adhk tarafından

TİKKO gerillası Doğuş Doğan sonsuzluğa uğurlandı!

Haziran 30, 2017 de ANASAYFA adhk tarafından

Aliboğazı’nda ölümsüzleşen 12 TİKKO gerillasından biri olan Doğuş Doğan dün Dersim’in Pülümür ilçesine bağlı Dereboyu köyünde sonsuzluğa uğurlandı

HABER MERKEZİ (30-06-2017)-24-28 Kasım 2016 tarihleri arasında Aliboğazı’nda Türk ordusu ile yaşanan çatışmada ölümsüzleşen TKP/ML TİKKO gerillası Doğuş Doğan dün yapılan cenaze töreni ile sonsuzluğa uğurlandı. Doğan dün Pülümür’e bağlı Dereboyu Köyü’nde yapılan törenin ardından defnedildi.

Malatya Adli Tıp’tan (ATK) cenazesi alınan Doğuğ Doğan Ailesi ve yoldaşları tarafından Pülümür’ün Dereboyu köyüne götürüldü. Çevre köylerden katılımın olduğu bir törenin ardından Doğan sonsuzluğa uğurlandı. Cenazede bir konuşma yapan Doğan’nın babası, oğlunun mücadelesine saygı duyduğunu belirtti.

http://www.halkingunlugu.org/

adhk tarafından

ADHK, G20 Zirvesini Protestoya Çağrıyor

Haziran 29, 2017 de ANASAYFA adhk tarafından

ADHK (29-06-2017) Avrupa Demokratik Haklar Konfederasyonu olarak, başta Almanya’da yaşayan üye ve taraftarlarımız olmak üzere avrupadaki bütün üyelerimizi, demokratik hak ve özgürlüklerden yana demokrasi mücadelesini savunan, haksız savaşlara karşı çıkan herkesi Hamburg’ta G20 zirvesini protesto etmeye, emperyalist-kapitalist barbarlığa karşı emeğimize sahip çıkmaya çağırıyoruz

Tren Kalkış Yer ve Saatleri (5 Temmuz 2017)

Stadt / Zwischenhalt Abfahrt* Ticketpreis pro Person
(Hin- und Rückfahrt)
Basel-Bad Bahnhof  14:27 Uhr auf Gleis 3 100,00 €
Kornwestheim bei Stuttgart  18:30 Uhr auf Gleis 6 60,00 €
Heidelberg  20:00 Uhr auf Gleis 3 60,00 €
Frankfurt Main Süd  22:21 Uhr auf Gleis 507 60,00 €
Köln-Messe/Deutz  0:56 Uhr (6.7.2017) Gleis 11 50,00 €
Dortmund Hbf  2:07 Uhr (6.7.2017) Gleis  8 50,00 €
adhk tarafından

DHF: Sivas Katliamını Unutmadık!

Haziran 29, 2017 de ANASAYFA adhk tarafından

Sivas katliamının 24’üncü yılı dolayısı ile Demokratik Haklar Federasyonu(DHF) bir açıklama yayınladı ‘’Katliamların hesabını soracağız, Sivas katliamını unutmadık’’ başlığı ile yapılan açıklamayı öneminden dolayı olduğu gibi yayınlıyoruz

HABER MERKEZİ (29-06-2017)-Selçuklu’dan Osmanlı’ya, Osmanlı’dan “TC” devletine katliamlar tarihi üzerinden yükselen faşist devlet mekanizması her dönem emekçiler ve ezilen ulus, inançlar üzerinde faşist saldırılarını artırarak devam ettirmektedir. 2 Temmuz 1993 tarihinde Sivas’ta 33 aydın, yazar ve Alevileri katleden anlayış bugün AKP ile iktidara taşınmış ve saldırılarını boyutlandırmıştır. Tekçi, asimilasyoncu, inkârcı politikalarla kendini var eden faşist devlet ve onun resmi- sivil faşist-gerici güçleri dün olduğu gibi bugün de bu politikalarına devam etmektedir. Sivas katliamı bir güruhun ırkçı-dinci hezeyanları olarak ele alınamaz. Sivas katliamı, geçmişten günümüze faşist devletin Alevilere yönelik kininin bir göstergesidir. Bu kin, geçmişte Koçgiri, Dersim, Maraş, Çorum, Malatya, Gazi-Ümraniye katliamları olarak “TC” devletinin tarihinde kanlı bir not olarak yerini almıştır. Devletin Alevilere yönelik öfkesi ve kini ise hala devam etmektedir. Alevi köyleri devlet tarafından yoksulluğa mahkum edilmekte, köylere zorla ve/veya tehditle camiler inşa edilmekte, zorunlu din dersi ile Alevi çocukları sistemli bir asimilasyona tabi tutulmak, Aleviler hedef gösterilmektedir. Aleviler üzerindeki baskılar her geçen gün artmaktadır.

