adhk tarafından

Yeni kavga yılında devrim umudunu dahada büyütelim!

Aralık 31, 2015 de ANASAYFA adhk tarafından

halkin_gunluguHalkın Günlüğü kolektifi olarak sınıflar mücadelesinin değişik mevzilerinde mücadele eden ve geleceği kazanma cüretini kuşanan yoldaşlarımızın, dostlarımızın ve tabi ki halklarımızın yeni kavga yılını bir kez daha devrimci coşkumuzla kutluyoruz

HABER MERKEZİ (31-12-2015) – Sınıflar mücadelesi cenderesinde çetin mücadelelerin yaşandığı,emperyalist dünya gericiliğinin dünya halklarına barbarca saldırdığı, kan kusturduğu, insanlığı ve doğayı tam bir yıkıma ve cehenneme dönüştürdüğü mevcut dünyada tabi ki bu barbarlığa ve gericiliğe karşı devrimci dünyanın isyanı kuşandığı ve ağır bedeller pahasına halkların gelecek umudunu büyüttüğü bir yılı daha geride bıraktık.

Devrimci dünyanın baş eğmez direngenliği ve geleceği kazanma cüretiyle başta Türkiye-Kuzey Kürdistan olmak üzere enternasyonal proletarya ve dünya halklarının yeni kavga yılını devrimci coşkumuzla kutluyor ve selamlıyoruz. Gök kubbenin altında yaşananlar yeni kavga yılında bizlere daha fazla görev ve sorumluluklar yüklemektedir.Yaşadığımız tarihsel devrimci birikimleri ve tecrübeleri daha ileri bir perspektifle kuşanarak ve ilerleterek geleceği kazanma mücadelesinde bir adım daha öne çıkmalıyız.

Yaşadığımız dünya gerçekliğinde tüm gelişmeler insanlığa berrak biçimde ‘’ ya barbarlık ya sosyalizmi’’ dayatmaktadır. Dünya gericiliğinin tek alternatifi ve tabi ki insanlığın en ileri özgürlük ve kurtuluş projesi devrim, sosyalizm ve komünizmdir. Dolayısı ile sınıflar mücadelesinin bütün alanlarında var gücümüzle insanlığın özgürlük ve kurtuluş kavgasına daha sıkı sarılarak umudu büyütelim.

Halkın Günlüğü kolektifi olarak sınıflar mücadelesinin değişik mevzilerinde mücadele eden ve geleceği kazanma cüretini kuşanan yoldaşlarımızın, dostlarımızın ve tabi ki halklarımızın yeni kavga yılını bir kez daha devrimci coşkumuzla kutluyoruz.

http://www.halkingunlugu.net/

adhk tarafından

HPG: Gabar’da 2 asker öldürüldü

Aralık 30, 2015 de ANASAYFA adhk tarafından

hpg-bimHPG Basın İrtibat Merkezi, son günlerde yaşanan çatışmalara ilişkin bilgilendirmede bulundu Yapılan açıklamaya göre, HPG gerillaları Gabar’daki Zıvıngê taburuna yönelik eylem gerçekleştirdiğini ve 2 askerin öldüğünü duyurdu

HABER MERKEZİ (30-12-2015) – HPG Basın İrtibat Merkezi, son günlerde yaşanan çatışmalara ilişkin bilgilendirmede bulundu. Yapılan açıklamaya göre, HPG gerillaları Gabar’daki Zıvıngê taburuna yönelik eylem gerçekleştirdiğini ve 2 askerin öldüğünü duyurdu.

HPG, 28 Aralık günü saat 10.40’ta gerilla güçlerinin Botan’ın Gabar alanında bulunan Zıvıngê taburuna yönelik bir eylem gerçekleştirdiğini duyurdu ve şu ifadelere yer verildi; ‘’Tabur içinde toplanan askerler etkili vurulmuş ve bunun sonucunda 2 asker öldürülmüştür. Eylemden sonra TC ordusu ölülerini Skorsky tipi helikopter ile kaldırmıştır. Gerçekleştirilen bu eylem Kerboran’da şehit düşen 3 yoldaşımızın anısına yapılmıştır.’’

Gerilla alanları bombalanmaya devam ediyor

Gerilla alanlarına yönelik “TC” saldırıları için şu bilgiler aktarıldı;

‘’29 Aralık günü saat 00.30’da TC ordusuna ait savaş uçakları; Medya Savunma alanlarımızdan Kandil bölgesine bağlı Zergele, Enzê ve Bolê köyü çevresini bombalamıştır.

30 Aralık günü(bugün) saat 01.00 – 12.00 arasında Medya Savunma alanlarımızdan Metina alanı sınır hattında bulunan Elemun karakolu; Zendura tepesi ve yamacını obüs, havan ve tanklarla bombalamıştır.

29 -30 Aralık günleri saat 22.00 – 07.00 arasında Heftanin alanı, saat 23.30 – 01.30 arasında Zap bölgesi, 29 Aralık günü saat 08.00 – 11.00 ve 22.30 ile sabaha doğru saat 05.00 arasında Garê alanı üzerinde insansız hava araçları keşif uçuşları gerçekleştirmiştir. Ayrıca 29 Aralık günü saat 21.30 – 22.30 arasında Metina alanı, saat 22.00 – 00.00 arasında Heftanin alanı, saat 23.00 ile gece saat 01.00 arasında Zap bölgesi üzerinde savaş uçaklarının hareketliliği yaşanmıştır.’’

http://www.halkingunlugu.net/

KASIM KOÇ tarafından

2016 Yılı Başta Kürt Halkı olmak Üzere, Ezilenleri Daha Büyük Bir Kavga Bekliyor

Aralık 30, 2015 de KASIM KOÇ KASIM KOÇ tarafından

kasım koçKasım Koç (29-12-2015) 7 Haziran da Türkiye ve Kuzey Kürdistan da yapılan Parlamento seçimlerinde devletin iktidar partisi AKP’nin Kuzey Kürdistan da ki ayağı kesilip atıldı.

