adhk tarafından

Almanya’daki Baltalı Saldırıyı IŞİD Üstlendi

Temmuz 21, 2016 de ANASAYFA adhk tarafından

34334Almanya’da Afgan bir mültecinin trende gerçekleştirdiği baltalı saldırıyı IŞİD üstlendi
HABER MERKEZİ(21.07.2016)- Almanya’nın Wurzburg kentinde 18 Temmuz tarihinde baltalı bir kişi bindiği trendeki yolculara saldırarak ikisi ağır 20 kişi yaralamıştı.17 yaşındaki Afgan’ın düzenlediği saldırıyı IŞİD üstlendi.
Sputnik’in IŞİD’in haber ajansı olarak bilinen Amaq’a dayandırdığı habere göre, 18 Temmuz’da Almanya’nın Würzburg kentinde 17 yaşındaki Afgan sığınmacının banliyö treninde düzenlediği balta ve bıçaklı saldırıyı örgütün üstlendiğini duyurdu.
Açıklamada, “Almanya’daki baltalı saldırıyı gerçekleştiren kişi IŞİD’in askeridir. Saldırı, Almanya’nın IŞİD’le savaşan koalisyonda yer almasına karşılık olarak gerçekleştirilmiştir” denildi.

Alman polisi dün saldırganın kaldığı odada yaptığı aramalarda IŞİD bayrağı bulmuştu.

kaynak: direnisteyiz3.org

adhk tarafından

Hindistan’da Zulme Karşı Dalitlerin Başkaldırısı Büyüyor

Temmuz 21, 2016 de ANASAYFA adhk tarafından

unaDalitlerin maruz kaldığı devlet şiddetine ve faşist saldırılara karşı Hindistan Komünist Partisi (Marksist) de bir açıklama yayınlayarak Una’daki saldırılardan sorumlu olanların cezalandırılmasını, Dalitleri, Müslümanları ve diğer ezilmiş kastları hedef alan gau raksha komiteleri gibi yapılanmaların derhal yasaklanmasını ve Dalit protestolarına yönelik polis şiddetinin son erdirilmesini talep etti.
HABER MERKEZİ(21.07.2016)- 
11 Temmuz’da Gucerat eyaletinin Una kentinde aynı aileden yedi Dalit erkek ölü bir ineğin derisini soydukları için ‘gau raksha’ adı verilen inekleri koruma komitesince meydan dayağına çekildiler. Dalitler Hindistan kast sisteminin en altında hatta dışında yer alıyor ve isimlerinin de taşıdığı anlam gereği toplumun en aşağı, en pis işlerini yapmakla cezalandırılıyorlar. Deri endüstrisinde dünyada altıncı sırada yer alan Hindistan’da bu sektörden yıllık yaklaşık 5.25 milyon Avro kazanç elde edilirken, sektörde çalışan 2,5 milyon kişinin çoğunu Dalitler ve alt kastlardan gelen işçiler oluşturuyor.
cow-759Aşağılanan, Hindu faşizmi ile bastırılan yoksul kastlardan gelen işçiler milyonlarca Avroluk kardan hayatlarını idame ettirecek payı alamadıkları gibi şiddete, paramiliter çetelerin, devletin ve Hindu faşizminin saldırılarına maruz kalıyorlar. Geçtiğimiz hafta gerçekleşen bu saldırı yerel bir çete saldırısından ziyade toplumsal kastlaşmanın yüzyıllardır devam etmekte olan sistematik baskısı olarak görülmeli.

Yoksul Dalitler bu saldırının ardından Una’da sokaklara çıktılar. Gösteriler Gir Somnath bölgesine, ardından da tüm Gucerat eyaletine yayıldı. Ahmedabad kentinde çıkan ayaklanmada Dalitler yolları kestiler, otobüsleri ateşe verdiler. Çıkan çatışmalarda bir polisin hayatını kaybettiği belirtildi.[1]

Dalitlerin maruz kaldığı devlet şiddetine ve faşist saldırılara karşı Hindistan Komünist Partisi (Marksist) de bir açıklama yayınlayarak Una’daki saldırılardan sorumlu olanların cezalandırılmasını, Dalitleri, Müslümanları ve diğer ezilmiş kastları hedef alan gau raksha komiteleri gibi yapılanmaların derhal yasaklanmasını ve Dalit protestolarına yönelik polis şiddetinin son erdirilmesini talep etti.

