adhk tarafından

Filipinler: FKP, Halkı Duterte’nin Zorba Rejimine Direnmek İçin Birleştirin!

Ağustos 31, 2017 de ANASAYFA adhk tarafından

Filipinler (31-08-2017) Rodrigo Duterte diktatör olma hırsıyla takıntılı birisidir Kendisi faşist bir despot olmaya çalışıyor Amerikan emperyalizminin sempatizanı olduğu açığa çıktıktan sonra, keyifle tiranik yöntemlere başvurdu Baskı politikalarını ve önlemleri uygulamada her zamankinden daha cesur ve pişmanlık duymayan bir hale geldi Uyuşturucu ile mücadele kampanyasında sokak satıcılarına ve metamfetamin[1] kullanıcılarına yönelik yargısız infaz kampanyalarını tırmandırdı. Polisin üç gün içinde yüzü aşkın kişiyi öldürdüğü haberlerinden dolayı memnuniyetini belirtti. 17 yaşındaki bir çocuğu yakalayıp tartaklayıp sonra infaz eden  polisleri ve polis teşkilatının katliamcı öfkesini halka alkışlattı. Polisleri cezalandırılmaktan kurtarmak için yemin ettiklerini tekrarladı. Duterte’nin “uyuşturucuya karşı savaş” kurbanları için adalet anlayışına karşı yaygın bir şikayet var.

Polis cinayetlerindeki bu artma, metaamfetamin’nin Çin’in Gümrük Bürosu deposundan (BOC) 6.4 milyar Pound gönderildiğinin keşfedilmesinin hemen ardından geldi. Duterte’nin çocuk Paolosu, Paolo’nun uyuşturucu kaçakçısı iş adamları eliyle Davao çetesine karıştığı da açıklandı. Duterte, uyuşturucu madde kaçakçılığına (ya da belki de nedeniyle) rağmen BOC’deki görevlisini savundu.

Duterte’nin “uyuşturucuya karşı savaş”ının başlıca uyuşturucu örgütleri arasında önemli bir çete savaşı çıkartmak için sadece bir paravan olduğuna dair halk arasında yaygın bir kuşku uyandı. Bir başka örgüte karşı kendisini destekleyen uyuşturucu baronuna koruma sağlamak için polisi kullandığından şüpheleniliyor. Güvenirliği kabul görmüş polis memurlarına iş vererek, Mindanao’nun büyük bir bölümünde ve başka yerlerde yasa dışı uyuşturucu ticaretini kontrol ettiği bilinen Ozamiz Şehrinin uyuşturucu karteli Parojinogları Duterte tasfiye etti.

Duterte aynı şekilde uyuşturucuya karşı savaşını politik rakiplerine karşı bir örtbas etme aracı olarak da kullandı. Duterte, polis şefinin bile ne üzerine temellendiği hakkında emin olamadığı uyuşturucu şüphelilerinin dosyalarından oluşan kalın kitaplarla bir çok kişiyi tehdit ediyor. Duterte keyfi olarak insanları listeye dahil etti ve dışladı. Uyuşturucu kartelleri Parojinoglar’a ve Albuerras’a karşı gelişigüzel yaptığı ölüm tehditlerini bu kartelleri kendi siyasi ve cezai gündemine razı etmek ve rakiplerini tasfiye etmek için kullandı.

Duterte’nin “uyuşturucuya karşı savaş” vahşeti, gıyaben Oplan Kapayapaan yönetimindeki devrimci güçlere karşı savaşının vahşetiyle, sıkıyönetim ilan edilmesi, Mindanao’daki ihzar emri yazısının askıya alınması, Moro karşıtı savaş ve Marawi kuşatması ile eşleşti. Kırsal alanda, ordu hiçbir hak veya özgürlüğe uymuyor, saygı göstermiyor. Köylüler ve ulusal azınlıkların öldürülmesi kesintisiz olarak sürüyor. Havadan bombalama, topçu ateşi ile halkı hedef alan katliamlarını acımasızca yürütüyor. Neredeyse bir milyon insan zorla yerlerinden edildi.

