adhk tarafından

Efrin’den çatışma görüntüleri

Şubat 28, 2018 de ANASAYFA adhk tarafından

YPG/YPJ savaşçılarının Raco’da düzenlediği eylemde iki askeri araç imha edildi ANHA eylemin görüntülerini yayınladı

Efrin (28-02-2018) Efrin savaşı devam ederken, çatışma bölgelerinden videolar yayınlanıyor Solin Reşid’in objektifine yansıyan görüntülerde YPG/YPJ savaşçılarının düzenlendiği eylem ve çıkan çatışma yer alıyor.

Raco’nun Elbizke köyünde yaşanan çatışmalarda 2 askeri aracın imha edildiği belirtildi.

adhk tarafından

Diyarbakır Valiliği: 8 Mart etkinliklerine izin vermeyeceğiz

Şubat 28, 2018 de ANASAYFA adhk tarafından

Diyarbakır Valiliği, 8 Mart’a ilişkin düzenlenecek etkinliklere izin vermeyeceğini açıkladı

Diyarbakır (28-02-2018) Valilik, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü için yapılacak etkinliklere izin verilmeyeceğini belirtti

Açıklamaya göre, il merkezi ve dış ilçelerde de dahil olmak üzere açık alanlardaki hiçbir etkinliğe izin verilmeyecek.

Diyarbakır Kadın Platformu, 1-10 Mart tarihleri arasında etkinlik için valiliğe başvuru yapmıştı. Başvuru dilekçesinde, semt pazarlarında stant kurularak broşür dağıtılacağı, dilek feneri uçurulacağı, karanfil dağıtılacağı, Koşuyolu Parkı İnsan Hakları Anıtı önünde oturma eylemi ve basın açıklaması ile bisiklet turu yapılacağı, Sanat Sokağı’ndan başlayarak Eğitim-Sen 1 No’lu Şube önüne kadar meşaleli yürüyüş gerçekleştirileceği, Dicle Üniversitesi Köprübaşı’ndan başlayarak Keçiburcu’nda sona erecek olan doğa yürüyüşü yapılacağı belirtilerek, izin istendi.

Valilik tarafından verilen yanıtta, il merkezi ve dış ilçeler de dahil olmak üzere açık alanlarda, stant açma, çadır kurma, basın açıklaması, oturma eylemi, miting, her türlü toplantı ve gösteri yürüyüşleri eylemlerinin yasaklandığı belirtilerek, bu tür etkinliklere izin verilmeyeceği bildirildi.

adhk tarafından

Salih Müslim: “Türkiye’nin hırçınlaşmasının sebebi aldıkları yenilgiler”

Şubat 28, 2018 de ANASAYFA adhk tarafından

Çekya’da gözaltına alındıktan iki gün sonra mahkemece serbest bırakılan Salih Müslim, Türkiye’nin zayıf gördüğü noktalarda saldırdığını söyledi

Brüksel (28-02-2018) PYD eski eşbaşkanı Salih Müslim, Çekya’nın başkenti Prag’da iki günlük gözaltıdan sonra ANF’ye konuştu Müslim nasıl gözaltına alındığını ve nelerle karşılaştığını anlattı

Salih Müslim, bir konferansa katılmak üzere gittiği Prag’da hafta sonu gözaltına alındı.  İki gün gözaltında tutulan Müslim, Salı günü çıkarıldığı mahkemece serbest bırakıldı. Müslim, Türkiye’nin güç getirebildiği bulduğu noktalarda vurmak istediğini ancak başaramadığını belirtti. PYD eski Eşbaşkanına göre Türkiye, Efrîn’in Avrupa’daki sesini kısmak istiyor.

-Prag’a neden gittiniz ?

Özel bir konferans vardı. Yıllık olarak yapılıyordu. Kuzey Suriye’yi temsilen toplantıda bulunuyorduk. Çeşitli görüşmelerimiz oldu.

-Toplantının kaçıncı gününde gözaltına alındınız ?

Dördüncü gününde. Son gündü. Toplantı bitmişti, artık ertesi gün sabah dönmem gerekiyordu.

-Nerede aldılar sizi ?

Otelden aldılar

-Otele gelenler kimlerdi, ne gerekçe sundular ?

Çek polisiydi. Ama “elimizde sizi yakalama emri var” dediler. Mahkemeden gelen bir belgeydi.

-Talebin Türkiye’den geldiğini söylediler mi ?

Tabi ki söylediler. Türkiye devletinin talebi üzerine bu durumun yaşandığını belirttiler.

-Gözaltında nasıl bir muamele gördünüz ?

Normal bir prosedür uygulandı. Sorgu yoktu. Mahkemeye doğrudan çıkardılar. Ama gözaltı iki gün sürdü.

TÜRKİYE GEVŞEK BULDUĞU YERDE VURMAK İSTİYOR

-Uzun süredir Avrupa’dasınız, neden bu durumla Çekya’da karşılaştınız ? Ne düşünüyorsunuz ?

