adhk tarafından

DHF: 1 Mayıs’ta Bakırköy’deyiz

Nisan 29, 2016 de ANASAYFA adhk tarafından

dhf-amblem2Demokratik Haklar Federasyonu İstanbul örgütlülüğü ‘1 Mayıs’ta Bakırköy’deyiz’ başlığını taşıyan yazılı bir açıklama yaparak halkı örgütlü mücadeleyi sahiplenmeye ve alanlara çıkmaya çağırdı

İSTANBUL (29-04-2016)- DHF İstanbul örgütlülüğü yazılı bir açıklama yaparak 1 Mayıs’ta Bakırköy’de olacağını duyurdu. Açıklamayı öneminden kaynaklı okurlarımızla paylaşıyoruz:

“İşçi sınıfının birlik, mücadele, dayanışma günü olan 1 Mayıs’ta Demokratik Haklar Federasyonu (DHF) İstanbul örgütlülüğü olarak Bakırköy’de olacağız.

İşçi sınıfının somut demokratik hak talepleri doğrultusunda birleşerek, mücadele yürütmesinden kaygı duyan gerici faşist güçlerin tüm engelleme çabalarını her alanda boşa çıkarmak siyasal sorumluluğumuz gereğidir. Bu sorumluluğumuz kutlama alanı tartışmalarıyla daraltılarak, mücadele sorumluluğumuz basite indirilmemelidir. Emekçilerin somut demokratik talebi olan sendikal örgütlenme hakkı, güvenceli çalışma koşullarının yaratılması, iş güvencesi, taşeron işçiliğinin kaldırılarak sosyal güvenceli çalışma şartlarının yaratılması, eşit işe eşit ücret, kadına yönelik cinsel saldırı, her türlü şiddet ve cinayetlerin engellenmesi, çeşitli milliyetlere ve inançlara yönelik baskı ve ayrımcı politikaların sonlandırılarak tam hak eşitliği temelinde özgürce, birlikte yaşamın zemininin yaratılması, kar uğruna doğa tahribatlarının sonlandırılması ve tüm bu somut demokratik hak talepleri doğrultusunda örgütlü mücadele yürüten ilerici, demokratik, yurtsever, devrimci güçlerin birleşik mücadelesinin, önemin arttığı bir süreçten geçmekteyiz.

Bu sorumluluk bilinciyle kitlesel katılımı sağlayıp, yaratılmak istenen korku imparatorluğunu parçalayarak, hakim sınıfların böl-parçala-yönet politikalarının boşa çıkarılması için sınıf bilincini kuşanarak kitleleri örgütlü mücadele çağırıyoruz.

Siyasal mücadelemizin öznesi olan halkımıza çağrımızdır; 1 Mayıs’ta Alanlara DHF Saflarına!

Dünyanın Bütün İşçileri Birleşin!

Birlik, mücadele, zafer!

Yaşasın 1 Mayıs!

Biji Yek Gulan!

Toplanma Yeri: Bakırköy Marmara Forum AVM önü Sahil Yolu

Toplanma Saati: 11.00”

http://www.halkingunlugu.net/

adhk tarafından

Ataş ve Önlü: Dersim Soykırımı kabul edilsin, belgeler açıklansın

Nisan 29, 2016 de ANASAYFA adhk tarafından

meclis-dersim-aciklamasi 137-38 Soykırımı’nın yıl dönümü olan 4 Mayıs’ın yaklaştığı günlerde, HDP İstanbul Milletvekili Erdal Ataş ve HDP Dersim Milletvekili Alican Önlü mecliste ortak bir basın açıklaması gerçekleştirdi

HABER MERKEZİ (29-04-2016) – Dersim 37-38 Soykırımı’nın yıl dönümü olan 4 Mayıs’ın yaklaştığı günlerde, HDP İstanbul Milletvekili Erdal Ataş ve HDP Dersim Milletvekili Alican Önlü mecliste ortak bir basın açıklaması gerçekleştirdi.

Yapılan basın açıklamasına, Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF), Demokratik Aleviler Derneği (DAD), Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) ve Dersim Araştırmalar Merkezi (DAM) de katıldı.

Basın açıklamasını Alican Önlü kırmançki (Zazaca) yaparken, Türkçe metni ise Erdal Ataş okudu.

Yapılan basın açıklamasında, soykırımın tanınması ve soykırıma ait tüm belgelerin açıklanması istendi.

Açıklamada şu ifadelere yer verildi;

“Geçmişte Kürt, Ermeni, Süryani gibi etnik toplulukların oluşturduğu kadim Dersim coğrafyası ne yazık ki bu kültürel zenginliğini merkezi otoritenin saldırılarından koruyamamış, yüzyıllar boyunca büyük katliamlar ve sürgünler yaşamıştır.

Kürt Alevi (Rae Haq) çoğunluğun, kimliğinden doğan bu zengin kültürel sosyal doku, zaman içerisinde Sünni İslam’ın içtihatlarına göre yönetilen imparatorluk Şeyhülislamlarının gayrı insani ve gayrı ahlâki fetvalarına maruz kalmıştır, ne yazık ki çok kez katline ferman verilmiştir. Osmanlı devlet adamlarından Şakir Paşa ve Mehmet Zeki Paşa 1896 tarihinde Babıâli’ye gönderdikleri Dersim Islahatı Hakkında isimli Layiha’da “Halkın birbiriyle irtibatını kesmek için kordon (kordondan kasıt barajların yapılmasıdır) ve karakollar kurulmalı ve Nakşibendi tarikatları kurulmalı” önerisini yapılmışlardır. Bölgenin coğrafi yapısını deforme edip, demografik yapıda tahribat yaratmak ve dini inancını asimile etmek fikrindedirler.

Dersim’in çok kültürlü özerk yapısı merkezi otorite tarafından kabul görmemiş ve 1800’lü yıllardan başlamak üzere çok sayıda yazılan gizli-açık raporlarda Dersim’in sosyal yapısının dağıtılması önerilmiş ve köylerin birbirileriyle olan ilişkileri koparılmak maksadıyla blok havuzlar, yani barajların yapılması önerilmiştir.

Osmanlı İmparatorluğu’nun gazabî mirasını devralan İttihat Terakki, bütün Anadolu’yu dizayn ederken, Kürdistan coğrafyasını da ulus-devlet paradigmasına göre Türkleştirme ve müslümanlaştırma politikası gütmüştür.

Dönemin Genelkurmay Başkanı Mareşal Fevzi Çakmak, 18 Eylül 1930 tarihinde Başbakanlığa sunduğu, Dersim Raporu“nda, bu yöreye karşı bir an önce askeri harekât‘ın düzenlenmesi gerektiğini söylüyordu. Bunun en önemli gerekçesi halkın, Alevi/Kızılbaş inancına sahip olması, Kürt olması.