Duterte, Mindanao sıkıyönetiminin uzatılmasının onaylanmasını sağlamak için kongre hakimiyetini kullandı. Ayrıca yeni vergi kanunlarıyla sıkışmasından dolayı 2018 bütçesinin hızla onaylanmasını istiyor. Duterte, kongre üzerindeki tam veya neredeyse tamamen kontrolüyle, liberalleşme, özelleştirme ve kurallara aykırılık konusundaki neo-liberal politikaları desteklemek için imtiyaz vermeyi sürdürmeye ve bir federal hükümet kurma kılıfı adı altında iktidarı tamamen tekeli altına alma hırsını gerçekleştirmeyi hedeflemektedir.

Duterte herkesten, körü körüne yaptığı tüm külfetli borç anlaşmalarını ve komisyonlarda planlanan altyapı sıkıntısını kabul etmesini ve sessiz kalmasını istiyor. TRO’ların ihraç edilmesine karşı Yüksek Mahkemeyi defalarca tehdit etti. Yüksek mahkemenin siyasi müttefikleri ve başsavcı hakkında bir dava açtı. Ayrıca Ombudsman Conchita Carpio-Morales gibi Duterte rejimiyle işbirliği yapmayan diğer yetkililere karşı görevden alınma tehdidinde bulundu.

Duterte, iç savaşın nedenleriyle ciddi bir şekilde ilgilenmeden, önce ateşkes anlaşmasını kabul etmeyen halkın devrimci güçleriyle ve ulusal demokratik hareketle olan samimi ilişkilerini tamamen terk etti. Kongre üyesi olan domuzlar, toplumsal eylemci Judy Taguiwalo’yu sosyal refah sekreteri olarak atamayı reddetmek için oy kullandılar. Sol ile olası bir ittifakı keşfetme çabalarını sona erdirdiklerini belirttiler. NDFP ile artık barış görüşmeleri istemediğini defalarca ilan etti.

Duterte rejimi, yabancı büyük kapitalistleri, burjuva yetkilileri, büyük toprak sahipleri, bürokrat kapitalistleri ve faşist askeri ve polisleri lehine politikalar uyguladı. Rejim, ek vergi yükleri öngörmeyi planlıyor ve halkın refahına zarar verecek şekilde borç yönetiminde bir altyapı programı izliyor. Özellikle köylüler, Moro ve ulusal azınlık halkları, işçiler ve kent yoksulları aleyhine ölüm ve yıkım savaşlarını halka karşı sürdürüyor.

Sonuç olarak, Duterte rejimi halktan politik olarak daha fazla izole hale geldi ve kendini iktidarda kalıcı hale getirmek için giderek daha zalimane önlemlere başvurdu. Ezilen ve sömürülenlerin  somut koşullarıyla ilgili gerçeğe dair olan şeyler medya ve sosyal medya manipülasyonuyla haber olmuyor ve kamuoyunda farkındalık yaratmaz hale geliyor.

Partinin ve devrimci güçlerin, tüm unsurları geniş bir halk ittifakıyla birleştirmesi, ABD-Duterte rejiminin zalimane, cezai ve bozuk kurallarına karşı mücadelede çekirdek güç ve liderlik sağlaması görevidir. Nitekim, Duterte rejiminin kurbanlarının çoğu artık korku atmosferinden çıkıyor ve rejime karşı seslerini yükseltiyor.

Kitle örgütleri ve ittifaklar kurarak, köylüler, işçiler, öğrenciler, kent fakirleri, kadınlar, Moro ve azınlık halkları, kilise halkı, öğretmenler, göçmen işçiler ve onların toplu mücadelelerini yoğunlaştırarak halkı daha çok sayıda birleştirmeli ve harekete geçirmelidir. Anti-emperyalist, anti-feodal ve anti-faşist çizgiler boyunca kitle mücadeleleri ve kampanyalar yürütmeleri gerekir.

Kitle örgütlerinin, Duterte’nin demagojisine karşı bir propaganda yürütmeye dikkat etmeleri gerekiyor. Girişimi cesaretlendirmeli ve Duterte’nin para ile tutulmuş trol gruplarıyla her türlü medyada karşı karşıya gelerek, onların aksini ispatlayıp gerçeği ortaya çıkarmalılar. Bunu, üyeleri, fabrikalar, topluluklar, okullar, ofislerdeki kitleler arasında düzenli eğitim çalışmaları yaparak başarabilirler.

Olası en geniş çevrimiçi eylemci, propagandacı ve ulusal demokratik kitle örgütleri üyesi ağı oluşturulmalıdır.

