adhk tarafından

17’leri ve kavganın kızıl karanfili kurucu üyemiz, Berna Saygılı Ünsal’ı saygıyla anıyoruz!

Haziran 18, 2018 de ANASAYFA adhk tarafından

Onlar halk sevgisine açılan yürek, davaya adanmış ömür ve Altın çağ mücadelesinde bilinçtiler

ADKH (18-06-2018) Tereddütsüzce ve kaygısızca yürüdüler. Biliyorlardı ardılları onları takip edecek ve inançla azimle yürüyecekler. Mücadelelerindeki duruşları tereddütsüz ve kaygısızdı. Biliyorlardı ardılları tıpkı kendileri gibi bu kavgayı inançla ve azimle sürdürecekler.

En çetin koşullarda yoldaşlarına cesaret ve güven vermek onların en belirgin özelliklerindendi. Ama aynı zamanda yoldaşlarını eleştirmekten de hiç bir zaman geri durmadılar. Bunu hep yoldaşlarını daha ileriye taşımak ve güvenle yürümelerini sağlamak için yaptılar.

Kurucu üyemiz Berna Ünsal yoldaş, kadın mücadelesinde bir ivme yaratmıştır. Kadının kurtuluşunu hiçbir zaman toplumun kurtuluşundan bağımsız ele almadı; tersine kopmaz bağlarla birbirine bağlı olduğunu savundu. Bilgi ve dövüşkenliği ustaca kullanan, insanlığın altınçağ mücadelesinde kadın olarak yerini alan, kadının özgürlük mücadelesinin içimizdeki sembolüdür.

Geleneksel kadın kimliğine karşı ısrarlı pratik ve ideolojik duruş sergileyen Berna yoldaşımız değişimin anahtarı olan bilgiyi örgütsel güce çevirerek kadın mücadelesini örgütleme çabasında yerini aldı. Bilgi edinme ve yazmanın yanında çeviri yapmada da enerjisini zorlayan güce sahipti.

Bilgi ile bütünleşen her konuya dair günlerce yazabilecek sabrı, enerjisini zorlayan, edebiyatı duyguyu birbiriyle bütünleştiren ama bir o kadar ayırt etmeyi de bilen özelliği kadınlara, ardıllarına miras olmalı. Doğru ve yanlışı yaşamla bütünleştiren, gündelik hayatı politik yaşamla içiçe geçirmeyi beceren, yaşam felsefesi haline getiren yoldaşlarımıza selam olsun!

Kapitalist sermaye düzenine karşı her koşulda mücadelede ısrarı öğreten, küllerinden var olma geleneğini içselleştiren yoldaşlara selam olsun. Kadın mücadelesinin kadın kolları vb. Seklinde örgütlemesinin kadının kendi özgün siyasetini ve pratiğini yaratamadığını tespit ederek “Ben Kadınım Demek Yürek İster” şiarıyla örgütsel ve politik olarak bağımsız kadın örgütlenmesini savunup çalışmalarını sürdürerek alışılmış olanı devirmiştir. Berna yoldaş kadının tarihten gelen ezilmişliğini bilince çıkarmış ve Kadın Hareketinin kuruluş coşkusunu hem kendinde taşımış hem de örgütlediği kadınlara yansıtmıştır. Ve bugün Berna yoldaşın öncülüğü kadının özgürleşme mücadelesinde yolumuzu aydınlatmaya devam ediyor. Onları anmak taşıdıkları bayrağı hep yükseklerde tutmaktır diyor anıları önünde saygıyla eğiliyoruz .

Kurucu üyemiz Berna Saygılı Ünsal ölümsüzdür.

17’ler ölümsüzdür.

*Berna Saygılı Ünsal Yoldaşımızın Not Defterine yazdığı fakat şiirin kime ayıt olduğu bilinmeyen ve severek okuduğu şiirdir.

ADKH (Avrupa Demokratik Kadın Hareketi)

adhk tarafından

17’ler Fransa Mulhaus’da Anıldı

Haziran 18, 2018 de ANASAYFA adhk tarafından

Komünizm yürüyüşümüzün mücadele siperlerinde bayraklaşan 17 ler ölümsüzlüğünün 13’üncü Yılında Fransa Mulhausda anıldı

Mulhaus (18-06-2018) Anma ilk olarak 17’ler şahsında devrim, demokrasi ve sosyalizm mücadelesinde şehit düşenler anısına bir dakikalık saygı duruşu yapıldı Saygı duruşu sonrası Sınıf Teorisi adına yapılan konuşmasında Komünist önder İbrahim Kaypakkaya ve yoldaşlarının önderliğinde kurulan Partimiz, kuruluş aşamasından itibaren düşman için stratejik bir tehlike olarak görüldüğünü ve bu nedenle önder yoldaşımız devletin en üst zirvesi tarafından özel bir kararla imha edilerek komünist tehlikenin bertaraf etmesi amaçlandı. Ne var ki önder Kaypakkaya’nın “belki biz olmayacağız ama bu çelik aldığı suyu unutmayacak” şeklindeki öngörüsü, Partimiz komünist önder kaypakkayanın yitirilmesin ardında mücadelesini kesintisiz devam ettirmiş bunu 1. Kongre ile. mücadele tarihini muhasebeye tabı tutarak siyasi ideolojik örgütsel ve askeri çizgisiyle daha ileri bir seviyeye yakalanmıştı. Bu TC sistemini ürkütmüş ve partimize karşı bir imha konseptini geliştirerek, düşman stratejik kuşatma imha yoluyla 17 yoldaşımızı katletmekle mücadelemizin bitireceğini sanan faşist TC Komünist önder kaypakkaya nın dediği gibi belki biz olmıyacağız ama bu çelik aldığı suyu unutmayacaktır.

Partimiz düşmanın sevincini kursağında bırakarak 2. Kongresini tamamlamakla kalmamış, 3. Kongresini de 72’ çıkışının bilimsel temelleri üzerinden yükselterek kendisini yeniden kurmasını başarmıştır. Nitel sıçrama olarak da ifade ettiğimiz bu çok yönlü, bütünlüklü bilimsel sentez 72’ çizgisinin bilimsel temellerden temsil edilmesidir. Bir diğer adı ile bilimsel komünizmin temsilidir. Bu çıkış sayesindedir ki, bırakalım bir adım geri atmayı, teorik temelleri daha ileri düzeyde yeniden kurulmuş, yeni mevziler kazanılmış ve devrimci adımlar atılarak partimiz devrimci kitleler içinde hatırı sayılır konuma getirilmiştir, sınıf teorisinin konuşmasın ardından sinevizyon gösterimin ardından anma sonlandırıldı..

adhk tarafından

Zorbalığınız, Korkunuzu Gizlemeye Yetmeyecektir!

Haziran 16, 2018 de ANASAYFA adhk tarafından

Suruҫ’ta gerҫekleștirilen saldırıyı kınıyor, fașist ҫeteleri lanetliyoruz! Almanya’nın Berlin kentinde NAV-DEM derneklerine Alman polisinin yaptıḡı baskını protesto ediyoruz!

ADHK (16-05-2018) Son birbuҫuk ay iҫerisinde bașta HDP olmak üzere; MHP-AKP ittifakına  ve O’nun bașı fașist diktatör Recep Tayip Erdoḡan’a karșı olan Partiler tarafından Türkiye ve Kuzey Kürdistan’ın ҫeșitli bölgelerinde yürütülen seҫim ҫalıșmalarına 60’a yakın saldırı ve engellemede bulunulmuștur. Saldırıların büyük bir bölümü HDP’lilere dönük gerҫekleșmiș, 210 HDP’li gözaltına alınmıș ve bunlardan 16’sı tutuklanmıștır.

Seҫim arabalarına saldırma, yakma, seҫim standlarını daḡıtma, gözaltına alma, mitingleri yasaklama, etkinliklerin yapılacaḡı salonların sahiplerini tehdit ederek; HDP ve ittifakta bulunan güҫlerin etkinlik düzenlemelerine engel olma ve ҫalıșma yürüten insanlara fiziki saldırılarda bulunma vs. derken; dün (14 Haziran 2018) Urfa’nın Suruҫ ilҫesinde „oyumuzu HDP’ye vereceḡiz“ diyen esnafa AKP adayının akrabaları tarafından silahlı saldırı yapılmıș ve 4 kiși yașamını yitirmiștir.

