adhk tarafından

Ankara eylemini TAK üstlendi

Şubat 19, 2016 de ANASAYFA adhk tarafından

tak17 Şubat akşam saatlerinde Ankara’da Türk askerlerine yönelik yapılan eylemi TAK üstlendi TAK, eylemi gerçekleştiren militanın kimlik bilgilerini de açıkladı

HABER MERKEZİ (19-02-2016) TAK açıklamasında, “17 Şubat 2016 günü akşam saat 18:30’da Ankara Merasim sokakta faşist TC ordusunun konvoyuna yönelik TAK olarak gerçekleştirdiğimiz fedai intikam eyleminde yüzlerce faşist Türk subayı öldürülmüştür. Eylem TAK kuvvetlerimize bağlı ÖLÜMSÜZLER TABURU savaşçısı, Kürt halkının yiğit evladı Zınar RAPERİN (ABDULBAKİ SÖNMEZ) Yoldaş tarafından patlayıcı yüklü aracın patlatılması suretiyle gerçekleştirilmiştir” denildi.

TAK açıklamasında devamla şunlar belirtildi:

“Bu eylem Cizre’de bodrumlarda hunharca katledilen savunmasız, yaralı sivil insanlarımızın intikamı için yapılmıştır. Tüm herkes şunu bilsin ki bunun sorumlusu yaralı insanlarımızın yakılması talimatını verenlerdir. Savaşta hiçbir kural tanımayan, halkımızın yaşadığı şehirleri yerle bir eden faşist Erdoğan-AKP çetesi bu ateşin kendilerini yakacağını da bilmeliler.

TAK olarak daha öncede ilan ettik; Kürt halkına yönelecek her türlü saldırının hesabını soracağız. Kürt halkına yaşatılan her acının intikamını misliyle alacağız.

KÜRT HALKININ DÜŞMANLARI!

Kürt halkına düşmanlığın bir bedeli vardır. Yaptığınız her saldırının hesabı mutlaka sorulacaktır. Hiçbir yerde, hiçbir zaman güvende değilsiniz. Nasıl ki savunmasız halkımızın evlerini başlarına yıktıysanız bizde karargahlarınızı başınıza yıkacağız. Başta faşist TC–AKP devleti ve tüm yardakçıları olmak üzere, tüm herkes şunu iyi bilmelidir ki; Kürt halkına yaşattığınız her acıyı binlerce katıyla siz yaşayacaksınız. Halkımıza en büyük acıları yaşatan ve tarihin her döneminde Saray kapılarında onurunu ve şerefini satarak yaşamaya çalışan hain işbirlikçiler; TAK’ın tarihsel adaletinden kaçamayacaksınız.

KÜRT HALKININ DOSTLARI!

Her zamankinden daha büyük bir cesaretle faşizme karşı ayağa kalkın. Erdoğan’ın faşist diktatörlüğünü yenmek için her zamankinden daha güçlüyüz. TAK savaşçıları her yerde düşmanın kalbine korku salmaya devam edeceklerdir.

KÜRT HALKI!

Binlerce yıldır bu coğrafyada ortak ve eşit yaşam arayışlarına verilen cevap hep katliam ve soykırım olmuştur. Ülkemizi toplu mezarlar dönüştürdüler. Artık özgürlüğün ve bağımsızlığın şafağındayız. Bu senin hakkındır. Ayağa kalk ve korkma! Senin binlerce Erdal, Derwêş ve Zınar’ın var. Özgürlüğün ve bağımsızlığın için kendilerini feda etmeye hazırlar. Bu onurlu yolda yürümek isteyen Kürt gençliği; direniş saflarında yerini al.

TÜM İNSANLIĞA!

Bugün Kürdistan’da halkımız tarihin gelmiş geçmiş en barbar ve ahlaksız faşist diktatörlüğünün vahşi saldırısı altındadır. Hergün onlarca savunmasız masum insanımız faşist Erdoğan çeteleri tarafından katledilmektedir. Faşist Erdoğan’ın şantajları karşısında bu insanlık suçuna sessiz kalmak, bu vahşetin ortağı olmak demektir.

Bugün Erdoğan ve onun çetesi, yaptığımız eylemi çarpıtarak farklı yansıtmaya çalışmaktadır. Kürt halkının her direnişini terörize ederek yeni katliamlara zemin yaratma çabası ve yalanı bir kez daha ortaya çıkmıştır. İlk andan bu yana eylemi farklı gruplara mal ederek, Kürt halkının büyük bedeller ödeyerek elde ettiği kazanımlara karşı DAİŞ eli ile elde edemediğini, uluslararası güçleri manipüle ederek elde etmeye çalışmaktadır. Bu güne kadar yaptığımız tüm eylemlerin sorumluluğunu üstlendik. Kürt halkının savaş örgütü TAK, sahip olduğu savaş kapasitesiyle her türlü eylemi kendi özgücü ile yapacak güçtedir.

ZINAR RAPERİN KÜRT HALKININ ONURLU SAVAŞÇISI OLDUĞUNU TÜM DÜNYAYA GÖSTERDİ

Açıklamada, fedai eylemini gerçekleştiren Abdulbaki Sönmez(ZINAR RAPERİN)’e ilişkin de şu ifadelere yer verildi:

“Zınar Raperin arkadaşımız 1989 yılında Van’ın Gürpınar ilçesinde yurtsever bir ailede dünyaya geldi. 2005 yılından itibaren Kürt özgürlük mücadelesinin değişik zeminlerinde mücadele yürütmüştür. 2011 yılından bu yana ise TAK saflarında Önder Apo’nun ve Kürt halkının fedaisi olarak büyük emekler vermiş bir arkadaşımızdır. Mütevaziliği, sadeliği ve fedakarlığıyla TAK içinde öncü ve örnek bir duruşa sahip olmuştur. Önderliğimize ve halkımıza dönük geliştirilen saldırıların yarattığı büyük öfke ve kinle kendisini büyük intikam görevlerine hazırlamıştır. Bugün yaptığı eylemle Kürt halkının yiğit ve kahraman bir evladı onurlu bir savaşçısı olduğunu tüm dünyaya göstermiştir.

