adhk tarafından

SMF üyeleri Berivan Gülen ve Duygu Kıt tutuklandı

Kasım 29, 2018 de ANASAYFA adhk tarafından

SMF üyeleri Berivan Gülen ve Duygu Kıt tutuklandı

HABER MERKEZİ (29-11-2018) 23 Kasım 2018 günü, SMF üye ve taraftarlarına yönelik operasyonda gözaltına alınanlardan bir Partizan okuru ve beş SMF’li tutuklanmıştı Aynı dosya kapsamında bugün savcılığa ifade vermeye giden SMF üyeleri Berivan Gülen ve Duygu Kıt da tutuklandı.

Son tutuklamalarla birlikte 23 Kasım’da İstanbul’da SMF’ye yönelik siyasi operasyonda tutuklananların sayısı 8’e yükseldi.

adhk tarafından

Berkin Elvan davası: Bilmiyorum, tanımıyorum, hatırlamıyorum

Kasım 28, 2018 de ANASAYFA adhk tarafından

Sanık Fatih Dalgalı için daha önce ‘simaen tanıyorum’ diyen tanık polis de ifade değiştirdi, anne Gülsüm Elvan salonu terketti

HABER MERKEZİ (28-11-2018)  – Gezi Parkı eylemleri sırasında Okmeydanı’nda polisin attığı gaz fişeğiyle başından vurularak hayatını kaybeden Berkin Elvan’in ölümüyle ilgili davanın duruşması görülmeye başlandı.

İstanbul 17. Ağır Ceza Mahkemesi’nde Fatih Dalgalı’nın tek sanık olarak yargılandığı davanın bugünkü duruşmasında, Dalgalı ile aynı ekipte görev alan tanık polisler dinleniyor.

Tanık polislerin “bilmiyorum”, “tanımıyorum” ve “hatırlamıyorum” gibi ifadeler vermesi üzerine isyan eden Berkin Elvan’ın annesi Gülsüm Elvan “Yeter ya bu kadar olmaz, katiller” diyerek salonu terk etti.

TANIK POLİSLER SANIK POLİSLERİ TANIMIYOR

İlk tanık ZET’çi polis Davut Arslan verdiği ifade de sanık polis Fatih Dalgalı’yı tanımadığını söyledi:

“Olay gününden önceki 15 Haziran gecesi Taksim’den Mecidiyeköy’e kadar olaylara müdahale ederek çalıştım. ZET kullandım. Olayın olduğu Okmeydanı’na hiç gitmedim. Sanık polis Fatih Dalgalı’yı tanımıyorum.”

Davut Arslan’ın ardından söz alan ikinci tanık polis, çevik kuvvet 9’uncu birlikte çalışan İsmail Saltuk Seki de görev yeri, amirleri ve Fatih Dalgalı’yla ilgili sorulara “Hatırlamıyorum. Çok yoğun çalışıyorduk, olay günü nerede, ne yaptığımı hatırlamıyorum” yanıtı verdi.

POLİS İFADELERİNE AİLEDEN TEPKİ

Baba Sami Elvan, “Sayın yargıcım, ben size 1986 yılında çalıştığım yerdeki 40 arkadaşımı sayarım. Bu polisler nasıl hatırlamıyor, hepsi size yalan söylüyor, inanmayın. 8 celsedir dinliyoruz, her seferinde mezara giriyoruz. Ben adalete açım” diyerek tepki gösterdi.

Sami Elvan’ın tepkisi üzerine yanıt veren hakim “İnandığımızı söylemedik, bu dava basit bir yaralama veya gasp değil, büyük bir dosya, herkesi dinliyoruz, uzun sürmesi normal” dedi.

Baba Elvan, mahkeme başkanına “Bize her duruşmada aynı şeyleri dinletiyorsunuz, o zaman biz gelmeyelim” yanıtı verdi.

