adhk tarafından

Adana’da SMF davasında ceza yağdırıldı!

Ekim 26, 2017 de ANASAYFA adhk tarafından

12 Temmuz 2016 tarihinde Adana’da SMF’ ye dönük yapılan baskınlarda gözaltına alınanların karar duruşması 24 Ekim tarihinde görüldü Adana 2’nci Ağır Ceza mahkemesinde görülen karar duruşmasında SMF üye ve taraftarlarına ceza yağdırıldı

HABER MERKEZİ (26-10-2017)- Erdoğan/AKP iktidarının halklara yönelik faşist abluka ve zorbalığı sistematik biçimde devam ediyor. İçerisi ve dışarısıyla ülkeyi bir halklar hapishanesine dönüştüren Erdoğan/AKP iktidarının tüm toplumsal muhalefeti ve bir bütün tüm toplumu susturmak için uyguladığı faşist kuşatma ve saldırganlık tüm pervasızlığı ile sürüyor. Bu faşist kuşatma ve saldırganlığın birincil dereceden hedefi ise kuşkusuz ki Devrimci, sosyalist ve yurtsever dinamikler olmaktadır.

Faşist kuşatma ve saldırıların her daim hedefinde olan devrimci dinamiklerden biri de Sosyalist Meclisler Federasyonu(SMF)’dir. Bu saldırılar kapsamında 12 Temmuz 2016 tarihinde Adana’da SMF üye ve taraftarlarına yönelik yapılan baskınlarda bir çok kişi gözaltı ve tutuklama terörüne maruz kalmıştı. Bu kapsamda devam eden davanın karar duruşması yapılarak sonuçlandı.

24 Ekim 2017 tarihinde Adana 2.Ağır Ceza mahkemesinde görülen karar duruşmasında SMF üyelerine caza yağdırıldı. Görülen karar duruşmasında Hakan yay 11 yıl 11 ay, Diren Taşkıaran 11 yıl 5 ay, Hüseyin Kaloğulları 7 yıl 3 ay, Ali Başyurt 6 yıl 8 ay, Özlem Peker 6 yıl 3 ay, Özgür Efetürk 4 yıl 1 ay ve Taylan Kal 1 yıl 4 ay hapis cezası verildi.

Verilen cezalara delil olarak ise yine klasik olarak 1 Mayıs, 18 Mayıs ve Newroz’ etkinliklerine katılmak, Sosyal medya paylaşımları gösterildi.

http://halkingunlugu1.org/

adhk tarafından

Devlet eliyle bir hasta tutsak daha katledildi!

Ekim 24, 2017 de ANASAYFA adhk tarafından

5 ay boyunca Diyarbakır D Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutulan Bayar, hastalığına rağmen bırakılmayınca Ağustos ayı içerisinde ailesi oturma eylemi ve açlık grevi gerçekleştirdi Ailesi tarafından geliştirilen eylemlerin ardından serbest bırakılan Bayar kısa süre sonra yaşamını yitirdi

HABER MERKEZİ-(24-10-2017)-Diyarbakır’da katılmış olduğu bir gösteri dolayısıyla  “Örgüt üyesi olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek” iddiasıyla hakkında açılan davada 52 yaşındaki akciğer kanseri hastası Ahmet Bayar, 31 Mart’ta tutuklanarak cezaevine konuldu. 5 ay boyunca Diyarbakır D Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutulan Bayar, hastalığına rağmen bırakılmayınca Ağustos ayı içerisinde ailesi oturma eylemi ve açlık grevi gerçekleştirdi. Ailesi tarafından geliştirilen eylemlerin ardından serbest bırakılan Bayar kısa süre sonra yaşamını yitirdi.

Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim Araştırma Hastanesi’nde tedavi altına alınan Bayar, tedavisinin zamanında yapılmayışından ötürü Çarşamba günü evinde yaşamını yitirdi. Ahmet Bayar Dicle ilçesine bağlı Bozova (Qulbîn) köyünde toprağa verildi. Ölümünün ardından eşi Emine Bayar açıklama yaparak ‘’ Öleceğini bildikleri için tahliye ettiler’’ ifadelerine yer verdi.

 ‘’Cezaevinde öldüğünün söylenmemesi için bırakıldı’’

Eşinin ölümünden Diyarbakır D Tipi Kapalı Cezaevi yönetiminin sorumlu olduğunu ifade eden Emine Bayar, eşinin tedavi gördüğü dönemde tutuklandığını ve bundan dolayı tedavisinin geciktiğini söyledi. Eşinin tutuklanmadan önce ışın tedavisi gördüğünü kaydeden Bayar, “Cezaevine girdikten bir ay sonra hafıza kaybı yaşamaya başladı. Defalarca cezaevi yönetimine bunu ilettik. Tedavisini uyguladıklarını iddia ediyorlardı” diye belirtti.

Eşinin hastalığından dolayı temizliğinin çok iyi yapılması gerektiğini vurgulayan Bayar, “Eşimin temizliğine ve moralinin iyi olmasına özen gösterilmesi gerekiyordu. Bir insan cezaevinde bunları nasıl sağlayabilir. Bunlar bilindiği halde eşimi bırakmadılar” dedi.

Eşinin cezaevine girdikten sonra kanserin beynine sıçradığını vurgulayan Bayar, “Cezaevinde 4 ay kaldıktan sonra ışın tedavisine başladılar. Zaten çok geç kalınmıştı. Vücudu aşırı derecede enfeksiyon kapmıştı. Biz ısrarla bunları dile getirdiğimizde bize inanmıyorlardı” ifadelerine yer verdi.

Eşinin tahliye edilmesinin ardından tedavisine hemen başladıklarını ancak geç kalındığını vurgulayan Bayar, “Eşimi hastaneye yatırdığımızda doktor zaten bize ‘umut yok’ demişti. Eşimin öleceğini bildikleri için tahliye ettiler. Cezaevinde öldüğünün söylenmemesi için bu şekilde yaptılar” diye konuştu.

