunduğu araç Suruç ilçesi girişinde özel harekat polisleri tarafından durdurularak arama yapıldı. Suruç merkezde bir araya gelen halk, HDP konvoyunu coşkulu bir şekilde karşıladı. Bedxê Köyü’ne gelindiğinde ise sınır hattında çatışmalar yoğunlaşırken, gece boyunca devam eden çatışmalar yoğunlaşarak devam ediyor.

Kadınlar direnişte en önde

IŞİD saldırılarına karşı Kobanê’ye sahip çıkmak için binlerce kişinin sınır hattında yaptığı eylemler devam ediyor. Dün geceyi sınırda geçiren binlerce kişi, bu sabah saatlerinde yaklaşık 3 kilometre sınır boyunda insan zinciri oluşturdu. Kadınlar sınır eyleminde ve direniş nöbetlerine öncülük ediyor. Sınır hattında nöbet noktaları kuran genç kadınlar ise, çetelerin geçişini engellemek için gözcülük yaparken, ellerindeki dürbünle uzak mesafelerdeki hareketliliği izliyor.

IŞİD saldırıları ve çatışmalar üç cephede devam ediyor

Kobanê’de 3 cephede çatışmaların şiddetlenmesi üzerine sınırda insan zinciri oluşturan halk, Mürşitpınar Sınır Kapısı’na yöneldi. Çatışmaların yoğunlaşması üzerine nöbet eylemine devam eden halk, 30 km’lik sınır hattına yayılarak Mürşitpınar Sınır Kapısı’na hareket etti.

Sınırın öbür yakasında Kobanê’de ise, IŞİD çetelerinin dün geceyle birlikte üç cephede ağır saldırılara başladığı bildirildi. Şiddetli çatışmalar devam ederken, IŞİD çeteleri top ve mermilerle sınır hattında bulunan direniş nöbetlerini de hedef aldı. Suruç’un Siwêdê ve Mirana Köylerine ise havan ve top atışı yapıldı.

Mürşitpınar Sınır Kapısı’na yönelen binlerce kişi, sınırı geçerek Kobane’ye yöneldi. Halkın Kobane’ye gidişi devam ediyor.

Gelişmeleri aktarmaya devam edeceğiz…

http://www.halkingunlugu.org/

adhk tarafından

Kobanê ve Rojava Direnişini Selamlıyoruz! Barbar IŞİD Katliamlarını Lanetliyoruz

Eylül 26, 2014 de ANASAYFA adhk tarafından

frankFrankfurt (26-09-2014) Ezilen halklarla omuz,omuza tüm katliamları lanetliyelim!

Ortadoğu’yu kan deryasına boğan emperyalist haydutların labaratuvarlarında yetiştirilen barbar IŞİD çetelerinin Kürtlere,ezidilere, şiilere ve diğer miliyetlere mensup haklara karşı yapılan katliyamlar gün geçtikçe yeni katliyamlarla devam ediyor.

Kobanê’ yi dört koldan saran IŞİD’li çetelere karşı destansı bir direniş sergileyen Kürt halkı ve YPG, çetelere ağır kayıplar verdirerek kobaniyi canla,başla savunuyor. Frankfurt Demokratik Güç Birliği olarak Kobanê direnişini selamlıyor IŞİD çetelerinin gerçekleştirdiği katliamları lanetliyoruz.

Bu amaçla MKM Frankfurt’un 26.27.09.214 tarihinde Frankfurt Hauptwace’de açacağı çadır ve miting eylemini destekliyoruz.Frankfurt ve çevresindeki tüm ilerici,devrimci, demokrat kişi ve kurumları ezilen haklarla omuz omuza dayanışmayı yükselmeye çağırıyoruz.

ETKİNLİKLERİN TARİH VE SAATİ

26.09.CUMA SAAT :12.00-19.00 ÇADIR

27.09 C.TESİ SAAT: 12.00-16.00 STAND

27.09.C.TESİ SAAT:16.00-19.00 MİTİNG

Demokratik Güçbirliği Frankfurt Platformu

adhk tarafından

Halkın Günlüğü okurlarından Tugay Akdemir anmasına çağrı

Eylül 25, 2014 de ANASAYFA adhk tarafından

DCIM100MEDIAHalkın Günlüğü okurları, Maoist Komünist Partisi/Halk Kurtuluş Ordusu (MKP/HKO) gerillası Tugay Akdemir (Derman) için yapılacak anma etkinliğine katılım çağrısı yaptı

HABER MERKEZİ (25-09-2014)-Halkın Günlüğü okurları, Dersim Ovacık kırsalında 20 Eylül 2014 tarihinde silahının kazayla ateş alması sonucu şehit düşen Maoist Komünist Partisi / Halk Kurtuluş Ordusu (MKP/HKO) gerillası Tugay Akdemir (Derman) için, Hamburg’da düzenlenecek anma etkinliğine tüm halktan katılım çağrısı yaptı.