Katliamlara Karşı Çözüm, Örgütlü Mücadelede!

Her dönem katliamlarla sınan emekçiler ve ezilenler direniş geleneğiyle, faşist-gerici baskılara karşı durmuştur. Devletin katliam politikaları kendisine karşı duran herkes üzerinde kendini göstermektedir. 93’te Sivas’ta diri diri yakan devlet, 2016 yılında da Cizre’de Kürtleri diri diri yakmıştır. 1938’de Elazığ Buğday Meydanında Seyit Rıza’nın sesinde yankı bulan baş eğmezlik çağrıları, 2016’da Cizre’de Mehmet Tunç’un sesinde yankı bulmuştur. Birbirinden farklı dönemlerde yapılan bu çağrılar, emekçilerin ve ezilenlerin birleşik mücadele çağrısıdır. Ve bu çağrıya cevap olacak somut atılım ise örgütlü mücadeleyi yükseltmek, emekçileri-ezilenlerin ortak mücadelesini örmektir.

Sivas katliamının 24.yılında sonsuzluğa uğurladıklarımızı saygıyla anıyoruz. Katliamların hesabını sormak, hesap sorma bilincini geliştirmek için tüm halkımızı Sivas katliamının 24.yılında alanlara çağırıyoruz. Tüm emekçileri ve ezilen ulus ve inançları Demokratik Haklar Federasyonu saflarında örgütlü mücadeleye davet ediyoruz.

adhk tarafından

Mulhouse’da Yeni Dernek Lokalinin Açılışı Yapıldı

Haziran 28, 2017 de ANASAYFA adhk tarafından

Mulhouse (28-06-2017) Uzun dönemdir ACOTF Mulhouse Yönetim Kurulunun ve üyelerinin önüne görev olarak koyduğu yeni dernek binası satın alma, kollektif emek süreciyle tamamlanmış bulunmakta Bütün üye, taraftarlarının ve halkın desteği’nin de olduğu emek sürecinden sonra alınan yeni yerin tadilat ve onarımı bittikten sonra, Mulhouse halkı dost kurum ve sanatçı dostumuz Şenol Akdağ’ın katılımıyla  coşkulu bir açılış gerçekleştirildi.

Açılış etkinliği 25/06/2017 pazar günü saat 12″00 da ACOTF yönetim kurulu adına yapılan konuşma ile başladı. Konuşmada uzun dönemdir temellerini attığımız yeni dernek bınamızın açılış heyecanını sizlerle paylaşmanın mutluluğunu yaşıyoruz, bundan sonraki süreçte çalışmalarımızı daha iyi ve nitelikli hale getirmek için kollektif çalışma anlayışı ile hareket etmeliyiz. Kendi tarihimizde bir ilk olan bu derneği daha canlı çalışmalar içinde görmemiz için hep birlikte daha iyi projeler çalışmalar içinde olmalıyız. Kültür sanat, kadın, gençlik ve çocuklara yönelik çalışmalar, Folklor, gitar ve resim kursları vereceğiz, bunları planlı bir şekilde hayata geçirmek için şimdiden nasıl bir dernek çalışması gerektiği noktsında bütün üye taraftarlarımız fikirlerini projelerini sunması bizleri daha iyi yere getirecektir.

Dernek anlayışımız çalışmalarımız mekan anlayışı ile ele alınamaz. Kapitalizmin dayatmış olduğu yozlaşma ve yabancılaşmaya karşı birlikte hareket etme, kollektif  çalışma ile geleceğimiz ve çocuklarımız için  örgütlenme noktasında başarılar elde edebilir vurgusuyla alternatif yaşam mümkündür diyerek konuşmasını sonlandiran yönetim kurulu, konuşmacısıdan sonra, dost kurumlardan Kürt Kültür Merkezi, Alevi Kültür Merkezi (Mulhouse, St louis, Altkirch) ATİK ve SYKP Mulhosue temsilcileri adına konuşan arkadaşlar ise; dayanışmanın birlikte hareket etmenin daha bir önem kazanıldığı bu günlerde ACOTF derneğinin başarısını kutluyor, birlikte dayanışma temelinde her türlü hareket etmemizin önemini birkez daha vurguluyoruz diyerek dilek ve temennileri dile getirdiler.

