adhk tarafından

Viyana Üniversitesinde Eylem

Haziran 26, 2017 de ANASAYFA adhk tarafından

Avusturya’nın başkenti Viyana’da Demokratik Kadın Hareketi , Yeni Kadın ve KOMintern’den kadın yoldaşlarla Viyana Üniversitesinin ana caddeye bakan pencerelerine Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın direnişlerine sahiplenme anlamında pankart asıldı

Viyana (26-06-2017) Her türlü hak arama mücadelesinin  devletin sopasıyla bastırılmaya çalışıldığı, halkın üzerinde estirilen terörle sindirilmeye çalışıldığı ülke koşullarında canları pahasına direnen Nuriye Gülmen ve Semih Özakça için Viyana Üniversitesi önünde açılan bilgilendirme standlarıyla dayanışma gösterildi.

Bilidiği gibi KHK’lara karşı Türkiye’de uzun bir süredir mücadele yürütülüyor. Bu kavganın en öndeki iki ismi ise Nuriye Gülmen ve Smih Özakça. Başlattıkları açlık grevleri yüzüncü günleri çoktan geçti. Tutsaklık koşullarında dahi çelik bir iradeyle direnen bu iki kardelenlenin dışarıda sesi olabilmek için DKH ve Yeni Kadın Viyana Ünversirtesi önünde günlerdir açtıkları bilgilendirme standlarında bulunan Almanca yazılı  dev pankartı  KOMinternden kadın yoldaşlarla Viyana Üniversitesinin pencerelerine astılar. Dışardan geçenlerin ve öğrencilerin ilgi odağı oldu asılan pankart.

adhk tarafından

Ankara katliamında felç kalan Mustafa Budak yaşamını yitirdi

Haziran 25, 2017 de ANASAYFA adhk tarafından

10 Ekim Ankara Katliamı’nda yaralı olarak kurtulan Mustafa Budak kaldırıldığı hastanede yaşamını yitirdi

HABER MERKEZİ-(25-06-2017)-10 Ekim Ankara Katliamı’nda yaralı olarak kurtulmasının ardından felç kalarak yaşam mücadelesi veren Mustafa Budak dün gece yaşamını yitirdi.

Boyun bölgesine saplanan şarapnel ve bilye nedeniyle yaralanan Budak, katliamdan sonra uzun süre rehabilitasyon tedavisi görüyordu. Boynundan aşağısı felç kalan Budak, ellerini ve bacaklarını rahat kullanamayarak, solunum sıkıntısı yaşıyordu.

10 Ekim Ankara Katliamı’nda yaralı olarak kurtulan Mustafa Budak kaldırıldığı hastanede yaşamını yitirdi. Budak, yatağa bağlı bir şekilde yaşam mücadelesi veriyordu. Yakın zamanda rahatsızlığı nedeniyle Menemen Özel Sada Hastanesi’nde kaldırılan Budak, dün gece saatlerinde yaşamını yitirdi.

http://www.halkingunlugu.org/

adhk tarafından

DHF: Gerçek adalet işçi sınıfı ve ezilenlerin mücadelesiyle gelecektir!

Haziran 23, 2017 de ANASAYFA adhk tarafından

Sınıfsal karakterleri gereği kitlelerin demokratik ve ilerici dinamiklerini temsil etme yeteneği olmayan burjuva gerici siyasal parti ve odaklardan “adalet, demokrasi, özgürlükler” getireceği beklentisine girmek devrimci perspektiften yoksun ve ufku burjuva demokratik sınırları aşmayan burjuva liberal ve iflah olmaz reformistlerin işi olabilir. Fakat ufku devrim ve sosyalizm olanların asla işi olamaz. Ufku devrim ve sosyalizm olanların birinci temel görevi bağımsız bir devrimci siyasal tavır geliştirerek burjuva klikler arası kriz ve dalaşı daha da derinleştirmek, burjuva kliklerin gerçek yüzünü kitlelere teşhir etmek ve devrimci/demokratik bir toplumsal mücadele cephesi yaratmaktır

HABER MERKEZİ (23-06-2017)-CHP’nin başlatmış olduğu ve kamuoyunda da geniş yer bulan ‘’Adalet’’ yürüyüşüne ilişkin Demokratik Haklar Federasyonu bir açıklama yaptı. ‘’Gerçek adalet işçi sınıfı ve ezilenlerin mücadelesiyle gelecektir’’ başlığı ile yapılan açıklamayı öneminden dolayı olduğu gibi yayınlıyoruz.

‘’Burjuva klikler arasındaki iktidar dalaşı ve çeşitli muhtevalarda derinleşerek devam ediyor. Burjuva klikler arasındaki dalaş ve çelişkinin özü, burjuva siyasal iktidara kimin hakim olacağı çıplak gerçekliğinden başka bir şey değildir. Bu bağlamda burjuva klikler arası çatışma ve çelişkilerde somutta olduğu gibi bazı tarihsel kesitlerde kitlelerin demokratik ve ilerici taleplerinin dillendirilmesi asla onları demokratik ve ilerici yapmaz. Burjuva kliklerin kitlelerin mevcut ilerici taleplerini ve çelişkilerini dillendirmeleri tamamen kitleleri kendi gerici burjuva klik ve çatışmasında bir kaldıraç olarak kullanmaktan başka hiçbir şey değildir. Ki 90 yıllık burjuva gerici cumhuriyetin tarihsel süreci bunun örnekleriyle doludur. Uzağa gitmeye gerek yok.  Canlı olarak karşımızda duran Erdoğan/AKP iktidarının Kemalist kliği geriletmek ve kendi gerici iktidarını güçlendirmek için başta Kürt ulusal sorunu olmak üzere bir dizi toplumsal sorun ve çelişkiyi burjuva bir ustalıkla nasıl kullandığını ve bu zeminde geniş kitleleri ve demokratik toplumsal dinamikleri nasıl kendine payanda yaptığını berrak bir biçimde gördük.  Fakat o süreçte de egemenler arasındaki klik dalaşının gerçek mahiyetini göremeyenler Erdoğan/AKP kliğinin “demokrasi, özgürlükler” gibi ilerici kavramları diline pelesenk etmesinin tılsımına kapılarak Erdoğan/AKP iktidarının “demokratik yürüyüşüne” coşkuyla eşlik ediyorlardı. Erdoğan/AKP iktidarının bugünlere gelmesinde ve geniş kitleler üzerinde nüfuz sahibi olmasında maalesef başta Kürt ulusal hareketi olmak üzere, bahsini ettiğimiz bilumum burjuva liberal tayfa ve iflah olmaz reformist cenahında payı büyüktür.

