adhk tarafından

Dersim’de seçim çalışmaları tüm hızıyla devam ediyor

Mayıs 28, 2018 de ANASAYFA adhk tarafından

Dün HDP bileşenleri ve SMF tarafında HDP Dersim vekil adayları Alican Önlü ve Meral Hanbayat’ın da katılımıyla ortak bir seçim çalışması yürütüldü

Dersim (28-05-2018) Tanzi (Tozkoparan) , Sörpiyan (Yolkonak), Balişer (Beydamı), Margik (Günboğazı) köylerini ziyaret edildi. Kutudere ve Harçik’de halkla buluşup piknik alanlarında vakit geçiren insanlarla sohbet edildi.

Çalışmaların sonunda HDP Gençlik Meclisi’nin Harçik’te düzenlediği pikniğe katılım sağlandı. Burada vekil adayları gençlere ve öğrencilere bir konuşma yaptı. Meral Hanbayat konuşmasında Dersim topraklarındaki mücadeleden, bu mücadelenin devamlılığından ve bu topraklarda yaşayan insanların mücadelesinin ortaya çıkarmış olduğu değerlerden bahsetti. Gençliğin bu mücadeleyi ve yaratılan değerleri ilerletecek güç olduğuna vurgu yapan Hanbayat seçim çalışmaları dahi tüm toplumsal mücadelede gençliğin önemli bir rol üstlendiğini, üstlenmesi gerektiğini söyledi.

Sonrasında Alican Önlü Zazaca ve Türkçe olarak yaptığı konuşmada ortak mücadelenin öneminden bahsetti. Tüm sol, sosyalist kurumların ve HDP’nin ortak paydada buluşmasının önemine değinen Önlü, konuşmasında Amed zindanlarında katledilen Kaypakkaya’nın bu topraklardaki direnişinden vurgu yaptı.

Piknik, halaylarla son buldu.

Seçim çalışmalarının bugün de son hızla devam ettiği belirtildi.

Gazete Patika

adhk tarafından

Dersim’in tek kadın adayı: Eşit temsiliyet için adayım

Mayıs 27, 2018 de ANASAYFA adhk tarafından

Dersim’de siyasi partiler arasında tek kadın aday olan HDP’nin 2’nci sıra adayı Meral Hanbayat Yeşil, sağ ittifaklara karşı HDP’de aktif rol almak istediğini belirterek, “Hayranlık uyandıracak bir mücadele bu mücadeleyi büyütmek için HDP’de aday oldum” dedi

Dersim (27-05-2018) Dersim’de siyasi partiler arasında tek kadın aday gösteren Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) 2’nci sıra adayı Meral Hanbayat Yeşil, 12 Eylül darbesi sonrası ailenin göç etmesi üzerine Bursa’da büyüyor. Yeşil’i hukuk okumaya sevk eden ise, mücadeleci gelenekten gelen ailede yaşanan tutuklama ve gözaltılar oluyor.

‘Ezilen hakların avukatı oldu’

Son 20 yıldır İstanbul’da yaşayan Yeşil, 14 yıl aktif avukatlık yaptı. Ceza avukatlığı yapan Yeşil, devrimci, yurtsever, sosyalist, işkence gören ve köyleri boşaltılanları savundu. Avukatlık dışında kadın mücadelesinde de aktif rol alan Yeşil, evli ve 2 yaşında bir çocuğu var. Yeşil, HDP’den aday oluşunu ve yaşam hikayesini anlattı.

‘Sağ ittifaklara karşı HDP’

Ülke ve halk olarak zor bir süreçten geçildiğine dikkat çeken Yeşil, “Türkiye’de biri Cumhur İttifakı diğeri Millet İttifakı adıyla iki sağ blok oluştu. Buna karşı ise tüm ezilen halklar, kadınlar, gençlerin sesi ve soluğu olabilecek HDP ittifakı var. Yapılan sağ ittifaklara karşı HDP tek başına kaldı. Özelikle AKP iktidarı tarafından hedef alınması, milletvekilleri ve belediye eşbaşkanların tutuklanması, benim bu mücadelede aktif rol almama teşvik etti. Ayrıca, ötekileştirilenlerin tek adresi HDP olduğu için aday oldum. 24 Haziran’ın her taraftan desteklenmesi ve başarıyla sonuçlanması için HDP’de yer alıyorum” dedi.

‘Kadınlar olarak Meclis’e damga vuracağız’

HDP’nin gerçek bir kadın partisi olduğunu vurgulayan Yeşil, “Kadınlar bütün parti çalışmalarında rengini hakim kılabiliyorlar. Kadın kimliği ile öncülük ediyorlar. Bu çok önemli bir nokta. Hayranlık uyandıracak bir mücadele. HDP’deki eşit temsiliyet bile başlı başına kendisini diğer partilerden ayıran bir nokta. Eğer barajı aşarsak ciddi bir kadın kotası ile Meclis’e damga vuracağız. Kadın mücadelesinde önemli işler başaracağız” diye belirtti.

‘Dersim’in tek kadın adayı olmam üzücü’

Kentte tek kadın aday olduğuna belirten Yeşil, şöyle devam etti: “Kadın mücadelesi açısında Dersim gibi bir yerde tek kadın adayın olması bence üzücü. Tüm Dersimlilerin üzerine düşünülmesi gereken bir konu. Çünkü kadınların kendisini birçok bölgeye göre özgür hissettiği yer Dersim’dir. Politikleşen kadınların diyarıdır. Hayatın her alanında da bu mevcuttur. Bu nedenle başta kadınlar olmak üzere tüm Dersimlilerin tek kadın adaylarını Meclis’e göndermelerini istiyorum.”