Anma etkinliğiyle ilgili bilgiler şöyle:

Düzenleyen: Halkın Günlüğü okurları

Tarih: 27 Eylül Cumartesi

Saat: 17:00

Yer: Langenfelder str. 53 22765 Hamburg

 

Köln’de Anma Toplantısı

Tarih: 28 Eylül 2014

Saat:16.00

Yer: Dernek Lokali(Aguino str.7-11) KÖLN

Köln Halkın Günlüğü Okurları

adhk tarafından

Kobanê sınırında insan zinciri

Eylül 25, 2014 de ANASAYFA adhk tarafından

zincirURFA (25-09-2014) DAİŞ çetelerinin saldırılarına karşı direnişte olan Kobanê sınırındaki nöbet eylemi bugün insan zinciri ile devam ediyor Nöbet eylemine, Van, Siirt, Erzurum’dan gelenler de dahil oldu İstanbul’dan giden 21 otobüs ise Suruç girişinde durduruldu

Rojava’nın Kobanê kantonuna yönelik çete saldırılarına kalkan olmak için Kuzey Kürdistanlıların başlattığı direniş 8’inci gününde insan zinciri ile devam ediyor. Suruç’a bağlı Alizeran ve batısındaki Tilverdan köyleri arasında yaklaşık 30 kilometrelik mesafede direniş nöbeti büyüyor.

Van, Siirt, Erzurum’dan gelenler Boydê köyünden sabah saatlerinde sınır noktasına doğru, “Biji berxwedana YPG, YPJ”, “Katil IŞİD, işbirlikçi AKP”, “Biji Serok Apo” sloganlarıyla yürüyüşe geçti.

Sınır tellerinin yakınına kadar yürüyen kitle, yayılarak insan zinciri oluşturdu. Karşı tarafta Rojava’nın Tilşehir’deki YPG ve YPJ mevzilerini izleyen kitle, YPG ve YPJ lehine sloganlar attı.

Eyleme katılmak üzere İstanbul’dan gelen 21 otobüs ise, zılgıtlar eşliğinde Suruç’a giriş yaptı. Ancak araçların ilçeye girmesinden kısa bir süre sonra özel harekat polisleri araçları durdurdu.

ANF

adhk tarafından

Tugay Akdemir için taziye çadırı açıldı

Eylül 24, 2014 de ANASAYFA adhk tarafından

120 Eylül’de silahının kazayla ateş alması sonucu şehit düşen MKP/HKO gerillası Tugay Akdemir için taziye çadırı açılarak ziyaretçiler kabul edildi

DERSİM (24-09-2014)- 20 Eylül günü saat 13.30 sularında silahının kazayla ateş alması sonucu şehit düşen halk savaşçısı Tugay Akdemir’in evinin önünde, Yeni Demokrasi Aileleri Birliği tarafından taziye çadırı açıldı. Akdemir’in yoldaşları ve halk, açılan taziye çadırına gelerek Akdemir’in ailesine taziye ziyaretinde bulundu. Tugay Akdemir için açılan taziye defterine, çadıra gelen halk ve yoldaşları tarafından duygu ve düşünceleri yazıldı.

Tugay Akdemir için mezarı başında anma

Öğleden sonra aynı köyde bulunan Enver Ay(Mahir)’ın mezarının ziyaret edilmesinin ardından Tugay Akdemir’in mezarı başında bir anma yapıldı. Aynı mezarlıkta bulunan Zeynel Aslan ( Pala İsmail), Aladdin Ataş (Şerif) ve Besime Doğan mezarları da ziyaret edilerek karanfil bırakıldı. Tüm devrim ve komünizm mücadelesinde yaşamını yitirenler için yapılan saygı duruşunun ardından anma sona erdi.

Yapılan anmadan sonra 1995 yılında Şişik ormanlarında çıkan çatışmada 12 yoldaşıyla birlikte şehit düşen Suna Bozkaya’nın mezarı da ziyaret edilerek karanfil bırakıldı.

23

IMG_1193IMG_1184

adhk tarafından

KCK: Ortada bir çatışmasızlık durumu kalmadı

Eylül 24, 2014 de ANASAYFA adhk tarafından

kckBEHDİNAN/ANF (24-09-2014) KCK Yürütme Konseyi, Türk devleti ve AKP Hükümeti’nin süreci anlamsızlaştıran ve boşa çıkaran her şeyi yaptığına dikkat çekerek, “IŞİD’in Kobanê’ye saldırtılmasıyla birlikte ortada bir çatışmasızlık durumu kalmamıştır Bakur’da çatışmasızlık, Rojava ve Başur’da savaş politikası kabul edilmeyecektir“ dedi. KCK, Türk devletinin gerillanın geri çekilmesi dayatmasında bulunmasına da sert tepki gösterdi; “Kürt Özgürlük Hareketi’nin gündeminde gerillanın geri çekilmesi gibi bir durum yoktur. Müzakereye geçilip Kürt sorununun çözümünde ciddi pratik adımlar atılmadan böyle bir adımın atılması söz konusu olmayacaktır“ ifadesini kullandı.

