adhk tarafından

Kobanê için küresel seferberlik

Ekim 31, 2014 de ANASAYFA adhk tarafından

kobaneHABER MERKEZİ (31-10-2014) Yarın 1 Kasım Dünya Kobanê günü Afganistan’dan Ekvador’a, Kanada’dan Avustralya’ya, sokağa çıkacak olan milyonlar Kobanê direnişini sahiplenecek

Aralarında Nobel Barış Ödülü sahipleri ve filozofların da olduğu binlerce kişinin çağrısı ile 1 Kasım günü Dünya Kobanê Günü ilan edildi. Dünyanı dört bir yanında komiteler kuruldu ve yüzlerce yürüyüş organize edildi.

Eylemler için ilk çağrıcılar arasında Nobel Barış Ödülü sahibi Arjantinli Adolfo Perez Esquivel, Amerikalı ünlü filozof ve dilbillimci Prof. Noam Chomsky, eski AP Milletvekili Luisa Morgantini, Britanya Avam ve Lordlar Kamarası üyeleri yer aldı.

Avrupa Birliği (AB) Türkiye Yurttaş Komisyonu (EUTCC) ve “Peace camping” inisiyatifiyle yapılan “DAİŞ’e karşı, Kobanê ve insanlık için küresel seferberlik” çağrısına uyan milyonlarca kişi kıtalar arası duygu birliğiyle Kobanê direnişine sahip çıkacak.

Yarın Avrupa, Amerika, Afrika ve Asya kıtasından onlarca ülkede düzenlenecek etkinliklerden elimize ulaşanların programları şöyle:

ALMANYA’DA 15 MERKEZDE

Stuttgart (Başlangıç yeri: Lautenschlager str. (HBF karşısı) , başlama saati: 16:00), Nürnberg (Aufsessplatz, saat: 15:00), Frankfurt (Hauptbahnof, saat: 15:00), Berlin (Bahnof Adeneurplatz, saat:14:00), Köln (Ebertplatz, saat: 14:00), Düsseldorf (Hauptbahnhof önü saat: 14:00), Bielefeld (Rathaus , saat:14:00), Hannover (Opern Platz, saat: 14:00), Bremen (Ziegenmarkt, saat: 14:00), Hamburg (Hachmann-platz, saat: 14:00), Leipzig (Rabat(Konradstrasse), saat:14:00), Erfurt (Domplatz, saat: 13:00), Saarbrücken, (Kent merkezi, Saat: 14:00), Marburg (Bahnofstrasse 6, saat: 14:00), Frieburg (31 Ekim’de yapılacak. Başlama yeri: Rathausplaz, saat: 16:00), Lübeck: saat 12:45’te Hbf önünde buluşulup 13:08’de 7. perondan birlikte Hamburg’a gidilecek.

İTALYA’DA 19 MERKEZDE

1 Kasım’da italya’da tam 19 merkezde eylem var. Eylem merkezleri şöyle: Bologna, Brescia, Cagliari, Catania, Firenze, Lecce, Messina, Milano, Napoli, Padova, Palermo, Ragusa, Reggio Calabria, Roma, Rovigo, Torino, Udine, Vicenza

FRANSA’DA 9 MERKEZDE

DAİŞ çetelerinin Kobanê’ye saldırılarını protesto etmek ve YPG’nin direnişini sahiplenmek için Fransa’da da 9 merkezde kitlesel eylemler düzenlenecek. En büyük buluşmanın başkent Paris’te olması bekleniyor. Paris’in yanı sıra Fransa’nın Caen, Rennes, Bordeaux, Strasbourg gibi büyük kentlerlerde de yürüyüşler düzenlenecek . Eylemlerle ilgili ayrıntılı bilgiler şöyle: Caen (Caen place de la Republique 14000 Caen saat: 11:00), Rennes (Dalle du Colombier 35000 Rennes saat:12:00), Paris (Place de la Bastille, 75011 Paris saat:14:00), Bordeaux (Place de la Victoire à Bordeaux saat: 14:00), Marsilya (Haut de la Canebière saat:14:00), Strasbourg (Place Kléber à Strasbourg saat:14:00), Toulouse (Place du Capitole à Toulouse saat:14:00), Nantes (Place Royale à Nantes: saat:16:00), Lille (Place De La Republique Lille à Lille, saat: 17:00).

İSKANDİNAVYA ÜLKELERİ

İskandinavya ülkelerinden İsveç’in 6 kentinde, Danimarka’nın başkenti Kopenhag’ta, Norveç’in başkenti Oslo ile Bergen kentinde, Finlandiya’nın başkenti Helsinki’de de eylemler düzenlenecek. Eylemlerin adresleri şöyle:

Uppsala: Vaksala Torg, saat 13:00’te

Angered: Angereds Arena – Västra Götalands Län, saat 14:00’te

Gävle: Söldermalmstorg, saat 12:30’da

Malmö: Möllevångstorget, saat 14:00’te

Göteborg: Götaplatsen, saat 14:00’te

Stockholm: Humlegarden, saat 13:00’te

Oslo: Youngstorget 6, saat 13:30’da

Bergen: Torgallmenningen, saat 15:00’te

İNGİLTERE’DEN YUNANİSTAN’A

İsviçre’nin başkenti Bern ile Basel ve Zürih kentlerinde, Belçika’nın başkenti Brüksel’de, İspanya’nın başkenti Madrid’te, Yunanistan’ın başkenti Atina’da, Avusturya’nın başkenti Viyana’da dayanışma yürüyüşleri olacak.

Yürüyüşlerin adresleri şöyle:

BELÇİKA VE HOLLANDA

Brüksel: Gare du Nord, saat 14:00’te

Hollanda’da Lahey kentindeki yürüyüş saat 14:00’da Malieveld’e başlayacak.

İNGİLTERE

Manchester: All Saints Park, Oxford Road, saat 13:00’te

Londra: Trafalgar Square, saat 14:00’te

Cambridge: Saat 11:00’de Trumpington Road’da buluşulup birlikte Londra’ya gidilecek

Durham: Gala Theater& Cinema önü, Millenium Place, saat 13:00’te

Leeds: Daha duyurulacaktır

İSPANYA

Madrid: Atocha, saat 19:00’da

İSVİÇRE

Zürich: Helevetiaplatz, saat 15:00’te

AVUSTURYA

Salzburg: Resindenzplatz, 5020, saat 14:00’te

Viyana: Stephansplatz 1. Viyana saat 14:00

AFGANİSTAN’DA 7 EYALETTE, HİNDİSTAN’DA 6 MERKEZDE

Kobanê’yle dayanışma eylemleriyle dikkat çeken Afganistan da eylemler düzenleniyor.

Herat, Farah, Nangarhar, Balkh, Takhar, Nimruz, Bamyan eyaletlerindeki yürüyüşleri Solidarity Party of Afghanistan (SPA) organize ediyor.

Hindistan’da (6 merkezde), Arjantin, Avustralya, Kanada, Çek Cumhuriyeti, Ekvator, Honduras, Portekiz (Lizbon, Rossio, Lisboa) Venezuela, Pakistan, Ekvador, Şili, Amerika da da Kobanê için sokağa çıkılacak.