‘’Hasta tutukluların serbest bırakılması sağlamalıyız’’

Hasta tutukluların bir an önce tahliye edilmesi gerektiğini ifade eden Bayar, “Benim yaşadığım acıyı başkası yaşamasın. Bir sürü hasta olduğu halde tutuklanan insan var cezaevlerinde. Bu insanların kime ne zararı olabilir? Bu insanların tutuklanmasına hep birlikte karşı çıkmalıyız. El birliği ile bir şeyler yapıp hasta tutukluların serbest bırakılmasını sağlamalıyız” sözleriyle duyarlı kesimlere çağrıda bulundu.

http://halkingunlugu1.org/

adhk tarafından

Strasbourg’daki eyleme yüzlerce kurum ve şahsiyet katılıyor

Ekim 24, 2017 de ANASAYFA adhk tarafından

İşkenceyi Önleme Komitesi’nin (CPT) acilen İmralı’ya giderek Kürt Halk Önderi Öcalan’ın durumunu yerinde incelemesi için Strasbourg’da başlatılan süresiz oturma eylemine onlarca kurum ve bu kurumların yüzlerce bileşenleriyle çok sayıda şahsiyet katılıyor

STRASBOURG  (24-10-2017) Dün bir basın açıklamasıyla başlayan oturma eylemiyle, CPT’nin Öcalan hakkında Türk basınında çıkan haberler ışığında acilen bir heyet göndererek, durumuna ilişkin bir bilgilendirme yapması isteniyor.

ONLARCA KURUM VE PARTİ İLE YÜZLERCE BİLEŞENİ KATILIYOR

Dünkü basın açıklamasına katılarak, oturma eylemine destek veren kurumlar ve temsilcileri şunlardı:

-KONGRA-Gel, Avrupa Kürt Demokratik Toplum Kongresi (KCDK-E), Avrupa Kürt Kadın Hareketi (TJK-E), Almanya Kürt Demokratik Toplum Merkezi (NAV-DEM), Fransa Kürt Toplum Merkezi (CDK-F), NAV-BEL, DEM-NED, Şengal Ezidi Meclisi, Şehit Aileleri Kurumu (KOMAW), Kürdistan İslami Topluluğu (CİK), NAV-YEK, Platforma Kurden Anatoliya Navin (PKAN-E), TEV-ÇAND, Kongreya Netewiya Kurdistan (KNK), Goran Hareketi, Kürdistan Yurtseverler Birliği (YNK), Demokratik Birlik Partisi (PYD), PJAK, Halkların Demokratik Partisi (HDP), Halkların Demokratik Kongresi-Avrupa (HDK-A), Kürdistan Komünist Partisi, Partiya Demokrat Kurdiya Suriyi (PDK-S), Partiya İslamiya Kurdistan (PİK), Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP), Avrupa Ezilen Göçmenler Konfederasyonu (AvEG-KON), Devrimci Karadenizliler Platformu, Avrupa Türkiyeli İşçiler Federasyonu (ATİK), Demokratik İşçi Dernekleri Federasyonu (DIDF), Avrupalı Demokratik Haklar Konfederasyonu (ADHK), Mezopotamya Halk Kongresi (MHK), Yaşanacak Dünya, NOR-Zartonk, Avrupa Demokratik Dersim Birlikleri Federasyonu (ADEF), Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi, Devrimci Parti, Avrupa Koçgiri Kültür Merkezi, Avrupa Maraş Girişimi, Avrupa Kürecik Halk İnisiyatifi, Ezidi Kadın Meclisi.

ÇOK SAYIDA ŞAHSİYET DE YERİNİ ALDI

Tüm bu kurumların temsilcileri ve Güney Kürdistanlı partilerin parlamenterlerinin yanı sıra oturma eylemine çok sayıda şahsiyet de ya bizzat katılıyor ya da destek verdiğini açıkladı. Bu kişiler arasında İmralı Heyeti üyesi Hatip Dicle, siyasetçi Heci Ahmedi, HDP milletvekilleri Tuğba Hezer ve Faysal Sarıyıldız, Cizre Belediyesi Eşbaşkanı Leyla İmret, Barış akademisyenleri Çetin Gürer ve Engin Sustam, gazeteci-yazar Ahmet Nesin, gazeteciler Veysi Sarısözen ve Filiz Koçali, yazar Aziz Tunç, 68 Kuşağı’ndan siyasetçi Mahir Sayın, Öcalan’ın avukatlarından Mahmut Şakar ile sanatçılar Hozan Emekçi, Hozan Xelil Xemgin, Hozan Sosin ve Hozan Seyitxan.

YÜZLERCE KİŞİ OTURMA EYLEMİNE KATILIYOR

CPT’nin İmralı’ya bir heyet göndermesine kadar oturma eylemini sürdürecek olan kurumların ve bileşenlerinin çalışanlarının yanı sıra Avrupa’nın tüm ülkelerinden Kürdistanlı yurtseverler de Strasbourg’a akın ediyor.

Dün bine yakın kişinin katılımıyla yapılan bir mitingle başlayan oturma eylemine Avrupa’nın tüm ülkelerinden gelecek katılımlarla birlikte 300’ü aşkın kişi katılacak. Oturma eylemine katılımların her geçen gün artması beklenirken, hemen hemen her büyük Avrupa şehrinden dönüşümlü olarak bireyler eylemde yerini alacak.

NELER YAPILACAK?

Öcalan için düzenlenen oturma eylemi kapsamında oluşturulacak heyetlerle çok sayıda bilgilendirme amaçlı görüşme planlanıyor. Avrupa Konseyi (AK) üyesi ülkelerin temsilciliklerine yapılacak ziyaretlerde, Öcalan’a yönelik tecrit, Kürt özgürlük mücadelesi ve Öcalan’ın halklar için önemine dikkat çeken dosyalar sunulacak.