Yeni Halk Ordusu (NPA), Parti yönetimi altında ülke çapında inisiyatifi ele geçirmeye, daha fazla taktik saldırıya devam etmeye, silah sayısını artırmaya ve hızla artan sayıda yeni Kızıl savaşçıyı silahlandırmaya devam edecektir.

NPA’nın her başarılı taktik saldırısı, rejimin vahşi savaşının getirdiği şoku, korkuyu ortadan kaldırmakta ve böylece uyuşturucu bağımlısı Duterte’ye karşı hissedilen çekince yok olmaktadır. NPA’nın kazanmış olduğu zaferler, Filipin ve Moro halkına, ABD-Duterte rejimine karşı kitlesel mücadeleler ve silahlı direniş başlatmaları için ilham verir.

http://isyandan.org/

adhk tarafından

Nuriye ve Semih 14 Eylül’e hazırlanıyor

Ağustos 31, 2017 de ANASAYFA adhk tarafından

Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüs Devlet Hastanesi’nde refakatçi olarak kalan Nuriye Gülmen’in kızkardeşi Beyza Gülmen DW Türkçe’nin sorularını yanıtladı, ablasının ilk duruşmaya katılmak istediğini, ancak avukatların sağlık durumu nedeniyle endişeli olduklarını belirtti

HABER MERKEZİ (31-08-2017)- Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile ihraç edildikleri işlerine geri dönebilmek için 180 gündür açlık grevinde olan akademisyen Nuriye Gülmen ve öğretmen Semih Özakça’nın ilk mahkemeleri 14 Eylül’de Ankara’da görülecek.

Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüs Devlet Hastanesi’nde refakatçi olarak kalan Nuriye Gülmen’in kızkardeşi Beyza Gülmen DW Türkçe’nin sorularını yanıtladı, ablasının ilk duruşmaya katılmak istediğini, ancak avukatların sağlık durumu nedeniyle endişeli olduklarını belirtti.

Beyza Gülmen, Nuriye’nin çok zayıfladığını belirterek kas ağrılarının devam ettiğini ve şu aralar biraz böbrek ağrısı olduğunu söyledi.

Moralinin iyi olduğunu belirten Gülmen, “Yoksa açlığını devam ettiremezdi” dedi.

14 Eylül’de ilk duruşma

Gülmen, “Avukatların bununla ilgili bir endişesi var. Sağlık açısından iyi olup olmayacağını düşünüyorlar. Buradan onları duruşmaya taşımak zor, o kadar insanın içinde bulunmak hijyen açısından düşünüldüğünde kötü olabilir. Bu nedenle acaba gelmeseler mi, diye düşünüyorlar. Ama bir yandan da orada bulunmak, savunmasını kendisinin yapması da çok güzel olur. O yüzden şu an tam bir netlik yok”.

AİHM’den muayene talebi

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Nuriye Gülmen ve Semih Özakça ile ilgili kararlarında hükümetten, kendi doktorları tarafından muayene edilme imkanı tanınmasını talep etmişti.

Gülmen’e bu durum hakkında gelişmenin olup olmadığı sorulduğunda Gülmen, “Böyle bir şansı yok, çünkü kendi hekimleri gelmiyor. AİHM’in bu talebi sonrası Ankara Savcılığı, kendi hekimleriyle birlikte Numune Hastanesi’nin hekimlerinin de muayeneye girmesi için talimat verdi. Onlar da girince, ablam muayene olmak istemiyor, bu nedenle de kendi doktorlarına muayene olamıyor.” dedi.

Günlük iki saat avukat izinleri olduğunu belirten Gülmen, ” Her avukatın bir saat görüşme izni var. Ancak ağrıları nedeniyle dinlenmesi gerekiyor bu nedenle sağlığı el vermiyor. Sürekli oturarak durduğunda, ağrısı oluyor ve yatması gerekiyor. Tabii avukat görüşleri de kısıtlı olduğu için, gazetelerden haberleri takip ediyoruz. Bilgi toplamaya çalışıyoruz. Avukatlarla daha fazla fikir alışverişi yapması gerekiyor.”diyerek ekledi.

Gülmen, ayrıca Semih’in sağlık durumu hakkında da Esra Özakça ile görüştüklerini belirterek, “Ablamdan daha iyi olduğunu biliyorum. Tabii o da zayıf, onun da kas ağrıları var. Ama hareket kabiliyeti açısından daha iyi olduğunu biliyorum. Annesi yanında refakatçi olarak kalıyor. O da savunmasına hazırlanıyor.” dedi.