Kongra Gel ara dönem toplantısındaki kararları da hatırlatan KCK, “Yürütme Konseyimiz AKP’nin halkımıza karşı her yerde çok boyutlu yürüttüğü savaşa karşı mücadeleyi her alanda ve her türlü yöntemle yükseltme kararı almıştır“ diye belirtti.

KCK Yürütme Konseyi, Türk devletinin DAİŞ çetelerine verdiği destek, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın başlattığı “demokratik çözüm süreci”, Türk devletinin geri çekilme dayatmasına ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.

KCK açıklamasında Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın 2012 yılı sonbaharında çatışmasızlık çağrısı yaptığı, 2013 Newrozu’nda ise bu çatışmasızlık konumunu resmileştirdiği çağrısında esir asker, polis ve devlet görevlilerinin de serbest bırakılmasını istediği hatırlatıldı.

KCK, 2013 Newrozu ve sonrasındaki gelişmeleri şu sözlerle hatırlattı:

“Hareketimiz Önderliğin çağrısına derhal uymuş, esirleri serbest bırakmış, gerillanın Medya Savunma Alanlarına çekilmesi hazırlıklarını başlatmıştır. Çatışmasızlık tam sağlanmış, gerillalar da peyderpey üslerinden ayrılarak Medya Savunma Alanlarına çekilmiştir. Önder Apo tüm bu adımları İmralı’da yapılan diyaloglar temelinde atmıştır. Türk devlet yetkilileri bu adımlar atıldığında karşılığının olacağı ve Kürt sorununun çözümünde adımlar atılacağı taahhüdünde bulunmuştur. Önder Apo, Türkiye halklarının Kürt sorununun çözümünü istediğini; Kürdistan, Türkiye ve bölge koşullarının da Kürt sorununun çözümüne uygun olduğu gerçeğinden hareketle bu adımların karşılık bulacağını düşünmüştür. Bu açıdan da Türk devletini ve toplumunu çözüme hazır hale getirecek adımların atılmasını tüm Türkiye halklarının çıkarına olduğunu görmüş ve 2013 Newroz deklarasyonunu yayınlamıştır.

Önderliğimizin 2013 Newrozu’nda milyonların şahitliği önünde okunan Türkiye ve Ortadoğu demokrasisi manifestosu niteliğinde olan demokratik siyasal çözüm deklarasyonu, Kürtler ve Türkler başta olmak üzere tüm Ortadoğu halklarında heyecan yaratmıştır. Kürt sorununun çözümü temelinde Türkiye’nin demokratikleşmesine dayanan demokratik Ortadoğu vizyonu tüm halkların geleceğe umutla bakmasını sağlatmıştır. Kürt Halk Önderi bu tarihi sorumluluğu yerine getirmiş, Türk devleti tarafından da karşılık verildiği takdirde Ortadoğu halklarının kara kaderine son verileceği bir durum ortaya çıkmıştır.

Böyle bir gelecek açısından Kürt Özgürlük Hareketi olarak üzerimize düşen sorumluluğu ve fedakarlığı yerine getirmede hiçbir tereddüt gösterilmemiştir. Birçok çevre tarafından çözüm için hangi adımlar atıldı ki çatışmasızlık konumuna geçiyorsunuz, üs bölgelerinden çekiliyorsunuz, denilmiş; bu adımları atmamız karşısında şaşılmıştır.

AKP ATILAN ADIMLARI ZAYIFLATMA OLARAK ELE ALDI

Türkiye’nin siyaset sosyolojisini ve toplumsal psikolojisini dikkate alarak bu adımları attığımızda, AKP hükümetinin de oluşan siyasal ortamda adım atacağı düşünülmüştür. Sorumlu ve rasyonel düşünüldüğünde AKP hükümetinin de bu yönlü adımlar atacağı beklenilmiştir. Tüm halklar, demokrasi güçleri ve demokratlar da böyle bir beklenti içine girmişlerdir. Dünya kamuoyunda da Kürt sorununun çözüleceği yönünde bir kanaat oluşmuştur. Çünkü Kürt Halk Önderi ve Özgürlük Hareketimizin cesaretli adımları ve makul yaklaşımları böyle bir düşünce ve beklentinin ortaya çıkmasını sağlamıştır. Artık bu koşullarda bu sorun çözülür ve Türkiye demokratikleşir yargısı ve eğilimi gelişmiştir.”

Ancak AKP Hükümeti’nin tüm bu adımlara karşın, “kılını dahi kıpırdatmadığı”nı belirten KCK, “Sanki otuz yıldır süren çatışmasızlığın son bulması ve gerillanın geri çekilmesi önemsizmiş gibi davranmıştır. Öyle ki, attığımız büyük tarihi adımlar karşısında Başbakan yardımcısı Bülent Arınç gerillanın geri çekilişi için ‘Cehenneme kadar yolları var’ demiştir. Halklarımıza duyduğumuz sorumluluk gereği demokratik siyasal çözüm için attığımız adımları daha önceleri de olduğu gibi özel savaş mantığı ve psikolojik savaş yöntemleriyle Hareketimizi zayıflatma doğrultusunda ele almıştır. Böylece bir çözüm politikası olmadığı, çözümsüzlükte ısrar eden politikaları sürdüreceği anlaşılmıştır” ifadesini kullandı.

