adhk tarafından

Köhnemiş Tek Tip Elbise (TTE) saldırısı ve karşı direniş!/Bakış Can

Aralık 30, 2017 de ANASAYFA adhk tarafından

Bu vesileyle bütün yoldaşlar tutsaklarla dayanışmayı büyütmek için çaba göstermeli, direnişi büyütmek için direnişin öznesi olarak onu örgütleyip yaymalı, bu direnişte hiçbir fedakârlıktan kaçınmamalıdır Bu süreç büyük bir patlamaya uzanan bir direniş süreci olabilir  Direnişin başında doğru tavır almak direnişte söz sahibi olma avantajı sağlar. Hazırlanmalı, direnişin büyütülmesi için çalışmalıyız. Saldırı bugün değilse, yarın başlayacaktır. Bu saldırıya göğüs gerçek devrimciliğin varlık sebebidir

HABER MERKEZİ (30.12.2017)-Hapsedilerek fiziksel özgürlükleri zorla engellenen ve egemenlerin bu ‘’cezayı’’ yetersiz görerek ‘’ceza’’ içinde ‘’ceza’’ anlamına gelen F Tipi tecrit-izolasyon şartlarına mahkum ederek çifte bedel ödemek durumunda kalan devrimci tutsaklar sistematik olarak maruz kaldıkları baskı, işkence ve insan onuruyla bağdaşmayan keyfiyetçi faşist uygulamalarla üçüncü kez bedel ödemektedirler. Tutsakların maruz kaldıkları keyfiyetçi faşist saldırılar çoğu kez katledilmeleriyle sonuçlanmakta, dolayısıyla ödedikleri bedel yaşamlarını kaybetme düzeyinde en ağır boyutlara ulaşmaktadır.

1980 AFC’si ile başlayıp 1988’in sonları ya da 1989’un başlarına kadar devam ederek devrimci tutsaklara dayatılarak onurları teslim alınmak istenen, bizzat işkence aracı ve gerekçesi haline getirilen, tutsakların mahkemelere çıkmaları fiilen engellenip savunma hakları ortadan kaldırılan Tek Tip Elbise saldırısı, 2017 Aralık’ında Erdoğan tek adam tekçi faşist sultasının keyfiyetçi KHK’lar yönetimiyle yeniden gündeme getirilmiştir. Yani devrimci tutsaklar, feodal kin-intikam duyguları dışında hiçbir mantığı ve akla uygun gerekçesi olmayan Tek Tip Elbise işkencesiyle yeniden yüz yüzedir, yeniden işkenceler ayyuka çıkacak, yeniden baskı ve işkencenin yeni bir biçimi ve boyutu olan Tek Tip Elbise saldırısına karşı direniş yükselecek, bedeller ödenecek…

İnsan onuruna aykırı olmakla birlikte, baskı ve işkencelerin katmerleşerek ağırlaşmasını gündeme getirecek, zerrece mantığı ve haklı gerekçesi olmayan, sadece intikam alma ve kin duygusuyla gündeme getirilen Tek Tip Elbise saldırısı, hiç şüphesiz ki hapishanelerde direnişle karşılanacak ve tek tip elbise giyilmeyecektir. Ne ki, direnişin tek adresi hapishaneler değildir, olmamalıdır, olmayacaktır da. Tutsaklara yapılan baskı ve işkencelere kayıtsız kalınamayacağı gibi, bu baskı ve saldırı sadece tutsaklara yapılan değil, tutsaklar şahsında tüm topluma ve insanlığa yapılmış saldırıdır. Dolayısıyla da bütün ilerici, demokrat ve insanlıktan yana saf alan her kes bu saldırıya sessiz kalmayarak direnişin büyümesine katkı sunacaktır. Evet direniş hapishanelere ipotek ediliş değildir. Özellikle de F Tipi ağır tecrit ve izolasyon şartlarında sistemli olarak baskı, saldırı ve işkencelere maruz kalan tutsakların Tek Tip Elbise saldırısına karşı direnişin yegâne dinamiği olması düşünülemez. Yapılan saldırı tutsaklar şahsında veya Tek Tip Elbise özgülünde tüm topluma dönük bir saldırı sürecinin parçasıdır ve tutsaklar üzerinden topluma mesaj verilmek istenmektedir. O halde saldırıya karşı sadece hapishanelerin-tutsakların direnmesiyle yetinilemez, hiçbir şartla yetinilemez.

Direnişin mümkün en geniş toplumsal kesimlere taşınması bir görevdir. Dahası, hapishaneler bu saldırıda Tek Tip Elbise giymeme tavrıyla direnişlerini biçimlendirip ele almalıdırlar. Daha keskin direniş biçimleri dışarıda örgütlenerek üstlenmek durumundadır. Bu saldırıya karşı eğer ölümcül bir mücadele verilecekse, bu mücadele içerinin değil, dışarının işidir, işi olmalıdır. Tutsakların TTE’yi giymemesi kendi başına büyük bir direniştir. Ve tutsakların yapması gereken veya karşı karşıya oldukları görev TTE giymemektir. Bu onurlu duruş fevkalade anlamlı ve büyük bir direniştir de. Kısacası tutsakların direnişi TTE giymeme tavrının ötesinde başka biçimlere bürünmemelidir. Mesele dayatılan TTE giymemektir. Ve bu elbise birçok bedel pahasına giyilmedikten sonra, başka bir direniş biçimine de gerek yoktur.

