adhk tarafından

Ede Bese Konferansı Sonuç Bildirgesi Yayınlandı

Mart 29, 2018 de ANASAYFA adhk tarafından

Edi Bese Platformu “’Temel Haklar Ve Özgürlükler İçin Uluslararası Konferans” başlığıyla 24-25 Mart 2018 tarihler arasında Frankfurt’da iki günlük konferans düzenledi Konferansın sonuç bildirisini yayınlıyoruz

Frankfurt (29-03-2018) EDİ BESE Platformunun düzenlediği ’’Temel Haklar Ve Özgürlükler İçin Uluslararası Konferans’’ etkinliği 24-25 Mart tarihleri arasında Frankfurt/M şehrinde, Almanya’nın çeşitli bölgelerinden, farklı ulus, inanç ve politik düşünceye sahip insanların katılımıyla gerçekleşmiş bulunmaktadır. İki gün boyunca oldukça verimli sunumların ve tartışmaların yürütüldüğü konferansımız, somut bir soruna toplumsal gerçekçi eleştiri anlayışıyla yaklaşarak etkili ve bilgilendirici olmuştur.

Konferansımızda Türk devletinin tarihsel gelişimi içerisinde, uluslararası sermaye güçlerinden aldığı destekle, başta Kürtler olmak üzere Ermeniler, Asuri-Suryaniler, Ezidiler, Aleviler gibi farklı ulus, inanç ve kültürlerden insanlara yönelik sistematik katliamlar ve soykırımlar düzenlediği ifade edilmiştir. Bu katliamcı ve soykırımcı politikaların ve pratiklerin bir devamı olarak da, Türk Ordusu ve paramiliter cihadist uzantıları tarafından Efrin işgal ve ilhak edilmiştir. Bu işgal Rusya, ABD ve Almanya, Fransa ve İngiltere başta olmak üzere küresel güçlerin desteği ve onayıyla gerçekleştirilmiştir. Uluslararası hukuk açısından saldırı ve savaş suçunun ihlal edildiği bu işgal/ilhak sürecinde; yüzlerce sivil katledilmiş, halkın mal-mülkleri talan edilmiş ve yüzbinlerce insan zoraki bir tehcire maruz bırakılmıştır. Konferans bileşenleri uluslararası güçlerin sorumluluğuna vurgu yaparak işgal ve ilhaka karşı tüm ilerici insanlığa mücadeleyi daha fazla yükseltme çağrısı yapmaktadır.

Konferansımızda Almanya başta olmak üzere; birçok Avrupa ülkesinde, demokratik Kürt kurumlarına, aktivistlerine, göçmen kökenli demokratik kitle örgütlerine, Türkiyeli devrimci kurumlara, bireylere ve Alman ilerici, devrimci, anti-faşist, barışsever örgütlenmelere yönelik özellikle G20 protestoları sürecinde artan baskılar da ayrıntılı olarak ele alınarak değerlendirmiştir. Takibat, bilgi toplama, tutuklama, yargılama pratikleri üzerinden kazanılmış temel hak ve özgürlüklerimize yönelik kapsamlı saldırılar söz konusudur. Özellikle de düşünce ve ifade özgürlüğü, örgütlenme ve gösteri haklarına yönelik yasaklayıcı politikalar yoğunlaşarak sürmektedir. Ceza yasalarının ağırlaştırıldığı, kamusal alanda hukuku polisin kendine göre belirlediği, polisin hukuk kuralı yarattığı, anayasal haklarımızın çiğnendiği bir döneme girilmiştir.

