adhk tarafından

ATİK Fransa: Gözaltılar, tutuklamalar, baskılar demokrasi mücadelemizi engelleyemeyecektir!

Nisan 17, 2015 de ANASAYFA adhk tarafından

atik-logoFransa (17-04-2015) Gözaltılar, tutuklamalar, baskılar demokrasi mücadelemizi engelleyemeyecektir!

ATİK çalışanlarımıza yönelik olarak başlatılan operasyonların bir ayağı da Fransa’da gerçekleşmiş olup, Fransa’da faaliyet yürüten ATİK faaliyetçisi bir yoldaşımız gözaltına alınmıştır. Savunma Bakanlığı tarafından sorguya alınan yoldaşımız alel acele bir şekilde tutuklanmıştır. ATİK üyesi arkadaşlarımız ve ailenin zorlamalarına karşı polis “sadece tutuklandığını söyleyebiliriz” diyerek gözaltına ilişkin hiçbir bilgi vermemiştir. Keza ailenin ve avukatın görüştürülmesine dahi izin verilmemiştir!

Uzun yıllardır politik mücadale veren bir kurum olarak Avrupa Türkiyeli İşçiler Konfederasyonu’na karşı başlatılan bu devlet saldırıları aynı zamanda Avrupa devletlerinin nekadar “demokratik” devletler olduğunu bir kez daha göstermiştir.

Bu saldırılar bugün başlamış değildir; bu saldırılar hepimizi ilgilendiren bir sorun niteliği almıştır.

Almanya, İsviçre ve Fransa’da gerçekleştirilen saldırıları kınıyor ve burdan bir kez daha belirtiyoruz: Gözaltına alınan arkadaşlarımız kayıtsız koşulsuz derhal serbest bırakılsınlar ve Avrupa’da saygın bir yeri olan kurumumuz ATİK’ten özür dilensin!

BASKILAR BİZİ YILDIRAMAZ!

YAŞASIN ÖRGÜTLÜ MÜCADELEMİZ!

BİRLİK-MÜCADELE-ZAFER!

YAŞASIN ATİK, YDG, YENİ KADIN!

FRANSA ATİK

http://www.atik-online.net/

adhk tarafından

‘Selam olsun 24 Nisan 1972’de doğan Kızıl Güneşimize!’

Nisan 17, 2015 de ANASAYFA adhk tarafından

zafer1Kırıkkale F Tipi Hapishanesinde bulunan MKP dava tutsakları gazetemize bir mektup yollayarak, Proletarya Partisi’nin 43 Yılını selamladılar

HABER MERKEZİ (17-04-2015) – Kırıkkale F Tipi Hapishanesinde bulunan Maoist Komünist Partisi dava tutukları adına Erdi Sidal’ın gazetemize gönderdiği mektubu olduğu gibi yayınlıyoruz.

“Merhaba,

Bundan tam 43 yıl önce bir güneş doğmuştu Malatya’nın Kürecik dağlarında. O güneş Türkiye / Kuzey Kürdistan proletaryasının, azınlık milliyet ve inançlara sahip emekçi halkımızın şanlı oraklı çekiçli yıldızlı kızıl bayrağını dalgalandıran Komünist Önderimiz, başkomutanımız İbrahim Kaypakkaya yoldaş ve diğer göklerde yıldızlaşan önder, kadro, militan yoldaşlarla birlikte göklere çekilen 43 yıldır mücadelenin her cephesinde yürüyenlerin bilinçlerinde ve hep yükseklerde dalgalanan Partimiz Maoist Komünist Partisi’nin şanlı baş eğmez kızıl bayrağıdır…

Sınıfların ortaya çıkmasıyla birlikte ezenlerle / ezilenler arasındaki bu savaşı büyük usta Marks’ın tarihsel diyalektik materyalizmin, felsefe, ekonomi-politik bilimsel teorisiyle sentezlenip sacayaklarını oluşturmuştur. Burjuvazi ile proletarya arasındaki bu sınıf savaşımı, Paris Komünü ile toprağa ekilmiş ve ilk meyvesini vermiştir. Daha sonraki yıllarda bu amansız mücadele Komünist Usta Öğretmen Lenin yoldaş tarafından Rusya’nın hırçın coğrafyasında Sovyet proletaryası, emekçi-işçi-köylü ittifakıyla örgütlenme gücüyle buluşmuştur. Ete kemiğe bürünerek 1917’de Rus Çarlık despotik egemen sınıfları alt ederek proletaryanın kızıl sancağı mavi gökyüzünde özgürce dalgalanmıştır. Akabinde büyük usta başkan Mao yoldaş; Marksizmi-Leninizmi bilimsel teorilerini geliştirerek şanlı tarihte yerini almıştır. Çin’in sosyo-ekonomik yapısı özgülünde yeniden sentezleyerek Demokratik Halk Devrimi’ni inşa etmiştir.

Büyük proleter Kültür Devrimi’nin ürünü olan partimiz, Türkiye / Kuzey Kürdistan coğrafyasında bir kardelen gibi boy vermiştir. Komünist Önder İbrahim Kaypakkaya yoldaşımız bu coğrafyada TİİKP ve ülke üzerine kara basan gibi çöken revizyonist- reformist algı ve oluşum handikapına karşın MLM’nin ideolojik mücadelesini keskin bir şekilde yürütmüştür. İdeolojik mücadeleyi elden bırakmadan 1 yıl tüm zorluklara göğüs germiş, kendisine yapılan tüm ayak oyunlarını,gizlice çıkarılan ölüm fermanına rağmen TİİKP’den köklü kopuş sergileyerek 1972’nin 24 Nisan’ında Malatya’nın Kürecik dağlarında Proletarya Partisi’nin tohumunu atmıştır. Maoist Komünist Partisi önceli olan TKP (ML)’nin kızıl bayrağını göklere çekmiştir. Bu tarihsel çıkış o günün ülke özgülünde sosyo-ekonomik yapısında tutalım, kemalizmin tespiti, ulusların kendi kaderini tayin etme hakkı ve egemen sınıfların sınıfsal karakterine kadar her yönüyle bilimsel tespitlerde bulunmuş ve baş çelişki – temel çelişkiyi ortaya koymuştur. Bu ana esende devrimin yolu ve araçları belirlenmiş, ve MLM’nin bilimsel senteziyle özleştirilmiştir.

