adhk tarafından

Kürdistan ateş altında; Kürt ulusuyla omuz omuza mücadeleye !

Ağustos 19, 2015 de ANASAYFA adhk tarafından

krdistan manetKürdistan adeta bir yangın yerdir Kürdistan yeniden acının ve gözyaşının kadim toprağıdır ve Kürdistan yeniden isyanın ve direnişin adıdır Dolayısı ile bu çığlığa sessiz kalınamaz, bu çığlık ve serhıldan selamlanmalıdır, desteklenmelidir ve daha da büyütülmelidir

HABER MERKEZİ (19-08-2015) Türk hakim sınıflarının ve somuttaki temsilcisi AKP iktidarının ezilen Kürt ulusu başta olmak üzere, çeşitli ulus, milliyet, azınlık ve inançlardan halklarımıza yönelik başlatmış olduğu gerici savaş saldırısı tüm kirli araçlarla pervasız bir biçimde devam etmektedir. Tüm gerici kurumları ve mekanizmaları ile harekete geçen AKP iktidarı sistematik olarak her gün infazlar gerçekleştirmekte, dağları bombalamakta, ormanları yakmakta, köyleri boşaltmakta ve gözaltı ve tutuklama terörüyle tam bir devlet terörü uygulamaktadır. Sadece son bir aylık süreçte AKP iktidarının faşist kolluk güçleri tarafından ona yakın çocuk vahşice katledilmiştir. Medya vb tüm araçları ile kitleri psikolojik savaş doğrultusunda şekillendiren ve kendine yedeklemeye çalışan AKP iktidarı yoğun manipülasyonlarla gerici savaş konseptine meşruluk kazandırmaya çalışmaktadır.

Kürt ulusu saldırılara direnişle cevap veriyor

Ezilen Kürt ulusu, direniş tarihinden aldığı güçle ve haklılıkla saldırılara karşı yine gereken cevabı verdi ve vermeye devam ediyor. AKP iktidarının uygulamaya soktuğu gerici savaş konseptini adeta yerle bir eden ezilen Kürt ulusu ve örgütlü gücü Kürt ulusal hareketi Kürdistan başta olmak üzere Ülkenin genelini adeta direniş mevzilerine çevirmiş durumdadır. Devletin saldırılarını Kürt ulusal hareketi geliştirdiği yeni savaş taktikleri ile boşa çıkartmaktadır. Özellikle geliştirdiği şehir savaşları taktikleri ile ve savaşı şehirlere yayarak AKP iktidarının tüm kirli manevralarını boşa çıkarmaktadır. Kürt ulusu ve onun öncü dinamikleri geçmişte olduğu gibi bugünde devletin gerici savaş ve tüm kirli politikalarını yenilgiye uğratacaktır. Çünkü haklı ve meşru olan Kürt ulusudur, çünkü mazlum olan Kürt ulusudur, çünkü direnmeyi ve savaşmayı en ileri düzeyde yaşayan ve öğrenen Kürt ulusudur, dolayısı ile kazanacak olanda ezilen Kürt ulusu olacaktır. Kaybedecek olan ise kuşkusuz ki gerici barbarlık olacaktır. Er yada geç gerici faşist barbarlık halklarımızın akıttığı kan deryası içinde boğulmaktan kurtulamayacaktır.

HPG’den etkili eylemler

Devletin topyekun gerici savaş konseptine karşı HPG gerillaları Kuzey Kürdistan genelinde ve şehirlerde gerçekleştirdiği etkili eylemlerle cevap verdi.HPG tarafından gerçekleştirilen eylemlerde onlarca Asker, polis, ve özel harekatçı öldürüldü. Yine HPG gerillaları Kuzey Kürdistan’ın bir çok yerinde yol kontrolleri yaparak ve denetim sağlayarak devletin etkinlik alanlarını zayıflatmaktadır. HPG yaptığı açıklamada son bir hafta içinde gerçekleştirilen eylemlerde 19 Asker,13 Özel harekâtçının öldürüldüğünü açıklayarak iki adet panzerin ise içindeki askerlerle birlikte imha edildiğini belirtti. Bununla birlikte yine YJA STAR gerillaları tarafından gerçekleştirilen etkili suikast eylemleri ile Türk ordusuna ağır kayıplar verdirildiği açıklandı.

Birçok yerde öz yönetimler ilan edildi!

AKP iktidarının gerici savaş saldırganlığına karşı bir yandan görkemli bir direnişle cevap veren Kürt ulusu ve Kürt ulusal hareketi diğer yandan ise Kuzey Kürdistan’ın birçok yerinde öz yönetimler ilan etmiş durumdadır. Tüm bu manevralarla devletin etkinlik alanı her düzeyde zayıflatmaktadır.

Kuzey Kürdistan’da Silopi, Cizre, Nusaybin, Şırnak, Yüksekova, Bulanık, Varto ve Doğu Beyazıt’ta öz yönetimlerin ilan edildiği belirtilerek bu politikanın daha da yaygınlaştırılarak Kürdistan geneline uygulanması hedeflenmektedir açıklamalarında bulunuldu. Keza İstanbul başta olmak üzere özellikle Kürtlerin yoğun ve örgütlü olduğu birçok batı şehrinde de öz yönetimlerin ilan edileceği açıklandı.

