
İSTANBUL – (16 Mart 2010) Türkiye, yeniden bir gözaltında kayıp olayıyla karşı karşıya… Partizan dergisi okuru Ali Yetgin’den 8 Mart gününden bu yana haber alınamıyor. Yetgin’in Ankara’da polis tarafından ‘seninle görüşeceğiz’ şeklinde tehdit edildiği iddiası ve olaydan bir gün önce Yetgin’in evinin telefonla polis tarafından aranması şeklindeki gelişmeler, gözaltında kayıp endişesini artırıyor. Aile, Yetgin’in arkadaşları ve demokratik kurumlar, devletin bu konuda acilen bir açıklama yapmasını ve Yetgin’in serbest bırakılmasını bekliyor.
Bütün dünyada insan hakları ihlalleri arasında sayılan "gözaltında kayıplar" kişinin güvenlik kuvvetlerince gözaltına alındıktan sonra bir daha kendisinden haber alınmaması, güvenlik kuvvetlerince yakalandığı ya da tutuklandığı halde, devletin bunu kabul etmemesi anlamına geliyor, bir başka deyişle kişinin zorla kaybedilmesi.
1980'İN İLK KAYBI HAYRETTİN EREN
Türkiye "gözaltında kayıp" gerçeğiyle 1980 sonrasında karşılaştı. İlk kayıplardan Hayrettin Eren, 21 Kasım 1980'de İstanbul’da gözaltına alındığı arkadaşları kanalıyla ailesine iletiliyor. Eren ailesi haberi duyar duymaz o dönem gözaltı merkezi olan Gayrettepe'deki Emniyet Müdürlüğü'ne gidiyor, kapıda oğlunun arabasını gören anne Hayrettin'in gözaltında bulunduğundan emin bir şekilde yetkililerle görüşüyor, ama sonra yüzlerce ailenin duyacağı cümleyi duyuyor: "Bizde yok!".
Arabanın kapıda olduğunu hatırlatıyorsa da, yanıt alamıyor, zaten sonraki gün araba da "gözaltında kayboluyor". Eren ailesi seslerini duyurabilecekleri her yere ulaşmaya çalışıyorlar, sonuç değişmiyor; 30 yıldır halen Hayrettin'den haber yok.
Hayrettin Eren'den haber alınamadığı gibi 1980–1990 arasında İstanbul, Ankara, Bingöl, Siirt, Kars, Siverek ve Hakkâri’den 12 insan daha kaybediliyor.
OHAL BÖLGESİNDE ARTIŞ GÖSTERDİ
Gözaltında kayıplar 1990 yılı ile birlikte her gelen yılla birlikte, çoğu da Olağanüstü Hal Bölgesi'nden (OHAL) olmak üzere artış gösteriyor. Sadece bölge illerinde değil İstanbul, İzmir, Ankara, Mersin gibi büyük kentler de sıkça gözaltında kayıp olayları yaşandı. İnsan Hakları Örgütlerinin raporlarına göre, kayıtlı kayıpların sayısı bine yaklaşıyor. Ancak, kayıpların kayıt altına alınmadığı için bu rakamın daha da yüksek olduğu tahmin ediliyor.
Bugüne kadar hakkında kayıp başvurusu yapılan kişilerden sadece Hasan Ocak, Rıdvan Karakoç ve Ayşenur Şimşek’in cesetleri bulundu.
Hasan Ocak adlı muhalifin 21 Mart 1995 tarihinde İstanbul’da gözaltına alınmasının ardından Ocak ailesi ve dostları tarafından başlatılan mücadele ile kayıplar olgusu, haftalarca Türkiye’de temel gündem oldu. Bu mücadele sonucunda Hasan Ocak’ın işkence yapılmış bedenini Beykoz ormanında bulunarak Altınşehir Kimsesizler Mezarlığı’na gömüldüğü ortaya çıktı. Hasan Ocak’ın cesedi 17 Mayıs günü kimsesizler mezarlığından çıkarılarak, 19 Mayıs’ta Gazi Mezarlığında binlerce kişinin katıldığı bir törenle toprağa verildi. Aynı dönemde Rıdvan Karakoç’un da cesedi bulundu.
SİLOPİ KAYIPLARI DA BULUNAMADI
İnsan hakları örgütlerinin raporlarına göre, kayıplar listesinin sonunda kamuoyunda Silopi kayıpları olarak bilinen HADEP’li Serdar Tanış ve Ebubekir Deniz yer alıyor. Şırnak’ın Silopi ilçesinde Tanış ve Deniz, 25 Ocak 2001 tarihinde çağrıldıkları İlçe Jandarma Komutanlığı’na gittiler ve bir daha da kendilerinden haber alınamadı.
AYİ YETGİN DE KAYBEDİLMEK İSTENİYOR
Şimdi de, Partizan dergisi okuru Ali Yetgin’in ailesi, dostları ve insan hakları savunucuları, 8 Mart gününden bu yana kendisinden haber alınamayan Ali Yetgin’in bu listeye eklenmesi kaygısını taşıyorlar. Yetgin ile ilgili olarak devletten açıklama bekleyen aile, Yetgin’in serbest bırakılmasını istiyor.
HÜKÜMET SUSKUN
İnsan Hakları Derneği Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan, kayıp olgusunun hala bir tehlike olarak varlığına dikkat çekti. İHD Genel Başkanı Türkdoğan, Ali Yetgin olayı karşısında hükümetin sessiz kalmasını eleştirdi.
Gözaltında Kayıplara Karşı Uluslararası Komite (ICAD) de, Ali Yetgin'in bulunması için tüm demokrat kişi ve kurumlara çağrı yaptı, devlet ve hükümet yetkililerine protesto mesajları gönderilmesini ve gösteriler yapılmasını istedi.
Yazılı bir açıklama yapan ICAD, "Türkiye'de binlerce gözaltında kayıp ve faili meçhul cinayet henüz açıklığa kavuşturulup, sorumlular yargılanmamışken, yeni bir gözaltında kayıp endişesi yaşamaktayız" dedi.
Yetkin ailesinin, Ali Yetkin'in kaybedilmek istendiği haklı kaygısını taşıdığını belirten ICAD, "Yeni bir gözaltında kayıp olayının yaşanmaması için, Türk devletinin Ali Yetkin hakkında derhal açıklama yapması ve Ali Yetkin'in serbest bırakmasını istiyoruz” diye belirtti.
ANF NEWS AGENCY