3’üncü tanık Sertaç Hardal da 15-16 Haziran günlerinde nerede görev aldığını hatırlamadığını söyledi. “Akşam Okmeydanı’nda görevli grup şefiydim. Olay sırasında ZET tüfeği kullandığımı hatırlamıyorum” ifadelerini kullandı.

Tanık polis Sertaç Hardal’ın ekrandan yakın plandan gösterilen sanık Fatih Dalgalı için “tanımıyorum” demesi üzerine söz alan Av. Can Atalay, “İfadenizde simaen tanıdığınızı söylemişsiniz, fotograflara bakın” diye uyardı.

Ayrıntılar geliyor…

Artı Gerçek / Rıfat DOĞAN

adhk tarafından

Tahir Elçi, 3. yıl dönümünde Diyarbakır’da anıldı

Kasım 28, 2018 de ANASAYFA adhk tarafından

Elçi, katledilişinin 3’üncü yıl dönümünde Diyarbakır Barosu tarafından düzenlenen etkinliklerle anılıyor

HABER MERKEZİ (28-11-2018) Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi’nin merkez Sur ilçesinde 28 Kasım 2015’te çatışmalarda zarar gören tarihi Dört Ayaklı Minare önünde basın açıklaması yaptıktan sonra katledilmesinin üzerinden 3 yıl geçti. Elçi, katledilişinin 3. yıl dönümünde Diyarbakır Barosu tarafından düzenlenen etkinliklerle anılıyor. Polis Elçi için yapılan yürüyüşe Diyarbakırlıların katılmasına izin vermedi. Yürüyüşe avukatlar, milletvekilleri ve STK temsilcileri katılabildi.

Artı Gerçek’ten Remzi Budancir’in aktardıklarına göre; Elçi’yi anmak ve ölümünden sorumlu olanların açığa çıkarılmasını talep etmek için meslektaşları Diyarbakır Adliyesi önünde toplandı. Adliye önünde yoğun polis ablukası yaşanırken avukatlar buradan ‘Tahir Elçi ölümsüzdür’ sloganıyla Elçi’nin vurulduğu Dört Ayaklı Minare’ye yürümeye başladı.

Yürüyüşe Tahir Elçi’nin eşi Türkan Elçi’nin yanı sıra, Şırnak, Hakkari, Van, Antep başta olmak üzere Bölge baroları, İstanbul ve Ankara barolarından avukat ve yöneticiler de anmaya katıldı. Anmaya çok sayıda avukatın yanı sıra CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, HDP milletvekilleri Selçuk Mızraklı ve Musa Farisoğulları da katıldı.

‘Tahir Elçi burada, katiller nerede’

Avukatların sık sık ‘Tahir Elçi burada, katiller nerede’ sloganı attığı Dört Ayaklı Minare’nin bulunduğu Suriçine kadar sürdü.

Halkın yürüyüşe katılmasına izin yok!

Kitlenin önünde yürüyen çevik kuvvet, Diyarbakırlıların yürüyüşe katılmasına izin vermedi. Dört Ayaklı Minare’nin bulunduğu sokağa gazeteciler de üst aramasından geçirilerek alındı. Polisin halka izin vermemesi nedeniyle yürüyüşe avukatlar STK temsilciler ve milletvekilleri katıldı.

Yaptığı son konuşma dinletildi

Dört Ayaklı Minare’nin önünde Tahir Elçi’nin vurulmadan hemen önce, yaptığı son konuşma dinletildi.

‘Mermi kovanları toplanmadı, rapor açıklanmadı’

Daha sonra söz alan Diyarbakır Barosu Başkanı Cihan Aydın, “Her şey bir televizyon programında başladı. Şer odakları harekete geçti. Herkesin gözü önünde alıp götürdüler Tahir’i” dedi.

Aydın sözlerine şöyle devam etti:

“Manşete çıkardılar. Linç ettiler. O Dört Ayaklı Minare’ye siper olmak için geldi buraya. Dönemin iktidar sahipleri ‘cinayeti aydınlatırız’ dediler ama 3 yıl geçti bir ilerleme yok. Mermi kovanları toplanmadı, rapor açıklanmadı. Bu cinayetin faili meçhul dosyaları gibi olmasına izin vermeyeceğiz.”