Ayrıca etkinlikte Halkın Günlüğü Mulhouse okurları adına bir konuşma gerçekleşti. Özgün durum ve süreç yoğunluğundan kaynaklı açılış etkinliğine aramızda olmayan ADHK konseyinin yollamış olduğu mesaj kitleye okundu.

Etkinlik konuşmaların ardından yemek bölümüne geçildi, yemekten sonra çocuklardan ayrı ayrı oluşan şarkı söyleme ve Berna Aradağ arkadaşın çello çalmasıyla renkli bir ortama büründü. Daha sonra sanatçı dostumuz Şenol Akdağ ezgileriyle bizlere eşlik etti, halaylar ve kadın korosuyla açılış etkinliği ilerleyen saatlerde sonlandırıldı.

adhk tarafından

ADHK; 24. Yılında Sivas Katliamı’nı Unutmadık Unutturmayacağız!

Haziran 27, 2017 de ANASAYFA adhk tarafından

ADHK (27-06-2017) Tarih 2 Temmuz 1993, Pir Sultan Abdal şenlikleri için ülkenin dört bir yanından insanlar Sivas’a akın etmiş ve 1 Temmuz günü salonların dolup taştığı paneller seminerler yapılmıştı O gün kitleleri çoşturan sanatçı ve aydınlarımız, 2 temmuz günü  Madımak otelinde alevlerin ortasında kaldılar. 33 aydın, sanatçı ve gençlerimiz, 2 de görevli yanarak ve üzerlerine çöken kara dumanlardan dolayı boğularak hayatlarını kaybederlerken, dışardaki yobaz sürüsü “ cehennem ateşi bu, cayır cayır yanacaksınız…” sloganları atıyorlardı. Canlarımızı, yoldaşlarımızı yakarak katleden bu tetikçi yobaz güruhu MİT’in ve doğrudan doğruya devletin yönlendirmesiyle alevi toplumuna karşı olan kinlerini kusmuş ve tarihi misyonlarını bir kez daha yerine getirmiş oldular.

Madımak katliamı kuşkusuz sadece alevi toplumuna yöneltilmiş bir katliam, bir saldırı değildir. 12 Eylül askeri faşist darbesinden sonra, o süreçte yeniden yükselişe geçen devrimci – demokratik  muhalefete de bir gözdağı, korkutup sindirme mesajı anlamını da taşıyordu. Bugün yapılan katliamın 24. yıldönümündeyiz. Aradan geçen 24 yıllık süreçten bu yana kuşkusuz başta alevi toplumu ve alevi toplumunun kurumları olmak üzere tüm devrimci – demokrat kesimlerin çıkartacakları önemli dersler olmalıdır.Öncelikle Türk-islam sentezli faşist devletle hesaplaşmadan hiç bir demokratik hakkın dahi kazanılamıyacağı gerçeğini görmek gerekiyor.Hesaplaşmak içinse,tüm ötekileştirilmişlerin ortak bir zeminde buluşmaları bugün çok daha aciliyet kazanmış durumdadır.

Tarih boyunca yüzlerce kez katliamlar yaşamış, baskılar görmüş, sürgünlere maruz kalmış alevilerin, kendi demokratik hakları için sık sık devletin kapısını çalma, ordan medet umma perspektifinden kurtulması gerekiyor. Kendi öz gücüne ve kendisi gibi katliamlara, baskılara maruz kalmış tüm ötekileştirilenlere güvenmesi, ortak düşmana karşı karşılıklı güven ortamlarının yaratılması ve ortak bir mücadele zemininin oluşturulması artık kaçınılmaz bir durumdur. Ayrılıklarımızı gündeme getirmekten çok, aynılıklarımızı konuşmanın ve bunun üzerinde devrimci-demokrasi mücadelemizi yükseltmenin zamanı çoktan geçmiştir.