Anısına bağlılık sözümüzü yineliyor, bizlere devrettiği mücadele bayrağını onun komutasında, ülkemizden işgalci faşist sömürgecileri kovana dek her yerde ve her zaman yükseltmeye devam edeceğiz.”

ANF

adhk tarafından

Cizre’nin ardından Sur’da vahşet bodrumu

Şubat 19, 2016 de ANASAYFA adhk tarafından

sur-bodrum katliamBombardıman altındaki Sur’da bir evde ailelerle birlikte mahsur kalan DİHA muhabiri Mazlum Doğan, bağlı bulunduğu ajansını ve HDP Grup Başkanvekili Demirel’i arayarak, havan mermisinden Fatma Ateş adlı kişinin ağır yaralandığını belirterek, “Çok acil ambulans lazım Yaralı kadınlar var burada” dedi

HABER MERKEZİ (19-02-2016)- 80 gündür saldırı altında bulunan Amed’in Sur ilçesinde haber takibi yapan ve ailelerle bir evde mahsur kalan DİHA muhabiri Mazlum Dolan, bağlı bulunduğu ajansını ve HDP Grup Başkanvekili Çağlar Demirel’i telefonla aradı.

DİHA’nın geçtiği habere göre ajanslarını arayan Dolan, atılan havan mermisinin parçalarının isabet etmesi sonucu Fatma Ateş (65-70) adlı kişinin ağır yaralandığını aktardı. Ateş’in ayağı ve omzundan yaralandığını kaydeden Dolan, bilgileri aktarmaya devam ederken telefon kesildi.

‘Çok acil ambulans lazım’

Dolan, Sur’da hemen yanı başında yaşanan olayı HDP Grup Başkanvekili Çağlar Demirel’le de paylaştı. Dolan, Demirel’e “Çok acil ambulans lazım. Yaralı kadınlar var burada. Kadınların içerisinde teyzem de var” dedi. Dolan’ın bu kısa konuşmasının ardından telefon kesilirken, Demirel, telefondaki birkaç dakikalık konuşma sırasında bile aralıksız bir bombardıman sesinin geldiğini söyledi.

‘Yaralılarımızı almak istiyoruz’

Sur’da bodrumda mahsur kalanları almak için İçişleri Bakanlığı nezdinde görüşmeler yaptıklarını belirten Demirel, “Bir an önce bu vahşeti durdurmalarını ve sokağa çıkma yasağı kaldırmalarını istiyoruz. Bir an önce gidip orada yaralılarımızı almak istiyoruz” dedi.

http://www.halkingunlugu.net/

adhk tarafından

Bodrum vahşetinin görüntüsü

Şubat 19, 2016 de ANASAYFA adhk tarafından

cizre bodrum enkazCizre’nin Cudi Mahallesi’nde ikinci vahşet bodrumu olarak bilinen Narin Sokak’taki yerle bir edilmiş binanın görüntülerine ulaşıldı Görüntülerde enkaz halindeki binanın yanı sıra çevresindeki tüm yapıların yakılıp yıkıldığı gözler önüne serildi

HABER MERKEZİ (19-02-2016)- Şırnak’ın Cizre ilçesi Cudi Mahallesi’nde insanlık dışı katliamın yaşandığı vahşet bodrumlarının görüntüleri ortaya çıktı. Tamamen insansızlaştırılan bölgeye giren Cihan Haber Ajansı muhabiri tarafından çekilen görüntülerde, özellikle vahşet bodrumlarının bulunduğu Narin Sokak’ın tamamen harabeye döndüğü görülüyor. İkinci vahşet bodrumu olarak bilinen ve 41 cenazenin çıkarıldığı binanın tamamen yerle bir olduğu görüntülerle belgelendi.

Buradaki yaralıların günlerce ambulansın gelmesi yönünde çağrı yaptığı, ancak devlet güçlerinin saldırı ve engellemeleri nedeniyle girilemeyen bölgedeki tüm binaların ağır silahlarla ve tank atışlarıyla enkaza döndüğü, vahşet bodrumunun karşısında bulunan bir binanın ise enkazının dahi kaldırıldığı görüldü.

Büyük yıkımın olduğu mahallede birçok evin yakıldığı, binalardan ise ağır kokuların yükseldiği bildirildi.

http://www.halkingunlugu.net/

adhk tarafından

YPG: Ankara patlamasıyla hiçbir ilişkimiz yok

Şubat 18, 2016 de ANASAYFA adhk tarafından

ypg-komutanligiYPG Genel Komutanlığı yazılı bir açıklama yaparak Ankara patlamasıyla hiçbir ilişkileri olmadığını aktardı Açıklamada, “Türk Başbakanı Davutoğlu’nun ‘Ankara saldırısını YPG yaptı’ açıklaması yalandır, gerçeklerden uzaktır Davutoğlu, bu açıklama ile Suriye ve Rojava’ya yönelik saldırıya zemin hazırlamak istemektedir” denildi

HABER MERKEZİ (18.02.2016) – YPG Genel Komutanlığı yazılı bir açıklama yaparak Ankara patlamasıyla hiçbir ilişkileri olmadığını aktardı. Açıklamada, “Türk Başbakanı Davutoğlu’nun ‘Ankara saldırısını YPG yaptı’ açıklaması yalandır, gerçeklerden uzaktır. Davutoğlu, bu açıklama ile Suriye ve Rojava’ya yönelik saldırıya zemin hazırlamak istemektedir” denildi.