Devlet tüm kirli araçları ile Kürdistan’da

Devlet bütün kirli kurumları ve araçları ile Kürdistan’da terör estirmektedir. Başta öz yönetimlerin ilan edildiği yerler olmak üzere Kürdistan’ın bir çok yerinde OHAL koşullarını da geçen saldırılar devreye sokulmaktadır. Silvan, Varto ve Şırnak başta olmak üzere onlarca yerde infazlar, baskınlar ve türlü türlü kirli politikalarla halk üzerinde tam bir vahşet uygulanmaktadır. HDP ve çeşitli kurum kuruluşlar yaptıkları açıklamalarla gelişmelerden oldukça kaygı duyduklarını ve her an toplu katliamların gerçekleşebileceğini belirttiler.

Kürdistan’la dayanışmaya, Kürt ulusuyla omuz omuza mücadeleye!

Devletin gerici ve barbar saldırganlığına karşı onurlu bir direniş ortaya koyan ezilen Kürt ulusu ile her düzeyde dayanışmak ve omuz omuza mücadele etmek tarihsel devrimci bir görev ve sorumluluktur. Devrimciler ve komünistler ezilen Kürt ulusunun meşru ve onurlu mücadelesine asla ve asla kayıtsız kalamazlar. Bu anlamda, Kuzey Kürdistan başta olmak üzere Ülke genelinde bulunduğumuz tüm alanlarda AKP iktidarının gerici savaş saldırganlığını teşhir ederek, ezilen Kürt ulusuyla dayanışmayı ve birlikte mücadeleyi yükseltmemiz gerekmektedir. Kürdistan, ateş ve barut çemberi içindedir. Kürdistan adeta bir yangın yerdir. Kürdistan yeniden acının ve gözyaşının kadim toprağıdır ve Kürdistan yeniden isyanın ve direnişin adıdır. Dolayısı ile bu çığlığa sessiz kalınamaz, bu çığlık ve serhıldan selamlanmalıdır, desteklenmelidir ve daha da büyütülmelidir.

http://www.halkingunlugu.net/

adhk tarafından

DHF’li Tutsaklara sürgün

Ağustos 19, 2015 de ANASAYFA adhk tarafından

tutsakl resim yenHapishanelerde devrimci tutsaklar üzerindeki saldırılar devam ediyor Son olarak ise DHF’li tutsaklar sürgün saldırısına maruz kaldılar

HABER MERKEZİ(19-08-2015)- Devletin devrimci tutsaklar üzerindeki baskı ve sindirme politikaları sistematik olarak devam ediyor. Görüş cezasından, mektup yasağına, zorla sürgünlerden, onursuz uygulamalara kadar devrimci tutsaklara yönelik saldırılar artarak sürüyor.

Bu saldırıların sonuncusu ise DHF’li tutsaklara yapıldı. İnebolu M tipi hapishanesinde kalan DHF’li tutsaklar; Murat Kur, Hıdır Yıldız ve Deniz Kırbağ Bolu F Tipi Hapishanesine sürgün edildiler.

http://www.halkingunlugu.net/

adhk tarafından

Halkın Günlüğü 105. sayısı çıktı!

Ağustos 18, 2015 de ANASAYFA adhk tarafından

hg-105-sayiGazetemizin 105 sayısı “Faşizme, katliamlara ve gerici savaş çığırtkanlığına karşı; Devrimci savaş mevzilerine” manşetiyle raflardaki yerini aldı

HABER MERKEZİ (18-08-2015) – Gazetemizin 105 sayısı “Faşizme, katliamlara ve gerici savaş çığırtkanlığına karşı; Devrimci savaş mevzilerine” manşetiyle çıktı

Gazetemizin yeni sayısı raflardaki yerini aldı. 105. sayıda gazetemize taşıdığımız bazı başlıklar ise şöyle;

– Savaş ve barış denkleminde bazı sorunlar

– İşaretlenen kapılar Alevi katliamlarının habercisidir

– Darbe kültü

– Faşizme karşı mazlumlarla dayanışmak devrimci bir tutumdur!

-Karşı-devrimci saldırı süreci devrimci savaşla yanıtlanmak durumundadır (Perspektif)

– Temel sorunların çözümü; Devrimci savaştan geçmektedir

– Mevcut siyasi süreç ve proleter devrimci yaklaşım

– Hedefimiz; Devrimci sanat cephesi ( Sancı dergisi ile röportaj)

Gazetemize Demokratik Haklar Derneklerinden ve kitapevlerinden ulaşabilirsiniz.

http://www.halkingunlugu.net/

adhk tarafından

Nepal: Yeni Anayasa Taslağına Karşı Genel Grev

Ağustos 18, 2015 de ANASAYFA adhk tarafından

nepalNepal (18-08-2015) Nisan ayındaki yıkıcı depremden sonra ülkenin dört büyük partisi Nepal Kongre, Nepal Komünist Partisi- Birleşik Marksist Leninist, Birleşik Nepal Komünist Partisi(Maoist) ve Madhesi Halkının Hakları Forumu ülkenin yedi eyalete bölüneceği federal sistemi öngören yeni anayasa taslağında anlaştılar.

Birleşik Nepal Komünist Partisi (Maoist) ayrılan NKP-Maoist’in sözcüsü Pampha Bhusal AFP’ye verdiği demeçte “Devletin yeniden yapılandırılması taslağı insanların özlemlerinden oldukça uzak ve marjinal grupların politikaya katılımını sağlamayacak,” dedi.