Sendika.org

adhk tarafından

Paris’te “Hamza Yalçın’a Özgürlük” Eylemi

Ağustos 30, 2017 de ANASAYFA adhk tarafından

Paris’te İspanya Konsolosluğu önünde toplanan Direnişçiler “Hamza Yalçın’a Özgürlük” dedi

Paris (30-08-2017) Fransa’nın Başkenti Paris’te Hamza Yalçın’ın İspanya’da tutuklanmasını protesto etmek amacıyla İspanya Konsolosluğu önünde basın açıklaması düzenlendi. Açıklamaya ASFA, ACTIT, ATIK, HDK, Haziran Hareketi, Dersim Kültür Merkezi, ODAK, Avrupa Partizan ve Fransız Komünist Partisi katılım gösterdi.

Anadolu Fransa Dayanışma Derneği (ASFA) adına konuşma yapan Zafer Ballıkaya, “Türkiye’de onca insan hak ihlali, anti demokratik uygulamalar varken İspanya neden Hamza Yalçın’ı Türkiye’nin iade talebi ile tutukluyor. Bunlardan haberi yok mu? Eğer varsa, buna rağmen böyle bir tutuklama yapmasının gerekçesi nedir? Bugün Türkiye’de işkence, kötü muamele ve adaletsiz yargılamaların olduğunu Avrupa Birliği dahil cümle alem biliyor, bunu da geçelim Avrupa İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin 3’ncü ve 6’ncı maddesine göre ‘bir yerde işkence varsa oraya iade yapılamaz’ diye yazmaktadır. İspanya devleti aldığı tutumu derhal gözden geçirmelidir. Bir an önce Hamza Yalçın serbest bırakılmalıdır.” şeklinde konuştu.

Eyleme katılan kurumlar Hamza Yalçın ile dayanışma konuşmaları gerçekleştirdi. Fransız Komünist Partisi ve HDK özellikle bu meselenin takipçisi olacağını dile getirdi.

Konuşmaların ardından Odak adına bir kadın arkadaşımız basın açıklamasını okudu.

Açıklama sürerken Konsolosluk ile görüşme talebimiz olumlu karşılandı ve kitleden 3 kişilik bir temsilci heyet Konsolosluğa girerek görüşmeyi gerçekleştirdi, konu ile ilgili dosyaları Konsolosluğa verildi.

Eylem sonunda Hamza Yalçın’a gönderilmek üzere dayanışma kartları yazıldı.

Yaklaşık 50 kişinin katılım gösterdiği eylem, kartların yollanmasının ardından sonlandırıldı.

http://www.odak-direnis.com/

adhk tarafından

Kadınlar „Bir Kişi Daha Eksilmeyeceğiz!“

Ağustos 30, 2017 de ANASAYFA adhk tarafından

Kadınlar „Bir Kişi Daha Eksilmeyeceğiz!“ şiarıyla Saray’ın Akıbetini Sordular  20 Ağustos gününden bu yana akibeti hakkında bilgi alınamayan Saray GÜVEN-Akyıldız için Frankurt’un en işlek merkezlerinden Zeil’de Basın Açıklaması yapıldı

Frankfurt (30-08-2017)Amara Kürt Kadın Meclisi’nin çağrısıyla bir araya gelen Yeni Kadın, SKB (Sosyalist Kadınlar Birliği), Courage, MLPD (Marksist Leninist Parti Almanya), ADKH (Avrupa Demokratik Kadın Hareketi), ATİF (Avrupa Türkiyeli İşçiler Federasyonu), YDG (Yeni Demokratik Genclik) ve Alevi Dernekleri aktivistlerinin ve Saray’ı tanıyan-tanımayıp üzüntüsünü yüreğinde hissedenlerin katıldığı eylemde, süreç hakkında kısa bilgilendirme yapıldı. Eylemde kadın kurumları Saray’ın kaçırılmasını ve erk’ek zihniyeti sorgularken,kadınlara yaşatılan bu tür şiddetlerin kapitalist-emperyalist sistemden beslendiğinin altı çizildi.

