adhk tarafından

Ölümsüzleşen MKP gerillasının Cemile Kocakaya olduğu kesinleşti

Kasım 27, 2017 de ANASAYFA adhk tarafından

Karagöl bölgesindeki çatışmada ölümsüzleşen dördüncü gerillanın Deniz kod isimli Cemile Kocakaya olduğu kesinleşti

HABER MERKEZİ (27-11-2017) – Karagöl bölgesindeki çatışmada ölümsüzleşen dördüncü gerillanın Deniz kod isimli Cemile Kocakaya olduğu kesinleşti

16 Kasım günü Dersim’in Ovacık ilçesi kırsalında bulunan Karagöl mevkiinde MKP/HKO gerillaları ile devlet güçleri arasında çatışma çıkmış ve çatışma saatlerce sürmüştü. Çatışmanın ardından 4 Maoist Komünist Partisi/ Halk Kurtuluş Ordusu gerillası ölümsüzleşti. Ölümsüzleşen gerillalardan 3’ünün kimliği kesinleşirken 4’üncü gerillanın kimliği ise belirsizliğini koruyordu.

Bugün Malatya Adli Tıp Kurumu’na giden aile cenazenin kendilerine ait olduğunu ifade etti. Böylece çatışmada ölümsüzleşen dördüncü gerillanın Antalya doğumlu Cemile Kocakaya (Deniz) olduğu kesinleşti.

Daha önce yaşamını yitiren dördüncü gerillanın Helin Felekoğlu olduğunu açıklamıştı. Ancak ailenin cenazeyi teşhis edememesi üzerine, cenazenin Helin Felekoğlu’na ait olmadığı anlaşıldı.

adhk tarafından

4 MKP/HKO savaşçısı Avusturya’da anıldı

Kasım 27, 2017 de ANASAYFA adhk tarafından

16 Kasım’da Dersim/Ovacık’ta ölümsüzleşen 4 Sosyalist Halk Savaşçısı Avusturya’da yapılan etkinliklerle anıldılar Avusturya da yapılan anma etkinliklerinde devrimci coşku ve siper yoldaşlığı hakimdi

HABER MERKEZİ(27-11-2017)- 16 Kasım 2017 tarihinde Dersim/Ovacık’ta ölümsüzleşen 4 MKP/HKO savaşçısı Avusturya’da yapılan etkinliklerle anıldılar. Devrimci coşku ve siper yoldaşlığının hâkim olduğu anma etkinliklerinde komünizm savaşçılarını anmanın yegâne yolunun devrim, sosyalizm ve komünizm yürüyüşüne sıkı sıkıya sarılmaktan ve boşalan mevzileri doldurmaktan geçtiğinin altı çizildi.

Neunkirchen’de ortak anma!

25 Kasım cumartesi günü Avusturya Neunkirchen’de Halkın Günlüğü ve partizan tarafından yapılan ortak anmada 16 Kasım’da dört Sosyalist Halk Savaşçısı ve geçtiğimiz yıl kasım ayında faşist “TC” ordusuna karşı çatışmada ölümsüzleşen 12 TKP/ML-TİKKO gerillası anıldı. Devrimci coşku, kararlılık ve siper yoldaşlığının önde olduğu anma etkinliğinde devrim ve komünizm yürüyüşüne bugün her zamankinden daha fazla sarılması gerektiğinin altı çizildi. Açılış konuşması saygı durusu, sunumlar şiir, şehit ailelerinin sahneye çağrılması  sinevizyon, müzik ve marşlarla anma etkinliği sona erdi.

Viyana ve İnnsbruck’da Dört’ler anıldı!