‘Özgürlük köprüsünü inşa edeceğiz’

Tüm ittifakların HDP’nin baraj altında kalmasını amacıyla yapıldığını ifade eden Yeşil, şunları dile getirdi: “Ancak HDP barajı aşmak ile kalmayacak. 24 Haziran’da yıkıp geçecek. Özgürlük köprüsü inşa edecek.  Türkiye’de 16 yıllık AKP iktidarın sonucu toplumsal çürümeyi beraberinde getirdi. Toplumun tüm değer yargılarının alt üst etti. İnsanların asla kabul edemeyeceği kötülükler toplum tarafından artık kabul görülecek noktaya geldi. 24 Haziran seçimlerini kazansak dahi büyük bir yıkıntı bizi bekliyor. Aslında yeninden Türkiye’yi inşa süreci bizleri bekliyor.  Dolayısıyla tüm topluma rol ve model olmayı hedefliyoruz”

‘Mutlu bir sabaha uyanalım’

Özelikle kadınların seçim çalışmalarında yer alarak rengini hakim kılmasını isteyen Yeşil, “Bizlere yasak edilen sokakları hep birlikte özgürleştirelim. Dersimli kadınlarla birlikte bu mücadeleyi büyütüp Türkiye’ye model olmak istiyorum. 25 Haziran’da mutlu ve umutlu bir sabaha uyanmak istiyorum. Çünkü karabasan gibi üzerimize çöken bir AKP iktidarı var. Ruhumuz yoruldu. Dersim halkının politik olduğuna düşünüyorum. Gereken cevabı da 24 Haziran’da vereceğini biliyorum” diye konuştu.

MA/DERSİM

adhk tarafından

ATİK’li Tutsaklardan Haydar Bern’den Mesaj; Mayıs’ın Güneşi Sizlerle Olsun

Mayıs 25, 2018 de ANASAYFA adhk tarafından

ADHK’lı kardeşlerime Stadelheimer de sevgiyle, sağlıklı başarılar dilerim Bizler için yürüttüğünüz onurlu desteğiniz ve mahkemelere katılarak sunduğunuz değerli katkılarınızdan dolayı teşekkür ederim

Haydar Bern (25-05-2018) Stadelheimer de devrimci kardeşlerim ADHK duvar gazetesi ile gönderdiğiniz sıcak selamınızı aldım.Çok sevindim. Küresel emperyalist güçlerin, faşist Türk devletine sundukları destekle Suriye’nin Kuzeyi, Kürt Ulusnun toprağı olan Efrin’i işgal etmesi, uluslararası Küresel diktatör devletlerin planı dahilinde; Kürt Ulusal hareketi şahsında, proletarya ve ezilen dünya halklarına karşı vurulmak istenen bir darbedir diye düşünmekteyim. Bunun yanında başka etmenlerde mevcuttur. Dolayısıyla bu sene ve önümüzdeki yıllarda,orta-doğu ve Türkiye ‘de katliamlar, sürgünler giderek artacağa benziyor. Bu durumu gören demokratik kitle örgütleri ve devrimcilerin ortak dayanışma, mücadeleyi büyütme, halkların haklı meşru mücadelesi olan sokaklarda, alanlarda demokratik hak mücadelesinin yürütülmesini, biz tutsaklar olarak tüm kalbimizle destekliyoruz.

ADHK’lı kardeşlerime Stadelheimer de sevgiyle, sağlıklı başarılar dilerim. Bizler için yürüttüğünüz onurlu desteğiniz ve mahkemelere katılarak sunduğunuz değerli katkılarınızdan dolayı teşekkür ederim. MAYIS’IN GÜNEŞİ SİZLERLE OLSUN.

Haydar Bern

23 Mart 2018

adhk tarafından

Almanya/Stuttgart’ta Kaypakkaya anması gerçekleştirilecek

Mayıs 24, 2018 de ANASAYFA adhk tarafından

Sosyalist Halk Savaşımızın siperlerinde ölümsüzleşen Yılmaz Kes yoldaşın, cüret edip ileri atılma bilinci, Kaypakkayacı kazanma bilincidir Bugün, nitel ilerleme sürecinin, teorik, ideolojik, politik, örgütsel beyanlarını, Şahin’le, Mahir’le, Mercan’ la, Eren’le, Eylem’le, Cemile ve On Bir’lerle, sosyalist halk savaşı mevzilerinde, örgütsel nitelikle buluşturma pratiğimiz, Kaypakka’nın açtığı tarihsel çığırdan niteliğini almaktadır. Kaypakkaya ve ardılları,  devrimi esas alan, ezilen-sömürülen halkların, mazlum ulus ve inançların özgürlük düşünü gerçekleştirecek, bağımsızlık-sosyalizm ve komünizm yürüyüşünün yolunu gösteriyor

HABER MERKEZİ(24.05.2018)- Her yıl geleneksel olarak Avrupa’da yapılan Kaypakkaya ve şahsında devrim ve komünizm mücadelesinde ölümsüzleşenlerin anıldığı anma etkinlikleri bu yılda kitlesel ve coşkulu bir şekilde gerçekleştirilmektedir. Bu anmalardan biride merkezi olarak 26 Mayıs tarihinde Almanya’nın Ştuttgart kentinde yapılacaktır.

Anma etkinliklerine dair Tertip Komitesinin yayınlamış olduğu çağrı metnini öneminden dolayı olduğu gibi yayınlıyoruz.