kaynak: isyandan.org

adhk tarafından

Meksika’da Öğrenciler Eğitim Reformlarına Karşı Araçlara El Koydular

Temmuz 21, 2016 de ANASAYFA adhk tarafından

buses-600x400San Tumbio bölgesi yakınlarında, Uruapan-Pátzcuaro karayolu üzerinde gerçekleşen eylemde öğrenciler önce yol kestiler, ardından kamyon ve otobüs gibi araçlara el koyma işlemine başladılar
HABER MERKEZİ(21.07.2016)- 
Michoacán’da öğretmen yetiştirme koleji öğrencileri eğitim reformlarına karşı olduklarını ifade ederek son birkaç hafta içinde en az 130 araca – traktör römork, otobüs ve kamyon – el koydular.  Öğrenciler 19.07.2016 tarihinde birkaç araca daha el koyarak bu araçları ateşe verdiler.

San Tumbio bölgesi yakınlarında, Uruapan-Pátzcuaro karayolu üzerinde gerçekleşen eylemde öğrenciler önce yol kestiler, ardından kamyon ve otobüs gibi araçlara el koyma işlemine başladılar.

Polis otoyol üzerindeki barikatları temizlemek için gelince, öğrenciler Zamora-Morelia karayolu üzerinde ki CocaCola’ya ait teslim kamyonu da dahil olmak üzere üç otobüsü ateşe verdiler.

Öğrenciler yanan araçlar için polisin sorumlu olduğunu söylediler.
Daha önce de eğitim reformlarına karşı sokağa çıkan CNTE sendikasına bağlı öğretmenler ve onları destekleyenler, direnişin 60. gününde Oaxaca’da ki 21 otoyolu bloke etmişler, 11’i bölgesel ve 7’si idari ofis olmak üzere 22 Eğitim Enstitüsü’nü işgal etmişlerdi.
teachers-1-600x400

http://isyandan.org/

adhk tarafından

OHAL’iyle bu haliyle faşist diktatörlüğe karşı savaşalım!

Temmuz 21, 2016 de ANASAYFA adhk tarafından

fasist-kusatma-resimFaşist diktatörlüğe karşı bugün verilecek en etkili ve devrimci cevap devrimci savaş mevzilerini kuşanarak silahların devrimci şiddetini kuşanmaktır. Bu bağlamda devrimci savaş mevzileri başta olmak üzere toplumsal mücadelenin bütün devrimci ve ilerici güçleri dayatılmakta olan faşist kuşatma ve zorbalığa karşı fiili meşru bir mücadele hattı geliştirerek cevap olmalıdırlar

HABER MERKEZİ (21.07.2016)-Faşist diktatörlük kana susamış bir barbarlıkla halklara karşı açmış olduğu topyekün kirli savaşı daha da derinleştirerek sürdürmektedir. Halklara karşı başlatmış olduğu topyekün kirli savaş ve bu düzlemde ortaya koydukları sınırsız saldırılar ve insanlık dışı uygulamaları daha ileri bir boyuta taşımak ve meşruluk kazandırmak için anayasal zırhı kullanarak yasal düzenlemelerle önünü açmaktadır. Mevcut gerici iktidardan kendi yasalarına uymayı beklemek dahi kör cahillikten başka bir şey değildir. Çünkü kendi gerici yasalarını çiğneyen, ayaklar altına alan ve bu bağlamda da süreklileşmiş darbelerle kendini zor ve baskıyla ayakta tutmaya çalışan bir gerçeklikle karşı karşıyayız. Erdoğan/AKP iktidarının öncesi olmakla birlikte özellikle son dönemlerde ortaya koyduğu politikaların yada uygulamaların hangisi kendi yasalarına uymaktadır. Ki bu gerçekliği kendileri de bazen itiraf etmek zorunda kalmaktadırlar. Başkanlık sistemi merkezli yeniden ele almaya çalıştıkları anayasa değişikliği tartışmaları tamda bu düzlemde biçimlendirilmeye çalışılmaktadır.

