adhk tarafından

‘Her an başımıza bomba düşebilir korkusu yaşıyoruz’

Ağustos 31, 2018 de ANASAYFA adhk tarafından

Dersim’de yangının sürdüğü köylerde yaşayanların can ve mal güvenlikleri yok Köye gidişler valilik iznine bağlı Köylüler ‘Askeri yasak bölge’ olduğu için köylerinde oturamıyor

DERSİM (31-08-2018)  Dersim her yıl olduğu gibi bu yılda orman yangınları ile gündemde. Bölgede yürütülen operasyonlar nedeni ile meydana gelen yangına müdahale edilmediği için ormanlar yanıyor. Yangın özel güvenlikli bölge olarak ilan edilen alanlarda sürüyor. Yaklaşık bir aydır devam eden yangına ise müdahale etmek isteyen kişiler kolluk güçlerinin engellemeleri ile karşılaşıyor.

Yangın Dersim merkeze bağlı Avgasor vadisi, Bali mezrası, Müşkirek köyü, Rengül mezrası, Kartan mıntıkası Sincik Dağı, Xoşiruk Dağı, Dikenli-Mahmut Köyü ve Garipuşağı arasındaki mevkide sürüyor. Günlerdir yangının devam ettiği Müşkirek köyü, 1990’lı yıllarda boşaltılmıştı.  Köye geri dönüşler ise 2004 yılından sonra başladı.  Hüseyin Zeytin 2004 yılından sona köye geri dönüp yerleşenlerden birisi. Şu anda yangının sürdüğü, özel güvenlikli bölge ilan edilen köylerinde yaşamayı sürdüren Hüseyin Zeytin, yasak, operasyon ve baskılarla dolu olan yaşamını Artı Gerçek’e anlattı.

“ZARARLAR KARŞILANMADI”

Hüseyin Zeytin’in anlattığına göre Müşkirek köyünde, 1990’lı yıllarda mezraları ile birlikte yaklaşık 100 hane vardı. 1994 yılında köy ve mezralar boşaltılınca bölge insansızlaştırıdı. 2004 yılından sonra köye geri döndüklerini anlatan Zeytin, “1994 tarihinde köyümüz boşaltılmıştı. Davalar AİHM’ne gidince, Türkiye vatandaş ile anlaşma yoluna gitti. Valiliklerde komisyon kuruldu. Evimiz, barkımız yok olmuştu. Zararımız büyüktü.  Orada bir kümes yapacak kadar para öneriyorlardı. Bunu kabul edip uzlaşmayı onaylarsan kabul ediyorlardı. Bunu kabul etmedim. Onun için 1994 yılından kalan davam hala sonuçlanmış değil” dedi.

KÖYLÜLER ASKERİ BÖLGE OLDUĞU İÇİN KÖYÜNDE KALAMIYOR

1994 yılında boşaltılan, 2004 yılında tekrar geri dönüşlerin olduğu Müşkirek köyünde şu anda Hüseyin Zeytin 3 kardeşi ile birlikte kalıyor. Köyde kurdukları bir çadırda yaşayan 4 kardeş, geçimlerini sağlamak için arıcılık ve hayvancılık yapmaya çalıştıklarını anlatan Zeytin, köydeki mevcut durumu şu sözlerle anlattı:  “İlginçtir şu anda köyde 20 hane ikamet ediyor olarak gözüküyor ama köyde kimse yok. Köy sakinlerinin bir kısmı Geyiksuyu’nda bir kısmı da Elazığ’da oturuyor.  Köyün muhtarı var ama köyde oturmuyor. Çünkü yasak bölge olduğu için kimse ikametgahının olduğu köyde oturmuyor.

“VALİ YASAK YOK DİYOR, JANDARMA BİZİ KÖYE SOKMUYOR”

Ben köyün ikametgahına kayıtlıyım ancak izin alıp köye gidebiliyorum. Biz ilkbaharda sözlü olarak başvuruda bulunduk. Yazılı bir beyanda yok elimizde. Sözlü olarak köye gelişimize izin veriliyor. Sonra canları istediği zaman idari para cezaları kesiyorlar. İkamet ettiğim köyde ilkbaharda idari para cezası yedim. Gerekçeleri köyün yasak bölge olması. Valiye gittim, ‘hayır biz köyleri yasaklamışız’ diyor.  Köye gelince jandarma ‘yasak’ deyip köye sokmuyor. ‘Bakın jandarma bırakmıyor’ diyoruz, vali öyle bir şey yok diyor.  Jandarma’nın kararından valiliğin bilgisinin olmamasının imkanı var mı? Hayır yok. Jandarma’dan yasak olduğuna ilişkin yazılı karar istiyoruz, ‘Hayır öyle bir evrak veremeyiz’ diyor. Yasaklar sözlü olarak bize bildiriliyor. Evrak vermemek için elinden geleni yapıyorlar.”

600 KOVAN YOK OLDU

Yangın şu anda Zeytin’in oturduğu Müşkirek köyü kırsalında sürüyor. Köyün tümü operasyon bölgesi… Orman yangınları ve operasyonların hayatlarını cehenneme çevirdiğini anlatan Zeytin, şunları söyledi: “Bir sürü sıkıntı yaşıyoruz burada. Kendi köyümde arıcılık yapıyoruz. Her yıl kredi çekip 400-500 civarında kovan alıyorum. Sonra bir ay içinde o arılar yok olup gidiyor. Her yıl bunlar tekrarlanıyor. Bölgedeki operasyonlar, yangınlar en çok ekonomik anlamda zarar veriyor bize. Orman yangınları köyümüzün yakınında… Rüzgarın etkisi ile dumanlar doğrudan köyümüzü sardı. İki tane zehirlenme vakası oldu. Bizde uzun soluklu dumana maruz kaldığımız için tüm arılarımızı kaybettik. Açıyorum kovanın kapağını içinde arı yok. 600’e yakın kovanımız tahrip olmuş durumda.  Valiliğe ve İl Tarım Müdürlüğüne zararımın tespit edilmesi için dilekçe verdi. Ama hala bana bir cevap vermiş değiller.