Bozkırı tutuşturacak bir kıvılcım yeterlidir

Direnişin değişik biçimlerde güçlendirilip büyütülmesi dışarının işidir. Ve ödenen bedel dışarıda da ödenmelidir. Dışarıda devrimci açıdan meşru olan bütün eylem biçimleri devreye sokulmalıdır. 1980’lerin köhnemiş faşist zihniyeti yıllarca sonra da olsa nasıl ki tutsakların onurlu direnişi ve mücadelesi karşısında dize gelerek TTE’yi geri çekti, bugün 1980 AFC’ sini ‘’aratan’’ Erdoğan-AKP iktidarı da köhnemiş saldırılarının altında kalacak, tutsakların onurlu direnişi ve onunla birleşen kitlelerin mücadelesi karşısında diz çökecektir.

Bu direniş kesiti önemli bir dönemeç olabilir. Yani Erdoğan-AKP güruhuna karşı geniş bir direniş cephesi harekete geçirilebilir. Devrimci eylem ve etkinliklerle de desteklenen direniş Erdoğan ve şürekâsının iktidarına mal olmasa bile, canını yakabilir. Toplum direnişe vesile aramaktadır. Kitleler usanmış ve ‘’isyankâr’’ durumdadır. Başlatılan bir direniş geniş toplumsal kesimleri sarmalayarak dalga dalga gelişip büyük bir patlamaya dönüşebilir. Keyfiyetçi ve faşist yönetim kitlelerde büyük bir nefret uyandırmıştır. Bir vesile patlamalarına yeterli olabilir. TTE’nin ne gibi bir zorunluluğu var, neyin ürünüdür, hangi ihtiyaçtan gerek duyulmaktadır? TT’nin önleyeceği bir devlet zafiyeti mi var? Neyi değiştirecek, devletin veya iktidarın hangi ihtiyacına cevap olacak, hangi gediği kapatacaktır? Evet binlerce soru da sorulsa TTE’nin gündeme getirilmesinin haklı bir nedeni ve gerekçesi sunulamaz. Tek neden ilkel kincilik ve intikamcılıktır. Ancak halk kitleleri artık keyfiyetçi faşist yönetimden bezmiştir. ‘’Ben iktidarım her şeyi ben bilirim, ben güçlüyüm istediğimi yaparım, ben yaptım oldu gitti…’’  keyfiyetçiliği daha fazla pirim yapmaz bu toplumda. Toplum gerilmiş, patlamaya hazırdır adeta. Bozkırı tutuşturacak bir kıvılcım yeterlidir.

Bu vesileyle bütün yoldaşlar tutsaklarla dayanışmayı büyütmek için çaba göstermeli, direnişi büyütmek için direnişin öznesi olarak onu örgütleyip yaymalı, bu direnişte hiçbir fedakârlıktan kaçınmamalıdır. Bu süreç büyük bir patlamaya uzanan bir direniş süreci olabilir. Direnişin başında doğru tavır almak direnişte söz sahibi olma avantajı sağlar. Hazırlanmalı, direnişin büyütülmesi için çalışmalıyız. Saldırı bugün değilse, yarın başlayacaktır. Bu saldırıya göğüs gerçek devrimciliğin varlık sebebidir.

Direniş kazanacak, insanlık onuru yenecek!

Gazete Patika

adhk tarafından

Edi Bese Platformu; TEK TİPLEŞTİRMEYE HAYIR !…

Aralık 29, 2017 de ANASAYFA adhk tarafından

Tek Tip Elbise onur kırıcı, aşağılayıcı, bireyi, iktidarın üzerinde her şeyin denenebileceği edilgen kimliksiz bir varlık olarak gören bir uygulamadır, asla kabul edilemezdir

EBP (29-12-2017) Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından dile getirilen Tek Tip Elbise uygulaması 696 sayılı KHK kararnamesi ile uygulama sürecine girmiş bulunmaktadır.

Katliamcı devletin tek bayrak, tek millet, tek din, tek dil gibi tekçi zihniyetinin bir sonucu olarak hapishanelerdeki tutsaklarda tek tipleştirilmeye çalışılmaktadır. Tek Tip Elbise girişimi hem tarihsel hem de güncel açıdan tüm devrimci ve demokratlar için hayati meselelerden biri olmaktadır. Her dönem için Tek Tip Elbise, topluma giydirilmek istenilen gayri insani, otoriter uygulamaları temsil etmektedir. Toplumu teslim alma siyasetinin önemli bir parçasıdır. Cezaevlerinden başlayarak tüm topluma yayılan bir faşizan denetim isteğini sembolize etmektedir. Kimi dönemlerde ise, bugünlerde olduğu gibi cezaevleri ve topluma eşzamanlı yönelen bir saldırı dalgasını temsil etmektedir.

Tek Tip elbise dayatması 12 Eylül faşizminin en önemsediği uygulamalarından biri olmuştur. Bugünlerde kamuoyuyla sıkça paylaşılan fotoğraflarda olduğu gibi, bu aynı zamanda 12 Eylül faşizmine karşı direnişin, tek tip elbisenin giyilmemesiyle yükseltildiği bir dönemi de anlatmaktadır. Bizlerin, ezilenlerin direniş tarihinin onurlu bir parçasını tekrar hatırlatmaktadır.