Partimizin bu değerli ve bir o kadar anlamlı çıkışı Türkiye / Kuzey Kürdistan işçi sınıfı, köylülüğün temek gücü- ulus ve azınlık milliyet ve inançlara sahip emekçi halklarına umut olmuştur. Kaypakkaya yoldaşın komünistliği, MLM düşüncesi egemenlere korku salmış ki ‘ideolojik en tehlikeli örgüt’ olarak görmektedir. Partimiz faşist egemenlerin karakterini tahlil etmiş ve askeri yapılanmaya karşı askeri örgütlenmeyi esas almıştır. Bu paralelde gerilla birimlerinin oluşturulması için altyapı hazırlıkları yürütülmüş ve Munzur’un Vartinik Mezrası’nda ilk savaşçılarının tohumunu toprağa ekmiştir. Partimiz 43 yıllık bu tarihsel mücadelenin her evresinde sınıf karşıtlarıyla her mevzide göğüs göğse hem askeri ve hem de ideolojik mücadelesini yürütmüştür. Her savaşta büyük bedeller ödeyerek bu günlerde gelmiştir. Ve proletaryanın şanlı bayrağını hep yükseklerde tutmasını bilmiştir.

Partimiz bu uzun soluklu savaş arenasında yerini aldığı günden bu güne sınıf karşıtlarına karşı, her cephede mücadele yürütürken kendi içinde de ideolojik anlamda komünist ilkelere sarılarak fikirsel iki çizgi mücadelesini elden bırakmamıştır.

Partimiz 43 yıllık bu koca kanla yazılmış mücadele içinde, olumlulukların, büyümenin kendisini geliştirmenin çabası içinde olmuş, keza hata ve eksikliklerin tarihsel muhasebesini yaparak komünist ilkelerden taviz vermeden özeleştirel yaklaşmıştır. Bu özeleştirel tutumu iki çizgi mücadelesi çerçevesinde ‘gizli-saklı’ değil komünist-devrimci anlayışla Türkiye / Kuzey Kürdistan proletaryası ve emekçi halklarına / kitlesine açıklamıştır!

Partimiz bu uzun soluklu kavganın içinde yer aldığı günden bu güne dağlardan köylere, köylerden şehre ve hapishanelere ideolojik duruşundan taviz vermemiştir! Bedeller ödenmiş ve ödetmiştir. 5 genel sekreterini, merkez komite üyelerini, parti üye-aday ve savaşçılarını bu amansız çarpışmada şehit düşmüşlerdir.

Bu anlamla partimizin 3. Kongresi ile birlikte gerçekleştirilen yeni stratejik yönelimi, dünyada ve Türkiye / Kuzey Kürdistan’da ki sosyo-politik yaşanan değişimlerin anlamına uygun olarak oluşmuş-olgunlaşmış somut hale gelmiştir. Bundan sonra da 3. Kongremizde ki perspektifi ve MLM ışığı ile partimiz her cephede, her mevzide faşist egemenlere karşı meydan okumaya devam ediyor ve devam edecektir de! Bize düşen ise; her türlü saldırılara, bozgunculuğa, spekülasyon yaratanlara karşı, partimizin kolları-damarları olarak siyasi, ideoloik, politik ve kültürel seviyesini yükseltmektir. Partimize yönelik yapılan ve yapılacak olan tüm saldırıları komünist ilke-kültür anlayışı felsefesiyle (iki çizgi mücadelesi) karşı koymak olmalıdır. Yapımızın gelişip büyüyüp ülkenin her karış toprağında filizlenip boy verip gelişmesi için tüm gövdemizi, bilincimizi bu kızıl kavgada örseleyerek çelikleştirelim.

Sosyalist Halk Savaşı belki ağır ama emin adımlarla iklimini ısıta ısıta bozkıra tutuşturup gerici kaleleri yıkacaktır. Nadasa bırakılmış topraklar illaki filize uyanacak, er yada geç demir dövülme tavına gelecektir!..

“Kendi içerisinde devrimci düşünceleri içselleştirmeyenler burçlarına beyaz bayrağı çeksinler ve Maoist öncünün vuruşlarını beklesinler” (Cüneyt Kahraman)

“Ancak bin kılıç darbesiyle paramparça olmaktan korkmayanlar hükümdarları tahtlarından alaşağı edebilirler” (Cafer Tayyar Bektaş)

Şan olsun proletaryanın öncüsü olan partimizin 43. Mücadele yılına! Selam olsun partimizin kızıl bayrağı altında ölümsüzleşen yoldaşlarımıza! Bin selam olsun partimizin kızıl güzergahta yoldaşca omuz omuza yürüyen Sosyalist Halk Savaşçılarına!

Selam olsun 24 Nisan 1972’de doğan Kızıl Güneşimize!.. 43. Mücadele yılının kızıllığı ve azmi ile çalışma ve mücadelede başarılar diliyor, sevgi ve selamlarımızı yolluyoruz.”

Kırıkkale F Tipi Hapishanesinden

Maoist Komünist Partisi – Dava Tutsakları adına Erdi Sida

http://www.halkingunlugu.net/

adhk tarafından

ADHK: ATİK’e yönelik gerçekleştirilen gözaltı ve tutuklama terörü, devrimci mücadelenin kararlılığını engelleyemeyecektir

Nisan 16, 2015 de ANASAYFA adhk tarafından

adhk-logo-yeni-300x300Avrupa Türkiyeli İşçiler Konfederasyonu (ATİK)’na yönelik gerçekleştirilen gözaltı ve tutuklama terörü, devrimci mücadelenin kararlılığını engelleyemeyecektir

ADHK (16-04-2015) Almanya başta olmak üzere Avrupa’nın değişik ülkelerinde Avrupa Türkiyeli İşçiler Konfederasyonu (ATİK)’na yönelik sindirmeyi amaçlayan bir gözaltı operasyonu gerçekleştirilmiş  ve bu operasyonlar sonucu, bir üyesi tutuklanma kararıyla karşı karşıya olup, 10 üyesi gözaltına alınmıştır. ATİK tarafından,  ATİK Genel Konseyi ve ATİK’e bağlı tüm federasyon , dernekler, Yeni Kadın, Yeni Demokratik Gençlik (YDG) temsilcilerine kadar genişleyeceğini tahmin ettikleri belirtilen bu operasyonların kapsamı ve yönelimi ne olursa olsun, ATİK’in dünden bugüne devrimci mücadele geleneğine katkıları ve birlikte yürüyüşümüzde yarattığımız devrimci değerlere ve kararlılığa yönelik bu saldırıları lanetliyor ve Avrupa Demokratik Haklar Konfederasyonu olarak, haklılığımızdan aldığımız güçle bu sindirme operasyonlarına karşı asla geri adım atmayacağımızın bilinmesini istiyoruz.

Tüm kurumlarımız bu saldırılar karşısında ATİK ile tam bir dayanışma içinde olmanın örneklerini sergilemelidirler. Tüm üye ve taraftarlarımız, mücadelemizin meşru  zemini üzerinden en geniş katılımları sağlamak üzere olası protesto gösteri ve yürüyüşlerinin bizzat örgütleyicileri olmalıdırlar.