Nepal Komünist Partisi( Maoist)’in başını çektiği 30 partiden oluşan ittifakın, ülkenin iç sınırlarının yeniden çizilmesini içeren yeni anayasa taslağıyla tarihsel toplulukların marjinalize edildiğini ve onlara karşı ayrımcılık yapıldığını söyleyerek genel grev çağrısında bulundular.

Bütün eğitim kurumları, büyük pazarlar genel grevde kapalı kaldılar. Yollarda sadece iki yada üç tekerlekli küçük araçlar görüldü.

16 Ağustos Pazar günü genel greve uymayan 16 araç direnişçiler tarafından yakıldı. Nepal polisi, yeni anayasa tasarısına karşı düzenlenen genel greve katıldıkları gerekçesiyle yüzden fazla protestocuyu tutuklandı.

Anlaşmada, yıllardır süren siyasi çekişmelerin kaldırıldığı ve altı ilden oluşan federal bir devletin Nepal’i yeniden yapılandıracağı belirtildi.

Nepal’de uzun zamandır beklenen taslağın çıkması üzerine geçen hafta yüzlerce protesto gösterisi düzenlendi, çıkan şiddetli olaylarda iki kişi öldü.

240 Yaşındaki Hindu monarşisini deviren ve tahminen 16.000 kişinin hayatını kaybettiği on yıl süren Maoist isyan sonrasında, 2008 yılında yeni bir ulusal anayasa üzerinde çalışılmaya başlanmıştı.

Yeni anayasa tartışmaları sırasında maoistler arasında başlayan tartışmalar sonucunda bir çok grup partiden ayrıldılar. Hiçbir anlaşmaya varılmadan silahların teslim edilmesi maoist tabanda hayal kırıklığı yarattı. Nepal Komünist Partisi(Maoist) ayrılan grupların en büyüğü olarak etkili bir muhalefet sürdürmektedir. Taleplerinin karşılanmaması halinde yeniden halk savaşına dönmenin gündemlerinde olduğunu kamuoyuna deklere etmişlerdir.

Haber: isyandan.org

adhk tarafından

HSM: Türk ordusu saldırılarını sürdürürse gerilla müdahale edecek -Yenilendi

Ağustos 18, 2015 de ANASAYFA adhk tarafından

hsmHalk Savunma Merkezi Karargah Komutanlığı Türkiye’yi de uyararak saldırıların sürmesi durumunda gerillaların müdahale etmek zorunda kalacağını duyurdu

BEHDİNAN (18-08-2015) Halk Savunma Merkezi Karargah Komutanlığı, tüm Kürt halkına çağrıda bulunarak öz yönetimini ilan eden merkezlerde Türk ordusunun saldırılarına karşı tutum ortaya konulmasını, direniş geliştirilmesini istedi. Komutanlık Türkiye’yi de uyararak saldırıların sürmesi durumunda gerillaların müdahale etmek zorunda kalacağını duyurdu.

Komutanlık tarafından yayınlanan yazılı açıklamada AKP’nin 24 Temmuz’da Kürt Özgürlük Hareketine yönelik olarak başlattığı saldırıları çok tehlikeli bir noktaya getirmiş bulunduğu ifade edilerek “Polisin tutuklama, baskı ve zulmüne karşı kendini savunmak amacıyla öz yönetimlerini ilan etme ve öz savunma yapma dışında bir yol bırakmayan AKP devleti, bunu ‘devlet içinde devlet’ gibi göstererek tümden ezmeyi ve tarihte ender rastlanan bir ırkçı-faşizan yönelimle katliam gerçekleştirmeyi önüne koymuştur” denildi.

Açıklamada 2003 yılında Medya Savunma Alanlarında hayatını kaybeden Engin Sincer ve Xelat Soran da şu ifadelerle anıldı: “Kürdistan özgürlük hareketinin öncü kadrolarından olan PKK Merkez Komite üyesi ve Ana Karargah komutanlığı üyesi olan Engin Sincer(Erdal) arkadaşımızı ve birlikte şehit düşen Xelat Soran arkadaşı saygı ve minnetle anıyoruz. 13.Şahadet yıl dönümünde Kürdistan Özgürlük Hareketine kattıkları değerlerle mücadelemizin büyük değer kaynağı olan Erdal yoldaş Apocu fedai çizgide karaklılıkla yürüyen tüm gerilla gücümüzün 1 Haziran Ruhu ile yaşatılmasının adı olmuştur. HPG bu kararlılıkla Erdalları görkemli yaşatacaktır.”

Açıklamada devamla şunlar belirtildi:

AKP’nin bu vahşetine karşı mahallelerini savunmak suretiyle Kürt halkı ve gençliği tarafından başlatılan direnişe şimdiye kadar HPG olarak gerilla güçlerimizin katılma durumu söz konusu olmamıştır. Halkımızın bu haklı direnişine, ‘şehirlerde savaş tırmanmasın’ diye bugüne kadar katılmış değiliz. Ancak başta 2 gün önce Varto’da, dünden itibaren ise Farqîn (Silvan) ve Şemzînan (Şemdinli)’da tank, panzer, top ve kobra gibi sivil halkı tümden imhayı amaçlayan silahlarıyla sürece müdahale etmiş bulunmaktadır. Bu, çok ciddi bir durumdur.