26 Kasım pazar günü Viyana ve İnnsbruck’da  Halkın Günlüğü okurları tarafından düzenlenen anmalarda Faşist hakim sınıflara karşı siyasi iktidar perspektifiyle verilen devrimci savaşta bedellerin kaçınılmaz olduğunu verilen bu ağır bedeller devrim ve devrimci savaşta tereddüt etmenin değil; devrime daha sıkı sarılmanın, devrimci savaşta bilimsel ısrar-inat ve öfkeyle bilenmenin vesilesi olacağını, faşizme ve onun katliamlarına karşı atacak bir tek geri adımımız olmadığını, olmayacağını devamla, Türkiye-Kuzey Kürdistan’da, proletarya, ezilen emekçi halklar ve bunların haklı davasını yürüten devrimci ve komünistler,  sistemli bir şekilde soykırım ve katliamlara maruz kaldığını ve Sosyalist Halk Savaşçılarının varoşlardan, amfilerden, fabrikalardan ve yaşamın değişik alanlarından burjuva gerici dünyaya savaş açarak dağları mesken eyleyen ve özgürlük çığlığını büyüten komünizm savaşçıları selamlandı. Sunumlardan sonra Atılım ve partizan adına konuşmalar yapıldı konuşmalarda şehitlerimizin bıraktıkları devrimci mirası sahiplenip ileriye taşımak için herkese görev düştüğünü ve siper yoldaşlığının önemine vurgu yapılarak, devrimci dayanışmanın altı çizildi. Konuşmalardan sonra şiirler ve Grup Siliye’nin söylediği kavga marşları ve  türkülerle anmalar sona erdi.

adhk tarafından

Ovacıkta ölümsüzleşen dörtler, Paris’te devrimci coşkuyla anıldı

Kasım 25, 2017 de ANASAYFA adhk tarafından

Paris (25-11-2017) Geçtiğimiz günlerde Dersim Ovacıkta Faşist Türk Devleti kuşatmasına karşı, Sosyalist Halk Savaşı Güzergahına bağlı, görkemli  bir direnişle sonsuzluğa giden Eylem Zeytin, Fırat Taşkın, Eren Tali ve Helin Felekoğlu, Pa ris’te devrimci coşkuyla anıldı

Paris Dersim Kültür Merkez’inde, dörtler şahsında, Türkiye ve Kuzey Kürdistan başta olmak üzere, tüm siyasal coğrafyalarda, özgürlükler Dünyası için ölümsüzleşenler anısına  1 dakikalık saygı duruşuyla başlayan anma programı, 4 ler için MKP-SB tarafından yapılan açıklamanın okunmasıyla devam etti.

Kurumlar ve şahıslar adına yapılan konuşmaların ardından anma etkinliği sona erdi.

adhk tarafından

Cigeramın!

Kasım 25, 2017 de ANASAYFA adhk tarafından

Hey yoldaşlar düşeni yoktur dönüşeni vardır Hey yoldaşlar yeniden saflardayız ölümsüzlüğün

HABER MERKEZİ (25-11-2017)-Ben korkusuz yürekler gördüm gecenin karanlığında yaktılar 4 devrim meşalesini umuda..halkının düşlerini tașıyorlardı. Onlar ve onlar bașı dik kızıl kan kızıl bayrakları vardı ellerinde yürüyorlardı özgürlüğe. Namlulardan çıkan kurşun sesleri birer marş gibi yankılanıyordu düşmanın yüzüne. Göz yaşı dökenimiz olmasın, başını eymesin kimse nefretlerine gülüșlerimizle  karşılık verin, tutuşsun kor olsun sevinçleri..

Hey yoldaşlar düşeni yoktur dönüşeni vardır. Hey yoldaşlar yeniden saflardayız ölümsüzlüğün..

Lorin (Eylem Zeytin) seni bilmek seni yaşamak en derin güzelliklerini yeniden keşf etmek gibidir yoldaşım. Munzurların  güneş tutmayan yanı oldunuz..nasıl anlata bilirsin ki duyguları düşünceleri tertemiz olan bir insanı,  yakışır mı cümleler sözler anlatabilir mi…

 Ablan, yoldaşın Aysel

adhk tarafından

Mehmet Zeki Şerit ölümsüzlüğünün 40’ıncı yılında mezarı başında anıldı

Kasım 25, 2017 de ANASAYFA adhk tarafından

Mehmet Zeki Şerit işkencede ölümsüzleşmesinin 40’ncı yıl dönümünde mücadele arkadaşları, Sosyalist Öğrenci Hareketi ve Partizan tarafından anıldı

HABER MERKEZİ (25-11-2017) – Maoist Parti’nin kadrolarından Mehmet Zeki Şerit işkencede ölümsüzleşmesinin 40’ncı yıl dönümünde mücadele arkadaşları, Sosyalist Öğrenci Hareketi ve Partizan tarafından anıldı.