Raporun hemen ardından, beklenen harekat, 24 Ekim 1930 tarihinde Dersim’in Kuzeyindeki Pülümür ve çevresinde başlatıldı ve binlerce yoksul Dersim’li katledildi.

Fevzi Çakmak’ın raporlarını İsmet İnönü’nün raporları izledi. 1935 yılında Kürdistan gezisini tamamlayıp dönünce, hazırladığı rapor doğrultusunda çalışmalar başlatıldı. ‘Dersim kasabı’ olarak ün yapan Abdullah Alpdoğan ve Kazım Orbay, birlikte Dersim’i baştanbaşa gezerek devlete rapor verdiler.  Özet olarak raporların tamamı; “Hükümet Dersim’de öncelikle yol, köprü, kışla yapmalıdır” diyordu. Bu yol, köprü ve kışlaların ne işe yarayacağı ise çok geçmeden anlaşılacaktı.

Dersim’le ilgili peş peşe hazırlan raporlardan sonra Mustafa Kemal, 1935 yılında Meclis açılış konuşmasında Dersim’de bir ”ıslahat programı” uygulanacağını açıkladı ve “Yeniden bazı vilayetlerin kurulması da lüzumlu görülmektedir” dedi.

14 Haziran 1934’te Tunceli İskân Kanunu çıkarılmış, kanunla Türk kültürüne benzetilmek istenen nüfusun nakli istenmiştir. 25 Aralık 1935’te çıkarılan Tunceli Kanunu ile de Dersim’in adı Tunceli olarak değiştirilmiştir.

Yürürlüğe giren Tunceli Kanunu akabinde, 1.Umumi Müfettişlik bölgesi kapsamında bulunan Elazığ, Dersim, Erzincan ve Bingöl’ü kapsayan, Elazığ merkezli 4.Umumi Müfettişlik kurulmuş olup, Tunceli Kanunu Genel Müfettişi de olan Vali ve Komutanlara, kişileri yakalama, sürgün ettirme, yargılama, idam kararı verme gibi hukuk dışı, geniş yetkiler verilmiştir.

1936 yılı Parlamento`nun açış konuşmasında, Mustafa Kemal Dersim için özetle, “Dahili işlerimizden en mühim bir safha varsa o da Dersim meselesidir. Dahilde bulunan iş bu yarayı, bu korkunç çıbanı, ortadan temizleyip koparmak ve kökünden kesmek işi her ne pahasına olursa olsun yapılmalı ve bu hususta en acil kararların alınması için, hükümete tam ve geniş yetki verilmelidir,”

4 Mayıs 1937 günü Bakanlar Kurulu, Mustafa Kemal`in Başkanlığı‘nda toplandı ve “Gayet Gizlidir” ibareli” Tunceli Tenkil Harekatı’na Dair karar” adıyla bir kararname çıkarttı. Bu kararla Ankara Hükümeti, Dersim’de 1937-38 soykırımının yeni ve fiili bir aşamasını daha başlatmış oluyordu. Kararnameye göre; taarruz hareketi başlatılacak, köyler yakılacak, insanlar öldürülecek ve bir kısmı ülkenin batı illerine sürgüne yollanacaktı.

Bu kanlı fermanla birlikte 12 ve 19 Mayıs 1937’de Dersim’e kanlı sefer düzenlendi. Amed’den kalkan üç uçak filosu Dersim’e bombalar yağdırdı. Dersim’de sivil katliam başlamıştı, köyler ve ormanlar ateşe verildi. Dersim’in önderlerinden Alişer ve eşi Zarife 9 Temmuz 1937’de, Sahan Ağa ise 28 Ağustos’ta katledildi.

5 Eylül 1937 tarihinde Erzincan Valisiyle görüşmek için Erzincan’a giden Seyit Rıza, Muti Köprüsü’nde esir alındı. Seyit Rıza önce Erzincan’a, oradan Elazığ’a götürüldü. Elazığ’da tutuklu bulunan Dersimli esirlerle birlikte askeri mahkemede ‘Dersim’i isyana teşvik’ten ve bu ‘isyana katılmak’tan dolayı yargılandı. Ekim ayı ortasında başlayan sözde yargılama 15 Kasım’da bitti. 15 Kasım sabaha doğru Seyit Rıza ve diğer altı kişi Elazığ Buğday Meydanı’nda idam edildi. Seyit Rıza ve arkadaşlarının cansız bedenleri yakıldı, külleri ve kemikleri bilinmeyen yere götürüldü.

Dersim’de yaşanan fiziki soykırımdan daha tehlikeli olan ise‚ Kültürel Soykirim’dir; Asimilasyon. İdentifikasyon; özdeşleşme, kültürel soykırımın hedefidir. Türkiye Cumhuriyeti 1925 Şeyh Sait isyanına kadar Kürt halkına fiziki soykırımlar dayatmıştır. Halende dayatılan imha ve inkar siyasetidir. Ermeni, Rum ve Yahudi halklarına karsı gerçekleştirilen soykırım ile sonuç alınamayınca,tam basarili olmamada Türkiye Cumhuriyeti 1938 yılında Dersim isyanında soykırımla Kürtleri yok edemeyeceğini anlamış,’beyaz propaganda’ ve/veya beyaz soykırım olarak kültürel soykırımı devreye sokmuştur; Türkleştirme. Özellikle kalan Dersim ahalisini batıya göçettirme,zorunlu iskan ile Türk nüfusunun yoğun bulunduğu illere, bölgelere göre üzerinde gidecekleri yerlerin adları yazılı kara vagonlara bindirilerek,zorunlu olarak sürgün ettirmiştir.Amaç Türkleştirilmeleridir. Bu amaçla Dersim ve Kürt coğrafyasında yatılı bölge okulları acilmiş,çocuklar ailelerinden kopartılarak burada Türk-İslam sentezli eğitime tabii tutulmuşlardır.Yetmedi Sıdıka Avar gibilerine çocuklar toplatılmış ve onlar üzerinde özel eğitimler gerçekleştirilmiştir.Amaç Dersim yapısını içten dejenere etmek, Kürt, Kızılbaş kimliğinin yerine Türk-İslam sentezini ikame etmektir.

Günümüz Dersim’inde on binlerce Kızılbaş Alevi anadili ve inancından yoksun yaşıyor. 1970’li yılarda 170 bin olan kent nüfusu bugün 79 bine kadar gerilemiştir. 79 bin nüfuslu kentte bugün 50 binin üzerinde asker, polis bulunuyor.