HPG: MÜDAHALE ETMEK ZORUNDA KALIRIZ

Kamuoyunun önünde tüm ilgili güçleri açıkça uyarıyoruz: Eğer gençliğin masumane bir biçimde hendek kazarak ve amatör yöntemlerle kendini savunmaya çalıştığı bu mahallelere Türk ordusu tankları ve toplarıyla girerse, biz de HPG olarak gençliğimizi ve halkımızı savunmak için şehirlere girmek suretiyle müdahale etmek zorunda kalırız. Böylesi bir durumun yaratacağı ağır sonuçları hiç kimsenin telafi edemeyeceği açık ortadadır. Bu yüzden Türk ordusu halkımızın sivil-toplumsal direnişine müdahale etmekten vazgeçmelidir. Aksi takdirde doğacak sonuçlardan biz değil, buna yol açan Erdoğan ve şürekası sorumlu olacaktır.

İNSAN HAKLARI KURUMLARI HAREKETE GEÇMELİ

Bir yol kesme eyleminde şehit düşen Ekin Wan (Kevser Eltürk) arkadaşımıza yapılanlar tam bir vahşettir; insan haklarını ve savaş hukukunu ayaklar altına alma olduğu gibi Kürt halkının toplumsal değerlerinin çiğnenmesidir. Onurunu ve şerefini inciten bu durumu halkımızın hazmetmesi ve kabul etmesi asla mümkün olamaz.

Tüm insan hakları kurumlarını, toplumun değer yargılarını savunan tüm çevreleri ve ilgili uluslararası kuruluşları Türk devletinin bu insanlık dışı uygulamalarına karşı çıkmaya, Türk devletinin uluslararası savaş hukukuna uyması için üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmeye çağırıyoruz.

KÜRT HALKI DİRENMELİ VE ONURUNA SAHİP ÇIKMALI

AKP’nin öncülüğündeki Türk devletinin Kürdistan’da başlattığı vahşetin ve yıkımın daha fazla ilerlememesi için Türk ordusunun sivil-amatör yöntemlerle direnen Kürdistan gençliğine ve Kürt halkına karşı geliştirdiği yok edici saldırılarının durması için tüm Türkiye halkları ve de Kürdistan halkı AKP’nin Varto’da, Farqîn’de ve Şemzînan’da yaptıklarına karşı sessiz kalmamalı, halkımız AKP’nin toplumumuza reva gördüğü bu zulmüne ve soykırımına karşı gücünü birleştirmeli, iradesini ve tutumunu ortaya koymalı, öz yönetimlerini ilan eden tüm şehirlere sahip çıkmak için elinden gelen her şeyi yapmalıdır. Kürdistan gençliği, Türk devletinin bu zulmüne ve vahşetine karşı kahramanca direnmeli, onuruna sahip çıkmalı, sokaklarını savunmasını bilmeli veya gerilla saflarına katılarak AKP’nin bu vahşetine gereken cevabı vermelidir.

ANF

 

adhk tarafından

Dersimli kadınlar Ekin Wan’a sahip çıktı

Ağustos 18, 2015 de ANASAYFA adhk tarafından

dersim-ekin-wan-basin-aciklamasiDersim’de, Muş’un Varto ilçesinde işkence edilerek katledilen ve cenazesi çırılçıplak halde teşhir edilen YJA-STAR gerillası Ekin Wan için bir basın açıklaması düzenlendi

DERSİM (18-08-2015) – Bugün Dersim’de Muş’un Varto ilçesinde işkence edilerek katledilmesinin ardından cenazesi çırılçıplak halde teşhir edilen Ekin Wan adına basın açıklaması gerçekleştirildi.

Saat 12.15’de Sanat Sokağı’nda toplanan kitleye Demokratik Kadın Hareketi’nin yanı sıra birçok kadın örgütü, Dersim Milletvekilleri ve Belediye Başkanları, İstanbul DHF-HDP Milletvekili Erdal Ataş da destek verdi. Alkışlar, sloganlar ile başlayan basın açıklamasında, ‘’Kadın üzerindeki tüm tahakkümleri şiddetle kınıyor ve teşhir ediyoruz. Kadın mücadele ettikçe özgürleşecek, özgürleştikçe güzelleşecektir. Ekin Wan bunun en iyi örneğidir. Senin mücadelen bizim mücadelemizdir. Bu mücadele bayrağını kadınlar yerde bırakmayacaktır.’’ İfadelerine yer verildi.

Basın açıklamasında ‘’ Ekin Wan Yoldaş Ölümsüzdür’’, ‘’Jin Jiyan Azadi’’ sloganları atıldı. Yapılan açıklamaların ardından kitle zılgıtlar, sloganlar ile dağıldı.

http://www.halkingunlugu.net/

adhk tarafından

HPG’liler Dersim-Ovacık karayolunu kapattı

Ağustos 18, 2015 de ANASAYFA adhk tarafından

dersim-ovacik-karayoluHPG gerillaları dün Dersim-Ovacık karayolunu trafiğe kapattı ve halka propaganda yaptılar Ayrıca TEDAŞ’a ait 2, Köy Hizmetlerine ait 1 araç ateşe verildi

HABER MERKEZİ (18-08-2015) – HPG gerillaları dün Dersim-Ovacık karayolunu trafiğe kapattılar. Saat 13.00 sıralarında trafiğe kapatılan yolda kimlik kontrolü ger.ekleştirildi. Kimlik kontrolünün ardından halk ile konuşan HPG gerillaları, “Devletin yasak bölge ilan ettiği her alandayız, her bölgedeyiz. Ovacık karayolu bizim kontrolümüz altındadır” dedi.