AMERİKA BİRLEŞİK DEVLETLERİ

Washington: Lafayette Park, saat 14:00’te

ARJANTİN

Buenos Aires: el Obelisco, saat 17:00’de

AVUSTRALYA

Adelaide: Gawler Place – Rundle Mall, Adelaide, 31 Ekim saat 19:00’da

Sydney: Town Hall, 1 Kasım saat 14:00’te

EKVADOR

Quito: UTC-05 – Türk Konsolosluğu’nun önü, saat 17:30’da

HONDURAS

Tegucigalpa: ONU ofisi önü, 31 Ekim saat 10:00’da

BASK ÜLKESİ

Bilbao: el Ayuntamiento, saat 12:00’de

KANADA

Vancouver: Vancouver Art Gallery, 750 Hornby Street, saat 13:00’te

Toronto: Beit Zatoun, 612 Markham, Toronto-Ontario, saat 19:00’da

PORTEKİZ

Lizbon: Rossio, saat 14:00’te

ÇEK CUMHURİYETİ

Prag: Náměstí Republiky, Palladium Alışveriş Merkezi önü, saat 14:00’te

VARŞOVA

Town: Varşova Üniversitesi önü

ANF

adhk tarafından

Gazi’de işçi katliamları protesto edildi

Ekim 31, 2014 de ANASAYFA adhk tarafından

gazi ermenek katliam eylemiDemoraktik Halk Federasyonu (DHF) Kaldıraç, Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP), Mücadele Birliği, Partizan, EMEP ve Halkevleri’nin çağrısıyla bir araya gelen Gazi halkı Ermenek’teki işçi katliamını protesto etti

İSTANBUL (31-10-2014)- Demokratik Haklar Federasyonu (DHF), Kaldıraç, Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP), Mücadele Birliği, Partizan, EMEP ve Halkevleri’nin çağrısıyla Eski Karakol Durağı’nda bir araya gelen kitle Gazi Cemevi’ne yürüdü.

Yürüyüş sırasında megafondan çekilen ajitasyonda işçi katliamlarından AKP iktidarı ve onun temsil ettiği sınıf olduğu vurgulandı. Yürüyüşte sık sık “Hırsız katil AKP” , “İşçilerin birliği sermayeyi yenecek” , “Soma Torunlar Ermenek sorumlusu hükümet” sloganları atıldı. Yürüyüşün ardından eylemi örgütleyici kurumlar adına yapılan basın açıklamasında, Kar hırsı ile kendini var eden egemenlerin ve onların vahşi sömürü sisteminin işçileri katletmeye devam ettiği, Soma ve Torunlar’dan sonra bugün Ermenek’te işçilerin işçilerin iş güvenliği sağlanabileceği halde göz göre göre ölüme yollandığı belirtildi. Ermenek’te işçilerin yemek ve servis hakkını gasp eden, zorla madende yemeklerini yemeye zorlayan Has Şeker Madencilik patronunun bu baskı gücünü AKP iktidarından aldığı, her yıl katledilen binlerce işçinin baş sorumlusunun devlet olduğu ifade edildi. Açıklamada ayrıca, işsizlikten yararlanan patronların emekçileri saatlerce , güvencesiz ve sağlıksız şartlarda çalıştırdığı, patronları koruyan devletin varlığını işçi katliamları devam ettirdiği, 2 milyar TL’ye sırça köşkler kuranların, işçilerin güvenliği için ödenek ayırmadıkları belirtildi.

Eyleme TÖP-G ve SYKP de destek verdi.

http://www.halkingunlugu.org/

adhk tarafından

Abdullah Kalay: ATK hasta tutsakları ölüme terk ediyor!

Ekim 31, 2014 de ANASAYFA adhk tarafından

Abdullah Kalay2Kandıra 2 No’lu F Tipi Hapishanesi’nde tutulan MKP dava tutsağı Abdullah Kalay, gazetemize gönderdiği mektupta, İstanbul Adli Tıp Kurulu’nun almış olduğu yeni kararla kendisini ölüme terk ettiğini belirterek devrimci demokratik kamuoyundan hasta tutsakların mücadelesini yükseltme çağrısı yaptı. Abdullah Kalay gazetemize gönderdiği mektubunda, hastalığıyla ilgili yaşanan süreci de aktardı. Bu açıklamayı okurlarımızla paylaşıyoruz

HABER MERKEZİ (30-10-2014)- “İstanbul Adli Tıp Kurulu’nun 25.09.2014 tarih ve 1977 nolu kararıyla maruz kaldığım hastalığımla ilgili yaptığım itiraz başvurusu nedeniyle almış olduğu kararıyla ilgili açıklamamdır.

Maruz kaldığım ağır hastalık nedeniyle 5275 sayılı yasanın 16/6. Maddesi gereğince cezanın ertelenmesi ya da geriye bırakılması amacıyla yaptığım başvuru nedeniyle tedavi gördüğüm Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi’nin sağlık kuruluna sevk edildim. Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı yaptırdığı işlemler sonucunda 30.12.2013 tarih 2013/736 sayılı Kardiyoloji, Noröloji, Psikiyatri bölümlerinin muayenesiyle alınan kararda: “Özgeçmişinde kalp krizi öyküsü bulunan ve halen kroner arter hastalığı, angına pektoris ve kalp yetmezliği tanıları olan hastanın mevcut rahatsızlıkları dikkate alındığında cezaevi gibi kapalı, kalabalık, enfeksiyon riski ve stres yükünün fazla olduğu, hem kalp yetmezliği, hem dekroner arter hastalığı açısından uygun diyet ve çevresel koşulların olmadığı ortamlarda bulunmasının tekrar kalp krizi geçirmesine, kroner arter hastalığının ilerlemeye kalp yetmezliğinde alevlenmeye neden olabileceği gibi böyle bir durumda da cezaevi koşullarında müdahale edilmesinin beklenmediği…” şeklinde devam eden raporunda ‘hayati tehlikesi’ olduğundan ‘cezasının ertelenmesi gerekmektedir’ denilmektedir.

Bu karar üzerine 08.01.2014 tarihinde İstanbul Adli Tıp 3. İhtisas Kurulu’na sevk edildim. Kurulda beni muayene eden doktora Kocaeli Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı’nın raporunu gösterdim, dosyada bu raporun olmadığı hatta doktorun biri dosyaya bakarak ‘bu rapor yok, olsa dikkate alırız’ ifadesinde bulundu. Bunun üzerine söz konusu raporun dosyada olmaması nedeniyle muayenenin devam etmesini kabul etmedim ve yazılı olarak da belirttim.

22.01.2014 tarihinde yeniden İstanbul 3. İhtisas Kurulu’na sevk edildim. 24.01.2014 tarih 702 karar sayılı raporuyla ‘ağır hastalık kapsamında değerlendirilmediği kalbi çalışıyor’ denilerek talebim reddedilmiştir.

Adli Tıp Kurulu’nda skandal

1)Kalp damar hastası ve hayati risk altında olmama rağmen Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu kardiyolog muayenesi olmadan rapor düzenlenmiştir

2)Kardiyoloji uzmanı olmadan düzenlenen raporla Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı kurulunun düzenlediği raporu hiç dikkate almayarak iki Adli Tıp Kurumu arasında açık çelişki oluşmuştur.

3)İstanbul Adli Kurumu 3. İhtisas Kurulu maruz kaldığım hastalık durumumu belirtmesine rağmen şöyle denilmektedir:’kişinin kuruluşumuzda yapılan muayenesinde genel durumu iyi, kalp yetmezliğine bağlı bulgularının tespit edilmediği, kalbi çalışıyor’ şeklinde belirtiyor.

İstanbul ATK 3. İhtisas Kurulu, Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Kurulu raporunu dikkate almayarak reddetmesi üzerine avukatım Savcılık üzerinden 27.01.2014 tarihinde bu çelişkili durumun giderilmesi için dosyanın Adli Tıp Genel Kurulu’na taşınması gerektiğini talep etmiştir.

Avukatım savcılık üzerinden 27.02.2014 tarihinde itiraz dilekçesinde; dosyadaki ve rapordaki açık çelişkiyi izah ederek “Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı’nın 30.12.2013 raporu ile 3. İhtisas Kurulu’nun raporu arasında tamamen çelişki vardır. Bu çelişkinin giderilmesi içinde dosyanın Adli Tıp Genel Kurulu’na gönderilmesi gerekmektedir”. Çünkü 3. İhtisas Kurulu Kocaeli Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı’nın raporunu hiçbir gerekçe sunmadan reddetmesi ve tersi rapor düzenlemesi çelişkisi Adli Tıp Kanunu’nun 15. Maddesi F bendinde belirtilen hususlara aykırıdır.