Türkiye’nin örgütlemesi, istihbarat ilişkilerine bağlıdır. Bazı yerlerde ilişkileri oluyor. Gevşek bulduğu yerlerde vurmaya çalışıyor. Türkiye istihbaratının bütün Avrupa’ya yayıldığını biliyoruz. Kürdistan veya Suriye’de yaptığı gibi askeri eylemleri Avrupa’da yapamıyor. Ancak yapabildikleri istihbarat oyunları ve ilişkileridir. Bazı yargı organlarını zayıf buldukları yerde yararlanmaya çalışıyorlar. Ancak Çek yargısı buna uyanıktı, oyun olduğunu biliyordu. Bu yüzden serbest bıraktı.

-Türk devleti, gözaltına alınmadan önce başınıza ödül koymuştu, yaşamınızı tehdit altında hissediyor musunuz ?

Şimdi Türkiye elinden ne geliyorsa yapabilir. Her zaman beklemek gerekiyor. Kirli oyunlarla zayıf gördüğü noktalarda yakalamak istiyor. İnsan avına çıkanlar ancak ilkelerden uzak yapılardır. Kriminal suçlu olanlar ancak böyle şeylerin peşine düşerler. Ama yargıda, bilhassa Avrupa’da bunun karşılığı yoktur.

ÇEKYA POLİSİNİN SIKI TEDBİRLERİ ŞÜPHE YARATIYOR

-Bırakıldıktan sonra şüphelendiğiniz ya da tehdit olarak gördüğünüz başka bir durumla karşılaştınız mı?

(Çekya) polisinin böyle sıkı güvenlik önlemi alması ve bunda ısrar etmesi bizde biraz şüphe uyandırdı. Demek ki bilmediğimiz ve polisin bildiği ama bize anlatmadığı bazı şeyler var. Muhakkak bu şekilde davranmalarının, Çekya’dan ayrılıncaya kadar bu kadar sıkı tutmaları ve refakat etmelerini altında yatan başka gerekçeler de var.

-Kelepçeli olarak çıkarılmanız yoğun tepkiye yol açtı.

İlk gözaltına aldıklarında kelepçe kullanmadılar. Sadece mahkemeye götürülme sırasında 15 dakika kadar kelepçe kullandılar. İtiraz edince, usulün böyle olduğunu söylediler. Başka bir anlam ifade ediyor mu bilemiyorum. Onlar için ediyorsa bilemem ama bizim için kelepçeli veya kelepçesiz olmak farklı bir anlam taşımıyor.

EFRÎN’İN SESİNİ KISMAK İSTEDİLER

-Gözaltına alınmanızın Efrîn’deki işgal ile bir bağlantısı var mı ?

Muhakkak vardır.  Türkiye’nin bu şekilde hırçınlaşması, oradaki zaferlere bağlıdır. Orada kaybediyorlar. Oradaki direniş çok görkemlidir. Şimdi Efrîn’in Avrupa’daki sesi biz oluyoruz. Oradaki insanların çığlıklarını, kadınların-çocukların sesi biz oluyoruz. Bizi susturmaya çalıştılar. Ama onu da başaramadılar. Başarısız oldular.

TÜRKİYE EFRÎN’İN DEMOGRAFİK YAPISINI DEĞİŞTİRMEK İSTİYOR

-Konu Efrîn’e gelmişken. Türkiye, tüm dünyanın Suriye’nin en barışçıl ve güvenli yerlerinden biri olarak değerlendirdiği bir bölgeye neden saldırdı ?

Türkiye’nin bu kadar hırçınlaşmasının nedeni, başka yerlerde kullandığı DAİŞ gibi bir çok grup kaybetti. Kobanê’de yenildiler, Rakka’da yenildiler. Dêra Zor’da yeniliyorlar. Biraz bunu kurtarabilmek için, Efrîn son nokta oluyor. İdlib’de bütün terörist grupların Türkiye’ye bağlanmış olması da, onları zorluyor. Türkiye üzerinde bunlara bir çare bulması için baskı var. Şimdi onlar da sıkıştırıp Efrîn’e saldırmak istiyor. Bu Kobanê’den, Rakka’dan ve hatta Musul’dan kalan DAİŞ kalıntılarının hepsini toplayıp, örgütleyerek Efrîn’e saldırması durumu var. Bir de hem güneyden ve hem de batıdan saldıran başka gruplar var. Muhakkak Efrîn’i ele geçirerek, hem demografik yapıyı değiştirmek hem de kendi istediği güçleri oraya yerleştirmek istiyorlar.

-Peki bunu yapabilecekler mi? Başarabilecekler mi?

Hayır tabi. Halkın direnişi çok görkemlidir. Ne olursa olsun, hiçbir şekilde başaramayacaklar.

RUS-TÜRK İLİŞKİLERİ STRATEJİK DEĞİL

-Rusya neden böyle yaptı?

Masa altında başka çıkarları var. Gaz meselesi olabilir, boru hattı var. Ekonomik çıkarlar var. Rusya bunun için susuyordur. Rusya gerçekten kendi ilkelerini ihlal ediyor. Suriye’nin toprak bütünlüğünü koruma iddiasında bulunuyor ama Türkiye işte Şehba’yı ele geçirmiş. İşgal altındadır. Şimdi Efrîn’i de işgal etmek istiyor. Rusya’nın bunda bir sorumluluğu vardır ve artık bir şeyler yapması gerekiyor. Ama susuyor. Artık çıkarları ne ise.