Kentte bulunan Munzur çayı üzerinde 20’nin üzerinde güvenlik amaçlı baraj inşa edilerek; kent insansızlaştırılıyor ve doğa tahrip ediliyor.

Dersimlilerin tarihi, kültürü, mezarları, ziyaretleri sular altında bırakılıyor. Kentte, hala siyasi soykırım ve askeri operasyonlar devam ediyor. Günümüzde 11 bölge özel güvenlik alani ilan edilmis olup yaylalara meralara çıkılması yasaklanmis bu da ekonomik yikimi beraberinde getirmistir.

Unutturmak değil yüzleşmek, soykırım tanınsın Dersimi yeniden inşa edelim şiarı ile düzenlediğimiz 37-38 Dersim Konferansına  Türkiye metropolleri, yurtdışında bulunan tüm Dersim’li, Kızılbaş Alevileri ve insanlıktan yana olanları 4 Mayıs’ta Dersim kent merkezinde düzenleyeceğimiz “Seyidona Xo Yad Kemi, 1937-38 Xo Vira Mekime” anmasına davet ediyoruz.”

Yapılan açıklamada Dersim Soykırımı anması vesilesiyle şu sorular soruldu;

1-1937- 38 Dersim Soykırımı’nda ne kadar yurttaşımız katledilmiştir?

2-1937-38 Soykırımı’nda yerinden zorla göç ettirenler kimlerdir, nereye yollanmış, sürgün ettirilenlerden ne kadarı geri gelmiş ve ne kadarı sürüldükleri yerlerde kalmışlardır?

3-1937-38 Soykırımı’nda ailelerinden zorla kopartılarak Türk ailelerine evlatlık olarak verilen “Dersim’in kayıp kızlarının” kimlik bilgileri devlet arşivlerinde mevcut mudur?

4-Dersim önderlerinden Seyid Rıza, oğlu ve arkadaşlarının mezar yerleri nerededir?

Dersim’de isyan ettiği iddiasıyla tutuklanan 58 kişiden 7’si idama çarptırılırken, diğer 41 kişinin akıbeti ne olmuştur? Bu kişilerin kimlik bilgileri devlet arşivlerinde mevcut mudur?

5- Dersimlilere soykırımı anımsatan ‘’Tunceli’’ adını değiştirerek ‘’Dersim’’ adının iadesini düşünüyor musunuz, düşünüyorsanız bu konuda  bir çalışmanız var mıdır?

6- İlçe ve Köy adlarının geri verilmesi doğrultusunda bir çalışmanız var mı?

7- Munzur Nehri üzerinde yapılan ve yapılmak istenen barajların, siyasi amaçlı bir devlet politikası olduğu anlaşılmakta olup, yapılan ve yapılması planlanan barajlar ve HES’ler bölgenin insansızlaştırılması için uygulanan politikanın bir parçası mıdır?

8- İhsan Sabri Çağlayangil’in medyaya yansıyan röportajında 1937-38 soykırımında, Dersim’de kimyasal gaz kullanıldığını itiraf etmiştir. Bu itiraf doğrultusunda kimyasal gaz kullanıldığı doğru mudur? Bu gazlar Türkiye’de mi üretilmiş, yoksa başka bir devletten mi temin edilmiştir?

9- AKP Genişletilmiş İl Başkanları toplantısında konuşan dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 1937-1938 Dersim olayları hakkında “Eğer devlet adına özür dilemek gerekiyorsa ve böyle bir literatür varsa ben özür diliyorum” ifadesini kullanmıştır. Hükümet olarak bu sözün gereğini yerine getirip devlet adına resmi özür dilenecek midir?

10-1937-38 Dersim soykırımında yapılan “tedip” (terbiye etme), “tenkil” (katletme), “tehcir” (göç ettirme) uygulamalarıyla bugün Cizre’de Sur’da Silopi’de Dargeçit’te ve bölgenin diğer illerinde hükümetinizin uyguladığı politikalarla aynı amacı mı taşımaktadır?

11-Dersim Soykırımı ile  ilgili devlet arşivlerinde bulunan ve üzerinde gizlilik kararı konulan belgeleri kamuoyuna açmayı düşünüyor musunuz?”

http://www.halkingunlugu.net/

meclis-dersim-aciklamasi 2meclis-dersim-aciklamasi 3

adhk tarafından

Maraş’ta kamp değil yeni şehir kuruluyor

Nisan 29, 2016 de ANASAYFA adhk tarafından

afad mlteci sehriMaraş Terolar bölgesinde halkın karşı çıkmasına rağmen mülteci kampı için altyapı çalışmaları AFAD tarafından sürdürülüyor Hacı Bektaşi Veli Anadolu Kültür Vakfı Şube Başkanı Nusret Tunç, kamp diye gösterilen çalışmaların şehir planlaması olduğunu söyledi Pir Sultan Abdal Derneği Adıyaman Şube Başkanı Mahmut Yapıcı da, kampa çetecilerin yerleştirileceğinden endişe ediyor

HABER MERKEZİ (29-04-2016)- Alevi halkının yaşadığın Maraş Terolar Mahallesine yapılmak istenen mülteci kampı, halkın karşı çıkmasına rağmen AFAD altyapı çalışmalarını sürdürüyor. Maraş’tan İstanbul’a kadar tüm Alevi toplumunu endişelendiren kamp yapımına ilişkin konuşan Pir Sultan Abdal Derneği Adıyaman Şube Başkanı Mahmut Yapıcı, “Kampın yapılacağı yer oradaki köylülerin mera alanıdır. Kanun gereği köylerin meralarına kimse karışamaz. El koyamaz. Ama ne yazık ki devlet orayı kamulaştırmış. Köylülere danışmadan kamulaştırmış ve orayı kamp yeri olarak da hazırlamakta” diye tepki gösterdi. Bölge halkının yerini yurdunu terk etmek zorunda kalan mültecilerden rahatsız olmadığını da vurgulayan Yapıcı, kampın çeteci grupların eğitim ve barınma alanı olarak kullanılmasından rahatsızlık duyuyor. Yapıcı “Yapılacak olan bu kampın daha sonra farklı şekilde kullanılmasından çekiniyoruz. Oraya çetelerin yerleştirileceğinden ve yetiştirileceğinden korkuyoruz” diyerek Alevi toplumunun hafızasında canlı olan 78 Maraş Katliamını hatırlattı.