Almanya ile Türkiye arasındaki kirli işbirliğinin en önemli yansımalarının başında politik yargılamalar gelmektedir. Bu yargılamalar yeni bir olgu olmayıp geçmişi otuz yıl öncesine Kürt siyasetçilerin toplu olarak yargılandığı Düsseldorf Davasına götürülebilir. Bu mahkemede ilk kez ulusal kurtuluş hareketi üyeleri yargılanmış, Türkiye’nin safında Kürtlere karşı kriminalizasyon siyaseti uygulamıştır. Akabinde PKK faaliyet yasağı getirilmiş, pek çok toplumsal, kültürel kurum yasaklanmıştır. Bugün de Almanya ceza yasasının 129 maddesine ‘Yurt dışında bulunan uluslararası bir terör örgütü üyesi olma’ suçunu oluşturan (b) paragrafı eklenerek daha da derinleştirilmiştir. Bu iddiayla başta Kürt politikacılar, ATİK ve Anadolu Federasyonu üye ve taraftarları olmak üzere; bir çok göçmen kökenli devrimci, ilerici insan takip edilme, tutuklama ve yargılama furyasına maruz kalmışlardır. Politik şahsiyetler Türk devletinin doğrudan verdiği bilgi ve belgelere dayanarak cezalandırılmaktadır. Türkiye, zihniyeti ve doğrudan dahliyle Almanya’da ki bu yargılamalarda adeta iddia makamını paylaşmaktadır.

Türk devleti, Almanya’da MİT, konsolosluklar ve AKP milletvekileri eliyle doğrudan ajan ve milis örgütlenmelerine girişmiştir. Özellikle de Osmanen Germania, UETD ve DİTİB camileri gibi yapılar, bu yasadışı örgütlenmenin merkezleri olmuştur. Bu yapıların finansal ve lojistik desteğiyle silahlı birimler/timler oluşturulmuştur. Yine Türkiyeli işçiler, öğrenciler, esnaflar ve akademisyenler içinde en koyu şovenist Türk milliyetçiliği ve ırkçılık geliştirilerek lobi çalışması yürütülmektedir. Bu örgütlenmeler sadece Almanya’da değil tüm Avrupa’da geliştirilmektedir. Bu örgütlenmelerin nasıl bir amaca hizmet edeceği Paris’te Sakine Cansız ve yoldaşlarının katledilmesinde de anlaşılmıştır.

Konferansımız yaşanılan baskıların Alman/Avrupa toplumlarını da hedeflediği tespitini yapmıştır. Bu nedenle yaşadığımız ülkenin/kentin temel sosyal-siyasal sorunlarına da daha fazla angaje olarak, tüm toplumsal sorunlar karşısında somut tutumlar almayı önermektedir. Bu gerçekleştiği zaman, yaşadığımız özgün sorunlar çerçevesinde daha geniş birliktelikler yaratmak olanaklarını sağlanmış olacaktır.

Konferansımız, yukarıda ki tartışmalar ışığında eleştirel ve özeleştirel değerlendirmeler de yapmış şu temel ilke ve kararlar üzerinde fikir birliğine varmıştır:

Temel haklar ve özgürlükler mücadelesi, egemen hukuka karşı; haklı ve meşru bir mücadeledir. Ve bu meselede birleşik, demokratik ve enternasyonalist mücadele olanakları dünden daha fazladır. Egemen güçlerin güncel politikalarının küresel egemenlik krizini derinleştirmesi bu ortaklığı daha mümkün kılmaktadır.

Temel haklarımızın korunmasının en doğru yolu ifade ve düşünce özgürlüğünü, örgütlenme hakkını yeni kampanyalar ve mücadele yöntemleriyle pratik olarak daha fazla kullanılmasıdır.

Politik ve hukuki baskılara karşı toplumu daha fazla bilgilendirmek, örgütlemek ve meşruiyet temelinde harekete geçirmek bu konferansa katılan bütün örgütlerin, demokratik kurumların ve sorumluluk bilincinde olan bireylerin önemli politik görevleri arasındadır.

Politik tutsakları, gözaltına alındıkları ilk günden başlamak üzere daha güçlü sahiplenmek, dayanışma içerisinde olmak temel bir ahlaki ve politik görevdir.

Temel haklara yönelik tüm saldırılar en ince detaylarına kadar belgelenip, kamuoyunun bilgisine sunulmalıdır. Bugüne kadar gerçekleşen tüm saldırılar da arşivlenerek, düzenli bilançolar halinde basına, sivil topluma ve kamuoyuna ulaştırılmalıdır.

Bu baskıcı politikaların aktüel hedefi olan NAV-DEM, ATİK gibi örgütlenmelere karşı anında ve hızlı dayanışma gerçekleştirilmelidir. Bir kuruma yönelik saldırı tüm demokratik kurumlara yapılmış sayılmalıdır.