AK ve CPT binalarının arasında bulunan alanda bulunan eylemciler gün içinde belli aralıklarla CPT önünde oturma eylemi düzenleyerek, taleplerini haykıracaklar. Ayrıca hem çevreden geçenlere yönelik hem de Strasbourg kent merkezinde gruplar halinde bilgilendirmeler yapılacak.

ANF

adhk tarafından

Polis panzeri bu seferde Felek Batur’u ezdi!

Ekim 22, 2017 de ANASAYFA adhk tarafından

Bir sene içerisinde  20 sivili katleden zırhlı araçlar Hizan’da 55 yaşındaki Gülten Yaraşlı çarparak ölümüne sebep olmuştu Yaşanan olaydan çok zaman geçmeden bu sefer de Siirt’te Felek Batur adlı çocuğu polis panzeri ezdi

HABER MERKEZİ-(22-10-2017)-Zırhlı araçlar her gün yeni bir vahşetin altına imza atmaya devam ediyor. Bir sene içerisinde  20 sivili katleden zırhlı araçlar Hizan’da 55 yaşındaki Gülten Yaraşlı çarparak ölümüne sebep olmuştu. Yaşanan olaydan çok zaman geçmeden bu sefer de Siirt’te Felek Batur adlı çocuğu polis panzeri ezdi.

Siirtin Tillo İlçesi’nde Emniyet Müdürlüğü’ne ait zırhlı araç, Aydınlar Caddesi üzerinde yolun karşısına geçmeye çalışan Felek Batur adlı kız çocuğuna çarptı.  Çarpma sonucu Batur’un olay yerinde yaşamını yitirdi.

http://halkingunlugu1.org/

adhk tarafından

MKP’den Emek seferberliği çağrısı!

Ekim 20, 2017 de ANASAYFA adhk tarafından

Maoist Komünist Partisi/Siyasi Büro yazılı bir açıklama yaparak Merkezi Emek Seferberliği kampanyasını başlattığını kamuoyuna duyurdu ‘’ Emperyalist Kanlı Hegemonya Altında Talan ve Çapul Savaşlarıyla Felaketlere Sürülen Halklarımız, Dünyanın Esaret Zincirlerini Parçalamak İçin Emek Seferberliği Kampanyasına Katılarak Sosyalist Halk Savaşı’yla Birleş!’’ şiarı ile başlatılan Emek Seferberliği kampanyasına ilişkin MKP/SB tarafından yapılan açıklamayı okurlarımızla paylaşıyoruz

HABER MERKEZİ(20.10.2017)-‘’Çeşitli Dil, Din ve Irktan Yoksul Devrimci Dünya Halkları, Emek ve Ezilen Dünyanın Örgütlü-Örgütsüz Savunucuları ve Savaşanları, Dostlar ve Yoldaşlar!

Geleneksel “Emek Seferberliği Kampanyamız” başlamış bulunmaktadır. Etkin olarak katılmaya, katkılarınızla desteklemeye, coşkuyla yürütmeye çağırıyoruz! Kampanyamızı siyasi iktidar uğruna mücadelemizin coşkusuyla yürütmeli, ölümsüzleşen yoldaşlarımızın talimatlarıyla büyütmeli, büyük kitlelerle birleşerek Sosyalist Halk Savaşı için ilerlemeliyiz!

Emek ve ezilenler dünyasına reva görülen kanlı boyunduruk ve esaret zinciri yoksul dünyanın kıyımdan geçirilmesine tanık olurken, emperyalist haydutluğun hegemonyaya dayalı doyumsuz kâr hırsı insan dünyası ve canlı yaşamı büyük felaketlerin eşiğine getirmiştir.

Emperyalist barbarlık altında hüküm süren dünya gericiliğinin insana verebildiği tek “armağan” budur, yaşadığımız dünya işte budur! Bu dünyayı değiştirmek bizlerin, emek dünyasının ellerindedir. Kaderimizi elimize alarak, insanlığı ve dünyamızı emperyalist kanlı tahakkümden, büyük felaketlerden kurtarabiliriz.

Felaketlerin eşiğinde yok olmakla yüz yüze bırakılmış dünya ve tüm insanlığın kurtuluşu emek ve ezilenler dünyasının kurtuluşuyla iç içedir; ona bağlıdır ve ondan geçer! Köhnemiş vahşi kapitalizm ve her türden egemen gericilik, proletarya önderliğinde devrimci dünyanın sınıf savaşımı ve tarihsel eylemiyle yıkılacak! Buna ilerlemenin coğrafyamızdaki yolu Sosyalist Halk Savaşı’dır! Emek Seferberliği Kampanyası’na katılarak Sosyalist Halk Savaşı’nı desteklemek ve onunla birleşmek bu zeminde anlamlı, ertelenemez tarihi sorumluluk ve görevdir!

Emperyalist zincirin birer halkası olan yerli gericiliklere karşı yükselteceğimiz devrimci sınıf savaşıyla bu yerel halkaları koparıp büyük emperyalist zincirle birlikte tarihin karanlığına yollayabiliriz, yollamalıyız, yollayacağız! Yollamak  için devrimci dünya ile birleşmeli, somut görevlerle seferber olmalı, siyasi iktidar için savaşmalıyız! “Cüret etmeli, ileri çıkmalıyız!”

Dostlar, Yoldaşlar;

Emperyalist haydutlar hegemonya eksenli gerici çıkar ve dalaş savaşlarıyla dünyanın birçok coğrafyasını kıyım ve katliamların göbeğine iterek ezilen ulus ve emekçi halkları kan-revan içinde bırakmış, bu savaşların büyük mağdurları olan kadın ve çocuklara hoyratça kıymıştır. Savaşsız bir tek gün, ölümsüz bir tek saat yaşanmamaktadır dünyamızda. Balistik füze denemeleri, kimyasal silah deneme ve tehditleri zemininde cereyan eden emperyalist hegemonya dalaşı, insanlık ve tüm yaşamı felaketlerin eşiğine getirerek tehdit etmektedir bugün. Dünya zenginliklerinin talanı ve ezilen emekçi dünyanın sömürüsüne doymayan emperyalist açlık, dünyanın sonu tartışmalarına yol açacak düzeyde bir tahribata ve yaşamı yok etme safhasına ulaşmıştır. Buna dur diyecek yegâne kuvvet, ayağa doğrulmuş milyarlarca ezilen emekçi dünya yığınlarından başkası değildir.