1977 Mart’ın “O duvarlar, duvarlarınız, vız gelir bize vız!” sloganını duvara yazarak hapishaneden firar eden, ardından 24 Ekim’de polisle yaşanan çatışmanın ardından yaralı olarak esir düşen Şerit, işkencede gerçek kimliğini kabul etmedi. Şerit uzun süre devam eden işkencenin ardından 24 Kasım’da katledildi.

Şerit’in mücadele arkadaşları, Sosyalist Öğrenci Hareketi ve Partizan, işkencede katledilmesinin 40’ıncı yılında Şerit’i İstanbul Topkapı’da bulunan mezarı başında andı.

http://halkingunlugu1.org/

adhk tarafından

KBDH: Erdoğan çizgisindeki erkek faşizmine karşı mücadeleye

Kasım 25, 2017 de ANASAYFA adhk tarafından

KBDH, 25 Kasım dolayısıyla yazılı bir açıklama yayınlayarak, “Bu 25 Kasım’ı bu nedenle başta Erdoğan çizgisindeki erkek faşizmine karşı olmak üzere her türlü şiddete karşı mücadeleyi büyütme günü yapmalıyız” dedi

HABER MERKEZİ (25-11-2017) – KBDH, 25 Kasım dolayısıyla yazılı bir açıklama yayınlayarak, “Bu 25 Kasım’ı bu nedenle başta Erdoğan çizgisindeki erkek faşizmine karşı olmak üzere her türlü şiddete karşı mücadeleyi büyütme günü yapmalıyız” dedi.

Kadınların Birleşik Devrim Hareketi, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü vesilesiyle yazılı bir açıklama yaptı.

Açıklamada, “2017’nin 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadele Günü’nü kırım düzeyine varan kadın katliamları, tecavüz-taciz saldırılarıyla karşılıyoruz. Dominik Cumhuriyeti’nde faşist diktatörlüğe karşı otuz yıl boyunca mücadele veren Mirabal Kardeşler, biz kadınlara çok önemli bir devrimci miras bırakmıştır. Öncelikle tarih boyunca direnip mücadele etmiş tüm adsız kahraman kadınları, Mirabal kardeşleri, Saralardan Destanlara, Mercanlara, son olarak Delal Amedlere, Azelere uzanan topraklarımızın kahraman şehitlerini sonsuz minnetle selamlıyoruz. Yine çeşitli biçimlerde erkek egemenlikli sistemin şiddetine maruz kalıp da katledilen, ezilen, sömürülen tüm kadınların özgürlüğü için mücadele etme kararlılığımızı ve şehitlerimizin intikamını alma sözümüzü yineliyoruz.” denildi.

Mücadeleyi daha da yükselteceğiz

Erkek şiddetinin, artık dayanılmaz boyutlara vardığını vurgulayan KBDH, fiziki, psikolojik, ekonomik, sosyal, siyasal, kültürel, sanatsal, askeri, her boyutta şiddet zinciri kadını sarıp teslim almaya çalıştığını ifade etti. Aile içinden devlet iktidarlarına kadar her yerde kendini örgütlemiş ve tam bir ittifak halinde olan erkek egemen sistem, kadından intikam aldığını kaydeden KBDH, “Özellikle de bilinçli, mücadele eden, direnen kadından intikam almaktadır. Delal Amed ve on iki yoldaşın Botan’da yaşanan şahadetleri, özgürleşen kadından tarihsel intikam almaktır. KBDH olarak erkek egemen faşist sistemin bu saldırılarına karşı mücadeleyi daha da yükselteceğiz” dedi.

Besta’da ölümsüzleşen Delal Amed’i anan KBDH, Amed’in kadın özgürlük mücadelesinin öncülerinden olduğunu vurguladı ve HBDH’nin oluşum ve gelişim süreçlerinin de öncü komutan kişiliği oldu” dedi.

Erkek egemen şiddetini cevapsız bırakmamalıyız

Türkiye’de ve Kürdistan’da her sokakta, her köyde, şehirlerde, fabrikalarda, tarlalarda, okullarda, iş yerlerinde, her evde, kısacası her yerde öz savunmayı geliştirmek gerektiğinin altını çizen KBDH, “Birleşik öz savunma gücümüzü çok yönlü geliştirerek her yerde örgütlenmeli ve en basitinden en karmaşığına gelişen tüm erkek egemen şiddetini cevapsız bırakmamalıyız” diye vurguladı.