‘Çeteciler yerleştirilecek’

Alevilerin tarihten yola çıkarak şimdiden bunun önlemini almak için yapılan kampa karşı mücadele etiğine dikkat çeken Yapıcı, “Eğer biz gerçekten bilsek ki Suriye’den gelecek olan mülteciler buraya yerleştirilecek ve onların dışında her hangi bir gurup getirilip yerleştirilmeyecek biz de yanlarında oluruz, buradaki Alevi halkı da destek verir. Fakat biz çok iyi biliyoruz ki böyle bir şey olmayacak, orayı tamamen çetelerin kampı haline dönüştürecekleri için bu halk bunlara karşı çıkmaktadır” dedi.

Demokrasi anlayışları bu kadar

Yapıcı, demokrasilerde halkın talepleri önemsenir diyerek, iktidarın vurdumduymaz tavrına tepki gösterdi: “Devlet halkın tüm karşı duruşuna rağmen kendi çalışmalarına devam etmektedir. Halbuki demokrasinin olduğu ülkelerde böyle şeyler olamaz. Eyer halk istemiyorsa halkın istemediği şey yapılmaz. Demokrasilerde başta halk gelir. Halkın karşı duruşuna rağmen yapılıyorsa o ülkede demokrasinin olmadığını gösteriyor.”

‘Kamp değil, yerleşik yaşam alanı kuruyorlar’

Yapılan çalışmanın bir kampı aştığına dikkat çeken Hacı Bektaşi Veli Anadolu Kültür Vakfı Şube Başkanı Nusret Tunç da, “Şimdi buda gösteriyor ki Maraş’ta kurulma süreci devam eden konteynır kentin normal bir kamp değil, içinde cami ve okulun da olduğun yerleşik bir kent haline dönüştürülecektir” bilgisini verdi.

Yeni kamp yeri Adıyaman mı?

AKP İktidarının mülteciler üzerinden AB’den alacağı 6 milyar Euro’yı hatırlatan Tunç, bir yandan da Alevi halkı asimilasyon ve sürgüne zorlayarak bir taşla birden çok kuş vuruluyor, diye konuştu.

Tunç, kampın Maraş’la sınırlı kalmayacağını, aldıkları duyumlara göre Adıyaman Alevilerin yaşadığı bölgeye de kamp yapılacağını, söyledi. (diha)

adhk tarafından

Hozat’ta 5 DHF’li tutuklanma talebiyle mahkemeye sevk edildi

Nisan 27, 2016 de ANASAYFA adhk tarafından

amed-federasyonHozat’ta gözaltına alınan 7 DHF’li bu sabah savcılığa sevk edildi Savcılığa sevk edilen DHF’lilerden Hasan Yeşil ve Gül Demir serbest bırakılırken 5 DHF’li tutuklanma talebiyle mahkemeye sevk edildi

HABER MERKEZİ (27-04-2016) – Dersim’in Hozat ilçesinde gözaltına alınan 5 DHF’li tutuklanma talebiyle mahkemeye sevk edildi.

24 Nisan ve 25 Nisan’da, Hozat Kültür ve Sanat Derneği’ne yapılan polis baskınlarında toplamda 7 DHF’li gözaltına alınmıştı. Gözaltına alınanlardan dernek başkanı Hasan Yeşil ve dernek yöneticisi Gül Demir savcılık ifadelerinin serbest bırakıldılar.

24 Nisan’da gözaltına alınan Tahir Demirtaş, Binali Gülmez, Yılmaz Gürgül, Yankı Dürmüş ve Serhat Boztaş ise tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edildi.

DHF açıklamaları ve haberlerimiz delil sayıldı!

Hozat Emniyeti’ndeki işlemlerinin ardından savcılığa sevk edilen 7 DHF’liden savcılık ifadeleri tamamlanan 2’si serbest bırakılırken 5 DHF’li mahkemeye sevk edildi.

Mahkemeye sevk edilen DHF’liler için delil olarak ise Demokratik Haklar Federasyonu’nun (DHF) açıklamaları ve Halkın Günlüğü gazetesinin haberleri gösterildi. Delil yaratmak konusunda zorlanan polis, gözaltına alınan DHF’lilerle ilgili yaptığımız haberi dahi delil saydı, savcı iddianameye koydu!

http://www.halkingunlugu.net/

adhk tarafından

Şırnak’ta şiddetli çatışmalar yaşanıyor

Nisan 27, 2016 de ANASAYFA adhk tarafından

sirnakta-siddetli-catismalarŞırnak’ta 44 gündür saldırılar ve direniş devam ederken, son günlerin en şiddetli çatışmalarının şu saatlerde yaşandığı öğrenildi

HABER MERKEZİ (27-04-2016) – Sokağa çıkma yasaklarının ve saldırıların 44’üncü gününde Şırnak’ta çatışmalar ve bombardıman gece boyunca devam etti. Şu saatlerde de yoğun çatışmaların yaşandığı ve direnişin devam ettiği bildirildi.

Kentin etrafına konuşlandırılan tank, top, obüs ve havanlarla İsmetpaşa, Cumhuriyet, Gazipaşa, Yeni ve Aydınlıkevler mahallelerine yönelik bombardımanda çok sayıda evde yangın çıktı. Özellikle kentin tarihi mahallelerinden İsmetpaşa’da bir çok evde çıkan yangın gece boyunca devam etti. Kentte 44 gündür devam eden aralıksız bombardıman nedeniyle yüzlerce ev kullanılamaz hale geldi.

En şiddetli çatışmalar

Edinilen bilgiye göre son günlerin en şiddetli çatışmaları şu saatlerde yaşanıyor. “TC” güçleri kente bomba yağdırırken, birçok evde yangın çıktı. Başta İsmetpaşa, Yeni, Gazipaşa, Aydınlıkevler, Bahçelievler, Cumhuriyet ve Dicle olmak üzere tüm kente yönelik bombardıman sürerken, kentin birçok noktasında devlet güçleri ile YPS/YPS-JIN üyeleri arasında şiddetli çatışmalar yaşanıyor.

Çatışmalar sadece özyönetim mahallelerinde değil, kentin geneline yayılmış durumda. Çatışma bölgelerine onlarca ambulans zırhlı araçlar eşliğinde sevk edildi. Helikopter hareketliğinin yaşandığı kentte, çatışma ve bombardıman tüm şiddetiyle devam ediyor.

http://www.halkingunlugu.net/

adhk tarafından

AİHM’den 17’ler kararı

Nisan 27, 2016 de ANASAYFA adhk tarafından

17-lerAİHM, 17’lerin katledilmesiyle ilgili askeri raporların birbiriyle çeliştiği, soruşturmanın yetersiz olduğu ve gerillalara karşı orantısız güç kullanıldığı için “TC” devletini 4 milyon TL tazminata mahkum etti

HABER MERKEZİ (27-04-2016) – Maoist Komünist Partisi (MKP) 2005 yılında 2’nci Kongresi için Dersim’in Mercan Vadisi’nde toplanmış, bu sırada “TC”nin savaş uçakları bombalama yapmış ve aralarında çok sayıda önder kadronun yer aldığı 17 MKP’li katledilmişti.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), 17’lerin katledilmesiyle ilgili, yürütülen soruşturmanın yeterli olmadığı, askeri raporların birbiriyle çeliştiği, gerillalara karşı orantısız güç kullanılmasıyla ilgili “TC” devletini mahkum etti. 17’lerin yaşam hakları ve sonrasında etkili soruşturma haklarının çiğnendiğini ifade eden mahkeme 17 MKP’linin ailesine 77 biner avro (yaklaşık 240 biner TL, toplamda 4 milyon TL) tazminata hükmetti.

http://www.halkingunlugu.net/

adhk tarafından

Türkiye’ye Tatile Gitmeyin! Turizmi Boykot Edin!