Aynı zeminde fakat değişik toplumsal formasyon ve düzlemde bugün yaşanan klik dalaşının bir sonucu ve yansıması olarak, CHP üzerinden gelişen süreçte tamda bu minvalde doğru okunmak durumundadır. CHP’de gerici sınıfsal karakterine uygun olarak Erdoğan/AKP kliği ile yaşadığı dalaş ve çatışma düzleminde yaşadığı gerileme ve bu zeminde içine girmiş olduğu kriz halini aşmak ve yeniden güven tazelemek için “adalet, demokrasi” gibi geniş kitlelerin özlem ve taleplerini kullanarak ve bu düzlemde demokratik kamuoyunun desteğini de alarak zayıflayan politik pozisyonunu yeniden tesis etmeye çalışmaktadır.  Tamamen ikiyüzlü bir burjuva siyaset mantığı ile örgütlediği “adalet” yürüyüşünün siyasal muhtevası bundan başka hiçbir anlam taşımamaktadır.

Enis Berberoğlu hakkında tutuklama kararının çıkması ile birlikte adeta “demokrasi ve adalet” bekçisi kesilen CHP ve lideri Kemal Kılıçdaroğlu sokaklara çıkararak “adalet” savunuculuğuna soyundu. Tarihsel ve nitelik olarak demokrasi ve adalet düşmanı olan bir burjuva siyasal partinin bugün kalkıp ilerici söylemlerle sokaklara çıkması ve kitleleri kandırması pişkinlikten ve burjuva ahmaklıktan başka bir şey değildir. Daha dün HDP vekillerinin dokunulmazlıkları konusunda AKP ile kol kola girerek dokunulmazlıkların kaldırılmasında rol oynayan CHP’nin utanmazca kalkıp buna karşı çıkmasının hiçbir tutarlı ve demokratik yanı bulunmamaktadır. Tarihsel olarak geçmiş faşist gerici seceresi bir yana, dokunulmazlıklardan tutalım da HDP vekillerinin tutuklanmasına oradan da Kuzey Kürdistan’daki vahşi saldırı ve barbarlığa kadar uygulanan bütünlüklü faşsist-gerici savaş ve politikaların arkasında en az AKP kadar CHP’de bulunmaktadır. Bu bağlamda CHP’nin sınıfsal niteliğini unutarak ya da CHP’den demokratik değişim beklentilerine kapılarak toplumsal muhalefeti örgütleme, “adalet, demokrasi” mücadelesini geliştirme çabası burjuva bir hezeyan ve karşılığı olmayan boş bir hülyadan başka bir şey değildir. Politik anlamda hangi kaygı ile yapılırsa yapılsın niyetlerden bağımsız olarak CHP’nin peşine takılmak ya da onun beslediği siyasal sürecin parçası olmak burjuva klikler arası dalaşta taraf olmak ve CHP’nin geniş kitleler üzerindeki politik etkisini meşrulaştırmaktan başka bir anlam ifade etmemektedir.

Sınıfsal karakterleri gereği kitlelerin demokratik ve ilerici dinamiklerini temsil etme yeteneği olmayan burjuva gerici siyasal parti ve odaklardan “adalet, demokrasi, özgürlükler” getireceği beklentisine girmek devrimci perspektiften yoksun ve ufku burjuva demokratik sınırları aşmayan burjuva liberal ve iflah olmaz reformistlerin işi olabilir. Fakat ufku devrim ve sosyalizm olanların asla işi olamaz. Ufku devrim ve sosyalizm olanların birinci temel görevi bağımsız bir devrimci siyasal tavır geliştirerek burjuva klikler arası kriz ve dalaşı daha da derinleştirmek, burjuva kliklerin gerçek yüzünü kitlelere teşhir etmek ve devrimci/demokratik bir toplumsal mücadele cephesi yaratmaktır.

Bu bağlamda bir kez daha diyoruz ki;  Gün burjuva-faşist partilerin sağına, soluna, arkasına dizilme, onun manevralarını kutsama günü değil; birleşik devrimci bir toplumsal mücadele hattı örme günüdür. Adalet düzen partilerin attığı adımlarla gelmeyecektir. Emekçilerin ve ezilen milyonların adaleti ancak ve ancak devrim ve sosyalizmle gelecektir. Düzen içinde hiçbir klik, ezilenler ve emekçiler için alternatif değildir.

Hiç kuşku yok ki, devrim ve sosyalizm mücadelesi daha ‘uzun yürüyüşlere’ gebedir. Devrim ve sosyalizm emekçilerin ve ezilenlerin gerçek adaletidir’’.

http://www.halkingunlugu.org/

adhk tarafından

MİT Almanya’da yoğun mesaide!

Haziran 22, 2017 de ANASAYFA adhk tarafından

Daha öncesinde de defalarca kez çeşitli biçimlerde basına yansıdığı gibi Avrupa özelde de Almanya’da Türk MİT’inin faaliyetleri deşifre olmuştu Camiler, Konsolosluklar vb ‘’TC’’ devletine bağlı ve uzantısı olan birçok gerici örgütlenme üzerinden çalışmalar yürüten Türk MİT’in hedefinde ise doğal olarak Kürt hareketi başta olmak üzere, devrimci ve komünist örgütlenmeler ve bireyler yer almaktadır Türk MİT’in Almanya’daki çalışmalarının boyutunu ise yine bir süre önce Hamburg’da Alman polis’i tarafından yakalanan MİT ajanı Mehmet Fatih Sayan anlattı. Para karşılığında konuşmayı kabul eden Sayan, MİT’in çalışmalarına ilişkin önemli bilgiler vereceğini söyledi.