“CAN GÜVENLİĞİMİZ YOK, HER AN BAŞIMIZA BİR BOMBA DÜŞEBİLİR”

Orman yangına neden olan bombardımanın neden yapıldığını soruyoruz. Bize ‘o bölgede çatışma var, o esnada örgütle temas vardı’ diyorlar. Ama biz söz konusu bölgede herhangi bir örgüt üyesi veya cenaze görmedik. Çatışma var diyorlar ama biz karada asker falan görmedik. Tüm operasyonlar havadan oluyor. Havadan bombalar atılıyor, operasyonlar o şekilde yapılıyor. Bizim can güvenliğimizde yok. Ne zaman başımıza bir bomba düşer inanın bilmiyoruz. Can güvenliğimiz yok. Bunu sürekli yetkililere bildiriyoruz.

“HAYATIMIZ DEVLETİN İZNİNE BAĞLIDIR”

Devlet yasa çıkararak, geri dönüşlere destek vereceğini söylüyor. Geriye dönüşleri hızlandırmak veya teşvik etmek gibi bir şey yok burada. Bu güne kadar herhangi bir destek görmedik. Hala çadırlarda kalıyoruz. Evimizi yapmak istiyoruz ama yapamıyoruz. İlkbaharda yasak olduğu için tarlalarımızı sürememiştik. Sonra izin verdiler, yaz bostanı ekebildik. Bizim köyde hayatımız devletin iznine tabidir. Her adımımızda izin almak zorunda kalıyoruz. Bu gün çıkın derslerse, gelip gırtlağımızı sıkıp çıkartırlar. Her sene hadi defolun gidin demekle olmuyor. Böyle bir şey olmaz. Bunu yapacaklarına köyde yaşayabileceğimiz koşullar oluşturulmalı.”

Artı Gerçek/  Remzi BUDANCİR

adhk tarafından

Chemnitz’de yapılan faşist saldırılar, gelecek için bir denememidir?

Ağustos 31, 2018 de ANASAYFA adhk tarafından

Bugün göҫmenlere yapılan saldırı, gelecekte Alman iṣҫi ve emekҫilerini, aydın ve yazarlarını, sanatҫısını hedefleyecektir

ADHF (31-08-2018) 25 Aḡustos Cumartesi akṣamı Ṣehrin 875’inci Yılı kutlamaları sırasında bir kiṣinin bıҫaklanarak öldürülmesi, iki kiṣinin yaralanmasını bahane eden devlet destekli faṣist gruplar; sosyal medya üzerinden yalan haber yayarak, halkı provaka edip „yabancı“ avına ҫıkmıṣlardır. Öldürme olayına karıṣtıkları iddia edilen 2 kiṣi polis tarafından gözaltına alınmasına raḡmen, bu kiṣilerin kadınlara tacizde bulunduklarını ileri sürerek; saldırılarına halktan destek almaya ҫalıṣmıṣlardır. Kadınlara tacizde bulunulduḡuna dair herhangi bir ṣikayette bulunulmamasına, halk tarafından da bu iddianın yalanmasına raḡmen, parlamentoda grubu bulunan faṣist AFD, bıҫaklama olayının yaṣandıḡı yerin yakınında aҫıklama yaparak 800 kiṣilik faṣist grupla, sokaklarda „yabancı“ avlamaya ҫıkmıṣlardır. „Yabancılar“a yönelik küfür, hakaret ve aṣaḡılamaların eṣliḡinde sokaklarda polisi de devre dıṣı bırakacak ṣekilde bir  yürüyüṣ gerҫekleṣtirmiṣlerdir.

Polisin bu geliṣme karṣısında yaptıḡı savunma ise; iṣin bir baṣka boyutunu aҫıḡa ҫıkarıyor. „Olay ani geliṣti ve sayımız onlardan azdı, bu nedenle engel olamadık“ ṣeklindeki bir savunma, gerҫeḡı yansıtmıyor, olaya gözyumulduḡunu ve bir provanın yapıldıḡını gösteriyor. Kapitalist sistem karṣıtı güҫlerin yaptıḡı gösterilere binlerce polisi olay yeri ve ҫevresine yerleṣtiren devlet güҫleri, burada baṣka türlü davranmıṣlardır.

Chemnitz ṣehrini de iҫine alan Sachsen-Anhalt eyaletinde faṣist örgütlenme uzun zamandır aҫık bir ṣekilde yapılmaktadır. Ayrıca PEGIDA olarak anılan faṣiṣt oluṣuma da polisin destek verdiḡi halk tarafından bilinmekte, polis, „pegizei“(pegida-polizei) olarak adlandırılmaktadır.

Chemnitz’de faṣistler tarafından provakasyon yaratılarak yapılan gövde gösterisi, saldırganlık, Chemnitz halkı tarafından protesto edilmiṣtir. Kuṣkusuz bu yeterli deḡildir. Almanya’da yaṣayan hiҫbir kimse bu geliṣmeler karṣısında sessiz kalmamalı, tepkisini göstermelidir. Son yıllarda yayınlanan bütün raporlarda faṣist örgütlenmelerin ve saldırıların her geҫen yıl artıṣ gösterdiḡi aҫıklanmaktadır. Bu saldırıların göҫmenlere karṣı yapılmıṣ olması Alman halkının sessiz kalmasını haklı göstermez. Bugün göҫmenlere yapılan saldırı, gelecekte Alman iṣҫi ve emekҫilerini, aydın ve yazarlarını, sanatҫısını hedefleyecektir.