KBDH açıklamanın devamında şu ifadelere yer verdi:

“Mevcut durumda tamamen Erdoğan kişiliğinde somutlaşan erkek egemen faşizmi, her an kendi çirkin kopyalarını oluşturup kadını nefessiz bırakmayı hedeflemektedir. Müftülük yasasından tutalım, katil erkek suçluların korunmasına kadar, sokak ortasında haince kadınlara saldırılmasına, en ucuz işçiliğe, işsizliğe, geleneksel köle kimliğe mahkum edilmesine kadar bir çok cepheden saldırının siyasi merkezi Erdoğan ve AKP faşist yönetimidir. Bu 25 Kasım’ı bu nedenle başta Erdoğan çizgisindeki erkek faşizmine karşı olmak üzere her türlü şiddete karşı mücadeleyi büyütme günü yapmalıyız.

Bu temelde tüm kadınları faşizme ve onun erkek egemenlikçi sistemine karşı ortak mücadeleye, birleşik devrime, sokaklara ve öz savunmaya çağırıyoruz.”

http://halkingunlugu1.org/

KASIM KOÇ tarafından

Sosyalist Meclisler Federasyon’un Öğrettikleri -2-

Kasım 25, 2017 de KASIM KOÇ KASIM KOÇ tarafından

Kasım Koç (25-11-2017) DHF, Kuzey Kürdistan ve Türkiye devrim tarihçesi içerisinde uzun yıllardır inişli, çıkışlı, kesintisiz mücadelesini sürdüren bir tarihe sahiptir. DHF, Demokratik devrim mücadelesinde kazandığı engin deneyim, birikim ve tecrübesiyle Temmuz ayında nitel bir seviye yakalayarak Sosyalist Meclisler Federasyonuna evrildi.

“Söz Yetki Karar Yerel Yönetimlere..” şeklinde politik zemin üzerinde yürüttüğü Demokratik Devrim  mücadelesini, Temmuz 2017 de DHF’in  yaptığı kurultayla nitel seviye yakalayarak; Sosyalist Meclisler Federasyonuyla halkların kavgasını yürüteceğini deklare etmişti.

Barbar kapitalist sisteme karşı, işçilerin, köylülerin tüm ezilen emekçilerin mücadelesini sosyalizm ekseninde örgütlemesini Sosyalist Meclisler biçiminde yürüteceğini ilan etmişti.

Lakin, amaç ve hedefine ulaşmak için geçmişte yürüttüğü örgütsel şemasının aynı yada benzeri biçimin de yürütemez. Dar bir komite şeklinde, bölgelerden gelen delegeler biçimindeki demokrasi anlayışı denenmiş, sınanmış zamanla kendi bürokrat tabakasını yaratmaktan öteye gidememiştir.

Kapitalist, emperyalist sistemi alaşağı etmiş, geçmişte devrimini yapmış olan sosyalist ülkeler bizler açısında örnek teşkil etmelidir.

Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler, Çin gibi ülkelerde komünistlerin iktidara geldikleri bu sosyalist ülkelerin tarihi bizlere örnek olmalıdır. Çünkü bizim savunduğumuz bilim bu ülkelerde pratik olarak hayat bulmuş ve uygulanmıştır. Bu ülkelerin geriye dönüşlerindeki neden ve sebep ilişkileri üzerinde kafa yormamız şarttır. Sebeplerden biri halkın çoğunluğun iktidara, yönetime gelememesidir. Keza aynı anlayış çerçevesinde devrimini yapan bu ülkelerin kazanımlarını da bilince çıkarmamız ve geleceğimizi de bu değerler üzerinde inşa etmemiz gerekmektedir.

Kazanımlarımız açıktır; Paris Komünü, Lenin yoldaşın Nisan tezlerinde ki anlayış ve Ekim devrimi, Çin Büyük Proleter Kültür Devrimin hedefleri..