‘’Faşist  diktatörlük tarafından, Amed zindanlarında katledilmesinin 45. Yılında, Türkiye-Kuzey Kürdistan proletaryası ve her milliyetten halkların, enternasyonalist komünist önderi İbrahim Kaypakkaya’yı, Türkiye-Kuzey Kürdistan coğrafyasında, Marksist felsefeden kopan bağları, ideolojik, politik, devrimci pratik ile daha ileri bir düzeyde buluşturan, O’nun, proletaryanın siyasal iktidar mücadelesinde açtığı tarihsel çığırın devamcıları olarak anıyoruz. Marksist ve ilerleyen tarihsel koşulların nitel aşamaları olan Leninist ve Maoist felsefe ve kuramın, devrimci özle bağlarını kurarak, ihtilalci komünist ideoloji-teori-strateji-örgüt, devrim, tarih anlayışı ve genel siyasal çizgi gibi temel başlıklarda, stratejik bir konumlanıştır KAYPAKKAYA. Türk egemenler sistemi tarafından, Amed zindanlarında aylarca süren hunharca işkencelerle katledilişinin, ideolojik-politik sebebi budur. Ama çabaları beyhude. 24 Nisan manifestosu ile Vartinik ve 18 Mayısta göndere çekilen kızıl bayrak, devrim-sosyalizm ve yüce komünizme ulaşmak için, sürdürülen devrimci savaşta, kazanmak bilinci, doğru temeller üzerinde oturmuş, emekçilerin, ezilenlerin, sömürülenlerin saflarında tohum olarak serpilmiş, büyümüş, tesis edilmişti. Ve tüm engellemelere rağmen kazanacaktır. Dönemsel gerilemelere, yaşanan ve daha da yaşanması olası olan yenilgilere, uzun erimli devrimci savaştaki bazı tökezlemelere karşın, devrime, sosyalizme-komünizme olan bilimsel inancımızın mayası budur.

Marksist-Leninist-Maoist dünya görüşü,  her bir toplumsal koşulda, özgürleşme bilinci ile politik varlık kazanır. Kaypakkaya, proletarya bilincinin, Türkiye-Kuzey Kürdistan sahasında, pratik-politik bir eksene oturmasında, mihenk taşıdır.  Burjuva ideolojisine bulaşık, her türlü politik yaklaşımı red ederek, burjuva ideolojisinin diktatörlüğü olan Kemalizm’in cepheden reddi, Kürt Ulusal sorunu başta olmak üzere, Ermeni ve diğer azınlıklara karşı geliştirilen soykırım-katliamlarda ortaya konan teorik-politik tezler ve alınan devrimci tutum, egemen sınıflar siyasetine, On’ların devletli kanlı  tarihlerine ve bu siyasetin farklı renklerde topluma sirayet eden anlayışlarına karşı tarih sahnesinde yerini alan komünist bir duruştur.

Kaypakkaya’da tarih, devrimci savaşta güçlü bir silah haline getirilmesi perspektifidir. Bunun temel yolu, tarih içinde, burjuva iktidarlarını onaylayıcı, ona bulaşmış tüm tarihsel “miraslardan” köklü kopuşla olanaklıdır. Halkın tarihi ile burjuvazi ve türevleri gericiliklerin tarihi arasına çekilen kalın çizgiler üzerinden, kendi tarihsel koşullarındaki önderliklerinin bütün problemlerine karşın, ezilen halkların, mazlum ulusların ve inançların tarihini, materyalist bir yöntemle kalıba dökmek, halkın tarihini, kurtuluş mücadelesinde bir silah haline dönüştürmek, komünistler açısından doğru bir tarih okumasıdır. Ve Kaypakkaya, aydınlanmacı-pozitivist, ilerlemeci çizgilere, egemen ulus şovenizmi, resmi tarih yorumu ve etkilerine karşı köklü bir kopuşu ifade eder. Yalnızca, Türk egemenler sisteminin, inkârcı-tekçi-katliamcı-soykırımcı geleneklerini değil, “sosyalist” maskeli şöven-milliyetçi paradigmaları deşifre etmesinin gücü, üzerinde yükseldiği diyalektik-materyalist tarih anlayışındaki ileri kavrayıştır.

“Sosyalist” maske ile parlamentarist- revizyonist- oportonist kulvarda yüzen anlayışları, siyasal iktidarın zorla zapt edilmesi neşteri ile aşan Kaypakkaya yoldaş, aynı zamanda, devrimin niteliği, verili tarihsel koşullardaki stratejik-taktik araçları, gelecek toplum projesi, devrimci şiddetin uygulanma sahası, sınıfların tahlili ve karşı devrim iktidarının niteliği, ulusal sorun ve çözümü gibi temel meselelerde ortaya koyduğu teorik tezler ve politik tutumla, Marksist felsefe çizgisiyle, sosyal toplumsal zeminle doğru buluşamamış devrimci anlayışlarla da, devrimci bir çizgide hesaplaşmıştır.

Kaypakkaya’nın tarihsel nitelikteki, sadece sağcı revizyonist çizgilerden değil, aynı zamanda, küçük burjuva devrimciliği ve küçük burjuva “sosyalizm” anlayışından kopuşunun gücü, kuşkusuz, felsefi-ekonomik politik ve sınıflar mücadelesi bağlamında, tarihsel gelişmelere denk nitel ilerlemeler sürecinin son halkası olan Büyük Prolater Kültür devriminin mirası üzerinde yükselmesinden gelmektedir. Kaypakkaya’yı, bu ideolojik-politik özle kavranmayıp, tarihsel koşullardaki doğru tespitleriyle sınırlamak, dogmatizmdir, statükoculuktur, O’nun, hakikatleri yorumlama ve devrimci politika ile değiştirme çizgisini anlamamaktır.