Kriminalizasyona, cezai ve hukuki saldırganlıklara karşı çalışma yürüten Rote Hilfe ve AZADİ gibi kurumlarla daha fazla dayanışma içinde olunmalı, bu kurumlara üye olunarak, bağışlar yapılarak ve ortak çalışmalar örgütlenerek güçlendirilmelidir. Özellikle bu kurumların çıkardığı özgün bültenler, yayınlar güçlendirilmeli , yaygınlaşması ve dağıtımı desteklenmelidir.

Temel haklara ve özgürlüklere yönelik saldırılara karşı daha düzenli, istikrarlı, genişlemeyi esas alan Temel Haklar ve Özgürlükler İçin Daimi Komite gibi kalıcı bir örgütlenme oluşturulmalıdır. Bunun biçimini EDİ BESE bileşenlerince somutlaştırılacaktır.

Almanya parlamentosuna sunulmak üzere bir imza kampanyası başlatılmalıdır.

Faşist AKP Hükümeti ve Almanya Büyük Koalisyon Hükümeti arasındaki kirli ve baskıcı ilişkiler daha fazla teşhir edilmelidir. Politik iktidar baskılarına, devlet terörizmine, gerici ve yasakçı güvenlik politikalarına, toplumsal muhalefet sürdüren kesimler hakkında hukuk dışı ve anti-demokratik yöntemlerle bilgi toplama, takip etme, yıldırma, yargılama-cezalandırma politikalarına ve pratiklerine karşı hep birlikte ve daha güçlü bir sesle EDİ BESE!

adhk tarafından

Viyana Demokratik Haklar Dernegi Genel Kurulunu Başarıyla Tamamladı

Mart 28, 2018 de ANASAYFA adhk tarafından

ADHF (Avusturya Demokratik Haklar Federasyonu) üyesi Viyana Demokratik Haklar Dernegi 25 Mart 2018 tarihinde genel kurulunu gerçekleştirdi

Viyana (28-03-2018) 25 Mart 2018’de Viyana Demokratik Haklar Derneği genel kurulunu gerçekleştirdi  Dernek lokalinde yapılan genel kurul saygı duruşu ve açılış konuşmasıyla başladı. Divan seçiminin ardından okunan siyasi rapor tartışıldı. Genelde dünyada özelde ise ülke ve Avusturya’daki siyasi politik gelişmelere değinilen raporun ardından faaliyetlerin değerlendirilmesine geçildi.  Önümüzdeki, süreçte ne tür faaliyetliklerin anı  omuzlayabileceği noktası bu gündemde tartışılan konular içindeydi. Mali raporun okunup onaylanmasının ardından yeni organların seçimi gerçekleştirildi. 14-15 Nisan’da yapılacak olan Avusturya Demokratik Haklar  Federasyonu’nun genel kurulu için seçilen delegelerin ardından dilek ve temennilerle  genel kurul sonlandırıldı.

adhk tarafından

ADHF 38. Kongresini Gerçekleştirdi

Mart 27, 2018 de ANASAYFA adhk tarafından

ADHF (Almanya Demokratik Haklar Federasyonu) 38’inci kongresini 24 Mart cumartesi günü Lüdwigsburg Kültür Merkezin’de gerçekleştirdi

Lüdwigsburg (27-03-2018) Almanya Demokratik Haklar Federasyonu 38’inci Konğresi; 100’üncü Yılında Şan Olsun Ekim Devrimine! Emperyalist Dünya Gericiliği Yıkılacak, Ezilen Dünya Halkları Kazanacak! Şiariyla Almanya’nın Güney bölgesi Ludwigsburg şehri Demokratisches Kulturzentrum da başarıyla gerçekleştirildi.

Konğre; açılış konuşması ve Afrin’de şehit düşenler şahsında tüm devrim ve komünizin şehitleri anısına yapılan saygı duruşuyla başladı.

Konuşmada özet olarak, gerek uluslararası boyut itibarıyla yaşanan siyasal ve toplumsal olaylar, gerek Almanya ve Avrupa’da işçi ve emekçilere, biz göçmenlere yönelik sömürü ve saldırı politikalarına, Türkiye-Kuzey Kürdistan’da yaşanan ağır faşìzm koşullarına ve faşist Türk devletinin Afrin’e saldırı ve işgali bağlamında Ortadoğu’da yaşananlara vurgular yapıldı.