Konuya dair bilgiler ele geçiren ANF’ nin duruma dair yaptığı haberi öneminden dolayı olduğu gibi okurlarımızla paylaşıyoruz

HABER MERKEZİ(22.06.2017)-Kürt siyasetçilerine yönelik suikastlar için Almanya’ya gönderilen MİT ajanı Mehmet Fatih Sayan’ın davası resmen başlıyor. Federal savcılık Sayan’ın ajanlık karşılığında 30 bin Euro aldığını bildirdi.

Geçtiğimiz Kasım ayında Kongra- Gel Eş Başkanı Remzi Kartal ile Avrupa Demokratik Kürt Toplum Kongresi (KCD-E) Eş Başkanı Yüksel Koç’a MİT’in suikast planladığı ortaya çıkmıştı. Bu planla bağlantılı olarak 15 Aralık 2016 günü Hamburg’da MİT ajanı Mehmet Fatih Sayan Alman polisi tarafından gözaltına alınmıştı.

Merkezi Karlsruhe’de bulunan Federal Başsavcılık ise yazılı bir açıklama yaparak Sayan’ın Türk istihbaratı için çalıştığını ve tutuklandığını bildirdi. Federal başsavcılığın talebiyle Sayan’ın davası Hamburg Eyalet Mahkemesi’nde görülecek. Duruşmaların sonbaharda başlayacağı tahmin ediliyor.

Sayan 2013’ten beri iş başındaydı!

32 yaşındaki Sayan hakkında hazırlanan iddianamenin özetini yayınlayan savcılık, Sayan’ın 2013 yılından beri Türk istihbaratına çalıştığını duyurdu. Ajanlık faaliyetleri karşısında Sayan’ın 30 bin Euro para elde ettiği bildiren savcılık devamla şu bilgileri verdi: “S.’ 2013 yılından beri Türk istihbaratına çalışıyordu. Mayıs 2016’da bir Kürt Derneği tarafından Bremen’de düzenlenen, Türkiye’deki milletvekillerinin dokunulmazlığının kaldırılmasının protesto edildiği bir eylemde Türk istihbaratı için göstericilerin fotoğraflarını çekiyordu.”

Ancak iddianameye göre Mehmet Fatih S.’nin asıl görevi 2015 Eylül ayından itibaren, o dönem Almanya Demokratik Kürt Toplum Merkezi’nin (NAV-DEM) Eş Başkanı olan Yüksel Koç’u gözetlemekti.

Sayan’ın ajanlığı kabul ediyor!

ANF’nin aldığı bilgilere göre ise dava dosyasında Sayan, MİT için çalıştığını kabul ediyor. Sayan’ın ifadesinde “Ajanım, Türk istihbaratı beni Kürt kurumlarını izlemek ve bilgi toplamak için Almanya’ya gönderdi, fakat tetikçi değilim” dediği öğrenildi.

Savcılığın Sayan’ın bu ifadesinden yola çıkarak iddianameyi hazırladığı belirtiliyor. Zira resmen artık Almanya’da birisi MİT için çalıştığını itiraf etti. Şu ana kadar Almanya’da 20 Türk hakkında MİT ajanı iddiasıyla soruşturma yürütülüyor. Ancak hiç birisi suçunu itiraf etmemişti.

Koç: Gergerlioğlu davası gibi olmasın!

Mehmet Fatih Sayan suikastı için takip ettiği Kürt siyasetçilerden KCDK-E Eş Başkanı Yüksel Koç ise “Bu davanın açılması önemli, ama eksik yönleri var. Sayan’a emri kimlerdi, onların açığa çıkması gerekiyor? Sıradan bir memur bu talimatı veremez. Bu emri veren başta Erdoğan olmak üzere Türk yetkililer hakkında da soruşturmalar açılmalı” dedi.

Sayan hakkında açılan davayı ANF’ye değerlendiren Koç “Biz bu şahsı deşifre ettikten sonra MİT ile istişare etti ve Ukrayna’dan gelip teslim oldu. Davada yapacağı savunmanı stratejisini de MİT ile belirledi” bilgisini verdi.

Daha önce Almanya’da MİT ajanı olduğu iddiasıyla yargılanıp serbest bırakılan Erdoğan’ın danışmalarından Muhammed Taha Gergerlioğlu olayını hatırlatan Kürt siyasetçi Koç “Umarız bu dava da Gergerlioğlu gibi olmasın. Bu kişinin bizim yapımızla hiç bir ilişkisi yoktur. Gazeteci kimliğiyle gelip bizimle görüşmüştür. Elimizdeki belgeleri daha önce Alman yetkililere verdik” diye konuştu.

adhk tarafından

OHAL’de 25 Kürt zırhlı araçla katledildi!

Haziran 21, 2017 de ANASAYFA adhk tarafından

AKP hükümetinin özellikle OHAL ilanından sonra öldürme konusunda tam yetkili kıldığı polis, asker ve korucular Kürdistan’da fütursuzca insanları katlediyor Özellikle son günlerde zırhlı araçların sokak ortalarında, karayollarında sivilleri katletmesi olayları sıkça yaşanmaya başladı Birçok olayda durma gereği dahi duymayan AKP’nin paralı güçleri hiçbir biçimde tutuklanmıyor, haklarında dava açılması bir kenara ifadeleri dahi alınmıyor. Zırhlı araçlar eliyle yapılan infazlarda deliller katillerin lehine değiştiriliyor veya yok ediliyor

HABER MERKEZİ(21.06.2017)-Cezasız kalacaklarının garantisiyle Kürdistan’da cinayetler işleyen AKP’nin paralı güçleri, Temmuz ayından bu yana 25 sivili zırhlı araçlarla katletti. Sadece son 1 haftada Lice’de 8 sivil zırhlı araçlarla katledildi.