Her türden saldırlara karşı, haklı davamızı savunmaktan asla vazgeçmeyeceğiz!

Yaşasın Devrimci Dayanışma

16 Nisan’15

AVRUPA DEMOKRATİK HAKLAR KONFEDERASYONU (ADHK)

adhk tarafından

ATİK Üye ve yöneticilerine yönelik Avrupa`da polis terörü ve tutuklamalar

Nisan 16, 2015 de ANASAYFA adhk tarafından

atik-logoAvrupa (16-04-2015) Bugün Saat 17 30 civarında Almanya nın Nürnberg kentinde ve İsviçre`de ATİK ve Yeni Kadın üyelerine yönelik olarak polisin komandolar ve özel timler eşliğinde saldırısıyla tutuklamalar gerçekleşti

ATİK Hukuk Bürosununun açıklamasına göre, Karlsruhe Savcılığının emriyle BKA tarafından gerçekleştirilen Operasyonlarda henüz sayısını tam öğrenemediğimiz 10 civarında devrimci demokratik çalışmalara destek veren, ATİK faaliyetlecileri ve yöneticileri keyfi şekilde asılsız gerekçelerle gözaltına alınmıştır.

Wiesbaden-Meckenheim-Nürnberg BKA sı polislerinin kapıları ve camları kırarak evlere girmesi ve arama yapması Polisin gözdağı verme çabası olarak değerlendirildi.

Tutuklanan Devrimcilerin yarın Karlsruhe savcılığına çıkarılması bekleniyor.

ATİK Genel Konseyi ve ATİK`e bağlı tüm federasyon ve dernekler,Yeni Kadın ve YDG kurum temsilcileri polisin keyfi davranışlarını ve gözdağı vermeye yönelik baskılarına karşı sessiz kalmayacaklarını, demokratik tepkilerini ve protesto haklarını kullanacaklarını belirterek; „ Avrupalı Emperyalist devletlerin ve Türk devletinin ortaklaşa yürüttüğü tutuklama gözdağı operasyonu, ATİK` i devrimci demokratik mücadesinden alıkoyamayacaktır. Polis baskıları bizleri yıldıramayacaktır“ denildi.

Avrupada ve Türkiyede , Devrimci –demokratik örgütlere ve sosyalist çevrelere de Demokratik tepkilerini ortaya koyma ve dayanışma gösterme çağrısı yapıldı.

http://www.atik-online.net/

adhk tarafından

İlyas Aktaş mezarı başında anıldı

Nisan 15, 2015 de ANASAYFA adhk tarafından

lyas aktas amedde anld2006 yılında Amed’de polis kurşunu ile şehit düşen Devrimci Demokrasi gazetesi muhabiri İlyas Aktaş ailesi ve yoldaşları tarafından mezarı başında anıldı

AMED (15-04-2015)- Amed’de 2006 yılında polis kurşunuyla katledilen İlyas Aktaş için mezarı başında yapılan anma devrim ve komünizm şehitleri için saygı duruşu ile başladı.Sonrasında Demokratik Haklar Federasyonu adına yapılan açıklamada ‘Ağrı Diyadin eski BDP eşbaşkanı Cezmi Budak’ı katleden, Roboski’de köylüleri bombalayan, Soma’da madencileri göçük altında bıraktıran, Torunlar inşaatta işçileri,Gezi’de Berkin’i Ethem’leri, Çağlayan’da Şafak’ları ve Bahtiyar’ları katleden ile İlyas yoldaşı katleden aynı devlet zihniyetidir. İlyas yoldaşın her türlü baskı ve zulme karşı direngenliği, aldığı açık ölüm tehditlerine karşı mücadelesinden vazgeçmediği ve onun mücadelesinin örgütlü mücadelemizin ısrarı olacaktır.Buradan bir kez daha tekrarlıyoruz ki;biz kazanacağız, halk kazanacak, halkın örgütlü gücü kazanacak’denildi. Açıklamadan sonra anma sona erdi.

http://www.halkingunlugu.net/

adhk tarafından

DHF Dersim’de taraftarlarıyla ‘Genel Seçim’ toplantısı düzenledi

Nisan 14, 2015 de ANASAYFA adhk tarafından

???????????????????????????????Demokratik Haklar Federasyonu Dersim örgütlülüğü, taraftar toplantısı düzenleyerek 7 Haziran’da yapılacak olan Genel Seçimlere dair tavrını tartıştı  Toplantıya HDP Dersim milletvekili adayları Alican Önlü ve Edibe Şahin’in yanı sıra İstanbul adayı DHF’li Erdal Ataş, Ovacık ve Mazgirt belediye başkanları da katıldı

DERSİM (14-04-2015) – Demokratik Haklar Federasyonu (DHF) Dersim örgütlülüğü genel seçimlere dair taraftar toplantısı gerçekleştirdi. Saat 17.00’de belediye konferans salonunda Ovacık Belediye Başkanı Fatih Mehmet Maçoğlu, Mazgirt Belediye Başkanı Tekin Türkel, İstanbul milletvekili adayı Erdal Ataş ve DHF temsilcilerinin katılımı ile gerçekleşen toplantı Devrim ve sosyalizm uğrunda şehit düşenler için bir dakika saygı duruşunda bulunuldu.

Toplantıya Ovacık ve Mazgirt Belediye Başkanları da katıldı

Saygı duruşunun ardından ilk olarak söz hakkı alan Ovacık Belediye Başkanı Fatih Mehmet Maçoğlu konuşmasında şu ifadelere yer verdi; ‘’44 yıllık Kaypakkaya tarihimizden yola çıkarak ittifakların çok önemli olduğunu düşünerek bir arada çalışma kültürü yarattığı ve devrimcileri aynı paydada buluşturduğu için ittifakları önemsiyoruz. Bundan doğru irademizden açığa çıkan bu karar doğrultusunda ittifaklar üzerinden ortak çalışmaları örmeli, bu yolda her birimiz özneleşmeliyiz.’’

Ardından söz hakkı alan Mazgirt Belediye Başkanı Tekin Türkel konuşmasında, ‘’Gerici güçlerin dayatmalarına karşı ezilen uluslar tek yürek olmalı ve siper kardeşliğini hep beraber örmelidir. Türkiye’nin dört bir yanında AKP iktidarı başta olmak üzere tüm gerici güçleri alaşağı etmek için seçim barajlarını yıkacağız, dayanışmayı yükselteceğiz.’’ İfadelerine yer verdi.