Malum yaşanan darbe girişimini bastırarak politik üstünlüğü ele geçiren Erdoğan/AKP iktidarı yakalamış olduğu bu politik avantajı sonuna kadar kullanarak halklar üzerindeki zorbalığının dozajını iyice artıracaktır.  Yasal düzenlemelerle de bu zorbalığına meşruluk kazandırmaya çalışmaktadır. Mevcut gerici iktidar önümüzdeki sürece daha kapsamlı bir saldırı konseptiyle hazırlanmaktadır. Bu anlamda önümüzdeki süreç halklar açısından bugünü aratacak düzeyde bir zorbalıkla inşa edilecektir.

Faşist diktatörlüğün önümüzdeki sürece dair ilk kapsamlı saldırısı OHAL!

Faşist diktatörlüğün önümüzdeki sürece kapsamlı hazırlıkları kapsamında karar aldığı ilk hamlelerden biri OHAL oldu. Faşist ‘’TC’’ devletinin kuruluşundan bugüne dek bazı dönemler hariç aslında sürekli OHAL vb uygulamaların sarmalında olduğu bir gerçekliktir. Yakın dönem açısından OHAL politikasının en uzun uygulandığı süreç ise 90’lı yıllar olmuştur. Özellikle Kürdistan’da gelişen ulusal kurtuluş mücadelesine karşı uygulanan OHAL uygulaması sonucunda devlet Kürdistan’da deyim yerindeyse sınırsızca bir zorbalık geliştirmiştir. Ki açık infazlar, kitlesel katliamlar ve gözaltında kaybetme saldırıları bu süreçte rutin bir hale dönüşmüştür.

Devlet önümüzdeki sürece hazırlık bağlamında yeniden OHAL politikasını devreye koydu. Dün yapılan MGK toplantısında 3 aylık OHAL ilan ettiğini açıkladı. Bu karar önümüzdeki sürecin nasıl gelişeceğinin en açık ilanıdır. Fakat zaten ülkede bundan öncede OHAL durumu hâkimdi.  Yani olağan koşullarda işleyen bir ülke gerçekliği varmıydı?  Özellikle 7 Haziran sonrasında yaşanan gelişmeler ve halklara karşı geliştirilen topyekün savaş süreci olağanmıdır?  Sistematik bir devlet politikası olarak devreye sokulan kitlesel katliamlar gerçekliği olağanmıdır?  Kuzey-Kürdistan’da aylarca süren vahşet ve barbarlık olağanmıdır? Buna benzer uygulamaları daha da çoğaltabiliriz. Kısacası zaten ülkede olağan bir durum yoktu. Hatta OHAL dönemlerini aratan düzeyde bir zorbalık süreci yaşandı/yaşanıyor. Dolayısı ile yeniden devreye koyulan OHAL uygulamasını bu düzlemde değerlendirmek gerekiyor. Fiiliyatta var olan bir durumun sadece adı konmuştur bizce.

Devrimci savaş mevzilerini kuşanarak faşist diktatörlüğe karşı savaşalım

Faşist diktatörlüğe karşı bugün verilecek en etkili ve devrimci cevap devrimci savaş mevzilerini kuşanarak silahların devrimci şiddetini kuşanmaktır. Bu bağlamda devrimci savaş mevzileri başta olmak üzere toplumsal mücadelenin bütün devrimci ve ilerici güçleri dayatılmakta olan faşist kuşatma ve zorbalığa karşı fiili meşru bir mücadele hattı geliştirerek cevap olmalıdırlar.

 

kaynak: halkingunlugu.net

 

adhk tarafından

DGH: Pirsus katliamı halk gençliğinin işaret fişeğidir

Temmuz 21, 2016 de ANASAYFA adhk tarafından

dgh-amblemDemokratik Gençlik Hareketi (DGH) yazılı bir açıklama yaparak “Pirsus katliamı halk gençliğinin işaret fişeğidir” dedi

HABER MERKEZİ (21.07.2016) – Demokratik Gençlik Hareketi (DGH) yazılı bir açıklama yaparak “Pirsus katliamı halk gençliğinin işaret fişeğidir” dedi.

20 Temmuz 2015’de Urfa’nın Suruç (Pirsus) ilçesinde Kobane’nin yeniden inşası için yola çıkan 33 SGDF’linin katledilmesine ilişkin açıklama yayınlayan DGH, şu ifadelere yer verdi;

“20 Temmuz 2015 tarihinde SGDF’nin öncülüğünde ‘Kobane’yi Yeniden İnşa Ediyoruz” şiarlı kampanyalarının pratik ayağını örmek için buluştukları Pirsus’ta (Suruç) hunharca katledilen otuz üç düş yolcusunu, siper yoldaşımızı saygıyla anıyor, anılarını ve mücadele antlarını halk gençliğinin birleşik ve ortak mücadelesinde yaşatacağımızı dosta ve düşmana ilan ediyoruz.