YPG’nin açıklaması şu şekilde;

“Halkımız ve kamuoyunun da iyi bildiği gibi Rojava devrimi üzerinden tam dört yıl geçti. Biz YPG olarak, bölge halklarını savunuyoruz. Zorlu ve zahmetli süreçlerde bir başımıza El Nusra ve DAIŞ gibi terör gruplarına karşı şiddetli savaşı yürüttük, yürütüyoruz. Birçok çevre, devlet ve basın yayın organları, bu terör gruplarının Türk devleti tarafından desteklendiğini açıkladı. Fakat YPG olarak, Rojava’daki halkımıza saldıran terör gruplarına dışında, biz ne komşu devletlere, ne de diğer güçlere karşı askeri bir faaliyet içerisine girmedik. Tüm tahrik, provokasyon ve Türk ordusunun Rojava topraklarına saldırmasına rağmen, bu saldırılara karşılık vermedik ve tarihi sorumluluğumuzu yerine getirdik.

Tam dört yıldır Türkiye’nin Suriye ile olan sınırın en güvenli olduğu bölge Rojava’dır. Bizden taraf askeri herhangi bir müdahale gelişmemiştir. Bunu da en iyi bilen Türk ordusu ve AKP hükümetidir. Dört yıldır, Türkiye-Suriye sınırının en güvenli bölgesi Rojava sınırıdır. Bizim tarafımızdan hiç bir askeri eylem yapılmamıştır. Bu gerçeği en iyi bilen ise, Türk ordusu ve AKP hükümetidir. Bilerek gerçekleri çarpıtıyorlar ve bizi Ankara’daki patlamadan sorumlu tutuyorlar.

Biz Türkiye halklarına ve dünyaya bir kez daha şu mesajı veriyoruz: Bizim bu olayla hiçbir ilişkimiz yoktur. Sadece bu saldırı değil, hiç bir zaman Türkiye’ye karşı bir saldırı içinde olmadık. Türkiye devleti, bizim onlara saldırı yaptığımızı asla kanıtlayamaz, çünkü bizim böyle bir saldırımız olmamıştır. Türk Başbakanı Davutoğlu’nun ‘Ankara saldırısını YPG yaptı’ açıklaması yalandır, gerçeklerden uzaktır. Davutoğlu, bu açıklama ile Suriye ve Rojava’ya yönelik saldırıya zemin hazırlamak istemektedir. Yanı sıra, tüm dünya tarafından bilinen DAİŞ ile bağlantısını kamufle etmeyi amaçlamaktadır.

Biz Halk Savunma Birlikleri-YPG olarak bir kez daha yineliyoruz: Ankara’daki patlama ile hiç bir ilişkimiz yoktur. Bütün komşu devlet ve güçlere Rojava devrimine ve halkların iradesine saygı göstermeye çağırıyoruz.”

adhk tarafından

Artvin halkı direniyor

Şubat 17, 2016 de ANASAYFA adhk tarafından

artvin-gune-gaz-saldirisi-altinda-basladi-64619Artvin halkının, Cerattepe’nin Cengiz Holding tarafından yağmalanmasına karşı başlattığı direniş sürüyor

HABER MERKEZİ (17-02-2016)- Artvin halkının, Cerattepe’nin Cengiz Holding tarafından yağmalanmasına karşı başlattığı direniş sürüyor

Dün yaşananlar

Artvin Cerattepe’de Cengiz Holding’in yapmayı planladığı madene karşı 21 Haziran 2015’ten beri direnen bölge halkı 15 Şubat’ta çevre illerden takviye jandarma getirildiğini öğrenmeleri üzerine Cerattepe’ye çıkan yolu Atmaca mevkiinde araçlarıyla kapattı. Şirket ve polis, 16 Şubat sabahı 5.30’dan itibaren yaylaya çıkmayı denerken halkın yayla yolunu araçlarıyla kapatması nedeniyle yukarı çıkılamadı. Saat 5.30 ve 8.30’da başarısızlıkla sonuçlanan Cerattepe’ye çıkma girişimlerinin ardından polis saat 11.00’da gaz bombalarıyla halka saldırarak yukarı doğru ilerlemeye başladı. Gaz bombaları ve plastik mermilerle gerçekleşen polis saldırısında yaralananlar oldu. Saldırıya rağmen halkın bekleyişi sürerken yolu kapatan yüzlerce aracın çekilememesi ve gazın etkisi geçer geçmez halk nöbet noktasına geri gelmesi üzerine polis tekrar geri çekilmek zorunda kaldı. Valilikle görüşme yapılmak üzere giden CHP Milletvekili Uğur Bayraktutan’dan haber beklenirken polis tekrar saldırdı. Polis saldırısına rağmen halk yoğun biber gazının dağılmasıyla nöbet alanlarındaki yerini geri aldı.

Artvin halkı güne gazla başladı

Dün Artvin halkının direnişi sonucu geri adım atan jandarma ve polis bugün yapılan takviyelerinin ardından tekrardan saldırıya geçti.