Bu politikalar karşısında AKP hükümetini uyarmak ve durumun ciddiyetini hatırlatmak amacıyla gerilla güçlerinin geri çekilmesinin durdurulduğunun altını çizen KCK, “böylece AKP hükümetine çözüm için adımlar atılmadığı takdirde mevcut tutumunun kabul edilmeyeceği vurgulu biçimde hatırlatılmıştır. Ancak AKP hükümetinin amacı çözüm değil, sadece çatışmasızlık ortamında toplumsal desteği alıp iktidarını sürdürmek olduğundan, gerillanın geri çekilmesinin durdurulması biçimindeki uyarımız karşısında da ciddi bir yaklaşım içine girmemiştir. Çatışmasızlığın devamını sağlayacak psikolojik savaş yol ve yöntemlerine başvurma dışında hiçbir şey yapmamıştır. Sürekli çözüm sürecinden söz edip bir şeyler olacak algısını yaratarak zaman kazanma ve oyalamayı esas almıştır” dedi.

AKP ÇÖZÜM SÜRECİNE HİÇ GİRMEDİ

KCK, Öcalan ve Kürt Özgürlük Hareketi’nin demokratik siyasal çözüm için atılabilecek tüm adımları attığını, şimdiye kadar da bu adımların sonuç vermesi için gerekli duyarlılık içinde olduğunu; AKP hükümetinin ise başından beri çözüm sürecine girmediğini vurgulayarak sözlerini şöyle sürdürdü:

“AKP Hükümeti Hareketimizin attığı adımlara süreci geri dönülmez hale getirecek hiçbir karşılık vermemiştir. Dolayısıyla Hareketimizin attığı adımlar ve gösterdiği çabalar AKP’yi çözüm sürecine sokmaya yetmemiştir. Geçen iki yıl AKP açısından hiçbir biçimde bir çözüm süreci olmamıştır. Sadece toplumsal desteği almak için çözüm sürecinden söz etmiş; ancak pratikte ise Önder Apo’nun başlattığı süreci anlamsızlaştıran ve boşa çıkaran her şeyi yapmıştır.

YILLAR ÇARÇUR EDİLDİ

Çatışmasızlık, tarafların bulunduğu pozisyonda kalmasını, sorumlu davranarak mutabakat, anlaşma ve çözüm için adımlar atılmasını gerektirmektedir. AKP, mütareke olarak ifade edilen çatışmasızlık ortamında demokratik siyasal çözüm için değil, bir savaş hazırlığını ifade eden pratik içinde olmuştur. Savaş sürecinde yapamadığı karakol, askeri amaçlı yol ve barajların yapımını hızlandırmıştır. Buna karşı Kürt halkının çatışmasızlığı korumak için gerçekleştirdiği demokratik protesto eylemlerine şiddetle saldırmış, birçok gencin ölümüne yol açmıştır. Önder Apo’nun başlattığı demokratik siyasal çözüm sürecinin ruhuna ters davranarak Kürt Halk Önderi’nin samimiyetini ve sabrını istismar etmiş, kötüye kullanmıştır. Özgürlük Hareketimizin defalarca yaptığı uyarıları ve Önder Apo’yla yapılan diyalog koşullarını da dikkate almamış, ben hiçbir adım atmam, istediğim gibi davranırım sorumsuzluğu içinde olmuştur. Hareketimiz AKP hükümetinin bu politikadan vazgeçmesi ve demokratik çözüm için adımlar atması çağrısını içeren birkaç deklarasyon yayınlamasına rağmen bunları da kaâle almamıştır. İki yıllık çatışmasızlık süreci oyalama ve zaman kazanma söylemleriyle boşa geçirilmiştir. Öyle ki, Kürt sorununun çözümünü isteyen birçok çevre bile ‘bu nasıl bir süreç, anlayamadık’ diyerek AKP’nin politikalarına yönelik kaygılarını dile getirmişlerdir. Biz Hareket olarak bu sürecin içindeyken hükümet yetkilileri hiçbir adım atılmadığı halde her gün ‘süreç iyi gidiyor’ diyerek toplumu aldatma yoluna gitmiştir. AKP hükümeti Önder Apo’nun sabrını ve Hareketimizin sorumlu davranışını böyle ele alarak yılları çarçur etmiştir.”

KCK, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın çözüm önerilerini yerine getirerek çözüm sürecine girmek yerine iktidarın gerilla güçlerinin Kuzey Kürdistan’dan çıkarılması dayatmasında bulunmasına da sert tepki gösterdi.