Konuşmanın ardından halk sloganlarla gerillaları uğurladı. Ardından gerillalar TEDAŞ’a ait 2, Köy Hizmetlerine ait 1 araç ateşe verildi.

http://www.halkingunlugu.net/

adhk tarafından

‘Varto’da kıyamet yaşandı’

Ağustos 17, 2015 de ANASAYFA adhk tarafından

varto-incelemeMuş’un Varto ilçesinde yaşanan çatışmalarla ilgili DTK ve HDP yaptığı incelemenin ardından bir basın toplantısı düzenlendi Selma Irmak, “Tüm Kürdistan halkına çağrımızı yapıyoruz; birbirini yalnız bırakmamalıdır” dedi

HABER MERKEZİ (17-08-2015) – Varto’da inceleme yapan heyette yer alan DTK Eşbaşkanı Irmak, devletin insanları canlı canlı yakmaya çalıştığını ve ölüleri kaçırdığını açıkladı. Irmak, “Tüm Kürdistan halkına çağrımızı yapıyoruz; birbirini yalnız bırakmamalıdır” dedi.

DTK ve HDP heyeti, Muş’un Varto ilçesinde iki gündür yaşanan çatışmalara ilişkin yaptıkları incelemenin ardından Varto Belediyesi Meclis Salonunda basın toplantısı düzenledi. Toplantıya DTK Eşbaşkanı, HDP Hakkari Milletvekili Selma Irmak, HDP Muş millettekileri Ahmet Yıldırım ve Burcu Çelik, Varto Belediyesi eşbaşkanları Sabite Ekinci ve Hüseyin Güneş, DBP ve HDP il eşbaşkanları katıldı.

Irmak, heyet adına yaptığı açıklamada, ‘Varto’da kıyametin yaşandığını’ gördüklerini anlattı. Sabah saatlerinde Hınıs yolu üzerindeki bir mevkide halkın sağa sola dağılmış cenaze parçalarını topladığı haberi almaları üzerine buraya gittiklerini aktaran Irmak, “Halen insan parçalarını orada görebiliyorsunuz. Parçalanmış bir veya birden fazla ceset ihtimali var. Ağaçlarda, çevreye yayılmış parçalar. Ağacın solunda bir çukur açıldığı görülüyor. Bir ağacın altında daha ceset parçaları var. Buna rağmen bir bilgi alamadık. Çatışma mı oldu, çatışmaysa sonucu ne oldu, ölen yaralı var mı? Buları öğrenemedik bir türlü” dedi.

‘İnsanlar yakılmaya çalışıldı’

Irmak, kent merkezinde taranmamış bir iş yeri dahi kalmadığını, her yerde kurşun izleri olduğunu dile getirerek, bir evin, içinde insanlar varken yakılmaya çalışıldığını açıkladı. Irmak, şunları anlattı: “Yine bir yerde bir dükkan ve ev yıkılmış durumda. Ev harabe durumda. Dört yolda çatışma ve patlama olduğu bilgisi geldi. Mahiyetini öğrenemedik. Bir evin yakıldığını gördük, içinde insanlar kalıyorken yakılmış. Yaşlı bir anne ve baba ile bir de yetişkin yaşıyor bu evde. Gece 11 civarında kapının önünde çatışma sesleri geliyor. Bir süre panzer evlerinin önünde bekliyor, kimi seslerin geldiğini duymuşlar ama ne konuşulduğunu anlamamışlar. Dışarı çıktıklarında çatının yandığını görüyorlar, zor bela kendilerini dışarı atıyorlar, ev olduğu gibi yanmış. İnsanlar evdeyken yakılmak istenmiş. Yine buranın yakınında duvarlar delik deşik. Buradaki insanlar da hemen evlerini terk ediyorlar.”

‘Devlet ölüleri kaçırmaya çalışıyor!’

Varto’da ‘katliam gecesi’ yaşandığını ancak devletin bunu gizlemek istediğini belirterek, “Devlet burada ne yaptı, bilmiyoruz. Hiçbir görevli çıkıp açıklama yapmadı. Savcı ilçeyi terk etmiş, emniyet amiri görüşmedi, vali arazide olduğunu söyledi, kaymakam iki gün boyunca gelmeyeceğini söylüyor” diyen Irmak, şunları ifade etti: “Burada neler oluyor? Varto’da neler yaşandı? Mülki amirler sokağa çıkma yasağı sırasında ne yaptı, kaç insan öldü? Bu insanlar nerede? Beyin, saç ve kemik parçaları kime ait? İnsanlar bombalandı mı? Bunu bilmek kamuoyunun hakkıdır. Kamuoyunun da bu soruyu sormasını istiyoruz. Burada hukuksuz bir şey yapıldığı için açıklama yapılmıyor. Kıyamet yaşandı ama devlet suskun, olayları örtbas etmek istiyor. Ölüleri kaçırmaya çalışıyor. Gereken başvuruları yapacağız, kaymakam, emniyet, savcılık ve valilik hakkında gerekli girişimlerde bulunacağız. Varto halkı yalnız değildir, Kürdistan halkı Varto’nun yanındadır. Tüm Kürdistan halkına çağrımızı yapıyoruz, birbirini yalnız bırakmamalıdır. Daha fazla sesimizi çıkarmak zorundayız. Sessiz kalırsak bu tür katliamlar yaşanacaktır.”