Direnişte olan halka polis gaz bombalarıyla saldırdı, bazı evlerin bahçelerine düşen gaz bombaları nedeniyle yangın çıktığı bildirildi.

Polis saldırısı sonucu aralarında Yeşil Artvin Derneği Başkanı Nur Neşe Karahan, Yeşil Artvin Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Bahattin Altuntaş, Artvin Halkevi Başkanı Dursun Ali Koyuncu, ÖDP Merkez İlçe Başkanı Kamil Güven, Kenan Balcı ve Osman Okur’un olduğu 8 kişi gözaltına alındı.

Sabah saatlerinde yaşanan bu saldrıların ardından Artvin halkı yeni saldırılara karşı barikat kurarak bekleyişlerini sürdürüyor.

http://www.halkingunlugu.net/

adhk tarafından

Vahşet bodrumunda kayıp askerler de öldürüldü iddiası!

Şubat 16, 2016 de ANASAYFA adhk tarafından

haburŞIRNAK (16-02-2016) Cizre’de 2 ay önce ilçe merkezinde kaybolan ve alıkonuldukları değerlendirilen 2 uzman çavuşun vahşet bodrumlarında katledildiği ileri sürüldü Askerlerden birinin ailesi Silopi’ye gelerek teşhis için örnek verdi, ancak sonuç alamadı

Cizre’deki vahşet bodrumlarında katledilenlerin aileleri yakınlarının cenazelerinin teşhisi için Silopi’deki Habur Sınır Kapısı’nda kurulan geçici Adli Tıp Kurumu’na (ATK) gelmeye devam ediyor. Yaklaşık 50 ailenin gün içinde geldiği Habur’da şu ana kadar herhangi bir cenaze teşhis edilemezken, geçici ATK’ye gelenler arasında bir aile dikkat çekti.

Kayıp uzman çavuşlar da mı öldürüldü?

Cizre’de 12 Aralık 2015’te merkeze bağlı Yeniaslanbaşar köyü karakolundan açıköğretim sınavına gitmek için ilçe merkezine geldikten sonra kendilerinden bir daha haber alınamayan ve alıkonuldukları değerlendirilen 2 uzman çavuşun da vahşet bodrumlarına saldıran devlet güçleri tarafından katledildiği iddia edildi. Bu haber üzerine Silopi’ye gelen askerlerden birinin ailesi teşhis için geçici morga girdi, ancak 48 cenaze arasında askeri teşhis edemedi.

Asker ailesinin Mardin’deki cenazelerin tutulduğu morga da gittiği, ancak herhangi bir sonuç alamadığı için Habur’a geldiği öğrenildi.

DİHA

adhk tarafından

Almanya’da ‘radikal sol’u hedef alan yasalar İslamcı ve sağcılara uygulanmıyor

Şubat 16, 2016 de ANASAYFA adhk tarafından

alAlmanya (16-02-2016) Almanya’da “terörle”mücadele yasalarının sertleştirilmesinden bu yana DHKP-C ve PKK gibi Türkiye kökenli örgütlere yönelik çok sayıda soruşturma başlatıldığı, dava açıldığı ve ağır cezalar verildiği ortaya çıktı.

Sol Parti’nin meclise yönelttiği önergeye verilen yanıtta DHKP-C, TKP/ML, Devrimci Karargah, PKK ve bu örgütlere bağlı yapıların yanısıra Hizbullahı’ın ‘yabancı terör örgütü’ statüsünde muamele gördüğü belirtiliyor. En çok DHKP-C ile PKK’nın takibata uğradığı ve bu örgütlerin üyelerinin ağır cezalara çarptırıldığı dikkat çekiyor.

20 Ocak 2016 itibariyle döküm şöyle:

DHKP-C: 10 dava açılmış ve bu davalar kapsamında 13 kişi, iki yıl altı ay ile altı yıl dokuz ay arasında ağır hapis cezalarına çarptırılmış. Dört kişi hakkında da dört yıl dokuz ay ile altı yıl arasında hapis cezası verilmiş, ama henüz onanmamış. Dört DHKP-C’li de hala tutuklu yargılanıyor.

PKK: Sekiz dava açılmış, dokuz kişi iki yıl üç aydan altı yıl üç aya kadar ağır cezalara çarptırılmış. İki kişi hakkında hala soruşturma sürüyor.

TKP/ML: 18 kişi hakkında soruşturma sürüyor.

Ayrıca doğrudan örgüt bağlantısı dışında 20’sı PKK, beşi DHKP-C’li toplam 25 kişi hakkında da bireysel soruşturma yürütülüyor.

Bu örgütlerle ilişkisi bulunduğu ileri sürülen derneklere yönelik yasaklar da söz konusu. Son olarak Hannover’de perşembe günü bir Alman antifaşist gençlik derneğine, PKK’ya destek verdiği gerekçesiyle baskın düzenlenmişti.

Alman federal başsavcılığı, yabancı terör örgütü kapsamında haklarında takibat başlatılabilmesi için MLKP, MKP ve ‘Ülkücü Hareket’ diye nitelenen yapılanmalar hakkında da şu sıralar incelemelerin sürdüğünü, yetki alması halinde onların da DHKP-C, PKK gibi muamele görmesinin söz konusu olacağını belirtiyor.

