adhk tarafından

Demirtaş: Özgürlük kazanacaktır!

Kasım 29, 2016 de ANASAYFA adhk tarafından

demirtasHDP Eş Genel Başkanı Demirtaş’ın mektubu HDP’nin grup toplantısında okundu Demirtaş, mektubunda, “Akılla, duyguyla, heyecanla örgütlenerek, toplumsal bilinci ve uyanışı büyüterek, bu girdaptan çıkacağız Özgürlük kazanacaktır” dedi

ANKARA (29-11-2016) Halkların Demokratik Partisi (HDP), haftalık olağan grup toplantısını gerçekleştirdi. Partili 8 milletvekili ile birlikte tutuklu bulunan eş genel başkanlar Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ın yokluğunda dördüncü kez gerçekleştirilen toplantıda, bu hafta Demirtaş’ın tutuklu bulunduğu Edirne F Tipi Kapalı Cezaevi’nden gönderdiği ancak iki hafta sonra sansürlenmiş bir şekilde HDP’lilere ulaşan mesajı okundu.

Demirtaş’ın grup toplantısına gönderdiği mesajını Grup Başkanvekili Çağlar Demirel okudu.

Demirtaş’ın mesajı şöyle:

“Çok değerli milletvekili arkadaşlarım, partimizin değerli yöneticileri, üyeleri, dostlar ve değerli basın emekçileri, her birinizi ayrı ayrı canı gönülden selamlıyorum. Sadece kalem ve kağıdımın olduğu bu koşullarda yazdığım bu mesajın eksikleri olursa da affınıza sığınıyorum. Bize dayatılan haksızlık, zorbalıklara rağmen her zaman ki gibi dimdik ayaktayız, coşkuluyuz ve gayet iyiyiz.

Çok değerli arkadaşlarım Ortadoğu, Mezopotamya ve Anadolu coğrafyası tarihte olmadığı hiç kadar çok yönlü müdahale ve saldırılar altındadır. Nitekim bugün ortaya çıkan IŞİD gibi, El Kaide bağlantılı vahşet ve tecavüz örgütleri tam bir kitlesel katliam ve kültürel soykırım mekanizmasına dönüşmüşlerdir. İslam’ı temsil iddiasıyla ortaya çıkan bu örgütler ne İslam’a ne de başka dinlere ne de insanlığa dair en küçük bir katkı sunmadığı gibi binlerce yıllık insanlık değerlerini de ortadan kaldıracak bir saldırganlığa dönüşmüştür. Türkiye’de ise tek dile ve tek kimliğe dayalı ulus yaratma projesindeki ısrar bu toprakların bütün farklı kimliklerini, dillerini ve renklerini zulmün her türlüsüne tabi tutmuştur. Cumhuriyet’in demokrasiyle buluşmasını isteyenler, farklı bahanelerle ‘iç düşman’, ‘terörist’ ve ya ‘vatan haini’ suçlamalarıyla karşılaşmış ve yok edilmeye çalışılmıştır. Toplumdaki her türlü demokratik dönüşüm isteği şiddetle bastırılmış muhalif kimliğiyle bilinen sanatçı, akademisyen, işveren, siyasetçi gazeteci herkes hapislere ve sürgünlere gönderilmiştir.

AKP’nin de uygulamış olduğu bu politikalar ve içeride dayattığı hegemonik ideoloji dış politikada da ana ekseni oluşturmaktadır. Mezhepçi siyasi hat dış politikanın ana belirleyeni olarak kabul edildiği için Türkiye diplomatik alanda tam bir çöküşle karşı karşıyadır.

Bu kadar tarihi bir dönemde yapılan en ciddi hata mezhepçi ve milliyetçi politikalar doğrultusunda strateji kurmaktır. Maalesef AKP de bunu yaptı. İşte bizlerin yani HDP’nin farkı da tam da burada ortaya çıkıyor. Irkçılığın, milliyetçiliğin, mezhepçiliğin ve cinsiyetçiliğin bütün coğrafyamızı kasıp kavurduğu böylesi bir dönemde demokratik ulus perspektifi ile bütün kimlik ve inançların bir arada eşitçe özgürce yaşamasını savunmanın ne kadar da hayati bir tutum olduğu daha iyi anlaşılıyor.