ANF

adhk tarafından

Cerenimizi en direngen yanımızla güneşe uğurladık

Ağustos 17, 2015 de ANASAYFA adhk tarafından

1LA FOND (17-08-2015) Cerenimizi sonsuzluğa uğurladık

Ceren Ayfer Karatepenin Cenazesi 15.08.2015 tarihin de İsvicrenin La Fonds kasabasın da son yolculuğuna uğurlandı. Avrupanın bir çok ülkesinde Cerenin Yoldaşları, sevenleri, dostları o gün La Fonda akın akın geldiler. Cerenin yanında olmak ve Partizanların acısını paylaşmak, partizanca yoldaş olmak için sabahın tan anında La Fonda buluştular. Yaklaşık 500 Atik, YDG, Yeni Kadın bileşeninin ve dostlarının hazır bulunduğu tören saat 8.30 gibi başladı.

Konfederasyonumuz ATİK’in geleneksel gençlik ve tatil kampının gerçekleştirildiği Yunanistan’dan gelen bir kara haberle yüreklerimiz bir kez daha dağlandı. 5 yoldaşımızın geçirdiği elim trafik kazasında en gençlerimizden 14 yaşındaki YDG üyemiz, güneş yüzlü can yoldaşımız, gencecik yanımız Cerenimiz’i yitirdik. Aynı kazada Ceren’imizin babası/yoldaşımız İbrahim Karatepe ağır yaralanırken, ATİK Başkanı yoldaşımız Çetin YAMAN ve diğer yoldaşlarımız Orhan ile Mesut da vücutlarının çeşitli yerlerinden yaralandılar. Yaralı yoldaşlarımızın en kısa zamanda sağlıklarına kavuşmaları dileğimizdir. Ceren yoldaşımızın ailesi başta olmak üzere tüm ATİK ve Partizan ailesinin başı sağ olsun. Ceren ayfer İsviçre’nin Neuchatel Kantonunda ailesilye birlikte yaşayan Ceren Ayfer Karatepe; ikinci ismini komutan Ayfer’den almıştı.

Acımız taze ve bir o kadar da büyük. Koca yürekli, zeytin gözlü, güneş yüzlü minik yoldaşımız. Seni bugün son yolculuğunda uğurlamak bizlere ne kadar zor geldi bir bilsen.. Bembeyaz tabudunu, rengarenk çiçeklerini ve kızıl karanfilleri taşımak çok ama çok ağır geldi yoldaşım.. Her ölüm erkendir derler ama bu ölüm senin için henüz çok ama çok erkendi minik yoldaşım. Güneşe uğurladık seni, önderimiz İbrahim Kaypakkaya’nın, senin gibi koca yürekli Berkin Elvan’ın ve isimlerini sayamadığım onlarca yüzlerce yoldaşlarımızın yanına uğrladık. Onlar sana orda çok iyi bakacaklar, bundan hepimiz eminiz. Ve sende emin ol ki minik yoldaşım, senin o güzel ellerine tuttuğun bayrağımız bize emanettir. Bedenin ile bizden ayrılmış olabilirsin fakat senin ruhun her daim yanımızda olacak, sen ölümsüzsün. Her kavgada, mücadelede, her yürüyüşte, eylemde, sloganlarımızda ve halaylarımızda o güzel sıcak gülüşünle yanımızda olacaksın yoldaşım. Seni unutursak kalbimiz kurusun!

Biliriz her ölüm erkendir. Ancak genç ölümler söz konusu olduğunda dil damak kuruyor, sözler, kelimeler anlamını yitiriyor… Güneşe uğurladığımız, geleceğimiz olan her gencimizle, tarifi imkânsız acıların içinde tekrar tekrar boğuluyoruz. Zeytin gözlü, kocaman yürekli, güneş yüzlü kız; seni güneşe uğurlama vakti değildi henüz. Henüz böyle bir yolculuğa çıkman için vakit çok erkendi. Henüz senin yapacakların, bizim senden beklediklerimiz çoktu.

Günler ağır.

Günler ölüm haberleriyle geliyor.

En güzel dünyaları

yaktık ellerimizle

ve gözümüzde kaybettik ağlamayı:

bizi bir parça hazin ve dimdik bırakıp

gözyaşlarımız gittiler

ve bundan dolayı

biz unuttuk bağışlamayı…

Cenaze töreni kilisede yapıldı. Cerenin Annesi, Amcaları, halasının da hazır bulunduğu tören de YDG liler Naaşın iki tarafında Pankartlarıyla yerlerini aldılar. Partizan, Atik, YDG, Yeni Kadının gönderdikleri celenkler naaşın yanında acılarımızı paylaşiyordu.

ATİK adına Metin Akçiçek Cenaze törenine katılanları selamlayarak; Süreç ve Program hakkında bir bilgilendirme yaptı. Cerenin hep bizimle yaşayacağını, onun ideallerini yaşatacağımızı belirti. Bugünün bizler için acılı, hüzünlü ve bir o kadarda direngen olduğunu belirterek konuşmasını bitirdi.

Daha sonra ailesinin istemi üzerine Alevi dedesi Alevi geleneklerine uygun kısa bir Cenaze merasimi yaptırdı.