Avukatlar daha sonra Tahir Elçi’nin önünde vurulduğu Dört Ayaklı Minare’ye karanfil bıraktı. Elçi, saat 14.00’te de mezarı başında anılacak.

Gazete Patika

adhk tarafından

Leyla Güven: “Yaşamı uğrunda ölecek kadar sevenlerin yoldaşıyım”

Kasım 27, 2018 de ANASAYFA adhk tarafından

20 gündür süresiz, dönüşümsüz açlık grevinde olan Demokratik Toplum Kongresi Eş Başkanı ve HDP Hakkari Milletvekili Leyla Güven’in mektubu Meclis Grup Toplantısında okundu

HABER MERKEZİ (27-11-2018) 20 gündür süresiz, dönüşümsüz açlık grevinde olan Demokratik Toplum Kongresi Eş Başkanı ve HDP Hakkari Milletvekili Leyla Güven’in mektubu Meclis Grup Toplantısında okundu.

“Barış Anneleri. Cumartesi Anneleri şahsında bütün annelerin ellerinden öpüyorum. Uğrunda mücadele verdikleri kalıcı barışın bu topraklarda hakim olacağı günlerin yakın olduğunun farkındayım. Ben, yaşamı uğrunda ölecek kadar sevenlerin yoldaşıyım.” diyen Leyla Güven’in mektubu şöyle:

HDP Genel Merkezine!

Değerli Eş Başkanlar, Milletvekilleri ve Saygıdeğer Halkımız,

Amed zindanının direniş ruhuyla hepinizi saygıyla selamlıyorum. Öncelikle belirtmek isterim ki, başlattığım eylem öncesi grubumuzla hiçbir şey paylaşmadığım ve grup disiplinine uymadığım için üzgünüm. Bunun sizi zor durumda bıraktığının farkındayım. Emin olun ki böyle olmasını istemezdim. Anlayışla karşılamanız ve sahiplenmeniz benim için anlamlı olacaktır.

Dünyada ulus devletlerin aşıldığı, toplumların var olan demokrasi anlayışını yetersiz gördüğü, ülkeler arası çizilen sınırları red ettiğini, egemenliği, tekçiliği, cinsiyetçiliği, despotçuluğu etmediğini ve bütün bunlara karşı mücadele ettiğini görüyoruz. Dünya haklarının gelinen aşamada sınırsız ve sömürüsüz bir dünyada yaşamak istedikleri çok açıktır. Küresel gelişmelerin ışık hızıyla yayıldığı bir dönemde toplumsal özgürlükler için tek çarenin radikal demokrasi olduğu gerçekliği gün gibi ortadadır. Bölge hakları olarak yaşanan kaos ve krizden en fazla nasibini alan haklarız. İnsanlığın doğuşuna beşiklik etmiş bu kadim topraklarda tüm kimliklerin ve inançların özgürce yaşayabileceği bir sistemin inşasının mümkün olduğunu biliyoruz. Mevcut iktidarcı sistemlerin sadece kendi sahiplerine hizmet ettiğini biliyoruz. Savaş ve yıkımla ayakta duran bir sistem dolayısıyla bütün hesaplar ve çıkar ilişkileri bu dengeler gözetilerek sürmektedir. Savaşsız ve sömürüsüz bir dünyada yaşamak için daha çok mücadeleyi ve bu temelde direnmeyi esas almalıyız.