-Türkiye-Rusya ittifakı sürdürülebilir bir ittifak mı?

Bence stratejik değildir. Bu bir çıkar meselesidir ve geçicidir. Türkiye onun başına bela olacak bir gün. Türkiye bu politikası ile bütün dünya barışı için tehdit oluşturuyor. Oradaki başaramadığı kirli istihbarat oyunları ile Avrupa’da sonuç almak istiyor. Hem oraları hem de Avrupa’yı karıştırıyor. Dünya buna dayanamaz, bir yerde mutlaka dur diyecektir.

CERABLUS VE BAB TÜRK İŞGALİ ALTINDA KALAMAZ

-Efrîn’in durumu Türkiye’nin daha önce işgal ettiği Cerablus ve Bab gibi bölgeleri nasıl etkiler? Buralar halen Türkiye’nin işgali altında.

Buralarda sadece Kürtler yaşamıyordu.  Karışıktı. Bu bölgeler için de bir gün gelecek.  Kimse susmayacaktır. Buralar Türkiye’nin işgali altında kalamaz.

-Son olarak, Suriye rejiminin Efrîn’e güç göndermesini nasıl izah ediyorsunuz?

Biz her zaman Suriye’nin bir parçası olduğumuzu söyledik. Suriye’den ayrılmak istemiyoruz. Onların bir görevi var. Sınırı korumak bir egemenlik meselesidir. Maalesef çok gevşek davranıyor.

-Neden? Güç getiremiyor mu?

Güçsüzler mi bilemiyorum. Ama ne azından Ruslardan onay almak istiyor olabilirler.  Bunun için de kirli oyunlar dönüyor.

Gazete Patika

adhk tarafından

Efrîn direnişi 40. gününde

Şubat 28, 2018 de ANASAYFA adhk tarafından

QSD Basın Merkezi, Efrîn’de en az 30 çetenin öldürüldüğünü, 3 askeri aracın imha edildiğini bildirdi

Efrin (28-02-2018) QSD Basın Merkezi, Efrîn’de en az 30 çetenin öldürüldüğünü, 3 askeri aracın imha edildiğini bildirdi

QSD Basın Merkezi tarafından dün yapılan yazılı açıklamada, BM Güvenlik Konseyi’nin 2401 sayılı Suriye’de ateşkes kararına rağmen Türk ordusunun Efrîn’e barbarca saldırılarının devam ettiği belirtildi. İşgalci Türk ordusunun ileri teknoloji silahlarını Efrîn halkına karşı kullandığına işaret edilen açıklamada,  öz savunma hakkı çerçevesinde işgalcilerin saldırılarına karşılık verildiği vurgulandı. QSD Basın Merkezi’nin dün öğleden önce itibarıyla son 24 saatte yaşananlara ilişkin verdiği detaylar şöyle:

Şêra Cephesi

Türk askerleri ve terörist gruplarının Omera köyü çevresine saldırıları püskürtüldü. Köy çevresi çetelerden temizlendi ve işgalciler büyük darbe yedi. Yaşanan çatışmalarda 20 çete elemanı öldürüldü, 1 askeri ara imha edildi.

Türk ordusu, sabah saatlerinden itibaren Omera köyüne top atışları yaptı; savaş uçakları köye 15’ten fazla hava saldırısı gerçekleştirdi. Saldırıları sürüyordu.

Mabeta Cephesi

Türk askerleri ve çete grupları Kurka köyü çevresine saldırdı. Savaşçıların müdahalesi sonucu 4 çete elemanı öldürüldü.

Şiyê Cephesi

Senarê ve Anqelê köyleri son üç gündür Türk askerleri ve çetelerinin saldırılarına uğruyor. İşgalcilerin tüm saldırılarına karşılık verildi. Saldırılar uçak desteği ve ağır silahlarla yapılırken, yaşanan çatışmalarda 7 çete elemanı öldürüldü.

Cindirês cephesi

İşgalci Türk ordusu ve çeteleri ağır silahlarla Cindirês merkeze ve Yelanqoz köyüne saldırdı. İşgalcilerin top atışlarında 2 sivil şehit oldu, 3 sivil de yaralandı. İşgalcilerin top atışları devam ediyordu.

İşgalcilerin helikopterleri akşam saatlerinde Hekiçe köyüne saldırdı. QSD savaşçıları, işgal güçlerine müdahale etti. 1 kepçe imha edildi, 1 kepçe kullanılamaz hale getirildi.

Raco Cephesi

YPJ savaşçıları Türk askerlerinin ve çetelerinin Muske köyü çevresine saldırılarını püskürttü. İşgalcilere ait 2 askeri araç imha edildi, içindekiler öldürüldü.

Şêrewa Cephesi

Türk ordusu ve çeteleri ağır silahlarla Celeme köyüne saldırdı. Halkın evlerinde ciddi hasarlar meydana geldi. Bazı yurttaşlar yaralandı.