Bugün de 12 Eylül faşizmine öykünen AKP-Ergenekon yönetim modelinin, faşizan bir sistemi yerleştirmeye dayalı programının bir parçası olarak cezaevlerine yönelik Tek Tip Elbise uygulaması planlanmaktadır. Uzun bir zamandır, cezaevlerinde artan baskıların, işkence uygulamalarının, şiddetin, tacizin üzerine böylesi bir yeni uygulama inşa edilmek istenilmekte, cezaevleri tamamen teslim alınmak istenilmektedir. Esasında tüm toplum teslim alınmak istenilmektedir. Bu uygulamayı tüm topluma dayatılan baskılardan ayrı düşünmek mümkün değildir. Tek Tip Elbise uygulaması sadece tutsaklara yönelik bir saldırı olmayıp, tüm toplumu hedef alan ideolojik-politik bir saldırıdır. Topluma dayatılan baskıcı, totaliter, tek tipleştirici yaşam modelinin bir parçası olarak gündeme gelmektedir.

Tel Tip Elbise uygulamasına Guantanamo’nun referans verilmesi, esasında işin özünü de vermektedir. ABD’nin kendi hukuk sisteminin dışında kalan, hukuktan arındırılmış bir ada olarak Guantanamo’da işkencenin ve tek tip elbisenin hakim olması, AKP faşizminin cezaevlerini ve tüm toplumu hukuk dışında keyfi, hukuktan arındırılmış, olağanüstü bir rejimle ele aldığını ortaya koymaktadır.

Tek Tip Elbise onur kırıcı, aşağılayıcı, bireyi, iktidarın üzerinde her şeyin denenebileceği edilgen kimliksiz bir varlık olarak gören bir uygulamadır, asla kabul edilemezdir.

Türkiye bugün, AKP-Ergenekon ittifakı tarafından en geri yasama ve yargı mekanizmaları da dışarıda bırakılarak olağanüstü hal ile yönetilmektedir. Bu rejimin uygulamalarını ulusal ve ya uluslararası hukuk mantığı üzerinden ele alıp değerlendirmenin bir anlamı kalmamıştır. Yeni bir rejim ile karşı karşıya olduğumuzun anlaşılması gerekmektedir. Bu rejime karşı, onun kendini var edeceği tüm faşizan uygulamalarıyla mücadele etmek tüm devrimci, demokratların görevi olmaktadır.

Bizler de, KHK ile ilk adımı atılan ve bir aylık süre içinde tüm cezaevlerinde uygulanması planlanan Tek Tip Elbise dayatmasın kabul etmeyeceğimizi, kararlı bir karşı koyuş içinde olacağımızı belirtmek istiyoruz.

Cezaevlerinin ve tüm toplumun tek tipleştirilmesine karşı mücadele aynı zamanda faşist diktatörlüğü karşı mücadeledir. Aşağıda imzası bulunan kurumlar olarak; tüm duyarlı kesimleri, insan hakları savunucularını, demokratları, devrimcileri aktif olmaya, tüm enternasyonalistleri de dayanışmaya davet ediyoruz.

Edi Bese Platformu Bileşenleri:

KCDK-E/ Avrupa Demokratik Kürdistanlılar Toplum Kongresi, AvEG-KON/ Avrupa Ezilen Göçmenler Konfederasyonu, TJK-E/ Avrupa Kürt Kadın Hareketi, ATIK/ Avrupa Türkiyeli İsçiler Konfederasyonu, NAV-DEM / Demokratik Kürdistanlılar Toplum Merkezi, HDK-A (Halkların Demokratik Kongresi – Avrupa), BAF (Savaşa ve Diktatörlüğe Karşı Avrupa Barış Formu), ADHK(Avrupa Demokratik Haklar Konfederasyonu), Yeni Kadın, YDG/ Yeni Demokratik Gençlik, SKB/ Sosyalist Kadınlar Birliği, YS/ Young Struggle, Yaşanacak Dünya, MDDK/ Mezopotamya Halk Kongresi (Asuriler), FEDA/ Demokratik Aleviler Federasyonu, ADEF (Avrupa Demokratik Dersim Birlikleri Federasyonu), Ciwanen ve Jinen Ciwanen Azad, SYKP/ Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi, TAJE-E/ Tevgera Jinen Ezidiye Ewurpaye, FDG (Avrupa Dersim Dernekler Federasyonu), CİK/ Kürdistan İslam Topluluğu, NAV-YEK/ Avrupa Ezidi Dernekleri, Yeşil Sol Parti, Devrimci Parti Avrupa, ISKU, YXK (Kürdistan Öğrenciler Birliği), KOMEW (Kayıp ve Mağdur Aileleri), Şengal Ezidi Meclisi Dervaye Welat, Avrupa Maraş İnisiyatifi, Avrupa Kürecikler İnisiyatifi, Dersimi Yeniden İnşa, Düsseldorf für Kürdistan, FIDEF (Federal Almanya Isci Dernekler Federasyonu), TATORT – KURDISTAN, AKKUSTAN, PYD –Avrupa, Zagros Platformu, PEKAN/ İç Anadolu Kürtleri Platformu, NOR-ZARTOK, Tutsakların Sesi Platformu, Kurdistan-Solidaritätskomitee Berlin, AZADI e.V, CENI e.V (Kürt kadin baris bürosu), Mezopotamya Özgürluk Partisi ( Asuriler), Avrupa Sürgünler Meclisi, Avrupa Karadeniz Platformu, Emek ve Özgürlük Cephesi-Enternasyonal

Edi Bese Platformu

28 Aralık 2017

adhk tarafından

ADHK; 2018, birlik, mücadele ve zafer yılı olsun!