Madımak‘ta yaşatılan katliam kendiliğinden yaşanmış tepkisel bir olay değildi. Öyle olmadığı, yani uzunca bir planlamanın sonucu olduğu katliamdan sonra ortaya çıkan belgeler ve tanık ifadeleriyle kesinleşti.O yıl Pir Sultan Abdal etkinliklerinin dördüncüsünün hazırlıkları yapılırken, Milli Görüş vakfının öncülüğünde Sivas’a gerici yığınaklar yapılıyor, günler önce camilerde gizli kapalı toplantılar düzenleniyordu. MİT elemanları gerici yobaz kitleyi yaptıkları propagandalarla galyana getirmenin yollarını arıyor ve başarıyorlardı da. Dağıtılan bildirilerde açıktan açığa katliam çağrıları yapılıyor, devlet olacak olanlardan haberdar olmasına rağmen hiç bir önlem almıyordu. Daha da önemlisi, Sivas valisi başta olmak üzere katliama maruz kalanlar, tüm hükümet yetkililerini arayarak yardım talebinde bulunmalarına rağmen, saldırıyı önlemeye güvenlik güçleri gönderilmiyor, çok sonradan gelenler ise sadece olayları seyretmekle yetiniyorlardı.En ufak bir olay karşısında yüzlerce polisi seferber eden devlet, ogün valinin tüm çabaları sonucu, saatlersonra Tokat‘tan 20, Kayseri‘den 31 polis ve jandarma komutanlığından 20 jandarma toplam 71 kişi gönderilmişti. Oysa hemen otelin yanı başında 6 bin kişilik koca bir tugay bulunuyordu. Başbakan Tansu Çiller, “Çok şükür, otel dışındaki halkımız bu yangından zarar görmemiştir.Halktan kimsenin burnu kanamamıştır.” derken; Cumhurbaşkanı Demirel katliama ilişkin şunları söylüyordu; “Halkla güvenlik güçlerini karşı karşıya getiremeyiz. Olay münferittir, ağır tahrik vardır. Güvenlik kuvvetleri ellerinden geleni yapmışlardır. “Görüldüğü gibi devletin tepesinde oturanlar açıktan açığa katilleri desteklemiş katliamın ortakları olduklarını böylece itiraf etmiş oluyorlardı. Ve daha sonraki süreçte katillerin nasıl „yargılandıklarını“ ve milletvekili koltuklarına oturtularak mükafatlandırıldıklarını hepimiz biliyoruz.

Geçmişten bugüne yaşanıp gelen bütün baskılar, zulümler, katliamlar faşist türk – islam devletinin alevilere olan düşmanlığının açık ifadesidir. Bu devlet, kuşkusuz sadece alevi toplumuna düşman değildir.Kendisinden olmayan farklı ulus ve milliyetlere, farklı inanç topluluklarına da düşmanlığını en acımasız bir biçimde sürdüre gelmiştir.Kürtlere, ermenilere, rumlara, ezidi ve süryanilere yaplılanların tanıklarıyız. Daha da önemlisi, işçilere,köylülere,devrimcilere ve sosyalistlere karşı işlenen devlet suçundan, yapılan işkenceleerden katliamlardan hepimiz fazlasıyla payımızı almışızdır.

2 Temmuz katliamı, tıpkı daha önce Maraş‘ta, Çorum‘da, Dersim‘de, Malatya‘da yaşananlar gibi aynı politikaların bir benzeri ve devlet destekli hunharca yapılan bir katliamdan başka bir şey değildi. Maşa olarak ise yine her zamanki gibi cahil, yobaz sürüsü kullanılmıştır.

Dünden bugüne yaşananların muhasebesi elbette ki yapılacaktır. Ama içinden geçtiğimiz süreç hiç de kolay bir süreç değildir. Dün Madımak‘ta yükselen alevler, bugün dünyayı dört bir yandan sarmış durumda. Emperyalist haydutlar, yerli gerici faşist uşaklarını da kullanarak yakıp yıkmadıkları yer, katliamlara maruz bırakmadıkları mazlum halklar kalmadı. Hergün bir yeri, bir ülkeyi, bir kıtayı yakıp yıkıyor bu emperyalist haydutlar. Latin Amerika’ dan Afrika’ya, Avrasya’dan Balkan’lara Asya’dan Ortadoğu’ya kadar her yer  cehenneme çevrildi. Milyonlarca insan katledildi, şehirler, kasabalar yerle bir edildi ve bu yıkım, bu kıyım özellikle Ortadoğu coğrafyasında bütün şiddetiyle hala devam etmektedir.Katliamların, yıkımların yanı sıra milyonlarca insan yerini yurdunu terk etmek zorunda bırakıldı. Göçe zorlanan milyonlar bir yandan açlığın ve hastalıkların pençesinde kıvranırken, öte yandan denizlerde okyanuslarda boğularak öldüler.Kurtulanlar ise gidebildikleri devletlerin ırkçı politikalarının kurbanı durumundalar.