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

adhk tarafından

Stuttgart Efrîn’i Sahiplenme Platformu Kuruldu

Şubat 28, 2018 de ANASAYFA adhk tarafından

Avrupa Efrîn’i Sahiplenme Platformu’nun çağrısı üzerine Stuttgart’ta 27 Şubat 2018’de yapılan toplantıyla faşist Türk devletinin Efrîn’e yönelik işgal saldırısına karşı Stuttgart Efrîn’i Sahiplenme Platformu Kuruldu

Stuttgart (28-02-2018) Stuttgart’ta faaliyet yürüten ve toplantıya katılan Kürdistanlı, Türkiyeli ve Alman parti ve örgüt temsilcileri oy birliğiyle Platformun kuruluşunu ilan etti.

Stuttgart Efrîn’i Sahiplenme Platformu olarak faşist Türk devletinin Efrîn’e yönelik işgal saldırısını protesto ediyor, yüreklerimizi Efrîn halkının yüreğiyle birleştiriyoruz.

Bizler aşağıda imzası olan Stuttgart Efrîn’i Sahiplenme Platformu bileşeni parti ve örgütler olarak tıpkı Kobanê direnişi sırasında olduğu gibi, Efrîn’e yönelik işgal saldırısına karşı da ısrarlı, sürekli ve sonuç alıcı mücadelemizi sürdüreceğiz, haklarımızı, ilerici, devrimci, antifaşist, enternasyonal güçleri, Efrîn’e yönelik işgal saldırısına karşı mücadeleyi daha da büyütmeye çağırıyoruz.

Stuttgart Efrîn’i Sahiplenme Platformu Bileşenleri

Almanya Demokratik Kürt Toplum Merkezi (Nav-Dem)

Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Stuttgart

Kayıp ve Mağdur Aileleri Derneği (KOMAW)

Tutsakların Sesi Platformu (TSP)

Arbeitskreis Internationalismus

Iniative Solidarität für Kürdistan

Offenes Treffen Gegen Krieg und Militarisierung (OTKM)

Sosyalist Kadınlar Birliği (SKB)

Zusammenkämpfen Stuttgart

Marksist Leninist Parti Almanya (MLPD)

Kobanê Solidaritätskomite

Avrupa Partizan

Deutsch Iranische Völkerfreundschaft

Avrupa Demokratik Haklar Konfederasyonu (ADHK)

Almanya Göçmen İşçiler Federasyonu (AGİF)

Yeni Demokratik Gençlik (YDG)

Maraş İnisiyatifi

Almanya Türkiyeli İşçiler Federasyonu (ATİF)

Mücadele Birliği

Alınteri

Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP)

Yeni Kadın

Die Linke

Not: Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF) toplantıya gözlemci olarak

katıldı.

Stuttgart Efrîn’i Sahiplenme Platformu

28 Şubat 2018

adhk tarafından

HDP: Bu Meclis’in noterliğin dışında işlevi kalmadı

Şubat 27, 2018 de ANASAYFA adhk tarafından

HDP grubu, Ahmet Yıldırım ve İbrahim Ayhan’ın vekillerinin düşürülmesi üzerine Genel Kurul’u terk etti

HABER MERKEZİ- (27-02-2018) HDP’li iki ismin milletvekilliklerinin düşürülmesine HDP Meclis Grubu tepki gösterdi HDP milletvekilleri, AKP’li Meclis Başkanvekili Ahmet Aydın, düşürmeye ilişkin tezkereyi okumadan önce Genel Kurul’u terk etti. Genel Kurul’dan ayrılmadan önce HDP milletvekilleri adına söz alan Grup Başkanvekili Filiz Kerestecioğlu, şöyle konuştu:

“Biz milletvekillerimizin vekilliğinin düşürülmesinin okunmasını beklemeyeceğiz. Bu her seferinde tekrarlanan ve halkların iradesine darbe vuran bir şeydir. Yarım saat önce önümüze geldi. Ama CHP Meclis Başkanvekilinin annesinin taziyesi söz konusuyken bile bunun yapılması etik dışıdır. Çünkü görev onundur. Ama her zaman olduğu gibi aynı fırsat değerlendirilmiştir. Böyle olmasa bile bir şey ifade etmiyor bizim için. Bizim arkadaşımız yanımda oturan grup başkanvekilimiz Ahmet Yıldırım, söz sarf etmiştir söz. Sadece bir sözdür, ifadedir söz konusu olan. ‘Padişah bozuntusu’ sözünden dolayı bir milletvekilinin vekilliği düşürülüyorsa; bu, aslında bu söze muhatap olanın acziyetini gösterir.

28 Şubat’ı yaşadı bu ülke, bunun hiçbir farkı yoktur. Şimdi çok ciddi olarak sivil bir darbe yaşanmaktadır. Halkın iradesi tanınmayarak, vekillikleri düşürülerek milletvekillerinin bu Meclis’le bağları kesilmektedir. Ama halkla bağları hiçbir şekilde kesilemez. İbrahim Ayhan vekilimizin de IŞİD’e karşı mücadele eden bir kişiyle ilgili sosyal medya paylaşımı nedeniyle vekilliği düşürülmektedir. Bu utançtır utanç. Bu Meclis noterliğin ötesinde hiçbir işlevi kalmamış bir Meclis’tir. İster adına koalisyon deyin, ister ittifak deyin, ne derseniz deyin; hep bana hep bana yasalarının getirildiği bir Meclis. Gerçek bir seçim olsa, gerçek, şeffaf bir medya olsa asla iktidarda kalamayacağınızın farkında olduğunuz için bunları yaptığınızın farkındayız. Halk da bunun farkında. Ahmet Yıldırım, İbrahim Ayhan halkın sonsuza kadar vekilleridir. Bu meclis artık gerçekten bizim ‘sadece son kişi kalana kadar burada olacağız’ dediğimiz için, halkımıza söz verdiğimiz için burada olduğumuz bir Meclis’tir.”