Bu başvuru üzerine Adli Tıp 3. İhtisas Kurulu 09.07.2014 tarih 8605 nolu kararıyla Cezaevi Müdürlüğü’ne ve Savcılık’a bildirdiği yazılı cevapta: “Görülen lüzum üzerine kişinin Üniversite veya Araştırma Hastanesi Kardiyoloji Anabilim Dalına sevkinin sağlanarak mevcut durumunu gösterir tetkikler ve düzenlenecek raporu ile…sonuçlarının teminen gönderilmesi” denilerek yeniden hapishane idaresi tarafından tedavi gördüğüm Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinin Adli Tıp Kurulu’na sevk edildim.

  1. İhtisas Kurulu’nun istediği tetkikler Kardiyoloji Anabilim Dalı tarafından tamamlandı. Diğer rahatsızlıklarımla ilgilide nöroloji ve gastroenteloji bölümlerine de sevk edildim ve gerekli tetkikler yapıldı.

Kocaeli Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı 04.07.2014 tarih ve 2014/519 sayı nolu kardiyoloji, nöroloji, gastroenteloji, pskiyatri anabilim dalının imzasının da olduğu yeni bir rapor düzenlendi. Söz konusu istenen tetkiklerle birlikte hapishane idaresi 09.07.2014 tarihinde yeniden İstanbul Adli Tıp 3. İhtisas Kurulu’na sevk etti. Bir doktorun strekopla kalbimi dinlemesiyle ‘hasta taşikardik, akciğer sesleri normal değil’ diyerek muayenesini sonlandırdı. Ve beni hemen dışarı çıkardılar. Ancak beş dakika sonra hiçbir işlem yapmadan ‘gidebilirsiniz’ dediler.

  1. İhtisas Kurulu 09.07.2014 tarih 8605 nolu kararıyla Kocaeli Üniversitesi’nde yapılan tetkikler ve raporu almayarak bu sefer yine ‘görülen lüzum üzerine kişinin Kartal Koşuyolu Yüksek İhtisas Eğitim Araştırma Hastanesi veya Dr. Siyami Ersek Göğüs Kalp Damar Cerrahisi Eğitim Araştırma Hastanelerinden birine sevkinin sağlanarak istenen tetkik sonuçları ve düzenlenecek raporunun asıllarının tamamının gönderilmesi sonrasında değerlendirileceğini belirterek Savcılığa ve Hapishane Müdürlüğüne dosyayı geri gönderiyor. Görülen bu lüzum (!) üzerine, Kartal Koşuyolu Eğitim ve Araştırma Hastanesine sevk edildim. EKO, EKG, sintigrafi, kan ve idrar tetkikleri sonuç raporlarıyla birlikte 17.09.2014 tarihinde yeniden 3. İhtisas Kurulu’na sevk edildim. Yine streskopla kalbim dinlenerek muayenem sonlandırıldı.

ATK 3. İhtisas Kurulu’nun bütün bu oyalama yıpratma ve ciddiyetsiz yaklaşımlarıyla yaptığımız haklı itirazımız nedeniyle dosyayı kendisinden hazırladığı raporla mütaala ederek Genel Kurula sunmuştur.

Genel Kurula sunulan 19.09.2014 tarih, 11396 karar nolu mütalaasında ‘…dosyada bulunan tıbbi evraklarına göre , anjınapectoris, koroner arter hastalığı, getirilmiş miyokard enfarktüsü, kalp yetmezliği, açlık grevine bağlı olduğu ifade edilen vernicekosakoff tanılarının bulunduğu , enfeksiyon, fraksiyon seviyesinin %30 seviyesinde tanımlandığı’ şeklinde hastalıkların sıralanıyor. Ve devamla ‘genel durumu iyi, kalp yetmezliğine bağlı bulgulara rastlanmadığı’ belirtiyor!

09.07.2014 ve 17.09.2014 tarihinde aynı doktor tarafından streskopla yapılan dinlemede ‘tansiyon 140-90, nabız 138, kalp sesleri düzensiz, hasta taşikardik idi kalbi çalışıyor!’ denilmiştir. Ve kalp yetmezliği bulgusuna rastlanmadığını belirtmiştir! ATK streskopla kalp yetmezliği olup-olmadığının tespitini yapıyor!! Tedavi gördüğüm hastane raporları ve tetkiklerini dikkate almıyor. Beloczok 50 mg, 1×1-ıvavradin 7,5 mg, 1×1-Aldactone 25 mg, 1×1-lasix 40 mg, 1×1 exforge, 5mg/160mg, corasrprin 100 mg, 1×1 pravix 75mg, 1×1 monoket, 1×1 pravachol 40 mg, 1×1 vastarelme 35 mg, 1×1 … 10 çeşit ilaç kullanıyorum ve bu saydığım ilaçlarla raporları düzenlenmiş kalp yetmezliğiyle kalp krizini engellemek amaçlı kullanılmaktadır. 10 çeşit ilacın yarattığı ve yaratacağı yan etkileri ise dikkate alınmıyor.

Söz konusu mütaalanın sonuç bölümünde 5275 sayılı yasanın 16/6. Maddesi gereğince ağır hastalık ve sakatlık kapsamında değerlendirilmediğini belirterek bir skandal daha yapıyor. Adıma düzenlenen raporun F şıkkında; ‘Tanımlı kardiyak patalojileri olan kişinin bundan sonra ki süreçte hastalığına bağlı komplikasyon gelişme riskinin cezaevi koşullarıyla dışında aynı olduğu, farklı olduğuna ait tıbbi delillerin bulunmadığı’ ifadesiyle skandala imza atıyor!!

F şıkkında belirtilen ‘cezaevi koşullarıyla dışında (yani dışarısıyla cezaevi koşulları) aynı olduğu, farklı olduğuna ait tıbbi bulguların bulunmadığını’ belirtmesi tıp biliminin temelini oluşturan ilke, işleyiş, evrensel değerler ve bakış açısını ayaklar altına alarak hiçe sayıyor. Tıp bilimini egemen güç, baskı, işkence aracı olarak kullanmak ve yanlı davranmak doktorların işi olamaz. Doktorlar Hipokrat yeminlerine kişinin siyasal düşüncelerine, rengine, ırkına, yani ne olursa olsun buna bakmaz-bakamaz. Tarafsız tıp evrensel ilkerine uygun tıbbi tetkikler, bulgular ve raporlar dikkate alınarak uygulama yapar. ATK ‘cezaevi koşullarıyla dışarısı aynıdır’ belirlemesi yaparak taraflı davranmıştır. Hapishane koşullarını beş yıldızlı otel olarak lanse eden ve hapishanelerde katliam yapanlarla aynı açıklamayı yapması düşündürücüdür! Çünkü hapishanelerde son on yılda 2500 ‘ü aşkın insan katledilmiş ve çeşitli hastalıklardan hayatını kaybetmiştir. Hapishane koşullarını dışarısıyla aynılaştırmak ve bunu karar haline getirmek tıp kurumu olduğunu iddia eden kurulların işi değildir, ahlaki de değildir. Bu ideolojik davranarak siyasi kararlar vermektir. 2500’ ü aşkın insanın ölümü Adli Tıp Kurumu’nun umrunda değildir. Bu bakış açısından kaynaklı çok az sayıda tahliye edilen arkadaşlarımızın çoğu 3 ya da 6 ay içinde dışarıda hayatlarını kaybetmiştir. Adli Tıp hastalık kapsamındaki değerlendirmesi 3 veya 6 ay sonra ölmesine kanaat verdiği durumda değerlendiriyor ve tahliye edilmesini raporlaştırıyor aksi durumda hastalık kapsamında değerlendirmiyor. Alınan kararların bütünü siyasi kararlardır tıp bilimiyle ilgisi yoktur.

Adli Tıp Genel Kurulu 3. İhtisas Kurulu’nun verdiği kararları ve hazırladığı mütaalayı olduğu gibi onaylamıştır. İtiraz gerekçemiz hiç dikkate alınmamıştır. Kardiyoloji uzmanı bulunmadığından dolayı davet edilen doktor Hüseyin Oflaz’ın bilirkişi olarak Genel Kurulda bulunduğuna dair açıklaması bulunsa da bilirkişinin ne dediği, hazırladığı rapor yoktur ve rapora yansıtılmamıştır.

Genel Kurul hastalıklarını dosyadaki tıbbi evraklar üzerinden olduğu gibi belirtiyor ancak hastalık kapsamında dikkate almıyor.