Devamında divan seçimi yapıldı ve gündemler temelinde, konğrenin Siyasi Taslak yazısısının okunup degerlendirme ve tartışması sürdürüldü.

Bu bölümde, dünya egemenlik sisteminde emperyalistlerin durumu-pozisyonu, Almanya ve Avrupa emperyalistlerinin ezilenler cephesine yönelik saldırı ve politikaları, bizim gibi kurumların neden buraları esas almamız ve yoğunlaşmamız gerektiği, Afrin bağlamında faşist Türk devletinin saldırısı, işgali ve Ortadoğu üzerine hatırı sayılır yoğun tartışmalar yapıldığını söyleyebiliriz.

Konğre çatı örgütümüz ADHK adına bir yoldaşın konuşarak konğreyi selamlaması, dost kurumlar ATİF ve AGİF ‘in konğremize gönderdikleri mesajlarının okunması, sırasıyla diğer konğre gündemleri temelinde; saat 14:00 de başlayıp, gecenin geç saatlerine kadar, dilek ve temenniler ve kapanışla konğre başarıyla sonuçlandırılmıştır.

adhk tarafından

Katalan lider Puigdemont’un gözaltı süresi uzatıldı

Mart 27, 2018 de ANASAYFA adhk tarafından

Almanya’da gözaltına alınan Katalan lider Puigdemont hakim karşısına çıkmasının ardından mahkeme gözaltı süresini uzattı

Almanya (27-03-2018) Geçen Ekim ayında Katalonya’da yapılan referandum ve bağımsızlık ilanına ilişkin hakkında İspanya’da tutuklama kararı bulunan pazar günü gözaltına alındığı Almanya’da dün akşam saatlerinde hâkim karşısına çıkartılan Puigdemont’un gözaltı süresi mahkeme tarafından uzatıldı.

Bianet’te yer alan haberde Puigdemont’un, İspanya’ya iade edilip edilmeyeceği konusunda bu mahkeme ya da bir üst mahkemede karara varılana kadar gözaltında tutulacağı bildirildi ve avukatların yaptığı tahliye başvurusu reddedildi.

Agence France-Presse’e konuşan savcılık sözcüsü, iade konusunda kararın normal olarak 60 gün içinde verilmesi gerektiğini, Paskalya tatili öncesine denk gelen bu hafta içinde bir karara varılmasının ise beklenmediğini söyledi.

Puigdemont’un İspanya’ya iade edilmesi halinde, kendisine yöneltilen “isyan”, “isyana teşvik” ve “kamu kaynakları kötüye kullanma” suçlarından 30 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması söz konusu.

Tutuklama ve sürgünler nedeniyle Katalonya’da hükümet kurulamıyor

Geçen Aralık ayında Katalonya’da yapılan seçimlerde bağımsızlık yanlısı partiler çoğunluğu elde etmiş olmasına karşın, bu partilerden birçok politikacının sürgünde ya da hapiste olması veya haklarında soruşturma yürütülüyor olması nedeniyle hükümet kurulamıyor ve başkan seçilemiyor. 22 Mayıs’a kadar hükümet oluşturulamaması halinde Katalonya’da yeniden seçime gidilecek.

Gazete Patika

adhk tarafından

Boğaziçili öğrenciler: Savaş naraları kaybedecek

Mart 26, 2018 de ANASAYFA adhk tarafından

Boğaziçi Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü öğrencileri gözaltına alınan arkadaşlarına destek açıklaması yaptı

HABER MERKEZİ-(26-03-2018)  Erdoğan’ın hedef gösterdiği Boğaziçi Üniversitesi öğrencileri dün gözaltına alınmıştı Boğaziçi Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü öğrencileri bir açıklama yaparak gözaltına alınan arkadaşlarının yanında olduğunu belirtti.