Artı Gerçek

adhk tarafından

ADHK; TTE dayatması ve Efrin işgali panelleri sonuçlandı

Şubat 27, 2018 de ANASAYFA adhk tarafından

ADHK (Avrupa Demokratik Haklar Konfederasyonu), Avrupa’nın değişik şehirlerinde düzenlediği TTE dayatması ve Efrin işgali Paneller serisi başarıyla sonuçlandı

ADHK (27-02-2018) Türk devleti Cezaevlerinde sürdürdüğü sistemli baskılar, son dönem çıkardığı 696 KHK  ile Tek Tip Elbiseleri politik mahkûmlara dayatmasına karşı ve Türk devletin Batı Kürdistan işgalini konu alan  paneller Avrupa genelinde yüzlerce kişiyle buluştu. Stuttgart, Frankfurt, Siegen, Paris, Basel, İnnsburk’da kitlelerin katılımıyla yoğun tartışmalar yaşandı.

Avrupa genelinde sürdürdüğümüz siyasal kampanya sürece denk düşen Efrin direnişinin sokak ayağını oluşturan pratik faaliyetler açısından da, kitleleri politik olarak aktif protestolarda yer almaları çağrısına vurgular yaparak önemli bir görev gördü. Bati Kürdistan işgalinin arka plandaki sebepleri yüzlerce kişiyle tartışarak gelecek dönemdeki muhtemel gelişmeler üzerine tartışmalar yoğunlaştı.

Ayrıca cezaevlerinde artan ve sistemli bir biçimde sürdürülen hak ve özgürlüklerin yok edildiği bir süreçte Avrupa’da yaşayan devrimci demokrat kitlelerin bu sorunlara daha duyarlı olması gerektiği vurgusu tüm panellerde sürekli tekrarlandı.

Avrupa’da yoğun siyasal ve pratik etkinlikler içinde başarıyla sonuçlanan paneller kitlelerin siyasal gelişmeler ve analizlerle yoğunlaşan tartışmalar sürecin bizlere dayattığı pratik görevlerimiz ve bulunduğumuz alanlarda kitleleri soruna ilişkin nasıl duyarlı hale getirebiliriz tartışmalarıyla solandırıldı.

adhk tarafından

HDP’li vekiller Yıldırım ve Ayhan’ın vekilliği düşürüldü

Şubat 27, 2018 de ANASAYFA adhk tarafından

HDP Grup Başkanvekili Ahmet Yıldırım ve Urfa Milletvekili İbrahim Ayhan’ın milletvekillikleri düşürüldü

Ankara (27-02-2018) HDP Grup Başkanvekili Ahmet Yıldırım’ın milletvekilliği “ Cumhurbaşkanına hakaret”, İbrahim Ayhan’ın ise sosyal medya nedeniyle aldıkları ceza gerekçesiyle düşürüldü

Cumhurbaşkanına hakaretten vekilliği düşürüldü

HDP Grup Başkanvekili Ahmet Yıldırım’ın milletvekilliği, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a “Saraydaki padişah bozuntusu” dediği için düşürüldü.

Yıldırım hakkında “Cumhurbaşkanına hakaret” gerekçesiyle 1 yıl 2 ay hapis cezası verilmişti.

Meclis tarihinde ilk kez böylesi bir gerekçeyle bir milletvekilinin vekilliği düşürüldü.

Sosyal medyadan vekillik düşürüldü

Urfa Milletvekili İbrahim Ayhan’ın vekilliği ise sosyal medya paylaşımları gerekçesiyle düşürüldü.

Ayhan hakkında sosyal medyada Rojava’da yaşamını yitiren BÖG savaşçısı Aziz Güler’in fotoğrafını paylaştığı için “Örgüt propagandası” yaptığı gerekçesiyle 1 yıl 3 ay hapis cezası gerekçe gösterildi.

Yıldırım ve Ayhan’ın vekilliklerinin düşürülmesi ardından HDP’li vekiller Meclis Genel Kurulu’nu terk etti.