Bu seçimde devletin resmi partileri Kürt illerinden süpürüp, temizlendi. Kürtler bölgenin tek temsilcileri oldukları tüm kamuoyu da böylelikle gördü.

7 Haziran Seçimlerin de % 10 barajının aşan HDP bu seçim ile tüm dünya kamuoyunun nezdinde en haklı ve meşru zeminde Kürtler 80 Milet Vekili ile TBMM girdiler. Kuzey Kürtleri Cumhuriyet tarihinde ilk defa legal alanda bu kadar güçlü kazanımlar elde etmiş Meclise de büyük bir hamle yaparak girmiş oldular.

Türk devleti-AKP seçim döneminde tüm anti demokratik yasalara, engellemelere, provokasyonlara rağmen HDP’yi engelleyemediler aksine HDP oylarını artırdı.

Tüm bu anti demokratik uygulamalara rağmen Kürtler ilericileri, aydın, yazar, devrimci kişi ve kurumları yanına almayı başardı. Ülkenin her bölgesinde daha öncelleri oyunu değişik burjuva partilerine vermesine rağmen bu dönem HDP’nin yürüttüğü doğru bir siyasal kampanya sonucu halk oylarını mazlumlardan yana kulandı, en büyük kazanım da buydu Kürtler ve sosyalistler açısından.

Tek başına hükümet olamayan AKP bu seçim sonuçlarını içine sindiremedi, devleti de arkasına alarak kitleleri sindirme, bastırmak amacı ile intihar eylemleriyle kitle kıyımlarına gitti. Haziran da ki halkın iradesine saygı göstermektense sokağa çıkanın akıbeti belli olmayan bir ortam yaratarak yeniden halkı sandık başına götürdü.

Devletin bu siyasetine karşı HDP 7 Haziran seçim sonuçlarında ısrar etmeliydi, Çünkü bu seçim halkın iradesiydi ve bu iradeyi intihar eylemleri ile ülke kaosa, savaşa sürükleyen zihniyete karşı direnmeliydi. Bu haklı, meşru mevzide kalmak için ısrar etmeliydi. HDP’ye dayatılan 1 Kasım seçimlerine katılmaktansa boykot siyasetini geliştirerek sırtını Ankara’ya çevirmesi en doğru siyaset olacaktı.

Boykot kelimesi toplumumuzda yasa dışı olarak algılanıyor ve ilk reaksiyon “Hayır” ile karşı karşıya kalınıyor. Oysa Demokrat Parti ilk yerel seçimlerde CHP’nin anti demokratik uygulamalarını boykot etmiştir. Oysa bu kast ettiğimiz her iki partide Türk Devletin meclisinde ki temsilcileriydi. Yerel seçimleri boykotunu yapan Demokrat Parti daha sonra ki dönemde boykot siyasetini bırakmış seçime gitmiş ve CHP’nin elinde ki yüzlerce Belediyeleri alarak yerellerde tam bir hakimiyet sağlamıştır.

HDP’nin de 1 Kasım seçimlerini boykot etmesi için elinde öyle güçlü ve haklı zemini vardı ki; lakin HDP ‘Türkiyeleşme, Barış’ adı altında 7 Haziran seçim öncesinde ki siyasal kampanyasını sürdürdü, boykotu gündemine dahi alıp tartışmadı. 7 haziran seçimlerinde yürüttüğü siyasal kampanyada ki argümanlarıyla 1 Kasım da ki çalışmalarına da aynı söylemlerle seçim çalışmalarına devam etti. Bu siyasete gerek Kürtler gerekse Sol, sosyalistler açısından süreç iyi gelişmedi ve oy kaybetmekten de kurtulamadılar.

Devlet ise aksine 7 Haziran döneminde ki yenilgiyi iyi görmüş bunu tek yolu ise sokağa dökülen kitleleri tekrar evlerine-pembe dizilere gömmek için tüm gücü ile kitle kıyımına yöneldi.

Türk devleti öyle bir siyaset güttü ki tereyağından kılı çeker gibi çekti ve bu hamleyi kimse görmedi, görenler olduysa da bunları ciddiye alıp da dinleyen olmadı.

Polisler uykuda kurşunlandı..!

İntihar eylemleri…

Nasıl oldu?

Kim yaptı?

Kim yaptırdı?

Sorularını henüz sorulmadan, cevapları bulunmadan ülke kendisini savaşın içinde buldu.

Devletin yarattığı bu kaos ile Kürt halkına saldırma, imha etme siyaseti ile kapsamlı büyük bir savaş siyaseti planlanmış ve bunu uygulamaya koyuldu.

Devletin bu imha hamlesine karşı da Kürt özgürlük hareketi de Özerklik ilan etti. Kırk yıldır savaşan güçler açısından gerek Türk devleti gerekse de Kürt Özgürlük hareketi açısından yeni bir süreç başlamış oldu.

Toplum Özerklik sorusunu soracak, buna hazır olup olmadığını tartışacak zamanı bulmadan ormanlar, dağlar alev alev yanmaya başladı, silahlı çatışmalar aldı başını gitti.

Gerilla ile Türk ordusu arasında süre gelen çatışmalar şehir merkezlerine kaydı. Mahalle, semt, ilçelerde Özerklik ilanları yapılmasından dolayı savaşın ana merkezi şehirler oldu.

“Hendek Kazmışlar” yaygarasını koparan komprador kapitalist medya katliamın suç ortağı oldu.

Medyanın bu savaşta devletin yanında tarafı olması ile devletin, Kürt halkını imhaya yöneldiğini ilk belirtileri ve göstergesiydi.

Savaş ve savaşmak bir sanattır.

Savaşan kesimler bir birlerini alt etmek için bir çok savaş taktiklerini uygularlar. Doğru bir strateji ve bu stratejiye hizmet eden savaş taktikleri uygulayan muharebede kazanır.