Çünkü Kaypakkaya, Marks-Engels-Lenin-Mao çizgisinde, komünist ilerleme bilincidir. Diyalektik-Tarihsel materyalizmin somut durum ve nedenlerinin tahlili üzerinden, geleceğin toplumsal dinamiklerini, her verili tarihsel koşullarda yeniden ve yeniden, stratejik araçlarla kalıba dökme felsefesidir. Bilimsel dünya görüşümüz, tarihsel koşullara göre ilerletilmesi gereken bir eylem kılavuzudur. Kaypakkaya’nın öğrettiği, devrimci savaş içinde yarattığı miras budur. O’nun çizgisinde, Sosyalist Halk Savaşı siperlerinde yürümeye azmettiğimiz yol, bu tarihsel birikimden ışık almaktadır.

Sosyalist Halk Savaşımızın siperlerinde ölümsüzleşen Yılmaz Kes yoldaşın, cüret edip ileri atılma bilinci, Kaypakkayacı kazanma bilincidir. Bugün, nitel ilerleme sürecinin, teorik, ideolojik, politik, örgütsel beyanlarını, Şahin’le, Mahir’le, Mercan’ la, Eren’le, Eylem’le, Cemile ve On Bir’lerle, sosyalist halk savaşı mevzilerinde, örgütsel nitelikle buluşturma pratiğimiz, Kaypakka’nın açtığı tarihsel çığırdan niteliğini almaktadır. Kaypakkaya ve ardılları,  devrimi esas alan, ezilen-sömürülen halkların, mazlum ulus ve inançların özgürlük düşünü gerçekleştirecek, bağımsızlık-sosyalizm ve komünizm yürüyüşünün yolunu gösteriyor.

Türkiye-Kuzey Kürdistan ve bölgedeki gelişmeler, emperyalist ve bölgesel güçlerin bunca kuşatması altında, devrime çağrı yapıyor. Karşı devrimin tüm bitirme planları, emperyalist-kapitalist hegemonya ve onun yedeğine düşen anlayışlara karşı, Dersim’den Efrin’e, Kaypakkaya’cı güzergâhın tarihsel hükmünü emrediyor. Süreç budur, görev açık ve nettir. Kazanacağımız dünya için, Kaypakkayacı çizgide birleşelim…

İşçiler, Emekçiler, Devrimciler, ezilen ulus ve inançlara mensup halklar, Yoldaşlar,

Bu bilinçle, 45. Ölümsüzlük yılında, Komünist önderimiz Kaypakkaya şahsında düzenleyecegimiz, “parti ve devrim şehitlerini anma” etkinliğimize katılmaya çağırıyoruz’’

Halkın Günlügü

adhk tarafından

Oyun oynayan çocuk polis kurşunuyla kalbinden vuruldu

Mayıs 24, 2018 de ANASAYFA adhk tarafından

Muş’ta 10 yaşındaki bir çocuk evinin önünde oynadığı sırada zırhlı araçtan açılan ateş sonucu vurularak ağır yaralandı

Muş (24-05-2018) Kürt sorununda barış sürecinin sona erdirilmesinin ardından sık sık karşılaşılan zırhlı polis ve askeri araçlardan çocukların üzerine ateş açılmasına bir yenisi daha eklendi.

Çarşamba günü Muş’un İstasyon Caddesi üzerindeki Duvarbaşı mahallesindeki evlerinin önünde oynayan 10 yaşındaki Veysel Toplu adlı çocuk, saat 18.00 sıralarında zırhlı araçtan bilinmeyen bir nedenle açılan ateşle vuruldu. Açılan ateşle kalbine çok yakın bir yerden vurulan çocuk ağır yaralandı.

Çevredekiler tarafından Muş Devlet Hastanesi’ne kaldırılan küçük çocuk, yoğun balıma alındı. Tedavisi süren çocuğun hayati tehlikesi halen ciddiyetini koruyor.

POLİS, ÇOCUĞA KURŞUN İTİRAZ EDENE BİBER GAZI SIKTI

Çocuğun vurulması sonrası olayın yaşandığı İstasyon Caddesi üzerinde toplanan halk, polise tepki gösterdi. Polisler ise halkın üzerine biber gazı sıkarak müdahalede bulundu. Yaşanan olaya dair ne Muş Valiliği ne de başka bir resmi kurum tarafından henüz bir açıklama yapılmadı. (MEZOPOTAMYA AJANSI)

adhk tarafından

Gummersbach’da 24 Haziran Seçimlerine ilişkin Panel yapıldı

Mayıs 23, 2018 de ANASAYFA adhk tarafından

21 Mayıs 2018 Pazartesi Almanya/ Gummersbach Şehrinde ADHK, AABF, NAV-DEM, DİDF ve AvEG-Kon’un katılımıyla 24 haziran seçimlerine ilişkin panel gerçekleştirildi

Gummersbach (23-05-2018) İlginin yoğun olduğu panel, katılım ve  tartışma açısında oldukça canlı ve zengin geçti. İlk turda katılımcılar hangi koşullarda seçime gidiyoruz sorusuna cevap aradı. Türkiye’de ve dünyada olan bitenin burjuva ideologların tarihin yol kazaları yalanına sarılarak yorumladıkları, özünde ise burjuvazinin ekonomik ve siyasi çıkarlarını savunma ve genişletme cabasını ifade eden seçimler ve Türkiye’de ne anlama geldiği konusu tartışıldı.

Burjuvazi kitleleri aldatma fakat zor ve açık baskıyı kullanarak yönettiği burjuva demokrasisi ve  kitlelere özellikle terör uygulayarak fakat aynı zamanda aldatma yöntemine de başvurarak yönettiği faşizm ve açık askeri diktatörlük bu yönelimler burjuvazinin iktisadi ve siyasi durumunun içinde bulunduğu durumla alakalıdır.