Sendikaorg’daki habere göre Boğaziçi Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı öğrencileri “Arkadaşlarımız Boğaziçi Üniversitesine geri dönecek, muhbirler kaybedecektir. Düşünce özgürlüğü kazanacak, taassup yenilecektir. Savaş naraları kaybedecek, barış şiirleri okunacaktır. Çünkü her daim istibdat kahrolmuş, hürriyet kazanmıştır. Çünkü jurnalciler gitmiş, Namık Kemal’in Hürriyet Kasidesi kalmıştır” dedi.

Üniversiteliler açıklamalarında şunları söyledi:

Türkiye’de, özellikle son süreçte, özgür düşünceye, barış isteğine ve yaşama hakkına dair söz söylemek dört duvar ardına kapatılmanın en temel bahanelerini oluşturmaktadır. Siyasi konjonktüre dair farklı bir fikir beyan etmek engellenmekte, “makul ve muhbir vatandaş”lar tarafından hızlıca suç sayılmakta, genel kanaate uymayan en küçük ifade çeşitli biçimlerde yaftalanmaktadır. Son bir hafta içinde Boğaziçi Üniversitesinde olan biten de bu çerçeveden bağımsız değildir. Bugün, 25 Mart 2018’de yeni bir şafak operasyonuyla 3 sıra arkadaşımız, sınıf arkadaşımız, yurt/oda/ev arkadaşımız gözaltına alınmış, toplam gözaltı sayısı 7 olmuştur. 7 arkadaşımız, özgürlüklerinden şu an için yoksundur.

Bugün arkadaşlarımızı özgürlüklerinden alıkoymak, hatta bununla yetinmeyip eğitim haklarının ellerinden alınacağına dair tehditler savurmak özgür, eşit ve bilimsel eğitimi hiçe saymak, bu ilkeleri temel alan akademilerin özerkliklerini yok etmek demektir.

Arkadaşlarımızın ranzalarından, odalarından, evlerinden, okulun kamusal alanından yaka paça alınmasına önayak olan muhbirler de tarihin tüm jurnalcileri gibi bir gün özgürlük ve adalete ihtiyaç duyacaktır.

Bizler, Boğaziçi Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünden öğrenciler olarak, her alanda olduğu gibi edebiyat tarihinde de bu yaşananların örneklerini gördük, görüyoruz ve mücadele etmezsek görmeye de devam edeceğiz. Ancak tarih boyunca hak ihlallerine çanak tutan jurnalcilerin sürgüne mahkûm ettiği edebiyatçılar ve onların düşünceleri, insanlık sahnesinde er ya da geç kazanmıştır. Arkadaşlarımız Boğaziçi Üniversitesine geri dönecek, muhbirler kaybedecektir. Düşünce özgürlüğü kazanacak, taassup yenilecektir. Savaş naraları kaybedecek, barış şiirleri okunacaktır. Çünkü her daim istibdat kahrolmuş, hürriyet kazanmıştır. Çünkü jurnalciler gitmiş, Namık Kemal’in Hürriyet Kasidesi kalmıştır:

“Ne mümkün zulm ile bidâd ile imhâ-yı hürriyet

Çalış idrâki kaldır muktedirsen âdemiyetten”

Boğaziçi Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünden Öğrenciler

Artı Gerçek

adhk tarafından

ÖSO’cular yağma için çatışmaya başladı

Mart 26, 2018 de ANASAYFA adhk tarafından

Efrin’de iki ÖSO grubu arasında, yağma yüzünden çatışma çıktı Çatışmada 7 kişi öldü, 130’dan fazlası tutuklandı

Efrin (26-03-2018) Londra Merkezli Suriye İnsan Hakları Gözlemevi’nin duyurduğuna göre, çatışmalarda yedi militan öldü; TSK’nın talimatıyla 130’dan fazla tutuklama yapıldı.

Çatışma, geçmişte ABD destekli olan el Hamza Tugayları ile savaşçılarının büyük çoğunluğu Deyr el Zor bölgesinden gelen Ahrar el Şarkiye grupları arasında çıktı.

Ahrar el Şarkiye’nin El Hamza Tugayları’nı, ‘operasyonu lekelemek için Batı’dan talimat alarak’ Afrin’de evleri yağmalamakla suçladığı, iki grubun bunun üzerine birbirine girdiği belirtiliyor.