Bizler daha büyük bir moral ve coşku ile mücadelemizi dört duvar arasında sürdürmeye de devam edeceğiz. Bize büyük haksızlıklar yapılıyor diye barışı gür sesimizle haykırmaktan bir an olsun geri durmayacağız. Bize yapılanlara karşı koyarken, ne şiddeti ne silahı ne ölümü çare olarak görmeyeceğiz. Akılla, duyguyla, heyecanla örgütlenerek, toplumsal bilinci ve uyanışı büyüterek, bu girdaptan çıkacağız.

Son olarak iç ve dış kamuoyunda desteklerini sunan bütün çevrelere teşekkürlerim selamlarımı iletiyorum.

Tutuklanan Cumhuriyet gazetesi yöneticileri, özgür basın emekçileri, özgür basının tüm kadrolarına, bulunan yazarları, cezaevlerindeki tüm siyasi tutsaklara dayanışma duygularımı iletiyorum. Özgürlük kazanacaktır.”

ANF

adhk tarafından

Frankfurt’ta “Halkların Ortak Mücadelesi ve Görevlerimiz” Paneli yapıldı

Kasım 29, 2016 de ANASAYFA adhk tarafından

frFarankfurt’ta 26 Kasım Cumartesi günü, Bad Homburg AKM (Alevi Kültür Merkezi) de; Türkiye’de Aktüel olarak Erdagan ve AKP tarafından uygulanan, ”Faşist, Şeriatçı, Irkçı Diktatörlüğe Karşı, Mazlum Halkların Ortak Mücadelesi ve Görevlerimiz” temalı panel gercekleştirildi

Frankfurt (29-11-2016) Panel, AKM başkanının açılış konuşması ve şehitler için saygı duruşuyla başladı.

Arkasından ATİF, NAW-DEM, AABF, ADHK ve AGİF temsilcileri söz alarak,mevcut sürece  ve süreç karşısında görev ve sorumluluklarımız temelinde sunumlar yaptılar.

ADHK adına yapılan sunumda, konu üç başlık altında ,”Dünya da ve Ortadoğu da genel durum, bunun Türkiye-Kuzey Kürdistan’a yaşanan sürece etki ve yansımaları ve üçüncü olarak da, gidişat ve süreç karşısında,devrimci-demokratik,sol-sosyalist güçlerin görev ve sorumlulukları eksinde bir sunum gercekleştirildi.

Sunumlardan sonra gelen sorular,konuşmalar ve panelistlerin sorulara cevap ve toparlama bölümüyle etkinlik sona erdi.

Köln’de gercekleşen büyük  buluşmanın arkasından ve buluşma anında yaşanan bazı sorunlarar rağmen ,alevi kitlesinden,ortak mücade ve direnişte ısrar edilmesi,güç ve eylem birliklernin daha da güçlendirilmesi noktasında olumlu tepki alınması demokrasi güçleri acısından bir kazançtı.

adhk tarafından

Aliboğazı’ında 8 gerillanın yaşamını yitirdiği iddia ediliyor!

Kasım 29, 2016 de ANASAYFA adhk tarafından

dersim-gerillaDersim/Aliboğaz bölgesinde ‘’TC’’ ordusu tarafından yapılan hava bombardımanın sonucu 8 TİKKO gerillasının yaşamını yitirdiği iddia ediliyor

HABER MERKEZİ (29-11-2016)- ‘’TC’’ ordusunun Dersim’in Aliboğaz bölgesinde gerçekleştirmiş olduğu hava bombardımanı sonucu 8 gerillanın yaşamını yitirdiği iddia ediliyor Gelecek gazetesinin Tunceli Valiliği açıklamasına dayanarak yaptığı habere göre bombardımanda yaşamını yitiren 8 gerillanın TKP/ML-TİKKO gerillası olduğu iddia ediliyor. Yaşanan çatışmalarda 2 askerinde öldüğü gelen bilgiler arasında.

Yine aynı haberde 5 gerilla cenazesinin Malatya Adli Tıp Kurumuna götürüldüğü iddia ediliyor.

http://www.halkingunlugu.org/

adhk tarafından

İstanbul’da binlerce kadın sokakları zapt etti!