Mevcut kaos ve krizin bir nedeni de çözümsüz bırakılan Kürt sorunudur. Sorunu çözmeye çalışan tarafların da görmezden gelindiğini biliyoruz. Ben Sayın Öcalan Kürt sorununun demokratik ve barışçıl çözümü için büyük bir çaba sahibi olduğunu düşünüyorum. Sayın Öcalan’ın çözüm önerileri ve düşünceleri, sadece Kürt sorunu için değil, aynı zamanda Ortadoğu ve dünya halkları için de önemli bir perspektif sunmaktadır. Demokratik Ulus ve Demokratik Konfederal Sistem inşaları haklarımızın özlem duyduğu kalıcı barışın temel taşlarıdır. Sayın Öcalan üzerindeki mutlak tecrit tam da bu hakikati toplumdan gizleme yöntemidir. İnsanlık tarihi benzer örneklerle doludur. Hakikat arayışçıları ve savunucuları bu uğurda nice bedeller ödemişlerdir. Dolayısıyla günümüzdeki benzer uygulamalarda geçmişi aratmayacak kadar bir yoğunluk içindedir. Sayın Öcalan’ın İmralı özel sisteminde ağır tecride maruz bırakılması bu zihniyet dünyasının bir göstergesidir.

Özgür irademle başlattığım açlık grevinin 20’inci günündedir. Türkiye siyaseti içerisinde geçmişten günümüze tüm siyasi partilerin ortak bir söylemi vardır. “Biz bu ülkeyi seviyoruz” söylemi. İşin gerçeği bu bir “vatan, millet, Sakarya” edebiyatıdır. Eğer bu söylemlerin samimiyeti olsaydı, meclis ve meclis çatısı altında bulunan bütün siyasi partiler Türkiye’nin köklü sorunlarına, toplumsal barışına çözüm bulurlardı. Bugün bu sorunların çözümsüz bırakılmasının nedeni siyasi sorumsuzluktur. Kürt sorununa yaklaşımı belirleyen bu siyasi anlayıştır. Kim Kürdü en iyi inkar ve imha ederse, onlar en iyi vatanseverlerdir. Bu milliyetçi zihniyet kendisini en solda yer alıyorum diyen partiyi bile etkisine almaktadır. Muhalefet bu nedenle gerçek rolünü oynayamamaktadır. Muhalefet tek başına HDP bileşenleri olan demokrasi cephesinin omuzlarında kalmaktadır.

Gazete Patika

adhk tarafından

Dursun Ali Yıldırım (Şahin); O, anılarıyla aramızda hep var olacak, mücadelemizde yaşayacak!

Kasım 27, 2018 de ANASAYFA adhk tarafından

Pazartesi günü yoğun bir kalabalık, acı ve hüzünle Şahin’i sonsuzluğa uğurladık

Stuttgart (27-11-2018) Anma, bölgede kaybedilen devrimci-demokratik şahısların isimleri okunarak ve Şahin (Dursun Ali Yıldırım) şahsında saygı duruşuyla başladı

Ardından aile adına hazırlanan bir yazı ve konuşma taziyeye gelen kitleyle paylaşıldı. Ve Şahin’in çok sevdiği birkaç parça türkü söylendi. Ve bu arada oldukça duygulu anlar yaşandı.

Daha sonra, ortak devrimci değerimiz oluşundan dolayı, ADHF’na bağlı Demokratik Kültür Merkezi ve ATİF’e bağlı Tohum Kültür Merkezi dernekleri adına ortak bir metin okundu.

Metinde;

“Sözün aciz kaldığı bir anı, Şahin’i kayıp etmiş olmanın derin acısını yaşıyoruz!”

Muzaffer Oruçoğlu

Şahin’i kaybetmenin derin üzüntüsüńü yaşıyoruz.

Şahin (Dursun Ali Yıldırım) 1980 yılında Stuttgart şehrine geldi. Burada sırasıyla dil kursu, meslek okulu gurbet yaşamının başlangıcı oldu. İlerleyen yıllarda sırasıyla Bosch, Mercedes olmak üzere çalışmaya başlar.

Türkiye’de iken izinden izine kısa sürelerle gördüğü, hasretiyle büyüdüğü babası Kemal Yıldırım’ın çok sevilen, sadece Stuttgart ve çevresinde değil, tüm Avrupa’da bilinçli ve deneyimli bir işçi önderi olduğùnu gördü ve babasıyla gurur duydu.