Nisan 26, 2016 de ANASAYFA adhk tarafından

boyAvrupa Halklarına Çağrımızdır:

Türkiye’ye Tatile Gitmeyin! Turizmi Boykot Edin!

Avrupa (26-04-2016) 7 Haziran 2015 seçimlerinde HDP’nin başarısını tanımayan ve hazmedemeyen tekçi ve faşist zihniyetin sürdürücüsü Türk Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Kürt halkına, ilerici, devrimci güçlere ve kendisine muhalif olan herkese savaş açtı. Devlet ve IŞİD işbirliği ile yapılan Suruç ve Ankara katliamları, HDP bürolarının kundaklanması, sokaklarda estirilen terör ve tutuklama saldırıları ve Kürt kentlerinde askeri abluka, tehdit ve saldırılarla gidilen 1 Kasım seçimlerinde de başkanlık için istediği sonucu alamayınca imha, inkâr ve savaş politikalarını daha da tırmandırdı ve katliamlarını 90’lı yılları aratacak düzeyde devreye koydu.

Başta Kürdistan olmak üzere Türkiye’de muhalif olan hiç kimsenin yaşamı güvencede değildir. Türkiye ve Kürdistan’da yaşayan halklar, Erdoğan/AKP faşist iktidarının zulmü altındadır.

Faşizmin iktidarda olduğu, insan hak ve ihlallerinin sürekli arttığı ve insanların yaşam hakkının dahi olmadığı bir ülkeye tatile gitmek, o rejimi desteklemek ve güçlendirmek anlamına gelmektedir. Bundan dolayı Avrupa’da çalışma yürüten göçmen kurumları olarak Avrupa halklarına, Avrupa’da yaşayan göçmen işçi ve emekçilere Türkiye’ye tatil yapmamaları ve “Turizm Boykotu”na katılmaya çağırıyoruz.

Türk Devleti, Kürt halkına karşı topyekûn bir savaş yürütmektedir.

Türk Devleti, Cizre, Sur, Silopi, İdil, Nusaybin, Şırnak, Yüksekova’da olduğu gibi, halkın katılımıyla yönetimi esas alan Özyönetim istediklerinden dolayı Kürdistan kentlerini tanklarla bombalayarak yerle bir etmektedir. Aylarca süren sokağa çıkma yasaklarıyla, sokağa çıkan insanları kurşunlayarak halkın yaşam hakkını elinden almaktadır. Yerle bir ettiği Kürt kentlerini kamulaştırma adı altında, halkın malını mülkünü elinden almaktadır. Temmuz 2015’ten bu yana süren saldırılar sonucu 400 bin kişi zorla göç ettirilmiştir.

Türk Devleti, Demokratik Hak ve Özgürlükleri Rafa Kaldırmıştır!

Kendisini Hitler’le kıyaslayan, diktatörlüğünü ilan eden Erdoğan, mücadele ile elde edilen her türlü demokratik hakkı ortadan kaldırmış bulunuyor. Toplumu kendisi ve karşı taraf olarak bölme ve gerilim siyasetiyle iç savaşa sürükleme çabasını sürdürüyor.

Türkiye’de yargısız infazlar, işkence, toplanma ve gösteri hakkına yönelik müdahaleler, düşünce ve ifade özgürlüğü, basın özgürlüğü, konut dokunulmazlığı, kadına ve çocuklara yönelik şiddet, ekonomik ve sosyal haklardaki kayıplar gibi hak ihaleleriyle faşizm tahkim edilmeye çalışılıyor.

Türk Devleti, IŞİD’i Desteklemeye Devam Ediyor!

Suruç, Ankara, İstanbul, Paris, Brüksel katliamlarında olduğu gibi, dünya halklarını tehdit eden IŞİD barbarlığını Kobane direnişi ile geri püskürten Rojava Özerk Yönetimini devirmek için IŞİD’e her türlü desteği sunan ve ISIDi besleyip büyüten devlettir. Vahşette sınır tanımayan Türk Devleti, dünyanın gözleri önünde Cizre’de yüzlerce insanı bodrumlarda diri diri yakan devlet oldu. Bununla da kalmamış, Kürdistanı Kürtsüzleştirme politikalarına yenilerini de ekleyerek Maras Pazarcık özgülünde Kürt Kızılbaş coğrafyasına Mülteci Kampı adı altında IŞİD çetelerini yerleştirecekleri alanlar acarak, yeni Alevi katliamlarına zemin hazırlamaktadır.

Türk Devleti, muhalif güçleri hapislere dolduruyor!

Türk Devleti, muhalif kesime yönelik saldırıları ve tutuklama furyasıyla da sürdürüyor. DBP’ye, HDP’nin seçilmiş belediye başkanlarına, meclis üyelerine ve aktivistlerine yönelik yaygın bir tutuklama saldırısı sürüyor. Kürdistan’daki belediyeler basılmakta ve çalışmaları fiilen engellenmektedir.

Türkiye çapında yürütülen operasyonlar ve tutuklamalarla devrimciler, gerçekleri halkla buluşturmaya çalışan gazeteciler, hukukçular, insan hakları savunucuları, öğretmenler, doktorlar, kısacası faşizme boyun eğmeyen herkes “bir gece ansızın” terörist olarak damgalanabiliyor ve tutuklanıyor. ”Bu suça ortak olmayacağız” dedikleri için akademisyenlere davalar açılıyor, gözaltına alınıyor ve tutuklanıyorlar.

İHD Diyarbakır Şubesi raporuna göre, 2016’nın ilk üç ayında 95’i çocuk 2.274 kişi gözaltına alındı, 30’u çocuk 547 kişi tutuklandı. 82 kişi gözaltında işkenceye maruz kalırken, 279 kişi devlet güçleri tarafından katledildi. Sadece Kürdistan kentlerinde Ocak-Mart 2016’a yaşanan hak ihlallerinin sayısı 8.127 olmuştur.