Dünya gericiliğinin bu ilerleyişine, onun yereldeki uzantıları olan gerici ve faşist iktidarlar da aynı sınıf tavrı ve karakterleriyle eşlik etmekte, değişik millet ve milliyetlerden ezilen emekçi halk kitlelerini vahşi sömürü, zulüm ve faşist baskılarla seyreden kıyım ve katliamlardan geçirmektedirler. Emperyalist haydutların yeminli uşağı olan bu iktidarlar, emperyalist hegemonya ve yıkıcı savaşların birer piyonu olmakla birlikte, bu gericiliği ayakta tutan, destekler durumundadırlar. Bundandır ki, yereldeki gerici iktidarların yıkılması somut görev olarak önümüze çıkmakta, her devrimin enternasyonalist görevi olarak biçimlenmektedir.

Bu yerel gericiliklerden biri de hiç şüphesiz ki, Erdoğan/Saray sultası iktidarıdır. Komünist toplum perspektifine bağlı stratejik devrim mücadelemiz mevcut iktidarı baş düşman alırken, bütün gerici sınıfların egemenliğine son vermeyi, devletlerini yıkarak proletarya ve emekçiler devletini kurmayı hedeflemektedir. “TC” devletinin yıkılması mücadelesi, mevcut iktidarlara karşı mücadelede somutlanmaktadır.

Değişik dil ve dinden Türkiye-Kuzey Kürdistan halklarını, ezilen mazlum Kürt ulusu ve etnik azınlıkları, ezilen-farklı inançları, cinsiyet, kimlik ve kültürleri, ırkçı-faşist tekçi paradigmayı tek adam sultasına taşıyarak açık faşizmle ezip, ağır baskı ve zulüm makinesinin çarkları arasında katliam ve kıyımdan geçiren Erdoğan/AKP iktidarı yıkılarak yerle bir edilmek zorundadır. Bu görev bugün Partimiz önderliğinde Sosyalist Halk Savaşı, Partizan Halk Güçleri ve değişik biçimlerde örgütlü güçlerimizin mücadelesiyle yürütülmektedir. Mücadele ve savaşımız eşitsiz şartlarda devam ederken, bu süreç düşmanın teknolojik üstünlük ve avantajlarını kullanarak taktik başarılar elde edip Parti güçlerimize ağır darbeler vurmasına tanık olmaktadır. İnsanın belirleyici, teknolojinin ise geçici-taktik bir üstünlük olduğuna inanan Partimiz yürüttüğü tarihsel mücadele ve Sosyalist Halk Savaşı’nı bir an bile tereddüt etmeden aynı kararlılıkla sürdürmektedir. Partimizin askeri akademi çalışmaları, gerilla savaşındaki planlama ve çalışmaları, bu savaşta verdiği ağır bedeller bu kararlılığın çıplak kanıtı durumundadırlar.

 ‘’Tarihsel hesap sorma bilincimiz ve savaş kararlılığımız daha da büyüyecektir’’

Partimizin bu kararlılığı, askeri örgütlenmeleri ve çalışmalarında olduğu gibi kurucu önderimiz Kaypakkaya yoldaş ve Mahir Çayanların katliamından bizzat sorumlu olan ve daha binlerce suç işlemiş olan halk düşmanı azılı faşist işkenceci Fehmi Altınbilek’in, Kaypakkaya yoldaşın ihbarcısı öğretmen Cafer Atan’ın, Dersim halkına zulmetmekte ünlü olan ve Behzat Firik yoldaşımızı canlı canlı yakarak katleden azılı faşist (Kulaksız Yüzbaşı olarak bilinen) Aytekin İçmez’in, Yeter Koç ve yoldaşlarımızın katledilmesine sebep ihbarcı Alican ve diğerlerinin kırk yılı bulan zaman sonra da olsa onlarca yıl sonra silahlı eylemlerimizin hedefi olmaktan kurtulamayarak cezalandırılmış olmaları; Kandıra Alay Karakolu baskını ve gerilla alanında onlarca karakol baskını, gerilla savaşında yaşanan büyük çatışmalarda düşmanın panzerlerinin ele geçirilmesi ve çatışmalarda yüzlerce düşman gücünün savaş dışı bırakılması; öte taraftan başta gerilla savaşı olmak üzere, şehirlerde, hapishanelerde düşmanla çatışmalarda ve irade savaşında tereddütsüzce ölümsüzleşen, ölümü küçülterek yenen yüzlerce yoldaşımızın kızıl anıları; bugün devletin İHA-SİHA gibi son teknolojik araç ve silahlarla devrimcileri ve silahlı güçlerimizi imha etmeye dönük amansızca yürüttüğü stratejik saldırılara karşı, Sosyalist Halk Savaşı siperlerini kararlı direniş ve çarpışmalarıyla parlatıp ölümsüzleşen Parti Sekretarya üyemiz Şahin (Yılmaz KES) yoldaş ve Parti Üyeleri Bölge Komutanlık Üyelerimiz Mercan (Sevda Serinyel) ve Doktor (Mahir Özgül) yoldaşlarımızın, aynı günleri takiben düşman kuşatmasında kalarak kahramanca direniş sonucunda feda eylemi yaparak ölümsüzleşen Fırat (Uğur Yalçın) ve Şiar (Fırat Kasun), İsyan (Özcan ÖNER) ve Mesut (Cem GÜRGÜL)yoldaşlarımızın kızıl anıları; ve savaş mevzilerini aynı kararlılıkla koruyan yoldaşlarımızın dolayısıyla Partimizin devrim, sosyalizm ve komünist toplum için Sosyalist Halk Savaşı perspektifiyle sergilediği savaş ve mücadele pratiği; bu kararlılık ve tarihi mücadelemizin inkâr edilemez canlı ve  anlamlı olan kanıtlarıdır.