Lakin devrimleri, politik devrimler biçiminde geçmişteki gibi düşünmek, tasarlamak nelere yol açtığını geçmiş tarihsel tecrübelerden gördük. Devrim baştan itibaren toplumsal ve zihniyet biçiminde ele alınmıyorsa, geçmişte yıkılan eski sosyalist ülkelerdeki politik biçimler yeniden bizleri de yıkacak ve lokma lokma yiyerek kan can pahasına kazanılan haklar böylece kendi elimizle burjuvaziye armağan etmiş olacağız.

Yukarıdan aşağıya doğru örgütlenerek kendi sınıf düşmanını alt etme fikri geçmişte denendi kazanıldı. Lakin sürdürülemedi.

Bir enkaz olarak kaldı yeni nesillere.

Çünkü yukarıdan aşağıya doğru örgütlenmek insan ve toplum doğasına dışarıdan dayatılmış bir projeden ibarettir. Bu projenin sosyalizmde de uygulandığında yol açtığı sonuçlarını yerinde gören canlı tanıkları-nesilleriz.

Siyasal stratejiler tarihsel koşular içerisinde değişe bilir, siyasi örgütlenme biçimleri de bu paralelde seyir alır-almalıdır da. Bunu reddetmiyorum, aksine diyorum ki; hiçbir kavram ve teori tarihsel koşullar üstünde kutsanacak bir din gibi değildir.

Hepsi doğru ve yanlışıyla birlikte belirli tarihsel koşullar içerisinde doğdular ve kendi koşulların somutlaştırarak ifade ederek siyasal iktidarı ala bildiler. Şimdi, Marks, Lenin ve Mao yoldaşları anlamak, kavramak ve ilerletmek laflarını tekrar etmek değildir. Yapmamız gereken yeni tarihsel koşulların ortaya çıkardığı zemin üzerinde onların bilimini pratikte işleyerek temsil etmek, hayata uyarlamaktır aslı olandır.

DHF den, Sosyalist Meclislerine dönüşen anlayış içerisindeki nitel farklılıkları işaret etmiştim. Yani bugün bizim için asıl meselenin aslında parlamenter, temsili, yönetim fikrinin bir burjuva modeli olduğunu açıkça haykırmamız ve tartışmamız şart. Biz bu gibi “demokrasi” fikirlerinden ötesine geçip halkın doğrudan katılımına hizmet edebilecek bir örgütlenme ve bir yönetim modelini yaratmalıyız.

Şiarımız bellidir, “Söz Yetki Karar Yerel Yönetimlere…” şeklindedir. Yereller de kendi içerisinde özgüllüklerini teşkil etmektedir, etmelidir.

Lakin, Meclisler anlayışını, doğrudan katılımcı demokrasiyi hayata geçirmek, yaşam bulması ancak geçmişteki alışkanlıklarımızdan, hastalıklarımızdan arınmamız şart. Buda bir yıkım gerektirir, burada bas ettiğimiz yıkım kaba biçimiyle ele alınmamalı. Tamamen ideolojik ve kültürel düzeltme hareketi olarak algılanmalıdır.

Alışa gelmiş örgütleme tarzı olan komiteler biçiminde örgütlenme artık günümüz açısında amaca uygun değildir. Komite anlayışı ve bu komiteler üzerinde yürüyen çalışma tarzı anlayışın aşılması şarttır. Geçmişin alışkanlıklarından arınmak, bunu bir kültüre dönüştürmek ancak bir ideolojik eğitimlerle, pratikten kopmadan aşıla bilinir.

Geçmişte ki gibi alışa gelmiş alışkanlıklarımızı ancak halkın doğrudan katılacağı meclislerle mücadele içerisinde demokrasi anlayışını içselleştirerek gelişip, güçlendikçe, yeni ışıklar göre bilir, büyüyüp güçlene biliriz.