Toplumun değişik kesimlerinden milyonlarca insanın oy desteğine sahip ve tek muhalif parti durumunda olan HDP’yi meclis dışına itmek için, HDP’li vekillerin dokunulmazlığı kaldırılmaya ve tutuklanmaya çalışılmaktadır.

Türkiye’de hiç kimsenin can güvenliği yoktur. Devletin suçlarını görmeniz, duymanız, dile getirmeniz bile gözaltına alınmanızı, tutuklanmanızı, işkence görmenizi ve sınır dışı edilmenizi beraber getirebilir. Devletin koruduğu ve desteklediği IŞİD’in her an herhangi bir yerde Suruç, Ankara, İstanbul, Paris, Brüksel katliamlarında olduğu gibi, canlı bomba katliamlarıyla sizi de hedefleyebilir.

AKP/Erdoğan faşist diktatörlüğünün bütün vahşet politikalarına ve uygulamalarına dur demek, demokrasi, barış ve özgürlük mücadelesini desteklemek için Türkiye’ye turizmi boykot edelim. Türkiye’ye tatil yaparak ekonomisine sunulacak destek, halklarımıza kurşun, bomba ve hapis olarak geri dönmektedir.

Faşizmin suçlarına ortak olmayalım. Türkiye’ye turizmi boykot edelim! 

Çağrıcı kurumlar:

⦁ AvEG-Kon – Avrupa Ezilen Göçmenler Konfederasyonu

⦁ SKB – Sosyalist Kadınlar Birliği

⦁ NAV-DEM – Almanya Demokratik Kürt Toplum Merkezi

⦁ TJKE – Tevgara Jinen Kurd Eurpa

⦁ FKE – Federasyona Komele Ezidiya

⦁ FEDA – Demokratik Alevi Federasyonu

⦁ FCIK – Federayona Civaka Islami

⦁ YXK – Yekitiya Xandevane Kurdistan

⦁ KCD-E –  Kongra Civaka Demokratika Kurde Eurpa

⦁ Cîwanên Azad

⦁ Komew – Kayıp ve Mağdur Aileleri Derneği

⦁ ADHK – Avrupa Demokratik Haklar Konfederasyonu

⦁ Nor Zartonk

⦁ SYKP (Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi) Avrupa

⦁ Mezopotamya Özgürlük Partisi

adhk tarafından

DHF; Özgürlük ve kurtuluş mücadelemiz engellenemez

Nisan 26, 2016 de ANASAYFA adhk tarafından

DHF krmz zemin amblemBuradan bir kez daha açıkça ifade ediyoruz ki devletin ve bazı gerici odakların özelde Hozat genelde ise Dersim’de DHF’yi hedef alan saldırıları örgütlü mücadelenin daha da yükselmesiyle boşa çıkacaktır DHF tarihsel devrimci mücadelesinin birikimleri ve kazanımlarıyla her türden gericiliği alt edecek bir mücadele dinamiğine sahiptir DHF dün olduğu gibi bugün de her türden gericiliğe karşı keskin bir mücadele hattı izleyerek halkların yanında olmaya devam edecektir

HABER MERKEZİ (26.04.2016)- Demokratik Haklar Federasyonu(DHF)’un baskın ve gözaltlılara ilişkin yaptığı açıklamayı okurlarımızla paylaşıyoruz.

Faşist diktatörlük tüm pervasızlığı ile halklarımıza saldırmaya devam ediyor. Halklarımıza karşı topyekûn savaş açan faşist diktatörlük tüm faşist ve gerici mekanizmalarıyla bütün ilerici ve devrimci toplumsal güçlere saldırarak bastırmayı amaçlıyor. Kuzey Kürdistan’da yerleşim yerlerini yakıp yıkan ve talan eden faşist diktatörlük mazlum Kürt ulusu üzerinde vahşi bir milli zulüm uygulamaktadır. Fakat nafile! Faşist diktatörlüğün hiçbir saldırısı halklarımızın özgürlük ve kurtuluş mücadelesini asla engelleyemeyecektir. Geçmişte olduğu gibi bugün de halklarımız faşizme ve her türden gericiliğe karşı örgütlenerek ve direnerek gereken cevabı vereceklerdir. Ezilenlerin mücadele tarihi bizlere binlerce kez bunu kanıtlamıştır.

DHF ezilenlerin mücadele mevzisi olmaya daha güçlü bir şekilde devam edecektir

Halklarımızın özgürlük ve kurtuluş mücadelesinde önemli devrimci mevzilerden biri olan Demokratik Haklar Federasyonu(DHF) kuruluşundan bugüne dek her daim faşist diktatörlüğün saldırılarının hedefi olmuştur. Bugüne kadar defalarca kez baskınlar, gözaltılar ve tutuklamalara maruz kalan DHF’nin onlarca üyesi ve taraftarı onlarca yıla varan cezalarla hapishanelerde tutsak bulunmaktadır. Sistemin DHF’ye yönelik kapsamlı saldırıları durmak bilmeden devam ediyor. Yaklaşan 1 Mayıs vesilesi ile birçok yerde DHF’nin 1 Mayıs çalışmaları sistemin kolluk güçleri tarafından engellenmeye çalışılmaktadır. Adana, Muğla ve İstanbul’da 1 Mayıs çalışması yürüten DHF faaliyetçileri kolluk güçlerinin engellemeleri ve saldırılarına maruz kalmışlardır. Keza yine Adana ve Muğla’da DHF’nin çıkarmış olduğu 1 Mayıs bildirisine savcılık tarafından toplatma kararı çıkartılarak dağıtımı engellenmeye çalışılmaktadır. Fakat tüm gerici saldırılara rağmen DHF ezilenlerin mücadele bilincini kuşanıp 1 Mayıs çalışmalarına tüm hızıyla devam ederek kitlelerle birlikte 1 Mayıs alanlarında olacaktır.

Hozat’ta DHF’ye sistematik saldırılar

Sistemin DHF başta olmak üzere toplumsal güçlere yönelik pervasız saldırılarının arttığı yerlerden biri de Dersim’dir. Baskın ve gözaltlıların sistematik bir hal aldığı Dersim’de saldırılar tüm hızıyla devam ediyor.