AKP hükümetinin özellikle OHAL ilanından sonra öldürme konusunda tam yetkili kıldığı polis, asker ve korucular Kürdistan’da fütursuzca insanları katlediyor. Özellikle son günlerde zırhlı araçların sokak ortalarında, karayollarında sivilleri katletmesi olayları sıkça yaşanmaya başladı. Birçok olayda durma gereği dahi duymayan AKP’nin paralı güçleri hiçbir biçimde tutuklanmıyor, haklarında dava açılması bir kenara ifadeleri dahi alınmıyor. Zırhlı araçlar eliyle yapılan infazlarda deliller katillerin lehine değiştiriliyor veya yok ediliyor.

Lice’de 1 Hafta’da 8 Cinayet!

Son 2 gündür Lice’de zırhlı araçların yol açtığı cinayetler AKP güçlerinin ne kadar çığırından çıktığını gözler önüne seriyor. Lice-Bingöl yolunda 19 Haziran günü özel harekâtçıları taşıyan midibüsün çarptığı minibüste 2 yurttaş yaşamını yitirdi, 18 kişi de yaralandı. Katledilen bu sivillerin taziyesine giden yakınları da sonraki gün zırhlı araçla adeta infaz edildi. Taziye dönüşü Lice’ye bağlı Fis ovasında polise ait zırhlı aracın çarpması sonucu Mahmut Öner (74), Mevlüt Dağtaş (64), Abdulhamit Dağtaş (63), Fikri Demirbaş (53) ve Zeynep Demirbaş (76) can verdi.

Lice’de 14 Haziran günü yaşlılık maaşını çekmek için ilçe merkezine gelen Pakize Hazar adlı kadın, sokak ortasında polise ait zırhlı aracın çarpması sonucu yaşamını yitirdi. Zırhlı araç beklemeden kaçarken, Hazar’ın cenazesine ait parçalar tesadüfen olaya tanık olan kardeşine toplatıldı.

Yine dün Beytüşşebap’ta da askeri zırhlı aracın ilçe girişinde çarptığı otomobildeki 3 yurttaş yaralandı.

Temmuz’dan bu yana 25 can aldılar!

Asker ve polis araçlarının OHAL’in ilan edildiği Temmuz ayından bu yana zırhlı araçlar eliyle işlediği cinayet ve yaralamalar şöyle:

Mardin’in Nusaybin ilçesinde 9 Haziran günü özel harekat polislerini taşıyan zırhlı aracın çarptığı motosiklet üzerindeki M.Ş.B. (17) ağır yaralandı. Halen hastanede tutulan çocuğun bir ayağı dizinden kesildi.

Van’da 28 Nisan’da zırhlı polis aracının çarptığı 2 yurttaştan Sami Uçan kaldırıldığı hastanede yaşamını yitirdi. Kentte aynı hafta içinde 7 kişi zırhlı araçların çarpması sonucu yaralandı.

Van kent merkezinde 18 Nisan günü 2 Nisan Caddesi’nde zırhlı aracın çarptığı 2 kişiden Abdulvahap Taş ağır yaralandı. Çarpma sonucu akciğerleri patlayan ve bilinç kaybı yaşayan Taş, günlerce hastanede tutuldu.

Şırnak’ın Silopi ilçesine bağlı Karşıyaka Mahallesi’nde 3 Nisan gecesi polisin kullandığı Alman panzeri, bir evin duvarını yıkarak içeri girdi. Aracın çarptığı odada uyuyan 7 yaşındaki Muhammet ve 6 yaşındaki Furkan Yıldırım kardeşler can verdi. Faillerin tutuklanması talebi reddedilirken, cinayet “kaza” ve “kader” olarak geçiştirildi. Oysa polislerin ihmalkârlığının yanı sıra alkollü oldukları ileri sürülmüştü.

Diyarbakır’ın Ofis semtinde 29 Mart günü Kirpi tipi askeri zırhlı araç, yolcu durağında bekleyen minibüse çarptı. Çarpma sonucu 4 yolcu yaralandı. 2016 yılının Nisan ayında yine aynı noktada Kirpi tipi askeri zırhlı araç karşıdan karşıya geçmek isteyen 55 yaşındaki Hatun Elhuman’a çarpmış, araç altında kalan Elmuhan yaşamını yitirmişti.

Şırnak’ın İdil ilçesinde 21 Mart günü Cizre’ye giden sivil bir otomobile Ejder tipi zırhlı araç çarptı. Kazada otomobilde bulunan Okan İnce, Bahadır Beyazlıoğlu ve ismi öğrenilemeyen bir kişi yaşamını yitirdi.

Siirt-Batman yolu üzerinde polislerin arama noktasında 4 Mart günü zırhlı aracın geri geldiği sırada telefonla konuşan Kerem Arslan (34) isimli yurttaş aracın altında kalarak yaşamını yitirdi.

Mardin’in Dargeçit ilçesinde 9 Şubat’ta okuldan eve giden ilkokul öğrencisi 7 yaşındaki Berfin Dilek, zırhlı polis aracın çarpması sonucu yaşamını yitirdi.

Cizre’de 24 Ekim 2016’da evlerinin bulunduğu sokakta oynarken zırhlı polis aracı Hakan Sarak (5) adlı çocuğu ezerek katletti. Küçük çocuğu ezen polislerin durmadan olay yerinden kaçtığı ve Sarak’ın kan kaybından yaşamını yitirdiği ortaya çıktı.

Yüksekova çarşı merkezinde 8 Ekim 2016 günü Kobra tipi zırhlı araç sivilleri taradı. Açılan ateş sonucu Aydın Tümen, Serhat Buldan, Rahmi Sefalı ve Nejdet İşözü isimli yurttaşlar yaşamını yitirdi. 2 kişi de yaralandı. İlçede infiale yol açan katliam sonrası yetkililer zırhlı aracın “tutukluluk” yaptığı yalanını ortaya attı.