Unutulmamalıdır ki; emperyalist-kapitalist sistemin egemenleri, ekonomik, sosyal ve siyasal olarak aynı kaderi paylaṣan halkların birbirleriyle barıṣık olmasını, dayanıṣma iҫinde olmasını ve birlikte hareket etmesini istemezler. Herkesin birbirine düṣman olarak baktıḡı veya birbirine güvenmediḡi bir toplumsal yapı, kapitalist-emperyalist sistemin efendilerinin iṣine gelir. Böylece kendi düzenlerini daha iyi yürütebilirler. Dünyanın her köṣesinde halkları birbirine kırdıran emperyalistler, ırkҫı, dinci faṣist ҫeteleri örgütlemektedirler. Almanya’da da örgütlenen bu ırkҫı faṣist ҫeteler, egemen sömürücü sınıflar tarafından, gelecekte, iṣҫi sınıfı ve emekҫi halkların herhangi bir haklı baṣkaldırısına karṣı kullanılacaktır. Son yıllarda, olası halk ayaklanmalarına karṣı kimi zaman polise(Hamburg’da) ve Chemnitz’de görüldüḡü gibi faṣist gruplara provalar yaptırılmaktadır.

Ҫeṣitli ulus ve ulusal azınlıklardan halklar, yaṣanılan bu geliṣmeler karṣısında kendisi iҫin dersler ҫıkarmalı, birlikte örgütlenme, zulme ve sömürüye karṣı birlikte mücadele etme, bütün ırkҫı, gerici, din motifli veya baṣka adlarla anılan faṣiṣt akımlar ve rejimlerin asıl kaynaḡı olan kapitalist sisteme karṣı, sosyalizmin bayraḡını yükseltmelidir. Birlikte mücadele kazanacaktır!

-Kahrolsun her türden faṣist örgütlenmeler!

-Yaṣasın Halkların Birlik ve Dayanıṣması!

ADHF (Almanya Demokratik Haklar Federasyonu)

adhk tarafından

Gözaltılar ve baskılar devrimcileri yıldıramaz!

Ağustos 31, 2018 de ANASAYFA adhk tarafından

Biz ADHK ve bileşen örgütlerimiz ADKH ve SYM olarak, bu keyfi göz altıların durdurulmasını ve göz altına alınan SMF üyelerinin derhal serbest bırakılmasını istiyoruz

ADHK (31-08-2018) Faşist Diktatörlük bugün geldiği en açık biçimiyle, kendisinden olmayan her şeye saldırmaya ve kendi zulüm düzenini baskı ve zorla devam ettirmeye çalışıyor.

Kendi kanlı saltanatını sürdürmeye çalışan eli kanlı faşizm gün geçmiyor ki gözaltılar, katliamlar, yasaklamalarına yenisini eklemesin. En son Galatasaray Meydanı’nda yıllardır, kayıp çocuklarını arayan ak saçlı analara saldırıp, bu meydanın bundan sonra bu eyleme yasaklandığı ve “terör örgütlerinin istismarı” olduğu yönünde demagojik bir açıklama da bulundular. Bununla da yetinmeyen faşizm, kendi yandaş havuz medyası üzerinden âdeta sağ gösterip “sol” vurma taktiğiyle, “af” tantanasıyla idam cezasını geri getirmeye çalışıyorlar.

Tamda bu açık faşizmin saldırı koşullarında, bugün, ezilen halk, ulus, sınıf ve cinslerin Sosyalist Merkezi anlayışla direniş sergileyen SMF ye dönük eş zamanlı gözaltı operasyonlarına girişip tutuklamalarla kitlelere gözdağı vermeye devam ediyorlar.

Şu ana kadar SMF’den yapılan açıklamaya göre, ” Gülden Coşkun, Celal Şen, Ali Bölükbaş, Çağla Göçebe, Sedat Yiğit ve Onur Yanardağ. Bunun dışında birçok SMF üye ve taraftarının gece ev baskınlarıyla göz altına alınıp keyfi olarak tutulduğu belirtiliyor.

Biz ADHK ve bileşen örgütlerimiz ADKH ve SYM olarak, bu keyfi göz altıların durdurulmasını ve göz altına alınan SMF üyelerinin derhal serbest bırakılmasını istiyor. Bu nedenle SMF ile yoldaşça dayanışma içinde olduğumuzu belirtiyor, faşizme karşı her alanda birleşik devrimci mücadelenin yükseltilmesi çağrısı yapıyoruz.

 – Gözaltılar ve Baskılar Devrimcileri yıldıramaz!

 – Gözaltındaki Tüm SMF üyeleri Derhal Serbest Bırakılsın!

 – Kahrolsun Faşizm, Yaşasın Mücadelemiz!

ADHK (Avrupa Demokratik Haklar Konfederasyonu)

ADKH (Avrupa Demokratik Kadın Hareketi)

SYM (Sosyalist Gençlik Hareketi)

adhk tarafından

İstanbul’da SMF üye ve taraftarlarına polis baskını(Güncelleniyor)

Ağustos 31, 2018 de ANASAYFA adhk tarafından

İstanbul’da SMF’ye yönelik yapılan baskınlarda Gülden Coşkun ve Ali Bölükbaş’ında gözaltına alındığı öğrenildi Gülden Coşkun’un kaldığı evin kapısının kırılarak içeri girildiği belirtildi

İSTANBUL (31-08-2018) İstanbul’da birçok semtte eş zamanlı yapılan baskınlarda birçok SMF üye ve taraftarının gözaltına alındığı öğrenildi. Bağcılar, Sarıgazi, Gazi Mahallesi ve Zeytinburnu’nda SMF üye ve taraftarlarının evlerine baskınlar yapılarak birçok kişinin gözaltına alındığı belirtiliyor.