Yaşadığımız Avrupa coğrafyasında da her geçen gün kadına yönelik şiddetin devlet destekli artış gösterdiğini belirtti. Sarayın kaçırılma olayın da olduğu gibi, günler geçmesine rağmen, olayın hala aydınlatılmadığına dikkat çekilerek, sistemin yasalarının ve ‚adaleti’nin buralarda da erk’ek lehine işletildiğine vurgu yapıldı. Saray’ın kaçırılmasında rolü olan ve akıbetinden sorumlu tutulan Hayreddin Tandoğan isimli şahısta da görüldüğü gibi, „hasta, psikolojik tedavi görüyor‘ gibi sebepler ortaya atılarak,failler erkek egemen sistemin korumasına alınmaya çalışılmaktadır“ denilen açıklamalarda, kadınların bu tür sebepleri artık kabullenmeyecekleri, faillerin gerekli cezayı almaları için mücadeleyi sokakları mesken edinerek vermeye devam edeceklerininin altını çizdiler.

Eylemde Saray’ın resimlerinin ve kadına yönelik şiddete karşı dövizlerin, Yeni Kadın’ın her türlü şiddete karşı HAYIR pankartının da taşındığı eylem, Basın Açıklaması’nın okunmasının ve Saray’ın bir an önce sağ-salim bulunması talebiyle sonlandırıldı.

Kadınlar: Bizler biliyoruz ki

Aslında Saray’ı bu sistem kaçırdı, akıbetinden de bu sistem sorumludur. Yarattığı kadın düşmanı erk’ek tipolojisiyle, kadınları ötekileştirilen, hiçleştiren, şiddeti mübah gören, yaşam hakkını tehdit eden ve alma hakkını erkeğin kendinde görmesini saglayan bu sistemle ve onun uygulayıcılarıyla asla barışık olmayacağız. Saray bulunana ve aramıza-kavgamıza katılana kadar da haykıracağız! BİR KİŞİ DAHA EKSİLMEK İSTEMİYORUZ! Ve tekrar tekrar soruyoruz! Saray GÜVEN nerede? Saray’ı sağ aldınız, sağ istiyoruz…!

http://www.atik-online.net/

adhk tarafından

KBDH Gever’de eylem gerçekleştirdi

Ağustos 30, 2017 de ANASAYFA adhk tarafından

29 Ağustos günü Gever’de silahlı bir eylem gerçekleştirdiğini kamuoyuna duyuran Kadınların Birleşik Devrim Hareketi, (KBDH) ‘’TC’’ ordusuna mensup 15 askerin öldürüldüğünü belirtti

HABER MERKEZİ (30-08-2017)- KBDH 29 Ağustos tarihinde Gever de gerçekleştirdiği eylemin ayrıntılarını açıkladı

29 Ağustos günü Gever’de silahlı bir eylem gerçekleştirdiğini kamuoyuna duyuran Kadınların Birleşik Devrim Hareketi, (KBDH) ‘’TC’’ ordusuna mensup 15 askerin öldürüldüğünü belirtti.

Gerçekleştirilen eylemin ayrıntıları şu şekilde açıklandı;

“Hakkari’nin(Colemerg) Gever (Yüksekova) ilçesinden Wargenima karakolu istikametinde ilerleyen zırhlı araç konvoyu Dêrav köyü yakınlarında KBDH savaşçıları tarafından hedeflenmiştir. 28 Ağustos günü saat 03.00’da gerçekleştirilen sabotaj eyleminde kirpi tipi zırhlı bir araç tümüyle imha edilmiştir. Yapılan tespitlere göre araçta bulunan 15 düşman askeri öldürülmüştür.

Sabah saat 05.00’da işgalci TC ordusu 2 kobra ve 3 skorsky helikopterle eylem alanına müdahale etmiş, kobre helikopterler Dêrav köyü ve çevresini yoğun bir şekilde bombalamıştır. Bombardımanlar ardından işgal ordusu yolu uzun bir süre trafiğe kapatmış, daha sonra alana intikal eden 5 skorsky helikopter ve 5 ambulans ile ölü ve yaralı askerleri Gever’e kaldırmıştır. Eylem ardından Hırmê, Dêrav ve Aryawa köyleri ile çevresinde başlatılan operasyon devam etmektedir.