Katliam, kıyım ve infaz gibi kavramlar yaşadığımız coğrafya üzerinde biz halk gençliğine hiç bir zaman uzak olmamış, tarihin her döneminde mücadelemizle eş güdümlü bir biçimde maruz bırakıldığımız ya da bırakılmak zorunda kaldığımız kimine göre nihai son bizler içinse sınırsız sonsuzluğun, ölümsüzlüğün başlangıcı olmuştur.b20 Temmuz 2015’te Pirsus’ta katledilen 33’ler de yine aynı biçimde  Kobane’nin yeniden inşası için bulundukları alanda gerici-faşist DAİŞ çetesi tarafından katledilmişler, ölümsüzleşmişlerdir. Katliamın üzerinden geçen bir yıl bizlere şunu göstermektedir ki hakim kliklerin baskı, infaz ve katliam politikaları bizleri haklı mücadelemizden alıkoyamayacağı gibi bizleri daha da bileyecektir. Katliamın akabinde Kuzey Kürdistan’daki savaşın tekrardan başlamasıyla, başlayan devasa zulüm bodrumda yakılarak katledilen insanlar, sokaklarda adeta ibreti alem gayesi ile çürümeye terk edilen cesetler, Ankara’da, İstanbul’da ve daha bir çok yerde artık sayısını dahi telaffuz etmekte devasa derecede zorlanacağımız kitlesel kıyımlar, hukuksuz tutuklamalar, kaçırılmalar hiç biri ama hiç biri haklı ve meşru mücadelemizden bizleri alıkoyamayacaktır. Suruç’ta katledilen, parçalara ayrılan bedenlerin dönüşü korku ve panik atmosferinden ziyade tüm bu zorbalıktan hesap sormayı şiar edinmiş genç yüreklerin işaret fişeği olmuştur. Geçtiğimiz günlerde kendi içlerinde yaşanan askeri darbe girişimiyle beraber artık iliklerine kadar teşhir olan “TC” devletindeki klik savaşı ve bunun akabinde aldıkları teyakkuz durumu ile yaşanılan kaotik ortam, bununla beraber  Paşaköşkü,Gazi Mahellesi, Nurtepe gibi yerellerde aleni bir biçimde sivil çeteler tarafından yapılan baskın girişimleri bizlere her geçen gün daha da örgütlenmeyi, daha da güçlenmeyi dayatmaktadır. Çünkü bizler sivil ve askeri darbelerin ya da sonucu olduğu klik dalaşlarının tarafı değil, halkın haklı davasının mücadelesinin ve tüm ezilen emekçi yığınların tarafıyız. Bu vesileyle Suruç’taki siper yoldaşlarımızın dayanışma ruhunu bugün de yaşatacağımızı yineliyor, bu vesileyle 33’leri bir kez daha tüm devrimci duygularımızla anarken tüm halk gençliğine gençliğin birleşik ve ortak mücadelesini örme  çağrımızı yineliyoruz”
kaynak: halkingunlugu.net

adhk tarafından

Suruç Katliamı Berlin’de Protesto Edildi

Temmuz 21, 2016 de ANASAYFA adhk tarafından

DSC_000720 Temmuz 2015’de Urfa’nın Suruç (Pirsus) ilçesinde Kobane’nin yeniden inşası için yola çıkan 33 SGDF’linin katledilmesi dün Berlin’de yapılan mitingle protesto edildi
BERLİN(21.07.2016)–
20 Temmuz 2015’de Urfa’nın Suruç (Pirsus) ilçesinde Kobane’nin yeniden inşası için yola çıkan 33 SGDF’linin katledilmesi Berlin’de yapılan mitingle protesto edildi.

AvEG-Kon (Avrupa Ezilen Göçmenler Konfederasyonu) tarafından yapılan çağrıyla biraraya gelen kurumlar dün saat 18’de Kotbusser Tor meydanında toplandı.Aralarında ADHK nın da bulunduğu birçok kurum tarafından yapılan konuşmalarda AKP nin sürdürdüğü faşizm gerçekliğine değinilerek Suruç katliamı ve öncesinde sonrasında gelişen bir dizi katliamlar,ardından son sürece ilişkin değerlendirmelerde de bulunuldu.