“Faşizme karşı birleşmeyenler faşizmin zindanlarında birleşirler”

DHF Dersim temsilcisi konuşmasında, ‘’Genel seçimler ezilen kitleler için kurtuluş değildir. Asıl kurtuluş radikal militan mücadeleden geçmektedir. Bugün günün somut koşulları üzerinden parlamenter mücadeleyi zorunluluk algılayarak buna uygun süreç işlettik. Bu süreç doğrultusunda çıkaracağımız milletvekili ezilen halkları ve ulusları temsil edecektir. Bulunduğumuz her alanda ezilen kitlelerin ulusların sesini yükselteceğiz. ‘Faşizme karşı birleşmeyenler, faşizmin zindanlarında birleşirler’ biz zindanlarda birleşmeyi değil bizler alanlarda birleşmeyi tercih ettik” ifadelerine yer verdi.

‘Tüm dostlarımızı HDP’ye güç vermeye çağırıyoruz’

İstanbul 1. bölge 3. Sıradan DHF ve HDP ittifakının milletvekili adayı Erdal Ataş konuşmasında; “Bizler Türkiye Kuzey Kürdistan’da 44 yıllık geleneğin temsilcileriyiz. Biz mirasımız üzerinden hatalardan dersler çıkararak yeni yollar ve yöntemlerle özgürlük mücadelesi doğrultusunda adımlar atacağız.

Kadın, LGBTİ, çevre, doğa, ulus, milliyetler meselesi, inanç meseleleri alanında mücadele yürütüyoruz. Adil eşit bir dünya yaratmak için insanlar için burada yer alacağız. Demokrasi, özgürlük ve insan hakları gibi argümanların tamamen demagojik biçimde kullanılarak halk kitlelerinin manipüle edilmeye çalışılması da burjuva oyunun bir perdesi olarak sergilenmektedir. İşçi ve emekçiler, ezilen milliyetler, ezilen inanç kesimleri, kadın ve LGBTİ’ler kendi kaderlerini ellerine alan kendi belirledikleri programlarla, kendi adaylarıyla süreci karşılamalarından başka çıkar yol kalmamıştır. Mücadele tüm alanların toplamından oluşmaktadır ve parlamento bu mücadelenin küçük bir parçası durumundadır.

Meseleyi asıl mücadele alanlarından koparan anlayışlar, tek başına parlamentoyla halklara asla özgürlük ve barış getiremezler. Tüm çalışanlarımızı ve dostlarımızı bu bilinçle her alanda mücadeleyi yükseltmeye ve gerici güçleri parçalama ve geriletme temelinde ilerici-sosyalist-devrimci-demokrat-yurtsever güçlerin ortaklaştığı HDP’ye güç vermeye çağırıyoruz.” sözlerine yer verdi.

Toplantıda ‘ortak cephe’ vurgusu ön plana çıktı

Hozat DHF İl Genel Meclis üyesi Niyazi Akgül konuşmasında ; “ Aldığımız mirası yarınlara ulaştırmak için mücadele etmek zorundayız. Ezilen tüm ulusların bir araya gelerek ortak bir cephe oluşturmak, demokrasi güçlerin birleşmesi ortak payda da buluşarak mücadeleyi buradan yükselterek genel seçimlere katılımın tam anlamıyla olması gerekiyor” sözlerine yer verdi.

Dersim Belediyesi Eş Başkanı Nurhayat Altun ise konuşmasında; “Dersim’de İbrahim Kaypakkaya’nın yoldaşları ile bir arada olmanın heyecanını yaşıyorum. Örnek aldığım Kaypakkaya yoldaşın, yoldaşları ile aynı özgürlük sevdasıyla mücadele etmek bizleri mutlu etmektedir. Bu heyecanla bu inançla milletvekili adaylarına buradan başarılar diliyorum.” İfadelerini kullandı.

HDP Dersim milletvekili adayları Alican Önlü, Edibe Şahin ve ESP temsilcisinin konuşmalarının ardından açık kürsü kurularak toplantı sonlandırıldı.

http://www.halkingunlugu.net/

adhk tarafından

GELENEKSEL ADHK KOLEKTİF TATİL KAMPINDA BULUŞALIM!

Nisan 13, 2015 de ANASAYFA adhk tarafından

GELENEKSEL ADHK KOLEKTİF TATİL KAMPINDA BULUŞALIM!ADHK (13-04-2015) Çağrımız, yalnızca ADHK çevresine ve dostlarına değil, sesimizi duyan bütün devrimci, demokratlaradır!

Bu Yaz Yeniden Akdeniz Kıyısındayız! Yeni bir yaz buluşmasının daha haklı heyecanı içindeyiz.

Akıp giden zaman, bu yaz 18 Temmuz – 7 Ağustos 2015 tarihler arasında yapılacak olan kolektif tatil kampımızı vazgeçilmez bir ihtiyaç haline getirdi…..

Kışın biterek yerini bahara bıraktığı şu günlerde, yeni bir kolektif tatil kampında buluşuyor olacağımızın coşku ve sevinciyle, sizleri bir kez daha geleneksel kolektif tatil kampımıza davet ediyor olmanın mutluluğunu yaşıyoruz.

Koca bir yılın yükünü, kapitalist kuşatmanın her gün yaşamlarımızı daha yanlızlaştırıp, giderek çileli bir hale getiren sevimsizliğini, duyduğumuz, gördüğümüz, okuduğumuz, karşılaştığımız haberlerle sarsılan vijdanlarımızın sızısını, faşizme, baskı ve zulme karşı dinmeyen öfkemizin yüreğimizi sokaklara, meydanlara sürerken, yaşadığımız bir yıllık yorgunluğu alıp götüren, bir kısa zaman kesitiylede kalsa ortak yaşam, kolektif paylaşıma davettir çağrımız.

Geleneksel kolektif tatil kampımız paylaşmayı, ortak değerler üretimini, kolektif yaşamı, ötekini unutmadan yaşamayı, en sade deyimle insan kalan yanlarımıza, egemen sistemlerin kustuğu bencilliği ret eden anlamlı direncimizi, çocuklarımıza aktarıp öğrettiğimiz bir okuldurda aynı zamanda.

Yine bizi bir araya getiren değerlerimizin, düşlerimizin, büyük sevdalarımızın, kavgalarımızın aynı tarihin bir parçası olduğumuz geçmişi silikleştiren, bugün ki tek kalmışlığa, tatil formunda yaşanan kolektif bir itirazdırda kolektif tatil kampımız.

Diyoruz ki; birlikte tatil yapabilir, birlikte üretip paylaşarak, birlikte mutlu olabilir ve bugün itildiğimiz “ben”imizi kuşatan sömürü Dünya’sının karşısına, düşlerimizi süsleyen özgür geleceğimizin, bugüne ait küçük bir modelini birlikte yaratabiliriz.