Askeri diktatörlük silahlı güçlere dayanırken faşizm ise kitle tabanı oluşturur bunun için kendi sosyal- faşist demagojiyi kullanır denilerek; dünyada faşizmin tırmanışına ve bazı Avrupa ülkelerinde nasıl iktidara geldiği ve bugünkü durum  örnekler verilerek anlatıldı.

İkinci turda ise,  Avrupa’da neler yapılabilir başlığı altında tartışma yürütüldü. Bütün Panelistlerin ortak paylaştıkları  belirleme; dağınık kitleleri sınıf çıkarları etrafında birleştirme ve siyasallaştırma, faşizmin kitle tabanını zayıflatma temelinde propaganda ve ajitasyonu yoğun kullanmanın önemi üzerine vurgular yapılarak, tartışmalar sona erdi.

adhk tarafından

ADHK; 26 Mayıs Kaypakkaya Yoldaşı Anma Gecesine Katılalım!

Mayıs 23, 2018 de ANASAYFA adhk tarafından

26 Mayıs Cumartesi günü, Almanya’nın Sturtgart şehrinde ”  KOMÜNİST ÖNDER İBRAHİM KAYPAKKAYA’YI VE TÜM YİTİRDİKLERİMİZİ ANIYORUZ” şiarıyla yapılacak olan Anma Etkinliğine duyarlı herkesi katılmaya çağırıyoruz

45’inci ÖLÜMSÜZLÜK YIL DÖNÜMÜNDE, İBRAHİM KAYPAKKAYA’YI SAYGIYLA ANIYORUZ !

ADHK (23-05-2018) Bundan tam 45 yıl önce, Türkiye Kuzey Kürdistan siyasal coğrafyasının öne çıkardığı, 3 devrimci önderden biri olan İbrahim KAYPAKKAYA, ardında büyük bir devrimci miras bırakarak, düşmanlarını kıskandıran bir direnişin doruklarında ölümsüzleşti..

O Faşist Diktatörlüğe her düzeyde meydan okuyup, onu tepeden tırnağa devrimci teori asitiyle çözdü. Bununla da yetinmedi. Vakit kaybetmeksizin “önümüzde zorlu ama şanlı mücadele günleri var diyerek” sınıf mücadelesinin engin denizine atılarak, nihai hedefi insanlığın komünist kurtuluşu olan, eylemli devrimciliğin önderliğiyle, başta Türkiye Kuzey Kürdistan ezilen halkları olmak üzere, tüm Dünya halklarına kıymetli bir mücadele perspektifi bırakarak, tarihi rolünü oynadı.

Bugün görev, O’nun ölümünden tam 45 yıl sonra da, teorik ve pratik olarak açtığı mevzileri inadına Devrim, inadına Sosyalizm kararlığıyla tutarak, Faşizme, Emperyalizme ve Dünya Geriliğine karşı mücadeleyi, somut şartların somut tahlili ilkesi temelinde ileri taşımaktır.

Bu temelde, Devrim ve Sosyalizm mücadelesinde Mayıs ayı içinde ölümsüzleşen İbrahim Kaypakkaya, Deniz Gezmiş, Haki Karer’i saygıyla anıyor, onların şahsında mücadelede ölümsüzleşen tüm yoldaslarımıza ideallerine bağlı kalma sözümüzü yineliyoruz.

Bu duygu ve düşüncelerimizle, 26 Mayıs Cumartesi günü, Almanya’nın Sturtgart şehrinde ”  KOMÜNİST ÖNDER İBRAHİM KAYPAKKAYA’YI VE TÜM YİTİRDİKLERİMİZİ ANIYORUZ” şiarıyla yapılacak olan Anma Etkinliğine duyarlı herkesi katılmaya çağırıyoruz..

Devrim Şehitleri Ölümsüzdür !

6 Mayıs’ı, 18 Mayıs’ı Unutma !

Kaypakkaya’yı Anmak Onurdur !

ADHK (Avrupa Demokratik Haklar Konfederasyonu)

adhk tarafından

Hamburg’da Kaypakkaya anması gerçekleştirildi!

Mayıs 23, 2018 de ANASAYFA adhk tarafından

Enternasyonal proletaryanın Türkiye-Kuzey Kürdistan kolunun temsilcisi olan komünist devrim çizgisinin kuramcısı, komünist önder Kayapakkaya’ nın, Amed zindanlarında, faşist diktatörlük tarafından en vahşi işkencelerle katledilişinin 45 yılı, Almanya’nın Hamburg kentinde düzenlenen bir etkinlikle anıldı Etkinlikte Kaypakkaya şahsında devrim ve komünizm mücadelesinde ölümsüzleşenlerin devrimci komünist mirasları sahiplenildi

HABER MERKEZİ(23.05.2018)- Her yıl Avrupa’da geleneksel olarak düzenlenen, Komünist Önder Kaypakkaya şahsında “ Parti ve devrim Şehitlerini Anma” etkinliği, bu yıl Stutgart  (Merkezi) ve Hamburg (Bölgesel) merkezli olarak planlanmış ve bu planlama gereği, anma etkinliklerinin ilki Hamburg’da gerçekleştirildi. Başından sonuna, Kaypakkaya’ nın ardılları ve yoldaşlarının sürdürdüğü devrimci kolektif emek ve çalışmanın, devrimci bir disiplinle, anma etkinliğine katılan kitle ile buluşturulması ve Kaypakkaya şahsında, tüm devrim-komünizm davasında yitirilenlerin kitle ile birlikte sahiplenilmesi, anma etkinliğinin ayrı bir anlam ve önemiydi ve etkinlik bu emek ve coşku ile başladı.