Dersim’in Seyid Rıza Meydanı’nda 6 Eylül 2016’da Kobra tipi zırhlı araç Naciye Özdemir (71) adlı kadını ezdi. Olay yerinden kaçmaya çalışan zırhlı aracın etrafını saran halk, büyük tepki gösterdi. Halk savcı gelmeyene kadar aracı yerinden kıpırdatmadı. Ancak bu cinayetin de üstü örtüldü.

Van merkez İpekyolu ilçesine bağlı Hacıbekir Mahallesi’nde, 30 Ağustos’ta evinin bahçesinde otururken zırhlı araçtan etrafa rastgele açılan ateşle başından vurulan Mustafa Duman (17) ağır yaralandı. Duman, tedavi gördüğü hastanede 7 Eylül’de can verdi.

Van merkezde 24 Temmuz günü İpekyolu İlçe Emniyet Müdürlüğü önünde kirpi tipi zırhlı aracın ezdiği 4 yaşındaki Taha Kılıç, can verdi. Aile çocuklarının polisler tarafından kasten katledildiğini vurguladı.

Yine Yüksekova’da 18 Temmuz günü Xirvatê (Büyükçiftlik) beldesinde ot biçen çocuklarına eşi ile birlikte kahvaltı götüren 55 yaşındaki Sürmi İnce,  zırhlı askeri araçtan açılan ateşle katledildi.

ANF

adhk tarafından

MKP/HKO gerillalarından eylem!

Haziran 20, 2017 de ANASAYFA adhk tarafından

MKP/HKO gerillaları tarafından 18 Haziran günü Ovacık-Kuşluca karakoluna yönelik bir saldırı gerçekleştirildi Yapılan saldırıda 2 askerin öldüğü bir askerin ise yaralandığı belirtildi

HABER MERKEZİ (20-06-2017)- Maoist Komünist Partisi / Halk Kurtuluş Ordusu (MKP/HKO) gerillaları tarafından 18 Haziran günü Ovacık Kuşluca Jandarma karakoluna yönelik bir eylem gerçekleştirildi.

MKP/HKO Dersim Bölge Karargâh Komutanlığı tarafından yapılan açıklamada;  ‘’18 Haziran 2017 tarihinde saat 08.15 sularında gerillalarımız tarafından Kuşluca karakoluna yönelik bir saldırı düzenlenmiştir. Yapılan saldırıda gerillalarımız kayıp vermeden geri çekilirken, çıkan çatışmada 2 asker ölürken bir askerde yaralanmıştır. Çatışma sonrası düşman tarafından alana yönelik havan ve obüs saldırıları gerçekleştirilmiştir. Düşman ölü ve yaralılarını ancak akşam saatlerinde helikopterlerle alandan çıkarmıştır.

Yapılan bu eylem, Dersim’de ölümsüzleşen gerillalar ve Mercan’da ölümsüzleşen 17’lere atfen gerçekleştirilmiştir’’denildi.

Açıklama; ‘’Yaşasın partimiz MKP ve Yaşasın Sosyalist Halk Savaşı’’ sloganları ile sonlandırıldı.

http://www.halkingunlugu.org/

adhk tarafından

G20 Emperyalist Zirvesine Karşı Hamburg’da Direnişi Yükseltelim

Haziran 20, 2017 de ANASAYFA adhk tarafından

Avrupa Demokratik Haklar Konfederasyonu olarak, başta Almanya’da yaşayan üye ve taraftarlarımız olmak üzere avrupadaki bütün üyelerimizi, demokratik hak ve özgürlüklerden yana demokrasi mücadelesini savunan, haksız savaşlara karşı çıkan herkesi Hamburg’ta G20 zirvesini protesto etmeye, emperyalist-kapitalist barbarlığa karşı emeğimize sahip çıkmaya çağırıyoruz.

ADHK (20-06-2017) Emperyalist ve kapitalist barbarlık ezilen halklara, azınlık milliyetlere, mazlum uluslara karşı pervasızca saldırmaya devam ediyor.

Emperyalist sermayenin yoğunlaşması ve merkezileşmesiyle dünya sermayesi bir avuç emperyalist tekel elinde toplandı, dünya üzerinde yaşayan emekci yoksul halklar daha fazla yoksullaşarak  binlerce kişi açlıkla karşı karşıya kalmaktadır.

Dünya genelinde süren emperyalist sistemin saldırıları sonucu ezilen halklar köleleştirilmiş, baskı altına alınmış, zindanlarda tutulmuş, toplu katliamlara maruz bırakılmış, milyonlarca insan yaşadığı ülkelerden kaçarak, binlerce mültecinin cesedi deniz kıyısına vurmuştur. Bu barbarlık, emperyalist-kapitalist sistemin ezilen halklara zorla dayattığı zorunlu tercihtir.

Özel mülkiyeti elinde bulunduran bir avuç asalak, işçi sınıfının kaderini belirlemek istemektedir. Ezilen halkların kaderi emperyalist ve kapitalist sistemin baş aktörleri tarafından çizilmektedir.

Dünyanın değişik kıtalarında ezilen halklara karşı yürüttükleri baskı, katliam ve teslim alma politikası emperyalistlerin kendi güdümünde kurdukları kurumlar vasıtasıyla yapılmaktadır, bu kurumlar dünyadaki emperyalist sistemin siyasi ve ekonomik ayağını teşkil eden oluşumlardır.

G20, G7, G8 ler, Birleşmis milletler, Dünya Bankası, Dünya ekonomik işbirliği örgütü, Uluslararası Ticaret Örgütü,  Uluslararası Para Fonu,  Dünya Ticaret Örgütü gibi kurumlar emperyalist sermaye ağının birer parçası durumundadır, Emperyalist sermayenin genişlemesinin birer araçlarıdır, ezilen halkı sömürerek idolojik-politik anlamda teslim alarak sermayenin akışını sağlayan kurumlardır bunlar.