Recep Tayip Erdoḡan, gizli toplantılar yaparak; ҫalıșmaların HDP’nin baraj altında kalmasında yoḡunlaștırılmasını, seҫim listeleri incelenerek seҫmenlerin markaja alınmasını, sandıkların bulunduḡu lokallerde yoḡunlașılmasını ve görevlilerin eksilmesi durumunda hemen görev alınmasını emrediyor. Bu emirlerle yola ҫıkan fașist ҫeteler, saldırılarda bulunuyor, kitleleri korkutmaya ve sindirmeye ҫalıșıyor. Bu saldırganlık, korkudan, ҫaresizlikten kaynaklanmaktadır.

„Demokrasi“ oyununu oynayan fașist diktatörlüḡün Cumhurbașkanı Erdoḡan, kurallarını kendisinin koyduḡu oyunun kurallarına, kendisi uymuyor. Örgütlemede , propaganda da etkili olan devrimci, demokrat politikacıları tutuklattırıyor, dernek ve partilere baskınlar düzenlettiriyor. Kendisi Almanya’da propaganda mitingi yapamadı, ama Alman devleti aracılıḡıyla Almanya’daki demokratik kitle örgütlerine baskın yaptırıyor ve böylece seҫim ҫalıșmalarını engellemeye ҫalıșıyor.

Hem kendini güҫlü gösterip, hem her türlü saldırganlıḡı kullanan bir iktidar, halk kitlelerinin iradesinden korkuyor. Iktidarın kendi ҫizdiḡi ҫerҫeve iҫerisinde gerҫekleșecek olan 24 Haziran Parlamento ve Bașkanlık seҫimlerinin sonucunda ișҫi sınıfı ve emekҫi kitlelerin sosyal ve siyasal sorunlarının ҫözümü gerҫekleșmeyecek. Ama buna raḡmen, halk kitlelerinin iradesinin seҫimlere özgürce yansımasına engel olmaktadır. Bütün bu baskılara raḡmen irademizi, fașist AKP-MHP ittifakına dayalı hükümetin devrilmesi, Tayip Erdoḡan’ın tahtından indirilip cezalandırılması yönünde kullanmak iҫin, kararlı ve azimli olmalıyız.

Suruҫ’ta gerҫekleștirilen silahlı saldırı, bașka saldırıların habercisi olabilir. Oy kullanılan alanlarda ve Seҫimler sonrasındaki olası provakasyon ve saldırılara karșı Devrimci demokrat, sosyalist kurum ve kurulușlar kitleleri uyarmalı, duyarlılıḡa ҫaḡırmalı, özsavunmayı örgütlemelidir.

Avrupa’da yașayan ҫeșitli ulus ve ulusal azınlıklara mensup halklar da iradesini, Türkiye ve Kuzey Kürdistan’da fașist iktidarın kendi korkuları iҫerisinde boḡularak yenilmesini saḡlamak iҫin kullanmalıdır. Sandıklara gitmeyi küҫümsememeli, bizleri korkutmak isteyenleri cesaretlendirmemeliyiz.

Suruҫ’ta gerҫekleștirilen saldırıyı kınıyor, fașist ҫeteleri lanetliyoruz!

Almanya’nın Berlin kentinde NAV-DEM derneklerine Alman polisinin yaptıḡı baskını protesto ediyoruz!

Avrupa Demokratik Haklar Konfederasyonu(ADHK)

16 Haziran 2018

adhk tarafından

ADHK; Sınıf Mücadelesine Adanmış Yaşam: 17’ler …

Haziran 15, 2018 de ANASAYFA adhk tarafından

Ve Onlar, 17 Haziran 2005 yılında Dersim’in Mercan Vadisinde bombalanırken, kurșunlanırken gögüslerini barikata ҫevirmișlerdi Bu kavga bitmeyecek ve sonuҫta yenilen ve köklü olarak tarihin ҫöplüḡüne atılacak olanın; baskı, sömürü ve zulüm düzeni ve onun egemenleri emperyalistlerin, kapitalistlerin ve onların ușaklarının olacaḡını, yüreklerinde haykırarak, ölümsüzleștiler.

ADHK (15-06-2018) Devrim ve sosyalizm mücadelesi tarihimiz, faşist Türk egemen sınıfları tarafından alçakça işlenmiş katliamların sayısız örnekleriyle doludur. 17 Haziran 2005, bu katliamlardan birine daha tanıklık etti.  Sınıf mücadelesi ekseninde mücadele yürüten devrimci, sosyalist hareket ve partilerin tasfiye ile karșı karșıya kaldıḡı, halk kitlelerinin alternatif bir ҫıkıș beklediḡi bir dönemde, militan bir atılganlıkla toparlanıp ataḡa geҫen 17’ler ve yoldașları; fașist diktatörlük iҫin ciddi bir tehlike olușturmaktaydı. Türk egemen sınıfları belli bir konsept dahilinde gerçekleştirdikleri 17 Haziran katliamıyla; komünist hareketi topyekûn tasfiye etmeyi hedefledikleri gibi;  fașist iktidara karșı mücadele eden devrimci harekete, emekçi mazlum halklarımıza göz dağı vermek ve her devrimci kalkışmayı ezebileceklerini göstermek istemekteydiler. Ancak  17’ler, öyle bir direniș mirası bırakmıșlardı ki arkalarında; düșmanın kötü emelleri kursaklarında kaldı. 17’lerin yarattıkları deḡerlerle yetișen  yoldașları, önder kadrolarını kaybetmenin acısına raḡmen; yeniden toparlanıp  kavgayı sürdürmeye devam ettiler.

Bu, 17‘lerin, kitleler ve yoldașları üzerinde yarattıkları etki, verdikleri bilinҫ ve durușlarıyla yansıttıkları kararlılık sonucu olmuștur. Temelleri saḡlam atılan bir yapı, ҫevreden gelen saldırılardan etkilense de ve kısmi zararlar görse de; ayakta durmayı bașarır.

Zorluklara boyun eḡmeden koșulları kendi lehine ҫevirme kararlılıḡıyla yola ҫıkan 17’ler ve yoldașları, 15-16 Haziran 1970 ișҫi ayaklanmasının barikatları așarak düșmanı püskürtmenin mümkün olacaḡı mesajını ҫoktan almıșlardı. Ve Onlar, 17 Haziran 2005 yılında Dersim’in Mercan Vadisinde bombalanırken, kurșunlanırken gögüslerini barikata ҫevirmișlerdi. Bu kavga bitmeyecek ve sonuҫta yenilen ve köklü olarak tarihin ҫöplüḡüne atılacak olanın; baskı, sömürü ve zulüm düzeni ve onun egemenleri emperyalistlerin, kapitalistlerin ve onların ușaklarının olacaḡını, yüreklerinde haykırarak, ölümsüzleștiler.

Ölümsüzleșen 17’lerin iҫinde yeralan yoldașlarımızdan kimisi Konfederasyonumuz ADHK faaliyetlerine katkıda bulunurlarken; bunlardan Berna Saygılı Konsey üyemiz olarak görev almıș ve Kadın Hareketimizin de örgütlenmesinde öncülük yapmıștır.

Aramızda yașadıklarını onur duyarak haykırdıḡımız:

CAFER CANGÖZ,  AYDIN HANBAYAT, OKAN ÜNSAL, CEMAL ÇAKMAK,  A. RIZA SABUR, ALAATTİN ATAŞ, ÖKKEŞ KARAOḠLU, BERNA SAYGILI, TAYLAN YILDIZ, KENAN ÇAKICI, İBRAHİM AKDENİZ, BİNALİ GÜLER, DURSUN TURGUT, GÜLNAZ YILDIZ, AHMET PERKTAŞ, ҪAĞDAŞ CAN ve ERSİN KANTAR’ı saygıyla anıyoruz!

Onları, idealleri olan sosyalizm ve  sınıfsız toplum mücadelesinde yașatacaḡız!

MERCAN TARİHTİR! KANLA YAZILAN TARİH SİLİNMEZ!

ADHK (Avrupa Demokratik Haklar Konfederasyonu)

Haziran 2018

 

adhk tarafından

Faşizme ve Sömürüye Karşı 17 Haziran’da Bakırköy’e!