Şahin yoldaşın talimatı ve komünist coşkusuyla Emek Seferberliği Kampanyamızı etkin olarak yürütelim, Sosyalist Halk Savaşı ve Partizan Halk Güçleri’ni destekleyerek birleşelim.

Erdoğan/AKP gericiliğine karşı savaşın yeterli olmayıp emperyalist dünya gericiliğine karşı savaşmanın zorunlu olduğu dünya şartlarında, Erdoğan/Saray sultası güruhuna karşı mücadeleyi somut görev olarak üstlenip, bilumum gericiliğin yıkılmasını stratejik görev olarak edinen Partimiz önderliğindeki Sosyalist Halk Savaşı’nı büyüterek ilerletmek için yoldaşlarımızı savaşla birleşme bilinciyle göreve, dostlarımızı ve devrimci halk kitlelerini katkılarıyla dayanışmaya davet ediyoruz!’’

http://halkingunlugu1.org/

adhk tarafından

Kaypakkaya geleneğinin emektarı Zeynep Akkuş sonsuzluğa uğurlandı

Ekim 20, 2017 de ANASAYFA adhk tarafından

17 yıl kanserle mücadele eden, Zeynep Akkuş, 18 Ekim 2017’de  Strabourgda hastanede vefat etti Zeynep Akkuş, 19 Ekim 2017’de Strasbourg Alevi Kültür Merkezinde, sevenleri, dostları bir anma düzenledi

Strasbourg (20-10-2017) Anmada, Zeynep Akkuşu için bir dakikalık saygı duruşu ve ardında da Zeynep Akkuşunda içinde yer aldığı, İz filmi hayatının önemli bir dönemeciydi Diyarbakır zindanında. yoldaşları gerek onun cezaevi yaşamını gerekse dışardaki mücadelesinde anılar paylaştı. Sadeliği mütevaziliği, yoldaş ve halk sevğisi, onun öne çıkan örenilmesi gereken devrimin ihtiyaci olan özellikleriydi. Zeynep yoldaşta dost ve düşman ayrımı netti. Dostlarla birleşen, derin bir sevgiyle örülen, güçlü özelliklere sahipti. Düşmana karşıda netti. Hayatının sonuna kadar, Kaypakkayacı geleneğinin emektarı olarak güçlü bir kültürel şekillenmeye, yoldaş ve kişilik biçimlenişinde örnekti. Büyük katılımın olduğu anma toplantısında bu özllikler tum dostları tarafında dile getirildi. Dersimde başladığı mücadele toprağına büyük bir coşku ve yoşdaşlık özlemiyle uğurlandı. Anmaya ADHK, Halkın Günlüğü, Demokratik Kadın Hareketi mesajlar sundular. Ayrıca dost devrimci güçlerde anmada yer almışlardı. Partizan, DİDF, Kürt Kültür Derneği anmaya mesajlarıyla katıldılar.

adhk tarafından

Derin bakışlı direnç çiçegi Zeynep yoldaş

Ekim 20, 2017 de ANASAYFA adhk tarafından

ADKH (20-10-2017) İnce uzun boyluydu, gözleri ile şafağı gözlerdi Derge yoldaş Büyüleyici bir kitap okursun, kahramanı hep kafandadır Derge yoldaşta bu hikayenin kahramanıydı. Sabırla dinleyen, usulca soran, titizlikle açıklayan, anlatandı.

Gözünü tay dağından daha yükseklere diken Zeynep yoldaş,  kadının özgürleşme bilincini yüreğine sararak mücadeleye katılır. Toplumsal eşitsizliklerin kadına yansıması Diyarbakır zindanlarında daha kaba bir şekilde O’ nun yaşamında kendisini gösterir. Kadın yoldaşlarıyla Zeynep’te Diyarbakır 5 Nolu bölümünde kalır. 1981′ de faşizmin en azgın yüzünü ve saldırılarını Zeynep ve yoldaşları da kararlılıklarıyla püskürtürler. İnsanlıktan uzak en kötü koşullarda kaldıkları hücrede askerlerin her türlü işkence, taciz, falaka, cop ve bir dolu psikolojik saldırılarına maruz kalır.

O cehennemde de mertliği ve duruşu ile sağlam bir yoldaştı Zeynep.

1983’de serbest kaldığında yılmamıştı ve yüzünü dağlara çevirmişti. Azmin ve kararlılığın önünde hiçbir gücün duramayacağını biliyordu. Yaşamı yeniden filizlenmenin zamanındaydı ve ilk tohumu sarp kayalara serpiyordu Derge yoldaş. Fakat O’nun zindanlarda gördüğü amansız işkenceler ve sağlıksız koşullar sağlığını bozmuştu. 1984 yılında Avrupa’ya gelen Zeynep yoldaş, mücadelesine Avrupa’da  hayatın her alanında devam etti. Kansere yakalanan Zeynep yoldaş sağlığının el verdiği ölçüde alanlarda ve yaşamın içinde olmaya devam etti. Kadın ve devrim mücadelesinde deneyim ve birikimleriyle etrafındaki kadınlara destek oldu. Gelişen olaylara karşı her daim yerini aldı.

Zeynep gitti aramızdan. Değerli yaşamı miras kaldı bizlere. Yüzünde yaşamın yorgunluğu olsada, gülüşü umut veren bir yoldaştı. Yılların ağırlığını, özlemini içimizden çeker alırdı. “Hoşgeldin yoldaş, Merhaba” deyişi bütün sıcaklığıyla kucaklardı bizi.