Eylemi düzenleyen KBDH savaşçıları sağlam bir şekilde üs alanlarına çekilmiştir.”denildi

http://www.halkingunlugu1.org/

adhk tarafından

Lüdwigsburg’da Komünizm savaşçıları anıldı

Ağustos 29, 2017 de ANASAYFA adhk tarafından

27 Ağustos Pazar günü Güney Almanya Lüdwigsburg Demokratik Kültür derneğinde Ağustos ayı şehtleri anıldı

Lüdwigsburg (29-08-2017) Anma toplantısı, genelde Dünya’da, Türkiye Kuzey Kürdistanda, özelde ise, ağustos ayında Dersim’de şehit düşen MKP önder kadro ve sempatizanları ve Rojava da TKP/ML şehidi Nubar Ozanyan anısına ayıpalan bir dakikalık saygı duruşu ile başladı. Ovacık muharebesinde ölümsüzleşen Şahin, Mercan ve Doktor yoldaşların mücadeleleri, çatışma ve süreç ile ilgili konuşmadan sonra, HBDH’nin yayınladığı bildiri okundu. KBDH adına bir kadın yoldaş, şehitlere ilişkin açıklamayı okudu. Sinevizyon gösterimi ile anmaya devam edildi. Ardında, Yılmaz Kes, Sevda Serinyel, Mahir Özgül, Fırat Kasun ve Uğur Yalçın yoldaşlara ilişkin bildiri okundu.

Anma toplantısında Partizan ve MLKP adına konuşmalar yapıldı. Ardında iki sanatçı arkadaşın kitle ile birlikte söyledigi kavga türküleri ve marşlarla anma toplantısı sonuçlandırıldı.

adhk tarafından

Paris’te Devrim ve Komünizm şehitleri coşkulu bir katılımla anıldı

Ağustos 28, 2017 de ANASAYFA adhk tarafından

Paris (28-08-2017) Geçtiğimiz günlerde Rojava’da ölümsüzleşen, TKP/ML-TİKKO üyesi, Rojava komutanı Nubar Ozanyan ve yine Dersim-Hozat’ta teslimiyete ve ihanete devrimci öfkeyle meydan okuyan MKP-HKO savaşçıları Uğur Yalçın ve Fırat Kasun, Paris Halkın Günlüğü ve Partizan okurlarının birlikte gerçekleştirdikleri ortak bir anmayla anıldılar.

Anma etkinliği Paris Dersim Kültür Merkezi’nde, Devrim yolunda ölümsüzleşenler şahsında yapılan bir dakikalık saygı duruşuyla başladı.

Ardından Nubar Ozanyan için TKP/ML tarafından açıklama, devamında MKP-HKO savaşçıları Uğur Yalçın ve Fırat Kasun için MKP-SB tarafından yapılan açıklama okundu.

Açıklamaların ardından Nubar Ozanyan için hazırlanan sinevizyon gösterimi sunuldu.

Anma etkinliğinde KCD-E -Avrupa, Atılım ve Odak adına, birleşik direnişin altının çizildiği dayanışma konuşmaları yapıldı.

Anma etkinliği katılım ve sahiplenmenin belirli bir düzeyde kendini hissettirdiği, anlamlı bir kitlesellikte, onların anısına yakışan bir tarzda amaca uygun bir temelde başarıyla gerçekleştirildi.

adhk tarafından

Londra’da anma etkinliği!

Ağustos 27, 2017 de ANASAYFA adhk tarafından

Devrim ve Komünizm savaşçıları Londra’da yapılan bir anma etkinliği ile anıldılar

LONDRA (27-08-2017)-Dersim ve Rojova’da ölümsüzleşen devrim ve komünizm savaşçılarından Nubar Ozanyan, Yılmaz Kes, Sevda Serinyel, Mahir Özgül, Fırat Kasun ve Uğur Yalçın için İngiltere’nin başkenti Londra’da bir anma Gerçekleştirildi. Bir dakikalık saygı duruşunun ardından anma etkinliği okunan şiirlerle devam etti.

Anma etkinliğinde Rojova’da ölümsüzleşen Nubar Ozanyan ve Dersim’de ölümsüzleşen MKP/HKO savaşçılarına ilişkin TKP/ML ve MKP’nin yayınladıkları açıklamalar okundu.