ATK Genel Kurulu yaptığımız itirazın nedeni olan Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi’nin Adli Tıp Anabilim Dalı Kurulu’nun raporunu dikkate almayan 3. İhtisas Kurulu raporu arasındaki çelişkinin giderilmesi için hiçbir değerlendirme yapmamış ve gündemine de almamıştır. Oysa itirazımız iki Adli Tıp anabilim dalı arasındaki çelişkili durumun giderilmesi ve uzman kardiyolog doktorunun muayenede bulunmamasının raporun karşılığı olmadığını ve bu durumun düzeltilmesi için başvurmuştuk. Bir adli tıp kurulunun raporunun başka bir adli tıp kurulu tarafından reddedilmesi tıbbi açıdan söz konusu değildir. Hem hukuk hem de yasal olarak da böyle bir durum mümkün değil. Bundan dolayı İstanbul ATK Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi ATK’nın raporuna hiç atıf yapmayarak yok sayıyor. Çünkü yetkisi yoktur ondan.

Genel Kurul 3. İhtisas Kurulu’nun skandal raporlarıyla inşa ettiği mütaala üzerinden onaylama yapmış ve daha büyük bir skandala daha imza atmıştır.

Savaş konseptine uygun konumlanan ATK hapishanelerde yasal olmayan idam kararlarını kendi raporlarıyla biz hasta tutsakları katlediyor. Tıp biliminin iktidarın kafa kesen kılıcı gibi kullanması doktorların işi olmaz-olamamalıdır. Tarafsız, bağımsız, evrensel tıp ilkeleri ve uygulamaları üzerinden görev yapmak kutsaldır. Bu kutsal görevi kötüye kullanan, ideolojik davranan ve siyasi kararlar vererek tutsakların ölümüne neden olan İstanbul ATK insanlık suçu işlemektedir.

Hapishanelerde yüzlerce ağır hasta tutsağın ölümüne karşı nöbet tuttuğu, yaşamak için direndiği ve yüzlercesini hastalıklar nedeniyle hayatını kaybettiği bu koşulları, dışarının koşullarıyla aynılaştırmak bilimsel bir açıklama değildir. Ve elbette insani ve ahlakide değildir!

Tüm demokratik ve devrimci kamuoyuna;

TTB’ ne, İnsan Hakları Derneği’ne, TİHV’na, CİST derneğine, işçi sendikalarına, demokratik kitle örgütlerine ve insanın diyen herkese çağrımdır:

İstanbul ATK’nın ağır hastalığımla ilgili düzenlediği rapor nedeniyle bir kez daha hapishanelerde yeni ölümlerin olmasını onaylamıştır. Tedavi gördüğüm hastanelerin, sağlık kurullarının, adli tıp anabilim dalı kurallarının “cezaevinde kalamaz” , “hayati risk altındadır” tetkik ve raporlarını dikkate almayarak siyasi kararlar vermektedir. Hapishanelerde çıkan her ölümün suçluları ATK, Adalet Bakanlığı ve devlettir.

Türk Tabipler Birliği’ne çağrımdır: ATK’nın tıp biliminin insan öldürme üzerine hazırladığı raporları görün. O raporlar her gün bir tutsağın ölümüne neden oluyor. Tıbben siyasi amaçlar için kullanılmasına karşı çıkmak her doktorun görevidir. Tıbben evrensel ilkelerine tarafsız olma durumunu ayaklar altına alınmasına göz yumulamaz. Doktorluk mesleki açıdan evrenseldir.

Hapishanelerde ölüm çığlıklarına doktorlar olarak sessiz kalmamalısınız. Hem mesleki açıdan hem de tıp ilkeleri açısından. İstanbul ATK’nın uygulamalarıyla insan öldürüyor. Oysa doktorların ve tıp biliminin esas amacı ve görevi hayat kurtarmaktır.

Başta tüm sağlık kuruluşları olmak üzere aydın, yazar, sanatçılar, insan hakları kuruluşları kısaca duyarlı olan herkesin bu sorulara sessiz kalmamalarını istiyorum.

Biz tutsakları hapishanelerde öldürmelerine izin vermeyin.

Selamlar, saygılar.

Abdullah Kalay

2 No’lu F Tipi Hapishanesi Kandıra/Kocaeli

23 Ekim 2014”

http://www.halkingunlugu.org/

adhk tarafından

İşçi katliamları protesto edildi

Ekim 29, 2014 de ANASAYFA adhk tarafından

isci katliamlari protesto edildiDİSK ve KESK’in çağrısıyla Galatasaray Lisesi önünde bir araya gelen devrimci-demokratik kurumlar ve meslek örgütleri Ermenek’te katledilen maden işçileri için protesto eylemi yapıldı

İSTANBUL (29-10-2014)- Taşeronlaştırma, güvencesiz çalıştırma işçilerin kanını dökmeye devam ediyor Karaman’ın Ermenek ilçesinde özel bir şirkete ait kömür madeninde su borularının patlaması sonucu madende mahsur kalan ve her geçen dakika yaşamları hakkındaki umudun tükendiği işçiler gerçekleştirildi.

DİSK ve KESK’in çağrısı ile Galatasaray Lisesi önünde bir araya gelen devrimci-demokratik kurumlar ve meslek örgütleri, son olarak Ermenek’te meydana gelen katliamı protesto etti.

DİSK ve KESK sözcülerinin konuşma yaptığı eylemde, henüz Soma’nın hesabını vermeyenlerin bugün Ermenek’te yaşananların sorumluları oldukları, torba yasalar ile işçi cinayetlerinin önünün daha çok açıldığını belirtildi. Soma katliamının üzeriden aylar geçmesine rağmen işçi güvenliği ve sağlığı konusunda ciddi adımlar atmayan hükümetin Ermenek’te yaşananların baş sorumlusu olduğu ve emekçilerin er- geç işçi düşmanlarından hesap soracağı belirtildi.

http://www.halkingunlugu.org/

adhk tarafından

Mazgirt ve Ovacık belediye başkanları Avusturya’nın Graz ile Viyana kentinde halkla buluştu

Ekim 29, 2014 de ANASAYFA adhk tarafından

av 1Avusturya (29-10-2014) ADHK`ya bağlı Avusturya Demokratik Haklar Federasyonu ve Avusturya Komünist Partisi (steimark) davetlisi olarak Avusturya`ya gelen Mazgirt ve Ovacık belediye başkanları Tekin Türkel ile Fatih Mehmet Maçoğlu ilk temaslarını Graz`da gerçekleştirdi

Belediye binasında Graz belediye başkan yardımcısı ve komünist partisi temsilcileri tarafindan karşılandi. Sıcak karşılamanın ardından ikili sohbetler gerçekleşti. Graz belediyesi tarafindan Graz şehrini tanıtan bir belgesel film hep birlikte izlenildi. Burada kentle ilgili bilgilendirmeler yapıldı, daha sonra öglen yemegine gecildi. Burdada dünyada ve orta doguda ki güncel gelişmelere ilişkin degerlendirmeler yapıldı. Yemegin ardindan kent merkezinde kısa bir gezinti gerçekleştirildi. Komünist partisinin Grazda`ki bürosu ziyaret edilerek büro çalışanlarıyla görüş alış verişinde bulunuldu. Önceden planlanmış haliyle Grazda bulunan (Türkiye Kuzey-Kürdistanlı) Demokratik kurumlar ziyaret edildi.. İlgiyle karşılanan belediye başkanları burada kısa güncel meselere ilişkin birer konuşma yaptılar, daha sonra sempozyumun yapılacagı salona gecildi.

Saat 18:30 da başlıyan programa ilişkin ilk sözu alan ADHK temsilcisi programın gidişatına ilişkin bilgilendirmesinin ardından, kitleyi genelde dünyada özelde Kobanede ve Türkiye Kuzey-Kürdistanda yitirdiklerimiz için bir dakikalık saygı duruşuna davet etti.