Yapılan baskınlarda gözaltına alınanlardan ismini öğrenebildikleirmiz şunlar, Çağla Göçebe, Sedat Yiğit ve Onur Yanardağ.

Gazete Patika

adhk tarafından

Almanya’nın her yerinde Erdoğan protesto edilecek

Ağustos 30, 2018 de ANASAYFA adhk tarafından

Almanya’ya Eylül’de gelecek olan Erdoğan, ülkenin her yerinde presto edilecek Çok sayıda kurum, eylem takvimini açıkladı ve katılım çağrısında bulundu

HABER MERKEZİ  (30-08-2018) Almanya’da, 28-29 Eylül günleri arasında ülkeye gelecek olan Türk Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan protesto edilecek.

Oluşturulan ‘Erdoğan Not Welcome Platformu’ tarafından yapılan yazılı açıklamada, “Alman ve Türk devleti arasındaki kirli ilişkileri protesto edelim” çağrısında bulundu.

Erdoğan’ın diktatoryal uygulamalarına dikkat çekilen açıklamada, “Erdoğan, Türkiye de tam bir faşist diktatörlük inşa etmekte” denilerek, siyasetçilerin, gazetecilerin ve binlerce kişinin tutuklandığına vurgu yapıldı.

Erdoğan iktidarında hasta tutsakların da ölüme terk edildiğine işaret edilen açıklamada, Kürtlerin, Alevilerin, LGBTİ’lerin, emekçilerin kazanımlarına saldırıldığı kaydedildi.

DAİŞ çetelerinin de Türk devletince desteklendiği mesajının verildiği açıklamada, gayrimüslimlerin tehdit altında olduğu belirtildi.

‘ERDOĞAN’A KARŞI HALKLARIN YANINDAYIZ’

Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Tayyip Erdoğan’ın faşist uygulamalarını asla kabul etmeyeceğiz. Demokrasi mücadelesi veren Türkiye halklarının yanında olacağız ve demokrasi mücadelesini tüm olanaklarımızla destekleyeceğiz. Almanya’nın Diktatör Erdoğan’ı devlet törenleriyle ağırlamasını şiddetle protesto ediyoruz. Alman halkını ve demokratik kamuoyunu Alman devletinin Erdoğan’ın suç ortağı olmasını protesto etmeye çağırıyoruz”

ALMAN HÜKÛMETİNE TEPKİ

Açıklamada devamla şu ifadeler yer aldı: “Almanya ve Türkiye arasında yapılacak görüşmeler de esas olarak, Almanya’nın ticari ve asgari yatırımlarının koşulları konuşulacaktır. Alman tekellerinin daha fazla kazanması, Almanya’nın bölgede asgari ve politik etkisini artırmasının olanakları üzerinden pazarlıklar yapılacaktır.

Senelerdir Türkiye ye silah satan, Erdoğan’a kendi çıkarları için ekonomik-politik destek veren Alman devleti, Türkiye’de yaşananlardan kendisini azade tutamaz.

Bunun için, yerli-göçmen tüm demokrasi güçleri olarak, alman devletinin silah satışlarını durdurması, Erdoğan’a ekonomik-politik destekten vazgeçmesi, Erdoğan’ın Almanya’daki uzantıları olan örgütlerle işbirliğine son vermesi, Almanya’daki muhalif güçler üzerindeki baskılara son vermesi için mücadele edelim. Bu mücadele Türkiye deki demokrasi mücadelesine çok büyük katkı sunacağı gibi, diktatör Erdoğan’ın zayıflamasını da beraberinde getirecektir.

Bizler, ‘Erdogan not welcome’ bileşenleri olarak, demokrasiden yana olan yerli-göçmen herkesi 29 Eylül’de Berlin’de yapacağımız, Diktatör Tayyip Erdoğan’ı ve Alman Devletinin iki yüzlü politikalarını protesto etmek için düzenleyeceğimiz yürüyüş- mitinge katılmaya, Türkiye’deki demokrasi güçleriyle dayanışmayı güçlendirmeye çağırıyoruz.”

TOPLANTIDA ALINAN KARARLAR

Açıklamada, basın toplantısında alınan kararlar da şöyle sıralandı:

“Eylem birliği çağrı ve çalışmaları ‘Erdoğan Not Welcome Birliği’ ismiyle yapılacaktır. Bundan sonraki çalışmaların örgütlenmesi için bir komite oluşturulmuştur.

Yapılacak eylemler tüm bir ay boyunca bir kampanya şeklinde ele alınacak ve Erdoğan’ın gelmesinin engellenmesi hedeflenecektir.

Her kurum 29 Eylül’e kadar yapılacak kendi etkinliklerinde ‘Erdoğan not Welcome’ temasını gündemleştirecektir.

2 Eylül’de Hannover’de Reihnmetall’e karşı yapılacak eylemde eylem birliği olarak yer alınacak.

8 Eylül’de Dinslaken’de yapılacak Kürt Kültür Festival’inde gündem yapılacak.

11 Eylül’de Berlin’de eylem birliği olarak basın toplantısı yapılarak konu basına duyurulacak..

11-20 Eylül arası tüm alanlar bölgelerindeki basını ziyaret edecektir.

13 ve 19 Eylül’de tüm alanlarda bilgilendirme stantları açılacak. 13 Eylül’de açılacak stantlar Eyalet Parlamentosu olan alanlarda eyalet parlamentoları önünde miting olarak yapılacaktır. Bu eylemlerde eyalet parlamentolarıyla heyet oluşturularak görüşmeler yapılacaktır.

17 Eylül’de tüm sivil toplum örgütleri ziyaret edilip, Erdoğan’ın gelişine karşı açıklama yapmaları ve Berlin yürüyüşüne çağrı yapmaları istenecektir.