Kasım 26, 2016 de ANASAYFA adhk tarafından

kadn-eylemi125 Kasım dolayısı ile Taksim’de bir araya gelen binlerce kadın erkek egemen gerizi zihniyeti ve kadına yönelik uygulanan her türlü saldırı ve barbarlığı teşhir ederek kadın dayanışımsı ve mücadelesinin daha da yükseltilmesi gerektiğinin altını çizdiler

HABER MERKEZİ (26-11-2016)- 25 Kasım uluslar arası kadına yönelik şiddet günü dolayısı ile ülkenin birçok yerinde eylemler gerçekleştirildi. Bu eylemlerden biride dün İstanbul’da yapıldı.  25 Kasım Kadın Platformu tarafından düzenlenen yürüyüşe binlerce kadın katıldı. Taksim-Tünel’de bir araya gelen binlerce kadın ‘’ Hayatlarımız için erkek devlet şiddetine karşı HER HAL’de direniyoruz’’ pankartı arkasında yürüyüşe geçti. Aralarında Demokratik kadın hareketi (DKH)’nin de olduğu onlarca kadın örgütünün katıldığı yürüyüşte Erkek egemen gerici zihniyete ve somutta ise Erdoğan/AKP iktidarının kadın düşmanı tecavüzcü politikaları ve saldırıları teşhir edildi.

Yürüyüşün ardından Galatasaray meydanına gelen kadınlar burada bir basın açıklaması yaptılar. Yapılan açıklamada;  “Biz kadınlar erkek, devlet şiddetine karşı; hayatımıza, bedenimize, kimliğimize sahip çıkmak için ‘her halde direniş’ diyoruz. Kadınların özgür ve eşit haklar ile var olmasına tahammül edemeyen erkek egemen sistemin biz kadınlara dayatıldığı; onlarca yıl verilen mücadeleler sonucu elde ettiğimiz bütün kazanımlarımızın devlet tarafından ortadan kaldırılmaya çalışıldığı bu günlerde, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Dayanışma ve Mücadele Günü’nde, dünyanın dört bir yanında ayağa kalkan kadınlarla beraber ‘isyan’ımızı büyütüyoruz” denildi. Devamında ise

“Arjantin’de kadına yönelik şiddete karşı greve çıkanlar, Rojava’da yeni hayatı kuranlar, Polonya’da kürtaj yasağına direnen yüz binler, Çamlıhemşin’de ranta karşı yaşamı savunanlar, Amed’de devletin şiddetine göğüs gerenler, İzlanda’da ‘eşit işe eşit ücret’ diye haykıran emekçi kadınlar, Fransa’ da cinsiyetçi ücretlendirmeye karşı iş bırakanlar; Avon’da direnen işçi kadınlar ve tüm gündelik an ve alanlarda hayatlarına sahip çıkan daha niceleri, kendilerine yönelen baskılara itiraz ediyor; kendi hayal ettikleri dünya için eyliyor; söylüyor; üretiyor, dünyayı ve hayatlarını değiştirmek için mücadele ediyorlar.”

Her yıl olduğu gibi bu 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Dayanışma ve Mücadele Günü’nde sokaklarda meydanlarda olmaktan vazgeçmediklerini belirten kadınlar, “O halde de, bu halde de susmuyoruz, itaat etmiyoruz, direnişimizi, dayanışmamızı ve mücadelemizi her halde büyütüyoruz. Buradayız gitmiyoruz. Susmuyoruz, korkmuyoruz, itaat etmiyoruz” denildi. Eylem atılan sloganlar ve zılgıtlarla sona erdi.

http://www.halkingunlugu.org/

adhk tarafından

Fidel Castro yaşamını yitirdi!

Kasım 26, 2016 de ANASAYFA adhk tarafından

fidel-castroKüba devrimin efsanevi komutanlarından Fidel Castro 90 yaşında yaşamını yitirdi

HABER MERKEZİ (26-11-2016)- Küba devrimin efsanevi lideri ve komutanı Fidel Castro 90 yaşında yaşamını yitirdi Che Guevara ile birlikte Küba devrimine önderlik eden Fidel Castro’nun onlarca kitap ve makalesi bulunmaktadır. Son olarak Küba komünist Partisinin Nisan ayında yapılan 5. Kongresinde konuşan Castro ‘’ Yakında 90 yaşında olacağım. Yakında bende diğer önderler gibi öleceğim. Elbette hepimizin zamanı gelecek. Ancak Kübalı komünistlerin idealleri, inançları bu dünya için, insanlık için fayda sağlamaya devam edecek. Bu idealler için savaşmaya devam etmeliyiz’’ demişti.

Küba devlet başkanı Raul Castro Fidel’in cesedini kendi vasiyeti göre yakılacağını belirtti. Ayrıca cenaze törenin nasıl yapılacağının ise bugün kamuoyuna açıklanacağı belirtiliyor.

http://www.halkingunlugu.org/

adhk tarafından

Dersim/Aliboğazı havadan ve karadan bombalanıyor!