Panelist KPÖ temsilcisi söze başlıyarak 2014 yazında ADHF`nin girişimi ile delegasyon olarak gittigi Dersime dair gözlemlerini anlatı. Oraya gitmenin verdigi mennuniyeti dile getirdi. Bölge halkının yaşadığı sıkıntı ve zorlukları açık çıplak gözle gördügünü söyledi ve Enternasyonal dayanışmanın önemini vurguladı.

Ardından söz alan ADHK temsilcisi Güncel bir durum olan Kobane direnişini devrimci duygularıyla seylamlayıp Rojavada`ki kazanımın esasta Kürt kadınının kazanımı oldugunu vurgulayarak Kobane direnişin zaferle sonuçlanması için en önde kadın savaşçıların olması anlamlıdır dedi. Devrimci , Halkcı yerel yönetimler anlayışımızın sunumunu yapan ADHK temsilcisi özerk yerinde yönetimin ve halk meclislerinin önemine deginerek söz – yetki – karar halka ilkesinin nasıl ele alınması gerektigini acarak kitleyi bilgilendirdi.

Ardından Mazgirt Belediyesinin pratik çalışmalarını yansıtan sinevizyon kitle tarafindan ilgiyle izlendi. Sinevizyonun ardından sözü alarak kitleyi selamlayan Tekin Türkel, 5 yıllık devrimci halkçı belediyecilik döneminde ki yaptıkları çalışmaları kitleye anlatarak kitleyi bilgilendirdi. Kendilerinden önce Mazgirt belediyesinin burjuva partlerinin elinde oldugunu tam bir enkaz devr aldıklarını, 2 tiryon borc ile iş başına geldiklerini ve sonrasında ise söz karar yetki halka ilkesiyle hareket ederek önemli ilklere imza atıklarını belirtti. Halkın hizmetine sunulan alanları açıkladı. Bunlardan bir kaçı, kapalı spor salanu, cem evi, halk egitim merkezi, fitnes salonu, üniversitenin işletme bölümünün açılması ve önemli bir sorun olan su sıkıntısının giderilmesi icin sondaj çalışmasının bitmek üzere oldugunu söyledi. Dünyanın neresinde olursa olsun komünistlerin ve sosyalistlerin kazanılmış tüm demokratik mevzileri korumak ve cogaltmak görevlerinin oldugunu söyleyerek Enternasyonal ilişkilerin önemine vurgu yaptı. Karsilikli deneyim ve tecrübelerden ögrenerek ilerlemenin münkün oldugunu söyledi, ADHK’yada katkılarından dolayı tesekkürav 2 etti.

Ovacık belideye başkanı Fatih Mehmet Maçoğlu sözü alarak organizasyonda emegi gecen KPÖ Graz, ADHK, ADHF’ye teşekkürlerini sundu. 2014 Nisan ayında belediyeyi aldıklarında yaşlı bir kadın şöyle demişti, Komünistler belki yapamıyacaklar, yanlız çalmıyacaklar diyerek bir anısını dile getirdi. Halkın yoğun ilgisi ve fedakarlığı ile işe başladıklarını ve bundan pozitif bir enerji aldıklarını söyledi. Devamla, belediyelerde şöyle bir algı gelişmişti, eger sürekli taş parkeler sökülüp yenileri yapılıyorsa halk beldiye başkanlarına süphe ile bakıyordu, bizde bu algıyı kırmak için Ovacık halk meclisi olarak karar alarak firmalara verilen yol ihalerinini durdurduk. Ovacık halkınınn emegi ile ücretsiz olarak yapılmasına olanak sagladık. Özellikle konut, alt yapı, su ve tarımsal üretimin güclendirilmesi için çabalarımız sürmektedir. Ana dilde egitim ve kültür sanat çalışmalarımız devam ediyor. Doga ve insan bir bütündür diyerek barajlara ve termik santrallere karşı halkımızla birlikte mücadele etmeyi sürdürecegiz. Özellikle devrimci Behzat Firik`in anısına, mücadelesine bağlılığı simgeliyecek anıt çalışmamız olacak, aynı şekilde Enternasyonal ilişkilerin güclendirilmesi gerektigini, karşılıklı deneyim ve tecrübelerin aktarılması gerektini söyleyerek Graz KPÖ ile ilişkilerinin ADHF üzerinden devam edecegini söylerek konuşmasını sonlandırdı.

KPÖ Graz temsilcisi söze başlarken Türkiye Kuzey-Kürdistanda sosyalist belediyeciliginin zorluguna deginerek, sosyalist yerel yönetimlerin dünyanın her yerinde çoğaltılması gerektigini, kuşkusuz Avusturyada`da komünistler zor şartlar altında mücadele etmekte, fakat Türkiye`de bunun cok daha zor oldugunu bilmekteyiz. Emperyalist kapitalist sistem neo liberal ekonomik politakalarla tüm kamu alanlarını uluslar arası sermayeye sunarak talan politakaları geliştirdiler. Bunun akabınde sosyal yıkım gündeme gelerek yoksuluk giderek büyüdü, eminiz ki neo liberal sosyal yıkım politikaları Türkiye Kuzey Kürdistanda daha acı sonuçlar dogurmakta diyerek dünyanın neresinde olursa olsun komünistler alternatif polika ve stratejiler geliştirerek sömürü ve zulüm düzenlerine karşı sosyalist demokratik mevzileri cogaltarak Enternasyonal dayanışmayı yükseltme çağrısı yaparak konuşmasını sonlandırdı.

Daha sonra kitleye söz hakkı verilerek soru cevap bölümüne gecildi, gelen soruların yanıtlanmasının ardından sempozyum sona erdi.

VİYANA PROGRAMI

İkinci gün Viyana da (Türkiye Kuzey Kürdistanlı) demokratik kitle örgutleri ziyaret edilerek sıcak samimi bir ortamda kısa sohbetler gerçekleşti, saat 16:45 de (ÖGB) sendika binasında sempozyuma baslandı.

av 3ADHF adına açılış konuşması yapıldıktan sonra kitle bir dakikalik saygı duruşuna davet edildi. İlk sözü alan ADHK temsilcisi kavgada yitirdiklerimizi Kobane direnişinde şehit düşenlerin şahsından bir kez daha anarak emperyalist faşist saldırılara karşı her yerin kobane olması gerekir diyerek devrimci, halkci yerel yönetimler anlayışımızın ne oldugunu yada nasıl olması gerektigine dair ADHK`nın yaklaşımını acmaya çalışarak burjuva devlet mekanizmasında yerel yönetimlerin merkezi devlet sistemine nasıl entegre edilerek var olan kamu imkanlarının sermaye cevrelerine peşkeş çekildigini ifade ederek yerel yönetimlerin hem sermaye sınıfı için, hemde emekci sınıflar açısında önemine vurgu yaptı. Devrimci sosyalist belediyelerin demokratik bir mevzi olarak korunup güçlendirerek örneklerin çoğaltılması gerektigini söyledi. Bir dizi önemli konularada deginen ADHK temsilcisi son söz olarak bizim icin vaz gecilmez olan şeyin söz yetki karar halka şiarının öneminin altını çizerek konuşmasını bitirdi.

Ardında Mazgirt ve Ovacık bediyelerinin pratik çalışmalarını içeren sinevizyon gösterimine gecildi. Mazgirt belediye başkanı Tekin Türkel sözü alarak Dersim cografyasının tarihsel kültürel yapısını anlatarak, Dersim halkının Osmanlı ve Cumhuriyet tahrihi boyunca nasıl kıyımdan gecirildigini, kültürünün nasıl yok edilmeye çalışıldığını, ekonomik sorunların giderilebilecegini, fakat toplumsal kültürel tahribatın gidirilmesinin zor olocağını, yaklaşık 5 bucuk yıllık yönetimleri döneminde tüm imkansızlıklara rağmen yanlızca halkımızın ve dostlarımızın destegiyle önemli çalışmalar yaparak, Mazgirti yaşanabilir bir ilçe haline getirebilmek için tüm olanaklarımızı, halkı üretime teşvik ederek, önemli küçük kazanımlar elede ettik diyerek belediye olarak tüm çalışmalarının özetini yaparak yeni calışma ve projelerini anlatarak, Dersimlilerin ve dostlarının destegine olan ihtiyacı dile getirerek, şu ana kadar Dersimlilerin dostlarının yaptığı katkılardan dolayı teşekkür ederek sözünu bittirdi.