22 Eylül’de tüm eyaletlerde yürüyüşler yapılacaktır. Eyalet yürüyüşlerinin yapılacağı alanlar: Berlin, Hamburg, Hannover, Bremen, Köln, Dortmund, Frankfurt, Mannheim, Sturttgart, Nürnberg, Münih.

26 Ağustos’ta Kadın Hareketleri yaklaşık 20 merkezde “Kadın Katili Erdoğan Hoş Gelmedi” temasıyla eylemler yapılacak..

28 Eylül’de Berlin’de yerel güçlerin katılacağı bir miting yapılacaktır.

29 Eylül’de Berlin’de Almanya merkezi yürüyüş yapılacaktır.”

ORGANİZE EDEN KURUMLAR

KCDK-E ( Avrupa Demokratik Kürdistanlilar Toplum Kongresi)

DIDF ( Demokratik Isci Dernekleri Federasyonu)

E.S.U Avurpa Suryaniler Birligi

MDDK / Mezopotamya Demokratik Değişim Kongresi (Asuriler)

ADEF (Avrupa Demokratık Dersim Birlıklerı Federasyonu)

NOR-ZARTOK Avurpa (Ermeni Kurumu)

TJK-E ( Avrupa Özgür Kürt Kadin Hareketi)

Avrupa Karadenizliler Platformu

ATİK (Avrupa Türkiyeli İşçiler Konfederasyonu)

Emek ve Özgürlük Cepesi Avrupa İnisiyatifi

BAF (Avrupa Savaşa ve Diktatörlüğe Karşı Barış Formu)

ADHK / Avrupa Demokratik Haklar Konfederasyonu

Yeşil Sol Parti

NAV-YEK ( Ezidi Dernekler Federasyonu)

FEDA( Demokratik Alevi Federasyonu)

Meclisa Sengale Dervaye Welat

Avrupa Maraş Girişimi

Avrupa Sürgünler Meclisi

Avrupa Kürecikliler İnisiyatifi

Dersimi Yeniden İnşa

Dersim Soykırım Karşıtı Derneği, 1938 e.V

Devrimci Parti Avrupa

Yeni Kadın

Yeni Demokratik Gençlik

CIK (Kürdistan İslam Hareketi

PARTIZAN

KKP/ Kürdistan Komünist Partisi

NAV-DEM (Almanya Demokratik Toplum Merkezi)

Kurdische Gemeinde zu Berlin-Brandenburg e.V

Kurdisches Zentrum e.V

KOMAW ( Kayip ve Magdur Ailerin Dernegi)

ADKH (Avrupa Demokratik Kadın Hareketi )

Platforma Zagros ( Rojhilat)

YXK(Kürdistan Öğrenciler Birliği)

Yaşanacak Dünya

Dersim Özgürlük İnisatifi, Berlin

Devrimci Proletarya/Avrupa

Kampagne TATORT Kurdistan

Kurdistan-Solidaritätskomitee Berlin

Berliner Frauenrat Dest Dan

Kampagne “Gemeinsam kämpfen! Für Selbstbestimmung und demokratische Autonomie”

Black mosquito

Unabhängige Linke Liste (LiLi) Kassel

Kurdisches Frauenbüro für Frieden Ceni e.V.

Ökumenisches Zentrum für Umwelt-, Friedens- und Eine-Welt-Arbeit Berlin

Widerstandscafé Friedrichshain

Roten Aufbau Friedrichshain

Café Rojava

Städtefreundschaft Frankfurt-Kobane e. V.

freund*innen der kurdischen freiheitsbewegung – Braunschweig

Block War Kassel

Marxistische Linke

Feministische Partei DIE FRAUEN

JXK-Studierende Frauen aus Kurdistan

Hände weg vom Wedding

ver.di Bezirkserwerslosenausschuß – Mittelfranken

Interventionistische Linke

Kurdistan Soli Freiburg

Bundesweite Initiative Ökologischer Wiederaufbau in Kobanê

Demokratische Föderation Nordsyrien – Rojava

SMJÊ – Dachverband des Êzîdischen Frauenrats e.V

TAJÊ – Frauenfreiheitsbewegung der Êzîdinnen

HCÊ – Bündnis der Êzîdischen Jugend

Gruppe AK | Teil des IZ Dresden

Association for the Design of history (ADH)

Young Struggle

STYLE! IT! TAKES! Berlin

Bremer Solidaritätskomitee Kurdistan

Antifa Nordost [NEA]

Hausprojekt Liebig 34 Berlin- Friedrichshain

Ya Basta Rhein-Main

Amedspor Support

Linksjugend [‘solid] Hamburg

Women in Exile & Friends

Initiative „Stoppt die Panzerfabrik für Erdogan – Rheinmetall entrüsten“

Kurdistan Solidaritätskomitee Kiel

Rojava Solidarity Tübingen

Nürnberger Bündnis für Frieden in Kurdistan

HDK-A Braunschweig

Antifaschistische Aktion Lüneburg / Uelzen

Radikale linke | berlin

AStA der TU Berlin

Antifa Westberlin

DIE LINKE. Berlin

Piratenpartei Berlin

Göpppinger Soldaritätsbündnis für Nordsyrien

Solidaritätsbündnis Kurdistan – Magdeburg

Städtefreundschaft Oldenburg-Êfrin

Autonome Aktion Europe

Internationalistischer Abend / Berlin

Jinên Ciwanên Azad

Hausprojekt Rigaer94 Berlin

ALJ Berlin (Antifaschistische Linke Jugend Berlin)

Internationale Sozialistische Organisation (ISO)

ANF

adhk tarafından

Dersimliler köy boşaltmalarıyla tekrardan yüz yüze; Karakola çağrılan köylülülere, köyü boşaltın talimatı!