Kasım 25, 2016 de ANASAYFA adhk tarafından

alioazDersim’de bulunan Aliboğaz mevkii havadan ve karadan yoğun olarak bombalandı Askeri birliklerinde indirildiği bölgede operasyonların hala devam ettiği gelen bilgiler arasında

HABER MERKEZİ (25-11-2016)- Kuzey Kürdistan’da Türk ordusunun gerilla güçlerine yönelik kapsamlı saldırıları devam ediyor. Saldırıların ve çatışmaların en yoğun yaşandığı yerlerden biri de Dersim’dir.

Dersim’de de devletin sürekli hedefte tuttuğu v sistematik olarak her sene havadan ve karadan kapsamlı saldırılar gerçekleştirdiği alanların başında gelmektedir. Özellikle kış sürecinde gerilla güçlerinin konumlandığı alan olarak bilinen Aliboğaz sistematik olarak sonbahar ve kış aylarında yoğun hava bombardımanı saldırısına maruz kalmaktadır.

Dün de Aliboğaz bölgesi yoğun olarak F-16 Uçakları tipi Helikopterlere saatlerce bombalandı. Hava saldırısına paralele olarak Aliboğazının birçok noktasına havadan askeri birlikler indirildiği gelen bilgiler arasında. Bölgede operasyonların hala devam ettiği belirtiliyor.

http://www.halkingunlugu.org/

adhk tarafından

Yeni Faşist Saldırılara Hedef Olan Tutsaklara Sahip Çıkalım!

Kasım 25, 2016 de ANASAYFA adhk tarafından

devrimci-tutsaklarSivil faşist darbe altında ağır faşist saldırı sürecinin hüküm sürdüğü doğrudur Fakat bu sürecin görev ve sorumlulukları ya da yoğunluğu özgür tutsaklara dönük saldırılar karşısındaki görev ve sorumluluklarımızdan bağımsız tasavvur edilemezler Dışarıdaki sınıf mücadelesi ile içerideki sınıf mücadelesi bir birinden ayrılamaz İki alandaki mücadele ve görevleri tek mücadele ya da görevdir. Hatta hapishanelerdeki durum özgünlüğü itibarıyla daha hassas bir görevdir, daha hassas ele alınmak durumundadır. Dolayısıyla hiçbir gerekçeyle hapishanelerde yaşanan faşist saldırılara veya faşist baskı süreçlerine kayıtsız kalınamaz, kalınmamalıdır. Düşman ‘’savunmasız’’ veya ‘’rahat’’ hedef gördüğü düşmanına saldırmayı öncelikli olarak ele alır. Kesintisiz olarak sürdürülen faşist baskılar bunun kanıtıyken, tarihsel tecrübeler de bunu doğrulamaktadır. Bugün çeşitli gerekçeler ve yönetmeliklerle sinyali verilen baskı ve saldırı süreci de aynı şeyi doğrulamaktadır. Bu baskı ve saldırı sürecine karşı tutsaklarla dayanışma içinde yoğun etkinliklerle değişik biçimlerde protestolar, eylemler gerçekleştirmek ihtiyaçtır. Tutsaklarla daha fazla dayanışma ve her alanda, her bakımdan dayanışmak, içerde-dışarıda direniş ve mücadeleleri birleştirmek, büyütmek görevdir

HABER MERKEZİ(25.11.2016)-Hapishaneler faşist iktidarın en barbar ve en ağır insanlık dışı saldırılarına açık bir yara durumundadır. Bu yara tarihsel birikinti olarak kabuk bağlasa da bazen sessizce ve içten içe, bazen de oluk oluk dışa kanayan ama sürekli kanama halinde olan aktüel bir yaradır. Unutulması ve kaderine terk edilmesi yaranın ölümcül derinliğe inerek tahribatını büyütmesine yol açarken, diri dinamiğin sınıf mücadelesinden tecrit edilmesi gibi özel bir anlam taşır. Elbette yiten tutsaklar, tedavisi engellenerek katledilen ve insani yaşam dışına mahkûm edilerek, işkence ve insan onuruna aykırı bilumum uygulamalara maruz kalan tutsaklar gerçeği ise çok daha anlamlı bir tablo olarak karşımıza çıkar. Hoyratça ayaklar altına alınan insan onuru, siyasi kimlik ve kişilik hakları, en ağır şartlarda uygulanan tecrit ve izolasyon, son derece barbar bir keyfiyetle yok edilen yaşam hakkı, tutsakların stratejik konseptlerle maruz kaldığı zulmün en kaba birkaç biçimidir.