ADIM ATMADAN ÇEKİLİN DEMEK KENDİNİZİ TASFİYE EDİN DEMEKTİR

“Geri çekilme olacak, ondan sonra yol haritası olacak” türünden ir dayatmanın çıkmazda ısrar olduğunu ifade eden KCK açıklamasında şunlar belirtildi:

“Halklar ve kamuoyu AKP hükümetinin hiçbir adım atmaması ve sorumsuz davranmasına rağmen Hareketimizin her türlü sorumluluğu ve samimiyeti gösterdiğini bilmektedir. 12 yıllık AKP hükümetinin 8 yılında çatışmasızlık içinde kalarak hiçbir hükümete tanınmayan şans AKP hükümetine tanınmıştır. Merhum Turgut Özal’ın ateşkesi bir ay daha uzatmamızı rica etmesi dikkate alındığında tutumumuzun ne anlama geldiğini ortaya koyduğu gibi, AKP hükümetinin ne düzeyde sorumsuz olduğunu da gözler önüne sermektedir.

Hareketimiz 2013 yazında gerilla güçlerini Türkiye sınırları dışına çıkarma iradesi göstermiş, ancak buna da hiçbir değer verilmemiştir. Bu açıdan geri çekilme olacak, ondan sonra yol haritası gündeme gelecek gibi AKP yandaşı basında çıkan haberler kabul edilmeyecek bir dayatmayı içermektedir. Kürt sorunu gibi sorun alanlarında en son atılacak bir adımı koşul gibi ileri sürmek arabayı atın önüne koşmak ve çıkmazda ısrar etmektir. Hiçbir adım atmamışken, psikolojik savaş dışında çözüm için bir irade ortaya koymamışken, halkımıza zor, baskı ve şiddet uygulayacak birçok unsur varlığını sürdürürken, halkımızın varlığını kabul edip savunmasını sağlayacak gerçek bir demokratikleşme olmamışken gerillanın geri çekilmesi dayatmasında bulunmak, açıkça çözüm için hiçbir adım atmıyorum, şimdiye kadar boşuna mücadele ettiniz, varlığınızı koruma ve özgürlüğünüzü sağlama iddiasından vazgeçin ve kendinizi tasfiye edin anlamına gelmektedir. Böyle bir istekte bulunmaya da hiç kimsenin hakkı yoktur; haddine değildir.

DİYALOG BİLE KURMAYAN NASIL MÜZAKERE YAPACAK?

Demokratik siyasal çözüm için büyük çabası ve olağanüstü sabrına rağmen gerilla güçlerini çektirme çağrısı yap denilmesi, Önder Apo’ya saygısızlıktır; Önder Apo’ya yönelik bir hakarettir. Kürt halkının varlığını tanıyanlar, Kürt halkının iradesine saygılı olanlar böyle bir tutum içinde olamazlar. Sürece ve Önder Apo’ya böyle bir yaklaşım sadece çözümsüzlükte ısrar etme anlamına gelmemekte, diyalogu da anlamsızlaştırmaktır. Diyaloga bile ciddi yaklaşmayanların müzakere yapması ve çözüm için adım atması mümkün değildir.

Önder Apo büyük bir fedakârlık yaparak AKP hükümetinin adım atması koşullarını yaratmak için çatışmasızlığı sağlamış, gerillanın geriye çekilmesi iradesini ortaya koymuştur. Buna doğru yaklaşmayanların gerillanın geri çekilmesini istemesi, daha doğrusu dayatmada bulunması anlamsız hale gelen çatışmasızlığı tümden ortadan kaldırma anlamına gelmektedir.”

KCK, Türk devletinin DAİŞ çetelerine verdiği açık desteğe de dikkat çekti. “Zaten IŞİD’in Kobanê’ye saldırtılmasıyla birlikte ortada bir çatışmasızlık durumu kalmamıştır” diyen KCK, “Bizzat Türk devleti ve AKP hükümeti çatışmasızlığı ortadan kaldırmış, Özgürlük Hareketi’ne karşı yürüttüğü psikolojik savaşı askeri bir saldırı haline getirmiştir. Kobanê’de sadece Rojava Devrimine değil, tüm Kürt halkına yönelik bir saldırı yürütülmektedir” belirlemesinde bulundu.

“Kürt Özgürlük Hareketi’nin gündeminde gerillanın geri çekilmesi gibi bir durum yoktur. Müzakereye geçilip Kürt sorununun çözümünde ciddi pratik adımlar atılmadan, Kürt sorununun kalıcı bir çözüme kavuşacağı kesinleşmeden böyle bir adımın atılması söz konusu olmayacaktır. Hiçbir dayatma da böyle bir adımın atılmasını sağlatamayacaktır” uyarısında bulunan KCK açıklaması şöyle devam etti:

“Hareketimizin çatışmasızlığın sürdürülmesinin anlamsızlaştırıldığı, bunun sürdürülmesine gerek kalmadığını tartıştığı bir dönemde gerillanın geri çekilmesini dayatmak bir psikolojik harekat olmaktadır. AKP hükümeti bu tutumuyla müzakere yapmadan, çözüm için ciddi hiçbir adım atmadan çatışmasızlığın sürmesini sağlamaya çalışmaktadır. Böylece 2015 seçimlerine çatışmasızlık ortamında girip seçimi kazanarak iktidarını güçlendirmeyi hesaplamaktadır. Gerillanın geri çekilmesi dayatması böyle bir planın psikolojik savaş boyutu olmaktadır.