Mitingte bulunan HDP Berlin de bir  açıklama yaparak, “Bugün yaşanan durumlara baktığımızda, AKP diktası, faşizan bir darbe girişiminde bulunan ve başarısız olacağı kaçınılmaz olan faşist darbecilere, adeta “bakın darbe yapılacaksa böyle yapılır” der gibi hareket etmeye başlamıştır. Suruç katliamından sonra gerçekleştirilen katliamlarda da bunu görebileceğimiz gibi, Kendisinden olmayan herkese de açık açık saldıracağı aşikardır.

Bizler de, bu ülkenin halkları olarak, Alevisi, Kürdü, Sunnisi Türkü, Ermenisi, Ezidisi, Arabı olarak, o 33 canımız gibi bu köprüyü inşa etmeye çalışmazsak, birlik olamazsak, hepimize geçmiş olsun diyelim, çok daha fazla katliamlar yaşayacağız demektir.

Eğer buna gerçekten karşıysak da, gelin Amaları bir kenara bırakarak, büyük bir Empati kurarak birleşelim, örgütlenelim, sokakları özgürleştirelim ve bu ülkeye barışı getirelim…” sözlerini ifade etti.

Yapılan miting “Faşizme Karşı Omuz Omuza” “Yaşasın Devrimci Dayanışma” “Devrim Şehitleri Ölümsüzdür””Şehit Namırın””Hoch die Internationale Solidarität” sloganları atılarak noktalandı.Miting son olarak Berlin Barış Ve Demokrasi Platformunun çağrısı ile 22 Temmuz Cuma günü yapılacak olan “Ne Askeri Darbe ne AKP Diktası! Çözüm Barış ve Demokrasi,Hemen Şimdi!” yürüyüşüne çağrı ile sonlandırıldı.

DSC_0003

 

adhk tarafından

Suruç Katliamını Unutmadık, Hesabını Soracağız

Temmuz 20, 2016 de ANASAYFA adhk tarafından

YENI-LOGO
Halklarımıza;

20 Temmuz 2015 tarihinde Suruç’ta katledilen 33 sosyalisti saygı ve sevgiyle anıyoruz. O gün, Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu (SGDF) üyesi gençler, Kobane’de yeni bir yaşamın inşasına omuz vermek için Türkiye cephesinden yola koyulmuş ve Kuzey Kürdistan’daki katılımlarla birlikte Rojava devrmine dokunmak istemişlerdi. Devletin yanıtı ise katliam oldu.  AKP Hükümeti katliamı Daiş çetelerine yüklese de katliamla ilgili bütün belgeler, Suruç’un devletin bilgisi ve onayıyla yapıldığını gözler önüne sermektedir.

33 sosyalistin katledilmesi yeni bir sürecin de başlangıcıdır. Faşist AKP rejimi, katliam ve devlet terörüne dayalı bir planla topyekün bir saldırıya yöneldi. 7 Haziran’da ağır bir darbe alan AKP, Suruç’tan başlatarak sürdürdüğü katliam zinciriyle halklarımıza gözdağı vermeyi, kitle hareketini ezmeyi, özyönetim direnişlerinin önünü kesmeyi, ülkeyi darbe ortamına sürükleyerek kazanımları gaspetmeyi, gerillanın hareketini sınırlamayı esas aldı. Ne var ki, istediği sonucu alamadı, alamıyor. O yüzden de topyekün saldırıyı derinleştirme yolundan ilerliyor.

Mücadele tarihimize daha şimdiden ”Düş Yolcuları” olarak isimlerini yazdıran 33’lerin ”düş”lerinde devrim ve sosyalizm vardır; özgürlük ve eşitlik vardır. Onların düşü milyonların düşüdür; işçinin, emekçinin, Alevinin, Kürdün ve bütün ezilenlerin düşüdür. Faşist rejim onları katlederek bu düşü boğmak istedi. Bu düş asla kararlatılamaz ve yok edilemez. Onların düşü Cizrede M. Tunçların halk kahramanlığı çizgisinde bayraklaştı ve gerillanın yeni saldırı hamlesiyle de yükseliyor. 33’lerin düşü, Kürdistan devrimiyle Türkiye devrimi arasındaki köprü olarak Halkların Birleşik Devrim Hareketi (HBDH)’nin devrimci eyleminde yaşam buluyor; bir devrimci hesap sorma gücüne dönüşüyor.