Gazete Patika

adhk tarafından

ADKH 8. Eğitim Kampını Fransa’da Gerçekleştirdi

Şubat 27, 2018 de ANASAYFA adhk tarafından

ADKH’nin düzenlemiş olduğu 8’inci Eğitim kampı 24 Şubat Cumartesi Fransa’nın Mulhouse şehrinde Avrupa’nın değişik ülkelerinden gelen 50 kadının katılımıyla gerçekleşti 2 gün süren kamp yapılan açılış konuşması ve saygı duruşu ile başladı Mücadelede yaşamlarını yitirenlerin anılmasıyla başlayıp, Efrin’e yönelik gerçekleştirilen işgal ve talan saldırıları kınanarak “Efrin direnişi direnişimizdir  Efrin’e dayanışma selamı gönderiyoruz” denildi

Moulhuse/Fransa- (27-02-2018) Kamp ilk sunum olan Öz Savunma konusuyla başladı. Öz Savunmaya dair yapılan sunumda cinsiyet rolleri, tarihsel koşullar açıklanararak sonrasında Öz savunma nedir, bunu diğer kadın hareketleri nasıl açıklıyor ve dünyada buna dair örnekler verilerek öz savunmanın yanlızca düşmana karşı fiziki savunma olmadığı, sağlam bir yaşam felsefesi anlayışıyla kadın özgürlüğünün esas alındığı politik bir bakış açısıyla bakılması gerektiği  ve ancak bu şekilde kadın, özgür iradesini gerçekleştirdiği örgütüyle hem erkekleri hemde tüm toplumu yeniden değiştirme sürecine girebilir. Direnişte kadının durduğu yerdir öz savunma denilerek katılımcıların görüşleri ve sorular üzerinde tartışma genişletilerek devam edildi.

Verilen ara vesilesiyle  kamp bölgesinin gezilmesinin ardından  2. konu olan Kadın Beyanı Esastır anlayışı tartışmaya açıldı. Kadın hareketinin yaptığı sunumda konu toplumsal cinsiyet, Kadın beyanımı, ‘mağdur’ beyanımı? Beyan hüküm anlamına gelmez, Masumiyet Karinesi, gibi başlıklar ile açıklandı. Yapılan sunumun sonunda ” Tarih boyunca insan toplumlarının iç yaşamını düzenlemeye çalışan din, ahlak, hukuk gibi kurallar toplamı cinsler arası sorunlar hakkında da değişik kültür ve coğrafyalarda farklı ‘çözüm’ yaklaşımları geliştirmiştir. Ancak bu ‘çözüm’ girişimleri içinde özel mülkiyetin, erkek, tanrı ve peygamberlerin, erkek egemen formlarının, bunlara ait din, ahlak, şerri ve modern hukuk sorunun köklü çözümü bir yana, zaman zaman daha da ağırlaştırarak bugüne taşınmıştır. Çok boyutlu bir suç ortaklığının evrimi içinde oluşan böylesi kompleks bir sorunun yanlızca ceza hukuku kapsamında çözüme kavuşmasını beklemek elbetteki naif, tarih bilmez, yüzeysel bir yaklaşım olur. Bununla birlikte hukuk cephesindeki mücadele ve kazanımlarda asla hafife alınamaz” denilerek devamında ” Kadın sorunu kökten çözmesi beklenen/arzulanan devrimler belki yeryüzünün her coğrafi parçasında yaşanamayacak, ancak kadın hareketleri ve diğer toplumsal dinamikler evrimsel, sıçramalı kavga ve dalgalanmalarla da ilerleyişini sürdürecektir” denilerek noktalandı. Sunumun ikinci bölümünde katılımcı kadınların kadın beyanı esastır noktasındaki soru ve görüşleri alınarak devam edildi.

  1. sunum sonrasında akşam yemeği ve ardından kültürel etkinlik gerçekleştirildi. Kampın kültür bölümü şiir dinletisi ile başladı ve ardından kadınlar guruplara ayrılarak kendilerine verilen tema ile 5 dakikalık doğaçlama gerçekleştirdi. Kültür bölümü söylenen türküler ve çekilen halaylarla son buldu.

Kampın 2. günü kahvaltı ile başladı ve ardından Avrupa Demokratik Kadın Hareketince  ” Irkçılığa, Emperyalist Saldırganlığa ve Yaşamlarımızın Tektipleştirilmesine Karşı Örgütlü Gücümüzle Direneceğiz” sloganıyla kararlaştırılan siyasal kampanyanın açıklaması yapılarak startı verildi. Kampanyaya dair yapılan açıklamada bir bütün olarak dünyamızda yükselen ırkçılık, hergün daha da vahşileşen emperyalist saldırganlık ve tektipleştirilmeye çalışılan yaşamın ileriki süreçlerde tüm insanlığı etkilemesi ve bir avuç emperyalist saldırganın ezilen halklar üzerindeki talan ve işgal politikalarına kısaca değinilerek, Türkiye Kuzey Kürdistan’da duruma değinilerek, Akp/Erdoğan hükümetinin biat eden bir toplum yaratma adına tüm erki kendisinde topladığı, tek adam anlayışının aslında toplumu tektipleştirmek olduğu ve tüm aykırı ve alternatif seslere yaşam hakkı tanımayacağı bir sürece evrildiğine dikkat çekildi. Kampanya kapsamında çeşitli etkinliklerin yapılacağı ve yine 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Gününün de bu temayla işleneceği açıklandı. Kampanyaya dair duyuruların kadın hareketinin web sitesinden takip edilebileceği belirtilerek gerçekleştirilen eğitim kampına dair katılımcıların fikir ve önerileri alındı. Yapılan konuşmalarda kadınlar bu tür kampların eğitim anlamında kendilerine çok şey kattığını, bilinç anlamında geliştiklerini ve bu tür çalışmaların daha sıklıkla yapılması gerektiğini söylediler. Katılan kadınlardan bazıları şu cümlelerle duygu ve fikirlerini dile getirdiler;