Anma etkinliği, “Teslim Olmak Yok, Başlar Dik Namlular Kızıl Olsun Yoldaşlar” şiirinin okunduğu, Dünyada, Türkiye-Kuzey Kürdistan’da, Bağımsızlık, Halk demokrasisi, Sosyalizm ve yüce Komünizm davasında yitirdiklerimiz için yapılan saygı duruşu ile başladı. Türkiye Kuzey-Kürdistan siyasal-devrimci mücadele tarihi, Kaypakkaya’nın çıkışı ile temsil ettiği komünist nitelik, bu niteliğin ideolojik, siyasal,  örgütsel ve askeri planda temsili,  ısrar ve cesaretle sürdürülen mücadelede köşe taşı olmuş, devrim-komünizm neferlerinin ifade edildiği açılış konuşmasının ardından, etkinliğin siyasal bölümü ekseninde planlanan sempozyuma geçildi.

Komün Gücü dergisi temsilcisi, HDP eski Van milletvekili ve HDK Avrupa MYK üyesi Kemal Aktaş, Araştırmacı Yazar Ragıp Zarakolu ve Sınıf Teorisi temsilcisinin konuşmacı olarak katıldığı sempozyum, moderatörün sempozyumun gündemi hakkında yaptığı konuşma ile başladı.

Sempozyumda ilk sözü alan Komün Gücü temsilcisi, dünyada ve Türkiye’de, 68 hareketi süreci, bunun yarattığı devrimci dalga ve bu devrimci dalganın sonucu olarak, Deniz, Mahir, İbrahim’lerin önderliğinde gerçekleşen 71 devrimci kopuşu üzerine, tarihsel örneklerle bir değerlendirme yaptı. TKP nin, reformist-revizyonist çizgisi ve hatalı politik-teorik tespitlerinde, Komüntern’in payını, konuşmasında ifade eden Komün Gücü dergisi yazarı, güncel süreçle ilgili bir değerlendirme yaparak sunumunu tamamladı.

Ardından söz alan araştırmacı yazar Ragıp Zarakolu, tanığı olduğu tarihsel verilerle, 68 hareketi süreci, bu süreçte yaşanan politik ayrışma ve tartışmalar ve 71 devrimci çıkışı ile yaşanan kopuş üzerine, somut yaşanan örneklerle zenginleştirdiği bir sunum yaptı.

Sempozyumun bir diğer konuşmacısı olan Kemal Aktaş, 71 devrimci çıkışının, Kürt Ulusal Hareketi ve Kürt Ulusal mücadelesine önemli  katkılar yaptığını ve Kürt Ulusal hareketi önderliğinin, özgürleşme mücadelesinde, Deniz-Mahir- İbrahim’leri rehber edindikleri, özellikle Kaypakkaya’nın çizgisinin önemi üzerine vurgular yaparak başladığı sunumuna, Türkiye-Kuzey Kürdistan ve Bölgede var olan bazı güncel gelişmelere değinerek, devrimci-demokrasi güçlerinin birlikte hareketi üzerine yaptığı vurgularla konuşmasını tamamladı.

Kaypakkaya, statik- dondurulmuş bir tarihsel an değil, nitel bir çığırdır!

Komünist Önder Kaypakkaya şahsında, sömürülen ve ezilen halkların, mazlum ulus ve inançların özgürlük mücadelesinde bayraklaşanların anıları önünde saygıyla eğilerek konuşmasına başlayan Sınıf Teorisi temsilcisi, “ dönemin ruhuna uygun ulaştığı sentezlerle, işkencedeki direniş tavrıyla Kaypakkaya’yı sınırlamak, Kaypakkaya’yı anlamak değildir. Bu tek yanlı hatalı sahiplenme, hem Kaypakkaya’nın, ideolojik-teorik-politik duruşunda boşluklar bırakır, hem de O’nun, komünist çıkışıyla mahkum ettiği, cumhuriyetçi, ilerlemeci, kalkınmacı, modernist “Marksist”  anlayışlara alan bırakır. Burjuva ideolojiye bulaşık tüm anlayışlarla, uzlaşmasız bir şekilde hesaplaşan Kaypakkaya, resmi ideolojiden, resmi tarihten ve burjuva feodal devletin tüm kurumlarından, geri dönüşümsüz ve net bir kopuş gerçekleştirirken, üzerinden yükseldiği ve politik çizgisinde sistemli hale getirdiği ideolojik  zemini görmemek, Kaypakkaya’yı, sadece yıllar öncesine bazı şeyleri fark etmiş bir devrimci düzeyine indirger. Oysa kavranması gereken, Kaypakkaya, bu sonuçlara ulaşırken, benimsediği yol, yöntem ve ideolojik olarak tuttuğu saftır. Her dönemsel proleter devrimler sürecinde Marksizm, sadece gerici-eskiyen sınıf ve sınıf ilişkilerini yıkmadı, aynı zamanda her devrim döneminde kurduğu paradigmaları yıkarak gelişti. Bu gelişimin sonucu olarak, Marksizmin, toplumsal ilerlemelerin sonucu olarak ulaştığı 3. Nitel aşama Maoizm Kaypakkaya’nın, bastığı ideolojik zemindir. Bu zemin kavranmadan Kaypakka’ya anlaşılmaz. Türkiye-Kuzey Kürdistan devrimci hareketi açısından, Kaypakkaya sahiplenilmesinde bu gerçeklik hala derin bir boşluktur, kavranamamıştır.”