Aralık 28, 2017 de ANASAYFA adhk tarafından

2018; Emperyalizmin  mezar  kazıcılarının  yılı  olması  umuduyla, tüm  Dünya  halklarını  birlik, mücadele ve  sömürüsüz  bir  dünya  için  örgütlenip  kavgaya  davet  ediyoruz

ADHK (28-12-2017) 2017’den  2018’e tam 365  gün boyunca  yeryüzü  coğrafyası  dünya  halklarına  cehennem  eylendi  emperyalist haydutlar  ve  onların  yerli  uşaklarınca. Bilinir ki  insanlık  tarihi, sınıf  mücadeleleri  tarihidir. Bu  mücadeleler  tarihinde  kan  ve  can  pahasına  halkların  kazandıkları  ekonomik, demokratik, sosyal  ve  siyasal  haklar  bir  bir  yok  edilirken; halklara  dönük  vahşete  bir  gün  olsun  ara  verilmedi. Emperyalist  haydutların  ve  onların  yerli  uşaklarının  bu  vahşeti  kah  kitlesel  katliamlara, zindanlara, işkencelere;  kah ise  kıyımlara – yıkımlara, kitlesel  göçlere  sahne  oldu.

Bütün  bu  zorbalıkların  ucunda  ölüm, açlık, yoksulluk ve  zulüm  kol  gezdi, gezmeye de  devam  ediyor. 2017, Dünyanın  yoksul  ezilen  halkları  için  zulmün, zorbalığın  ve  barbarlığın  yılı  olurken; bir  avuç  emperyalist  tekeller  için  daha  büyük  zenginlikler, daha   büyük  sermayeler edinme  yılı  oldu. Halklarımızın  kanı  ve  canı  pahasına, dünyanın  zenginliklerini  bölüşme  kavgasına  tutuşan  bu  halk  düşmanları  dünyanın  ekolojik  dengesini de  bozarak, yer küreyi  yaşanmaz  hale  sokmaktan da  geri  durmadılar.

Ülkemiz  Türkiye – Kuzey Kürdistan’da  da durum hiç  farklı  değildir. Faşist  AKP  iktidarı,  TC tarihinin  en  karanlık, en  barbar  dönemlerinden  birini  yaşatıyor  halklarımıza. Hiç  bir  dönem,  kırıntılar  bazında da  olsa  var  olan  hukukun, adaletin  ve  insan  haklarının  bu  denli  ayaklar  altına  alındığı, aleni  bir  şekilde  yok  sayıldığı  görülmemiştir. Kürt  ulusu  ve  onların  meşru  yöneticilerine, önderlerine  yönelik  aymazca  saldırılar, tutuklamalar, katliamlar  bütün  şiddetiyle  devam  ediyor. Akademisyenler, gazeteciler, aydınlar, devrimci  ve  komünistlere  yönelik  saldırılar, gözaltılar  aralıksız  sürüyor. On binlerce  kamu  emekçisi  zindanlara  dolduruldu. Sendikalaşma  ve  grev  suç sayılır  noktaya  geldi. İşsizlik  ve  yoksulluk  almış  başını  gidiyor. Şeriat  rejimi  hayranlarının  yaşam  felsefesi  olan  hırsızlık, rüşvet, taciz  ve  tecavüz  olağan  bir  hal  aldı. Halklar  hiç  bir  dönem  birbirlerine  bu  denli  düşman  edilmemişti. Her  dönem  var  olan  azınlık  inançlara  yönelik  saldırılar, bu  süreçte  çok  daha  üst  boyutlarda  asimile  ve  yok  sayma  politikalarıyla  sürüyor. Kısacası  halklarımız  faşist  tek  adam  diktatörlüğünün  iki  dudağı  arasında  koyu  karanlık  bir  çukura doğru  itilmeye  devam  ediliyor.

Dedik ki  insanlık  tarihi, sınıf  mücadeleleri  tarihidir. İnsanlığın  var  oluşundan  bugüne, ezilenler  kuşku  yok ki  çok  daha  koyu  karanlık  süreçler  yaşadılar. Ama  tarihin  tekerini  hep  ileri  doğru  itmeyi  becerdiler. Bugün de  her  türlü  zulme  ve  zorbalığa  rağmen  bedel  ödeyip  direnenler  var.

Bu  sömürü  çarkı  döndüğü  sürece, o çarkı  durdurup, tarihin  çöplüğüne  atacak  olanlar  hep  var  olacaktır. Ve  tarihe  insanlık  adına  not  düşenler  onlar  olacaktır.