Tatil formunu kendi güzel deminde tatmayı unutmayan, bunun özünü kolektif komünal ortak paydamızla dolduran, kolektif tatil kampı anlayışımızın, sıcak davetini kabul eden tüm dostlarımızla İspanya’nın Costa Brava bölgesinde bulunan Camping Neptuna’da buluşmayı diliyor, yaşamlarınızda başarılar diliyoruz.

Kolektif Tatil Kampımız; 18 Temmuz – 7 Ağustos 2015 tarihler arasında İspanya, Catalunya’nın Costa Brava bölgesi, Pals kasabasında (Platja de Pals / Camping Neptuno) yapılacaktır. Kamp yerine ilişkin daha geniş bilgi, http://www.campingneptuno.com adresinde bulabilirsiniz.

KAMP PROGRAMI;

Açılış Şöleni

Seminer ve Paneller

Tarih ve Doğa Gezileri

Müzik ve Şiir Dinletileri

Kültür ve Eglence Akşamları

Futbol ve Voleybol Turnuvaları

Bilgi ve Diğer Yarışmalar

Çocuk Programları

Kapanış Şöleni

KAMP ÜCRETİ

  1. Hafta için : 300 €
  2. Hafta için : 400 €
  3. Hafta için : 500 €

Büyüklere Üç Hafta: 500 €

06-12 yaş arasında olanlarda üç haftalık : 350 €

3-6 yaş arası çocuklar Üç Hafta için : 100 €

3-6 yaş arası çocuklar İki Hafta için :   50 €

3-6 yaş arası çocuklar Bir Hafta için :   25 €

Öğrencilere Üç Hafta: 350 €

Öğrencilere İki Hafta:   250 €

Öğrencilere Bir Hafta: 150 €

4 Kişilik Aileden üç haftalık kamp ücreti olarak: 1.400 €

4 Kişilik Aileden iki haftalık kamp ücreti olarak: 1.200 €

4 Kişilik Aileden Bir haftalık kamp ücreti olarak:   900 €

KAMP İÇİN BİRLİKTE GETİRİLECEK MALZEMELER;

Çadır, şişme yatak, battaniye, uyku tulumu vb.

Yaz tatili için kişiye gerekli malzemeler; spor, plaj ve yüzme malzemeleri.

Alerji karşıtı hap veya ilaçlar, normal ilaçlarınız

Arabanın ruhsatı ve seyahat sigorta belgesi

Pasaport, ehliyet ve kimlikleriniz

Hastalık sigorta belgesi, özel eşyalarınız

Oyun malzemeleri

Ayrıca, kitap, roman, dergi, buna benezer ihtiyaçlar.

Not: Katılımcı arkadaşlar, çalabildiği müzik estürmanını birlikte getirmeleri rica olunur

KAMPA ULAŞIM;

Her faaliyet alanı; kampa gidiş-dönüş ulaşım sorununu kendi imkanları dahilinde çözmelidir.

Not: Uçakla Gelecek Arkadaşlar GİRON (GERONA) havalanına inmelidirler. Gerona’dan Pals’a otobüs seferleri olmakta. Gelen arkadaşlar otobüs yada ticari taksi ile kamp yerine ulaşabilirler. Gerona ile Pals 50 km civarındadır. Bir önceki yıl, uçak ile gelen arkadaşları kamp yerine taşımada oldukça zorluklar yaşamıştık. Komite önemli sıkıntılarla karşılaşmıştı. Oysa, Gerona’dan Pals’a ulaşım noktasında herhangi bir sorun olmadığı gibi, maddi olarakta belirtilmeye değmez miktarı aşmamaktadır. Uçak ile gelen arkadaşlar bunu özellikle dikkate almalı ve kendi imkanlarıyla kamp yerine ulaşmalıdırlar.

Yol güzergahı; Duisburg, Köln, Koblenz, Saarbürcken, Metz (Fransa), Nancy, Dijon, Lyon, Valence, Nimes, Montepellier, Beziers, Perpignan, Figueres (İspanya), Viladamat, Verges, Torroella de Montgri, Pals, Platja de Pals, Camping Neptuno.

KAMP ADRESİ;

Camping Neptuno

Rodors, 23. Platja de Pals

17256 – Pals

Catalunya (Spain)

http://www.campingneptuno.com

Tel.: +34 972636731

Fax.: +34 972637309

Kolektif Tatil Kampımız; 18 Temmuz – 7 Ağustos 2015 tarihler arasında İspanya, Catalunya’nın Costa Brava bölgesi, Pals kasabasında (Platja de Pals / Camping Neptuno) yapılacaktır. Kamp yerine ilişkin daha geniş bilgi, http://www.campingneptuno.com adresinde bulabilirsiniz.

Kolektif Tatil Kampımıza katılacak arkadaşların, 5 Temmuz 2015 tarihine kadar, ADHK’ya bağlı, Federasyon / Dernek veya doğrudan Genel Konseye kendilerini bildirmelidirler.

Daha geniş bilgiyi adhkkolektiftatilkampi2015@hotmail.com adresinde ulaşabilirsiniz.

KASIM KOÇ tarafından

7 Haziran Parlamento Seçimlerine Bir Bakış

Nisan 13, 2015 de KASIM KOÇ KASIM KOÇ tarafından

kasım koçKasım Koç (13-04-2015) Emperyalizmin bölgede geçmişte uyguladıkları sömürü, talan biçimindeki yönetme ve denetlemeyi sağlama siyaseti “Arap baharı” adı altında yürüttükleri bölgesel savaşla yeni bir biçim aldı. Geçmişte emperyalist güçlerin yürüttükleri plan, projelerin aksisine bir durum bir siyaset ortaya çıktı. Bazı emperyalist güçlerin istedikleri biçimde bu projeler yürümese de ki yürümediği muhakkak. Burada uygulanan proje sadece ABD’nin başını çektiği kliğin istediği başarıyı sağladığına inanıyorum. Çünkü bu Sermaye güçlerin bölgeyi dizayn etme gibi projelerini bölgedeki dengelerin yıkılmasına alt üst olmasına neden ve vesile oldu. ABD’nin Orta doğu, Asya ve Kuzey Afrika da izlediği siyaset sonucu bölgedeki dengelerin yıkılmasına neden oldu. Mezhep, etnik savaşlar yürüterek, bölgeyi kaosa sürükleme mikro milliyetçilik yaratarak projelerini hayata geçirmek böylece bölgeyi denetime alarak bir biçim verdi, böylece de talan projesini ABD yeniden başarmış oldu.