Zeynep yaşamı maviliklere sunarak gitti. Ondan kalan cesaret, cüret, ileri çıkma, yoldaş sıcaklığı ile anacağız  O’nu.

Avrupa Demokratik Kadın Hareketi olarak  Zeynep yoldaşımızın anısı önünde saygıyla eğiliyor yıldızlar yoldaşı olsun diyoruz.

Güle Güle Derge Yoldaş!!

Avrupa Demokratik Kadın Hareketi

adhk tarafından

Binler liderleri için sokaklara aktı!

Ekim 18, 2017 de ANASAYFA adhk tarafından

Jordi Sanchez ve Jordi Ciuxart için protestolar devam ediyor Barcelona’da Salı günü 200 bin kişi iki liderin tutuklanmasına tepki gösterirken serbest bırakılmaları talep edildi Jordi Sanchez ve Jordi Ciuxart referandum sürecinde ki protestoları ‘’kışkırttıkları’’ iddiasıyla tutuklanmıştılar

HABER MERKEZİ (18-10-207)- Jordi Sanchez ve Jordi Ciuxart için protestolar devam ediyor. Barcelona’da Salı günü 200 bin kişi iki liderin tutuklanmasına tepki gösterirken serbest bırakılmaları talep edildi. Jordi Sanchez ve Jordi Ciuxart referandum sürecinde ki protestoları ‘’kışkırttıkları’’ iddiasıyla tutuklanmıştılar.

İspanya’nın bağımsızlık yanlısı iki Katalan sivil toplum kuruluşu liderinin tutuklamasının ardından Katalonya’nın başkenti Barcelona’da binlerce kişi sokağa çıktı. Katalonya Özerk Bölgesi hükümetinin sözcüsü Jordi Turull, tutuklamaları “demokrasi adına bir utanç” olarak tanımladı.

Liderleri tutuklanan Katalonya Ulusal Asamblesi (ANC) ve kültür derneği Omnium Culturel’in çağrısıyla düzenlenen gösteride, “siyasi tutsaklara özgğrlük”, “yalnız değilsiniz”, “yardım et bize Avrupa” ve “İspanyol yargısı dışarı” pankartları taşındı.

Katalonya Özerk Bölgesi hükümeti sözcüsü Jordi Turull yaptığı açıklamada, “Katalan lider Carles Puigdemont’un Madrid yönetiminin baskısına karşı yılmayıp, diyalog çağrısını yineleyeceğini” söyledi

Katalonya hükümeti sözcüsü Turull, “Puigdemont’u pozisyonunu koruyacağını ve tutumunu değiştirmeyeceğini” dile getirdi. Madrid yönetimi bağımsızlık talebinin yinelenmesi durumunda daha sert önlemlere başvuracağı tehdidinde bulunuyor.

http://halkingunlugu1.org/

adhk tarafından

SMF: 100.Yılında şan olsun Ekim devrimine!

Ekim 18, 2017 de ANASAYFA adhk tarafından

100’üncü yılında şanlı Ekim Devrimi’ni selamlıyor, yeni Ekimler yaratmanın ufkuyla işçi sınıfı, emekçiler ve tüm ezilenleri örgütlü mücadeleye dört elle sarılmaya, sosyalizm mücadelesini yükseltmeye çağırıyoruz

HABER MERKEZİ (18-10-2017)-Ekim devriminin 100.Yılı dolayısı ile Sosyalist Meclisler Federasyonu yazılı bir açıklama yaptı. ‘’100.Yılında şan olsun Ekim devrimine’ başlığı ile yapılan açıklamayı öneminden dolayı olduğu gibi yayınlıyoruz.

‘’İnsanlık ve parçası olduğu doğa emperyalist/kapitalist dünya gericiliği tarafından barbarca sömürü ve yıkıma uğrayarak yaşanamaz hale gelirken, kapitalizmin kendi mezar kazıcısı olan işçi sınıfı ve onun önderliğindeki emekçiler ve ezilenler ise daha yaşanılabilir adil ve özgür bir dünya uğruna tarihsel birikim ve deneyimlerle bugünlere kadar gelen görkemli bir mücadele süreci ve insanlığın özgürleşme mücadelesinde çığır açıcı yol açan ve tüm gerici barikatları yıkarak tarihin çöplüğüne yollayan devrimlerle bugünlere kadar gelerek yoluna devam etmektedir. İnsanlığın ve parçası olduğu doğanın özgürleşme mücadelesinde tarihsel olarak rol oynayan ve proleter devrimler çağını başlatarak dünya işçi sınıfı ve ezilen halklarına kızıl bir fener olan Ekim devrimi bütün tarihsel birikimleri ve kazanımları ile bugünde işçi sınıfı ve ezilenlere yol göstermeye devam ediyor.

Bir halklar hapishanesi olan Çarlık Rusyası Ekim devrimiyle birlikte halkların özgürleştiği ve halklar hapishanesinden halkların özgürlük bahçesine dönüştüğü proleter devrimler sürecinin yolunu açmıştır. Ekim devrimiyle birlikte yıkılmaz sanılan ve kutsal olarak kitlelerin beyinlerine kazınan bütün gerici barikatlar yerle bir edilmiştir. Ekim devrimi, ezilen milyonların ayağa kalktığında onun karşısında hiçbir gerici bendin duramayacağını tarihsel olarak bizlere kanıtlamıştır.

Ekim devrimi bugün de bizlere yol göstermeye devam ediyor. Ekim ve Çin Büyük Proleter Kültür Devrimleri başta olmak üzere yaşanmış olan onlarca devrim ve sosyalizm deneyim ve birikimleri bugünde insanlığın ve parçası olduğu doğanın özgürleşme mücadelesinde yolumuzu aydınlatan bir fener olmaya devam ediyor. Geçmişe dogmatik ve muhafazakârca değil, bilimsel devrimci bir perspektifle yaklaşarak ele almak ve tarihsel tecrübelerden dersler çıkartarak sürekli nitel olarak ilerlemek bilimsel sosyalizmi savunmanın temellerinden biridir.

