Demokratik Haklar Federasyonu 18 Şubat 2010
Dün burjuva medyada Demokratik Haklar Federasyonu(DHF) kurucu üyesi olan Ali Haydar Ben hakkında yapılan haberleri okuduk. Bilindiği gibi, Ali Haydar Ben ve 3 taraftarımız Uluslararası Para Fonu(IMF) ve Dünya Bankası(DB) eylemleri gerekçe gösterilerek tutuklanmıştı. Burjuva basında yer alan “haberlerde” şu ifadelere yer verildi: “Şüphelilerin birçok yasa dışı terör örgütü propagandası eylemine katıldığı belirtildi. Şüphelilerden Ali Haydar Ben’in 6-7 Ekim 2009 tarihlerinde IMF toplantısını ve Dünya Bankası’nı protesto etmek amacıyla Beyoğlu ve Şişli’de toplanan yasadışı gruplar içinde olduğu ve bu eylemler sırasında yüzünü maske ile kapatarak polis helikopterine havai fişek saldırısında bulunduğu anlatıldı.” İstanbul Cumhuriyet Savcısının hazırladığı “iddianame” şu ifadelerle sonlandırılıyor: “Şüpheli Ali Haydar Ben’in “silahlı terör örgütü üyesi olmak, patlayıcı madde kullanmak, genel güvenliğini kasten tehlikeye sokmak, örgüt propagandası yapmak” suçlarından 12 yıldan 36 yıla kadar hapisle cezalandırılması istendi. Diğer 7 şüphelinin ise “terör örgütü üyesi olmak, örgüt propagandası yapmak ve patlayıcı madde bulundurmak suçlarından 7 yıldan 33 yıla kadar değişen yıllarda hapisle cezalandırılmaları talep edildi.” Ali Haydar Ben, 6-7 Ekim 2009 tarihlerinde, İstanbul’da gerçekleştirilen IMF-DB toplantılarını protesto etmek için Taksim’de toplanan binlerce işçi, memur, kadın ve gençten birisiydi. Ali Haydar Ben, burjuva medyada ifade edildiği gibi, “yasadışı” bir gösteriye katılmamıştır. Ali Haydar Ben, DHF saflarında, meşru-demokratik bir hak alma mücadelesi içerisinde yer almıştır. Devrimci-demokratik güçleri “yasadışı” ilan edenler ve onların kitlelerle buluşan devrimci eylemlerini “ömür boyu hapis” istemiyle yargılamaya çalışanlar halka düşman olan gerçek yüzlerini bir kez daha açığa çıkarmışlardır. Hakim sınıflar, Ali Haydar Ben’i ve tutuklu bulunan diğer taraftarlarımızı, Maoist Komünist Partisi(MKP) ile ilişkilendirmeye çalışarak onları MKP üyesi olarak göstermektedir. Bu ifadeler yalan ve düzmece bilgi olmanın ötesinde bir anlam taşımamaktadır. Ali Haydar Ben, DHF yöneticilerinden birisi olarak Taksim ve Şişli’deki eylemlere katılmıştır. Tıpkı Federasyonumuza üye olan yüzlerce yoldaşımız gibi… Federasyonumuz 2 yıla yakındır ülkenin değişik yerlerinde, hakim sınıfların benzer saldırılarına maruz kalmıştır. Düzmece belgelerle üye ve taraftarlarımızı yıldıracağını, demokratik haklar mücadelemizi engelleyeceğini sananlar aldanıyorlar! Emeğimizin ve geleceğimizin emperyalistlere peşkeş çekilmesine dün olduğu gibi bugün ve yarın da izin vermeyeceğiz! Emperyalistlere uşaklıkta sınır tanımayarak ülkemizi IMF ve DB politikaları ekseninde yıkıma sürükleyenler, işçi ve emekçilerin hak taleplerini görmezden gelmekte, Kürt ulusu mücadelesini artan saldırılarla karşılamakta, ezilen milliyet ve inançlar üzerindeki baskılarını yoğunlaştırmakta… özcesi ezilen milyonları, sömürü ve zulüm düzeninin her türlü saldırılarıyla yaşamın her alanında karşı karşıya getirmektedirler. Böylesi koşullarda, IMF ve DB’nin ezilen dünya halklarını hedef alan ekonomik saldırılarına karşı alanlarda olmak en meşru ve demokratik haktır! Gayrı meşru olanlar emperyalistler ve yerli uşaklarıdır! Ezilen milyonlar sonu gelmez ekonomik, siyasal, sosyal, kültürel vb. saldırıların odağı haline geldikçe, hak alma mücadeleleri de bu saldırılardan nasibini almaktadır. Ali Haydar Ben şahsında açılan dava, ezilen milyonların meşru-demokratik hak alma mücadelelerine dönük açılmış bir davadır. Emperyalistler ve yerli uşakları bir taraftan “demokratik açılım” aldatmacası eşliğinde ezilen milyonlara dönük kapsamlı saldırılar hayata geçirmekte diğer taraftan ise bu saldırılara karşı direnenleri zorla ve baskıyla engellemeye çalışmaktadır. IMF-DB protestolarını “yasadışı” ilan edenler aynı saldırıyı; Pınar Sağ ve Mehmet Özcan hakkında “İbrahim Kaypakkaya’yı övdükleri” gerekçesiyle açılan davada, “polise taş attıkları” iddiasıyla Kürt çocukları hakkında onlarca yıla varan ceza talebiyle açılan davalarda, iş bırakma eylemine katılan işçiler hakkında açılan davalarda ve TEKEL işçileri hakkında açılan davalarda tekrar tekrar hayata geçirmektedir. Hakim sınıflar bu saldırılarla devrimci-demokratik güçleri sindirerek ezilen milyonları korkutmayı, örgütsüzleştirmeyi ve düzenin sınırları içerisine hapsetmeyi hedeflemektedir. Böylesi “davalarla” meşru-demokratik mücadelemiz “suç” sayılmakta ve kazanılmış haklarımız kapsamlı saldırılarla gasp edilmeye çalışılmaktadır. Bu ve benzeri saldırılar demokratik haklar mücadelemizi engelleyemez! Federasyonumuz, halkımızın demokratik hakları ve özgürlükleri için sürdürdüğü mücadeleyi, diğer devrimci-demokratik güçlerle birlikte hayatın her alanına yaymaya devam edecektir! Hiçbir gerici saldırı Federasyonumuzu, insanca bir yaşam ve gerçekten demokratik bir düzen yaratma kavgasından alıkoyamaz! Bu bağlamda DHF olarak, bütün ilerici, demokratik, devrimci kurum ve kişileri bu davanın müdahili olmaya ve meşru-demokratik eylemlerimizi sahiplenmeye çağırıyoruz.
Baskı ve Sindirme “Operasyonlarına” Boyun Eğeceğimizi Sananlar Aldanıyor: IMF ve DB’ye Karşı Gerçekleştirilen Eylemler Meşrudur!