Onlar ki, zincirlerinden  başka  kaybedecek  hiç  bir  şeyleri  olmayanlardır.

Onlar ki  sınırsız  ve  sınıfsız  bir  dünyayı  yaratacak  olanlardır.

2018, emperyalizmin  mezar  kazıcılarının  yılı  olması  umuduyla, tüm  Dünya  halklarını  birlik, mücadele  ve  sömürüsüz  bir  dünya  için  örgütlenip  kavgaya  davet  ediyoruz.

2018; birlik, mücadele ve zafer yılı olsun!

AVRUPA DEMOKRATİK HAKLAR KONFEDERASYONU

Aralık 2017

adhk tarafından

SMF: Devran dönecek, hesap sorulacak!

Aralık 28, 2017 de ANASAYFA adhk tarafından

Roboski’den bugüne faşist diktatörlüğün Kürdistan’da yürüttüğü savaş ve katliam politikası Cizre bodrumlarında diri diri yakılan Mehmet Tunç’larla, Silopi’de Teybet Analarla devam etmiş/etmektedir

HABER MERKEZİ (28-12-2017)- Roboski katliamının 6’ncı yılı dolayısı ile Sosyalist Meclisiler Federasyonu(SMF) yazılı bir açıklama yayımladı. ‘’Roboski: Devran dönecek, hesap sorulacak’’ başlığı ile yapılan açıklamayı öneminden dolayı olduğu gibi yayınlıyoruz.

‘’Geçmişi sömürü ve katliamlarla dolu olan TC devletinin her dönem hükümetleri değişse de katliam ve sömürüye dayanan özü değişmemiştir. Ağrı’da, Zilan’da, Koçgiri’de, Dersim’de, büyük katliamlar gerçekleştiren faşist diktatörlük, katliamcı özünü korumuş Maraş, Çorum, Sivas, Gazi gibi birçok yerde gerçek yüzünü, farklı dönemlerde, açığa çıkarmaktan çekinmemiştir.

Burjuva-faşist diktatörlüğün son 15 yıllık katliam mirasının devamcısı AKP/Erdoğan iktidarı da katliamcı geleneği sürdürmüştür. ‘İleri demokrasi’ maskesiyle tekçi-katliamcı özünü maskelemeye çalışan AKP/Erdoğan iktidarının maskesinin düşmesi çok uzun sürmemiş, 28 Aralık 2011 gecesi 19’u çocuk 34 yoksul Kürt köylüsü savaş uçaklarıyla katledilmiştir. Katliam sonrası göstermelik dahi olsa bir ‘hukuksal’ süreç yürütülmemiş, soruşturmalar kapatılmış, AKP/Erdoğan iktidarı katliamın faili olduğunu gizleme gereği duymamıştır. Roboski’den bugüne faşist diktatörlüğün Kürdistan’da yürüttüğü savaş ve katliam politikası Cizre bodrumlarında diri diri yakılan Mehmet Tunç’larla, Silopi’de Teybet Analarla devam etmiş/etmektedir.

Eşitsiz, adaletsiz, tekçi bu sömürü düzeni sürdükçe halklarımız her dönem katliamlarla karşı karşıya kalacaktır. Yakın tarihte yayınlanan son KHK’lerle ilan edilen, yeni katliam ‘fetvalarıdır’. Katliamlara karşı emekçilerin ve ezilenlerin en önemli ise görevi örgütlü mücadeleyi yükseltmektir.

Roboski katliamının altıncı yılında, hesap sorma bilincimizi yitirmediğimizi belirtiyor, katliamda yaşamını yitiren 34 yoksul Kürt köylüsünü saygıyla anıyoruz.

 Roboski’nin Hesabını Soracağız!’’

adhk tarafından

Dersim’den Maraş’a, Roboski’den Bugüne Katliamları Lanetliyoruz

Aralık 27, 2017 de ANASAYFA adhk tarafından

Kehl (27-12-2017) Dersim’den Maraş’a, Roboski’den Bugüne Katliamları Lanetliyoruz sloganıyla düzenlenen etkinlikte; Dersim, Maraş , Roboski, Çorum, Suruç, Cizre , 19 Aralık 2000 Cezaevleri katliamı ve daha birçok katliamlar hatırlatılarak; TC faşist diktatörlüğünün katliamı, ırkçı, tek tipçi karakteri teşhir edildi

ADHK’nun yerel Komitesinin de faaliyetlerine aktif katılımda bulunduğu etkinlik; Almanya’nın Kehl kasabasında gerçekleşti. 8 yerel kurumun oluşturduğu Yerel Demokratik Güç Birliği organizasyonu ile gerçekleştirilen etkinlik yoğun bir ilgi gördü.

Pir Sultan Abdal Dernekleri eski başkanı Kemal Bülbül ve HDP Milletvekili Faysal Sarıyıldız’ın  yeraldığı Panel ilgi ile izlendi. Ozan Emekçi, Haluk Tolga İlhan , Ali Matur ve yerel sanatçılar tarafından gerçekleştirilen müzik sunumu ile de katliamlarda yaşamlarını yitirenler anıldı.

adhk tarafından

58 bin 500 kişi ‘tek tip’e zorlanacak

Aralık 27, 2017 de ANASAYFA adhk tarafından

KHK kapsamındaki düzenlemeyle 6 bin 800’ü badem kurusu, 51 bin 700’ü gri olmak üzere toplam 58 bin 500 hükümlü ve tutuklu tulum giyerek duruşmalara katılacak

HABER MERKEZİ- (27-12-2017)  Darbe girişiminin ardından 17 ayda çıkartılan ve kamuoyunda infiale yol açan 30’uncu KHK’ ile kaç tutuklu ve hükümlünün tek tip giysiye mahkum edileceği ortaya çıktı.