DAİŞ’İN KOBANÊ’YE SALDIRTILMASI BARDAĞI TAŞIRAN SON DAMLAYDI

Böyle bir psikolojik savaşla çözümsüzlükte ısrar edilerek tasfiye saldırısında bulunulması karşısında Hareketimizin mücadelesiz kalarak bu oyalama hesabına yol vermesi mümkün değildir. AKP hükümetinin Hareketimizi çatışmasızlık ve mücadelesizlik içinde tutup kendini güçlendirerek tasfiye politikalarını derinleştirme ve saldırısını boyutlandırma stratejisi ve uyguladığı taktikler kabul edilmeyecektir. Çatışmasızlığı anlamsızlaştıran politikalarına, Kobanê’ye saldırıyla birlikte çatışmasızlığı ortadan kaldırmasına gereken tutum alınıp karşılık verilecektir. Kürt Özgürlük Hareketi’ni tasfiye etme saldırısını Rojava’da tırmandıran ve Kobanê’de olduğu gibi Kürtlere karşı savaşı her türlü askeri, siyasi, lojistik destekle IŞİD’e ihale eden AKP hükümetinin bu politikasına karşı sessiz kalınmayacaktır. Bakur’da çatışmasızlık, Rojava’da ve Başur’da savaş politikası kabul edilmeyecektir. Kaldı ki Bakur’da sağlanan çatışmasızlık özel savaş ve psikolojik harekat zemini olarak kullanılmaktadır. Böyle bir özel savaş ve toplumları aldatma politikasına son verilecektir.

Bakurê Kürdistan’da hiçbir adım atılmazken, özel savaş yönelimleri ve psikolojik harekatlarla Özgürlük Hareketi tasfiye edilmek istenirken IŞİD’in, Kobanê gibi sadece Türkiye’ye kapısı bulunan küçük bir özerk bölgeye saldırtılması bardağı taşıran son damla olmuştur.”

SURUÇ’TA SALDIRI DAİŞ SALDIRISINA ORTAKLIKTIR

KCK Yürütme Konseyi, Suruç’taki devlet terörüne de tepki gösterdi. “Suruç ve Urfa halkının Kobanê’de bulunan akrabalarına manevi yardım yapmasına bile binlerce polis ve asker yığarak saldırtan bir devletin tüm Kürdistan halkına karşı bir savaş yürütmüş olduğu tartışmasız bir gerçektir” diyen KCK, “Suruç ovasında halka yönelik yapılan vahşi saldırganlık bir annenin ve babanın çocuğuna, bir çocuğun zor durumda olan kardeşlerine yaptığı yardıma yapılan saldırıdır. Bunu da hiçbir vicdanın, ahlakın, değerin kabul etmeyeceği ve bu tutuma isyan edeceği açıktır. Şu anda Bakur, Başur, Rojhilat ve Rojava’da tüm Kürdistanlılar Türkiye’ye karşı büyük bir isyan ve öfke patlaması içindedir. Bir Kürt şehri kuşatma ve katliam tehdidi altındayken Türk devletinin akrabalarının manevi yardımına koşan halka bile saldırması, tüm Kürt halkına karşı bir savaş ilanıdır. IŞİD saldırısına ortaklık anlamına gelen bu saldırı da tüm dünyada böyle anlaşılır. Biz de böyle anlamakta ve gereğini yapma kararlılığında bulunmaktayız” dedi.

İNSANSIZLAŞTIRMA VE ROJAVA DEVRİMİNİ BOĞMA HEDEFLENİYOR

KCK Türk devletinin bu saldırılarla Kürdistan’ı insansızlaştırma ve tampon bölge kurmayı hedeflediğine de şu sözlerle dikkat çekti:

“Türk devleti ve AKP hükümeti IŞİD’i saldırtıp Kürdistan’ı insansızlaştırmak istediği gibi, sınırı geçerek akrabalarının yanına gelen insanları bahane edip tampon bölge oluşturmayı hedeflemektedir. Türk devleti ve AKP hükümeti üç yıldır yürüttüğü Rojava Devrimi düşmanlığını şimdi de böyle bir tampon bölge yaratmayla sürdürmek istemektedir. Şimdiye kadar El Nusra ve IŞİD gibi çetelere her türlü destek vererek ve Suriyeli Arapların Türkiye’ye gelişini teşvik ederek Suriye’deki iç savaşı yaygınlaştıran AKP hükümeti, şimdi de Rojava Kürdistan halkını yerinden yurdundan ederek bunun üzerinden tampon bölge yaratmaya çalışmaktadır. Bu tampon bölgeyle Rojava’yı insansızlaştırmak, Rojava Devrimini boğmak ve faşist IŞİD çetesini kullanarak Suriye üzerindeki etkinliğini arttırmak istemektedir. Bunun için de her türlü kirli ilişki, yol ve yöntemi kullanmaktadır. Tampon bölgeyle Kürt halkına ve onun iradesi olan Kürt Özgürlük Hareketi’ne karşı yürütülen savaşı tırmandırmayı ve derinleştirmeyi hedeflemektedir.