7-8 Temmuz 2017’de Hamburg’da yapılacak G20 Zirvesi de dünyanın her tarafını karış karış bölen dünyadaki tüm katliam ve acıları ezilenlere dayatan, açlık yoksulluk yaratan kapitalist tekellerin siyasi temsilcilerinin yaptığı zirvedir. Barbarlık, katliam yoksulluk bizlere sunan, yer altı ve yer üstü kaynakları sömüren dünyayı kirleten büyük tekellerin temsilcileridir bunlar.

7-8 Temmuz 2017 tarihinde Hamburg’da  Almanya, Amerika Birleşik Devletleri, Arjantin, Avustralya, Brezilya, Çin, Endonezya, Fransa, Güney Afrika, Güney Kore, Hindistan, İngiltere, İtalya, Japonya, Kanada, Meksika, Rusya, Suudi Arabistan, Türkiye ve Avrupa Birliği Komisyonu temsilcileri toplantıda yan yana geleceklerdir.

Hamburg’da toplanan G20 lerin esas çekirdeği G8 ler olarak bilinen yapıdır.  Bunlar Kanada, Fransa, Almanya, İtalya, Japonya, Rusya, İngiltere ve ABD dir. Dünyayı ekonomik ve siyasi olarak biçimlendiren bu devletlerdir.

Dolayısıyla 7-8 Temmuz 2017 tarihinde Hamburg’da toplanan G20′ ler zirvesinde Orta Doğudaki gelişmeler, Kürt ulusunun Rojava ve Kobanide gelecekteki durumu, Rusya ve ABD arasındaki çelişki, Ukrayna sorunu, emperyalist devletler arasında süren silahlanma yarışı v.s çeşitli sorunlar gündeme gelecektir. Kısacası hangi devletin sahada güçlü olacağı toplantısı olacaktır. Dünyanın haritasının üzerinde oynayarak binlerce, on binlerce kişinin ölümüne sebep olan kararları alacaklardır.

Düzenlenen G20 toplantısının avrupa işçi sınıfı ve göçmen emekçilere yansıması ise açık ki, işçi sınıfı ve emekçilerin sınıf mücadelesi içinde elde ettikleri demokratik hakların geri alınmasıdır.

Avrupa ülkelerine yayılan IŞİD terörünün arka planında da bu devletler vardır. IŞİD terörünü besleyen, IŞİD terörünün yayılmasına göz yuman ve destekleyen bu G20 lerdir. Dünyanın değişik yerlerinde terör elemanları destekleyerek büyük orta doğu projesini hayata geçirmek isteyen bu emperyalist devletlerdir.

Dün kafkasyada, balkanlarda Afrika‘da süren savaş ve bugün Suriye‘de süren savaş G20″in ekonomik çıkarları gereği sürmektedir.Orta doğudaki petrollere sahip olmaları stratejik jeopolitik alanlarda hakim olma savaşı, yerli uşaklar vasıtasıyla uygulanmaktadır. Yine bilinmelidir ki kendi sermayelerine kanallar açmak için dinler ve mezhepler arası çıkartılan çatışmalardan, bölgesel savaşlardan başta G20 ler sorumludur.

Dünya üzerinde yaşayan ezilen emekçiler olarak, karşımıza çıkan bizlere musallat edilmiş havadan, suya toprağa, sınırlara, ekmeğe yani insana-canlıya dair ne varsa çürüten, yok eden, kana bulayanlar yani bizzat sorunların kaynağı olanlar; bu „krizleri“ çözmek adına biraraya gelemezler. Gelseler de bu oturumlardan dünya halkları yararına zerre bir fayda çıkmaz-çıkmayacaktır.

Devrimci-demokrat-ilerici-yurtseverler, demokratik hak ve hukukun bittiği Türkiyede, AKP iktidarına karşı muhalafet yürüten herkes mahkemede yargılanmakta, yasama yargı ve yürütme organları faşist -gerici AKP denetimi altına girmiş, tek adam tarafından yürütülmektedir. Dünün Adolf Hitler‘i bugün Türkiye‘de yaşamaktadır. Türkiye ve Kuzey Kürdistan‘da faşist niteliğe sahip olan Türk devletinin Adolf Hitleri de G20 toplantısına katılacaktır. Kürt ulusuna sahip binlerce kişiyi, alevi inancına sahip olanları ermenileri vs. katledenlerin kanlarını üzerinde taşıyan kişinin Almanya‘ya girmesine izin vermeyelim.Gençlerin,kadınların,çocukların,işçi ve emekçilerin,köylülerin, direnenlerin, devrimci tutsakların,akademisyenlerin kısaca ezilen emekçi halkın aşına ekmeğine göz koyulmuş, hakkını sormaya dönük her adım faşist devlet terörüyle bastırılmış,halk, günden güne gericiliğe, tecavüzcü zihniyete, karanlığa teslim edilmeye çalışılmış durumdadır .Bu sebepledir ki Türkiye-Kuzey Kürdistanlı göçmenler olarak G20 leri protesto etmek, halklara kan kusturanları ve politikalarını teşhir etmektir.Yine Almanya,ABD, Fransa başta olmak üzere ırkçı politikaların ve söylemlerin artırılarak hayata geçirildiği, göçmen ve mültecilere yönelik tehdit unsuru haline getirilen bir dizi uygulamanın devreye konulduğu süreçlerden geçiyoruz. Kadın düşmanı söylemlerden, kazanılmış hakları kısıtlayan yasalara kadar her kesimden emekçiyi yakından ilgilendiren bu politikaları protesto etmek G20 yi protesto etmektir diyoruz.