Yeni düzenleme, darbe girişimine katılmakla suçlanan kişilerin yanısıra  ‘FETÖ’ PKK, DHKP-C ve IŞİD üyesi ve yöneticisi olmakla suçlanan toplam 58 bin 500 hükümlü ve tutukluyu kapsadığı açıklandı.

6 BİN 800 KİŞİ BADEM KURUSU TULUM GİYECEK

Türk Ceza Kanunu’nun (TCK), darbeye teşebbüsle ilgili suçları düzenleyen ‘Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar’ başlıklı beşinci bölümünde yer alan 309, 311, 312. maddelerindeki suçlar ile 310. maddedeki ‘cumhurbaşkanına suikast’ suçu nedeniyle hükümlü ve tutuklu olanlar badem kurusu renginde tulum giyecek.

Bu kapsamda, 15 Temmuz 2016’da darbeye teşebbüs ettikleri gerekçesiyle tutuklu ve hükümlü bulunan 6 bin 800 kişi badem kurusu renginde tulum giyerek duruşmalara katılacak.

ÖRGÜT ÜYELİĞİYLE SUÇLANANLARA GRİ

‘Silahlı terör örgütü kurmak’, ‘silahlı terör örgütüne üye olmak’, ‘örgütlere silah sağlamak ve maddi destek sağlamak’ gibi suçlardan hükümlü ve tutuklu bulunan 51 bin 700 kişi de gri renkte tulum giyerek hakim karşına çıkmaya zorlanacak.

Gri tulumla duruşmaya katılmaya zorlanacaklar arasında PKK, DHKP-C, IŞİD gibi terör örgütlerine üye olmakla suçlanan hükümlü ve tutuklular da yer alacak.

YÖNETMELİK ÇIKARILACAK

Öte yandan, KHK’nin yayımlandığı tarihten itibaren bir ay içerisinde çıkartılması gereken yönetmelikle ilgili Adalet Bakanlığı çalışma başlattı.

Kadın tutuklu ve hükümlülerin duruşmalara katılırken giyecekleri badem kurusu ve gri renkli kıyafetlerin şeklinin nasıl olacağını da düzenleyecek yönetmelik, Bakanlığın çalışmasının ardından yürürlüğe konulacak.

Tip tip uygulaması yönetmeliğin yürürlüğe girmesinin ardından uygulanabilecek.

HAMİLE VE ÇOCUKLAR DIŞINDAKİ HERKES

KHK’deki hükme göre, hamile kadınlar ve çocuklar söz konusu uygulamanın dışında tutulacak. Hürriyet’in A.A’ya dayandırdığı habere göre, söz konusu hükümlü ve tutuklular sadece duruşmalara katılmak üzere cezaevlerinden çıkartıldıklarında bu kıyafetleri giymek zorunda olacak.

Artı Gerçek

adhk tarafından

KCK: MİT’çiler beyin takımından, önemli bilgiler verdiler

Aralık 27, 2017 de ANASAYFA adhk tarafından

PKK tarafından yakalan MİT’çilerin istihbaratın beyin takımından oldukları ve önemli bilgiler verdikleri öne sürüldü

Haber Merkezi (27-12-2017) Ağustos ayında PKK tarafından yakalanan MİT mensuplarının beyin takımından olduğu ve önemli bilgiler verdiği öne sürüldü.

Özgür Politika gazetesinde bugün yer alan habere göre, KCK eşbaşkanları, ellerinde tuttukları MİT’çilerin istihbaratın beyin takımında olduklarını ve önemli bilgiler verdiklerini açıkladığını söyledi.

KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Besê Hozat, Tuncay Özkan’ın “Abdullah Öcalan’ı getiren MİT, 16 yıl sonra 4 daire başkanını terör örgütüne kaptırdı. Bunlar nasıl ele geçirildi. MİT hangi amaçla, hangi operasyona girdi öğrenmek istiyoruz” sözlerini teyit ederek, Özkan’ın söylediklerinin doğru olduğunu ve MİT’çilerin “beyin takımından kişiler” olduğunu ileri sürdü.

Gazete Patika

adhk tarafından

ADHK; Devrimci tutsaklar bir kez daha kazanacak! Tek tip giymeyecek, onu paçavraya çevirecekler!

Aralık 27, 2017 de ANASAYFA adhk tarafından

Hapishanelerde ki muhaliflerini, başta devrimci tutsaklar olmak üzere, Tek Tip Elbise kefeniyle “ölü canlar” hâline getirip, dışarda ki toplumsal muhalefete karşı para militer çetelerini her türlü yargı bağından serbest tutarak, hücum mangaları haline getirip hazır tutan AKP diktatörlüğü, adeta son kanlı finale hazırlanıyor

ADHK (27-12-2017) Bilindiği gibi gece yarısı çıkartılan son kararname ile, devrimci tutsaklarıda kapsayacak şekilde “Anayasaya karşı suç isleyenlere” Tek Tip Elbise giymeleri zorunluluğu getirildi.