Suriye hükümeti yanlısı el Masdar ajansının haberinde ise Ahrar el Şarkiye’nin bir komutanının El Hamza militanları tarafından öldürüldüğü, çatışmaların bunun üzerine patlak verdiği belirtildi.

Gazete Patika

adhk tarafından

Dünyanın dört bir yanından Afrin’e destek

Mart 25, 2018 de ANASAYFA adhk tarafından

24 Mart Dünya Afrin Günü dolayısıyla Latin Amerika’dan Avrupa’ya, Avustralya’dan Japonya’ya binlerce insan gösteriler düzenledi

HABER MERKEZİ  – (25-03-2018) Afrin operasyonu üzerine Avrupa’da yaşayan parlamenter, hukukçu, akademisyen, kadın örgütleri temsilcileri, aydın ve yazarların çağrısı ile “24 Mart Dünya Afrin Günü” olarak ilan edilmişti.

Afrin ile Dayanışma Platformu’nun, Türkiye’ye dönük tepkileri göstermek ve kent halkını sahiplenmek amacıyla yaptığı “24 Mart’ta Dünya’nın dört bir yanında Afrin için harekete geçelim” çağrısı, dünya çapında Kürt halkı ve dostlarını sokağa döktü.

Protestoların en önemli adresi Kuzey Suriye kentleri oldu. Serekaniye halkı, Halk Evi önünde toplanıp, Azadî Meydanı’na kadar yürüdü. Hesekê’de de Sinalko kavşağında bir araya gelen binlerce kişi yürüyüşe geçti. Kentin işlek caddelerinden sloganlar eşliğinde devam eden yürüyüş, Şehitler Meydanı’nda son buldu. Burada konuşan Hesekê Kantonu Meclis Eşbaşkanı Ebdulxenî Oso, uluslararası toplumun Afrin’e yönelik saldırılar karşısındaki sessiz kalmasına tepki gösterdi.

Kobane’de ise binlerce kişi bir araya geldi. Eylemciler “Halkların iradesi tüm komplolardan güçlüdür”, “Hepimiz Efriniz” yazılı pankartlar taşıdı.

HEWLER VE SÜLEYMANİYE’DE AFRİN’E DESTEK

Kürdistan Bölgesi’nde de halk Afrin için Süleymaniye ve Hewler kentlerinde sokağa çıktı.  Süleymaniye’de binlerce kişinin katıldığı bir yürüyüş düzenlendi. Sahuluka Caddesi’nde saat 16.00’da başlayan yürüyüş Bağê Gişti Parkı’na kadar devam etti.

BM ÖNÜNDEKİ AÇLIK GREVİ 6. GÜNÜNDE

BM ve uluslararası güçlerin Efrîn için harekete geçmesi talebiyle İşviçre’nin Cenevre kentinde bulunan Birleşmiş Milletler (BM) Cenevre Ofisi önünde HDP milletvekilleri ve Belediye Eş Başkanları öncülüğünde başlatılan açlık grevi eylemi de 6. gününde devam etti.

Ziyaretçilerinde yoğun ilgi gösterdiği eylemde, kimi zaman hep bir ağızdan attıkları sloganlarla, kimi zaman ise birçok dilde yapılan konuşmalarla Efrîn’de yaşananlara dikkat çeken eylemciler, varlık gerekçesini hatırlattıkları BM’nin acil bir şekilde Efrîn için harekete geçmesini talep etmeyi sürdürdü.

LUGANO

İsviçre’nin Ticini Kantonu’nun Lugano kentinde de Kürtler ve dostları alanlardaydı. Ticino Kürt Toplum Merkezi ile Rojava ile dayanışma komitesinin organize ettiği eylemde Afrin’de öldürülen sivillerin fotoğrafları alana asıldı.

ALMANYA’DA 4 MERKEZDE PROTESTO

Yine Almanya’nın Düsseldorf, Erlangen ve Göttingen kentlerinde gösterier yapıldı. Erlangen kentinde de merkezi tren istasyonundan Beşiktaş-Platz’a kadar yürüyüş düzenlendi. Eylemde konuşan Erlangen Belediyesi Meclis Üyesi Özlem Bahadır, Almanya ve Rusya’yı eleştirdi. Göttingen kentindeki gösteride “Efrin düşmez, Efrin kazanacak” sloganları atıldı. Eylemde Alman devletinin Türkiye’ye silah vermesi de protesto edildi. Düsseldorf’ta ise, kentin en işlek merkezlerinden olan Schadowplatz’da Alman kurumların katılımı ile düzenlenen yürüyüşte, öldürülen sivillerin fotoğrafları taşındı.