Haziran 15, 2018 de ANASAYFA adhk tarafından

SMF (15-06-2018) Erdoğan/AKP iktidarının yaşamış olduğu ekonomik ve siyasal kriz halinin kaçınılmaz bir sonucu olarak gündeme getirdiği 24 Haziran baskın seçimlerine sayılı günler kala burjuva sistem ve onun bir ürünü olan burjuva gerici partilerin halkı kendine yedeklemek için yürüttükleri seçim kampanyaları yalan, dolan, manipülasyon ve türlü türlü kirli politikalarla sürerken, gerici faşist cepheye karşı her türlü eşitsiz şartlar, baskı ve engellemelere rağmen demokratik güçler ve sosyalistlerin de ittifak yaparak güç kattıkları HDP’nın başını çektiği demokratik cephe ise adil, eşit ve aydınlık bir gelecek şiarıyla çalışmalarına yoğun bir şekilde devam etmektedir.

Baskılar ve engellemeler altında çalışmaların emek ve umutla yürütüldüğü yerlerden biri de İstanbul’dur. Bu kapsamda 17 Haziran’da HDP ve İttifak güçleri tarafından İstanbul Bakırköy’de büyük bir miting gerçekleştirilecektir. Sosyalist Meclisler Federasyonu olarak başta üye ve taraftarlarımız olmak üzere bütün halkımızı gerici faşist cepheye karşı emekçilerin, ezilenlerin, sosyalistlerin ve demokratik güçlerin öznesi oldukları demokratik cepheyi desteklemeye, faşizme, OHAL’e ve sömürüye karşı halkların birleşik mücadelesini haykırmak için 17 Haziran’da Bakırköy’e akmaya çağırıyoruz!

Tarih: 17 Haziran

Saat: 17.00

Yer: Bakırköy Halk Pazarı

Sosyalist Meclisler Federasyonu

adhk tarafından

Baba Şenyaşar da hayatını kaybetti

Haziran 15, 2018 de ANASAYFA adhk tarafından

Suruç’ta yaralanan çocuklarının hastanede yanına giden Hacı Esvet Şenyaşar’ın AKP’li İbrahim Halil Yıldız’ın yakınları tarafından kafasına kurşun sıkılmıştı

Suruç (15-06-2018) Suruç’ta AKP Milletvekili adayı İbrahim Halil Yıldız’ın yakınları ve korumaları tarafından Suruç Devlet Hastanesinde linç edilen Hacı Esvet Şenyaşar tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti.

Urfa’nın Suruç ilçesinde AKP Milletvekili adayı İbrahim Halil Yıldız’ın korumalarının esnafa ateş açması sonucu başlayan olaylarda oğullarının yaralanması üzerine gittiği Suruç Devlet Hastanesinde milletvekili adayının yakınları ve korumaları tarafından önce darp edildikten sonra kafasına kurşun sıkılan baba Hacı Esvet Şenyaşar da tüm müdahalelere rağmen kurtarılmadı.

Hayatını kaybeden Şenyaşar’ın otopsisi yapılmak üzere Adli Tıp Kurumu’na götürüldüğü öğrenildi.

HDP Antep Milletvekili Mahmut Toğrul, Hacı Esvet Şenyaşar’ın otopsi işlemleri için avukat yönlendirdiklerini söyledi. Celal ve Adil Şenyaşar kardeşlerin otopsilerinin aileden habersiz bir şekilde yapıldığını ifade eden Toğrul, 3 yaralının daha Antep’teki çeşitli hastanelerde olduğu bilgisini verdi. Toğrul, Hacı Esvet Şenyaşar’ın cenazesinin Suruç’a getirilebileceğini ifade etti. (MEZOPOTAMYA AJANSI) Artı Gerçek

adhk tarafından

ADKH 11. Kurultay’ını gerçekleştirdi

Haziran 15, 2018 de ANASAYFA adhk tarafından

Avrupa Demokratik Kadın Hareketi (ADKH) 11’inci Kurultayı’nı “Irkçılığa, emperyalist saldırganlığa ve yaşamın tek tipleştirilmesine karşı örgütlü gücümüzle direneceğiz” şiarıyla gerçekleştirdi

ADKH (15-06-2018) Avrupa Demokratik Kadın Hareketi (ADKH)’nin 11. Kurultayı “Irkçılığa, emperyalist saldırganlığa ve yaşamın tek tipleştirilmesine karşı örgütlü gücümüzle direneceğiz” şiarıyla 9-10 Haziran 2018’ de tarihlerinde İsviçre’nin Basel kentinde gerçekleştirildi. Kurultay delegeler ve misafirlerin de katılımıyla iki gün sürmüştür.

Kurultay sonrası ADKH’nin internet sitesinde yer alan açıklama şu şekildedir:

“Açılış ve saygı duruşunun ardından 10. dönem komisyonunun hazırladığı Irkçılığa, Emperyalist saldırganlığa ve yaşamın tek tipleştirilmesine karşı örgütlü gücümüzle direneceğiz sunumu yapıldı. Sürdürülen tartışmalarda ”tek tipleştirmenin erkek egemen sistemin tamamında görüldüğü ve özellikle kapitalist-emperyalist sistemin çıkarıp beslediği tüm savaşlarında araçları olduğu belirtilmiştir. Tek millet, tek bayrak, tek din, tek ırk ve tek cinse egemenlik tanıyan emperyalist sistemin kendisini eğitim sisteminden, kadın iş gücünün konumlandırmasına, medya aracılığı ile bunu her gün yeniden nasıl ürettiği değinilen konular arasında oldu. Özellikle moda adı altında kadının tek tipleştirilmesi çokça örneklendirildi. Tarihte Kant ve Nitsche gibi filozofların devlet konusundaki fikirleri ile kadın ve erkeği tanımlamalarındaki yanlış fikirlerinin sistem tarafından nasıl kullanıldığına da dikkat çekilerek ayrıca Emperyalistlerin bilimi kullanarak özellikle kendi psikologları üzerinden insanları kurulu düzene uygun hale getirmeleri için prosedürler oluşturdukları ve örnek olarak hücre tipi hapishaneler ve tek tip elbise uygulamaları anlatılmıştır. Sonrasında değişik biçimlerde ve tüm toplumun tek tipleştirilmesi tartışmaları ile buna karşı duruşumuz ne olmalıdır tartışmalarına geçildi. Delegeler konuşmalarında;

Öncelikle sistem bunu iki şekilde yapmaktadır. Eğitim sistemi, militarizm, yasalar vb. ile zora dayalı olan ve hak ve özgürlükleri manipüle edip yarattığı yanılsama ile kendimize olan güveni kullanarak toplumda bir gönüllülük yaratmaktadır. Bu konularda politik bilincimizi geliştirmek ve örgütlü bir şekilde bunu teşir eden ve toplumu aydınlatacak çalışmaların yapılmasının mücadelemiz açısından gerekli olduğu belirtildi.

Kurultayın bir diğer önemli gündemi olan her üyenin delege olması ile bunun kaldırılarak değişik biçimlerdeki delegelik sistemine geçilmesi yönünde bir önceki kurultayda gelen öneriler ele alındı. Yapılan tartışmalar sonucunda tüzük değişikliğine gerek olmadığı bugüne kadar ki yöntemin daha verimli olduğu her üyenin kendisini temsil etmesinin kadınlar açısından çok önemli olduğu sonucuna varılarak oy çokluğu ile kabul edilmiştir.

Faaliyet raporu gündeme alınıp sunulduktan sonra kurultay birinci günü kapanmıştır.

İkinci gün Mali Rapor ve denetim kurulunun raporları ele alınmış ve sonrasında yeni yönetim organları seçilerek kurultay başarılı bir şekilde sonuçlandırıldı.”

adhk tarafından

HDP’ye bir buçuk ayda en az 208 gözaltı

Haziran 12, 2018 de ANASAYFA adhk tarafından

HDP’nin raporuna göre seçim sürecinde son bir buçuk aylık dönemde HDP’ye yönelik en az 57 saldırı gerçekleştirilirken, en az 208 HDP’li de gözaltına alındı

Haber Merkezi (12-06-2018) Halkların Demokratik Partisi (HDP), seçim sürecinde siyasi partilerin seçim kampanyasına dönük saldırı ve engellemelere dair raporunu yayınladı. Rapora göre son bir buçuk aylık dönemde HDP’ye yönelik en az 57 saldırı gerçekleştirilirken, en az 208 HDP’li de gözaltına alındı.

Mezopotamya’da yer alan habere göre, 24 Haziran’daki milletvekili ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerine 12 gün kalırken, birçok kentte saldırı ve engellemeler de yoğunluk kazandı. Saldırı ve engellemelerin yanı sıra sahada seçim çalışması yürüten HDP’lilere dönük gözaltı ve tutuklamalar da sürüyor. HDP Hukuk Komisyonu, seçim kararının alındığı 18 Nisan 2018 tarihinden bu yana partilerine dönük saldırı ve engellemeleri günlük olarak raporlaştırdı.