Bu gururla sömürüye, zulme, baskı ve ayrımcılığa karşı işçilerin birliği ve kardeşliği için mücadele eden Stuttgart ve geniş çevresi Türkiyeli işçiler derneğinin saflarında yer aldı. Derneğin bağlı bulunduğu ATİF’in gençlik çalışmalarına aktif olarak katıldı ve kültür çalışmalarına aktif olarak omuz verdi. Bölgemizde gerici, ırkçı-faşist örgütlenmelere karşı göğsünü siper ederek, kavganın en önünde saf tuttu. Şahin arkadaş amansız kanser illetine yakalanarak yaşamla mücadele etti.

24.11.18 sabah şafağında bedenen aramızdan ayrıldı.

O, anılarıyla aramızda hep var olacak, mücadelemizde yaşayacak! Ailesi ve tüm dostlarına baş sağlığı diliyoruz.

Demokratik Kültür Merkezi-LUDWİGSBURG.

Tohum Kültür Derneği-Stuttgart.

adhk tarafından

Gözaltına alınan SMF’liler tutuklandı

Kasım 27, 2018 de ANASAYFA adhk tarafından

Üç günlük gözaltı süresinden sonra dün mahkemeye sevk edilen SMF’liler tutuklandı

HABER MERKEZİ (27-11-2018) 23 Kasım günü ev baskınları sonucu 11 SMF’li gözaltına alınmıştı Üç günlük gözaltı süresinden sonra dün mahkemeye sevk edilen SMF’lilerden; İsa Yalçın, Özlem Halisdemir, Canan Kaplan, Uğur Ayata, Meriç Yapışkan ve Partizan okuru Süleyman Şahin tutuklandı.

adhk tarafından

Tüm hapishanelerde binlerce tutsak açlık grevine girecek

Kasım 26, 2018 de ANASAYFA adhk tarafından

Türkiye’deki bütün hapishanelerde bulunan binlerce siyasi tutuklu, Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması talebiyle yarından itibaren 10 günlük dönüşümsüz süresiz açlık grevi eylemi başlatıyor

HABER MERKEZİ (26-11-2018) Türkiye’deki bütün hapishanelerde bulunan binlerce siyasi tutuklu, Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması talebiyle yarından itibaren 10 günlük dönüşümsüz süresiz açlık grevi eylemi başlatıyor.

Hapishanelerde bulunan binlerce siyasi tutuklu, yarından itibaren açlık grevi eylemi başlatıyor. PKK ve PAJK’lı tutuklular adına açıklama yapan Deniz Kaya, PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması için 27 Kasım’dan itibaren 10 günlük dönüşümsüz açlık grevi eylemi başlatacaklarını duyurdu.

“Önderliğimiz bizim nefesimiz ve özgürlük ruhumuzdur. Bu insanlık dışı tecride dayanacak sabrımız kalmadı” denilen açıklamada, açlık grevine dair şu ifadeler kullanıldı: “Önderliğimize yönelik tecridi kırmak tek talebimizdir. En kısa zamanda bu eylemimiz çok farklı, daha radikal bir durum alacaktır. ‘Bizler yaşamı uğuruna ölecek kadar seviyoruz’ diyen zindan direniş kültürünün ardılları olarak yeni bir direniş sürecine giriyoruz. Bu süreçte bütün demokrat aydın ve insanım diyen herkesi bu eylemimize karşı duyarlı olmaya çağırıyoruz. Türkiye ve Kürdistan’da yaşanan halklarımızı bu eylemin etrafında kenetlenmeye çağırıyoruz. Bizden herhangi bir açıklama gelmeden bütün zindanlardaki yoldaşlarımız bu eyleme devam edecektir. Hasta ve yaşlı yoldaşlarımız bu eylemden muaf tutulmalı.”