Fransa, İngiltere, Afganistan, Sırbistan, Latin Amerika ülkeleri, Avustralya ve Japonya’da da destek eylemleri yapıldı. (Mezopotamya Ajansı)

adhk tarafından

KCK: Gerilla Şengal’den çekiliyor

Mart 23, 2018 de ANASAYFA adhk tarafından

KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı, 3 Ağustos 2014 koşullarının ortadan kalktığını, Êzidîlerin artık örgütlü bir toplum olduğunu, Şengal ve çevresinde güvenliğin sağlandığını, bu sebepten dolayı gerilla güçlerinin çekileceğini belirtti

Şengal (23-03-2018) KCK açıklamasında, “Gerilla, Êzidîleri soykırımdan kurtarma amaçlı Şengal’e müdahale etmiştir. Gerilla bu amaca ulaşmanın güveni ve huzuruyla Şengal’den çekiliyor’’ denildi.

Açıklamada şu ifadeler yer aldı;

Êzidîler Irak’la yapılan görüşmeler sonucunda taleplerinin çözülme koşulları ve imkanlarının oluşma sürecinde olduğunu belirtmişlerdir. DAİŞ’in bölgede yenilgiye uğratılmasından sonra Êzidîlere yönelik tehlike de önemli oranda ortadan kaldırılmıştır. Irak devletinin yaklaşımları ve Kürt halkının örgütlü toplum haline gelmesi güvenlik kaygısını gideren bir düzey ortaya çıkarmıştır. Bu açıdan gerilla güçlerimizin Şengal’e müdahale ettiği dönemdeki koşullar şu anda önemli oranda aşılmıştır. Öte yandan Türk devleti ve bazı güçlerin Kürtlerle Irak’ı karşı karşıya getirme çabası içinde olduğu görülmektedir. Irak devletinin Türk devletinin bu yönlü politikalarını dikkate almaması ve Êzidî halkının güvenliği ve özyönetimleri için duyarlılık göstermesi bizlerin Şengal’deki gerilla güçlerinin varlığını gözden geçirmemizi sağlamıştır. Êzidîlerin örgütlü toplum haline gelmeleri, Şengal’de kendilerini yönetecek konuma ulaşmaları, Irak’ın Êzidîlerin demokratik taleplerine duyarlı olması ve Êzidîlerin güvenliği konusundaki olumlu yaklaşımları sonucu gerilla güçlerimizi Şengal’den çekme kararı aldık. Gerilla, Êzidîleri soykırımdan kurtarma amaçlı Şengal’e müdahale etmiştir. Gerilla bu amaca ulaşmanın güveni ve huzuruyla Şengal’den çekiliyor.

Özgürlük Hareketimiz tarih sahnesine çıkışından bu yana Êzidîler konusunda duyarlı olmuştur.  Özellikle Önder Apo Êzidîler konusunda her zaman hassas olmuş, Hareketimizi Êzidîlerin koruması konusunda sürekli uyarmıştır. Önderliğin söylemleri bizler için her zaman talimat niteliğinde olmuştur. Êzidîlere karşı ister Bakur’da, ister Rojava’da, ister Başur ve Irak’ta nereden saldırı olursa olsun yanlarında olacağımız tartışmasızdır. Ancak bugün Irak hükümetinin Musul ve Şengal çevresindeki varlığı ve Êzidîlerle kurduğu iyi ilişkiler yakın zamanda böyle bir ihtiyacın olmayacağını göstermektedir. Êzidî toplumunun örgütlü toplum karakteri ve kendini koruma gücüne ulaşması, Irak hükümetinin olumlu yaklaşımları ve tüm insanlığın duyarlılığının Êzidîlerin sorunlarını çözeceğine inanıyoruz. Bu temelde Şengal’de DAİŞ’e karşı mücadelemizde destek olan tüm güçlere teşekkür ediyoruz. Êzidîleri özgür ve demokratik yaşama kavuşturma mücadelesinde şehit düşen gerillaları, Êzidî öz savunma güçlerini ve Şengal’in DAİŞ’ten kurtarılması mücadelesinde tüm şehit düşenleri minnetle ve saygıyla anıyoruz.’’