Koşulları, yeri ve zamanı iyi tespit edemeyen savaşın bir tarafı yenilgiden kendisini kurtaramaz.

En iyi savaş taktiği hiç savaşmadan savaşı kazanmaktır.

Savaşmak zorunda kalırsan da en az insan kayıplarıyla zafer kazanan Savaş Sanatını en iyi uygulayan ve bilendir.

Gerilla savaşı yürüten kesim her daim hareketli, değişken Savaş taktikleri uygulayarak kendi düşmanını yıpratır ve nihayetinde koşullar olgunlaştığında kazanma hamlesine geçer.

Lakin gerilla savaşını yürüten güç klasik bir savaş taktiklerinde ısrar ederse, denge aşamasına gelmeden düzenli bir orduya karşı mevzi, hendek, barikat savaşına girer ve bunda ısrar ederse savaşı kaybeder. Çünkü gerillaya karşı savaş veren düzenli ordunun teknik ve teknolojik savaş araçların sahiptir bu büyük bir avantajdır Türk Ordusu açısından.

Pkk’nin bunca deneyimli, birikimli savaş sanatına hakim olmasına rağmen neden bu sürece Hendekle girdi sorusunu muhataplarına sormak lazım.

Kürtler bugüne kadar ki tüm taleplerinde haklıydılar, bugün yine haklıdırlar buna diyecek yok. Ancak yapacakları, alacakları kararlar yanlışsa bu yanlış da Kürt siyasetçileri, yetkililer ısrar etmemelidirler.

Yanlışta ısrar edeni eleştirmek, uyarmak gerekir. Verilen bir yanlış kararda ısrar etmenin Kürt halkına hiç bir faydası yok zararı var. Bu zararı farklı göstererek bir başka anlam yüklemek doğru değildir.

Hendek savaşına girme kararı verenler Kürt meselesinde getirisi ile götürüsünü düşünmek zorundadırlar. Devlet “hendek kazmışlar” diyor operasyon yaparak katliamın alt yapısını hazırlıyor-hazırladı ve katliamlar yaptı, soykırıma gitti.

İşte tamda burada bu nokta devletin planını boşa çıkaracak Savaş sanatı devreye girmeliydi.

Atlılar, Develer üzerinde yürütülen savaş mı var orta da?

Hayır.

Hendek karşı tarafın atlı, develi, katır üzerinde üstün bir durumda olduğundan dolayı hendekler kazılarak düşmanın bu üstünlüğünü kırmak için yapılan bir savaş taktiğidir.

Bugün Rus savaş uçağını vuracak güce sahip bir devlet ile karşı karşıyadır Kürtler. Yani kazılan hendeklerin üzerine havada bombada yağdıracak hava hareketine sahip, hatta uçak ile zırhlı araçlarını kaldırıp hendeğin başına, ötesine, kıyına bırakacak güce sahiptir Türk ordusu.

Böyle bir çağda, askeri donanımlı bir orduya karşı Hendek savaşının kararını almak ile Türk ordusu karşısında verilen en büyük yanlış askeri savaş taktiğidir.

Kırk yılda Kürtlerin sürdürdüğü savaş ile kazandığı mevzileri ki bu söz konusu mevzi Kürt halkın ve dostların Kürt hareketin yanında yer almasının en büyük kazanımlarından biriydi.

Bu kazanımı Hendek savaşı ile darbeleme, zayıflatma, yıpratma, imha ve nihayetinde yok etme lüksüne hiçbir Kürt siyasetçi, politikacı ve askeri komutan sahip olmamalı.

PKK’nin kırk yılda savaşarak kazandığı, toparladığı, güç haline geldiği bu mahalle, semt, ilçe ve İllerde başta Türk devletti olmak üzere AKP’nin de nefes borularını tıkamıştı. Kırk yıllık dağda ki gerilla savaşını Hendek savaşına dönüştürmesi ile bu İl, İlçeleri yıkıma uğratmasına neden oldu.

Hendek, Sokak yada BARİKAT Savaşı,

Bu barikat savaş konusunda eğer pkk yöneticileri Kobani’yi örnek almışlarsa büyük bir yanılgı içerisine girmişlerdir.

Kobani özgül bir durumdur.

Üçüncü dünya savaşı fiilen yürütülen bir bölgeydi. Özeldi.

Kuzey Kürdistan il ve ilçeleri Kobani değildir.

Sokak savaşları, barikatlar vs. esasında devrimci bir gerilla ordusu için verilir ki bu gerilla ordusu için büyük bir moral kazanma savaş taktiğidir.

Proletarya önderlerinden Engels yoldaş sokak savaşı konusunda “siyasal moral” olarak değerlendiriyordu.

Ağustos ayından bu yana kuşatma altında olan Kürt il ve ilçelerde ki halkın moral ve motivasyonu yükseldi mi, yükselen bu moral ile daha büyük gerilla hamleleri mi yapıldı? Kesinlikle hayır, aksine hepimizin üzerinde bir moral çöküntüsüne neden oldu. İşte Lice, Silvan, Cizre vs. Sur… binlerce kişi bu savaş sonucunda bölgeyi terk etmek zorunda kaldı.

Şehirler yaşanmaz hale getirildi, Filistin’e, Lübnan’a çevrildi kentlerimiz.

Paris barikatını örnek alacaksak şunu asla unutmayalım bizim ülkemiz ne Paris nede İspanyadır. Düşmanlarımızda aynı ve bir değildir. Koşullar ve askeri güçler ile bölgedeki dengeler keza aynı değildir. İspanya ve Fransa da yaşanan barikat ve sokak savaşları Kuzey Kürdistan ile eş tutulursa eğer ki anlaşılan tutuluyor. Yada örnek ve model alınıyorsa işte en büyük yanlış yapılmış olacak.

Kürt hareketi İspanya, Fransa gibi ülkelerde ki gibi bir savaş vermek istese de pek de benzemiyor aksine sanki Kürt özgürlük hareketine has bir savaş taktiği gibi görünüyor.