HDP Hakkari Milletvekili, DTK Eşsözcüsü Lelya Güven’de Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması talebiyle 7 Kasım tarihinden itibaren süresiz, dönüşümsüz açlık grevine devam ediyor.

Gazete Patika

adhk tarafından

Paris komünar ruhu, yeniden sokaklarda! Kapitalizme karşı öfkenin, ateşin, barutun tufanı her yerde!

Kasım 26, 2018 de ANASAYFA adhk tarafından

ADHK (26-11-2018) Finans Kapitalin genç ve barbar yeni Fransız Başkanı Macron, yoksullara ve onların safına ittiği orta sınıflara karşı; adeta Fransız emperyalist burjuvazisinin önünü açan “acemi bir dozer” gibi, gürültü ve patırtının sahte cesaret rüzgarıyla ilerlemeye çalışıyor

Hoş! 90’lı yıllarda; rakip sovyet “sosyalist” bloku yıkılalı beri 30 koca yıl geçmiş ya! “Sosyalist bloka” öykünüp, oraya yönelmesinler diye; burjuvazi, “artı değerin” bir kısmını, adeta bir rüşvet gibi “işçi sınıfına” vererek, bunun adını da “sosyal refah” devleti koymuştu. Tekelci kapitalistler;  İkinci emperyalist paylaşım savaşından, 91‘ de  ” sosyalist” maskeli Rus sosyal emperyalizmi ve bağımlı Doğu Avrupa ülkelerinin oluşturduğu   blok çökene kadar, burjuvazi ve işçi sınıfı ve emekçiler arasında görece bir “denge” kurarak, tatlı sularda balık avladılar.

Ne ki, kapitalizmin yapısal kanser ölümcül hastalıkların öznesi burjuvazi şahsında; O’nu, her kötüleştiğinde, işçi sınıfı ve çalışan emekçi halkların elindeki “kazancına” göz dikmeye, tekelci devlet eliyle onu gasp etmeye itti. Fransa‘da bu gaspın, son şımarık küstah aktörü Macron  oldu. Sorun “benzin fiyatlarındaki zam”, ya da “vergi artışları” gibi kodlansa da, Paris sokaklarında isyan dilinin haykırdığı gerçek, sömürülen işçi sınıfı ve ezilen yoksul halkların asgari yaşam koşullarını elde etme  çığlığı ve bunu boğan kapitalist tekellerin harami aç gözlülüğüne duyulan öfkeydi. Emekçilerin sokaklarda tutuşan öfkesine benzin döken bu sınıfsal gerçeklikti..

Tek bir kereyle parlayıp sönmeyen, her hafta artarak devam eden “sarı yelek” halk hareketi; Fransa’dan başlayıp, Belçika’yı kesen bir hatta, emperyalist burjuva hükümetlerine karşı, Fransa, Belçika yerli emekçileri ve “en dipteki” göçmenleri ortak barikat başlarında “yaşasın direniş”, “Macron istifa” öfkeli sözlerinde buluşturdu. Dün göçmenleri hedef gösterip, kendi yerli emekçilerini yedeklemeye çalışarak zaman kazanan Fransa ve Belçika burjuva hükümetleri, “Sarı yelek” öfkesiyle, doğrudan yerli emekçi halkları tarafından kuşatılmış durumdalar. Göçmenlerin bu harekete katılması, destek vermesi, AB burjuvazisinin uzun zamandır “yerli” ve “yabancıları” karşı karşıya getirmeye çalıştığı, “büyük oyunu” boşa çıkarması açısından da önem kazanıyor.

Görünürde “iş başında ki” burjuva hükümetlerin “zam” ve “vergi artırımı” gibi hamlelerine karşı yükselen, kendiliğinden gelişen bir halk hareketi gibi görünse de; asıl derinlerdeki tetikleyici unsurun, kapitalizmin ezilen sınıf karşıtı, yapısal gerçekliğine bağlı onsuz yapamadığı süreğen kriz durumu olduğunu biliyoruz. Yapısal krizin faturasını her seferinde emekçi sınıflara kesen kapitalist hükümetler, “Sarı Yelek” halk hareketi şahsında, Komünarların Başkenti Paris’i bir kez daha tarihin bir adım önüne çıkartarak öncü rolü veriyor.