Tüm dünya halklarına karşı başlatılan bu topyekün emperyalist saldırılar ve özel olarak da ülkemizde sürekli gündemde tutulan ve yeni katliamlara maruz bırakılmak istenen alevi toplumu  bugün her zamankinden daha fazla devrimci – demokrat dostlarıyla daha güçlü ve örgütlü birliktelikler içine girmesi ihtiyacı vardır. Aksi taktirde Nesimi’lerin, Pir Sultan’ların, Şeyh Bedreddinlerin yolunu sürmek olası değildir. Ülkemizde faşist AKP iktidarının  katliamları, saldırıları hız kesmeden devam ederken, herkesin bölük pörçük bir yerlerde durması, faşist diktatörlüğün ekmeğine yağ sürmekten başka hiç bir işe yaramayacağı gibi, gidilmek istenen Orta Çağ karanlığının da önü açılmış olacaktır.

Öyle ise; Hasret Gültekin’lerin, Muhsin Akarsu’ların, Nesimi Çimen’lerin, Asım Bezirci’lerin, Metin Altıoklar’ın kısacası 33 canımızın, yoldaşımızın bize bıraktığı, biat etmeme mirasıyla donanıp, bu faşist iktidara karşı direnen tüm dostlarımızla omuz omuza mücadele etmenin andını içmeliyiz. Başka türlü kurtuluş mümkün değildir. Ya hep beraber, sömürüsüz ve zulümsüz bir dünyayı yaratmak için bu faşist düzeni yok edeceğiz, ya da Pir Sultan’lara, Nesimi’lere, Seyid Rıza’lara, Deniz’lere, Mahir’lere ve İbrahim’lere ihanet edeceğiz. Onlar ki biat etmeyi değil, kavga ederek onurluca ölmeyi seçtiler. Onlar ki özgürlük sancaklarımızdırlar. Onlar ki, onurumuz ve önderlerimizdirler. Öyle ise onlara layık olmaktan başka bir alternatif yok.

2 TEMMUZ’U UNUTMADIK UNUTTURMAYACAĞIZ!

DEVRİM VE DEMOKRASİ ŞEHİTLERİ ÖLÜMSÜZDÜR!

Avrupa Demokratik Haklar Konfederasyonu

Haziran 2017

adhk tarafından

Aydın, Sanatçı ve İnsan hakları savunucularından çağrı!

Haziran 27, 2017 de ANASAYFA adhk tarafından

111 gündür açlık grevi direnişinde olan Nuriye Gülmen ve Semih Özakça için 111 aydın, sanatçı, milletvekili ve insan hakları savunucusu “İşlerine geri dönsünler” çağrısı yaptı

HABER MERKEZİ (27-06-2017)- ‘’İşimizi geri istiyoruz’’ şiarı ile 111 gündür açlık grevi direnişinde olan Nuriye Gülmen ve Semih Özakça için toplumun birçok kesiminden sahiplenme ve dayanışma çağrıları devam ediyor. Ördükleri direnişle toplumsal mücadelenin özneleri olan Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın sağlık durumlarının artık hayati tehlike sınırına geldiği belirtiliyor.

Nuriye ve Semih ile dayanışma için Aydın, Sanatçı, İnsan Hakları savunucusu ve milletvekillerinin bulunduğa 111 kişi ‘’işlerine geri dönsünler’’ açıklaması yaparak bir dayanışma çağrısı yayınladırlar. İmzacıların kamuoyuna yönelik yayınladıkları çağrı metni şu şekilde;

“Nuriye Gülmen ve Semih Özakça OHAL Kararnamesi ile işten atılan beş bin akademisyen, elli bin öğretmen ve yüz elli bin çalışandan yalnızca ikisi. İşe geri dönme talebiyle açlık grevine gittikleri için cezaevine atıldılar 109 gündür açlar. Nuriye ve Semih ölmesin Çalışma hakları geri verilsin. Okullarına dönebilmeleri ve hayatlarına devam edebilmeleri için devletin gereken adımları atmasını istiyoruz. Adalet ve demokrasi bunu gerektirir.

Çağrıya imza atanlar;