Ağustos 29, 2018 de ANASAYFA adhk tarafından

Dersim’de orman yangınlarının sürdüğü Müşkirek köyü askerler tarafından boşaltılmak isteniyor

DERSİM (29-08-2018) Dersim’de orman yangınlarının sürdüğü Müşkirek köyü askerler tarafından boşaltılmak isteniyor Karakola çağrılan köylülerden Hüseyin Zeytin’e, “Köyünüz güvenlik bölgesi, burada yaşamanız suç. Köyü boşaltın” denildi.

Dersim merkeze bağlı Avgasor vadisi, Bali mezrası, Müşkirek köyü, Rengül mezrası, Kartan mıntıkası Sincik Dağı, Xoşiruk Dağı, Dikenli-Mahmut Köyü ve Garipuşağı arasındaki mevkide 3 gün önce başlayan orman yangınları sürerken; Cığ bölgesinde iki farklı noktada çıkan orman yangını ise gönüllülerin müdahalesi sonucu kontrol altına alındı. Daha önce gönüllülerle orman yangınlarını söndürmeye giden Müşkirek köyünden Hüseyin Zeytin, dün Geyiksuyu Jandarma Karakolu’na çağırıldı. Askerler, Müşkirek köyünün “güvenlik bölgesi” olduğunu söyleyerek, Zeytin’den köyü boşaltmasını istedi.

‘Köyümüzden çıkmayacağız’

Mezopotamya Ajansı’nın konuya ilişkin telefon ile görüştüğü Zeytin, “4 kardeş köyde kalıyoruz. Karakola çağırarak köyü terk etmemizi istediler. Devlet istiyorsa gelip çıkarsın; biz köyümüzden çıkmayacağız. ‘Güvenlik bölgesi’ olan köyümüzde yaşadığımız için suç işlediğimizi söylüyorlar. O nedenle boşaltmamızı istiyorlar” dedi.

‘Can güvenliğimiz tehlikede’

Karakola çağırılmasına dair Valiliğe dilekçe yazdığını dile getiren Zeytin, “Dilekçede ‘köyden çıkmayacağız. Can güvenliğimiz de tehlikede. Her hangi bir durumda can güvenliğimizden siz sorumlusunuz’ dedim. Devletin görevi halkın can güvenliğini sağlamaktır” diye ifade etti.

‘Devletin izni ile köye geldik’

1994’te boşaltılan köylerine ilkbaharda giderek yaz sonuna kadar burada kaldıklarını bu yıl da giderken köylerinin “Özel Güvenlik Bölgesi” ilan edilmesinden kaynaklı Tunceli Valiliği’nden izin aldıklarını sözlerine ekleyen Zeytin, şunları dile getirdi: “Köyün özel güvenlik bölgesi olduğunu biliyoruz. Yetkililerden aldığımız dilekçe ve onaylar sonucu geldik. Eğer sıkıntı çıkarırlarsa bize verilen izni tekrar hatırlatacağım kendilerine.”

Orman yangınlarının yaşandığı bölgeye gitmelerine izin verilmediği için yangınların son durumu hakkında bilgileri olmadığını da sözlerine ekleyen Zeytin, köyden dışarı çıkamadıklarını sözlerine ekledi.

Bölgeye geçiş yasak

Havadan ve karadan yapılan bombardıman sonucu çıkan orman yangıları hakkında bilgi alınamazken, askeri operasyon gerekçesiyle hiç kimsenin bölgeye gitmesine izin verilmiyor.

Gazete Patika

adhk tarafından

HDP heyeti’nin yangın bölgesine gitmesi engellendi

Ağustos 28, 2018 de ANASAYFA adhk tarafından

Dersim’deki yangınlarla ilgili olarak milletvekilleirnden oluşan bir heyetle bugün Dersim’e giden HDP heyeti’nin yangın bölgesine gidişine valilik tarafından izin verilmedi Hozat-Çiçekli karayolunda durdurulan HDP heyeti keyfi uygulamayı protesto etmek için karayolunda oturma eylemi başlattı

DERSİM (28-08-2018) Dersim’de orman yangınlarına müdahale etmek için HDP milletvekillerinden oluşan bir heyet bugün Dersim’e gitti. Heyet Dersim’de ilk olarak HDP İl binasında kurumlarla bir araya gelerek orman yangınları hakkında bilgi aldı.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Grup Başkanvekili Ayhan Bilgen, Dersim Milletvekili Alican Önlü ile milletvekilleri Mahmut Toğrul, Erkan Baş, Meral Danış Beştaş, Erdal Aydemir, Murat Çepni, Mehmet Tiryaki, Dilşat Canbaz ve Kemal Bülbül’den oluşan heyet, Heyet, ilk olarak DEDEF, DAD, SMF, Partizan, Munzur Çevre Derneği, KESK,  Dersim Araştırma Merkezi, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği ve doğa aktivistleri ile HDP Dersim il binasında bir araya gelerek, yangınlar hakkında bilgi aldı.

Toplantıda konuşan HDP Dersim İl Eşbaşkanı Songül Erden Şahin, operasyonlar bahanesi ile ormanların yakıldığını belirterek, orman yangınlarının Dersim’de gelenekselleştirildiğini vurguladı. Şahin, orman yangınlarının olduğu bölgede bu sabah operasyonların başlatılmasının bilinçli olduğu ve amacın gelen heyeti engellemeye yönelik olduğunu ifade etti.  Ardından DKÖ temsilcileri ve doğa aktivistleri, orman yangınlarının amaç ve hedefini anlatarak, yangınların söndürülmesinin yöntemlerine ilişkin görüşlerini dile getirdi.