Resmi Gazete’de yer alan 696 sayılı KHK’ya göre, 5275 sayılı “Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun”a eklenen maddeyle, Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlar nedeniyle tutuklu veya hükümlü bulunanlara, duruşmaya sevk nedeniyle ceza infaz kurumu dışına çıkarılmaları durumunda, ceza infaz kurumu idaresince verilen giysileri giyme zorunluluğu getirildi.

Devrimci Tutsakları, dün ki darbeci ortaklarıyla aynı Tek Tip Elbise içine  koyarak, bir taşla iki kuş vurduğunu sanan AKP faşist diktatörlüğü yanılıyor.

Devrimciler açık askeri faşist cunta dönemlerinde bile, Tek Tip Elbise saldırısını can bedeli nice direnişler sonucunda püskürtüler. Hemde dışarda en ufak bir yaprağın dahi kımıldamadığı, toplumun üzerine on kat ölü toprağı serildiği o günlerde.

Oysa bugün ne mutlu bize ve hapishanelerdeki devrimci tutsaklara ki, Kenan Evren’in çömezi Erdoğan Diktatörlüğüne karşı, içerde ve dışarda tek tipleşmeyi dayatan KHK saldırılarına karşı, hayatın her alanında birleşik direniş saflarında barikat olacak on binlerce insan var. İzin vermeyecekler. İzin vermeyeceğiz.

Hapishanelerde ki muhaliflerini, başta devrimci tutsaklar olmak üzere, Tek Tip Elbise kefeniyle “ölü canlar” hâline getirip, dışarda ki toplumsal muhalefete karşı para militer çetelerini her türlü yargı bağından serbest tutarak, hücum mangaları haline getirip hazır tutan AKP diktatörlüğü, adeta son kanlı finale hazırlanıyor.

Bizler ADHK olarak, son 40 yılın Türkiye Kuzey Kurdistan’da ki faşist baskı ve kuşatma dalgaları üzerinden Avrupa ülkelerine akan, tüm toplumsal  kesimlerin yer alacağı geniş bir  muhalefet cephesinin, bu son  yeni saldırı dalgasına karşı birleşik bir karşı koyuş örgütlemesinin, yaşamsal önemde olduğunun altını önemle çiziyoruz. Devrimci tutsakları yalnız bırakmayan parti ve örgütler üstü bir sorumluluğun, tek tek bireylerden, tüm demokratik devrimci parti ve örgütlere kadar herkesin omuzlarında olduğunu hatırlatıyor, Tek Tip Elbise saldırısına karşı ortak, eş güdümlü ve eş zamanlı bir direnişin, hapishanelerdeki Devrimci Tutsakların duruşunu ve tutumunu eksen alan bir yönelim içinde ele alınıp örgütlenmesinin günün acil görevi olduğunu önemle hatırlatıyoruz.

Tek tek vicdan ve onur sahibi, duyarlı bireylerden, ezilen ulus ve inançtan kurumlara, demokratik devrimci kadın örgütlerinden, devrimci ve sosyalist partilere, bu saldırının sivri ucunun Devrimci Tutsaklar şahsında, tüm muhalif kesimlere olduğunu unutmadan, parçalı, tekil, rutin bir gelip geçici pretostoculukla yetinmeyen, bunu aşan stratejik bir duruş zemininde sürecin dalga kıranı olmayi hedefleyecek bir barikat kurmayı tüm Avrupa ülkelerinde önümüze bir görev olarak koymalıyız.

ADHK bu onurlu güncel görevin mütevazı sorumluluğunu, kalbinin attığı her yerde canla başla yerine getirmekten, bir an olsun tereddüt etmeyecektir.

Faşist diktatörlüğün bu top yekün saldırı konseptini, tarihten aldığımız dersler ışığında birleşerek boşa çıkartacağımızı unutmadan, Türkiye Kuzey Kürdistan’da açık iç savaş koşullarına göre kendini tahkim eden Saray Diktatörlüğüne karşı, ne Türk ve Kürt Halkının, ne de onların öncü devrimci tutsak yoldaşlarının direnişini yalnız bırakmayacak, dün olduğu gibi bugünde bu saldırıları birlikte püskürteceğiz.

Bu temelde kendine insanım diyen herkesi, faşizmin bu son hücumuna karşı BENDE VARIM diyerek, sorumluluk almaya, birleşik direnişin öznesi olmaya davet ediyor, mutlaka kazanacağız diyoruz.

Kahrolsun Faşist Diktatörlük!

KHK’lar İptal Edilsin! Olağan Üstü Hal Son Bulsun!

Devrimci Tutsaklar Yalnız Değildir!

Faşizme Karşı Tek Yumruk! Tek Barikat !