Anma etkinliği hem Nubar Ozanyan ve hem de MKP-HKO komutan ve savaşçılarının sinevizyon ve konuşmalarının yer aldığı görüntülerinden sonra dost örgütler adına konuşmalar yapıldı. Kürt Halk Meclisi ve PKK genel konsey adına  mesajı okunarak “Rojava ve Dersim şehitlerine bağlılık sözü veriyoruz. Onlar mücadelemizde yaşayacak” denildi. Daha sonra MLKP adına bir konuşma yapılarak  birleşik mücadelenin önemine değindi.

MKP adına yapılan konuşmada “barış ve huzurun ender görüldüğü bir coğrafyada yine kılıçlar çekilmiş durumdadır. Kılıç adaleti devrededir. Kan damlayan kılıç adaletinde en  büyük pay Kürde, Kürdistan’a düşüyor. Yüz, iki yüz üç yüz binlik insanın yaşadığı şehirler havadan bombalanarak yerle bir edildi.. Dersim yangın bombalarıyla yakıldı. Sadece içerde değil, dışarıda da Kürt düşmanlığı bütün hızıyla sürdürülüyor. Güney parçasında Kürdün kendi kaderine yönelik gayet meşru ve haklı referandum kararına karşı bölge gerici işgalci devletlerinin hışmına tanık oluyoruz. Türk egemenleri ezilen cinslere, işçi sınıfına, ezilen halklara ve milletlere düşmandır. Yılmaz Kes önderliğindeki Komünist bir dünyanın savaşçıları yoldaşlarımızın mücadele bayrağında tüm ezilenlerin çığlığı yazılıdır. Bu bayrak, komünist önder Kaypakkaya tarafından göndere çekilmiştir. Düşmanın MKP’ye duyduğu bu nefret dolu hışmı tamda buradan gelmektedir. Bu nefreti iyi anlıyoruz. Zira düşman, Halk Kurtuluş Ordusunun 6 Şubat 1995 zemheri muharebesinin, Kandıra Alay baskınının, Orta-Doğu’da kaçılamaz ünvanına sahip dedikleri Metris’i nasılda parçalayıp dağıttıklarını hafızasına iyi kazıdığını biliyoruz. Yine düşman, Dersim’de halka zalimliğiyle tanınan ve Behzat Firik yoldaşımızı tarifi imkânsız bir zalimlikle katleden kulaksız yüzbaşı olarak bilinen Aytekin İçmez alçağının Halk Kurtuluş Ordusu gerillalarınca hak ettiği cezanın verildiğini iyi bilir. İyi bilirler Önder Kaypakkaya ve Mahir Çayan’ı katleden özel harp dairesinin tepesinde yer alan Fehmi Altınbilek denilen faşist cellâdın 42 yıl sonra gerekli cezaya çarptırıldığını. Hem de çok iyi bilirler. Dolayısıyla, komünistler için özel plan ve yönelimleri, kin ve nefreti buradan geldiğini biliyoruz. Dünde dedik bugün yineliyoruz. Savaş ilanları kabulümüzdür.

Biz komünistler cesaret ve cüret kadar, bilimsel aklımızı her zamankinden daha iyi kullanarak bütün imkânlarımızı birleştirmek, dost devrimci güçlerle birleşmek, halk kitlelerini birleştirmek onurlu göreviyle karşı karşıyayız. Özgürlük ve kurtuluş kendiliğinden gelmez”

Dedi ve son olarak Bülent Uluer’i anarak, sosyalizm mücadelesindeki yeri üzerine vurgularda bulundu.

Ardından okunan kavga türküleriyle anma sonuçlandırıldı.

adhk tarafından

Komünizm savaşçıları Hamburg’da anıldı

Ağustos 27, 2017 de ANASAYFA adhk tarafından

Dersim ve Rojova’da ölümsüzleşen devrim ve komünizm savaşçıları Almanya’nın Hamburg kentinde ortak yapılan bir anma etkinliği ile anıldılar

HABER MERKEZİ (27-08-2017)-Dersim ve Rojova’da ölümsüzleşen devrim ve komünizm savaşçıları için Avrupa’nın bir çok yerinde anma etkinlikleri düzenlenmektedir. Bu anma etkinliklerinden biri de Almanya’nın Hamburg şehrinde yapıldı.