Türkiye bugün Ortadoğu’da en kirli politikaları, yol ve yöntemleri devreye sokarak sorunları boyutlandıran ve kapsamlılaştıran bir ülke haline gelmiştir. Her yerde sorun yaratıp ondan sonra ‘durumdan vazife çıkartmak’ Türkiye’nin temel politikası haline gelmiştir. AKP hükümeti istihbarat teşkilatının dış operasyonlar bölümünü fazlasıyla genişletmiş ve bu departmana her türlü kirli yol, yöntem ve komploya başvurma yetkisi ve inisiyatifi vermiştir. Artık Ortadoğu’da her taşın altında AKP’nin mezhepçi Türkiye’si çıkmaktadır.”

ASKERİ VE SİYASİ HER TÜRLÜ MÜCADELE

KCK; son olarak geçtiğimiz günlerde Medya Savunma Alanları’nda gerçekleştirilen KONGRA GEL 7. Ara dönem toplantısında ulaştıkları kararları da hatırlatarak demokratik kamuoyunu AKP’nin Kürt halkına savaş açan politikalarına karşı tutum almaya çağırdı:

“Türkiye’nin Ortadoğu’daki tüm politikalarını Kürtleri ezme ve yok etme üzerine kurması konusunu değerlendiren Kongra Gel 7. Ara Dönem toplantısı, AKP hükümetinin Önder Apo’nun başlattığı demokratik siyasal çözüm politikası ve bunun için iki yıldır sürdürdüğü çatışmasızlığı Özgürlük Hareketi’ni tasfiye etme ve Kürtler üzerindeki kültürel soykırımı tamamlama yönünde kullanma politikasını kapsamlıca değerlendirmiştir. 7. Ara Dönem Toplantısı, AKP hükümetinin Önder Apo’nun çabalarını istismar ettiği ve çatışmasızlığı anlamsız hale getirdiği kararına vararak Yürütme Konseyine AKP’nin bu politikasına karşı her türlü tutumu alma ve mücadeleyi geliştirme yetkisi vermiştir. Önder Apo’nun müzakerenin başlatılması ve Kürt sorunun çözümü için yaptığı çağrılara karşı gerilla güçlerinin sınır dışına çıkarılmasının dayatılması çözümsüzlükte ısrar etme olarak değerlendirilmiş, AKP’nin bu politikaları karşısında Yürütme Konseyimize siyasi ve askeri olarak her türlü adımı atma ve Kürt halkına yönelik uğursuz ve kirli politikaları boşa çıkarma görevini yüklemiştir.

Yürütme Konseyimiz bu yetki doğrultusunda gereken değerlendirmeleri yaparak çatışmasızlığın AKP tarafından ortadan kaldırıldığı ve Kürt halkına yönelik bir savaş açıldığı tespitine varmış, AKP’nin halkımıza karşı her yerde çok boyutlu yürüttüğü savaşa karşı mücadeleyi her alanda ve her türlü yöntemle yükseltme kararı almıştır.

Tüm halkımızı, Türkiye halklarını, demokrasi güçlerini ve tüm dünya demokratik kamuoyunu AKP’nin bu politikalarına karşı tutum almaya, Özgürlük Hareketimizin Türkiye’yi demokratikleştirme ve Kürt halkını özgürleştirme için yükselteceği mücadeleye destek vermeye çağırıyoruz.”

adhk tarafından

‘Tugay Akdemir yoldaş Sosyalist Halk Savaşımızda yaşıyor-savaşıyor’

Eylül 24, 2014 de ANASAYFA adhk tarafından

MKP gerillasMaoist Komünist Partisi Merkez Komitesi- Enformasyon Büro, elimize e-mail yoluyla ulaşan, “Tugay Akdemir (Derman) yoldaş Sosyalist Halk Savaşımızda yaşıyor- savaşıyor” başlığını taşıyan bir açıklama yayınladı. Bu açıklamayı okurlarımızla paylaşıyoruz

HABER MERKEZİ (24-09-2014)- Dersim Ovacık’ta Partimiz Maoist Komünist Partisi önderliğindeki Halk Kurtuluş Ordusu gerillası Tugay Akdemir (Derman) yoldaş, kendi silahıyla uğradığı kaza sonucu 20 Eylül 2014’te şehit düşerek ölümsüzleşmiştir. İnsanlığın, işçi sınıfı başta olmak üzere tüm ezilen ve sömürülenlerin bağımsızlık, halk demokrasisi, devrim, sosyalizm ve komünizm perspektifiyle sınıflar mücadelesinin çeşitli alanlarında nice şehitler verdik-veriyoruz. Tüm şehitlerimizi kavga bayraklarımızda ve savaş siperlerinde can bedeli yaşatarak ilerledik. Devrim ve komünizm tarihimizin kanla yazıldığı gerçekliği bu bilinçten ileri gelmektedir. Evet, tarihten gelip tarih yaratan şehitlerimiz, kavgamızın geride kalanları değil ufukları olarak yaşadılar- yaşamaya devam ediyorlar.