Her nereden örnek alınmışsa yada sadece Kürtlere has bir savaş modeliyse de tez elden bundan vaz geçilmelidir.

Kürtler kendi haklı davalarında ne kadar az zayiat verirlerse o kadar iyidir.

Kürtler haklıdır bu haklı davasında yanlış mevzide dövüşmekte ısrar etmemelidirler.

Kuzey Kürdistan da Türk devletin yürüttüğü imha operasyonunu kınıyor ve lanetliyorum.

Yeni yılda başta Kürt halkı olmak üzere dünya halklarını büyük bir kavga bekliyor…

Yeni yıl dileğim: Yeni yılda birlik mücadele zafer yoksul emekçi halkların olması umudu ile…

adhk tarafından

ADGH, 10. Eğitim Kampını gerçekleştirdi

Aralık 29, 2015 de ADGH, ANASAYFA adhk tarafından

genclikAvrupa Demokratik Gençlik Hareketi, merkezi eğitim çalışmaları kapsamında yılda iki defa olmak üzere, her yıl düzenli olarak organize ettiği eğitim kamplarının 10’sunu, Almanya, Fransa ve İsviçre’den gençlerin katılımıyla 25-28 Aralık tarihleri arasında Almanyanın Allgäü bölgesinde gerçekleştirdi

Almanya (29-12-2015) Genel olarak dünyada, özelde Ortadoğu’da, Türkiye/Kuzey Kürdistan ve Avrupa coğrafyalarında güncelde yaşanan ekonomik, siyasal ve toplumsal gelişmeler, insanlık tarihinin gelişimi, sınıflı toplum gerçekliğinin tarihsel arka planı çerçevesinde günceldeki durumu, emperyalist-kapitalist sistemin güncel sömürü politikaları ve sonuçları, ezilenler cephesinden farklı mücadele dinamikleri ve durumları, kadın ve çevre sorunu gibi konuların ele alındığı sunum ve tartışmalar üzerine, alternatif sosyalist sistem ve toplumun nasıllığı ve sorunları etrafında tartışmalar yürütüldü. Tarihten günümüze farklı tarihsel süreçlerde kadının ve örgütsel mücadelesinin durumu ve kapitalist sistemin kar hırsı sonucu doğa üzerinde yarattığı tahribatların detayları da 1. gün tartışmalarında özel olarak işlenen konulardan oldu.

  1. gün yapılan sunum ve sürdürülen tartışmalarda, Avrupa coğrafyasında gençliğe yönelik yürütülen politikalar, bunların farklı gençlik kesimleri üzerindeki etkileri, özel olarak Fransa ve Almanya’da gençliğin yaşadığı ekonomik, akademik, sosyal-kültürel sorun ve çelişkilerin detayları etrafında, işçi-işsiz, öğrenci, göçmen vb. ezilen gençlik kesimlerinin toplumsal ve sınıfsal gelişmelerden nasıl etkilendiği, çözüm mücadelesindeki rolleri çerçevesinde sunumlar ve tartışmalar gerçekleştirildi. Tartışmalar neticesinde, Avrupa’da politik gençlik mücadelesinin önemi ve ilerleme dinamikleri çerçevesinde, bu mücadelenin örgütsel anlamda pratik ayaklarını güçlendirmeye dönük planlamalar, somut fikir ve öneriler ortaya kondu.

Kültürel ve sanatsal atölye çalışmalarının da olduğu kampta, tiyatro ve müziğin yanısıra, özellikle günümüz dünyasında, grafik-görsel tasarım alanının politik çalışmalardaki önemi ve nasıl kullanılacağı konusunda özel bir sunum gerçekleştirildi.

adhk tarafından

Botan’da 15 gün içinde 2’si bebek 33 sivil katledildi

Aralık 28, 2015 de ANASAYFA adhk tarafından

botanda-katliamSilopi’de 9 cenaze hala evlerde bekletilirken, 14 sivil cenazesinin bulunduğu Şırnak Devlet Hastanesi morgunda yer olmadığı için 3 aylık Miray bebeğin minik bedeni bir başka cenazenin göğsünde bekletiliyor

HABER MERKEZİ (28-12-2015) – Kürt halkının öz yönetim kararlarına sıkıyönetim uygulaması ile saldıran devlet güçlerinin, anne karnındaki bebekten 3 aylık bebeğe, 70 yaşındaki imamdan, kapısının önündeki kadına, çocuklara dönük saldırıları, bir soykırım tablosu ortaya çıkardı. 15 günde devlet güçlerinin Cizre ve Silopi’de aralarında henüz anne karnındaki bir bebek ile 3 aylık Miray bebeğin de bulunduğu 33 can alması, 34 sivil Kürdün katledildiği Roboski katliamının yıldönümünde Kürtlere ikinci bir Roboski katliamı yaşatıldığını gözler önüne seriyor.

Katletmekle de yetinmeyen devlet güçleri halkın iradesini kırabilmek için cenazelere de işkence uyguluyor. Silopi’de 9 cenaze hala evlerde bekletilirken, 14 sivil cenazesinin bulunduğu Şırnak Devlet Hastanesi morgunda yer olmadığı için 3 aylık Miray bebeğin minik bedeni bir başka cenazenin göğsünde bekletiliyor.

Silopi’de 14 sivil katledildi 9 cenaze evlerde bekletiliyor

Sıkıyönetimin 15’inci gününe girdiği ve direnişi kıramayan devlet güçlerinin halkın canına kast ettiği Silopi’de şu ana kadar 14 sivil devlet güçlerinin saldırılarında yaşamlarını yitirdi. Katledilen sivil 9’unun cenazesi mahallere yapılan yoğun tarama ve top atışları nedeniyle hastanelere götürülemediği için evlerde bekletiliyor. Özel harekat polisleri tarafından vurulan Teybet İnan (57) isimli kadının cenazesi ise özel tim ateşi nedeniyle ancak 7 gün sonra vurulduğu sokaktan alınarak Şırnak Devlet Hastanesi’ne gönderildi. Silopi’de son 4 günde devlet güçlerinin saldırıları sonucu iki sivil daha katledildi.