“Demokrasi bilinci zayıf bir toplumuz ve devrimcilerde de demokrasi bilinci, despot ve grupçu eğilimler, benmerkezci ve sekter tutumlar vs. feodal ve burjuva kültürden peydahlanmış yaralar taşımaktadır” ( Sınıf Teorisi, Teorik Dergisi, Eylül 2011 sayı 15, sayfa 91)

Sınıf Teorisinde de ifade ettiği gibi, demokrasi bilinci zayıf olan bir toplum ve bu toplumun devrimcileri olarak geçmişteki komite tarzından çalışmalar yürüterek bu çıkmamızı aşamayız. Halkların katılacağı doğrudan demokrasi anlayışı için komitelerden çıkıp Meclislerimizi inşa etmemiz şart. Bunu yapmak içinde Kadın ve gençlik meclisleri başta olmak üzere, Köy, Mahalle, Semt, İlçe ve İl meclislerini geciktirilmeden kurulması ve inşa edilmesi yönünde çalışmalara girişilmelidir. Bu meclislerden gelecek olan temsilciler bölge meclislerinde bir araya geldiklerinde ancak Sosyalist Meclisler Federasyonun içerisinde ki demokrasi oturmaya başlamış, böyle olduğunda ancak halkın doğrudan katıldığı, örgütlendiği, kendisini ifade ettiğinin yolu açılmıştır diye biliriz.

Meclislere seçilen yöneticileri, yine onları seçenler tarafından denetlenir, görevden her an için geri çekilir bir demokrasi hayata geçildiğinde işte o zaman halkın kendisini ifade edecek bir kurum ortaya çıkmıştır diye biliriz.

Devrimi yapacak olan kitleler ve devrimi yürütecek olanda kitlelerse eğer, O vakit onu denetleme de kitlelerde olduğunda ancak ve ancak kültür devrimlerinin sürekliğini hayata geçire biliriz.

adhk tarafından

Malatya’da Aleviler ‘’diz çökmedik çökmeyeceğiz’’ dedi

Kasım 23, 2017 de ANASAYFA adhk tarafından

Önceki gün Malatya’da Alevilerin yoğun olarak yaşadığı Cemal Gürsel Mahallesinde 13 evin işaretlenmesi bugün yapılan kitlesel bir yürüyüş ile protesto edildi

HABER MERKEZİ (23-11-2017)-  Erdoğan/AKP iktidarının Alevilere yönelik saldırıları çeşitli biçimlerde, kirli ve gerici politikalarla sürüyor. Alevilere yönelik saldırıların yoğun olarak yaşandığı yerlerin başında Alevi nüfusunun yoğun olarak yaşadığı fakat toplumsal muhalefetin zayıf olduğu yerler olan Malatya, Sivas, Elazığ vb şehirler gelmektedir.

Daha öncede birçok kez Alevilere yönelik katliam ve saldırıların yaşandığı Malatya’da yine Aleviler hedefte. Önceki gün Alevilerin yoğun olarak yaşadığı Cemal Gürsel Mahallesinde 13 ev işaretlenmişti.

Yaşanan saldırı bugün Malatya’da gerçekleştirilen kitlesel bir yürüyüş ile protesto edildi. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği(PSAKD) öncülüğünde gerçekleşen yürüyüşe HDP, DBP, EMEP, KESK ve birçok DKÖ olmak üzere mahalle halkı katıldı. Paşaköşkü Çeşme Durağında toplanan kitle buradan sloganlarla Cemal Gürsel Mahallesine kadar yürüyüş yaptı.

Burada PSAKD adına Mehmet Topal bir açıklama yaptı. Topal tarafından yapılan açıklamada ‘’ Biz Aleviler, bu işaretleri ilk kez görmüyoruz, daha önce Erzincan’da, Antep’te ve Adıyaman’da da gördük. Yaşadıklarımıza artık şaşırmıyoruz! Adıyaman’da kapı işaretlenmeleri sonrası dönemin İçişleri Bakanı’nın dedikleri hala zihnimizdedir. Dönemin bakanı ‘Kapı işaretlemelerini çocuklar yapmış’ diyerek olayı sıradanlaştırmış, ardından kamera kayıtları silinerek failler korunmuştu. Yarında Malatya’da bu işaretlemeleri yapanlar için de ‘Kendini bilmez bir çocuk ya da meczup birinin işidir’ deyip olayı sıradanlaştırıp üzerini örtmeye çalışacaklarını da biliyoruz. Bu işaretleri o çocuklar, güvendikleri yerlerden icazet alarak gerçekleştirmişlerdir. Bu çocuklar, egemenlerin dediği gibi ‘öfkeli çocuklar’ ise biliyoruz ki onlar için zaten hukuk ve yasa yolları işlemeyecektir. Temel hak  ve hürriyetlerin askıya alındığı hak aramanın suç sayıldığı hukukun işlemediği, sokaklarda patlayan bombaların, meydanlarda linç  çetelerinin, medyada manipülasyonların hüküm sürdüğü bir korku düzenini yaşar hale geldik. Kısacası AKP Türkiye’yi getirdikleri nokta darbe ile olağanüstü hal arasında sıkıştırılmış bir ülkenin karanlığından başka bir şey değildir.” Denilen açıklamada son olarak şunlara değinilerek eylem sloganlarla sona erdi.