100.yılında şanlı Ekim Devrimi’ni selamlıyor, yeni Ekimler yaratmanın ufkuyla işçi sınıfı, emekçiler ve tüm ezilenleri örgütlü mücadeleye dört elle sarılmaya, sosyalizm mücadelesini yükseltmeye çağırıyoruz.

100.Yılında Şan olsun Ekim Devrimine!

Kahrolsun Emperyalist/Kapitalist Barbarlık! Yaşasın Sosyalizm!’’

adhk tarafından

Almanya 24 Eylül 2017 Genel seçimi ve öğrettikleri

Ekim 16, 2017 de ANASAYFA adhk tarafından

Almanya Federal Parlamentosu için seçimlere yönelik tavır oluşturmak ve bunun uygulamasının yaratacağı enerjiyi, geniş emek kesimleri ile yeni bağlar kurmada ve antikapitalist bilinç oluşturmada bir fırsat haline getirme düşüncesiyle, MLPD ve çeşitli demokratik kurumlar ve bireylerle, Eylül 2016 tarihinde Enternasyonal Liste oluşumu gerçekleşti

Erkan Karakaplan (16-10-2017) Toplamda 16 Kurum ile beraber bir ittifak oluşturularak, seçim kampanyasının startı verildi. Berlin’de 2 Ekimde,  yapılan bir kongre ile Merkezi yönetimi ve proğramı netleşti. Almanya‘ya 10 ülkeden gelen göçmen kurumlarla adaylar belirlendi ve çalışmalar başladı.

Parlametoda olan Partilerin dışındakilerin ek katılım görevleri var. Parti 16 Eyalette 50 bin imza ve adaylar katıldıkları şehirlerde 200 tasdikli imzaya ihtiyaç olmaktadır. Bu şartları gideremeyenler seçimlere katılamıyorlardı. Bu durumu aşmak ve hedeflenen çalışmaya ulaşabilmek için önce bu koşula kilitlendik.

Bizler önümüzdeki bu formaliteyi kitlelerle aşacağımız bilinciyle çalışmalara başladık. Her şehirde standlar kurarak, gecelerde, yürüyüşlerde, seminerlerde, ev ziyaretlerinde ve tüm etkinliklerde bu çalışmaları propağanda materyalleri ile birlikte kitlelere ulaştırdık ve tüm seçime katılanlarımıza ve Enternasyonal Liste / MLPD ye gerekli imzaları topladık.

Bu kampanyamız Ağustos 2017 tarihinde kadar sürdü ve gerekli imzaları toplama kampanyamızda yüzbinlerce insana propaganda yaptık.

Ağustos ayından itibaren merkezi planlama dahilinde her alanda yürüyüş ve mitingler yapıldı. Her eyaletin özgün durumunu kapsayan bir planlamayla sokaklara çıkıldı. Eyalet başkentlerinde merkezi mitingler yapıldı. Bu çalışmalara binlerce insan katıldı ve bu mitinglerde kurumlar adına konuşmalar yapılarak siyasi duruşumuz kitlelere anlatıldı. Fabrika, okul ve alış veriş merkezlerinde takvimsel ve aciliyet göz önünde bulundurularak kitlelere seslenildi. Aynı zamanda seçim afişleri asılmaya başlanıldı ve Almanya genelinde her şehire ulaşılarak, Parlamento da bulunan ve devletten devasa seçim bütçe destekleri olan Partiler kadar olamasada,Toplam 500 bin afiş asıldı. 500 bin Enternasyonal Liste proğramı ve 1 milyona yakın aday bildirileri posta kutularına veya sokaklarda dağıtıldı.

Eylül’ün 24’ünde, seçimler gerçekleştirildi ve aldığımız oy 62 bin civarında oldu. Bugüne kadar yapılan seçim çalışmalarında MLPD açısından en başarılı sonuç olarak nitelendirildi. Genel olarak bakıldığında binde bir oy oranıdır. Bazı adaylar binde iki veya binde üç oranında oy almış, bazı sandıklarda yüzde 5 oy oranına yükselinmiş.

Seçimlerin sonuçları şu şekil de:

Seçime katılan 42 Partiden ve Lokal de 34 Parti Eyalet Listeleriyle katıldı. Halkın katılım oranı ise 76,2 %. Katılım yüksek olmasından kaynaklı bu seçimde 709 Milletvekili seçildi. Bu Almanya tarihinde en kalabalık Parlamento sayısı.

CDU/CSU      32,9 ( -8,6 )              246 Milletvekili

SPD                20,5 ( -5,2 )              153 Milletvekili

AfD                12,6 ( +7,9)                94 Milletvekili

FDP                10,7 ( +6,0)                80 Milletvekili

Linke                9,2 ( +0,6)                69 Milletvekili

Grüne                          8,9 ( +0,5)                67 Milletvekili

bu barajı aşan partilerin durum tablosu.

Toplam da 35 Parti barajı aşamadı ve hepsinin oy oranı yine toplamda yüzde beş.

Bu Tablo bizlere neyi gösteriyor ve Almanya‘nın gelecek yakın tarihinde ki görevlerimiz nelerdir ?.

Günümüzde Almanya işçi sınıfı, çıkarlarını kararlılıkla kollayan ve sosyalist bir dönüşümü hedefleyen güçlü bir oluşumdan yoksundur. Her ne kadar işçi sınıfı içerisinde kapitalist koşullardan rahatsızlık olsa da ve giderek sosyal düşüncelere sempati artsa da, belirgin bir sosyalist bilinçten henüz söz edilemez.

Daha yüksek ücret için yapılan grevlerden, doğanın kar uğruna talanına karşı gerçekleşen protesto dalgalarına kadar, taşeronluğun kaldırılmasından her türlü demokratik hak kısıtlamalarına karşı verilen mücadelelere kadar, savaş karşıtı gösterilere kadar her konuda her gün işçilerin, işsizlerin,  kadınların, gençlerin kapitalist sistemin çelişkileriyle yüz yüze geldiği mücadelelere tanık oluyoruz.