Orada insanlık ayaklar altına alınarak yok ediliyor. Orada sınıflar mücadelesi en zalimane biçimlerde yürütülüyor. Orada sınıflar mücadelesi gerici hakim sınıflar lehine olmak üzere en eşitsiz koşullarda yürütülüyor. Ama Orada devrimci sınıf mensubu tutsaklar canları pahasına ve en alasından işkencelere rağmen temsil ediyor sınıfını ve sınıfının direniş tavrını. Kah tedavi edilemeyerek bilinçli olarak ölüme terk edilerek kah kurşunlanarak katlediliyorlar, sistematik işkencelere tabi tutuluyorlar, tecrit ve izolasyona maruz bırakılarak direnç ve iradeleri kırılmaya çalışılıyor, onur kırıcı insanlık dışı muamelelere tabi tutuluyorlar ama Onlar teslim alınamıyor, direnişleri yok edilemiyor… Onlar yaşamları pahasına direniyor, Onlar insanlık onuru için direniyor, Onlar yoksul dünya için ve yoksul dünyanın geleceği için savaşıyor. Bundandır ki, Onları unutmak devrimci sınıf tavrı açısından büyük bir aymazlık, sınıf mücadelesine kayıtsızlık, son tahlilde insanlığa ihanet değerinde insani değerlere sırt dönmektir…

Özgür tutsaklar hapishanelerde devam eden barbar saldırı, işkence ve baskıların yeni biçimleriyle daha yoğun yüz yüzedir. Hapishanelerde baskı ve işkencelerin yeni boyutlara tırmandırılması anlamına gelen yeni yönetmenlikler yürürlüğe sokulmaktadır. Son olarak yürürlülüğe koyulan yönetmelikle tutsaklardan el-parmak izi almanın elektronik biçimine geçilerek, tutsaklara yeni bir baskı ve saldırı furyası başlatılmış-başlatılacaktır. Uygulama sadece yeni tutsak edilip hapishanelere getirilen tutsakları değil, içerde bulunan tutsakları da kapsamaktadır. Yani bu yeni elektronik uygulamaya geçmekle birlikte içerde bulunan tüm tutsakların el ve parmak izleri yeniden alınacaktır. Bu da parmak izi alma gerekçesiyle hücrelere saldırıların yapılması, avukat ve aile görüşüne çıkacak tutsaklara el-parmak izi alma dayatmasıyla baskı, saldırı ve işkencelere tabi tutulacakları anlamına gelmektedir. Oysa daha önce alınmış el-parmak izlerinin elektronik ortama çekilmesi-geçirilmesi mümkündür. Ancak faşist iktidarın tamamen keyfiyetçi zeminde yürüttüğü sivil darbe faşizmi, özgür tutsaklara daha fazla baskı ve işkence uygulamak için ya da özgür tutsakları teslim almak için yürüttüğü faşist konseptten sonuç alabilmek için bu yönetmenliği bahane ederek saldırılarını daha da ağırlaştırıp yeni bir saldırı süreci geliştirecektir. Dolayısıyla bunca ağır siyasi süreç ve gündeme rağmen, hapishanelere-tutsaklara dönük faşist baskı ve işkence politikalarına karşı kamuoyunu duyarlı hale getirmeye özel bir önem verilmelidir. Tutsakların esaret altında yaşadıkları mevcut baskı ve saldırılar yeni saldırılarla tırmandırılmak istenmektedir ki, bu süreç karşısında sessiz kalmak tutsakların daha ağır işkencelerden geçirilip daha fazla katledilmelerine seyirci kalmak anlamına gelecektir…