‘’ Hiçbir zaman unutulmamalıdır ki, biz Alevilere ne kadar baskı olursa olsun, ne kadar zulüm olursa olsun, hiçbir şekilde boyun eğmeyeceğiz, teslim olmayacağız. Hiçbir zaman diz çökmedik, çökmeyeceğiz. Bilmiyorlarsa tarih kitaplarına baksınlar. Kalender Çelebi’yi, Pir Sultan’ı, Seyit Rıza’yı bir kez daha okusunlar. Tarih boyunca yapılan zulümler, katliamlar bizleri yolumuzdan döndürmeye yetmedi, bundan sonra da döndüremeyecektir”

http://halkingunlugu1.org/

adhk tarafından

Eski Yazı İşleri Müdürümüz Kaya, Vatan Emniyeti’ne getiriliyor

Kasım 23, 2017 de ANASAYFA adhk tarafından

18 Kasım günü Edirne’de gözaltına alınan gazetemizin eski Yazı İşleri Müdürü Serdar Kaya, Vatan Caddesi’nde bulunan İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne getiriliyor

HABER MERKEZİ (23-11-2017) – 18 Kasım günü Edirne’de gözaltına alınan gazetemizin eski Yazı İşleri Müdürü Serdar Kaya, Vatan Caddesi’nde bulunan İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne getiriliyor.

Gazetemizin eski Yazı İşleri Müdürü Serdar Kaya, gazetemizde çıkan yazılar nedeniyle 18 Kasım günü Edirne’de gözaltına alındı. Kesinleşen “cezası” olmasına rağmen hukuksuz bir şekilde beş gündür Edirne emniyetinde gözaltında bulunan Kaya İstanbul emniyetinin isteği üzerine Vatan Caddesi’nde bulunan İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne getiriliyor.

Kaya’nın İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne neden getirildiği ise bilinmiyor. Avukatların tüm girişimlerine karşın, emniyet “OHAL var istediğimizi yaparız” cevabını verdi. OHAL’i gerekçe eden İstanbul Emniyet Müdürlüğü, eski Yazı İşleri Müdürümüz Serdar Kaya’yı hukuksuz bir biçimde gözaltında tutmaya devam ediyor.

http://halkingunlugu1.org/

adhk tarafından

İsviçre’de Halkın Günlüğü ile dayanışma gecesi yapılacak

Kasım 23, 2017 de ANASAYFA adhk tarafından

Halkın Günlüğü ile dayanışma etkinlikleri kapsamında 26 Kasım’da İsviçre’nin Basel kentinde bir dayanışma gecesi düzenlenecektir

HABER MERKEZİ(23-11-2017)- Gazetemiz Halkın Günlüğü ile merkezi olarak ele alınan dayanışma etkinlikleri devam ediyor. Dayanışma etkinlikleri kapsamında Avrupa’nın birçok yerinde çeşitli çalışmalar ve etkinliklerle düzenlenmektedir. Bu etkinliklerden biride 26 Kasım’da İsviçre’de gerçekleştirilecektir.

‘’Faşizmin saldırılarına karşı ezilenlerin sesi özgür basınla her alanda dayanışmayı yükseltelim’’ şiar ile düzenlenecek olan dayanışma etkinliği İsviçre’nin Basel şehrine yapılacak. İDHF(İsviçre Demokratik Haklar Federasyonu) ve Halkın Günlüğü gazetesinin ortak düzenleyeceği dayanışma etkinliğinde çeşitli konuşmacıların yanı sıra Grup Munzur’unda yer aldığı kültürel etkinliklerde olacaktır.

http://halkingunlugu1.org/