Tüm bu mücadele ve hareketlerin başarıya ulaşabilmesi için güçlü bir örgüt ve doğru biçimde dönüştürücü pratikler gerekli. Bu yüzden biz de Enternasyonal Liste ile sosyalist fikirleri bu mücadelelerin içine taşıyan ve kitle hareketlerini başarıya götürecek talep ve stratejiler geliştirme çabasına giriştik.

Almanya gibi emperyalist bir ülkede seçimlere katılırken; Sosyalizm, Komünizm, Eşitlik, Adalet, Antikapitalizm, Che Guevera, Karl Marx, Joseph Stalin ve Mao Zedung‘u savunmak elbette bu hiç kolay değil. Yinede sistemin partilere biçtiği misyon ve formatta olmayan bir Partiyle ittifak olarak seçimlere katıldık. Temel doğrularımızı, oy toplamak için geri plana almadan veya yok sayma politikası karşısında komplekse kapılmadan ilkeli bir seçim duruşu gösterdik.

Almanyada özellikle Komünizmin, Stalin ve Mao düşmanlığının yüksek olduğu şartlarda, bunun Tekelci sermayenin düşmanlığı olduğunu sokaklarda, fabrikalarda ve her alanda tartışmaya açan ve teşhir eden tek politik güç bizdik.

Ulusların kendi kaderini tayin etme hakkını proğramın da işleyen yanlızca bizdik ve bu yüzden sahte soldan ve sağcı ırkçısına kadar tüm kesimler bu konuda yasaklanmamız için girişimlerde bulundu. Kürdistan ve Filistine özgürlük diye afişlerine konu yapan başka bir parti yok. Binlerce afişimizi bu yüzden parçaladılar. Yinede taviz vermeyen ve tam aksine daha da yüksek sesle tutum aldık.

Daha kaliteli hasta bakımı politikaları diye sokaklarda haykıranlar bizdik. Taşeron yaratan yasaları protesto noktasında en dik duran konuşma ve sloganlarımız taktire şayandır. Sendikaların işçi ve emekçilerin taleplerini yerine getirmesi noktasında en çok biz propaganda yaptık. Vergi sistemini eleştirerek milyarderlerden alınmasını dillendiren yine biz olduk.

Münih’te siyasi tutuklu bulunan ATIK’li 10 devrimciyi sahiplenerek yürüyüş ve mitinglerle paragraf 129 a/b yi protesto eden tek parti bizdik.

Kapitalizm‘in çevreyi ve doğayı kar hırsı için felakete uğrattığını her alanda dile getirdik. Gölgesinden faydalanmadığı her yeşili yok ettiğini kitlelere anlatan bizdik. Kapitalizmi geliştiren ve kollayan hale gelmiş bir Yeşiller partisine değilde Kapitalizm‘i eleştiren ve yıkmak isteyen, çevre bilinci olan partiye oy istedik.

Kapitalizmi sosyalleştiren bir sol parti değilde onu eleştiren ve yıkmak isteyen bir sosyalist partiye oy istedik.

Tüm bu istemlerimize işçi ve emekçilerde ilgi ve sahiplenme gelişmesin diye her türlü engellemeyle karşı karşıya kaldık. Medya zaten büyük tekellerin ellerinde ve bize karşı müthiş bir ezme ve yok sayma hamlesindeydi. Bürokrasi genel olarak bize ve fikirlerimize düşman tutum içinde. Propaganda yapmamamız için her türlü zorluğu gösterdiler.

Başından beri en gür haykırdığımız slogan ise ”Protesto soldur”. Çünkü biz  Alman tekellerinin protestoyu sağa kaydırmak için, AfD gibi çağ dışı ve neo ırkçı partiyi devreye sokacağını biliyorduk. Sermaye sistemi, bilinçlice bu partiyi yıllardır pohpohlayarak suni ve sahte gündemler yaratarak kapitalizmin krizlerini, sağ ve sol burjuva partilerinin yanlış politikalarını kamufle etmek için. Ve seçim sonrası tartışmalara baktığımızdada her tartışma AfD üzerinden gerçekleşiyor ve sanki esas tehlike buymuş izlenimini kitlelerde yaratmaya çalışıyor. Esas tehlike elbette Kapitalizm ve onun partileridir.

Parlametoya seçilen partiler ırkçı parti AfD karşıtlığı üzerinden birleşerek işçi ve emekçilerin hak gasplarına devam etme kararı almış durumdalar. İslamofobi, homofobi, mülteci düşmanları, anti semitizm ve anti komünizm noktasında üç aşağı beş yukarı aynı fikirde olanlar nasıl ırkçı ve faşist bir partiye karşı koyabilirler ki. Bu ırkçı ve faşist partiyi ancak işçiler ve emekçiler sokaklarda, fabrikalarda ve hayatı var eden tüm alanlarda sosyalist parti öncülüğünde durdurabilirler.

Önümüzdeki süreç ciddi  ve ırkçı saldırılar gerçekleşecek. Bu saldırılardan ( Almanya tarihinden öğrendiğimiz şudurki) genelde göçmenler, komünistler, işçiler ve emekçiler sırasıyla nasibini alacaklar.

Şimdiden antifaşist ve antikapitalist cephe etrafında örgütleme zamanıdır. Tarih tekerrür etmemeli bu sefer.

Bu kampanya süresince bize omuz veren ve yoldaş olan herkese emeğinden dolayı teşekkür ederiz. Geleceğimiz ve çocuklarımızın geleceğini sömürüsüz, sınıfsız ve özgür bir toplumda yaratma mücadelemizde ve mücadelenizde başarılar.

Enternasyonal Liste / ADHK adayı Erkan Karakaplan