68 hareketi, bunun 71 devrimci kopuşuna dair ortaya çıkardığı devrimci toplumsal-sosyal-siyasal olanaklar, 71 devrimci çıkışının, devrimci silahlı mücadele ve 50 yıllık reformist-parlamenterist anlayışların parçalanması üzerine yapılan değerlendirmelerle konuşmasını sürdüren sınıf teorisi temsilcisi, “Deniz’ler, Mahir’ler, devrim ve sosyalizm perspektifi ile yola çıkmışlardır. Bu tartışmasız bir durumdur. Ama geçmişin bazı hatalı yanlarından kurtulamamışlardır. Özellikle Kemalizm ve Ulusal sorun konusunda, geçmişin hatalı yaklaşımlarından kopamamışlardı. Mirasını sahiplendiğimiz Mustafa Suphi’nin TKP si dahil, Türkiye-Kuzey Kürdistan devrim mücadelesinin anlayış bağlamındaki çok önemli çıkmazlarına Kaypakkaya son vermiştir” değerlendirmesini, II. Enternasyonalin durumu, III. Enternasyonalin özellikle Lenin sonrası hataları, bunun uluslarası komünist harekete sirayeti, Türkiye-Kuzey Kürdistan devrimci-komünist hareketinin bu merkezlerden doğrudan etkilenmesi kapsamında yaptığı vurguların ardından, güncel politik gelişmelere, ve somut olarak gündemde olan seçimlere ilişkin alınması gereken stratejik ve taktik siyaset üzerine yaptığı değerlendirmelerle konuşmasını tamamladı.

Devrimci savaş siperlerinden TKP/ML-TİKKO Rojava komutanlığı, DKP( Devrimci Komünarlar Partisi), MLKP Rojova komutanlığı, Komalên Ciwan, Komalên Jinên Ciwan ve PKK Konsey üyesi Duran Kalkan’ın Kaypakkaya anma gecesine gönderdikleri video görüntülü mesajları geceye katılan kitle tarafından ilgi ve coşkuyla dinlendi. Görüntülü mesajların ardından sahne alan Sinan Şanlı nın ardından, etkinliğe yarım saat ara verildi.

Devrimci-dost kurum ve örgütlerden, hapishanelerdeki kadın tutsaklardan gelen mesajların okunmasıyla başlayan anma etkinliğinin ikinci bölümü, sinevizyon gösterimi ile devam etti. Kitlenin, sinevizyon da kesitler halinde sunulan devrimci tarihe ve devrimci tarihi yaratan yitirdiklerimize slogan ve alkışlarla eşlik etmesi, etkinliğe ayrı bir devrimci coşku kattı. Kadının emeği, sesi ve devrimci itirazının kolektif emeği olan Anka kadın korosunun sahne almasıyla devam eden anma etkinliği devrimci coşku ve kitlenin, etkinliğin ruhuna uygun ortak tutumu, Gurup Munzur’un sahne almasıyla, Türkülerle, marşlarla, sloganlarla birleşti ve Abdal-Haluk Tolga nın yorumlarıyla, anma etkinliği, doğal bir disiplin altında başarıyla sonuçlandı.

Kaypakkaya’yı anma etkinliğinin ikincisi, merkezi olarak 26 Mayıs 2018’de Almanya’nın Stutgart kentinde gerçekleştirilecek.

adhk tarafından

Komünist Başkan’dan HDP çağrısı

Mayıs 18, 2018 de ANASAYFA adhk tarafından

Ovacık Belediye Başkanı Fatih Maçoğlu, ‘Tüm renkleri temsil eden HDP ile dayanışma içinde olmamız lazım’ dedi

Dersim (18-05-2018) Cumhur İttifakı’nın 24 Haziran erken seçim kararından sonra CHP-İYİ Parti-Saadet ve DP tarafından oluşturulan Milli İttifak’ın dışında bırakılan Halkların Demokratik Partisi’ne (HDP) çeşitli kesimlerden destek gelmeye devam ediyor.

Artı Gerçek’e konuşan Ovacık Belediyesi Başkanı Fatih Maçoğlu, HDP’nin barajı aşarak Meclis’e girebilmesi için dayanışma ve destek çağrısında bulundu.

HDP İLE İTTİFAK HALİNDEYİZ

“HDP’nin siyasete bakışı, düşüncesi ve halkları birarada tutma çabası ve bütün renkleri buluşturma programına dair bir çalışmamız ve desteğimiz olacak” diyen Maçoğlu,  HDP ile bir ittifak içinde olduklarını belirterek şunları söyledi:

“Sosyalist Meclisler Federasyonu’nun yerel yönetim komisyonu merkezi kararımızla HDP’yi destekleme kararı aldık. Bu bizim için şunun için değerlidir: Bütün renklerin birarada olması önemli. Türkiye halklarının temsiliyetinin HDP’de olmasını hem birbirini anlama hem de birlikte yaşam kültürü açısından çok değeri görüyoruz. Bizim de buna dair bir ittifak çabamız var. Bunun için HDP ile bir çalışma yürütüyoruz.”

‘HEPİMİZE İŞ DÜŞÜYOR’

Destek çağrısının sebeplerinden birinin, HDP’nin bu süreçte bütün halklardan birçok rengi, demokratik ve ilerici insanları içinde barındırması ve her kesimden insanları Meclis’e sokarak herkesin temsiliyetini sağlama gibi bir çalışma içinde olmasını gösteren Maçoğlu, Türkiye halklarına bir çağrıda bulunarak “Tüm renkleri temsil eden birlikte yaşamı savunan HDP parlamentoda olmadığı sürece birlikte yaşama olanağımız da o kadar azalır. HDP baraj konusunda zorlanabilir ama aşacağına inanıyorum.  O yüzden hepimize bu noktada bir iş düşüyor. Bu ülkede birlikte yaşamayı güçlendirmek için dayanışma içinde olmamız lazım. HDP’nin her zamankinden daha çok bu dönemde dayanışmaya ve desteğe ihtiyacı var” dedi.