YDG‘ liler Cerenin Naaşını Omuzlarında taşıdılar

Daha sonra YDG li yoldaşları tarafından Cerenimizin naaşı omuza alınarak Mezarlığa getirildi. Mezarlıkta da yine kısa bir Merasim yapılarak Ceren güneşe uğurlandı.

Sonrasında ise Saat 14.00 yapılacak anma için Salona gidildi.

Salon ATİK, PARTİZAN,YDG,YENİ KADININ göndediğ celenk ve bayraklarla dizayin edimiş ve Ceren yoldaşımızın Plakatları ve Pankartlarıyla düzenlenmiş, Ceren yoldaşımız sanki Salona gülücükler sacıyor havası verilmişti.

YDG Başkanı Arda Eren sunculuğunu yaptığı tören saat 13.00 başlatıldı.

Bugün kanayan ve acıyan yürekler bir arada. Acımız büyük yüreğimiz buruk. Özgürlüğe olan umudumuz daha derin ve umudumuz büyük. Ölüm nerde ve nasıl gelirse gelsin mücademiz kesintisiz olacak dedi. Çok kez ölümle yüzleştik. Ama Yeryüzü aşkın yüzü olana dek mücadelemiz kesintisiz olacak. Cerenin atığı her adımda umut vardı. Onun idealerini güneşe taşıyacağız. Ceren yoldaşı sonsuzluğa uğurlarken onu yaşamda hep canlı tutacağız dedi.

Süreçte TC nin katliam ve Alman devletinin operasyonlarına değinen Arda herkesi selamladı. Ceren şahsına Devrim şehitleri adına bir dakikalık saygı duruşu yapıldı. Saygı duruşunda bir yoldaş şiir okudu.

Cerenimizi en direngen yanımızla uğurluyoruz.

Seni emekle, umutla büyüttük yoldaş,

senden ayrılmamızın tesellisini kavgamızda bulacağız!

Sefagül yoldaşın dediği gibi – vedalaşmayalım, gitti sanacaklar bizi.

ATİK adına Metin Akçiçek konuşmasını yaptı.

Metin Akçiçek ATİK adına anmaya katılan kitleyi en direngen duygularıyla selamladı. Zor olanın en zoruyla uğraşiyoruz ayrılığınla, hasretliğinle ceren. Canımız çok yandı ve hep kavgamıza sığındık. Yinede canımız şidetli ve dayanılmaz halde yaniyor. Sende ayrılmanın teselisini yine kavgamızda bulacağız. Yaşın küçüktü ama düşlerin ve ideallerin büyüktü. Umudunu hep yüksek tutun, düşlerini büyütün. Umudunu ve bilincini geliştirmek için ATİK kamplarındaydın. Senin ayrılığın acı, hüzün ve buruk. Ama yaşama dair her acıya dayanmak zorundayiz. Hayat bizi hep sınayacak ve acılara tutunarak mücadelemizi yükselteceğiz.

Senin anılarını, ideallerini kavgamızda yaşatacağız ceren. Bundan emin olabilirsin dedikten sonra ATİKle dayanışan bütün kurum ve kişilere teşekürlerini sundu.

Daha sonra Yeni Kadın ve YDG adına Cansu Murat bir anma konuşması yaptı:

Daha küçüçük olmasına rağmen kocaman ama aynı zamanda tatlı ve çok masum bir yüreği vardı Ceren’imizin. Melek yüzlü yoldaş, yumuşak kalpli, o güzel bakan gözlerin arkada kalmasın biz yine seninle etkinliklerden, toplantılardan küçük kaçamaklar yapıp yine gülmeye devam edeceğiz. Ama sanma ki sensiz, sende yine hep yanımızda olacaksın ve o tatlı gülüşünle bize renk katmaya devam edeceksin. Yürüyüşlerde bizimle birlikte yine flaman elinde yürüyeceksin. O masum ve tatlı ışıntın eksik kalmayacak mücadelemizde.

Aldığımız her acı haber, yüreklerimizi dağlasa da dimdik ayakta durmaya, hatta yeri geldiğinde gülmeye bile çalışsak ta, güneşe yolculadığımız her genç beden aklımıza geldiğinde, hasretleri yüreğimize çöker, gülümseyen dudaklarımız büzülür. Ama onların ideallerini gerçekleştirmenin, daha dik ayakta durarak, örgütlü gücümüzü ve mücadeleyi daha çok büyütmek için tekrar tekrar bilenmekten geçtiğini biliriz her zaman.

Cerenimiz, genç yoldaşımız; sözümüz olsun ki; senin o henüz çocuk bedeninde taşıdığın kocaman yüreğindeki ideallerini mutlaka gerçekleştireceğiz ve o büyük gün geldiğinde yine hep birlikte halaya duracağız. Seni / sizleri unutursak yüreğimiz kurusun.

Partizan adına Selahatin Doğanda bir konuşma yaparak katılanları ve destekleyen Atik’in yanında olan dayanışan herkese ve kurumlara teşekürlerini sundu.

YDG‘liler Cereni en sevdiği marşlarla uğrladı.

Çeşitli demokratik kurumlar adına mesajar sunuldu ve kurum temsilcileri kendi mesajlarını sundular.

Aile adınada Mazlum yoldaşın Abiysi katılanları ve desteklerini sunanları selamladı herekese teşekürlerini sundu.

Daha sonra Weil Alevi Kültür Merkezi adına bir temsilci kısa bir konuşma yaparak bizimle dayanışma dileklerini sundular.