Rapora göre; seçim kararı alındığından beri en az 208 HDP’li gözaltına alındı. Gözaltılardan en az 16’sı çıkarıldıkları mahkemelerce tutuklandı. Bu süreçte Türkiye’nin değişik bölgelerinde çalışma yürüten partililere en az 57 saldırı ve engelleme girişiminde bulunuldu. Saldırıların büyük bir bölümü HDP’lilere dönük gerçekleşirken, raporda Saadet Partisi ve CHP’lilerin de AKP ve MHP’lilerce uğradığı saldırı ve maruz kaldığı engellemelerde HDP’nin raporunda yer aldı.

HDP tarafından  gün gün tutulan kronolojiye göre saldırı ve engellemeler şu şekilde:

28 Nisan

Siirt’teki esnaf ziyareti sırasında, bir genç gerekçesiz olarak gözaltına alındı.

HDP Güngören ilçe binasındaki toplantıya yapılan baskın sonrası aralarında HDP İstanbul İl Eşbaşkanı Cengiz Çiçek’in de olduğu 39 kişi gözaltına alındı.

Nusaybin programında kitlenin arasında slogan atan bir genç gözaltına alındı.

29 Nisan

Şırnak ve Silopi de polis kameraları uzaktan ve yakından sürekli HDP konvoyunu takip etti. Konvoyu ve yolda zafer işareti yapan insanları kayıt altına aldı.

3 Mayıs

28 Nisan’da gözaltına alınan HDP İstanbul İl Eşbaşkanı Cengiz Çiçek ve beraberindeki 9 kişi hakkında tutuklama kararı verildi.

5 Mayıs

HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli’nin pasaportuna el konuldu, yurt dışına çıkamadı.

İstanbul genelinde yapılan ev baskınlarında HDP PM üyesi Asiye Kolçak ve HDP üye ve yöneticileri Fatma Kaya, Canşah Çelik, Zeynep Çalıhan, Ayten Ay, Zübeyde Akdağ ve Diyar Ozgan gözaltına alındı.

6 Mayıs

İstanbul Bağcılar’da yer alan İYİ Parti standı saldırıya uğradı. Saldıranların İYİ Parti’nin hemen karşısında yer alan MHP standından geldiği belirtildi. Saldırıda İYİ Parti İlçe Başkanı ve Gençlik Kolları Başkanı dahil olmak üzere 4 kişi bıçaklandı.

7 Mayıs

Seçim çalışması için Bursa’da bulunan Elif Berç isimli çalışan DBP İl binası çıkışında gözaltına alındı.

8 Mayıs

AKP Şırnak İl Başkanı İbrahim Halil Erkan seçim çalışmalarını üst düzey askerler ve Şırnak Valisi eşliğinde başlattı. Vali Mehmet Aktaş ziyaret ettiği köylerde AKP adına köylülere tapu sözü verdi.

11 Mayıs

5 Mayıs’ta İstanbul’da gözaltına alınan 6 HDP üye ve yöneticisinden 4’ü çıkarıldıkları mahkemece tutuklandı.

14 Mayıs

Kadıköy HDP standına elinde bıçakla gelen engelli kadın, “Vatan hainleri” diyerek stanttaki kişileri rabia işareti yapmaları için tehdit etti.

Selahattin Demirtaş serbest bırakılsın diye imza kampanyası başlatan HDP’nin Kadıköy İskele’de kurulan standında halay çekmek polis tarafından yasaklandı.

Ağrı’nın Diyadin ve Mardin’in Derik ilçelerinde, polis HDP seçim bürolarına parti bayrağı asılmasına izin vermedi.

Erzurum’un Karaçoban ilçesinde yapılan ev baskınlarında Halkların Demokratik Partisi (HDP) İlçe Eşbaşkanı Kazım Keleş ile Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) İlçe Eşbaşkanı Remziye Sönmez’in de aralarında bulunduğu 7 kişi gözaltına alındı.

16 Mayıs

İstanbul’da Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) üyelerinin evlerine baskın düzenlendi. Gece yarısı düzenlenen baskında  Bağcılar, Gazi ve 1 Mayıs mahallesinde bazı evler talan edildi.

Nazilli’de Dallıca Jandarma Karakolu’nda görevli bir astsubayın, HDP’nin düzenlemek istediği kahvaltı programı için anlaştığı sosyal tesis ve lokanta sahibini, “Senin için iyi olmaz” diyerek tehdit ettiği öne sürüldü.

HDP Çankaya İlçe Örgütü’nün Kuğulu Park’ta açtığı standın önüne gelen bir polis aracından yüksek sesle “Ölürüm Türkiyem” şarkısı çaldı. Aracın yanında duran polis memuru standa dönerek bozkurt işareti yaptı.

17 Mayıs

Batman milletvekili aday adayı Sidar Zana Bilir evine yapılan baskında gözaltına alındı.

İzmir’de, HDP ve partinin Cumhurbaşkanı adayı Selahattin Demirtaş’ın cadde üzerine asılan bannerlarına saldırıda bulunuldu.

18 Mayıs

HDP Mamak Seçim Bürosu’na asılı bayraklar gece saatlerinde kimliği belirsiz kişilerce indirildi.

Ankara Altındağ’da kurulan HDP standına saldıran 3 kişi standı dağıtmaya çalıştı.

20 Mayıs

Esenyurt’ta HDP’nin açtığı standa AKP’li olduğu söylenen bir grup saldırdı. Arbedenin ardından 9 HDP’li gözaltına alındı.

21 Mayıs

İstanbul Bakırköy’de 4 kişi HDP seçim standına saldırdı.

22 Mayıs

HDP’nin Ankara Konur Sokak’taki seçim standına sırtlarında Türk bayrakları olan 10-15 kişilik bir grup sözlü saldırıda bulundu.

23 Mayıs

Diyarbakır Bağlar Hatboyu HDP Seçim Bürosunun açılışında 3 kişi gözaltına alındı. 3 kişiden ikisi slogan attığı gerekçesiyle gözaltına alınırken, üçüncü kişi etkinliğin davulcusuydu. Davulcu hem gözaltına alındı hem de davulunun tokmağına el konuldu.

HDP Mamak ilçe binasını gündüz saatlerinde basan 3 kişilik bir grup, bir partiliyi yaraladı.

24 Mayıs

Aksaray Valiliği tarafından düzenlenen seçim güvenliği toplantısına katılan HDP Aksaray İl Eşbaşkanı Muhittin Yılmaz, kendi partilerine dönük saldırılara ilişkin Aksaray Valisine bilgi verirken, Aksaray Güvenlik Şube Müdür Yardımcısının sözlü saldırısına uğradı. Şube Müdür Yardımcısı, “Ben tarafım. Siz Abdullah Öcalan ile aranıza mesafe koymadığınız sürece HDP tabelasını size astırmam” diye bağırdı.

Mardin Kızıltepe HDP Kadın Seçim Bürosu önündeki bayraklar polisin talimatıyla, “Yolu kapatacak tarzda asılamaz” bahanesiyle söküldü.

HDP Ankara Hüseyingazi seçim bürosuna asılan bayraklar, gece saatlerinde kimliği belirsiz kişilerce indirildi, parçalandı.

25 Mayıs

Şırnak’ın Silopi ilçesine bağlı Cumhuriyet mahallesinde, HDP’nin seçim bürosu önüne astığı parti bayrakları söküldü. Bayrakların, akşam saatlerinde büronun önünde devriye gezen jandarma ekipleri tarafından söküldüğü öğrenildi.

26 Mayıs

Ankara Konya yolu civarında gece saatlerinde bayraklama çalışması yapan Saadet Partililere saldırı düzenlendi. Saldırıda 15 kişi darp edildi. Darp edilenlerden 7’si yaralandı. Ankara Milletvekili adayı Mehmet Fethi Öztürk de yaralananlar arasında yer aldı. Saldırganların MHP’li bir grup olduğu, saldırganların başında MHP Genel Başkan Yardımcısı ve Ankara Milletvekili Mevlüt Karakaya olduğu iddia edildi.

İstanbul Sancaktepe Akpınar mahallesindeki HDP seçim bürosu açılışında sivil polisler açılışta şarkı söyleyen sanatçıyı engelleyerek “bu şarkı içinde Kürdistan geçiyor yasak okuyamazsın” dedi.

HDP’nin İstanbul Esenler’de seçim bürosu açılışında konuşmalar için kullanılacak olan otobüsün büronun bulunduğu alana girişine izin verilmedi.