‘ADAY OLMAYACAĞIM’

Maçoğlu, HDP’den aday olup olmayacağı yönündeki sorumuza, “Benim şu an yerel yönetimde daha iyi olduğum ve başarılı uygulamalara devam etmemin daha yararlı olduğu yönünde bir kanaat var. En azından bu dönem için milletvekili adayı olmak gibi bir düşüncem yok” şeklinde cevap verdi.

Rıfat DOĞAN / ARTI GERÇEK

adhk tarafından

SMF: İbrahim Kaypakkaya Yoldaş Sosyalizm Mücadelemizde Yaşıyor!

Mayıs 18, 2018 de ANASAYFA adhk tarafından

İşçi sınıfının burjuvaziye karşı mücadelesi can bedeli devam etmektir Dünden bugüne işçi sınıfı ve emekçi halkların eşitlik, adalet ve özgürlük mücadelesinde milyonlarca isimsiz kahraman yaşamını yitirmiştir Bazı dönemler bazı isimler, bu isimsiz kahramanlar içinden tarihte önemli roller üstlenirler. Komünist önder İbrahim Kaypakkaya yoldaş da enternasyonal proletaryanın ülkemizdeki bayrağını layıkıyla omuzlamış, bilimsel sosyalizmin sancağını ülkemiz topraklarında göndere çekmiştir

HABER MERKEZİ(18.05.2018)- 18 Mayıs 1973 komünist önder İbrahim Kaypakkaya’nın ölümsüzlük yıl dönümü dolayısı ile Sosyalist Meclisler Federasyonu(SMF) yazılı bir açıklama yaptı. ‘’ İbrahim Kaypakkaya yoldaş sosyalizm mücadelemizde yaşıyor’’ başlığı ile yapılan açıklamayı öneminden dolayı olduğu gibi yayınlıyoruz.

‘’Tarih, tüm baskı ve ablukalara rağmen hakikatte ısrar edenleri hiçbir zaman unutmaz. Önemli olan rüzgâra göre yön değiştirmek değil, fırtınaya karşı bile hakikati savunmaktır. İbrahim yoldaş tüm yaşamını hakikatin, gerçeğin, bilimin yoluna adamıştır. İbrahim Kaypakkaya mücadele ettiği dönemde ülkemiz sosyalizm mücadelesi için çok önemli çıkışların ve kopuşların sembolü olmuştur. Kemalizme dizilen güzellemeler o dönem devrimci hareketi esir almış, kuşatmıştır. İbrahim yoldaş hemen hemen bütün sol-sosyalist yapıların teslim olduğu ülke faşizminin resmi ideolojisi Kemalizme neşter vurarak sosyalist hareketin iliklerine kadar nüfus etmiş bir hastalığa kesin teşhisi koymuştur: Kemalizm Faşizmdir! O, ezilen Kürt ulusu üzerindeki milli baskıya karşı ezilen ulusların tam hak eşitliği ve bağımsızlık mücadelesi konusunda açık tavır ortaya koymuştur. Yarım ağızla dillendirilen çözümleri, ezilen ulusun taleplerini görmezden gelen sosyal-şoven yaklaşımları açıkça eleştirmiş, mahkûm etmiştir. Kürt ulusunun kendi kaderini tayin hakkını kayıtsız-şartsız tanımıştır.

 İbrahim Kaypakkaya 45. Ölümsüzlük Yılında Yaşıyor!

Diyarbakır işkencehanelerinde katledilişinin 45. yılında faşist burjuva diktatörlüğün İbrahim Kaypakkaya korkusu devam ediyor. Son bir yıllık süreçte Kaypakkaya yoldaşa yönelik sürdürdükleri abluka bunun en somut karşılığıdır. Geçen yıl Ankara ve Çorum’da İbrahim Kaypakkaya anmasına katılan toplamda 100’den fazla kişiye soruşturma açıldı, İstanbul anması polis tarafından yasaklandı ve saldırıya uğradı, anma nedeniyle iki sosyalist tutuklandı. Altınçağ Yayıncılıktan çıkan İbrahim Kaypakkaya’nın Seçme Yazılar kitabı ve Nihat Behram’ın Everest Yayınlarından çıkan Ser Verip Sır Vermeyen Bir Yiğit kitabı yasaklandı. Dersim’de 2017 ve 2018 1 Mayıs’larında İbrahim Kaypakkaya’nın fotoğraflarının bulunduğu SMF ve Partizan dergisi flamaları miting alanlarına alınmadı. İstanbul 2018 Newroz’unda Partizan dergisinin İbrahim Kaypakkaya fotoğraflı flamaları miting alanına alınmadı, flamaları taşıyan Partizan okurları tutuklandı. Son olarak ise sanatçı dostumuz Pınar Aydınlar Dersim’de İbrahim Kaypakkaya için sarf ettiği sözler ve sahiplenme çağrısı yaptığı için tutuklandı. Gelinen aşama bize gösteriyor ki; İbrahim Kaypakkaya’nın yolu faşist burjuva diktatörlüğünü hala korkutmaktadır. Bunca saldırı, bunca yasaklama, bunca gözaltı ve tutuklama bunun en somut göstergesidir. Bizlere düşen görev ise İbrahim yoldaşın bizlere bıraktığı mücadele bayrağını zafere ulaştırmak, sınıfsız ve sınırsız bir dünya yaratma mücadelesinde ısrar etmektir.

Komünist önder İbrahim Kaypakkaya yoldaş şahsında demokrasi, devrim ve sosyalizm mücadelesinde yaşamını yitiren, sonsuzluğa uğurladıklarımızı saygıyla anıyoruz.

Andları andımız, kavgaları kavgamızdır’’