İlçede devlet güçlerinin saldırılarının son kurbanlarından birisi 75 yaşındaki İmam Hasan Sanır oldu. Nur Mahallesi’ndeki evinde çocuklarına erzak almak için evin 2’nci katına çıkan Sanır’ın devlet güçlerinin açtığı ateş sonucu yaşamını yitirdiği öğrenildi. Sanır’ın cenazesi hala evde bekletiliyor. Dün ise ilçede rahatsızlanan ve saldırılar nedeniyle hastaneye kaldırılamadığı için yaşamını yitiren Botan’ın ünlü ve sevilen dengbêjlerinden olan Salih Erener’in (Salihê Şirnexî) yaşamını yitirdi. Cenazesi evinden alınarak ilk olarak Silopi Devlet Hastanesi’ne ardından da otopsi işlemleri için Şırnak Devlet Hastanesi Morgu’na gönderildi. Yasak nedeniyle cenazeleri defnedilemeyen ve hastaneye kaldırılamayan sivillerin isimleri şöyle: Huseyin Güzel (70), Yusuf Aybi (80) Yusuf İnan (40), Şiyar Özbek (25), Reşit Eren (17), Axîn Kanat (16), Ayşe Buruntekin (40), Mehmet Mete (11) ve Hasan Sanır.

3 aylık Miray bebeği katlettiler

Sıkıyönetimin 15 gündür sürdüğü Cizre’de de devlet güçlerinin sivillere dönük saldırılarının sonucu ortaya çıkan sonuç katliam niteliğinde. 14 Aralık günü sıkıyönetim ilan edilen ve günlerdir tanklarla bombalanan Cizre’de saldırlar sürerken, ilçede bugün itibarıyla katledilenlerin sayısı biri anne karnında bebek biri henüz 3 aylık olan Miray bebek olmak üzere 19 oldu. İlçeye hakim tepelere konuşlandırılan tanklardan atılan top mermilerinin şarapnel parçaları ve özel tim silahlarından çıkan mermilerle katledilen Doğan Aslan (22), Hediye Şen (30), İbrahim Akan (15), Selahattin Bozkurt (70), Zeynep Yılmaz (40), Yılmaz Erz (42), Cahide Çakıl (35), Emine Duman (75), Doğan İşçi (32), Mehmet Tekin (32), Mehmet Saçan, Dikran Sayaca, Azime Aşan (50) ve Lütfü Aksoy isimli sivillerin yanı sıra karnından vurulan 7 aylık hamile Güler Yanalak’ın karnındaki bebeği de ameliyatla alınmak zorunda kaldı. Son 4 gündür yoğunlaşan saldırıların hedefinde ise bu kez kadınlar ve çocuklar vardı. 24 Aralık’da Cudi Mahallesi’ne yoğun bir şekilde yapılan top atışlarıyla top mermisinin bir eve isabet etmesi sonucu 20 yaşındaki Ferdi Kalkan isimli bir genç yaşamını yitirdi. 25 Aralık’da ise Yafes Mahallesi’nde yaralanan ve saldırılardan dolayı ancak saatler sonra hastaneye kaldırılabilen Abdulmecit Yanık ve Hacı Özdal yaşamlarını yitirdi. Cizre’den gelen son ölüm haberi ise tüm insanlığın vicdanını sızlattı. Sur Mahallesi’nde özel harekat timlerinin açtığı yaylım ateşinde 3 aylık Miray İnce bebek katledildi. 3 aylık Miray’ı ambulansa taşıdığı sırada taranan dedesi Ramazan İnce de kaldırıldığı hastanede yaşamını yitirdi.

Miray bebek bir başka cenazenin göğsünde uyuyor

Devlet güçleri tarafından bebek yaşlı dinlemeden katletmeye devam ederken, cenazelere dahi işkence etmekten de çekinmiyor. Cenazelerin çoğu yoğun saldırılar nedeniyle hastanelerin morglarına kaldırılamadığı için evlerde bekletiliyor. Hastanelerin morglarına götürülebilen cenazeler ise saldırıların yoğunluğundan kaynaklı memleketlerinde defnedilemiyor. Sıkıyönetimin sürdüğü ilçelerde evlerde bekletin cenazeler buzla muhafaza edilmeye çalışılıyor. Cenazelerinin büyük bir çoğunluğunun sevk edildiği Şırnak Devlet Hastanesi morgunda da adeta insanlığa karşı bir suç işleniyor. Devlet güçlerinin saldırılarında yoğunlaşan saldırılarda yaşamını yitirenlerin artması nedeniyle yer kalmayan morgda, cenazelerin bozulması üzerine STÖ’lerin desteğiyle bir adet soğuk hava konteynırına nakline izin verilmiyor. Cizre ve Silopi’de devlet tarafından katledilen 14 yurttaşın cenazesinin getirildiği hastanede 6 cenazenin ise hastane yemekhanesine ait soğuk hava deposunda tutuluyor.

İnsanlığın yüreğini en çok sızlatan durum ise 3 aylık Miray İnce’nin minik bedenine sığacak yer bile bulunamamış olması. Miray bebek morgda bekletilen başka bir cenazenin göğsünde yatıyor.

Cenazeleri Şırnak Devlet Hastanesi morgunda bekletilen sivillerin isimleri ise şunlar: Doğan Aslan (24), İbrahim Akhan (15), Yalanak’ın 8 aylık anne karında vurulan bebeği, Lütfü Aksoy (25), Zeynep Yılmaz (40), Doğan İşi (18) , Emine Duman (75) , Adile Karaduman (55) , Dikran Sayaca, Ferdi Kalkan (20) , Hacı Özdal, A.Mecit Yanık, Miray İnce (3 aylık) , Ramazan İnce, 2 Dengebej Salih Erener (Salihê Şirnexî) ve İbrahim Bilgiç.