Hukuki çerçeve

Almanya’da ‘suç işlemeye yönelik, terör amaçlı yabancı örgüt’ maddesi ceza kanununun 129’ncü paragrafının b şıkkında düzenleniyor. Suç amaçlı örgüt kurmayı tanımlayan 129’ncü maddenin kapsamı, Almanya’daki Kızıl Ordu Fraksiyonu (RAF) eyemleri sonrasında 129a’nın ilave edilmesiyle terör faaliyetlerini kapsayacak şekilde genişletilmişti. 11 Eylül saldırılarının ardından ise ceza kanununun yabancı radikal İslamcı örgütleri de kapsaması için çalışmalar başlatılmış, bu, 129b’nin ilave edilmesiyle sonuçlanmıştı. 129b, El Kaide ile mücadele amaçlı çıktıysa da 2003 yılında federal başsavcılığın girişimiyle ilk olarak Türkiye’den DHKP-C’nin de bu kapsamda muamele görmesi, takibata uğraması yönünde federal başsavcılığa yetki kararı verildi.

DHKP-C’yi 2006 yılında Antalya’daki saldırının ardından Kürdistan Özgürlük Şahinleri’nin (TAK), onu da TKP/ML’nin izlediği dikkat çekiyor. Ancak TKP/ML’nin bu isimle takibata uğramasından önce, askeri kolu olarak nitelenen TİKKO’nun bu statüye alındığı vurgulanıyor. PKK’ya bağlı olduğu saptanan gruplara yönelik ilk takibat kararı 2006’da alındıysa da PKK’nın ‘yabancı terör örgütü’ kapsamında muamele görmesi yönünde federal başsavcılığın 2011 yılı başında yetkilendirildiği dikkat çekiyor.

Almanya’da yabancı terör örgütü olarak nitelenen ve 129b’ye göre muamele görmesi talep edilen yapılara yönelik karar, federal başsavcılık, federal adalet bakanlığı, başbakanlık, dışişleri bakanlığı ve federal içişleri bakanlığıyla istişare içinde alınıyor.

Sol Parti vekilinin itirazı

Federal meclise Türkiye kökenli örgütlerle ilgili soru önergesini veren Sol Parti‘nin milletvekillerinden Sevim Dağdelen, Batı Almanya Radyo TV Kurumu WDR’in Türkçe yayını Köln Radyosu’na verdiği demeçte, bunun yargı bağımsızlığının ihlali olduğunu savunuyor. Dağdelen ayrıca, BM dışındaki bütün terör örgütleri listelerinin de hükümetlerin inisiyatifiyle hazırlandığını hatırlattı ve bunlarında belli bir siyasi parti mensubu olmaları nedeniyle, bu listelerin hukuki değil siyasi olduğunu söylüyor.

Sol Parti’li vekiil, Türkiye’de hakim olan ve Almanya’nın Türk örgütleri beslediği, kolladığı yönündeki genel kanının aksine, Almanya’nın Türkiye kökenli sol örgütleri özellikle hedef aldığını vurguluyor ve radikal İslamcı veya sağcı gruplarda 129b’nin uygulandığını görmediklerini belirtiyor.

YPG ve ‘FETÖ’

Almanya’da birçok hukukçu ve insan hakları kuruluşu, 129a ve 129b’de tanımlanan terör ve yabancı terör örgütü suçları kapsamına bakıldığında YPG’nin de teorik olarak buna dahil edilebileceğine dikkat çekiyor ve bu nokta üzerinden yasal düzenlemenin keyfi uygulamalara ve siyasi gündeme bağlılığına dikkat çekip eleştiriyor.

YPG meselesi tam da yukarıdaki açıdan son günlerde Ankara ile Washington arasında da gerginliğe neden olmuştu.

Türkiye kökenli terör örgütleri konusunda önümüzdeki dönem tartışma yaratacak bir diğer konunun da Gülen Cemaati olması muhtemel. Gülen Cemaati‘nin, Alman ceza kanunun 129a veya 129b paragraflarındaki suç tanımıyla ilgisi olmasa da Türkiye tarafı aksini iddia edip, ‘FETÖ’yü buna dahil edin’ diye siyasi bir tartışma başlatabilir.

(Elmas Topcu / Diken)

adhk tarafından

İzmir’de sosyalistler özyönetimi tartıştı

Şubat 15, 2016 de ANASAYFA adhk tarafından

izmir-panel-haber 1İzmir’de Demokratik Haklar Federasyonu (DHF) ve Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) “Sosyalistler özyönetimi tartışıyor” başlıklı panel düzenledi Panele Erdal Ataş, Figen Yüksekdağ ve Sebahat Tuncel konuşmacı olarak katıldı

İZMİR (15-02-2016) –DHF ve ESP İzmir’de “Sosyalistler özyönetimi tartışıyor” başlıklı panel düzenledi. Panele DHF-HDP ittifak milletvekili Erdal Ataş, HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ ve KJA Koordinasyonundan Sebahat Tuncel katıldı.

Dr. Zeki Gül’ün moderatörlüğünde Bayraklı Tepekule Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen panel saat 14.30’da başladı. Panele dair gerçekleştirilen kısa sunumdan ardından ilk söz Figen Yüksekdağ’a verildi.

Yüksekdağ sunumunda özyönetimin sadece Kürdistan için değil tüm coğrafya için geçerli bir yönetim şekli olarak komünal anlayışın idari yapılanmaya bürünmesi olduğunu ifade etti. Adına demokratik özerklikte denilebilen aynı zamanda halkların birlikte yaşama iradesini gösterebildiği özyönetim ideali Spartaküslerden beri uzun zamandır insanlığın özlemi olduğunu ve ezen hakim sınıflara karşı çıkış ve kendine ait olanı kurma iradesi ve ezilenlerin mücadelesine dayandığını belirtti. Türkiye’deki halklara teklik, aynılık dayatan paradigmanın artık çöktüğünü, özyönetim direnişinin Türkiye’de egemen siyasetin bir krizi haline geldiğini söyleyerek özyönetim talebini evrensel düzeyde ele alınması gerektiğini vurguladı.