Ovacık beldiye başkanı Fatih Mehmet Maçoğlu, katılımcı kitleyi selamlayarak konuşmasına başladı. Burjuva basında çıkan haberlerin bir kısmının doğru olduğunu söyleyerek, ceşitli spekülatif söylentilerin oldugunu söyledi. Biz suyun tonunu yerleşik halka 50 kuruşa verirken, devletin kamu kuruluşlarına tonunu 3 liraya satıyoruz, halkın dogal hakkı olan temiz icme suyunu en ucuza karşılışoruz. Ulaşımın ücretsiz olması gerekir dedik ve geregini yerine getirmeye çalışıyoruz. 7 aylık sosyalist belediyecilik döneminde yapabildiklerini ve yapacaklarını sosyalist belediyeciligin gelecegi açısından ele aldıklarını söyleyerek Ovacıkla ilgili yeni projelerini açıkladı. Halkın destegini isteyerek söz yetki karar halka şiarıyla hareket ederek halk meclislerin önemine işaret etti. Mazgirt ve Ovacık halkını belediyelerle ilgili karar mekanizmalarına dahil olarak söz ve kararlarda hak sahibi olmaya çağırdı. DHF, ADHK, ADHF ve tüm bileşenlerine teşekkür ederek konuşmasını bitirdi.

Ardından kitleden gelen sorulara yanıtlar verildi, sempozyum bitirilirken dayanışmayı yükselterek Avrupadaki devrimci demokratik kurumların ülkeyle Avrupada yaşayan halkımız arasında önemli bir köprü işlevi gördügü söylenerek sonlandırıldı.

Akşam yemeginde bir araya gelen Dersimli ve Dersimin dostları esnaflarla yapılan sohbetin ardından Ovacık ve Mazgirt bediyeleriyle   dayanışma gösteren esnaflar maddi katkılarıyla devrimci, halkçı belediyeleri yanlız bırakmadılar.

adhk tarafından

1 Kasım Kabanê dayanışma günü Almanya yürüyüşleri

Ekim 29, 2014 de ANASAYFA adhk tarafından

Nav-Dem-Logosu-Son-Hali-300-dpi2Almanya (29-10- 2014) Kabanê‘de IŞİD çetelerine karşı kahramanca direnen YPG, YPJ ve Kobanê halkı tarih yazıyor Tüm dünya ve halklar bugün Kobanê direnişini ve Rojava devrimini tartışıyor. Kabanê‘nin bügün herkesin umudu ve ortak mücadelesi olduğunu herkes söylemekte ve bulunduğu alanlarda sahiplenmektedir. 1 Kasım Kabanê ile dayanışma ve çetelere karşı sokaklara çıkalım eylem gününde, geniş kesimler organizasyonlarda yer almaktadır. Kabanê direnişi sadece Kürtlerin birliğini değil, tüm dünyada özgürlük, eşitlik, kardeşlik isteyen tüm kesimlerin birliğini sağlayarak, herkesin umudu ve onuru olmuştur. Almanya‘da ise aşağıda belirtilen şehirlerde yapılacak yürüyüşlerin hazırlık komitelerinde demokratlardan liberallere, sendikalardan barış hareketlerine, göçmen örgütlerinden sosyalistlere, feministlere ve ekolojistlere kadar geniş bir yelpazeyi kaplayan bir yapı ve şahsiyetler yer almaktadır. Kabanê direnişi sadece Kürtlerin değil, dünya insanlığının da mücadelesi, gelecek umudu ve morali olmuştur. 1 Kasım Kobanê yürüyüşleriyle dayanışma yürüyüşleri, aşağıdaki şehirlerde ve geniş kesimlerin ortak örgütlenmesiyle yapılacaktır. NAV-DEM olarak herkese çağrımız ,herkesin sokaklara çıkarak, o günü Kabanê‘yi sahiplenme serhıldanına dönüştürmelidir.

Frieburg: 31 Ekim‘de yapilacak. Yürüyüş Başlama Yeri: Rathausplaz, Başlama saati: 16..00

Stuttgart:Yürüyüş Baslama Yeri: Lautenschlager str.(HBF karşısı) , Baslama Saati: 16.00

NürnbergYürüyüş Başlama Yeri: Aufseßplatz, Başlama Saati: 15.00

Frankfurt Yürüyüş Başlama Yeri: Bahnof önü, Başlama Saati: 15.00

BerlinToplanma Yeri: U Bahnof Adeneurplatz, Saat :14.00

Köln: Başlama Yeri: Ebertplatz, Başlama saati: 14.00

Düsseldorf Başlama Yeri: Hbf önü, Saat: 14.00

Bilefeld:Toplanma Yeri: Rathaus , Saat :14.00,

Hannover:Yürüyüş Başlama Yeri:   Opern Platz, Başlama saati: 14.00

Bremen:Yürüyüş Başlama Yeri: Ziegenmarkt, Başlama saati: 14.00

HamburgYürüyüş Başlama yeri: Hachmannplatz, Başlama Yeri: 14.00

Leipzig: .Başlayacak yer : Rabat(Konradstrasse), Saat:14.00

Erfurt Başlama Yeri: Domplatz , Başlama Saati: 13.00

Marburg Başlama Yeri: Bahnof str 6, Başlama saati: 14.00

Saarbrücken Başlama yeri, ………saat: 14.00

NAV-DEM e.V. / Düsseldorf, 29. 10.2014

adhk tarafından

‘Sorumlular Başbakan Çalışma ve Enerji Bakanları ile maden patronudur’

Ekim 29, 2014 de ANASAYFA adhk tarafından

Madenlerde manset.jpgİşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi Karaman’da yaşanan göçüğe ilişkin ‘Karaman’da sorumlular Başbakan, Çalışma ve Enerji Bakanları ile maden patronudur’ başlığını taşıyan bir açıklama yayınladı Meclis ayrıca 29 Ekim itibarıyla 2014 yılında madenlerde yaşanan işçi katliamlarına ilişkin araştırmalarını da kamuoyuyla paylaştı. Bu açıklamayı okurlarımızla paylaşıyoruz

HABER MERKEZİ (29-10-2014)-“ ‘Osman Çoksöyler, Hüsnü Çolak, Ali Haznedar, Kerim Haznedar, Mehmet Tokat, Hüseyin Çolak, İsa Gözbaşı, Bahri Üzer, Kamil Yaman, Tezcan Gökçe, Uğur İlhan, Hüseyin Gültekin, İsmail Gürses, Mehmet Baha, Mehmet Özcan, Hasan Tuncer, Recep Çiloğlu, Ömer Cansu’

Karaman’ın Ermenek İlçesi’Nde kömür ocaklarının yoğun olduğu Güneyyurt Beldesi ile Pamuklu Köyü arasında bulunan Has Şekerler Madencilik Ltd. Şti.’ye ait linyit kömürü ocağında dün 12.11’den beri 18 işçi arkadaşımızdan haber alınamıyor. Çünkü sabah vardiyasındaki işçiler üretim yaparken, ocağın yeraltı su seviyesinin altında bulunan 350 metrelik bölümde bir anda galeriye su dolmaya başladı. Bu bölümde çalışan işçilerden 8’i kendi çabalarıyla kurtulmayı başarırken, 18 işçi suyla dolan bölümü geçemedi.