ABD ve diğer güçler bu projeleri başarırken onların iradesinin dışında da emekçi halklara umut olan örgütlü bir halkın nelere kadir olduklarını da tüm dünya kamuoyu Kobane de görmüş oldu. Dünyadaki tüm egemen güçler Kobane de açık ve gizli olmak kaydıyla savaş içindeydiler. Bu savaş bölgede çok kıyım ve acı yaralar açtıysa da esasında da mazlum halkların direnişi kazanmıştır. Çünkü bu bölgede yürütülen gerici savaşlarda örgütlü olan bir halkın emperyalist, kapitalist maşaları durumunda olan çetelere ve gerici devletlere karşı neleri başaracağını/başardığını tüm ezilen halklar görmüş ve büyük bir umut olmuştur Kobane de ki direniş.

Bölgemizde ki tüm bu gelişmelerde başta Türk devleti olmak üzere ve onun maskesi durumunda ki AKP bölgedeki savaşın direk bir parçası durumundaydı. Burada Türk devleti çağın Osmanlı ve Osmanlı Sultanı olma gibi ham hayaller kursaklarında kaldığını rahatlıkla söyleye biliriz.

Ancak bölge açısında tehlike halen bitmiş değil. Bölgede taşlar henüz yerine oturmamış bir durumda iken ülkemiz Parlamento seçimlerini vesile ederek modern Osmanlı Sultanı yaratmak için Başkanlık sistemini yani diktatörlüğü resmileştirmek için 400 milletvekilini çıkarmak hedefine koymuş durumda.

Gerek parlamento gerekse diğer tüm seçimlerde olduğu gibi mevcut düzen partileri yani Türk egemen güçlerin partilerin durumunu burada tartışacak değiliz. Ancak Haziran ayında yapılacak olan Parlamenter seçimlerinde ise işçi sınıfını, emekçilerin kurtuluşunu kendisine rehber edilenlerin yani sosyalist, devrimci ve Komünistlerin tavırlarını esas olarak değinmek istiyorum.

Bugün istesek de istemesek de mevcut sistem kendi yasaları gereği emekçi halkları Parlamento seçimine götüreceği muhakkak. Bu gibi durumlarda ne yapmak zorundayız, yani yılardır tartışılan parlamentoya girilir mi girilmez mi? Gibi ve benzeri çokça tartışılan ki halende yoğun bir biçimde gündemde olan burjuva ahırı olarak adlandırdığımız parlamentoya kısmen değinmek istedim.

Haziranda ki seçimler Kürt sorunu açısında önemli bir noktada durduğu muhakkak. Çünkü Kürt hareketin açık alanda ki temsilcileri bugün gelinen aşamada özelikle Kobane’den sonraki süreçte bir ulusal bütünlük kazanmış ve kendi kaderini belirleme aşamasına gelmiştir dersek yanılmayız.

Kürt ulusal mücadelesini verenler kendi düşmanı ile uzlaşma aşamasına gelse de, komünistler Kürt halkının kendi kaderini tayın etme konusunda kayıtsız şartsız desteklemek zorunda olduklarını, her defasında yayın organlarında belirttiklerini görmekte ve okumaktayız. Bu destekleme doğru ve yerinde bir karardır. Ancak Komünistler aynı zamanda da onların gideceği yerlerde, onları bekleyen tehlikeyi de söylemekten geri kalmamalıdırlar. Türk devletinin maskesi olan egemen güçlerin temsilcisi görev ve vazifesi üstlenen parlamenter, parti görünümlerinden olan CHP, MHP ve AKP gibi sermaye temsilcileri ile yapacakları “barış” yada “müzekkere” gibi görüşmeler Kürt halkının kırk yıllık mücadelesine başta olmak üzere Kürt ulusunun çıkarına zarar verecektir. Bunu her defasında Kürt özgürlük mücadelesini verenlere hatırlatmak birinci derecede devrimci ve komünistlerin görevidir.

Ancak Kürtlerin bu kastettiğimiz partilerle görüşme yada görüşmeme gibi ve muhatap almak yada almamak konusunda da tamamen Kürt hareketin sorunu olduğunu da altını çizmekte fayda var.

Bu önümüzdeki dönemde parlamento seçimleri konusunda özelikle bazı kurumların ilk defa parlamento seçimlerine katılması ve aynı zamanda HDP’nin bünyesinde gelişen ittifak konusu oldukça uzun bir dönem de bu ittifakların getirisi ile götürüsü konusunda yazılıp çizileceğine benziyor.

Sınıf eksenli mücadele yürüten bazı örgüt ve partiler de ilk defa Parlamentoya girme gibi tavır aldılar. Bunlardan biri de DHF’dir. DHF’nin de devrimci güçlerle birlikte HDP çatısı altında bu seçimlere girmesi emek cephesi açısından oldukça önemlidir.

Bugün ülkemizde demokrasinin kırıntısı varsa ve bundan dolayı da devrimcilerin dahi seçimlere girme olanakları oluşmuşsa bu da gerek ulusal ve gerekse de sosyal kurtuluş mücadelesini yürütenlerin vermiş oldukları bedeler sonucun da elde edilen haklardır. Bu kazanımları hiç kimse göz ardı etmemeli.

Ülkede dernek açma, parti kurma, sendika çalışmaları ve buna benzer haklar varsa ki var. Sadece bu da değil demokrasinin kırıntısı dahi varsa buralardan faydalanamayız gibi lükse devrimciler sahip olamazlar. Devrimci ve komünistlerin parlamentoya katılma yada katılmama gibi siyasal tavırları dönemsel, günün somut koşularına göre yani devrimci durumun orantısı ile de ilintili bir tutum ve tavır belirleme ile alakalı durumdur.

Boykot olarak uzun süre ülkemizin devrimci ve Komünistlerin baş vurdukları siyasal bir tavırdı. Ancak geçmişteki seçimleri boykot etme kararın doğru yada yanlış verilen kararların olup olmaması tamamen o günün koşullarına göre değerlendirmek zorundayız. Bu yazımızda geçmişi değerlendirmediğim için o döneme değinmeyeceğim.

Bugünü ele almadan önce de Rusya da Proletaryayı devrime götüren Bolşevik partisi ve o partinin lideri, dünya proletaryanın ustalarından olan Lenin yoldaşa başvurmak istedim, daha aydınlatıcı olması açısından. Bolşevikler 1905 seçimlerini boykot etme kararını daha sonra Lenin yoldaş bakın nasıl değerlendiriyor.

“O tarihte, bu boykot kararı, gerici parlamentolara katılmamanın genel olarak doğru bir davranış olduğu için değil, yığın grevlerinin siyasi greve ve sonra da devrimci greve ve en sonunda da Çarlığa karşı ayaklanmaya doğru hızla dönüştüğü nesnel durumun doğru olarak hesap edilmiş olmasından ötürü verilmişti.”