ADHK (Avrupa Demokratik Haklar Konfederasyonu)

Aralık 2017

adhk tarafından

TDİ: O tek tip elbiseyi parçalamaya hazırız ve kararlıyız

Aralık 25, 2017 de ANASAYFA adhk tarafından

TDİ, KHK ile çıkarılan ‘tek tip kıyafet’ dayatmasına ilişkin yazılı bir açıklama yaparak “O tek tip elbiseyi parçalamaya hazırız ve kararlıyız” dedi

TDİ (24-12-2017) Tutsaklarla Dayanışma İnisiyatifi (TDİ) ‘Tek tip elbise’ dayatmasına ilişkin yazılı bir açıklama yaptı. Açıklamada 695 sayılı KHK ile tek tip elbise düzenlemesinin hayata geçirilmeye çalışıldığı vurgulandı ve şu ifadelere yer verildi;

“KHK ile -şimdilik- duruşmalara giden siyasi tutsakların tek tip kıyafet giymesi zorunlu hale getirildi. Tek tip elbise dayatması tutsakları teslim alarak toplumu teslim alma saldırısıdır. Devrimci tutsaklar bu saldırıya karşı ‘bize giydirilmeye çalışılan o tek tip elbiseyi parçalamaya hazırız ve kararlıyız’ diyerek mücadeleye hazır olduklarını defalarca kez söyledi. Bizler de dışarıda devrimci tutsakların mücadeleleri etrafında kenetleneceğiz.

Çocuklarımıza, evlatlarımıza, anne ve babalarımıza, yoldaşlarımıza tek tip elbise dayatmasına izin vermeyeceğiz.”

adhk tarafından

Tek adam, tecrit, tek tip elbise dayatmasına karşı kadınlar direniyor

Aralık 25, 2017 de ANASAYFA adhk tarafından

DKH (24-12-2017) Faşist tekçi Erdoğan/AKP iktidarı 15 Temmuz darbe girişimi ile başlayan OHAL ve KHK’lar ile sürdürdüğü saltanatını güçlendirmeye devam ediyor Kanımız üzerinden politikalarını sürdüren saray iktidarının OHAL kapsamında yayınladığı iki yeni KHK ile tutsaklara “tek tip kıyafet” uygulaması getirildi.

Yayınlanan KHK’ya göre tutsaklara “tek tip kıyafet” saldırısı fiili olarak başlatılacağı belirlendi. KHK’da , “Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar nedeniyle cezaevinde hükümlü ve tutuklu bulunanlar, duruşmalara badem kurusu ve gri renginde tulum giyerek getirilecek” ifadeleri yer aldı.

Sindirme, kimliksizleştirme, mücadeleyi kırmak adına zorla giydirmeye çalıştıkları ‘tek tip elbise’ insanlık onurunu zedeleyen faşizmi güçlendiren bir uygulamadır.

İnsanlık onurunu korumak adına 12 Eylül’den bu yana tek tip elbiseye, tecrite, işkenceye direnen tutsaklar dün nasıl kazandıysa bugünde aynı kararlılık ile direnen tutsaklar kazanacak. Tek tip elbise işkencedir ve bizler bu işkenceye sessiz kalmayacağız.

Kadın tutsaklar bugün hapishanelerde baskıya, işkenceye, tecrite, istismara, tek tip elbiseye, üzerlerinde terörist yazan kimlik kartlarının zorla kullandırılmak istenmesine; görüş, mektup ve sosyal aktivitelerinin yasaklanmasına karşı Elazığ Hapishanesi başta olmak üzere birçok yerde açlık grevindeler. Bu uygulamalar karşısında direnişi kuşanan kadınların içerde verdikleri mücadeleyi dışarıya taşıyarak bu insanlık dışı uygulamalara karşı direneceğiz.

Geçmişten bu yana ilk hedefi işçiler, kadınlar, LGBTİ+’lar, ezilen inanç ve uluslar olan AKP bu uygulamalar ile kendine muhalif kesimleri yok etmeyi amaçlamaktadır. Yine çıkardığı son KHK’da   “terör olaylarını bastıran sivillere yargı muafiyeti” getirildi. Bizler bunun muhaliflere saldıran çetelerin cezasız kalıp aklanması demek olduğunu gayet iyi biliyoruz.  Bu KHK ile devrimciler açık bir şekilde hedef gösterilmiştir. Her fırsatta bizleri hedef gösterenler bu kez bunu meşru bir zemine oturtma gayreti ile sistematikleştiriyor. Toplumsal direnişin önünü kesmeye çalışan AKP bilmelidir ki çabaları nafile duyduğu ayak sesleri sarayını başına yıkacakların sesleridir.

Tekçi AKP saray iktidarı bilmelidir ki tarihimiz faşist bakılara karşı direnenlerin tarihidir. Dün baskı ve zulme direnen kadınların ardılları bugünde bu uygulamalara karşı sessiz kalmayacaktır.

Gücünü dayanışmadan, omuz omuza yürümekten ve tarihinden alan kadınlar; tek adama, tek tip elbiseye, tecrite, cinsel ulusal sınıfsal sömürüye geçit vermeyecek! Demokratik Kadın Hareketi olarak tüm kadınları kazandığımız mevzilere sahip çıkmaya tecriti, tek tipi sokaklarda parçalamaya çağırıyoruz!

İçerde Dışarda Tecriti Parçala!

Tek Tip Elbiseye Hayır!

Yaşasın Kadın Dayanışması!

Demokratik Kadın Hareketi