Muhtemelen eski imalat alanı ya da yandaki bir kayaçta biriken suyun çalışma alanını basması nedeniyle olay gerçekleşti. 23 saat geçmesine karşın su tahliyesi devam ediyor ve hala arkadaşlarımızdan haber yok…

Yine her madenci katliamından sonra gelen fütursuzca açıklamaların benzerleri geliyor…

Maden patronu Şahin Uyar: Hani bir laf var ya ‘kaçanın anası ağlamaz’ diye bazı arkadaşlarımız kaçar, bazıları da ne olacak der. Vahim bir olay olmuş keşke olmasaydı…

Ülkemizin her madeninde benzer bir tablo söz konusu…

1- Konya-Karaman bölgesinin kapalı havza olduğu belirtilip linyit madenlerini su basabileceği uyarısı Enerji Bakanlığı’na yapılmıştı. Hal böyleyken bu uyarı neden dinlenmiyor…

2- Çalışma Bakanlığı geçen 19-20 Haziran tarihlerinde madeni denetlemişti. ‘Kapatılma gerektirmeyen eksikliklerden’ dolayı şirkete 9 bin lira idari para cezası kesilmişti. Bu mudur kapatılma gerektirmeyen eksiklikler? Yine denetimler ve yeni Torba Yasa sonrası bölgede bulunan 12 madenin 9’u üretimi durdurmuştu. Has Şekerlerin farkı nedir?

3- Has Şekerler Şirketi de rödovans sistemiyle çalışıyordu. 2012 Mayıs ayında devlet maden patronlarına ‘ne üretirseniz alacağız’ uygulamasına geçti. Bu durum üretimin hızlanmasına ve buna paralel olarak işçi sayısının artmasına yol açtı. Aynı durumu Soma’da da belirtmiştik. Enerji Bakanlığı neden rödovans sisteminden vazgeçmiyor?

4- Has Şekerler Şirketi’nin sahibi Saffet Uyar daha evvel Soma’da madenci katliamlarına sahne olan Soma Uyar Madencilik’in sahibi Azmi Uyar’ın amcaoğlu. Devlet neden bu ailenin madenlerinde gerekli tedbirleri almıyor?

5- Has Şekerler maden ocağında üretim koşulları ilkel ve işçiler örgütsüz. Çalışma Bakanlığı neden sendikal örgütlenme özgürlüğünü güvence altına alacak uygulamaları hayata geçirmiyor?

Osman, Hüsnü, Ali, Kerim, Mehmet, Hüseyin, İsa, Bahri, Kamil, Tezcan, Uğur, Hüseyin, İsmail, Mehmet, Mehmet, Hasan, Recep ve Ömer’i sağ istiyoruz…

Karaman’da sorumlular Başbakan, Çalışma ve Enerji Bakanlarıyla maden patronudur…

Enerji Bakanı’nın istifa etmesi yetmez bu uygulamalar nedeniyle maden patronuyla beraber yargılanmalıdır…

29 Ekim itibarıyla 2014 yılında madenlerde en az 354 işçi yaşamını yitirdi…

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi işçiler, kamu çalışanları, işçi aileleri, doktorlar, mühendisler, akademisyenler, gazeteciler… ve onların örgütlenmelerinin oluşturduğu; devletten ve sermayeden bağımsız; sağlıklı ve güvenli çalışma mücadelesini yürüten bir koordinasyon, bir emek örgütüdür…

Yazılı, görsel, dijital basından takip edebildiğimiz, emek-meslek örgütlerinden gelen bilgiler ve işçiler, işçi yakınlarının bildirimleri ışığında tespit edebildiğimiz kadarıyla 2014 yılında 29 Ekim itibarıyla en az 354 maden işçisi yaşamını yitirdi… (Arkadaşlarımızın kurtulmasını umut ettiğimiz için Karaman bilgilere dahil değildir…)

Madencilik işkolunda zehirlenme, boğulma nedeniyle 304 işçi; göçük, ezilme nedeniyle 29 işçi; trafik, servis kazası nedeniyle 7 işçi; diğer nedenlerden dolayı (kalp krizi, yıldırım düşmesi) 7 işçi; nesne çarpması, düşmesi nedeniyle 4 işçi; elektrik çarpması nedeniyle 2 işçi; düşme nedeniyle 1 işçi can verdi…

Madencilik işkolunda 18-27 yaş grubunda 68 işçi, 28-50 yaş grubunda 182 işçi, 51 ve üstü yaş grubunda 11 işçi ve yaşını öğrenemediğimiz 93 işçi can verdi…

Madencilik işkolunda 3 kamu madeni işçisi, 351 özel maden işçisi can verdi…

Madencilik işkolunda 318 linyit işçisi, 9 taşkömürü işçisi, 9 mermer ocağı işçisi, 6 taşocağı işçisi, 2 feldspat işçisi, 2 kum ocağı işçisi, 2 antimuan işçisi, 2 bor işçisi, 1 altın işçisi, 1 barit işçisi, 1 kireç ocağı ve 1 krom ocağı işçisi can verdi…