ANF

adhk tarafından

Viyana’da Kürdistan’da yaşanan katliamlar protesto edildi

Aralık 27, 2015 de ANASAYFA adhk tarafından

viyanaAvusturya’nın başkenti Viyana’da Demokratik Güç Birliği’nin (DGB) çağrısıyla Kürt Ulusuyla dayanışmak, direnişi desteklemek ve TC faşizmini protesto etmek için yürüyüş yapıldı

VİYANA (27-12-2015) – Avusturya’nın başkenti Viyana’da Demokratik Güç Birliği’nin (DGB) çağrısıyla Kürt Ulusuyla dayanışmak, direnişi desteklemek ve T.C. faşizmini protesto etmek için yürüyüş yapıldı.

“Faşizme ve onun işbirlikçilerine karşı Demokratik Öz Yönetim” şiarıyla direnen Kürt halkının ve devrimci dostlarının çığlığı olmak, Kuzey Kürdistan’da göz yumulan katliama karşı insani bir duruş almak, birlikte yaratmak ve yönetmek için ve yine Kürdistan‘a sefer olur fakat zafer olmaz ruhuyla düzenlenen yürüyüş Karsplatz’da opera önünde başladı. Atılan sloganlar ve yapılan konuşmalarla devletin Kürt ulusuna yönelik gerçekleştirdiği katliamlar protesto edildi.

adhk tarafından

Almanya’da Binler Kürdistan Direnişini Sahiplendi!

Aralık 26, 2015 de ANASAYFA adhk tarafından

3Almanya Demokratik Güç Birliği Platformunun çağrısı ile , Türk Devletinin Kuzey Kürdistan’da uyguladığı terörü kınamak ve Kürt ulusunun direnişini sahiplenmek için 26 Aralık Cumartesi günü Düsseldorf şehir merkezinde bir araya gelen binlerce insan yürüyüş ve miting düzenledi

Düsseldorf (26-12-2015) Saat 11.00 de Düsseldorf tren garının önünde toplanan kitle, NRW Eyalet Parlamentosu’nun önüne kadar yürüyüş düzenledi.

ADGBP bileşenleri ADHK, Naw-DEM, ATİK, AGİF, DİDF ve AABF ‘nin yanı sıra MLPD, TİKB, MKP, Partizan ve MLKP bayrakları ile yürüyüşe geçen kitle; ‘’ Kürdistan Faşizme Mezar Olacak’’, ‘’Katil Devlet Hesap Verecek’’ “Yaşasın Kürdistan’daki hendek direnişimiz”, “Yaşasın Sur, Cizre, Silopi, Nusaybin ve Dargeçit direnişi”, Kürtçe, Türkçe ve Almanca sloganlarını haykırdı.

Yürüyüş esnasında ve daha sonrasında Eyalet Parlamentosu’nun önünde düzenlenen mitingde yapılan konuşmalarda, Kürdistan ulusunun kararını verdiğini, öz yönetimler ile kendilerini yöneteceklerine vurgu yapıldı. Bu iradeye ve meşru taleplere karşı tanklarla toplarla savaş açan, altı aylık bebeği dahi gözünü kırpmadan katleden T.C nin yenileceği belirtildi.

Kobane’de yenilen gerici-barbar orduların bu kez de Kuzey Kürdistan sokaklarında ve dağlarında yenileceği, hiçbir gücün halkın iradesi karşısında tutunamayacağı vurgusu yapılan konuşmalarda ; ‘’Nerede olursak olalım, Kürt ulusunun meşru direnişini ve ezenlere karşı tüm ezilenlerin haklı kavgalarını sahiplenelim’’ çağrısı yapıldı.

ADHK ve ADHF (Almanya Demokratik Haklar Federasyonu) da yürüyüşte bayrak ve pankratlarıyla yer alarak Kürt ulusunun haklı ve meşru mücadelesine destekledi. Yürüyüş ve ardında yapılan miting başarıyla sonuçlandı.

25

 

 

 

 

 

 

689101112

adhk tarafından

MLKP savaşçısı Pirsus Armanc Kobanê’de ölümsüzleşti

Aralık 25, 2015 de ANASAYFA adhk tarafından

ismet-sahinKobanê’nin güneyinde IŞİD’e karşı başlatılan operasyonlarda MLKP savaşçısı İsmet Şahin (Pirsus Armanc) ölümsüzleşti

HABER MERKEZİ (25-12-2015) – Kobanê’nin güneyinde IŞİD’e karşı başlatılan operasyonlarda MLKP savaşçısı İsmet Şahin (Pirsus Armanc) ölümsüzleşti

MLKP Rojava Örgütlülüğü, Şahin’in dün sabah ölümsüzleştiğini belirtti. MLKP Rojava Örgütü açıklamasında, “Demokratik Suriye Güçleri ile birlikte Kobane’nin güneyini DAİŞ çetelerinden temizlemeye dönük devrimci operasyonda yer alan MLKP savaşçılarından İsmet Şahin (Pirsus Armanc) yoldaşımız, 24 Aralık sabah saatlerinde şehit düştü. Operasyon sırasında, çetelerin araç patlatması sonucu şehit düşen yoldaşımızla birlikte, aralarında MLKP güçlerinin de bulunduğu bir grup savaşçı da yaralandı” ifadelerine yer verdi.

İsmet Şahin’in (Pirsus Armanc) mücadele hayatına ilişkin ise şu bilgiler verildi: “Pirsus yoldaşımız, AKP/DAİŞ faşizminin karanlık güçlerine karşı İstanbul’da, son mermilerine kadar dövüşerek ölümsüzleşen Berçem Renas ve Ekin Su (Yeliz Erbay-Şirin Öter) komutanlarımıza atfederek katıldığımız bu operasyonda, büyük bir istek ve kararlılıkla yerini almış, şehitlerin hesabını sorma isteğiyle dolu bir heyecanla cepheye koşmuştu.