Akın Birdal

Ataol Behramoğlu

Atilla Dorsay

Arif Sağ

Ayşe Kulin

Aslı Erdoğan

Ayşe Semiha Baban

Ahmet Ümit

Ayşegül Tözeren

Ayşenur Arslan

Av Gürkan Altun Bursa Barosu Başkanı

Av Zafer Kazan Sakarya Barosu Başkanı

Av Polat Balkan Antalya Baro Başkanı

Av Veli Küçük Adana Barosu Başkanı

Av Hakan Canduran Ankara Barosu Başkanı

Ali Haydar Hakverdi

Barış Atay

Barış Bıçakcı

Burhan Sönmez

Bülent Emrah Parlak

Bülent Erkmen

Barış Yarkadaş

Buket Uzuner

Banu Güven

Barış Pirhasan

Can Dündar

Cahit Berkay

Celile Toyan

Deniz Türkali

Defne Halman

Edip Akbayram

Erdal Erzincan

Ece Yörenç

Elif Şafak

Eşber Yağmurdereli

Ezel Akay

Emrah Serbes

Ercan Kesal

Ersan Uysal

Füsun Demirel

Ferzan Özpetek

Filiz Kerestecioğlu

Fatoş Güney

Fatih Portakal

Fuat Saka

Füsun Erbulak

Grup Yorum

Gencay Gürsoy

Gülriz Sururi

Güvenç Dağüstün

Gökçer Tahincioğlu

Hayko Cepkin

Halil Ergün

Hüseyin Turan

Hasibe Eren

Hale Soygazi

Hüsnü Arkan

İlyas Salman

Ilkay Akkaya

Jehan Barbur

Jülide Kural

Korkut Botatav

Küçük İskender

Levent Üzümcü

Lale Mansur

Latife Tekin

Meltem Cumbul

Murathan Mungan

Müjde Ar

Menderes Samancılar

Müjdat Gezen

Macit Koper

Metin Bakkalcı

Merdan Yanardağ

Mehmet Aksoy

Mazlum Çimen

Melike Demirağ

Murat Belge

Nejat Yavaşoğulları

Nurdan Gürbilek

Nebil Özgentürk

Necmiye Alpay

Nazım Alpman

Orhan Aydın

Orhan Alkaya

Ömer Türkeş

Özgür Mumcu

Özcan Alper

Pelin Batu

Rutkay Aziz

Sıla Gençoğlu

Selçuk Yöntem

Selçuk Kozağaçlı

Sabahat Akkiraz

Seray Şahiner

Sinan Tuzcu

Sevinç Erbulak

Suavi

Sema Kaygusuz

Şevket Çoruh

Şebnem Korur Fincancı

Tanıl Bora

Türkan Elçi

Tayfun Atay

Tolga Sağ

Tilbe Saran

Ufuk Uras

Yasemin Göksu

Zülfü Livaneli

Zeynep Tanbay

Zuhal Olcay

http://www.halkingunlugu.org/

adhk tarafından

Bir soysuz halk düşmanı: Süleyman ‘’Soylu’’!

Haziran 26, 2017 de ANASAYFA adhk tarafından

Her ağzını açtığında geleneksel ırkçı ve faşist tarihsel kodlarını güncelleyen Soylu ağzından salyalar akıtarak ne kadar ‘’soylu’’ olduğunu efendilerine ispatlamaya çalışmaktadır Şimdiye kadarki performansının efendilerini de şaşırtacak kadar oldukça başarılı olduğunu söyleyebiliriz

HABER MERKEZİ (26-06-2017)-‘’TC’’ devlet geleneğinin genetik ırkçı ve gerici tarihsel gerçekliği her tarihsel sürecin politik durum ve ihtiyaçlarına göre kadrolar yaratmıştır. Burjuva faşist diktatörlüğün ‘’ulvi’’ çıkarları ve bekası için örgütlenen ve onun safında yer alan tüm politik aktörler bizim açımızdan nitelik olarak gericidir. Bu anlamda çeşitli türevleri ile burjuva siyasal iktidarın parçası olan ve onu besleyen bütün politik, askeri, ekonomik ve kültürel yapılanmalar ve aktörler bizler nezdinde gerici ve toplumların ilerlemesinin önünde gerici barikat oluşturan bir rol oynamaktadırlar.

Bu genel doğru değerlendirmelerle birlikte bir de burjuva siyasal gerici iktidarın her tarihsel süreçte stratejik olarak rol biçtiği ve halkların özgürlük ve kurtuluş mücadelesi karşısında konumlandırdığı siyasal aktörler bulunmaktadır. Bu aktörler genel burjuva siyasal iktidar gerçekliği içinde ideolojik ve politik olarak en ırkçı ve gerici bir nitelik taşımaktadırlar. Bu niteliklerinden dolayı bu aktörlere en kritik ve stratejik görevler verilir. Yakın tarihsel süreç açısından öne çıkan bu eli kanlı aktörlerden bazıları; Süleyman Demireller, Mehmet Ağarlar, Hayri Kozağaçlıoğlular vb onlarca kişiyi sayabiliriz.