Gazete Patika

adhk tarafından

Salih Müslim: YPG gerilla savaşına yönelecek

Mart 23, 2018 de ANASAYFA adhk tarafından

Salih Müslim, Afrin konusunda Rusya’yı suçladı ve ‘Türkiye’ye yeşil ışık yaktılar’ dedi

HABER MERKEZİ-(23-03-2018)  Demokratik Birlik Partisi’nin (PYD) eski eş genel başkanı Salih Müslim, İsveç’in Stockholm kentinde, Fransız haber ajansı AFP’nin sorularını yanıtladı. Müslim, YPG’nin gerilla savaşına yöneleceğini söyledi.

‘GERİLLA SAVAŞINA YÖNELECEKLER’

Müslim, Afrin’den çekilen YPG birliklerinin nasıl hareket edeceği sorusunu şöyle yanıtladı:

“(Savaşa) Hâlâ devam ediyorlar. Gelecekte de devam edecekler. Ama savaşma şekillerini değiştirecekler. Cephe savaşı yapmak yerine gerilla savaşına yönelecekler. Başaracaklarına inanıyorum.”

‘RUSYA, TÜRKİYE’YE YEŞİL IŞIK YAKTI’

Türkiye’nin düzenlediği Afrin harekatına ilişkin Rusya’yı suçlayan Müslim şöyle devam etti:

“Ruslar bizi hayal kırıklığına uğrattı. Çünkü Suriye’ye geldiklerinde bazı yükümlülükleri vardı. Evet, (Suriye) rejimin çağrısıyla geldiler ama o zaman Suriye’nin toprak bütünlüğünü koruma sözü vermişlerdi. Ama şimdi Türkiye Suriye’nin kuzeyindeki tüm Şahba Bölgesi’ni işgal ediyor.

Afrin’i işgal ediyorlar. Direnişe rağmen Rusya hiçbir şey yapmadı. Türkiye’ye yeşil ışık yaktılar; bunda sadece biz değil herkes hemfikir. Rusya yeşil ışık yakmasaydı bunu yapamazlardı.”

Müslim İsveç’te yaptığı açıklamada, Türkiye’nin kendisini yakalamak veya korkutup susmasını sağlamak istediğini de belirtti.

(BBC Türkçe)

adhk tarafından

Ludwigsburg’da Newroz kitlesel kutlandı

Mart 23, 2018 de ANASAYFA adhk tarafından

Ludwigsburg’da Newroz eylemi ve coşkusu Efrindeki mücadelenin güneşi ve Edi Bese platformunun güçlendirisi oldu soğuk ve karlı sokaklarda

Ludwigsburg (23-03-2018) Tek tip elbisesine karşı oluşturulan Ludwigsburg Edi Bese Plattformu Efrin saldırısı kaynaklı iki aydır her cuma miting düzenlemektedir. Bu oluşum bir yürüyüş ile faaliyetlerine başlarken, bugün ise heryer direniş heryer Efrin diyerek Newrozu miting ve yürüyüşle taçlandırdı.

Linksjugend, MLPD, Ökolinks, ADHK, AÜİF olmak üzere Ludwigsburg’ un tüm ilerici güçleri katıldı. Konuşmalar genelde bağımsız, birleşik, sosyalist Kürdistan, anti emperyalist ve antikapitalist mücadele, Alman hükümetinin teşhiri üzerine yoğunlaştı.

Kitlesel katılm ve coşkulu sloganlarla Newroza merhaba dendi. Hazırlanan afişler ilgi odağıydı. Yürüyüş sonrası bir gencin YPG bayrağı taşıması nedeniyle tutuklandıysada, kısa zamanda serbest bırakıldı. Newroz ezilenlerin güneşli habercisi oldu Ludwigsburgda.

Newroz eylemi ve coşkusu Efrindeki mücadelenin güneşi ve Edi Bese platformunun güçlendirisi oldu soğuk ve karlı sokaklarda.