Pirsus yoldaşımız, Kürdistan’ın özgürlüğüne sevdalı bir sosyalist yurtsever olarak, Rojava’ya gelmiş, kendini şehitlerin hesabını sormaya adamıştı. Aslen Urfa/Suruç’lu olan ancak Antep’te yaşayan Pirsus yoldaşımız, işçilikten gelen disiplini ve emekçiliği ile öne çıkmış, öğrenme isteğini ve savaş kararlılığını günlük yaşamda da ortaya koymuştu. Olası bir hamlede yerini alabilmek için, sabah sporlarına BKC ve mühimmatlarıyla çıkarak, kendini hazırlamış, böylece operasyon grubumuzda yerini almıştı.

Pirsus yoldaşımız, yönünü Rojava’ya çevirdiğinde partimizle tanışmış ve o günden beri, saflarımızda yerini almıştı. Eğitim süreçlerindeki performansı ve duruşuyla birliğinde tim komutanlığına gitirilmiş; o bu süreçte, kendini yenileyerek yoldaşlarına örnek olmuştu. Yoldaşlık sevgisi ile doğlu, canlı ve neşeli katılımıyla öne çıkan yoldaşlarımızdandı”

İsmet Şahin’in ulaşılan sicil bilgileri ise şu şekilde;

Adı Soyadı: İsmet Şahin

Parti Adı: Pirsus Armanc

Anne Adı: Adile

Baba Adı: Feridun

Doğum Yeri: Suruç/Urfa

Doğum Tarihi: 10.11.1991

http://www.halkingunlugu.net/

adhk tarafından

YDG-H: 2 günde 30 devlet gücü öldürüldü

Aralık 24, 2015 de ANASAYFA adhk tarafından

cizre-ydghYDG-H 21-22 Aralık’ta TC Devleti ile yaşanan çatışmaların bilançosunu açıkladı Açıklamaya göre TC Devletinin 30 kolluk gücü öldürüldü

HABER MERKEZİ (24-12-2015) – Yurtsever Devrimci Gençlik Hareketi (YDG-H), 21-22 Aralık’ta TC Devleti ile yaşanan çatışmaların bilançosunu açıkladı Açıklamaya göre T.C. Devletinin 30 kolluk gücü öldürüldü.

YDG-H açıklamasında, “YDG-H olarak sarayın çeteleri ve faşist işgalci orduya karşı sürdürmekte olduğumuz direnişi zafere kadar sürdürme kararlığımız tamdır ve sömürgeci rejim ne kadar güç kullanırsa kullansın direniş irademizi kıramayacaktır. Sömürgecilik ortadan kaldırılıp Kürdistan tamamen özgürleşinceye kadar tüm Yurtsever Kürdistan Gençliği de seferberlik halinde direnişe aktif katılımını sürdürmelidir” ifadelerine yer verdi.

YDG-H’ın açıklamasına göre bilanço ise şu şekilde; “21 Aralık günü Amed’in Sur ilçesindeki Kurşunlu Camii civarında mahalleye sızma yapmak isteyen düşman güçlerine gençler el bombaları ile karşılık verilmiş, burada devlet güçlerinden 3 çete öldürülmüştür. Hasırlı mahallesinde düşman tanklar ile ilerlemek istemiş, gençler burada bir tankı hedef alarak darbelemiştir. Yine gençler düşman saldırılarına anında cevap vermiş ve 3 çete öldürülmüştür. Son 2 gün içerisinde Sur ilçesinde gençlik gruplarımız tarafından 10 eylem gerçekleştirilmiş, fakat düşman ölü ve yaralıları hakkında kesin bilgi sağlanamamıştır. 21 Aralık günü Karedeniz mahallesinde gençler düşmana karşı sızma yapmış ve düşman unsurlar çembere alınmış, çıkan çatışmada düşmanın net 4 ölüsü bulunmaktadır. Ayrıca bir eve girmek isteyen düşman güçlerine gençler, cevap vererek vurmuştur. Aynı gün Kurşunlu Camii civarında düşman evlerin damından mahalleye girmek istemiş, bunu fark eden gençler düşmanı etkili bir şekilde vurmuştur. Burada 1 özel harekat polisi öldürülmüştür. Düşman güçleri hem karadan hem de havadan Sur ilçesini bombalamaya devam etmektedir. Bir helikopter mahalleri ateş açtığı esnada gençler bu helikoptere karşılık vermiş ve darbelenen helikopter acil iniş yapmak zorunda kalmıştır” denildi.

T.C. Devleti hastane, okul ve evleri karargah olarak kullanıyor

YDG-H açıklamasında devamla; “22 Aralık günü Şırnak’ın Silopi ilçesine bağlı Zap mahallesinde gençler uzun mesafeli 3 eylem gerçekleştirmiş ve 3 özel harekat çetesi öldürülüyor. Aynı gün Barbaros mahallesinde de 2 eylem daha gerçekleştiriliyor. Burada da 2 özel harekat çetesi öldürülüyor. 21 Aralık günü Nuh mahallesinde gençler düşman güçlerini hedef alıyor ve vuruyor. Burada net 1 polis öldürülüyor. Nuh mahallesinde ki direnişte 2 düşman gücü gençler tarafından vurularak öldürülüyor. Zap mahallesinde ise gençler 2 düşman gücünü uzun mesafeden vurarak öldürmüştür. Zap mahallesinde düşman roketler ile bir evi hedef alıp vurmuş bu saldırıda 1 sivil kadın şehit düşmüştür. Ayrıca düşman bomba atar ve havanlar ile Nuh ve Zap mahallesini bombalıyor. Karşıyaka mahallesinde de düşman bir evi hedef almış,burada 19 yaşında ki sivil bir genç şehit düşmüştür. Nuh mahallesinde düşman güçleri sivil halkı kendine kalkan olarak kullanmaktadır. Ayrıca 2 gün içerisinde toplam 10 ev düşman tarafından hedef alınıp yıkılmıştır.