Yine İsvicre İşçi Partisi adına bir temsilcide Atik’le dayanıştıklarını ve acılarımızı paylaştıklarını dile getirdiler.

ADHK adına bir temsicide Atik’le dayanıştıklarını ve acılarımızı paylaştıklarını vurguladılar.

Cenaze töreni yemek verildikten sonra bitirildi. Katılan destek sunan yanımız da olan ve Atik’le dayanışan herkese teşekür edilerek sonlandırıldı.

Yaşamda herkes doğup büyür ve yaşlanır ölür. Herkesin öleceği bir zaman dilimi var ama bu bazen ansızın beklenmedik ölümler bize acı, keder ve hüzün verir. Ölümden korkmak asla ama korkulacak an insanı ansız yakalaması. Acılarımız sonsuzluğa uzanıp onlarla yaşama tutunmasını bileçeğiz.

CAN YOLDAŞIMIZ, GÜZELLİĞİNİ GENÇ YÜREĞİNİN GÜZELLİĞNDEN ALAN CERENİMİZ; SÖZÜMÜZ OLSUN Kİ SEN HER DAİM MÜCADELEMİZDE YAŞAYACAKSIN!

Seni unutursak kalbimiz kurusun!

AHM

2345

adhk tarafından

ADKH: Çıplak ve Özgür Olan Bizler, Teşhir Olan Sizlersiniz.!

Ağustos 16, 2015 de ADKH, ANASAYFA adhk tarafından

image4-300x300Zulmün ve vahşetin ilk adresi yine kadın!
En çok kadın bedenine saldırırlar!
Kadın olmak onların yanında, onların o eril, aciz, barbar zihniyetinde bedenimizle ‘ezik, eksik’ olmaktır.Kendi çıkarlarını koruyan yasalarında; kadın bedeni mahremdir, ayıptır, günahtır, utançtır çünkü sadece ‘sahibine’ helaldir.Kimdir kadın hakkında hüküm veren, kadın kimliği ve bedeni üzerinde söz sahibi olan? Kadının bedeni hakkındaki söz hükmü devlete değil, dinin arkasına sığınan gerici anlayışa değil, bizzat kadının kendisine aittir.”Kadın da olsa, çocuk da olsa gereken yapılsın” emrini verenler, öldürmekle kalmayıp ölü bedene işkence yapanlar, çırılçıplak soyup başında fotoğraf çektirenler, kendi onursuzluklarını, kendi faşist duruşunu teşhir etmişlerdir.Çünkü kadınlar onlar için namusu bacaklarının arasında gizli, iştahlarını kabartan ve örtünmek zorunda olan et parçalarıdır, kadın da değil, insan da değildir.Ve bu faşist, erkek egemen zihniyet kadını yok etmek istediğinde önce kadının bedenine yönelir.Bundandır kadın savaşlarda tecavüze uğrar, köle olup pazarlarda satılır, bundandır kadın işkence tezgahında, zindanlarda sürekli cinsel şiddet görür, bedeni üzerinden teslim alınmaya çalışılır, bundandır kadının cansız bedenine işkence yapılır, çırılçıplak sokak ortasına atılır.Onlar barbarlıktan, vahşetten, ahlaksızlıktan utanmazlar, kadınların kendi bedeninden utanmasını beklerler.Onlar isyan eden, bilinçlenip örgütlenen kadının gücünden korkarlar.Korkuları o kadar büyüktür ki, öldürmeyi reva görür, ölü bedenlerden övünürler.
Ülkemizde özellikle son süreçte Kürt illerinde AKP faşizmi ve saraydaki sultanın emriyle 90’lı yıllardaki OHAL’i aratmayan, köy boşaltma ve yakmalarıyla, gözaltında, kırsalda yapılan akıl almaz işkenceleriyle yeniden aktif faaliyete geçen kontra, kadına yine aynı iğrenç zihniyetle saldırdı.Muş’un Varto ilçesinde, HPG gerillaları ve özel tim arasında çıkan çatışmada Ekin Wan kod isimli Kevser Eltürk öldürüldü.Cansız bedenine işkence yapılan kadın gerilla çırılçıplak soyularak sokak ortasına atıldı.Beynini, inancını, direncini, savaşçılığını teslim alamadıkları insanın, sırf kadın olduğu için cansız bedenini çırılçıplak sergilemeleri aciz ve korkak olduklarının ispatıdır.Biz, Avrupa Demokratik Kadın Hareketi olarak diyoruz ki; bedenimizle utanmıyoruz, bedenimizin esirleri değiliz, ezik ve aciz de değiliz, özgürlük mücadelemiz onurumuzdur.Kevser Eltürk onurumuzdur, asıl onursuz olanlar katletmekle sınırlı kalmayıp onun cansız bedenine işkence yaparak, ikinci kez öldürenlerdir.Bilincimizle varız, yüreğimizle karşınızdayız. Bizler çıplak ve özgürleriz, çırılçıplak, cansız bedenlerde, işkence izlerinde teşhir olan sizlersiniz.!

Kevser Eltürk (Ekin Wan) Onurumuzdur.!
Yaşasın Direnen, Savaşan, Başeğmeyen Özgür Kadın, Kahrolsun Faşizm.!
Yaşasın Enternasyonal Kadın Mücadelemiz.!

Avrupa Demokratik Kadın Hareketi
Ağustos 2015

adkh.org