Hamburg’da Halkın Günlüğü ve Partizan 1 Ağustos’ta Dersim’in Ovacık kırsalında ölümsüzleşen Şahin, Mercan ve Doktor, 14 Ağustos tarihinde Rojava’da şehit düşen Nubar Ozanyan  ve  yine 18 Ağustos’ta Dersim’in Hozat ilçesinde ölümsüzleşen Uğur Yalçın ve Fırat Kasun için bir anma etkinliği gerçekleştirdi.

Anma etkinliği  ölümsüzleşenler şahsında dünyanın herhangi bir yerinde başka bir dünyanın mümkün olduğu bilinciyle ölümü küçülterek yenenler için yapılan saygı duruşuyla başladı. Sonrasında Partizan temsilcisi söz alarak 14 Ağustos tarihinde Rojava’da  şehit düşen Nubar Özanyan’ın yaşamını ve mücadelesini anlatan bir konuşma gerçekleştirildi. Anam etkinliğinde son olarak MKP-SB’nin Dersim Ovacık’ta şehit düşen 3 MKP/HKO savaşçısı ve yine Dersim Hozat’ta ölümsüzleşen 2 MKP/HKO savaşçıları için yapığı açıklamalar okundu.

Anma etkinliği yapılan müzik dinletisinin ardından sona erdi.

adhk tarafından

SMF: Çabalarınız nafile; sosyalizm mücadelemizi engelleyemezsiniz

Ağustos 25, 2017 de ANASAYFA adhk tarafından

Sosyalist Meclisler Federasyonu Dersim’de tutuklanan üye ve taraftarlarına ilişkin İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi’nde basın açıklaması gerçekleştirdi

HABER MERKEZİ (25-08-2017)- Sosyalist Meclisler Federasyonu, Dersim’de Ovacık Belediyesi çalışanı ve Fatih Mehmet Maçoğlu’nun danışmanı Hayati Güngören ve SMF üye ve taraftarları Dersim Konak, Gizem Yamaç ve Orhan Perktaş’ın tutuklanmalarını düzenlediği basın açıklaması ile protesto etti. Alınteri İnşaat İş Sendikası, Tutsaklarka Dayanışma İnisiyatifi bileşenleri ve HDP-HDK’nin katıldığı basın açıklamasına İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi’nde yapıldı.

Sosyalist Meclisler Federasyonu adına konuşan Dilşad Canbaz; “Dersim’e yönelik son dönemde özel bir politika izleniyor, orman yangınları ve yapılan bu tutuklamalar bunun bir parçası.”, “Kurultayımızı yeni tamamlamışken yapılan tutuklama terörü ile 4 yoldaşımızın tutuklanmasıyla karşı karşıyayız.” ifadelerini kullandı ardından basın açıklaması okundu.

Okunan basın açıklamasında “Kendi koyduğu yasayı kendisi uygulamayan bir iktidar ve devlet halkı yasaları çiğniyorsun iddiasıyla suçluyor. Tümüyle yasaların tanımladığı haklarını kullanan, talebini, tepkisini öfkesini dile getiren herkesi copluyor, gaza boğuyor, kolunu bacağını kırıyor ve hapsediyor.

Dersimde Sosyalist Meclisler Federasyonu çalışanı yoldaşlarımıza karşı girişilen susturma operasyonu ve hapsedilmeleri de tamı tamına iktidarın bu zulüm kertesine vardırdığı yönetme anlayışının sonucudur.”, “Hangi uyduruk iddia ile yüz yüze bırakırsanız bırakın biz biliyoruz ki Dersim konak, Gizem Yamaç, Hayati Güngören ve Orhan Perktaş yoldaşlarımızın tutuklanması, devletin Dersim coğrafyasına ve halkına karşı uygulanan imha, boyun eğdirme ve insansızlaştırma politikasına karşı sosyalist perspektiften halkın uyarılması ve haklarını savunmasının bilincine saldırı ve itirazın susturulmasıdır. Onların tutuklanması Dersim’in yakılmasına, doğanın barajlarla su altında bırakılmasına, insanın yaşayamaz hale getirilen coğrafyayı terk etmeye zorlayan politikaların faşist ve kıyımcı özüne karşı çıkışın durdurulması amaçlı bir susturma operasyonudur. Haykırıyoruz Dersim halkı da sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF) da faşizme ve kapitalizme karşı sosyalizm hedefli mücadelesinde susmayacaktır.” ifadeleri yer aldı.

http://www.halkingunlugu1.org/