Halklarımıza dayatılan katliam ve devlet terönün hesabını Erdoğan/AKP faşizminden soracağız. Faşist rejimin hiç bir katliamını unutmadık, unutturmayacağız. Suruç, Ankara, Cizre-Sur katliamları başta gelmek üzere bütün katliamların hesabını soracağız. Tüm devrimci demokratik güçleri faşizma karşı birleşmeye, hasap sormaya, gençlerimizin başlatığı ”Suruç İçin Adalet, Herkes İçin Adalet” kampanyasına omuz vermeye, Amed-Suruç-Ankara katliamlarının aydınlatılması için hesap sormaya çağırıyoruz!

33 Düş Yolcusu Ölümsüzdür!

Kahrolsun Katliamcı-İnkarcı Faşizm!

Yaşasın Eşitlik Ve Özgürlük Mücadelemiz!

20 Temmuz 2016

Halkların Birleşik Devrim Hareketi

(HBDH)

 

Kaynak: hbdh-online.org

adhk tarafından

GERİCİ FAŞİST KLİKLERE KARŞI; ÖRGÜTLENELİM, ÖNCÜLEŞELİM, ÖZGÜRLEŞELİM!

Temmuz 20, 2016 de ANASAYFA adhk tarafından

dkh-amblem15 Temmuz’da gerçekleştirilen darbe girişimi ile bir kez daha halklar; ırkçı, faşist, tekçi egemen güçler arasında tercih yapmaya zorlanmaktadır. On yılı aşkın bir süredir Türkiye/Kuzey Kürdistan halklarına her türlü zulüm ve sömürüyü reva gören saray diktası bugün bir kez daha demokrasi naraları eşliğinde iktidarını güçlendirmeye çalışmaktadır. Askeri cunta ile Saray diktası arasında tercih yapmaya zorlanan ezilen halklar kurumsallaştırılmaya çalışılan faşist anlayışın öznesi ve tarafı olamaya zorlanmaktadır.

Yıllardır meydanları, sokakları, caddeleri halklara yasaklayan, sokağa çıkanı terörist ilan eden saray diktası bugün sokakları kurtuluş olarak görmekte ve çağrılar yapmaktadır. Kadınların yıllardır vermiş oldukları mücadele ile kazandığı tüm hakları gasp eden, devrimci militan kadınları katledip bedenlerini sokak ortasında el birliği ile teşhir eden silahlı güçler ve saray diktası bugün birbirine saldırarak iktidar savaşı vermektedir.

Gerici iki klik arasında gerçekleşen bu iktidar savaşına karşı alternatif tek yol sosyalizm mücadelesini yükseltmektir. Bu alternatifi örecek tarihi mirasa ve insani birikime sahibiz. Merallerden, Aycanlardan ve Bernalardan aldığımız güçle tüm kadınları Demokratik Kadın Hareketi saflarında örgütlenmeye çağıyoruz.

Gün gerici faşist kliklere karşı öncüleşme, örgütlenme ve özgürleşme günüdür!

Gün Saray diktasına ve askeri faşizme karşı örgütlenme günüdür!

Demokratik Kadın Hareketi

19 Temmuz 2016

adhk tarafından

Kanada’da Tutuklu Göçmenler Süresiz Açlık Grevine Başladılar

Temmuz 18, 2016 de ANASAYFA adhk tarafından

kanadaGöçmen Tutuklamalarının Durdurulması Ağı’na göre 2006 ile 2014 arasında 87.000 göçmen hiçbir suçlama olmadan tutuklandı

HABER MERKEZİ(18.07.2016)-
Kanada, göçmenlere karşı süresiz tutuklama politikası ile Batı ülkeleri içinde tektir. Tutuklanan göçmenlerin üçte ikisi yüksek güvenlikli cezaevlerinde (F tipi cezaevlerinde) tutulmaktadırlar
 Ottowa Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde kalan 60 göçmen Perşembe günü süresiz açlık grevine başladı. Açlık grevindekiler Kanada’nın göçmenleri süresiz tutuklama politikasını protesto ediyorlar. Göçmenler, Kamu Güvenliği Bakanı ile süresiz tutuklama ve yüksek güvenlikli cezaevlerinde hiçbir suçlama yöneltilmeden tutulmalarını görüşmek istiyorlar.