Bu vesileyle bizler Avrupa Demokratik Haklar Konfederasyonu olarak, başta Almanya’da yaşayan üye ve taraftarlarımız olmak üzere avrupadaki bütün üyelerimizi, demokratik hak ve özgürlüklerden yana demokrasi mücadelesini savunan, haksız savaşlara karşı çıkan herkesi Hamburg’ta G20 zirvesini protesto etmeye, emperyalist-kapitalist barbarlığa karşı emeğimize sahip çıkmaya çağırıyoruz. Bir çok ülkeden yaklaşık 100 bin katılımcının beklendiği protestolar kapsamında 2-8 Temmuz günleri arasında bir haftalık eylem, etkinlikler,konferans ve seminerler kamplar düzenlenerek bir dizi planlamanın aylar öncesinden organize edildiği anti-faşist, anti-kapitalist, anti-emperyalist direnişi sahiplenelim-yükseltelim.

Emperyalizm ve İşbirlikçileri Yenilecek, Direnen Halklar Kazanacak!

Irkçılığa ve Faşizme Karşı Halkların ortak Mücadelesini Yükseltelim!

Yaşasın Enternasyonal Dayanışma!

AVRUPA DEMOKRATİK HAKLAR KONFEDERASYONU

adhk tarafından

Pikniğe Çağrı

Haziran 20, 2017 de ANASAYFA adhk tarafından

Bizler yıllarca Almanya’da hak ve özgürlük mücadelesi veren Almanya Demokratik Haklar Federasyonu (ADHF) olarak bu yıl aldığımız karar gereği, örgütlü bulunduğumuz tüm alanlarda ” Devrimci Tutsaklarla Dayanışma Piknikleri” düzenliyoruz

İşçiler, Emekçiler !

ADHF (20-06-2017) Tüm tarihsel ve toplumsal süreçlerde egemen sınıflar; kendílerìne ve egemenlik sistemlerine karşı hak ve õzgürlük mücadelesi veren toplumsal dìnamiklere karşı hertürlü mücadele yöntemini devreye sokarak acımasızca mücadele etmişlerdir.

Egemen sınıfların hertürlü zor ve şiddeti kullanarak bastırma,katletme,tasviye yöntemlerinin yanında tutsak etme-esir alma yöntemi de her tarihsel dönemde yoğun bir şekilde kullanmışladır ve bugün de aynı şekilde kullanmaktadırlar.

Bizler yıllarca Almanya’da hak ve özgürlük mücadelesi veren Almanya Demokratik Haklar Federasyonu (ADHF) olarak bu yıl aldığımız karar gereği, örgütlü bulunduğumuz tüm alanlarda ” Devrimci Tutsaklarla Dayanışma Piknikleri” düzenliyoruz.

İnsanlığı teslim almak ve köleleştirmek isteyen emperyalist-kapitalist dünya gericiliğine karşı; baskı ve sömürünün olmadığı,halkların eşit ve özgür yaşadığı bir dünya ve gelecek için mücadele eden, yaşamını,bedeñini ve canını ortaya koyarak bizim için dövüşen Devrimci Tutsaklara sahip çıkmak,onlarla omuz omuza olduğumuzu ilan etmek ve hertürlü maddi ve manevi desteğimizi sunmak için siz degerli dostlarımızı ve yoldaşlarımızı bu amaç doğrultusunda düzenlediğimiz pikniğimize katılmaya çağırıyoruz.

Devrimci Tutsaklar Teslim Alınamaz!

Devrimci Tutsaklar Onurumuzdur!

Tüm Devrimci Politik Tutsaklara Özgürlük!

Kahrolsun emperyalist-kapitalist dünya gericiliği!

ADHF (ALMANYA DEMOKRATİK HAKLAR FEDERASYONU)

adhk tarafından

‘’TC’’ ordusu ile HPG arasında şiddetli çatışmalar!

Haziran 20, 2017 de ANASAYFA adhk tarafından

Kuzey Kürdistan ve Güney Kürdistan sınırında ‘’TC’’ ordusu ile HPG gerillaları arasındaki çatışmalar şiddetli bir şekilde devam ediyor Yaşanan çatışmalarda Türk ordusunun ağır kayıplar verdiği gelen bilgiler arasında Ayrıca Hakkâri’de askere yönelik yapılan eylemde bir yüzbaşının öldüğü belirtildi

HABER MERKEZİ (20-06-2017)-HPG-BİM ‘’TC’’ ordusunu Kuzey ve Güney Kürdistan’da gerilla güçlerine yönelik saldırıları ve işgal girişimine dair açıklama yaptı. Yapılan açıklamada yaşanan çatışmalarda onlarca ‘TC’ askerinin öldürüldüğü belirtildi.

HPG-BİM tarafından yapılan açıklamada;

Güney sınırında ‘’TC’’ ordusuna büyük darbe!

“18 Haziran günü saat 10.00’da güçlerimiz Şehit Munzur sırtlarında bulunan düşman güçlerini hedef almış, etkili vuruşlar sonucunda 3 düşman askeri öldürülmüş, 1 asker de yaralanmıştır. Bu eylemden kısa bir süre sonra güçlerimiz aynı alanda bulunan askerleri ikinci kez hedef almış, tespit edilebilen 2 düşman askeri öldürülmüştür.

Saat 13.30’da Qela Bêdewê alanında konumlanmaya çalışan işgalci TC ordusu askerlerini hedef alan güçlerimiz burada 1 düşman askeri öldürmüştür. Bu eylem ardından saat 17.00’da 17.15’te, 17.30’da ve 18.30’da aynı alanda bulunan askerler güçlerimiz tarafından hedeflenmiştir. Düşman güçlerine yönelik düzenlenen 4 saldırı neticesinde tespit edilebilen 8 düşman askeri öldürülmüş, çok sayıda asker de yaralanmıştır.

Güçlerimiz ayrıca aynı gün öğlen saatlerinden akşama kadar Qela Bêdewê alanında konumlanmaya çalışan düşman güçlerine yönelik 6 ayrı sabotaj eylemi düzenlemiştir. Bu eylemlerde de tespit edilebilen 8 düşman askeri öldürülmüştür.

Düşmanın savaş uçakları, kobra tipi helikopterler obüs ve havan toplarıyla aralıksız bir biçimde bombaladığı alanda güçlerimizin düzenlediği eylemler bugün sabah saatlerinde de devam etmiştir.