Bu öncü rolün önemini , Dünya burjuvazisinin lüks alış veriş mağazalarıyla sembolleştirdiği Champs-Élysées caddesi üzerinde ateşin ve barikatın öfkesiyle mayalanmış emekçileri sokağa döktüğü yerde, bayrağımızın yoldaşlarımız tarafından dalgalandirilmasının önemini de biliyoruz. Hareketin her ulaştığı şehir ve ülkede, sesimizi duyan herkesin katılım gösterip omuz vermesinin altını kalınca çiziyoruz!

Gözlerimizi bir kez daha Paris’e çevirip,  komünarlardan güne miras olarak başlarını göğe değen asaletiyle kaldırmış, yürekleri ortak barikatların direncine akort olmuş, yeni bir direniş dalgasının coşkusunu görüyor, bu yoldaşlık duygusuyla “Sarı Yelek” halk öfkesini selamlıyoruz!

Aynı coşkuyla „sokaklardan gelerek kadına şiddetin ve her türlü ayrımcılığın son bulacağı günü yaratacağız“ haykırışıyla; dünyanın önemli bir bölümündeki gösterilerini Fransa’da 30 bini bulan katılımla taçlandıran kadınların isyanını selamlıyoruz!

-Yaşasın Sarı Yelek Halk Direnişi!

-Yaşasın işçi sınıfı ve ezilen halkların mücadele birliği!

– Yaşasın Sosyalizm!

-Kahrolsun Kapitalist Macron Hükümeti!

Avrupa Demokratik Haklar Konfederasyonu (ADHK)

Avrupa Demokratik Kadın Hareketi (ADKH)

Sosyalist Gençlik Hareketi (SYM)

26 Kasım 2018

adhk tarafından

25 Kasım’da Taksim’de kadınlara izin yok

Kasım 25, 2018 de ANASAYFA adhk tarafından

Tünel’de biraraya gelen binlerce kadın Galatarasay’a yürümek isterken polis barikatına takıldı

HABER MERKEZİ (25-11-2018) 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadele ve Dayanışma Günü nedeniyle çok sayıda kentte eylemler düzenlendi. Bu eylemlerin en kapsamlısı geçen yıllarda da olduğu gibi İstanbul’da gerçekleştiriliyor.

Kadın derneklerinin organizasyonuyla Taksim Tünel’de buluşan binlerce kadın Galatasaray Meydanı’na doğru yürümek istedi. Ancak kortejin önü polis tarafından kesildi.

Polisle yapılan görüşmeler sonuç vermezken, kadınlar barikatı aşmak için mücadele etmeye devam ediyor.

Ayrıntılar geliyor…

Artı Gerçek

adhk tarafından

Kadınlar Paris sokaklarını zaptettiler

Kasım 25, 2018 de ANASAYFA adhk tarafından

Paris (25-11-2018) 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü’nde  kadınlar alanlardaydı Paris’de düzenlenen 25 Kasım yürüşünde Opéra meydanında  buluşan  kadınlar, saat 14:00 de binlerce  kadının katılımıyla yürüşe geçtiler. “Hepimiz” (NousToutes) hareketinin çağrısı üzerine binlerce kişi kadına yönelik şiddete karşı sokağa döküldü. Yürüş boyuca sloganlar atıldı.

Her yıl kadına taciz, tecavüz, şiddet artarken yasaların caydırıcı olmadığı vurgusu yapıldı.

Çarpıcı sloganlar içeren pankartlar taşındı.

Bitiş yeri olan Republique Meydanı’nda yapılan konuşmalarla eylem sonlandırıldı.