“Özyönetim direnişi kurtuluş mücadelesinin tarihsel kavşaklarından biridir”

Yüksekdağ, özyönetim anlayışının bütün ülke halklarının birlikte yaşama anlayışı ve özyönetim direnişinin kurtuluş mücadelesinin tarihsel kavşaklarından biri olduğunu vurgulayarak, bu kavşağın geçilebilmesi durumunda toplumsal kurtuluş mücadelesi yönünde yeni bir düzey yakalanabileceğini ve özyönetim mücadelesinin ülkemizde demokratik bir halk iktidarının yolunu açacağını ifade etti. Yüksekdağ İzmir halkının, Lice’deki Kürt kadınları ve gençlerinin Şeyh Bedrettin’den, Börklüce’den bir farkının olmadığını göreceğinin altını çizdi ve İzmir’den, Şeyh Bedrettin’in torunlarının Lice’ye kardeşlik elini uzatacağına inancının tam olduğunu belirtti.

Ataş: Mevcut sistem çöktü, değişim kaçınılmaz

Erdal Ataş işe konuşmasında şu ifadelere yer verdi; “Nasıl ki köleci sistemler, krallıklar yıkıldıysa bugün gelinen aşamada yerine getirilen burjuva cumhuriyet rejimi, merkezi devlet yapısı, temsili demokrasi, küçük bir azınlığın çıkarı uğruna kara ve sömürüye dönük olan üretimin şeklinin de iflas ettiği açıktır. Kapitalist sistemde var olan özel mülkiyet yerine toplumsal mülkiyet getirilmediği sürece bu kriz derinleşmeye devam edecektir. Neden insanlar kendi coğrafyalarındaki sorunlarına dair söz hakkına sahip olamıyor ve yönetimde yer alamıyor? İşte özyönetim kaçınılmaz bir değişmeyi öngörerek parlamenter demokrasi yerine birebir demokrasiyi bizlere yöneltmektedir. Sermaye bugün bir takım sosyal ya da kimliğe dayalı hakları verebilir. Ancak bunun altında yatan sebep demokratik bir muhteva ya da değişim değil tam aksine var olan ve kazanılacak olan hakların mücadele edilerek kazanılmadığı savını topluma kabul ettirme derdidir.”

Özel mülkiyete dayalı sistemin çöktüğünü belirten Ataş konuşmasında, “Bugün, özyönetim talebini güçlendirerek direnen örgütlü gücün, yarın asıl sorunların çözüldüğü iktidar meselesine kalkışmasından hakim sınıflar ve siyasi iktidar çekinmektedir. Zaten asıl kritik mesele sistemin topyekun yıkılarak değişmesidir. Kapitalist sistem çökmüştür. Azınlık bir gücün tahakkümü altında özel mülkiyete dayalı sistemi çökmüştür. Bu nedenle özyönetim talebinin derinleşerek İktidara talip olup sistemi ele geçirmesinden korkuyor.” dedi.

Ataş konuşmasında son olarak; “Barikatlarda direnen her Kürt sınıf kimlikleriyle birliktedir. Ben kendimi ve kentimi yönetmek istiyorum denildiğinde atılan her adım sosyalizmi güçlendirir. Bu yüzden buradaki kazanımların tümü dünyanın tümünde çıkabilecek ve uygulanabilecek meclis, komün ve Sovyet tipi yönetimleri güçlendirecektir.” dedi

“Teslimiyet ihanete direniş zafere götürür”

Son olarak söz alan Sebahat Tuncel: “Özyönetim kapitalist modernitenin krizi göz önüne alındığında kapitalist ekonomi yerine sosyalist ekonomiyi, burjuva ulus devlet ideolojisi yerine demokratik ulus çözümlemesi yapmaktadır. Ancak meselenin siyasi boyutu daha da önem taşımaktadır. Bugün Rojava devriminin elde ettiği kazanımlar sistemi rahatsız etmektedir. Rojava’daki program Güney Kürdistan gibi ABD ile TC ile işbirliği yapsaydı ya da Esad güçlerini bombalasaydı Ankara PYD hattı böyle olmazdı. Rojava devrimi aynı zamanda sosyalist bir devrimdir. Rojava Devrimi bir kadın devrimidir. Rojava devrimi aynı zamanda enternasyonalist bir çizgiye sahiptir. Gelinen noktada Kürtler diyor ki biz mevcut üniter yapıda yaşayabiliriz. Ancak demokratik özerk bir yönetim istiyoruz. Kürdistan’da devlet nasıl var? Devlet Kürdistan’da tankıyla, silahıyla, copuyla var. Kendi iktidarlarını sürdürmek için masayı devirdiler. Şimdi de rejim ve sistem değişikliği üzerine bir algı yönetiyorlar. Bu rejim değişecekse bu sefer bizsiz olmaz. Kadınsız, Kürtsüz, Alevisiz olmaz. AKP’nin bugün halklara yaptığı bir diz çöktürme planıdır. Kimse Kürtlerden, devrimcilerden, sosyalistlerden diz çökmeyi beklemesin. Çünkü onlar Mazlum’un Sakine’nin yoldaşları. Çünkü onlar teslim olmadı. Teslimiyet ihanete, direniş zafere götürür.” dedi.