HDP heyeti engellendi

Seyit Rıza meydanında yapılan kısa açıklamanın ardından yangınların olduğu alana gitmek için yola çıkan HDP heyeti Hozat-Çiçekli  karayolunda durdurularak engellendi. ‘’Güvenlik’’ gerekçesi ile yolun trafiğe kapatıldığını ifade eden polis heyetin yangın bölgesine gitmesine izin vermedi. Burada polisle tartışan HDP milletvekilleri keyif uygulama ve engellemeyi teşhir etti. HDP heyeti karayolunda oturma eylemi başlattı.

 Tunceli Valisi Tuncay Sonel HDP heyetini hedef gösterdi

Dersim’in değişik bölgelerinde savaş uçakları, helikopterler ve top atışları sonucu çıkarılan orman yangınlarının söndürülmesine ilişkin herhangi bir müdahalede bulunmayan, sosyal medyada yayınlanan fotoğraf ve haberleri de propaganda olarak nitelendiren Tunceli Valisi Tuncay Sonel, Halkların Demokratik Partisi (HDP) heyetinin Dersim’e gelmesiyle valiliğin internet sitesinde yazılı bir açıklama yaptı.

“Tunceli’nin huzurunu bozmak isteyenlere müsaade edilmeyecektir” başlıklı açıklamada, kentte onlarca hektarlık ormanlık alanın yakılmasının, “örtü altı yangın” olarak belirtilmesi dikkat çekti.

Valilik tarafından yapılan açıklama şu şekilde;  ‘’ “Tunceli, tarihinin en huzurlu günlerini yaşamakta olup istihdam başta olmak üzere şehrimize yapılan yatırımlarla Devletimiz ve vatandaşlarımız arasında sıcak bir diyalog ve iletişim ortamı sağlanmıştır. Bu durumdan rahatsız olan bazı art niyetli çevrelerce örtü altı yangınlar bahane edilerek esasen terörle mücadelemiz sekteye uğratılmak istenmekte gerçek olmayan paylaşım ve haberlerle vatandaşlarımızın çevre duyarlılığı istismar edilmektedir. Örtü altı yangınlarına yangın söndürme uçakları da dahil olmak üzere her türlü imkanlarımız seferber edilmiştir. Şehrimizin sahip olduğu bu huzurlu ortamı şu an kontrol altına aldığımız örtü altı yangınlarını bahane ederek bozmak, vatandaşlarımızın duyarlılıklarını istismar etmek ve terörle mücadelemizi sekteye uğratmak isteyen hiçbir kişiye, gruba ve oluşuma müsaade edilmeyecek ve gerekli her türlü kanuni işlem yapılacaktır.”

Ayhan Bilgen: Vali haddini aşmıştır

Seyit Rıza Meydanı’nda  milletvekilleri ve DKÖ temsilcileri ile açıklama yapan HDP Grup Başkanvekili Ayhan Bilgen, Vali Sonel’in açıklamasına tepki gösterdi. Ayhan Bilgen yaptığı açıklamada;  “Burada halkın talebi üzerinde bulunuyoruz. Valinin böyle bir açıklama yapması haddine değil. Halkın değerlerini,  kültür ve doğasını koruyoruz. Vali, önce Türkiye tarihinin en büyük orman yangınlarını kabul etsin. Sonra böyle bir açıklama yapsın” dedi.

Gazete Patika

adhk tarafından

Almanya’da ırkçılar ve solcular arasında sert çatışmalar

Ağustos 28, 2018 de ANASAYFA adhk tarafından

Almanya’nın doğusundaki Chemnitz şehrinde aşırı sağcılar ile sol gruplar arasında yaşanan çatışmalarda çok sayıda kişinin yaralandığı öğrenildi

CHEMNITZ (28-08-2018) Chemnitz’de hafta sonunda bir Almanın Suriye ve Irak uyruklu iki kişi tarafından bıçaklanmasını fırsat bilen aşırı sağcıların ırkçı söylem ve gösterilerine karşı binlerce sol grup üyesi gösteri düzenledi.

Chemnitz’de aşırı sağcıların yabancılara yönelik birçok saldırı düzenlemesine karşı düzenlenen gösteri sırasında ırkçılarla çatışmalar yaşandı. Irkçı Pro Chemnitz hareketi üyelerinin düzenlediği ve iki bini aşkın kişinin katıldığı gösterilerde Nazi işaretlerinin yapıldığı öğrenilirken, ırkçıların gösterisinin polis tarafından durdurulduğu bilgisi verildi.

Irkçılara karşı bini aşkın solcu da gösteri düzenlerken, iki karşıt grup arasında çatışmalar çıktı. Chemnitz polisi, yaralanan çok sayıda kişinin hastanelere kaldırıldığı bilgisini de paylaştı.

Chemnitz şehrinde Cumartesi gecesi meydana gelen bir kavga sonucunda 35 yaşındaki bir Almanın Suriye ve Iraklı iki göçmen tarafından öldürüldüğü iddia edilmişti. İki göçmen hakkında savcılık tarafından soruşturma açılırken, Pazar gecesi bölgesel ligde oynayan Chemnitzer FC taraftarı bin kişi gösteri düzenlemişti.

Gösteri esnasında ırkçılar tarafından çok sayıda göçmen ile polislere yönelik saldırılar düzenlenmişti.

ANF

adhk tarafından

HBDH: DKP-BÖG Savaşçısı Mehmet Ali Kasırga Ölümsüzdür!