Bir süredir Hozat’ta DHF’ye yönelik gerçekleştirilen baskınlar ve saldırılar hız kesmeden sürüyor. Daha öncede gözaltı ve tutuklama saldırılarına maruz kalan DHF Hozat Örgütlülüğü yine saldırıların hedefinde. 24 Nisan tarihinde Hozat Kültür ve Sanat Derneği’ne baskın gerçekleştiren özel harekât polisleri 5 DHF üyesini gözaltına aldı. Baskınlara ara vermeden devam eden devletin kolluk güçleri 25 Nisan’da bir kez daha derneği basarak 2 DHF üyesini daha gözaltına almıştır. Gözaltına alınan DHF’liler hala Hozat Emniyet Müdürlüğü’nde tutulmaktadırlar. Hozat’ta önemli bir mücadele geleneği ve politik etkisi olan DHF’nin siyasal çalışmaları devletin pervasız saldırıları başta olmak üzere hiçbir gerici güç tarafından asla engellenemeyecektir. Buradan bir kez daha açıkça ifade ediyoruz ki devletin ve bazı gerici odakların özelde Hozat genelde ise Dersim’de DHF’yi hedef alan saldırıları örgütlü mücadelenin daha da yükselmesiyle boşa çıkacaktır. DHF tarihsel devrimci mücadelesinin birikimleri ve kazanımlarıyla her türden gericiliği alt edecek bir mücadele dinamiğine sahiptir. DHF dün olduğu gibi bugün de her türden gericiliğe karşı keskin bir mücadele hattı izleyerek halkların yanında olmaya devam edecektir.

Partizan’a baskın ve gözaltılar! Saldırıları birleşik devrimci mücadele ruhuyla boşa çıkaracağız!

Faşist diktatörlüğün baskın, gözaltı ve tutuklama terörünün son hedefi ise Partizan ve Özgür Gelecek Gazetesi oldu. Bu sabah İstanbul’da onlarca adrese eş zamanlı olarak gerçekleştirilen baskınlarda onlarca kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınanlar arasında Özgür Gelecek Gazetesi çalışanları Selvi Doğan ve Rahime Karvar da bulunmaktadır. Gözaltına alınanların isimleri şöyle; Özer Çorlu, Ekin Babacanoğlu, Adilcan Özdoğan, Aysel Kaya, Cevahir vurucu, Veysel Ulaş Arslan, Gökhan Sarıtoprak, Gökhan Uzun, Nilüfer Çelik, Necati Arslan, Himmet yıldız, Ergün Akyol, Bulut Doğan, Aysun Çelik, Can Çapar, Gülhanım Aslandoğan, Metin Destebaşı ve Soner Dobriç. Baskınlar kapsamında Erzurum’da bulunan Özgür Gelecek çalışanı Tufan Çiçek de evi basılarak gözaltına alındı. Çiçek’in İstanbul’a getirileceği belirtiliyor.

Partizan ve Özgür Gelecek Gazetesi’ne yönelik gerçekleştirilen baskın ve gözaltlıları kınıyor ve protesto ediyoruz. Bulunduğumuz tüm alanlarda devrimci dayanışma bilincini kuşanarak saldırılara karşı birleşik mücadeleyi daha da yükselterek cevap olacağız. Partizan’dan dostlarımızla dayanışma içinde olduğumuzu bir kez daha belirmek istiyoruz.

Baskılar bizi yıldıramaz!

Kahrolsun faşist diktatörlük!

Yaşasın birleşik devrimci mücadelemiz!

Yaşasın devrimci dayanışma!

http://www.halkingunlugu.net/

adhk tarafından

MKP’den 1 Mayıs açıklaması!

Nisan 26, 2016 de ANASAYFA adhk tarafından

mkp-amblemMKP Siyasi Büro, yaklaşan 1 Mayıs’la ilgili yazılı bir açıklama yaparak, 1 Mayıs’ın kızıl ruhuna sahip çıkılması gerektiği ve militan bir karşı koyuşla burjuvaziden katliamların hesabının sorulması gerektiği vurgulandı

HABER MERKEZİ (26-04-2016) – Maoist Komünist Partisi (MKP) Siyasi Büro, yaklaşan 1 Mayıs dolayısıyla yazılı bir açıklama yaptı.

“1 Mayıs’ın birlik-mücadele-zafer direktifi ve bilinciyle sınıf mücadelesini yükselt!” başlıklı açıklamada, 1 Mayıs’ın kızıl ruhuna sahip çıkılması gerektiği ve burjuvaziden katliamların hesabının sorulması için her yerin 1 Mayıs alanına çevrilmesi gerektiği vurgulandı.

1 Mayıs kızıldır!

Yapılan açıklamada, “Sınıflı tarihten bu yana toplumlar tarihi sınıf mücadelelerine sahne oldu, bu mücadeleyle özdeş oldu. Büyük toplumsal mücadeleler, büyük dalgalanmalar, büyük yığın hareketleri ve ayaklanmalar toplumlar tarihine koşut gelişirken, bu yığın eylemleri ve toplumsal çalkantılar tarihi, ağır bedeller ve elbette somut kazanımlar temelinde ilerlemelere de tanık oluyordu. Mücadeleler ve bu eksendeki gelişmeler muhtevasıyla devasa bir tarih olan bu emek ve insanlık kavgası, insanlığa büyük miraslar armağan ettiği gibi, işçi ve emekçi sınıflara sağlam mevziler yaratmış, tecrübe ve birikimler hazinesi olarak ezilenlerin eline yenilmez silahlar vermiştir. Ezen ile ezilen sınıflar arasındaki bu tarihsel mücadele, belirgin rol ve önemli gelişmeler kaydedilen kesit ve günlerde unutulmaz anlamlar yüklenir, özellikler edinerek öne çıkar. İşte 1 Mayıs bu kesit veya günlerden biridir.

İşçi sınıfı mücadelesinde sembol olmaktan öteye, ödenen bedellerle anlam kazanan ve birlik-mücadele-zafer şiarı temelinde örgütlü mücadele bilincini keskinleştiren köklü kazanımı açısından tarihsel bir dönemeci ifade eden 1 Mayıs tüm tarihçesi ve özellikle işçi sınıfının mücadele birliğine hizmet eden muhtevasıyla anlamlı ve kızıldır. Kızıl olduğu gibi, dünya proletaryası ve emekçi halklarının birlik-mücadele-zafer günü kutlaması ve ortak kazanımı temelinde evrensel bayramıdır da…

Bundandı ki, her 1 Mayıs, özel mülk dünyasının vahşi sömürü ve gerici iktidarlarına karşı, işçi sınıfı ve emekçi kitlelerin devrimci kültürle bayramlaştırdıkları mücadele geleneği olarak tam bir başkaldırı ruhuyla eylemleştirilmektedir. 1 Mayıs, sınıf dayanışması, sınıf birliği ve sınıf kavgası günü olma içeriğiyle birlikte, işçi sınıfı mücadelesinin bedeller pahasına sağladığı kazanımlarla büyük bir tarih ve emeğin günüdür.” ifadelerine yer verildi.