-“Kendimi çok daha güçlü hissediyorum”

-” Kadın gücü nerede varsa orda güzellikte vardır”

-” Bize yüklenen ‘kadınlık rollerinin’ hayatımızdan çok şeyler götürdüğünün farkında değiliz çünkü çok alışmışız bu duruma”

-” Buradan giderken umarım bir sorumlulukla gideriz”

-” Genç bir kadın olarak konulara değişik perspektiflerden bakmayı öğrendim”

-“Kadının bilgiye ulaşması ve o bilgiyi paylaşması önemlidir”

  1. ADKH Eğitim Kampı dilek ve temennilerle sona erdi.

 

 

 

 

 

 

adhk tarafından

Hedefi dar, cepheyi geniş tut

Şubat 27, 2018 de ANASAYFA adhk tarafından

Siyasal bağlamda içinden geçmekte olduğumuz tarihsel süreç düzleminde ve hâkim olan faşist kuşatmayı parçalama noktasında tayin edici olan politik görev ve hamlelerden biri hiç kuşkusuz ki birleşik bir cephe yaratmaktır

Refik Demir (27-02-2018) Emperyalist/kapitalist sistemin stratejik aktörlerinden biri olan Türkiye-Kuzey Kürdistan’da siyasal süreç, gelişmeler ve politik dengeler yeni biçimler ve muhtevalara bürünerek ve daha da keskinleşerek ilerlemektedir. Genel olarak ‘’TC’’ devletinin içine girmiş olduğu yeni ideolojik ve siyasal düzleme dair analiz ve değerlendirmelerimizi yayın organlarımızda etraflıca ele aldığımızdan tekrardan genel bir değerlendirme yapmayı gerekli görmüyoruz. Fakat kısaca tekrardan şu önemli belirlemeyi yapmayı bir zorunluluk olarak görmekteyiz: Ki mevcut siyasal süreçte ele alınan, tartışılan ve öngörülen her siyaset, taktik, önerme ve mücadele biçimi direkt bununla birebir alakalı ve belirleyen bir ideolojik-siyasal içerik taşımaktadır.

‘’TC’’ devleti Erdoğan/AKP iktidarı önderliğinde yeniden inşa edilme sürecinde uluslararası ve bölgesel siyasal gelişmeler, kriz, klik dalaşları ve yeni ortaya çıkan siyasal gelişmelere bağlı olarak kendi pozisyonunu güçlendirme, emperyalist kutuplaşma ve dalaşta kendi ideolojik ve siyasal çıkarları doğrultusunda rol alma ve tüm bunlara bağlı olarak kendi gerici iktidarını sağlamlaştırma amacıyla gemiyi azığa almış bir barbarlıkla halklara saldırmaktadır. Faşizmi tek elde merkezileştiren Erdoğan/AKP iktidarı mevcut burjuva gerici yasa ve mekanizmalarıda devre dışı bırakarak direk kendisine bağlı mekanizmalar ve paramiliter örgütlenmeler yaratmaktadır. Faşizmin ve barbarlığın toplum üzerine bir karabasan gibi çöktüğü bu tarihsel gerçeklikte dayatılan koyu karanlığı parçalayacak ve mum ışığı hacmindeki aydınlığı yangına çevirecek olan devrimci ve komünistler başta olmak üzere bütün ilerici ve devrimci toplumsal dinamikler halklara karşı tarihsel bir devrimci sorumlulukla ve zorunlulukla karşı karşıya bulunmaktadır. Bu tarihsel somut gerçeklikten ötürüdür ki başta devrimci ve komünistler olmak üzere tüm toplumsal dinamikler içinden geçmekte olduğumuz koyu karanlık kuşatmayı parçalamayı merkeze koyarak bütün politik enerji, hazırlık, taktik ve hamlelerini bu siyasal eksende ele almalıdır.