Somut siyasal süreç içinde ise bu anlamda öne çıkan aktör ise İç işleri bakanı Süleyman Soylu’dur.  Erdoğan/AKP iktidarının kirli savaş konsepti çerçevesinde saflarına katarak başta Kürt ulusu olmak üzere halklara karşı konumlandırdığı ve olağanüstü yetkilerle donattığı Süleyman Soylu iç işleri bakanlığı görevine getirilerek halklara karşı uygulanan katliam, baskı, işkence ve zulüm politikalarını kendi burjuva yasalarını da çiğneyerek daha üst bir boyuta çıkarmış ve halklarımıza karşı zulüm ve kan kusmuştur ve kusmaya devam etmektedir. Her ağzını açtığında geleneksel ırkçı ve faşist tarihsel kodlarını güncelleyen Soylu ağzından salyalar akıtarak ne kadar ‘’soylu’’ olduğunu efendilerine ispatlamaya çalışmaktadır. Şimdiye kadarki performansının efendilerini de şaşırtacak kadar oldukça başarılı olduğunu söyleyebiliriz.

Ağzını her açtığında ‘’Vatan düşmanlarının’’ kökünü kazıyacağını ve hatta somut olarak süre biçen Süleyman Soylu’nun bu hayalinin hiçbir zaman gerçekleşmeyeceğini geçmiş tarihsel süreçlerden çok iyi bilmekteyiz. ‘’Soylu’nun tarihsel olarak beslendiği ve örnek aldığı önceki kan kardeşleri de binlerce kez benzer söylem ve pratiklerde bulunarak ve ağızlarından salyalar akıtarak aynı zırvalıklarda bulunmuşlardı. Fakat hiçbir zırvalık, vahşet ve zulüm halklarımızın tarihsel ilerleyişini durduramadı ve bundan sonrada durduramayacaktır.

Diğer eli kanlı halk düşmanları gibi Süleyman Soylu’nun gideceği yerde tarihin çöplüğünden başka bir yer olmayacaktır. Yine diğer bir çok halk düşmanı gibi Süleyman Soylu’da er yada geç halkın devrimci adaletinin hedefi olmaktan kurtulamayacaktır. Hakkari’de HPG tarafından gerçekleştirilen suikast eylemi bunun ipuçlarını ele vermektedir.

http://www.halkingunlugu.org/

adhk tarafından

Hamburg’da G20 ablukası!

Haziran 26, 2017 de ANASAYFA adhk tarafından

Dünya’nın en büyük ekonomisine sahip ülkelerin oluşturduğu G20 zirvesi 2-8 Temmuz tarihleri arasında Almanya’nın Hamburg kentinde yapılacak Zirve nedeni ile Hamburg polis tarafından kuşatmaya alınmış durumdadır

HABER MERKEZİ(26-06-2017)- Dünya’nın en güçlü ekonomisini oluşturan G20 zirvesi bu yıl 2-8 Temmuz tarihleri arasında Almanya’nın Hamburg şehrinde yapılacak. G20 zirvesinin gündemleri arasında Ekonomi, Kalkınma politikaları, Mülteci sorunu ve ‘’terörizme karşı mücadele’’ bulunmaktadır.

Zirve’nin güvenliği için Almanya, Avusturya ve Hollanda gibi ülkelerin polis desteğiyle toplamda yaklaşık 20 bin polisin görev yapması bekleniyor. Güvenlik önlemleri çerçevesinde Hamburg polisi, 11 bin metrekarelik bir alanda cezaevi hazırladı. Eski bir gıda mağazasının dönüştürülmesiyle hazırlanan binada 400 kişinin geçici olarak tutulabilmesi planlanıyor. Almanya’nın söz konusu cezaevi için en az 3 milyon Euro bütçe ayırdığı bildirildi.

Yine güvenlik önlemleri çerçevesinde Schengen vizesi 11 Temmuz’a kadar askıya alındı. Avrupa’daki Schengen Anlaşması ile devletler arasında kaldırılan sınır kontrolleri bu tarihlerde tekrar devreye sokulacak.

Alman basınında yer alan haberlere göre, Federal İdare Dairesi G20 zirvesine katılacak yabancı delegasyonların güvenlik personeline silah kullanma izni verdi. Funke Medya Grubu’na bağlı gazetelerde yer alan haberde, Daire’nin şimdiye kadar dokuz ülkenin güvenlik personeline zirve sırasında silah taşıma izni verdiği aktarıldı. Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) da zirveye katılacak delegasyonu için silah taşıma izni istediği bildirildi. Şimdiye kadar Federal İdare Dairesi’ne yapılan başvurulardan hiçbirinin reddedilmediği ifade ediliyor. Zirvenin yapılacağı tarihe kadar Türkiye ve Rusya’dan da başvuruların gelmesinin beklendiği belirtildi.