Göçmenlerin Tutuklanması Durdurulsun Ağı’ndan Ting Chak, “Bakanın acilen tutuklularla bu konuyu görüşmesi gerekir. İnsanlar hiçbir suçlama, hiçbir mahkeme olmadan yıllarca cezaevlerinde tutuluyorlar” dedi. Chak “İnsanlar başka çareleri kalmadığı için kendilerine zarar verecek olan bir eyleme, açlık grevine başvurmak zorunda kalıyorlar” diye ekledi.

Göçmen örgütleri bu konuda atılacak ilk adımın göçmen hareketinin uzun zamandan beri savunduğu “Hiç kimse yasa dışı değildir” argümanının kabul edilmesi olduğunu söylüyorlar.

Kanada Sınır Hizmetleri Müdürlüğü’nün 2000’den beri gözaltına aldığı göçmenlerden 16’sı hapishanelerde öldü. Ölümlerin çoğu yetersiz beslenme ve sağlık hizmeti verilmemesi nedeniyleydi. Üçü ise hayatlarına son verdi. Ontario’daki bir cezaevinde bir hafta içinde iki göçmen hayatını kaybetti.

Göçmen Tutuklamalarının Durdurulması Ağı’na göre 2006 ile 2014 arasında 87.000 göçmen hiçbir suçlama olmadan tutuklandı.

Mevcut  Liberal Başbakan Justin Trudeau’nun vaatlerinden biri göçmen politikasında düzenlemeler yapilmasıydı. Fakat Sınır Kontrol Politikası hala kilit konulardan biri olarak varlığını sürdürmektedir ve liberal başbakan bu konuda henüz adım atmamıştır.

isyandan.org

adhk tarafından

Chhattisgarh Merkezli Naksalit Cephe Ülke Çapında Ağlar Kurarak Yayılıyor

Temmuz 18, 2016 de ANASAYFA adhk tarafından

RevFarmersMeetingBastar20091026Naksallar ülke çapında yürüttükleri toplantılar ve protestolarla Yeşil Av Operasyonuna ve yerli halklara yapılan saldırılara karşı verdikleri mücadeleyi toplumun bütün alanlarına taşıyorlar
HABER MERKEZİ(18.07.2016)-
 Hindistan Komünist Partisi’nin Chhattisgarh merkezli cephe örgütü Kolkata, Bombay ve hatta Delhi’de çok uluslu şirketlere peşkeş çekilen doğal kaynakların (yerli halkların yaşadığı suyun, ormanın, toprağın) korunması şiarı ile hükümet karşıtı propagandasını ve ağlarını büyütüyor. İstihbarat kaynakları Naksalların Nagpur’da da benzer bir örgütlenme ile yayıldığını açıkladı.

Örgüt tam da polislerin burnunun dibinde, Bombay’ın göbeğinde 16 Temmuz Cumartesi günü bir gösteri düzenleyerek güvenlik güçlerinin, yerli halklarının yaşadığı bölgelerde yürüttüğü acımasız operasyonları ve Adivasilerin ‘Maoist’ olarak yaftalandıktan sonra topyekun sindirilmesini protesto etti.

Örgüt yeniden başlatılan ‘Yeşil Av Operasyonu’ ile güvenlik güçlerinin yerli halklara yönelik tecavüz, çatışma süsü vererek toplu kıyım suçlarına karıştığını açıkladı. Ayrıca bölgede yaşananlara dair araştırma yapan gazetecilerin ve insan hakları örgütlerinin de tehdit edildiklerini ekledi. Merkez Hindistan bölgesi dünyanın en militarize bölgesi konumunda. Her 40 Adivasi’ye devletin desteklediği paramiliter güçlerden en az 1 çeteci denk düşüyor. Yerli halkların yaşadığı ormanlar çok uluslu şirketler yararına yağmalanıyor, zorla boşaltmalar için Adivasilere yönelik kıyım politikası yürütülüyor.

Naksallar ülke çapında yürüttükleri toplantılar ve protestolarla Yeşil Av Operasyonuna ve yerli halklara yapılan saldırılara karşı verdikleri mücadeleyi toplumun bütün alanlarına taşıyorlar.

isyandan.org