Panel soru ve cevap kısmıyla sonlandırıldı.

http://www.halkingunlugu.net/

izmir-panel-haber 2izmir-panel-haber 3

adhk tarafından

Okmeydanı Kuzey Kürdistan için yürüdü !

Şubat 15, 2016 de ANASAYFA adhk tarafından

okemydani-katliam-protstosuOkmeydanı halkı Kuzey Kürdistan’da gerçekleştirilen katliamlara karşı yürüdü

İSTANBUL (15-02-2016) – Okmeydanı halkı Kuzey Kürdistan’da gerçekleştirilen katliamlara karşı yürüdü

Genelde Kuzey Kürdistan’da özelde ise aktüel olarak Cizre ve Sur’da devam eden sokağa çıkma yasaklarına karşı dün akşam Okmeydanı’nda yürüyüş gerçekleştirildi.

Demokratik Haklar Federasyonu ( DHF ), HDP, Halkevi, KÖZ, ÖDP, HTKP ve SODAP’ın örgütleyicisi olduğu eylem kitleselliğiyle dikkat çekti. Okmeydanı Cemevi önünde 18:30’da başlayan yürüyüş “Kürdistan faşizme mezar olacak”, “Diren Cizre Okmeydanı seninle”, “Direne direne kazanacağız”, “Her yer Sur her yer direniş”, “Kürdistan’da düşene dövüşene bin selam” sloganlarıyla sürdürüldü.

Yürüyüşün ardından sağlık ocağı önünde yapılan basın açıklamasında Faşist T.C. ve kolluk güçlerinin katlettiği kadınların çıplak bedenlerini sosyal medyada paylaşması aslında “ataerkil devlet zihniyetini” teşhir ettiğine değinilirken direnen Kuzey Kürdistan halkları selamlandı ve Başta Okmeydanı olmak üzere bulunduğumuz her alanda direnişi yükseltme çağrısı yapıldı. Basın açıklamasının ardından eylem “Yaşasın devrimci dayanışma” sloganlarıyla sona erdirildi.

http://www.halkingunlugu.net/

adhk tarafından

DKH 3. Kurultayı tamamlandı!

Şubat 15, 2016 de ANASAYFA adhk tarafından

????????????????????????????????????

Demokratik Kadın Hareketi ‘’Kadın yönetime kadın iktidara’’ şiarıyla örgütlediği 3 Kadın kurultayını devrim ve sosyalizm mücadelesinde öncüleşen ve önderleşen kadınlara atfen kadının iradesini kuşanarak sonlandırdı

İSTANBUL (15-02-2016) – Demokratik Kadın Hareketi ‘’Kadın yönetime kadın iktidara’’ şiarı ile örgütlemiş olduğu 3. Kadın kurultayını iki günlük program ile sonlandırdı.

13 Şubat Cumartesi günü;

Demokratik Kadın Hareketi iradesi ile açılan kurultay devrim ve sosyalizm mücadelesinde ölümsüzleşenler anısına saygı duruşu ile başladı. Saygı duruşunun ardından Demokratik Kadın Hareketi adına yapılan açılış konuşmasında ”Demokratik Kadın Hareketi özel mülkiyet ile başlayan kadına yönelik her türden cinsel saldırı, baskı ve şiddete; kadınların ulusal ve sınıfsal kimliği gereği yaşadığı ayrımcılığa karşı kadınların ortak özgün mücadelesidir. Bizler Demokratik Kadın Hareketi olarak kadın katliamlarına, LGBTİ katliamlarına, yaşanan haksız savaşlara karşı kadının rengini alanlara taşımak adına yeni programımız ile mücadele yaşamımıza devam etmekteyiz. Bu bağlamda ele aldığımız 3. Kurultayımızda ”Kadın yönetime kadın iktidara” şiarı ile kadının rengini, bilincini alanlara taşımanın cüreti ile hepinizi selamlıyoruz” ifadelerine yer verildi.

DKH tarafından yapılan açılış konuşmasının ardından kurultay diğer komisyonlar tarafından selamlandı. Avrupa Demokratik Kadın Hareketi’nin selamlarının yer aldığı kurultayda devrimci kadın tutsaklar Evrim Konak ve Aysel Koç’un mektubu da okundu.

Kurultay selamlamalarının ardından Demokratik Kadın Hareketi’nin kadının bilincini, rengini, iradesini taşımak iddiası ile oluşturmuş olduğu yeni programı salona açılarak program üzerinden tartışmalar yürütüldü. İlk olarak Demokratik Kadın Hareketi’nin perspektifi, misyonu üzerine tartışmalar yürütüldü. Ardından kadın mücadelesi noktasında kadın temsiliyetlerinin önemi vurgulanarak kadın kotası uygulamasına vurgu yapıldı. Bunun yanı sıra feminizm, ekoloji, eğitim sistemi ve kadın, medya ve cinsiyetçi dil üzerine tartışmalar yürütüldü. Tartışmalarının olgunlaşması ile beraber DKH’nin talepleri, çalışma tarzı ve eylem birliktelikleri üzerine açıklamalarda bulunuldu ve fikir alışverişleri yapıldı. Yürütülen tartışmalar sonucu Demokratik Kadın Hareketi 3. Kurultayın ilk gününü sonlandırdı.

14 Şubat Pazar günü;

Demokratik Kadın Hareketi’nin selamlamasının ardından devrim ve sosyalizm mücadelesinde yitirdiklerimiz anısına saygı duruşunun ardından Demokratik Kadın Hareketi 3. Kurultayı başladı.