22 Aralık günü Cizre’nin Cudi mahallesine sızma yapma isteyen düşman güçlerini gençler fark ederek vuruyor. Burada 1 özel harekat çetesi öldürülüyor. 21 Aralık günü sabahı düşman güçlerinin Şırnak’ın Cizre ilçesinde ki başlatmış olduğu saldırı devam etmektedir. Düşman özellikle Cudi, Yafes, Nur mahalleleri olmak üzere ilçe genelini tank ve toplarla aralıksız vuruyor. 21 Aralık günü Nur mahallesinde zırhlı bir aracın geçişi sırasında gençler tarafından bir tuzak patlatılmış ve bu araç tümden imha olmuştur. Aynı gün Cudi mahallesinde ise düşman güçleri halkın evlerini ateşe vermiştir. Dün sabah saatlerinde Cudi mahallesinde gençler 1 askeri suikast ederek öldürmüştür. Bu sabah saatlerinde ise 3 eylem gerçekleştirilmiş, burada 3 polis öldürülmüştür. Ayrıca dörtyol mevkiinde Kobra tipi zırhlı bir aracın geçişi sırasında daha önceden hazırlanan tuzak patlatılmış ve patlama sonucunda bu araç tümden imha edilmiştir. Bugün ise gençler 3 özel harekat çetesi öldürülmüştür.

22 Aralık günü saat 11.00’da Mardin’in Nusaybin ilçesine bağlı Kanika mahallesine düşman saldırıyor. Burada gençlerin verdiği karşılık sonucu 1 polis öldürülüyor. Saat 11.10 ise gençler bir zırhlı kepçeyi imha ediyor. Düşmanın Kanika mahallesinde ki saldırılarında 45 yaşındaki sivil bir yurttaş katlediliyor.

22 Aralık günü akşam saatlerinde Mardin’in Kerboran ilçesinde düşman engelli bir genci hedef alıyor. Bu gençten daha sonra haber alınamamaktadır.”

“Bu durum açık bir biçimde savaş hukukunu çiğnemek anlamına gelmektedir. Sivillere ve kamuya ait olan mekanları kendine kalkan olarak kullanan bu çetelere karşı sivil toplum örgütleri daha fazla sesini yükseltmeli, sivil ve savunmasız insanları yok etmeyi bir alışkanlık haline getiren devlet çetelerine karşı uluslararası kuruluşlar harekete geçmelidir” dedi.

http://www.halkingunlugu.net/

adhk tarafından

Faşist Türk Devletinin Katliamlarına Karşı Özyönetimleri Sahiplenmek İçin Düsseldorf Yürüyüşüne Katıl!

Aralık 24, 2015 de ANASAYFA adhk tarafından

dgbpADGBP (24-12-2015) Amed, Sur, Varto, Cizre, Silopi, Silvan, Yüksekova, Nusaybin, Dargeçit faşist Türk devletinin sokağa çıkma yasağı adı altında uyguladığı sıkıyönetime karşı halkın direniş kalesi olmuştur Yüksek binalara, Cami minarelerine yerleştirilen keskin nişancıların sürek avına rağmen, çoğu Almanya’da satın alınan panzerlerin toplarına rağmen, havada helikopterlerle atılan bombalara rağmen Kürtler öz yönetimlerini savunmaya devam etmektedirler.

Tarihi soykırımlar ve katliamlarla dolu olan faşist Türk Devleti bir yandan Kürdistan coğrafyasında Kürtlere saldırırken, Türkiye’de de saldırılarını yoğunlaştırmıştır. Ankara’da 10 Ekim’de gerçekleştirilen saldırıda 102 işçi ve emekçi hayatını kaybetmişti. Gene İstanbul’da polisin ev baskınlarıyla gerçekleştirdiği yargısız infazlarda devam ediyor. Son bir kaç ay içinde Günay Özarslan, Dilek Doğan ve Dilan Kortak kaldıkları evlerde ailelerinin gözleri önünde infaz edildiler. Faşizmin son yargısız infazı da tekrar İstanbul’da 22 Aralık’da gerçekleştirildi. Kaldıkları evleri basılan devrimci kadınlardan Yeliz Erbay ve Şirin Öter polis tarafından yargısız infaz edildiler.

Kürdistan’da sokakları, evleri, mahalleleri, kasabaları, şehirleri askeri çeteleriyle basıp katliamlar yapan Erdoğan/AKP iktidarı, şehirlerde de yargısız infazlar, toplu katliamlar yapmaktadır. Diğer taraftan da başta Sayın Öcalan olmak üzere, devrimcilere yönelik cezaevlerinde izolasyon uygulamaktadır. Tüm girişimlere rağmen Sayın Öcalan ile görüşmeler yaptırılmamaktadır.

Tüm bu saldırıların en büyük suçlularından biriside Alman devletidir. Ekim ortasında Türkiye’yi giderek açıktan Erdoğan/AKP’ye destek veren Merkel, bu katliamların direk sorumlusudur. Aynı şekilde bugün Kürt illerinde gerçekleştirilen katliamlarda kullanılan silahların büyük bir çoğunluğu Almanya tarafından satılmaktadır.

Almanya Demokratik Güç Birliği Platformu olarak, faşist Türk devletinin bu katliamlarını kınamak, Kürt halkının özyönetimlerini sahiplenmek ve Alman devletinin Türkiye’ye verdiği desteği kınamak için 26 Aralıkta Düsseldorf’da düzenlediğimiz ortak yürüyüşe hepinizi katılmaya, destek vermeye çağırıyoruz. Gün sokak başlarında faşist çetelere karşı savaşanların yanında olma günüdür.

Demokratik Güç Birliği Platformu-Almanya

Yürüyüş

Tarih: 26 Aralık 2015 (Cumartesi)

Saat: 11.00

Yer: Düsseldorf Hauptbahnhof Önü