19 Haziran günü saat 07.30’da güçlerimiz Sipê boğazında konumlanmaya çalışan ve mevzii yapan düşman askerlerini hedef almıştır. Yakın mesafeden etkili bir şekilde vurulan düşman askerlerinden 7’si öldürülmüş, 2 düşman askeri de yaralanmıştır.

Eş zamanlı olarak güçlerimiz Şehit Munzur sırtlarında yerleşmeye çalışan düşman güçlerini de hedeflemiştir. Güçlerimizin vuruşu ardından tespit edilebilen 2 düşman askeri öldürülmüş, 1 düşman askeri de yaralanmıştır.

Güçlerimizin etkili eylemleri ardından bir kez daha teknik gücüyle sonuç almak isteyen işgalci TC ordusu saat 08.00’de alanı savaş uçaklarıyla bombalamıştır.

Son 24 saat içinde yaşanan çatışmalarda ve güçlerimizin düzenlediği eylemlerde tespit edilebilen toplam 31 düşman askeri öldürülmüş, çok sayıda düşman askeri de yaralanmıştır.”

Zap ve Avaşin üzerinde hava hareketliliği!

Yapılan açıklamada, Türk devletine ait savaş uçaklarının Medya Savunma Alanlarına bağlı Avaşin ve Kuro Jaro alanları üzerinde uçuş yaptığı belirtildi. Ayrıca yine ‘’TC’’ savaş uçaklarının yoğun olarak Zap ve Avaşin bölgeleri üzerinde hava uçuşları yaptığı belirtiliyor.

Çukurca’da askeri konvoya saldırı 1 yüzbaşı yaşamını yitirdi!

Hakkari’nin Çukurca ilçesinde askeri operasyona çıkan bir konvoya yönelik HPG gerillaları tarafından roketatarlarla saldırı düzenlendi. Yapılan saldırıda bir yüzbaşı ölürken, 5 uzman çavuşun ise yaralandığı belirtildi.

Kaynak: ANF

adhk tarafından

İnnsburck’da 17’ler anması yapıldı!

Haziran 20, 2017 de ANASAYFA adhk tarafından

Mercan Tarihtir! Kanla Yazılan Tarih Silinmez! Katledilişlerinin 12’nci yılında 17’ler Avusturya’nın İnnsburck şehrinde yapılan bir etkinlik ile anıldılar

İNNSBURCK (20-06-2017)- 17’ler katledilişlerinin 12’nci yılında Avusturya’nın İnnsburck şehrinde yapılan bir etkinlik ile anıldılar.  17 Haziran Cumartesi akşamı Avusturya DHF  tarafından düzenlenen anma etkinliğine  17’ler şahsında 15-16 Haziran’da hayatını kaybeden işçiler ve bu özgülde Nazım Hikmet, Orhan Kemal, Ahmed Arif, Kazım Koyuncu başta olmak üzere daha nice devrim ve sanat cephesinde yitirilenler anısına yapılan saygı duruşuyla başlandı. Etkinlikte  15-16 Haziran Büyük İşçi Direnişi’ni anlatan bir sinevizyon gösterimi yapıldı ve sunumda kısaca,  Türkiye işçi sınıfının en önemli eylemlerinden ve kendiliğinden mücadelesinden biri olan 15-16 Haziran 1970 direnişinin üzerinden 47 yıl geçtiğini ve 15-16 Haziran direnişi Türkiye işçi sınıfının mücadele tarihi içerisinde büyük bir öneme sahip olduğunu. Bu tarihlerde İstanbul, İzmit ve Gebze’yi kapsayan bölgede 113 işyerinde işçiler direnişe geçti ve büyük protesto eylemleri yaptılar. 15-16 Haziran büyük işçi direnişi, 47 yıl sonra bugünde insanca bir yaşam talebiyle direnişte olan, taşerona ve güvencesizliğe karşı mücadele eden işçilere ışık tutuyor ve  yol gösteriyor denildi.15-16 Haziran direnişi, Türkiye devrimci hareketinin tarihi açısından da hala büyük önem taşıyan bir dönüm noktası niteliğindedir denildi. Gezi direnişine ilişkin de bir sunum yapıldı ve  Sair ve Sanatçılara ait şiirlerin okunduğu ve türkülerin söylendiği anmanın ikinci bölümü ise hazırlanan sinevizyon gösterimi ile devam etti.

17´lere ilişkin  sunumda faşist  iktidarın değişik millet ve inanç kesimlerinden ezilen-sömürülen tüm Türkiye-Kuzey Kürdistan halklarına karşı topyekun savaş saldırganlığı altında azgınca yürüttüğü faşist saldırılar ve özellikle de Kürt ulusu şahsında yürüttüğü soykırımcı vahşi katliamlar karşısında,17’lerin Komünist kararlılığını kuşanılması gerektiğinin altı çizildi.  Bu nedenle katledildiler. Emperyalist-kapitalist efendilerin sadık uşağı faşist Türk devleti onları katlederek umudun, direnişin sesini susturmak istedi. 90 küsur   yıllık ´TC´ tarihi başından beri katliamlar, komplolarla ezilenlerin direnişini bastırma tarihi olduğunu 17 Haziran 2005 de bu suçlarına bir yenisini eklediklerini, lakin unuttukları bir nokta var ki Türkiye-Kuzey Kürdistan toprakları her katliamın ardından bağrında yeni isyanlar, isyancılar yetiştiren vefalı topraklar olduğu belirtildi.   Bütün diğer aylar gibi haziran ayı da nice direniş ve mücadelelerle onlarca şehitler verilerek bu  özgünlükler içerisinde tarihimize kanla yazılmıştır. Bu kapsamda tarihimizin çeşitli kesitlerinde haziran ayı içerisinde ki tüm şehitlerimizi devrim, sosyalizm ve komünizme olan inancımızla anarken devrimci anılarının önünde bir kere daha saygıyla eğiliyoruz denilerek anma bitirildi.