Zirve’de Erdoğan ve korumalar krizi!

Zirvenin en çok tartışılan ve Almanya ile ‘’TC’’ arasında bir kez daha diplomatik ve siyasi krizi neden olan Erdoğan’ın korumalarının zirveye alınıp alınmamsı sorunu ise hala çözülmüş değil. Aynı zamanda zirve dışında Erdoğan’ın Almanya’da yapmak istediği salon toplantısı için yer verilmemesi krizi de hala devam etmektedir. Alman hükümeti ile ‘’TC’’ arasında krizin çözülmesi için görüşmeler hala devam etmektedir.

http://www.halkingunlugu.org/

adhk tarafından

Paris’te 17’ler Anıldı

Haziran 26, 2017 de ANASAYFA adhk tarafından

Paris (26-06-2017) Paris’te her yıl kurumların birlikte ortaklaşa düzenlediği, “Yaza Merhaba” pikniği, bu yıl Paris Dersim Kültür Merkezi, Odak ve Bir-Kar tarafından 25 Haziran günü, Parc Départemental des Lilas’da gerçekleştirildi

Oldukça coşkulu bir kitlesel katılımla başlayan piknik, 17’ler şahsında, Haziran’da ölümsüzleşen MKP önder, kadro ve savaşcıları için, düzenlenen anma programıyla başladı. 17’lerin pankartı önünde saygı duruşuyla başlayan Anma programı, MKP’ nin 17’ler anısına yayınladığı açıklamanın okunması, devamında “Mercan’da Bir Ses, 17′ ler Ölmez” sloganın atılmasıyla son buldu.

Daha sonra geçilen piknik etkinliği, ortak duygu ve coşku ikliminin, şarkılar, halaylar ve yarışmalarla doruklaştığı, kollektif bir seyir izleyerek, amacına uygun bir şekilde sonlandırıldı.

adhk tarafından

Mannheim/Ludwigshafen’da 17 Kızıl Karanfil Anıldı

Haziran 26, 2017 de ANASAYFA adhk tarafından

Mannheim (26-06-2017) 17’ler Katledilişinin 12’nci yılında Almanya’nın Mannheim/Ludwigshafen şehri Kürt Toplum merkezinde 23 Haziran Cuma akşamı Halkın Günlüğü tarafından düzenlenen anma etkinliğine 17’ler ve yakın tarihde Şehit düşen YPG/YPJ ve Rojava’da Şehit düşen Devrimci Partili Eylem Ataş, daha nice devrim cephesinde yitirilenler anısına yapılan ve yoğun katılımın olduğu etkinlik saygı duruşuyla başladı.

Açılışı Halkın Günlüğü Gazetesinden yoldaş konuşmasında 17’lerin mücadelerini sahiplenirsek onların bize bırakmış olduğu bayrağı devralarak daha ileriye taşırsak, biz görevimizi yapmış olacağız, bunları yapmadığımız taktirde görevimizi yerine getirmiş sayılmayacağız. Ardından 17’leri anlatan bir sinevizyon gösterimi yapıldı. Sırasıyla (MKP) bildirisi okundu. Akabinde  Devrimci Parti şehit ailesi ve yurtsever şehit ailesi iki arkadaş  birer konuşma yaptılar. Kurumlardan Partizan, Devrimci Parti, Yurtsever Kurum adına arkadaşlar bildirilerini okudular. SYM’den yoldaş ADHK’nın bildirisini okudu, içeriği Avrupa merkezinde Emperyalist efendiler ve Uşak diktatörleri, kendi aralarında ne kadar bölünüp parçalansalarda söz konusu ezilen halklar olduğunda birlikte hareket ederler.

Ve 17’ler şahsında, Onlardan devraldığımız bu bilinç ve kararlılıkla 12. ölümsüzlük yıl dönümlerinde, 17’lerin görkemli devrimci anıları önünde sayğıyla eğiliyor, yoldaşlığın vermiş sözüne her daim bağlı kalan yürüyüşümüze onların izinde devam edeceğimizi bir kez daha beyan ediyoruz diye vurgusu yapıldı (ADHK). Anmanın sonuna doğru yurtsever Kurum adına arkadaş Günün anlamına ilişkin açıklamalarda bulundu. Şehitlerimizden Aydın Hanbayat ve Nurettin Topuz yoldaşların Ailelerine birer puket çiçek, ve diğer Şehit Alilelerine çiçek sunuldu.