Sivil faşist darbe altında ağır faşist saldırı sürecinin hüküm sürdüğü doğrudur. Fakat bu sürecin görev ve sorumlulukları ya da yoğunluğu özgür tutsaklara dönük saldırılar karşısındaki görev ve sorumluluklarımızdan bağımsız tasavvur edilemezler. Dışarıdaki sınıf mücadelesi ile içerideki sınıf mücadelesi bir birinden ayrılamaz. İki alandaki mücadele ve görevleri tek mücadele ya da görevdir. Hatta hapishanelerdeki durum özgünlüğü itibarıyla daha hassas bir görevdir, daha hassas ele alınmak durumundadır. Dolayısıyla hiçbir gerekçeyle hapishanelerde yaşanan faşist saldırılara veya faşist baskı süreçlerine kayıtsız kalınamaz, kalınmamalıdır. Düşman ‘’savunmasız’’ veya ‘’rahat’’ hedef gördüğü düşmanına saldırmayı öncelikli olarak ele alır. Kesintisiz olarak sürdürülen faşist baskılar bunun kanıtıyken, tarihsel tecrübeler de bunu doğrulamaktadır. Bugün çeşitli gerekçeler ve yönetmeliklerle sinyali verilen baskı ve saldırı süreci de aynı şeyi doğrulamaktadır. Bu baskı ve saldırı sürecine karşı tutsaklarla dayanışma içinde yoğun etkinliklerle değişik biçimlerde protestolar, eylemler gerçekleştirmek ihtiyaçtır. Tutsaklarla daha fazla dayanışma ve her alanda, her bakımdan dayanışmak, içerde-dışarıda direniş ve mücadeleleri birleştirmek, büyütmek görevdir.

Yeni saldırı dalgası hapishane kapılarına dayanmıştır. Kamuoyunu duyarlı hale getirerek faşist saldırıların püskürtülmesi için öncelikle her devrimci ve sosyalist kurum sınıf bilinci ve tavrına uygu sorumluluk taşımalı, demokrat, aydın, ilerici her kişi ve kurumu tutsaklarla dayanışma sürecinin parçası haline getirmelidir.

http://www.halkingunlugu.org/

adhk tarafından

ADEF ve Rüselsehim Dersim Spor’dan Çağrı

Kasım 24, 2016 de ANASAYFA adhk tarafından

dersimİdam edilişlerinin 79’uncu yılında Seyid Rıza ve Yoldaşlarını Anma Gecesi

Tarih: 27 Kasım 2016 (Pazar)

 Saat : 14 00

Seyit Rıza ve Yoldaşlarını andığımız bu anlamlı gecemize Dersimli’leri, Dostlarını ve Her ulus ve inançtan halklarımızın katılması anlamlı olacaktır.

Bizi yok etmek isteyen zalimlere karşı, Dersimin dik duruşu ve Munzur’un coşkusu ile birlikte dur diyebilmek için gecemizde buluşalım…

adhk tarafından

Viyana Kadın Örgütlerinden protesto eylemi!

Kasım 23, 2016 de ANASAYFA adhk tarafından

viyanaViyana (23-11-2016) ADKH, Göçmen Kadınlar, Yeni Kadın, Avusturya Alevi Kadın Kolları Tarafından AKP iktidarının Tecavüzü meşrulaştırmak ve cinsel istismarı, çocuk evliliklerini yasallaştırmak için sunduğu önergeyi, Viyana Türk konsolosluğu önünde bir eylemle protesto ettiler Türkçe ve Almanca konuşmaların yapıldığı protesto eylemi sonunda tertip komitesi tarafından yapılan konuşmaların ardından bitirildi.

adhk tarafından

ADKH ve Yeni Kadın Düisburg’da “tecavüz yasası”nı Protesto Ettiler

Kasım 23, 2016 de ANASAYFA adhk tarafından

adkhDUİSBURG (23-11-2016) – Avrupa Demokratik Kadın Hareketi (ADKH) ve Yeni Kadın’ın çağrısıyla dün akşam saatlerinde Duisburg’un istasyon garında, “tecavüz yasası” protesto eylemi gerçekleştirildi

AKP-Erdoğan diktatörlüğü , Tecavüz ettiği –kız çocuklarıyla- evlenen tecavüzcülerin serbest kalmasını, meclise getirdiği yasa önergesiyle yasallaştırmaya çalıştığı bu günlerde, Duisburg’da kadınlar eylem yaparak, çocuk istismarına karşı, sloganlarını en gür şekilde haykırdılar.

Bu yasanın çocuk istismarı kadar çocuk evliliklerini de meşrulaştıran bir tarafına vurgu yapılarak, her daim kadın düşmanlığı yapan AKP nin dün olduğu gibi bugünde bedenler üzerinden siyaset yapan cinsiyetçi ideolojisinin teşhiri eylemimizde yapılmıştır.

Kadınların öfkesi, isyan çığlıklarının daha da yükseldiği bugünlerde, 25 Kasım Kadına yönelik şiddeti protesto gününde de bedenimiz, özgürlüğümüz bizimdir, direncini göstereceğiz. 25 kasıma çağrının ardından; eylem ,Cinsel sömürüye son, tecavüzü onaylama, tecavüzü koruma sloganlarıyla sonlandırılmıştır.