Madenci ölümleri “fıtrat”, “kader” ya da “güzel ölümler” değildir…

Yaşananlar cinayet ve katliamdır…

Sorumlular en ağır şekilde cezalandırılmalıdır…

Adalet istiyoruz…

29 Ekim itibarıyla 2014 yılında madenlerde yaşamını yitiren Mustafa Bektaş, Dursun Ozan, Mehmet Özalp, Ziya Yılmaz, Musa Olgun, Muammer Keskin, Şahap Kaplan, Talip Yuğnük, Mehmet Ata Kutlu, Wenliang Zhang, Sabri Akyüz, İbrahim Ertürk, Mustafa Akay, Ağa Aydemir, Sabri Mağrur, Metin Keskin, Muammer Ketim, Erdal Kaşıkçıoğlu, Uğur Beyhan, Erhan Bozkır, Burak Kökez, Fahri Aşkın, Halil Kara, Durmuş Kaya, Mehmet Tunç, Ramazan Baraç, Muhittin Tak, Erdem Çelikmen, Süleyman Akay, Mustafa Yirik, Musa Seven, A.A., Ahmet Baysal, Emin Baysal, Selahattin Uçar, İbrahim Sağnak, Ali Çankay, Tunahan Gürocak, Mehmet Aygün, Abdullah İnal, Abdullah Özdemir, Abdullah Sivri, Abdülmüttalip Akay, Adem Abokan, Adem Çetiner, Adem Varol, Ahmet Akbulut, Ahmet Akdemir, Ahmet Ali Aslan, Ahmet Avcu, Ahmet Bal, Ahmet Çelik, Ahmet Ergün, Ahmet Erol, Ahmet Gülcü, Ahmet Güven, Ahmet Kaya, Ahmet Soluk, Ahmet Şen, Ahmet Varal, Akif Doruk, Ali Biçak, Ali Çiftçi, Ali Gül, Ali Kavas, Ali Kilit, Ali Şahin, Ali Şentürk, Ali Yanar, Ali Yüksel, Arif Demir, Aşkın Koyun, Aydın Özgün, Ayhan Avcı, Bayram Ali Dağlı, Bayram Bayındır, Bayram Erol, Bayram İndirik, Bayram Parça, Beytullah Çakır, Bilal Ay, Bilal Bilgi, Bilal Malkoç, Burak Karayel, Celal Sevinç, Cemal Kaya, Cemal Yıldız, Cemil Taşdemir, Cengiz Çantal, Cengiz Kargı, Cengiz Şimşek, Davut Ağız, Davut Çeçen, Davut Duran, Davut Köse, Doğan Yıldırım, Dursun Demircan, Emin Esen, Emin Kurt, Emin Mazı, Emrah Çakır, Emrullah Armut, Engin Yıldırım, Ercan Cezeli, Erdal Demirel, Erdoğan Köse, Erdoğan Merdim, Erdoğan Sevben, Ergun Koyakkaya, Ergün Akkuş, Ergün Sidal, Erkan Altuntaş, Erkan Doğdu, Erol Işık, Erol Uysal, Ersin Çetin, Ersin Keçeli, Evren Sarı, Faruk Karahan, Fatih Köse, Fedai Bozdağ, Ferhat Avkaş, Ferhat Canbaz, Ferhat İren, Ferhat Tokgöz, Feridun Çelik, Gafur Şen, Gazi Osman Sümer, Gökhan Yılmaz, Göknur Kocagedik, Güngör Kayrak, Hakan Taşdemir, Hakan Uçkun, Hakkı Doğan Sal, Halil Ergöz, Halil İbrahim Doğan, Halil İbrahim Hamurcu, Halil Koca, Halil Şevik, Harun Keskin, Hasan Akkaş, Hayri Türker, Hayrullah Baygül, Himmet Anaçlı, Hüseyin Avkaş, Hüseyin Dalbudak, Hüseyin Demir, Hüseyin Kılıç, Hüseyin Kılıç, Hüseyin Top, İbrahim Biçer, İbrahim Çelik, İbrahim Çelik, İbrahim Duman, İbrahim Gezer, İbrahim Gökçe, İbrahim Kutbey, İbrahim Salgın, İbrahim Sungur, İdris Arslan, İdris Duran, İlkay Yıldırım, İlyas Özkan, İlyas Yıldırım, İsa Aldemir, İsa Çalış, İsa Sadan, İsa Sevben, İsmail Aslan, İsmail Aslan, İsmail Canbal, İsmail Çata, İsmail Çoşkun, İsmail Değirmen, İsmail Gezer, İsmail Gürpınar, İsmail Kalkan, İsmail Kutlu, İsmail Öztürk, İsmail Şengür, İsmail Tulum, İsmail Yıldırım, İsmet Yılmaz, Kader Yıldırım, Kadir Özel, Kamber Çağlar, Kamil Çal, Kasım Softa, Kazım Karaçoban, Kemal Çoban, Kenan Akdeniz, Kenan Aksoy, Kenan Avcı, Koray Karadağ, Mahmut Akbulut, Mehmet Akif Günaydın, Mehmet Ali Özcan, Mehmet Ateş, Mehmet Azman, Mehmet Çelik, Mehmet Efe, Mehmet Emin Çardak, Mehmet Eser, Mehmet Gülşen, Mehmet Şentürk, Mehmet Yavaş, Mehmet Yetim, Mesut Memiş, Mesut Özkoç, Metin Burmalı, Metin Uslu, Mithat Özdirik, Muhammed Arslancan, Muhammed Çağan, Muhammed Girgin, Muharrem Çiçek, Muharrem Şen, Muhsin Taş, Murat Avcı, Murat Gezgin, Murat Gümüş, Murat Kandemir, Musa Kara, Musa Karaçoban, Mustafa Çalı, Mustafa Dağlı, Mustafa Fenerli, Mustafa Kaya, Mustafa Kocabaş, Mustafa Korkmaz, Mustafa Sedat Toprak, Mustafa Türkhan, Muzaffer Eren, Mücahit Yardımcı, Nihat Kayrak, Niyazi Bayram, Niyazi İzmir, Niyazi Kurban, Numan Kandemir, Nurhan Yankın, Nurettin Kara, Nurettin Yıldız, Nurullah Köse, Okan Merdim, Orhan Öksüz, Osman Fındık, Osman Özgün, Osman Şam, Ömer Afacan, Ömer Elibol, Ömer Özcan, Özay Eren, Özcan Bozdağ, Özcan Öncü, Özcan Sarı, Özgül Çiftçi, Özgür Çevirgen, Özgür Şen, Ramazan Aldemir, Ramazan Çakır, Ramazan Çatar, Ramazan Doğan, Ramazan Kökçü, Ramazan Mercan, Ramazan Savaşan, Ramazan Sökmen, Ramazan Şahin, Ramazan Uçkun, Ramazan Ünal, Ramazan Yavaş, Recep Aldemir, Recep Gümcür, Recep Terzi, Recep Türk, Remzi Artar, Rıdvan Kazancı, Rıdvan Koçhan, Ruhi Dağlı, Sadettin Yılmaz, Sadık Akdağ, Sadık Çakır, Sadi Almaz, Sadrettin Güngör, Saffet Şahin, Saim Özcan, Sait Karaca, Sami Yıldırım, Sebahattin Aydın, Sefer Hazar, Sefer Yayla, Selahattin Kayrak, Selami Tizel, Semai Aktaş, Serkan Buran, Serkan Güneş, Seyit Ali Çetin, Sezai Kılıç, Sinan Yılmaz, Suat Esen, Süleyman Akcan, Süleyman Aldemir, Süleyman Çata, Süleyman Kandemir, Süleyman Tunahan Ulusoy, Şaban İlçi, Şahin Aydın, Şavki Değirmen, Şenay Baygül, Şerafettin Girgin, Şerif Genç, Şerif Gezgin, Şevket Saban, Şinasi Tokmak, Tebib Kaska, Talip Özten, Tayyip Şenlik, Tezcan Şentürk, Tolga Özcan, Tuncay Sidal, Tuncay Şahin, Tuncer Ülhan, Turgay Yağcı, Turgut Yılmaz, Uğur Canbey, Uğur Çolak, Veysel Arkan, Yahya Aybak, Yıldırım Güney, Yılmaz Çiftçi, Yılmaz Erol, Yunus Yılancı, Yüksel Akcan, Yüksel Cangül, Yüksel Yaşar, Zabit Ataş, Zekeriya Kuzu, Zeki Coşkun, Zeki Gezer, Zeynel Uzar, Zühtü Yıldırım, Mustafa Ok, Ferdi Gürlek, İbrahim Akar, Ekrem Alma, Mehmet Yolcu, Naim Caner, Erman Çetin, Ersin Erdoğan, Recai Akol, Şaban Adıgüzel, Mehmet Aslan, Cömert Yeşilırmak ve ismini öğrenemediğimiz iki işçiyi saygıyla anıyoruz!”

http://www.halkingunlugu.org/

adhk tarafından

Kobane’ye Sahip Çıkalım!

Ekim 29, 2014 de ANASAYFA adhk tarafından

isvicre-demokratik-guc-birligi-webZÜRİH (29–10 –2014)KÜRESEL EYLEM ÇAĞRISI! Nobel Barış ödülün sahibi Adolfo Perez‘in çağrısı üzerine dünya da tanınmış aydın, sanatcı, yazar, insan hakları savuncuları, siyasetciler, kurum ve kuruluşlar tarafından 01 Kasım Dünya Kobane‘yle dayanışma günü ilan edilerek, küresel eylem çağrısı yapıldı.

İDGB olarak Zürih kentinde yapacağımız bu yürüyüşe tüm duyarlı halkımızı katılmaya çağırıyoruz.

01 KASIM 2014 CUMARTESİ – SAAT: 15.00

HELVETİAPLATZ – ZÜRİCH

İSVİÇRE DEMOKRATİK GÜÇ BİRLİĞİ

adhk tarafından

1 Kasım Dünya Kobané Gününde Yürüyüşe Çağrı

Ekim 28, 2014 de ANASAYFA adhk tarafından

kobeneNobel Barış ödülü sahipleri, filozoflar ve binlerce kişinin çağrısıyla 1 Kasım Dünya Kobané Günü ilan edildi

HABER MERKEZİ (28-10-2014)-Yazarlar, sanatçılar, Nobel ödüllüler, akademisyenler, filozoflar, tarihçiler, gazeteciler, sivil toplum örgütü temsilcileri ve parlamenterlerin aralarında olduğu binlerce kişi Kobanê için ayağa kalkmaya çağırdı

1 Kasım 2014 Cumartesi günü Frankfurt merkez istasyonunda saat: 15.00 de yürüyüş yapılacaktır.

adhk tarafından

Hakkari’de polis halka saldırıyor

Ekim 28, 2014 de ANASAYFA adhk tarafından

hakkariHakkâri’nin Yüksekova ilçesinde polislerin gerilla mezarlığını tahrip etmesini protesto eden kitleye polis saldırdı

HABER MERKEZİ (28-10-2014)-Hakkari’nin Yüksekova ilçesinde, polislerin gerilla mezarlığını tahrip etmesini protesto etmek amacıyla toplanan kitle, Cengiz Topel Caddesi’nde yürüyüş düzenledi Polis, kitleye Oslo Oteli önünde plastik mermi, gaz ve ses bombalarıyla saldırırken, kitle ise polise taş, havai fişek ve molotofkokteyli ile karşılık veriyor. İlçenin en işlek caddesi olan Cengiz Topel Caddesi gaz bulutu altında kalırken, esnaf da kepenk kapattı.

Kitleyle polis arasındaki çatışmalar devam ediyor.

http://www.halkingunlugu.org/