27 Mayıs

İzmir’de AKP ve MHP’li bir grup, CHP mitingi sırasında yurttaşlara saldırdı.

28 Mayıs

Hatay Antakya Doğanköy mahallesinde HDP’nin 2’nci sıra adayı Hülya Kavuk’un da aralarında olduğu gruba motorlu ve silahlı bir grup saldırdı. Jandarmanın çağrılması ve Doğanköy’e gelmesi üzerine saldırgan grup ayrıldı. HDP’nin seçim araçları zarar gördü.

Antalya’da kurulan HDP standında halay çekilmesi polis tarafından engellendi. Polis HDP’lilere, “halay çekerseniz standı kaldırırız” dedi.

Erzurum’da seçim çalışmaları yapan HDP’lilerin büro açmaları şarta bağlandı. HDP’nin milletvekili adayı Mehmet Kasım Fırat, “Emniyet bize, ‘sağda durmayın, sola geçmeyin, kimse balkonlara çıkmasın, mikrofon kullanmayın’ diyor” dedi.

HDP’nin Van’da stant kurmak istediği Dabbaoğlu Parkı’nın yanında bulanan boş alan polisler tarafından kapatıldı. Standın kurulduğu alanın çevresini demir bariyerlerle kapatan polis, “Valilik emriyle oraya çevik kuvvet ekipleri yerleşecek” diyerek standın açılmasına izin vermeyeceklerini söyledi.

Hatay Valiliği, seçim güvenliğiyle ilgili yapılan toplantıya HDP’yi çağırmadı.

29 Mayıs

Nazilli’de seçim çalışması yapan, HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan’ın da içinde bulunduğu konvoyun öncü aracına saldırı oldu. Araçtakiler darp edildi.

Sezai Temelli’nin katıldığı Ankara Batıkent’teki halk buluşması sona erdikten sonra sivil bir grup,  alanda kalan seçmenlere saldırdı.

Van Valisi Murat Zorluoğlu, muhtarlar için düzenlediği iftar yemeğinde AKP lehine seçim propagandası yaptı.

30 Mayıs

Manisa Karaağaç’ta HDP seçim bürosuna saldırıldı. Büronun camları kırıldı, afişler parçalandı, bayraklar indirildi.

HDP Ankara Keçiören Atapark’taki seçim bürosu sabaha karşı kimliği belirlenemeyen kişilerin saldırısına uğradı. Camlar kırıldı, afişler parçalandı. Duvarlara AK Parti yazıldı, 3 hilal çizildi.

Diyarbakır’ın merkez Bağlar ilçesinde HDP’nin seçim çalışmasını yürüten partililerin evlerine sabah saatlerinde polisler tarafında baskın yapıldı. Yapılan baskında aralarında DBP Bağlar İlçe Eşbaşkanı Hasret Akay’ın da bulunduğu 13 kişi gözaltına alındı.

Ankara Konur Sokak’taki HDP standına 10 – 15 kişilik bir grup saldırdı, arbedenin ardından grup sokaktan ayrıldı.

Aksaray HDP seçim bürosuna saldırı gerçekleşti.

Kayseri’de HDP seçim bürosuna gelen bir grup binada HDP’nin Cumhurbaşkanı adayı Selahattin Demirtaş’ın fotoğrafı bulunduğu için büro içindekileri tehdit etti.

31 Mayıs

HDP’nin İstanbul Çeliktepe’deki seçim standına yapılan saldırı sonrası 3 HDP’li gözaltına alındı.

Mardin’in Artuklu ilçesindeki ev baskınlarında HDP İlçe Eşbaşkanı Hamide Coltu ile birlikte 4 kişi gözaltına alındı.

Antalya’daki seçim çalışmaları kapsamında Elmalı Abdal Musa Türbesini ziyaret eden HDP milletvekili adaylarına sözlü saldırı gerçekleşti. 7-8 kişilik bir grup adaylara fiziki olarak da saldırmaya çalıştı.

1 Haziran

Ankara HDP il yöneticisi Zeyno Bayramoğlu’nun da aralarında olduğu 11 HDP’li sabah saatlerinde evleri basılarak gözaltına alındı.

Kilis’de HDP seçim aracına saldırı gerçekleştirdi.

2 Haziran

Erzurum’un Karayazı ilçesinde DBP İl Eşbaşkanı Başkanı Muhsin Kırmacı’nın da aralarında bulunduğu 21 partili gözaltına alındı.

Iğdır’da, HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan’ın konuşma yaptığı halk buluşmasından sonra buluşmaya katılan, aralarında 12 yaşında bir çocuğun da bulunduğu 15 kişi slogan attıkları, fotoğraf taşıdıkları gerekçeleriyle gözaltına alındı.

Ankara Keçiören Esertepe’de polis ekiplerinin de gördüğü bir alanda HDP’nin seçim aracına saldırı oldu. Aracın tüm camları kırıldı. Saldırıyı kayda alan Oktay İnce gözaltına alındı.

İzmir’in Gaziemir ilçesine bağlı Dokuz Eylül Mahallesi semt pazarında AKP seçim aracını yol ortasına park eden AKP’liler, aracın arkasında oluşan araç trafiğine aldırış etmeden çalışmalarını yürütmek istedi.

Bursa’da, Emirsultan meydanındaki İYİ Parti standına MHP’liler saldırdı. Çıkan kavgada 6 kişi yaralandı.

3 Haziran

Ardahan’ın Hoçvan Bölgesi’nde valinin köylülere, “AK Partiye oy yoksa hizmet de yok” dediği ileri sürüldü.

HDP Manisa adayı Sırrı Sakık’ı karşılayan konvoy, şehir merkezine girdiği sırada ırkçı gruplar tarafından saldırıya uğradı. Saldırıda; 2 kişi hafif yaralandı.

Antalya’da bir grup, HDP standına taş ve sopalarla saldırdı. Saldırıda anons aracı tahrip olurken bir HDP’li de ayağından hafif yaralandı.

CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce’nin Kars’ta gerçekleştireceği mitingin duyurusunu yapan afiş ve pankartlar söküldü.

Urfa Ceylanpınar Belediyesi’nin AKP’li belediye başkanı, partilerine oy vermedikleri taktirde kadrolu işçilerini işten atmakla tehdit ettiği ileri sürüldü.

Kırşehir’de seçim çalışmaları sırasında broşür dağıtan CHP Kırşehir Kadın Kolları Başkanı Necla Yenidünya bir kişinin saldırısına uğradı.

5 Haziran

Bolu’da HDP İl binasına bayrak asıldıktan sonra, polis eşliğinde ellerinde AKP bayraklarıyla binaya yürüyenler, HDP bayraklarını indirdikten sonra yaktı. Gece saatlerinde gerçekleşen saldırıda binanın içinde Bolu HDP İl Eşbaşkanı dahil 30’a  yakın partili bulunuyordu.

Gündüz saatlerinde Bolu’da tekrar saldırı oldu. Sokakta çalışma yapan HDP milletvekili adayları darp edildi.

İstanbul Gazi mahallesinden “Duvara ketıl resmi çizdi” diye gözaltına alınan Sadettin Köse ve Birol Tutuş adlı iki genç çıkarıldıkları mahkeme tarafından “örgüt propagandası yapmak” iddiasıyla tutuklandı.

Bursa Karacabey’deki HDP standına kalabalık bir grup saldırdı.

HDP’nin Ceylanpınar’daki halk buluşması öncesi ilçeye gelen tüm araçlar arandı. Seçim otobüsü zırhlı araçlarca takip edildi. Etkinliğe katılan, HDP araçlarına selam veren herkesi kameralarla kayıt altına aldılar. HDP Eş Genel Başkanı konuşma yaparken çevik kuvvetler, uzun namlulu silahlar, TOMA’larla yakında beklediler. Polis HDP’nin programını yapmasına izin vermedi. Görüşmeler sonucunda HDP’nin sadece 15 dakikalık bir program yapmasına izin verildi. Eşarbında yeşil sarı kırmızı işlemeler olan bir kadının da aralarında bulunduğu 2 kişi gözaltına alındı.

6 Haziran

İhraç edilen KESK üyelerinin her hafta yaptığı eyleme polis saldırısı oldu. Aralarında HDP’nin kendisi de KESK’ten ihraç edilmiş olan milletvekili adayı Sema Uçar’ın da bulunduğu 3 kişi gözaltına alındı.