Amed- Ergani nüfusuna kayıtlı Derman yoldaş, kısa süre önce başarıyla gerçekleştirdiğimiz 3. Kongremiz sonrası Partimizin ilk şehidi olarak onurlu yerini almıştır. Derman yoldaş, Partimize bağlılık ve doğru bilinçle inançları uğruna, Sosyalist Halk Savaşı’nın genç- yiğit bir gerillası olarak mücadeleye katılmıştır. Tugay Akdemir (Derman) yoldaş, her tür yasalcı ve düzeniçi reformizme ve tasfiyeciliğe karşı düzen sınırlarını aşarak devrim, sosyalizm ve komünizm ufkuyla dolu bilinci ve yüreğini burjuva devlet aygıtını parçalayacak devrimci zor ve görevin Sosyalist Halk Savaşı’yla gerçekleşmesinin temel araçlarından biri olarak Halk Kurtuluş Ordusu saflarına katılmıştır. Ve Maoist hareketimize yönelik her türlü yalan ve demagojik kirli saldırı politikalarına karşı savaş siperlerinde onurla kızıl bayrağı dalgalandırmıştır. Derman yoldaş, inançları uğruna kavgamızın kor ateşinde sıcak savaş gerçekliğiyle düşmana karşı mücadelede şehit düşmüştür. Emperyalizme, komprador kapitalizme, faşizme ve her türden gericiliğe karşı Sosyalist Halk Savaşımızda daha nice şehitler vererek ilerleyeceğiz. Derman yoldaşa verilecek en iyi söz ve yeminimiz; lafta değil özde ve içerikte, salt teori ve düşüncede değil onun sınandığı bilinçli pratik eylemde ideolojik- politik- örgütsel ve askeri olarak köklü ve temelden Sosyalist Halk Savaşı’nı yaşamda somutlaştırıp politik iktidarı fethederek olacaktır. Bu bilinçle Derman yoldaşın bıraktığı mirası düşmana darbeler vurarak yaşatacak ve yeni zaferler yaratarak ilerleyeceğiz.

Ulusal ve uluslararası alanda tasfiyeciliğin dayatıldığı, reformizmin yüceltildiği, sınıfsal ve ulusal kurtuluş mücadelelerinin ‘terörizm’ olarak damgalandığı bu tarihi süreçte yekinip yeniden ayağa kalkmak vazgeçilmez tarihi sorumluluğumuzdur. Bu bilinçten hareket eden Partimiz Maoist Komünist Partisi, Marksizm- Leninizm- Maoizm rehberliğinde düşmanın imha çabalarını ve her türden revizyonist ve reformist bentleri bir bir alt ederek yoluna devam etmekte kararlı olduğunu, Derman yoldaş özgülünde bir kez daha dosta da düşmana da ilan eder.

Her bir şehidimiz, her türden politik gericiliğe darbe vurduğu kadar aynı zamanda düzen içi teslimiyetçi-reformist fikir ve ideolojik akımlara da darbe vurmaktadır. Bundandır ki devrim yolunda toprağa düşen şehitlerimiz, halklarımızın tarihiyken geleceğimize ise umut ve güvenle bakmamızın garantörüdür.

Bu onurlu ve şanlı tarihe daha güçlü ve görkemli bir şekilde sahip çıkmak için, bugün her zamankinden daha çok Sosyalist Halk Savaşı’nın her cephesinde yerimizi almak zorundayız. Şehitlerimiz, bu ölümsüzleşme ve daha büyük tarihler yaratmanın çağrısını yapıyor. Aksi duruşlar karamsarlık ve umutsuzluktur!

İşte bizim tarihimiz budur. Onurla ve gururla dalgalandıracağımız bir bayrak varsa şehitlerimizin göndere çektiği komünizm bayrağıdır. Bizler onların emir erleri olarak bu kızıl bayrağı asla yere düşürmeyecek ve daha yükseklere çekeceğiz.

Şehitlerimiz, kavga bayraklarımız olarak hiçbir zaman unutulmayacak! Şehitlerimizin bizlere öğrettiği komünist ve devrimci iradeyi hiçbir gerici güç bükemez! Faşist diktatörlük döktüğü kan deryasında er geç boğulacaktır!

Sosyalist Halk Savaşı’nın temel bir bileşeni olan Halk Kurtuluş Ordusu’nun bilinçli bir neferi olarak yerini alıp şehit düşen Türkiye-Kuzey Kürdistan halkının yiğit gerillası- evladı Tugay Akdemir (Derman) yoldaşımıza sözümüz ve andımız olsun ki;

Biz kazanacağız, Halk kazanacak, Sosyalist Halk Savaşı kazanacak!

Tugay Akdemir (Derman) yoldaş ölümsüzdür!

Şehit namırın!

Yaşasın Sosyalist Halk Savaşı!”

http://www.halkingunlugu.org/