Bu siyasal bağlamda içinden geçmekte olduğumuz tarihsel süreç düzleminde ve hâkim olan faşist kuşatmayı parçalama noktasında tayin edici olan politik görev ve hamlelerden biri hiç kuşkusuz ki birleşik bir cephe yaratmaktır. Faşist kuşatmayı parçalayacak olan temel politik görevlerden biri Erdoğan/AKP faşist iktidarının zorbalığına maruz kalan geniş toplumsal kesimleri örgütleyecek ve birleştirerek harekete geçirecek bir siyasal odak yaratmaktır. Bunun dışındaki ve bunu öteleyen yâda nesnel siyasal gerçekliğe rağmen konum almayan ve siyaset geliştirmeyen her anlayışın niyetlerden bağımsız olarak faşist kuşatmaya kan taşıdıkları ve tarihin önünde er ya da geçte olsa hesap vermekten ve siyasal olarak halkların karşısında yargılanmaktan kurtulamayacakları kaçınılmazdır. Faşist kuşatmaya karşı sınıf mücadelesinin bütün alanlarında birleşik bir mücadele perspektifi merkeze koyularak ve esas/tali bütün mücadele biçim ve araçları etkin bir şekilde devreye koyularak örülecek bir siyasal mücadele hattı ancak ve ancak faşist kuşatmayı parçalayabilir. Bu noktada sınıf mücadelesinin değişik alanlarında belli somut politik/pratik adımlar ve hamleler geliştirilsede ne yazıkki bütün toplumsal dinamikleri kapsayacak ve harekete geçirecek bir siyasal yetenekten yoksun olduğu aşikâr bir durumdur. Bu durumu besleyen bir dizi ideolojik ve politik handikap bulunmaktadır. Bu önemli yetmezlikler var olan bu noktadki politik platformları asla önemsizleştirmez. Aksine bir dizi politik handikapına rağmen hali hazırda var olan bu platformlar toplumsal mücadelede önemli bir kaldıraç görevi görmektedir. Bugün Erdoğan/AKP faşist iktidarının tüm zorbalık ve barbarlığına karşın hala toplumsal mücadele diri bir şekilde bir direnç noktası yaratabiliyorsa bunda bahsini ettiğimiz politik platformların belirleyici bir etkisinin olduğunun altını çizmek gerekiyor. Demokratik toplumsal muhalefetin kendisini örgütlediği önemli toplumsal platformlardan olan HDP/HDK ve Haziran Hareketi demokratik toplumsal mücadelede önemli bir yerde durmakla ve bir direnç noktası oluşturmakla birlikte geniş toplumsal dinamikleri birleştirme ve harekete geçirme noktasında önemli siyasal ve ideolojik handikaplar taşımaktadırlar. Haziran Hareketi’nin Kemalizmden kopamamasının bir sonucu olarak siyasal yörüngesine yöne veren burjuva aydınlanmacılığı ve sosyal şoven çizgisi onun temel bir kamburu olarak başta Kürt ulusu olmak üzere geniş toplumsal yığınlarla bağ kurmasının önünde bir duvar oluşturmaktadır. Haziran Hareketi’ne hakim olan bu ideolojik kambur doğası gereği onu bağımsız ve tutarlı bir demokratik muhalefet ve mücadele yürütmesini zayıflatan bir temel oluşturmaktadır.

Haziran Hareketi’nden farklı olarak HDP/HDK ‘de de hakim olan mevcut ideolojik ve siyasal bir dizi handikap onu da doğallığında zayıflatan ve geniş toplumsal dinamiklerle buluşmasında engel teşkil eden bir yerde durmaktadır. Politik olarak anlaşılmakla birlikte HDP/HDK’ye Kürt Ulusal Harketi’nin hem nicel ve hem de siyasal olarak damgasını vurması ve bu somut gerçeklikten ötürü siyasal ekseninin esasını Kürt ulusal mücadelesinin oluşturması doğallığında onu bütünlüklü olarak geniş toplumsal dinamikleri ve muhalefeti birleştirme ve harekete geçirmesini baştan zayıflatan bir rol oynamaktadır. Bunun yanı sıra ve belirleyici bir biçimde HDP/HDK’nin özellikle bazı tarihsel kesitlerde (Barış ve çözüm süreci başta olmak üzere, Haziran Ayaklanması, AKP iktidarı ile geçmişte yaşanan sorunlu siyasal ilişki vb) ortaya koyduğu siyasal tavır doğallığında geniş demokratik toplumsal kesimlerde hayal kırıklığına ve güvensizliğe yol açmıştır. 7 Haziran süreci başta olmak üzere sonrasında geliştirilen olumlu siyasal hat bu güvensizliği önemli oranda ortadan kaldırsada bir bütün ortadan kalktığını söyleyemeyiz. Konumuz başlı başına HDP/HDK ve Haziran Hareketi değerlendirmesi olmadığı için sadece birleşik mücadele noktasındaki olumlu ve bir dizi siyasal handikapına vurgu yapmayı bir gerekililk olarak gördüğümüz için değindik.

Yukarıda belirli yanlarıyla değinmeye çalıştığımız süreç, birleşik toplumsal mücadele ve bu bağlamda somut olarak var olan belirli toplumsal mücadele platformlarına dair hem olumlulukları ve hem de ideolojik ve siyasal yetmezliklerine ilişkin vurgularımızdan sonra meselenin esas yanını oluşturan ve kendisini bir zorunluluk olarak dayatan ve faşist kuşatmayı parçalayacak olan, esas/ tali bütün mücadele araç ve medotlarını etkin bir şekilde devreye koyarak geniş toplumsal muhalefeti birleştirerek harekete geçiren ve sokak mücadelesini merkeze koyarak diğer bütün alanları buna tabi kılacak bir toplumsal mücadele ekseni yaratmak belirleyici ve aynı zamanda  zorunlu olan bir durumdur. Bu bağlamda ‘’Hedefi dar cepheyi geniş tut’’ doğru siyaseti merkeze koyularak HDP/HDK ve Haziran Hareketi gibi dinamikler başta olmak üzere bir bütün bu örgütlenmelerin dışında kalan geniş toplumsal muhalefeti de kapsayacak bir düzlemde bir birleşik mücadele cephesi yaratmak sürecin tek doğru siyasetidir.

Refik Demir