Van’ın Başkale ilçesinde asılan HDP flamaları zırhlı bir aracın içerisinden çıkan özel harekat polisleri tarafından söküldü.

Cizre’deki sandıklarda görevlendirilen KESK’liler İlçe Seçim Kurulu tarafından aranarak görevlerini iade etmeleri istendi.

Bursa’da, 13 yaşındaki bir çocuk, evinin duvarına “HDP” ve “Selo” yazdığı gerekçesiyle gözaltına alındı.

7 Haziran

HDP Bolu İl binası 3 kişi tarafından ateşe verilmek istendi.

Antalya’da ev baskınlarında 5 öğrenci gözaltına alındı.

HDP Ankara Gençlik Meclisi’nin Güvenpark’ta açtığı seçim çadırına polis gün içerisinde “Kalabalık durmayın yoksa gözaltı yaparız” diye uyarıda bulundu. Buna karşı çıkan HDP’liler polisin ablukasına alındı. HDP’liler polis tarafından darp edilirken HDP Ankara Milletvekili adayı Emine Kaya’ya yumruk attı.

İstanbul Bağcılar’da sandık kurulları için okullardan ilçe seçim kuruluna gönderilen listeden Eğitim Sen’li öğretmenlerin isimleri çizildi. 113 birimde yüzlerce sandık başkanının tamamı hükümete yakınlığıyla bilinen Eğitim Bir-Sen’li öğretmenlerden oluştu.

8 Haziran

Elazığ’da HDP mitingine katılan, aralarında Arıcak ve Kovancılar ilçe eş başkanlarının da bulunduğu 29 kişi gözaltına alındı.

HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli’nin Konya’nın Kulu ilçesindeki konuşması polislerce engellenmek istedi. Polis, yurttaşların kalabalık olması sebebiyle ilçe binası önünde bulunan yolun trafiğe kapanmasına izin vermeyerek, yurttaşları kaldırama çıkmaya zorladı. Yurttaşlar polise tepki gösterirken, kitleye biber gazı sıkıldı.

Erzurum’da aralarında HDP’nin sandık  görevlilerinin de bulunduğu 21 kişi gözaltına alındı.

İstanbul Kadıköy’de “Karneler sizin gelecek bizim” pankartıyla karne eylemi yapan lise öğrencilerine polis saldırdı, yaşları 15 ila 20 arasında değişen 30 öğrenci darp edilerek ters kelepçeyle gözaltına alındı. Lise öğrencilerinin karne eylemine katılan engelli HDP Milletvekili Adayı Musa Piroğlu’da polis tarafından darp edildi.

10 Haziran

HDP İzmir’in Buca ilçesi Göksu mahallesinde bulunan seçim bürosuna kimliği belirsiz kişi ya da kişilerce saldırı yapıldı.

Ankara Karapürçek’te Kürt inşaat işçilerine saldırı oldu, 2 işçi yaralandı.

Kayseri’de bir kamyon şoförü trafikte bilerek aracını HDP seçim aracına çarptı. Araçta hasar meydana geldi. Seçim aracına çarpan kamyon şoförü olay yerinden kaçtıktan sonra yakalandı, hakkında şikayetçi olundu.

Gazete Patika

adhk tarafından

MKP: 17‘ler Mücadele Siperlerinde Zafer Bayraklarımızdır!

Haziran 11, 2018 de ANASAYFA adhk tarafından

17 Haziran 2005’te Dersim-Mercanlarda devletin stratejik kuşatma ve saldırısı ile katledilen 17 komünist devrimcinin ölümsüzlüğünün 13’üncü yıldönümü dolayısı ile MKP-MK/SB bir açıklama yaptı ‘’ 17’ler mücadele siperlerinde zafer bayraklarımızdır’’ başlığı ile yapılan açıklamayı öneminden dolayı olduğu gibi yayınlıyoruz

HABER MERKEZİ (11-06-2018)- ‘’Kimi aylar sınıf mücadelesinin devrimci özü bakımından özel yere sahiptirler.  18 Mayıs, 1 Mayıs gibi. Haziran denildiğinde de zihnimize bazı özel günler düşer. Devrimci tarihe sayısız iz bırakan çok sayıda önemli günün yanında, 15-16 Haziran 1969 işçi sınıfının İstanbul ayaklanması, şiirleriye halkın umutlarını, acılarını ilmek ilmek işleyen şairlerimizden Nazım Hikmet, Orhan Kemal ve Ahmed Arif Haziran ayında aramızdan ayrıldılar. Yine 2013’de bütün ülkeyi kapsayan Gezi halk ayaklanması Haziran’da alevlendi ve tüm ülkeyi sardı.

Ancak Haziran’ın, Maoist komünistler için çok daha özel bir önem ve yeri vardır. Büyük acılı deneylerden, sınıf mücadelesinin engin tecrübelerinden süzülerek gelen Maoist Komünist Partisi’nin seçkin önder kadrolarının da içinde yer aldığı 17 komünizm savaşçısını yitirdiği aydır Haziran. Enternasyonal Proletaryanın Türkiye-Kuzey Kürdistan öncü taburunun önderlerinden Parti Genel Sekreterimiz Cafer Cangöz, Genel Sekreter yardımcısı Aydın Hanbayat, önder kadrolarımızdan Alaattin Ataş, Ali Rıza Sabur, Okan Ünsal gibi birçok parti üye ve savaşçı yoldaşımızın içinde yer aldığı komünizm savaşçıları, partimizin 2. Kongresini tamamlamak üzere yola koyulmuşlardı. Kongre delegelerimiz ve savaşçılarımız belirlenen görevlerini yerine getirmek üzere çıktıkları yolda düşmanın stratejik bir kuşatma ve imha operasyonu neticesinde katledilmeleriyle ağır bir örgütsel darbeyle karşı karşıya kalındı. Komünist önder İbrahim Kaypakkaya ve yoldaşları önderliğinde kurulan Partimiz, kuruluş aşamasından itibaren düşman için stratejik bir tehlike olarak görüldüğünü ve bu nedenle önder yoldaşımız devletin en üst zirvesi tarafından özel bir kararla imha edilerek komünist tehlikenin bertaraf etmesi amaçlandı. Ne var ki önder Kaypakkaya’nın “belki biz olmayacağız ama bu çelik aldığı suyu unutmayacak” şeklindeki öngörüsü gerçekleşecekti. Önderimizin imha edilmesi komünistler için çok ağır bir kayıp olmasına rağmen ortaya koyduğu öngörünün bir sonucu olarak partimiz uzun yıllara dayanan mücadele sürecinde af edilmez birçok eksik ve hatasına rağmen sınıf mücadelesine hatırı sayılır izler bırakmayı da başarmıştır.

Gerici hâkim sınıflar, Haziran 2005 yılında 17 yoldaşımızı katlederek, öteden beri büyük korku duyduğu Maoist Komünist odağı etkisiz kılmayı denemiştir. Yoldaşlarımızın katledilmeleri sonrasında partimizin çökeceğini ve en azından uzun yıllar içinde her hangi bir varlık gösteremeyeceğinin hesabını yapıyordu düşman. Bu hesabın boş ve hayalden ibaret olduğu daha katliamın hemen ertesinde ortaya çıkınca, bu defa kuşatarak  imha etmeyi ve psikolojik saldırıyı devreye koydu. Ülke ve ülke dışında dost ve kardeş yapıların bile partimizin geleceği için büyük bir tereddüt içerisinde olduğu böyle bir sisli süreçte, yukarıdan aşağıya kadar, tüm parti güçlerimiz sımsıkı kenetlenerek bu büyük acıyı güce dönüştürmeye ant içtiler.  Düşmanın hile ve entrikalarını, geri ilişkileri kışkırtma oyunlarını gören partimiz, bu tasfiye planlarını boşa çıkarmak, ülke ve dünya devriminin deney ve tecrübelerini tekrar tekrar inceleyerek, devrimci teorimizi durmaksızın bilimsel temelde geliştirip yenilemek, hem düşmanın oyunlarını boşa çıkaracak ve hem de elde ettiği deneylerle ve bilimsel temelde ilerlettiği teoriyi, halk kitlelerinin elinde yenilmez bir silaha dönüştürmenin pratiğine koyuldu. Başka bir yol çıkmaz bir yol olacaktı. Ve elbette halkımızın desteği, on binlerce taraftarımızın fedakâr çabaları,  dost devrimci güçlerin dayanışması ve yanı sıra o dönemde partimizin içinde aktif biçimde yer aldığı Devrimci Enternasyonalist Hareket üyesi Maoist Komünist partilerin ve örgütlerin sergiledikleri büyük dayanışma ve birlik ruhuyla bu yol üstündeki büküntü başarıyla aşılabildi. Bu yüksek sahiplenme ve dayanışma ruhu asla unutulmadı ve unutulmayacaktır.