Bolşevikler güçlü oldukları bir dönemde boykot kararı alarak, Çarlığa karşı büyük hamleler yapmışlardır. Lenin yoldaş o günün koşullarını bilimsel olarak ele almış izlediği politika da tarihsel açıdan doğru bir tespit yapmıştır. 1905 de Bolşeviklerin en güçlü oldukları dönem de parlamenteryalist anlayışı ellerin tersi ile itmiş gerici Çarlığı yıkmak için siyasal hedefi amaçlamışlardır. Buradaki taktiksel karar stratejileri olan Sosyalizm ve nihayetinde altın çağ olan Komünizm için büyük bir hamle haline gelmiştir.

Ancak aynı Bolşevikler bir yıl sonra ki seçimlerde de boykot taktiği izlemişlerdir. Duma seçimlerine boykot kararı alarak siyasal bir tavır belirlemişlerdir. Fakat bu kararı da daha sonra ki süreçte de Lenin yoldaş şöyle değerlendirmekteydi:

“…Zaten Bolşeviklerin 1906’da Duma’yı boykot etmeleri, pek önemli olmasa da ve kolayca onarılsa da, gene de yanlış olmuştur” demişti.

Gördüğümüz gibi Lenin yoldaş yapmış olduğu taktiksel hataları da büyük bir cesaretle anlatmaktadır ve yapmış oldukları taktiksel hataların öz eleştirisel yaklaşmaktan da geri durmamıştır.

Ülkemizde de uzun yıllar devrimci örgüt ve partilerin bu burjuva ahırını (parlamento)boykot etmeleri gibi siyasal tavırlar söz konusuyken bugün aynı tarzda boykot tavrını sürdürmek ülkenin içinde geçtiği süreç itibariyle doğru bir karar değildir. Bugün açısından Parlamento seçimlerini taktiksel olarak katılmak mı yada boykot sorusuna karşı Lenin bu konuda da şöyle diyor:

“… Şuan nispeten çok daha geniş olan faaliyet alanından en geniş ölçüde mutlaka faydalanmak gerekmektedir…”

Evet Lenin yoldaşında tamda parmak bastığı bu faaliyet alanı oldukça önemlidir. Aynı makalede devamla şöyle demektedir.

“…Toplantı, basın ve dernekleşme özgürlüğünü kazandık. Bu kazanımların hiçbir şekilde güvencede olmadığı açıktır ve bu özgürlüklere güvenmek bir yanılgı hatta bir suç olacaktır. Tayin edici savaş daha önümüzde duruyor, ve bu savaşa hazırlık şimdilik ilk sırada durmak zorunda….(Lein seçme eserleri. Cilt 3. İnter yayınları sayfa 428)”

Tıpkı aktardığımız alıntıda olduğu gibi ülkemizde seçime giren Devrimcilerde diyorlar ki: 7 Haziran’a kilitlenmek ve kitlelerin umudunu parlamentoya ve oradaki burjuva partileri ile uzlaşma, entegre etmek gibi siyaset gütmek doğru değil yanlıştır, suçtur.

Yukarıda Lenin yoldaştan aktardığımız bir alıntı ile DHF ve ADHK’nın seçime girme kararın tamda örtüşmektedir. DHF ve ADHK’nın kamuoyuna deklare ettikleri bildiriden aktaralım:

“Demokratik Haklar Federasyonu (DHF) ve Avrupa Demokratik Haklar Konfederasyonu (ADHK) olarak seçime salt AKP hükümeti-iktidarına karşıtlık temelinde girme tavrında değiliz. Elbette AKP hükümeti-iktidarı somutta iktidar olma özelliğiyle öncelikli hedef durumundadır. Ancak seçimlerdeki politikamız sadece AKP karşıtlığıyla biçimlenmez. Bilakis CHP, MHP ve diğer düzen ve onun tüm temsillerine karşı bir teşhir ve karşı duruşu ifade eder. Bundandır ki, seçim çalışmalarımız devlet ve hakim sınıfların teşhirine dönük bir propagandayı da ihtiva edecektir.”

Unutulmaması gerekir ki devrimciler sadece Seçimler dönemi değil, kuşkusuz seçim döneminde ki yasal imkan olanakları kullanma ve daha geniş halk kitlelerine ulaşma gibi dönemsel bir durum, ama esasında da seçim sonrasında devrimcilerin görev ve sorumlukları vardır. Burjuvazinin girmiş olduğu bu buhranda devrimci, komünistlere düşen görev ise bu dönemi kazanma, güçlenmek için taktik bir siyaset izlemek zorundadır. Kendi stratejilerini hayata geçirmek için tali olan mücadele alanlarını da doğru bir taktik siyasetler izleyerek stratejilerini güçlenme gibi çalışmalar yürütmelidirler.

Taktik ve Strateji ilişkisini onun diyalektik bağını kurmamayanlar bunu iyi bir biçimde yakalayamayanlar zafere gitme şansları yoktur olamazda. Taktik mücadele biçimleri stratejinin hizmetine sunmazsak, her şeyi küçümser ve yukardan bakar bunlar tali şeylerdir uğraşmaya değmez gibi siyasetler komünistlerin anlayışı değildir. Sokağın nabzını tutmak, kadınları örgütlemek, gençliği militanlaştırıp onun omuzuna görev ve sorumlukları üstlenmesi için örgütlenmek ve örgütlemek ile geleceği örerek ancak kazanımlar elde edilir. Bunları yapmak başarmak içinde hiçbir mücadele biçimini küçümsemeden, onu ötekileştirmeden tüm mücadele biçimlerini proleter’yanın zaferinin hizmetine sokmak olmazsa olmazıdır. Stratejileri uygulamak için öncelikle projelerin olmalı. Bizim projelerimizde kuşkusuz devrimdir. Bu devrim yolunda ise stratejilerimizin hizmetine politik taktiklerle stratejimizi güçlendirmek zorundayız. Bu olmazsa olmaz.

Son olarak Kürt Ulusal sorunun geldiği aşamadan kaynaklı ve aynı zaman da DHF ile HDP’nin yapmış oldukları ittifaktan dolayı ülkede ve Avrupa da oylar HDP’ye.

İstanbul 1. Bölge de tüm güçlerimizle seferber olalım…

Adayımız Sayın Erdal Ataş’a başarılar diliyorum.