Taksim Meydanı zapt edilmelidir!

Açıklamada, tüm yasaklara, baskılara ve faşist saldırılara karşın Taksim Meydanı’nda ısrar edilmesi gerektiği vurgulandı. Açıklamada devamla şu ifadelere yer verildi; “1 Mayıs, birlik-dayanışma ve mücadele günü olmanın yanı sıra, işçi sınıfının ağır can bedeli pahasına çetin mücadeleler sonunda kazandığı bir mücadele mevzisi, yarattığı devrimci bir gelenek ve burjuvaziye karşı mücadelede kullanılan etkili bir silahtır da. 1 Mayıs’ın işçi bayramı olması esasta bu özden ileri gelir.

Burjuvazi, 1 Mayıs’ın birlik-mücadele-zafer direktifi temelinde gelişen mücadeleler karşısında başvurduğu yasaklar sökmeyince, daha sinsi saldırılarla onu yozlaştırıp içini boşaltma taktiğini devreye sokmaktadır. ‘’Bahar Bayramı’’ gibi manipülasyonlarla 1 Mayıs’ın sınıfsal özünü gölgeleyip salon kutlamalarına hapsederek meydanları işçi sınıfı ve emekçi kitlelere kapatmaya çalışmaktadır. Bir taraftan meydanlar kapatılıp yasaklanırken, diğer taraftan yasallaştırma adına sınıfsal anlam ve özelliği yok edilerek burjuvaziye mal edilmek istenmektedir.

Bütün bu saldırılara karşı, 1 Mayıs’ın işçi bayramı olarak sınıf karakterine uygun biçimde ve elbette muhtevasına uygun olarak meydanlarda kutlanarak burjuvaziye gerekli yanıt verilmelidir. Baskı, yasak ve faşist saldırılara rağmen Taksim Meydanı’nda özellikle ısrar edilmelidir. 77 1 Mayıs katliamının hesabını sorma, anılarına bağlı kalarak yaşatma, bu bilinç ve tarihi sahiplenerek devrimci değer ve gelenekleri yaşatma, kazanılmış haklardan ödün vermeme, bilakis bu mevzi ve kazanımları mücadele aracı haline getirerek ilerletme bilinciyle Taksim Meydan’ı zapt edilmelidir.”

1 Mayıs’ta örgütlü-örgütsüz tüm güçler alanlara, direnişe!

1 Mayıs’ta Taksim’in zorlanmasını ve çatışarak meydana girilmesi gerektiği vurgulanan açıklamada, saldırılara karşı çatışmanın sadece Taksim Meydanı’na sınırlanmaması gerektiği ve tüm alanların Taksim’e çevrilmesi gerektiğini belirtilerek, tüm örgütlü-örgütsüz güçler 1 Mayıs’ta alanlara ve direnişe çağrıldı.

Yapılan açıklamada son olarak şu ifadeler yer aldı; “Elbette Taksim Meydan’ı birinci öncelik, esas ve stratejik bir kutlama ve anma alanıdır. Bundan vazgeçilemez. Ancak düşmanın yoğun askeri-teknik önlem ve saldırıları objektif olarak Taksim Meydan’ına girmeyi olanaksızlaştırabilir. Tüm iradi çaba ve direnişler sonuna kadar zorlanmalı, çatışarak meydana girme denenmelidir. Ancak yasak ve saldırılara karşı çatışma ve mücadele burayla sınırlanamaz, sınırlanmamalıdır.

O halde stratejik ve somut olarak Taksim ısrarından geri adım atmamak koşuluyla, işçi sınıfının 1 Mayıs’ta ve Taksim Meydanı’nda sergilediği tarihsel ruh ve coşkusuyla alanlara çıkılmalı, ‘’her yer Taksim’’ perspektifiyle tüm sokaklar direniş barikatları ve mücadele alanlarına çevrilmelidir.

1 Mayıs’ın kızıl ruhuna sahip çıkmak ve bu ruhla burjuvaziden katliamlarının hesabını sorarak sokakları ona dar etmek militan duruşla sokakları mücadele alanına çevirmekle mümkündür.

Partimizin örgütlü-örgütsüz bütün güçleri 1 Mayıs’ta işçi ve emekçi sınıflarla meydanlara çıkıp direnişlerde yer alarak, hakim sınıflardan 1 Mayıs katliamları şahsında günümüzde gerçekleştirdikleri katliamların hesabını sorma bilinciyle hareket etmelidir.”

http://www.halkingunlugu.net/

adhk tarafından

Çok sayıda Özgür Gelecek ve Partizan okuru gözaltında!

Nisan 26, 2016 de ANASAYFA adhk tarafından

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

Özgür Gelecek gazetesi çalışanları ve okurlarına yönelik polis baskınları düzenlendi İki gazete çalışanı ve çok sayıda Özgür Gelecek ve Partizan okurunun gözaltında olduğu öğrenildi

HABER MERKEZİ (26-04-2016) – Özgür Gelecek gazetesi çalışanları ve okurlarına yönelik polis baskınları düzenlendi. İki gazete çalışanı ve çok sayıda Özgür Gelecek ve Partizan okurunun gözaltında olduğu öğrenildi.

Bu sabah saat 05.00 sularında İstanbul’da düzenlenen polis baskınlarında Özgür Gelecek çalışanlarını Sevil Doğan ve Rahime Karvar’ın evini de basan polis arama yaptı ve iki çalışanı da gözaltına aldı.

Çok sayıda kişi gözaltında

İstanbul’da gerçekleştirilen baskınların, 1 Mayıs Mahallesi, Kartal, Avcılar, Gülsuyu ve Bahçelievler’de gerçekleştirildiği öğrenildi.

Yapılan baskınlarda şimdiye kadar gözaltına alınanlar şöyle;  Özer Çorlu, Ekin Babacanoğlu, Adilcan Özdoğan, Aysel Kaya, Cevahir Vurucu, Veysel Ulaş Arslan, Gökhan Sarıtoprak, Gökhan Uzun, Nilüfer Çelik, Necati Arslan, Himmet Yıldız, Ergün Akyol, Bulut Doğan, Aysun Çelik, Can Çapar ve Gülhanım Aslandoğan ile YDG’li Soner Dobriç.

Ayrıca Erzurum Özgür Gelecek gazetesi çalışanı Tufan Çiçek’in de sabah saatlerinde evine yapılan baskınla gözaltına alındığı ve İstanbul’a getirildiği öğrenildi.

Avukatlar gözaltı sayısının artabileceğini belirtirken, gözaltılar Vatan Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldü.

http://www.halkingunlugu.net/