‘’Partimiz düşmanın stratejik saldırısına stratejik devrimci bir yanıt olmuştur’’

MGK’nın, Genelkurmay önderliğindeki MİT ve O dönemki JİTEM’in özel savaş seferberliği içinde yapılan Mercan katliamına karşı partimiz yüksek bir bilinçle düşmana stratejik devrimci bir yanıt verdi. Uzun yıllara dayanan mücadele deney ve birikimiyle partimiz gerekli yanıtı vereceği açıktı. Zira halk sevgisiyle dolu derin sorumlu duygu ve hassasiyet partimizi bu yanıtı vermeye götürdü. Bu durum partimizin halkın yanı sıra devrime, komünizm davasına olan berrak çizgisinden ileri geliyordu.

Partimiz, bilimsel çizgisinin bir sonucu olarak içerde ve dışarıda aldığı büyük desteğe, halkın, dost devrimci güçlerin ve enternasyonal komünist hareketin beklentilerine cevap olmak için tüm varlığını ortaya koydu.  Aldığı ağır örgütsel darbenin ideolojik, politik, örgütsel ve askeri temellerini ortaya koymak, çıkardığı dersleri özümsemek en acil görevlerimiz içinde yer aldı. Düşmanın hileleriyle baş etmenin ve oyunlarını alt etmenin başka bir yolu yoktu. Dahası, devrimi sürdürmek ve başarılara yürümek, yaşadığı derin acıyı büyük bir politik güce dönüştürmek başka türlü imkânsızdı. Bu görevler doğrultusunda daha işin başında Kongre Örgütleme Komitesi (KÖK) ile parti hızla merkezileştirildi. Yoldaşlarımızın devrettiği kongreyi tamamlama görevi üstlenilerek yerine getirildi. Düşmanın tüm hevesini kursağında bırakacak, gerici heveslerini boğazlarına tıkayacak devrimci hamlelerle cevap verildi ve 17 yoldaşımızın tamamlayamadan katledildikleri 2. Kongremiz başarıyla tamamlandı. Dünya devrimin bir parçası olarak Türkiye-Kuzey Kürdistan öncü taburu partimizin kesintisiz, ikirciksiz, tam bir komünist kararlılıkla yürüttüğü çalışma başarıyla yerine getirilmiş oldu ve düşman bir kez daha ısrarlı dirençle kahredilmişti.

Partimiz Büyük Proleter Kültür Devriminin kızıl top atışlarıyla tarih sahnesine çıkan kızıl bir müfrezedir. Temsil ettiği bilimsel ideoloji ve çizgisiyle yol üstüne çıkan büyük-küçük bütün büküntüleri yenmesini bilmiştir. Harcı sağlam ve kökleri derinlerde olan bu bilimsel çizginin ilerletilmesi ve doğru temellerde uygulanmasıyla elbette zaferlere yürümemek için hiçbir sebep kalmayacaktır. Sınıf düşmanlarımız, sahip olduğumuz bilimsel ve bu güçlü çizginin gelişiminin çok iyi farkındadır. Sorun, komünistlerin bu bilimsel çizginin özünü anlayıp kavrayarak temsil etmesidir. Görevimiz, ödediğimiz ve daha da çok ödeyeceğimiz bedellerin karşılığını yaratabilmek için çizgimizin özüne vakıf olmak ve nitel sıçramalarla ilerletmek ve devrimci pratiğin uygulama seyri içinde büyük güçlere dönüştürerek sömürü ve zulüm dünyasını alt etmektir.

17 yoldaşımızın yitirilmesinin sebeplerini değerlendirmede hiçbir yalpalamaya meydan vermedik. Bu acı ders bize gösterdi ki yaptığımız hataların üstesinden gelmek ve aynı hataları tekrarlamamak için onlardan öğrenmek elzemdir. Sınıf mücadelesinin devrimci sürecinde yer almış hiçbir komünist partisi hata yapmaksızın elbette başarılı olamamıştır. Sorun şudur ki, yaptığı hatalar karşısında devrimci tutum alabilmektir. Bunun anlamı ise, o hataları sebepleriyle birlikte açığa çıkararak üstesinden gelmektir. Ve hatalara karşı ne pahasına olursa olsun amansızca savaşmaktır. Sömürü dünyasını tüm kökleriyle birlikte tarihin çöplüğüne bırakmak isteyen ve bu uğurda öncülük iddiasında olanlar mutlaka başarmanın bir yolu olan hatalarına karşı bilimsel ve kararlı duruşlarla tavır almasını bilmelidir. Doğru dersler çıkarılmadan ve bu derslerden ciddiyetle öğrenmeden partinin ve halkın kazanmasını bekleyemeyiz. Açıktır ki, 17 yoldaşımızın kaybı çok ama çok ağır olmuştur. Düşmanın ilk başlarda büyük bir sevinç ve bayram havasında naralar atması bundandır. Devrim ise bir o kadar acı içinde, moral kaybetmiştir. Eğip bükmeden söyleyelim ki bu ağır kaybı olanaklı/mümkün kılan öge son tahlilde partimizin kendisidir. Bu ağır darbe düşmanın ne gücünden, ne de akıllılığından kaynaklanmıyor. Bu esasta bizim hatalarımızdan; olmayacak/olmaması/yapılmaması gereken ve hatta halkımıza anlatılması zor olan hatalarımızın sonucu ortaya çıkmıştır. Böylesi hatalara çok kere düştük. Düşmanın komünistlere biçtiği değeri yazık ki komünistler kendisine biçmiyor. Düşmanın özel olarak üzerinde durduğu ve gelişmesini, ilerlemesini, milyonlarla buluşmasını özel politikalarla engellemeye çalıştığı parti çizgisini kavrayamamak kendisine değer vermemektir. İkinci Kongremizin de haklı olarak belirttiği gibi “Devrimi gerçekleştirmek için eski tarihi tecrübelerimizin toplamıyla yetinemeyiz, yeni süreç ve sorunlara cevap verecek daha ileri bir sentez şarttır” Evet, bu kavrayış bilimseldir ve bu belirleme yerindedir. Dünya ve ülkemiz komünist ve devrimci hareketinin tecrübelerinden öğrenmek için amansız olmak zorundayız. Her yenilginin veya ağır darbelerin arkasında mutlak bir ideolojik, siyasi, örgütsel ve askeri hatalar vardır. Yenilgi almak ve olmaması gereken ağır kayıplar bir kader değildir. Öncü bir güç olmaktan önder bir güç seviyesine çıkmanın yolu, belki de en esaslı yolu, hatalarımıza karşı amansızca savaşmaktır. Hatalarına karşı savaşan bir parti esasta ilerlemelerini sürdürmüş, yeni başarılar kazanmış ve devrime, adına layık önderlik etmiştir. Tarihi tecrübeler buna tanıktır.

Partimiz tam da böyle ele aldığı içindir ki yalnızca 2. Kongresini tamamlamakla kalmamış, 3. Kongresini de 72’ çıkışının bilimsel temelleri üzerinden yükselterek kendisini yeniden kurmasını başarmıştır. Nitel sıçrama olarak da ifade ettiğimiz bu çok yönlü, bütünlüklü bilimsel sentez 72’ çizgisinin bilimsel temellerden temsil edilmesidir. Bir diğer adı ile bilimsel komünizmin temsilidir. Bu çıkış sayesindedir ki, bırakalım bir adım geri atmayı, teorik temelleri daha ileri düzeyde yeniden kurulmuş, yeni mevziler kazanılmış ve devrimci adımlar atılarak partimiz devrimci kitleler içinde hatırı sayılır konuma getirilmiştir.