Ağustos 27, 2018 de ANASAYFA adhk tarafından

11 Ağustos’ta Dersim-Pülümür’de yaşamını yitiren DKP-BÖG savaşçısı Mehmet Ali Kasırga için HBDH Ortak Komutanlığı bir açıklama yaptı

HABER MERKEZİ (27-08-2018)-11 Ağustos günü Dersim’in Pülümür İlçesinde HPG komutanlarından Atakan Mahir ile birlikte yaşamını yitiren DKP-BÖG savaşçısı Mehmet Ali Kasırga için Halkların Birleşik Devrim Hareketi(HBDH) Ortak Komutanlığı bir açıklama yaptı. HBDH Ortak Komutanlığı tarafından yapılan açıklamada;

‘Türkiye Kuzey Kürdistan halklarını kuşatan faşist ablukanın parçalanmasında en önde yürüyenlerimiz, can bedeli mücadelenin sıra neferleri olan gerillaya yönelik Faşist Türk Devletinin her türlü teknik ve askeri personeli kullanarak yürüttüğü kapsamlı saldırılar sonucu Mehmet Ali yoldaş ölümsüzleşmiştir. 11 Ağustos günü Dersim-Pülümür’de yaşanan çatışmalarda ölümsüzlüğe uğurladığımız Atakan MAHİR ile aynı birlikte yer alan Mehmet Ali yoldaş, düşmanın yoğun saldırıları karşısında yoldaşlarıyla birlikte büyük bir direniş sergileyerek ölümsüzleşmiştir. Mehmet Ali yoldaş şahsında Dersim-Pülümür şehitlerini bir kez daha saygıyla anarken, hareketimizin bileşenlerinden DKP’nin kadro ve üyelerine, BÖG’ün yiğit militanlarına, taraftarlarına ve ailesine başsağlığı diliyoruz

Çok küçük yaşlardan itibaren devrimci mücadele içinde yer alan ve Çerkez milliyetine mensup biri olarak gençlik mücadelesinden, işçi sınıfının mücadelesine oradan da gerilla mücadelesine kadar devrim mücadelesinin ihtiyaç duyduğu her alanda görev alan ve omuzladığı her görev karşısında tereddüt etmeden en önde yürümeye çalışan Mehmet Ali yoldaş, aynı zamanda BÖG’ün kuruluşunda aktif yer almıştır. Rojava’da da bir çok cephede bulunan ve DAİŞ çetelerine karşı mücadelede aktif yer alan Mehmet Ali yoldaş, Türkiye-Kuzey Kürdistan devrimi perspektifi doğrultusunda HBDH-Ortak Komutanlığımızın bir bileşeni olarak yönünü Türkiye- Kuzey Kürdistan’a çevirerek mücadeledeki kararlılığıyla bizlere örnek olmuştur.

Gerilla güçlerimize karşı faşizmin yoğun ve kapsamlı saldırıları boşuna değildir. Halklarımızın özgürlük ve kurtuluş mücadelesinin yılmaz neferleri olan gerillalarımızın özgürlüğe olan düşkünlüğü, devrime olan inançları, halklara olan derin sevgileri ve bağlılıkları ve can feda mücadelesinin halklarımızda yarattığı güven ve umut faşizme korku salmaktadır.

Tüm toplumun faşizm tarafından kuşatıldığı, kayıp yakınlarının oğullarını ve kızlarını aramaya çalışmasına dahi tahammül edemeyen, gözü yaşlı analarımıza saldıracak kadar pervasızlaşan faşizme en radikal cevabı HBDH savaşçılarının vermesi faşizmi çılgına çevirmektedir.

Bugün toplum faşizmin azgın baskı ve saldırıları altındadır, konuşamamakta, hareket edememekte, nefes alamamakta, özgürlüğe olan özlemini dile getirememektedir. Ve tam da bugün özgürlüğün dili gerillalaşmıştır ve gerilladadır. Bu “dil” bulaşıcıdır ve bu “dil”in halklara bulaşmaması için faşizm elinden geleni ardına koymamaktadır. Tüm saldırıları da bundandır. Ama nafile.

Hiçbir baskıcı yönetim ve devlet biçimi, adı ne olursa olsun halkların kahredici nefretinden kurtulamaz, kurtulamamıştır, kurtulamayacaktır.

Birleşik Devrim Hareketimizin tüm taraftar ve militanları 11 Ağustos’ta Dersim-Pülümür’de ölümsüzleşen Atakan MAHİR, Mehmet Ali Kasırga ve diğer yoldaşların kullandığı özgürlük dilini halklara taşımalı faşizmden hesap sorma bilinciyle her bir alanda gerillalaşmalı, büyük-küçük demeden her göreve sahip çıkmalı ve öncülük yapmalıdırlar. Halklarımızın bizlerden beklentisi budur.

Faşizmin korkulu rüyası olmaya devam etmek, bu korkuyu büyütmek boynumuzun borcudur. Mehmet ALİ yoldaş bu bilinçle mücadeleye kilitlenmiş ve kendini kararlaştırmıştı. Yaşamı ve mücadelesi bizlere örnek olmalıdır.‘

adhk tarafından

Cumartesi Anneleri için Paris’te eylem düzenlendi

Ağustos 27, 2018 de ANASAYFA adhk tarafından

Cumartesi Annelerinin Oturma eyleminin 700’üncü haftası dolayısı ile Fransa’nın başkenti Paris’te de bir dayanışma eylemi gerçekleştirildi

Paris (27-08-2018) Cumartesi Annelerinin oturma eyleminin 700’üncü haftası dolayısı ile Türkiye-Kuzey Kürdistan’ın yanı sıra Avrupa’nın bir çok merkezinde de eş zamanlı dayanışma eylemleri gerçekleştirildi. Bu dayanışma eylemlerinden biri de Fransa’nın başkenti Paris’te yapıldı.

700’üncü hafta dolayısı ile Fontaine des Innocents’de saat 12’de  bir araya gelen kitle “Unutmayacağız, affetmeyeceğiz, vazgeçmeyeceğiz” pankartı ile kayıp ve faili meçhullerin fotoğraflarını açtı. Fransızca, Kürtçe ve Türkçe okunan basın açıklamalarının ardından oturma eylemiyle basın açıklaması sonlandırıldı.