Kasım Koç

adhk tarafından

Viyana’da Ermeni Soykırımı Sempozyumu Yapıldı

Nisan 13, 2015 de ANASAYFA adhk tarafından

viyanaViyana (13-04-2015) Sınıf Teorisinin düzenleği tarihin iki zıt kutbu bağlamında Ermeni Soykırımı ve kuruluş sempozyumu Viyana Demokratik Haklar Derneğinde Sınıf teorisi temsilcisi Kazım Cihan, araştırmacı yazar Hovsep Hayreni, Avusturya Ermeni komitesi başkanı Garo Chadian’ın sunumlarıyla gerçekleşti.

Modaratorluğünü gazeteci – yazar Hüseyin Şimşeğin yaptıgı sempozyum açılış ve saygı duruşuyla başladı.

Kazım Cihan Uluslar arası komünist hareketin ve komünistlerin Soykırımın yaşandığı dönemdeki Politik tavırlarının burjuva aydınlanmacı çerçeveyi aşmadığını ve sonraki yıllarda uluslar ve millıyetler Sorununda Ulusalcı yaklaşımların izlerini taşıdığını belirterek Özellikle İbrahım kaypakkaya’nın Kürt ulusal sorunu ve Ermeni Soykırımı meselesınde’ ki komünıst tavrının KOMÜNTERN’IN Jön Türkler ve devamı Kemalist hareketin değerlendirmesin’deki hatalı yaklaşımlarını anlamada Kaypakkaya’nın fıkırlerinin önemine vurgu yaptı.

Hovsep Hayreni’de Urartulardan, Hititlere Kadim Ermeni Halkının Tarihine İlişkin bilgilendirme yaparak, Trakyadan bütün Anadoluda yaşamış Ermeni’lerin Kültürel dokusunu ve Tarihte Demokrat ve Devrimci Taşnak- Hınçakların oluşumlarını değerlendirerek, özellikle Taşnakların Jön Türklerle Yaptığı İttıfakın, Sonradan başlarına gelenlerle ele alındığında, Jön Türklerın ve Kemalistlerın iki yüzlü politıkaranın daha iyi anlaşıldığını söyledı.

Ardında söz alan, Garo Chadion, ise Ermeni dilinin tarihsel oluşumunu anlatarak Mıladtan sonra 403 de Şekıllenmeye başlağını ve Ermenicenın Avrupa Hind dili türünden geldığini diğer Dillerde olduğu gibi Bölgesel diyalekt halk dilininde yaygın oldugunu bunuda dogu ve batı olarak ayırabiliriz marmara ve istanbul ilinde konuşulan ermenicenin gramatik perfekt ermenice olduğunu söyleyebiliriz dedikten sonra Soykırımın bir çok ülke tarafından tanınmasının toplumsal yüzleşmeyi hızlandıracağını söyleyerek sunumunu tamamladı. Yaklaşık 6 saat süren sempozyum kitleden gelen sorulara yanıt verilerek sonlandırıldı.

adhk tarafından

Ludwigsburg’da ”100.Yılında Ermeni soykırımı” sempozyumu yapıldı

Nisan 13, 2015 de ANASAYFA adhk tarafından

lbLudwigsburg (13-04-2015) 12 Nisan 2015 tarihinde Ludwigsburg Yüz Çiçek Açsın Kültür Merkezinde Sınıf Teorisinin düzenlediği 100. yıl Ermeni soykırımı sempozyumu gerçekleşti. Saat 14 de başlayan panele yaklaşık 70 kişi katıldı.

Sempozyum başta ermeni soykırımında hayatını kaybedenler olmak üzere Ermeni Maoist Komünist Partisi kadro ve taraftarları Manuel Demir, Orhan Bakır, Hrant Dink ve İmam Boztaşı ve tüm devrim şehitlerini anarak saygı duruşu ile başladı.

Konuşmacılar arasında araştırmacı yazar Murat Çakır,ermeni araştırmacı yazar Hovsep Hayreni ve sınıf teorisi temsilcisi yer almıştır fakat Murat Çakır özel sebeplerden dolayı katılamadıgının mesajını vererek sunumunu arkadaşlara teslim etmiştir.

Murat Çakırın sunumu okunduktan sonra Hovsep Hayreni bir saatlik bir konuşma yaparken özellikle soykırımın tarihi boyutunu aktardı. 16.yüzyılda Osmanlı imperatorluğu döneminde başta olmak üzere Rusya ve Osmanlı Devletinin arasındaki geçen barış görüşmelerini ve Ermeni Delegelerinin sundukları reform maddelerini aktararak, daha sonrasında dönemde Avrupadaki ve özellikle İsviçre de Hristiyanlar ve Hümanistler tarafından Osmanli Devletine karşı toplanan imza kampanyalarından da bahsedilmiştir. Devamında oluşan ulusal ermeni hareketlerinin Marxizm yakınlığınıda vurgulamıştır Hovsep Hayreni. Ermeni halklarının ve diğer Kürt ve Çerkez halklarının arasındaki düşmanlıklarının bizzat Osmanlı devleti tarafından oluşturulduğunu ve Osmanlı devletinin bir “Müslüman blogu” oluşturarak ve hatta alevileri de bu bloga dair ederek Ermenileri nasıl ötekileştirdiklerini vurgularken sunum bir eleştiri ile sonlandırılmıştır. Hovsep Hayreni tarihimizin öncesinde de ve bugününde de Kürdistan kavramının kullanıldığını fakat hiç bir zaman Ermenistan hitabının geçmediğini ve bizim de bugün Kürdistan dediğimiz bölgenin öncesinde Ermenistan olduğunu kabul etmemiz gerektiğini vurgulamıştır.

Sınıf teorisi temsilcisi sunumuna ermeni soykırımını bir kez daha lanetliyerek, partili ermeni yoldaşları başta olmak üzere katledilen ermenileri anarak başlamıştır. Günümüzün katliamları nasıl ki emperyalist kapitalistler üzerinde gerçekleşiyorsa ermeni soykırımınında da avrupadaki eğemenlerinin payının büyük olduğu vurgulanarak başlayan sunum, emperyalistler buğün ermeni soykırımını inkar ederek ezilen halkları manipüle ettiklerini ifade ederek devam etti. Bize düşen görevlerin tarihi anma ve unutturmamanın yanında bugün Ermenilerin kendi topraklarına geri dönebilmeleri ve taleplerine cevap bulabilmelerinide sağlamak için mücadele etme zorunluğumuz da belirtilmiştir. Sunum komünist önder Kaypakkayanın başlattığı mücadelede her türden tekleştirmelere karşı durulduğunu ve TKPML den MKP ye bu değerlerinin hala taşındığını belirterek, herkesin bu mücadelede yer almasını gerektiğin ve son olarak sosyalist halk savaşına değinerek bitirilmiştir.

Sonrasında Hovsep Hayreni ve sınıf teorisi temsilcisine yöneltilen sorular ve görüşler ile saat 18 de sempozyum sona ermiştir.