Bugün için bunu iyi bir gelişme olarak belirlesek bile olmamız gereken yer ve seviyede olmadığımızı açıkça belirtmek yerindedir. 2. ve 3. kongrelerimizle kat ettiğimiz ileri teorik seviyenin pratik temsiliyetinde zayıf kaldığımız çok açıktır. Yeni bir kültür, kişilik, tarz en büyük ihtiyacımızdır. Vardığımız sentez ileri ve bilimseldir. Bu sentezin pratik görevlerinin yerine getirilmesi için yeni bir kişilik, kültür ve tarz yaratmak için var gücümüzle çalışmalıyız. Bunu öylesine sıradan bir görev olarak algılayamayız. İleriye atılan her yeni adım ancak kararlı ve militan, halka ve partiye bağlı kadrolarla uygulanır. Tartışmak, kavramak ve uygulamak; pratikten elde edilen tecrübeler ışığında tekrar tartışmak, kavramak ve yeniden pratiğe uygulamak. Böylesi bir Marksist-Leninist-Maoist metot ile sınıf mücadelesinin ihtiyaçlarına cevap olabiliriz. Safları devrimin sorunlarını çözmek için sıklaştırmak gerekir. Bilimsel çizgimize sarılarak sarsılmaz birlik kurmak, taze güçlerle birleşmeyi hedeflemek, ileri devrimci kitlelerin beklentilerine cevap olmak bu gün için asıl görevlerimizden biridir. Boş didişmelerin, liberal tavırların, statükoculuğun, dedikodunun kimseye bir şey kazandırmadığını biliyoruz. Anlamak isteyenler için durum gayet açıktır.

‘’Partimizden büyük beklentilerin farkındayız’’

Partimizden büyük beklentilerin farkındayız. Derinlere kök salmış, harcı sağlam ve bilimsel bir çizgiye sahip komünist bir yapıdan beklentiler yerindedir ve haklıdır. Partinin, devrimci halk güçlerinin ve emekçilerin büyük birliği için görevlerimize dört elle sarılmanın zamanıdır. Dostlarımız, halkımız bizden bunu bekliyor. İdeolojik, politik, örgütsel ve askeri açıdan ileri sıçramalar yaratacak olumlu koşullar kadar büyük tehlikeler bizi beklemektedir. Koşullara vakıf, bilimsel çizgiye sahip hiçbir komünist yapı sorumluluklarını yerine getirmekten kaçamaz. Kaçanlar olursa zaten bu gibiler komünist iddiaları şurada dursun ortalama devrimcilik iddialarını bile kaybetmişlerdir. Parti saflarında yıkılmaz bir birlik kurmak, dünyayı değiştirmek için büyük tartışmalar içinde hatalarımızı ve yetersizliklerimizi en aza indirmek, bu temelde eski köhnemiş dünyaya alternatif yeni bir kişilik, kültür ve tarz içinde devrimci pratiğe yüklenmek bize kazandıracak tek doğru yoldur.  Zamansız ve oldukça erken kaybettiğimiz 17 komünist yoldaşımızın anılarına bağlı kalmak, onların bize devrettikleri kızıl bayrağı layıkıyla taşımak, ısrarla dikkat çektiğimiz görevlere sarılmaktan geçer. 17’ler kuru övgülerle asla anılamazlar. Tamamen iç içe ve birbirleriyle sıkı diyalektik bağı olan partinin, devrimin, emekçilerin büyük çıkarları ancak böyle doğru temsil edilir. 17 komünist önder ve savaşçının anısına bağlılık ancak böyle mümkün olabilir. Görevlerimiz ağır ve zor ama bir o kadar da onurlu olduğunu biliyoruz. Ve  bu görevlerimizi, inişli-çıkışlı da olsa, yerine getireceğimizi buradan bir kez daha ilan ediyor ve diyoruz ki, bedenlerini toprağa, mücadele deneyimlerini, kararlıklarını, feda ruhlarını halka ve komünistlere armağan ettiğimiz tüm yoldaşlarımıza andımız olsun ki komünist devrimin kızıl bayrağını düşürmek şöyle dursun, O’ büyük amaç uğruna özverili ve kararlılıkla çalışarak hak ettiği yere taşıyacağız.

17’ler ölümsüzdür!

Bağımsızlık, Devrim ve Komünizm Mücadelesi Şehitleri Ölümsüzdür!

Yaşasın Sosyalist Halk Savaşı!

Yaşasın Maoist Komünist Partisi!

adhk tarafından

“Haziran’da Ölmek Zor”

Haziran 9, 2018 de ANASAYFA adhk tarafından

Haziran’da aramızdan fiziken ayrılan, ama her nefes alışımızda bizimle olan aydınlarımızı, yazarlarımızı ve sanatçılarımızı saygıyla anıyoruz

ADHK (09-06-2018) Nasıl  anlatsak  Haziran’ın sarı  sıcağını Çiçeklenen  bahardan aldığı güçle meyveye duruşunumu anlatsak; yoksa, sarı sıcağın altında kurumuş toprağın çatlaklıklarına düşen tohumların yeniden yeniden başağa duruşlarınımı. “Haziran’da ölmek zor” olsada, her bir ölümden sonra Haziran’ın onlarca, yüzlerce kez doğuma gebe kaldığının tanığıyız.

Ne çok sevdik onları, göz yaşlarımızı gizleyerek ne çok ağladık onlar için,ağız dolusu ne çok güldük onlarla birlikte. Doğan şafağın kızıllığına boyanıp, güneşi az sırtlamadık onlarla birlikte. Gölgelerimiz birbirine karıştı,yüreklerimiz birbirimiz için vurdu göğüs kafeslerimizi. Dağı dağa, suyu suya kavuşturduk. “Onlar” demek istemiyoruz. Çünkü onlar biz, biz onlardık.Bir ağacın dallarıydık. Dallarda ki nardık,elmaydık zerdalıydık. Yani şairdik,yani yazar. Toplumun dertlerini, çilelerini, özlemlerini umutlarını sahnelere, beyaz perdelere,kitap sayfalarına ordan da alanlara, fabrikalara, sokaklara taşıyanlardık.Yani aydındık, devrimciydik, komünisttik. Çekici vuran kola, orağı tutan ele bilinçtik. Daha da ötesi dağların koynunda namluya sürülen mermiydik. Güneşi içtik,türküler söyledik hep bir ağızdan.

“Ekilir ekin geliriz

ezilir un geliriz

bir gider bin geliriz

beni vurmak kurtuluşmu”

diyenleriz. Belki mapuslar yattık, kahırlar çektik.Hatta ihanetler, kahpelikler gördük. Sürgünler,yasaklar yaşadık. Bedelsiz kazanımların tarihde yeri olmadığına yine tarihin kendisi tanıktır. Ondandır ki çekinmedik, yerinmedik. Diz çöküp boyun eğmedik. Yeri geldi kavgada halayın başı olduk. Yeri geldi örse çekiç,ekine orak olduk. Sevdik, sevildik aşık olduk. Hatta yıkılası bu düzene dair ağız dolusu küfürler ettik. Yani güzele dair ne varsa her bir şeyin yaşanmasını istedik. Eğer bunun için zamansız bir anda çaldıysa ölüm kapımızı, sefa gelmiş, hoş gelmiş demekten alıkoymadık kendimizi.

……………………..

Şarkılar bir çığlığa sığınmaksa

şimdi, sonsuz bir yangın gibi

sevmesem öyle kolay çekip gitmek;

yaralı bir kuş gibi.

Şair Mehmet Çetin’in bu dizelerini seslendiren ve gencecik yaşta aramızdan ayrılan Karadeniz’in haşin çocuğu, Kazım Koyuncu’nun boynu bükük ayrılığına, ayrılık demek ne mümkün. Tütün saran delikanlıların,çay filizi taşıyan genç kızların,gelinlerin dillerinden düşmediki hiç.

Ve Nazım, acımızın, umudumuzun ve kavgamızın bilindik adı.” Ben yanmasam, sen yanmasan biz yanmasak,nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa” diyen büyük üstad. Hepsinin,ama hepsinin düne, bugüne ve yarına dair söyledikleri sözleri ve kuşandıkları kavgaları vardı,var olmaya da devam ediyor.

1 Haziran 1885 Viktor Hugo, 9 Haziran 1870 Charles Dickens, 20 Haziran 1933 Clara Zetkin, 23 Haziran 1960 İsmail Hakkı Tonguç, 3 Haziran 1963 Nazım Hikmet Ran,  2 Haziran 1970 Orhan Kemal, 2 Haziran  1991 Ahmet Arif, 18 Haziran Gorki (ana romanının yazarı) ,  25 Haziran 2005 Kazım Koyuncu.

Biz sizlerle var olduk, sizler bizlerle yaşıyorsunuz. Haziran’da aramızdan fiziken ayrılan, ama her nefes alışımızda bizimle olan aydınlarımızı, yazarlarımızı ve sanatçılarımızı saygıyla anıyoruz.

 ADHK (Avrupa Demokratik Haklar Konfederasyonu) -Kültür ve Sanat Kolu

Haziran 2018