Saygı duruşunun ardından Demokratik Kadın Hareketi tarafından sunumlar gerçekleştirildi. Demokratik Kadın Hareketi Sözcüsü Dilşad Canbaz sunumunda Türkiye Kuzey Kürdistan’daki genel süreci ve bu süreç ile beraber gerçekleştirilen kadın katliamlarına, bedeni üzerinden onursuzlaştırılmaya çalışılan devrimci kadınlara değinerek “Nefret ve ayrımcı bir dille siyaset yaparak hem Türkiye’de hem de Kürdistan’da kadınlara yönelik bir savaş gerçekleştirilmektedir ve bu savaş kadınlar şahsında bütün halklara yönelik gerçekleştiriliyor. Kadınlar ve halklar olarak mücadeleyi büyütme çağrısı yapıyor ve çözümün örgütlü mücadeleden geçtiğini biliyoruz. Bütün kadınlar olarak çıplak bedenlerimizle örgütlü mücadeleyi büyütelim” ifadelerine yer verdi.

Ardından Sancı Kültür Sanat Edebiyat Dergisi’nden Duygu Kıt ‘’Medya ve Eril Dil’’ üzerine sunum gerçekleştirdi. Yapılan sunumda kadın mücadelesi üzerine açıklamalarda bulunulurken yaşamın bulunduğu her alana nüfuz eden eril dil ve bu dilin aşılması üzerine açıklamalarda bulunuldu. Sunumda ‘’ Medyada ve toplumda kadına yönelik şiddeti meşrulaştıran eril dili her alanda kapsamlı bir şekilde tartışmak gerekmektedir. Erilliği sınırlamamak kadın mücadelesinin buz kırıcı bir yöntemidir. Devlet bulunduğumuz her alanda erilliği kurma üzerine çalışmakta ve kadınlar uzun yıllardır buna karşı mücadele etmektedir. Haberler suçun unsurları ile donatılarak meşrulaştırılıyor. Devletlerin bu noktadaki konumu da üzerine giydiği gömlekler de kanlı” ifadelerine yer verildi.

Medya ve Eril Dil üzerine yapılan sunumun ardından Demokratik Kadın Hareketi Sözcülerinden Kıvılcım Arat da seks işçiliği üzerine sunum gerçekleştirdi. Kıvılcım Arat ise, seks işçisi kadınlara dönük yoğun bir şiddet politikasının olduğunu ve bu şiddetin giderek arttığını dile getirerek şunları belirtti: “Seks işçiliğine karşı hem dini hem sosyalist feminist felsefede yanlış bir yaklaşım var. Dini yaklaşımda kadını sadece bir erkeğe ait görmek ve meta olarak görme durumu var. Sosyalist feministler ise seks işçiliğini insan ticareti olarak değerlendiriyor. Sosyalistler ise bunun bir işçilik olmadığını iddia ediyor. Aslında kimse genel ahlaktan azade yaşamıyor. Bunun en belirgin özelliği ise erkek egemen zihniyetin bu kadar yaygın olması. Ve bununla birlikte seks işçiliği görmezden geliniyor. Bu durum da alanda çalışan kadını illegal alana itiyor ve kadınların illegal alana itilmesi ile birlikte taciz tecavüz olayları artıyor. Bulaşıcı cinsel hastalıkların yayılması artıyor. Yine devletin el altından para toplaması sağlanmış oluyor. Kimse kadınların ne istediğine ne hissettiğine önem vermemekte.’’ İfadelerine yer verdi.

Yapılan sunumların ardından Halkın Günlüğü Gazetesi, DEDEF, İstanbul LGBTİ Derneği, Yeni Demokrat Kadın; Demokratik Kadın Hareketi 3. Kurultayını selamladı.

Yapılan sunumların ve selamların ardından kadın mücadelesine ve kurultaya dair fikir alışverişi yapmak, tartışmalar yürütmek adına serbest kürsü oluşturuldu. Serbest kürsüde yerini alan kadınlar kadın mücadelesinin önemine değinerek Demokratik Kadın Hareketi’nin bu mücadele içerisindeki önemini vurgulamakla beraber kadın kurultayını selamladı.

Serbest Kürsünün ardından Demokratik Kadın Hareketi’nin önümüzdeki süreçteki planlamalarına dair bilgilendirmeler yapıldı. 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nün yaklaşmasına bağlı olarak 8 Mart’ta kadınların iradesini alanlara taşıma çağrısı yapıldı. Kürdistan’da halklara dayatılmış olan gerici savaş, imha ve inkar politikalarına karşı Kadınların özgün mücadele aracı olan DKH’nin Kürdistan’a dair eylem etkinlikler öreceği açıklandı. Demokratik Kadın Hareketi’nin önümüzdeki süreç içerisinde önüne koyduğu programlardan olan kadın bülteni ve kadın meclislerine de vurgu yapıldı.

Demokratik Kadın Hareketi kadının öncüleşme ve önderleşme mücadelesinde ‘’Kadın yönetime kadın iktidara’’ şiarı ile başlatmış olduğu 3. Kurultayını kadının bilincini ve rengini alanlara taşımanın önemi vurgu yaparken tüm kadınlara örgütlü mücadeleden yana çağrı yaptı.

Demokratik Kadın Hareketi’nin 3. kurultayı Grup Alamor Müzik Atölyesinin ezgilerinin eşlik ettiği halaylar ve zılgıtlar ile sonlandırıldı.

Kurultaya JİNHA, YDK ve KÖZ’de katılım sağladı.

http://www.halkingunlugu.net/

????????????????????????????????????

dkh-kurultay-tamamlandi 3

 

 

 

 

 

 

????????????????????????????????????

????????????????????????????????????