Demirtaş: Ya direnip kazanacağız ya kaybedip yok olacağız

selahattindemirtahdpgrupHDP grup toplantısına ülke gündemine dair konuşan Demirtaş, Sur’un Cizre’nin, Silopi’nin yakıldığını, Türkiye’nin doğusunda ölüm, Batıda katliamlar yaşandığını belirterek, “Her gün her saat bir zulüm ve ölüm haberi alıyoruz, neredeyse her saat Bu gündem Türkiye’nin rutin gündemi haline geldi Ülkeyi kasıp kavuran şu gündemde ülkenin parlamentosundan beklenen nedir? Oturur tartışır çözüm arar. Çözüm yoksa hiç değilse duyarlı olduğunu gösteren bir parlamento olması gerekiyor. Bizim parlamentonun bu haftaki gündemine bakıyorum, askerlik kanununda değişiklik… Zan edersiniz ki uzak bir ülkenin gündemi. Zannedersiniz ki biz İsveçiz, Norveçiz ve burası onun parlamentosu” diye konuştu.

HABER MERKEZİ (12-01-2016)- Partisinin grup toplantısında konuşan ve parlamentonun Saray’dan “Halkın sorunları ile değil boş gündemlerle meşgul olun” talimatı aldığını belirten Demirtaş, Doğan Grubu’na da, “Size daha önce de söyledik, teslim olmayın, teslim olursanız, onurunuzu, paranızı, mülkünüzü alırlar. Siz özür dileseniz de yetmez, sizden daha fazlasını isterler” diye seslendi. Demirtaş, Anayasa konusunda, “Mevcut Anayasa’yı askıya alan bir anlayışın anayasa yapacağına inanmıyoruz” dedi. Ayşe öğretmene yapılanları da, “Onun üzerinden izleyenleri dinleyenleri cezalandırmak istiyorlar. Sakın barış demeyin mesajı veriliyor” diye konuşan Demirtaş, “Neyin yanlış olup olmadığını anlamak için peygamber efendimize mi bakacağız, sizin efendinize mi bakacağız” diyerek AKP’ye seslendi.

HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, partisinin grup toplantısında güncel gelişmeleri değerlendirdi. Demirtaş, Sultanahmet’teki saldırıyı kınayarak başladığı konuşmasında, “Son derece vahşi bir tablo, yabancı olmadığımız vahşi tablolardan biri sahneleniyoruz. Tek temennimiz hayatını kaybedenlerin sayısının artmaması yönünde. İnşallah bu saldırı da diğerleri gibi karanlıkmış, faili yokmuş gibi kapalı kapılar ardında saklı kalmaz. Bu saldırıyı nefretle, şiddetle kınadığımızı belirtmek istiyorum” diye konuştu.

Zannedersin İsveç parlamentosu

Türkiye’nin gündeminin yakıcı olduğunu dile getiren Demirtaş, Sur’un Cizre’nin, Silopi’nin yakıldığını, Türkiye’nin doğusunda ölüm, Batıda katliamlar yaşandığını belirterek, “Her gün her saat bir zulüm ve ölüm haberi alıyoruz, neredeyse her saat. Bu gündem Türkiye’nin rutin gündemi haline geldi. Ülkeyi kasıp kavuran şu gündemde ülkenin parlamentosundan beklenen nedir? Oturur tartışır çözüm arar. Çözüm yoksa hiç değilse duyarlı olduğunu gösteren bir parlamento olması gerekiyor. Bizim parlamentonun bu haftaki gündemine bakıyorum, askerlik kanununda değişiklik… Zan edersiniz ki uzak bir ülkenin gündemi. Zannedersiniz ki biz İsveçiz, Norveçiz ve burası onun parlamentosu” diye konuştu.

Parlamento talimat almış

Demirtaş, hükümetin ve parlamentonun bu konuların gündeme getirilmemesi için kesin talimat aldığını işaret ederek, “Kime talimat var, valiye kaymakama polis memuruna talimat var demiyorum. Ülkenin parlamentosuna talimat var diyorum. Vahim bir durum. Bu konular gündem olmayacak demiş, kim demiş, Saray demiş. Bunu kendisi itiraf etti. İsteseniz de istemezseniz de rejim değişmiştir dedi. Parlamento bu durumda zavallı bir pozisyona düştü” şeklinde konuştu.

Bu daha lêlê bir de bunun lolosu var

Bu durumu, parlamentonun büyük çoğunluğunu elinde bulunan partinin Saray’a tabi olmasına bağlayan ve “Bu sıralar boş işlerle uğraşın denilmiş onun gereğini yerine getiriyorlar. AKP şimdi boş işlerle uğraşıyor” diyen Demirtaş, muhalefetin ve HDP’nin milletin sorunları ile uğraştığını söyledi. Demirtaş, “Başkanlık olmazsa parlamento sorunları çözmüyor yönünde” adımlar atıldığını ve bu algının yaratılmaya çalışıldığını belirterek, her türlü adımın da Saray’dan atıldığını dile getirdi. Demirtaş, “Hükümet Saray’ın icraatıyla parlamento onun gündemini yerine getirmekte sorumludur. İşte buna başkanlık sistemi diyorlar. İsteseniz de istemezseniz değişti dedikleri rejim budur. Üstelik anayasal güvenceye kavuşmadan böyledir. Birde bunun anayasal güvenceye kavuştuğunu düşünün. Bilen bilir bir hikaye var. Bu daha lêlêsidir bir de bunun lolosunu düşünün” diye konuştu.

Halk başkanlık dayatmasının bedelini ödüyor

Yaşanan bütün kan, gözyaşı ve kavganın sebebinin bu başkanlık sistemi dayatması olduğunu belirten Demirtaş, “Halk bunun bedelini ödüyor şimdi. 7 Haziran seçimlerinden önce başladı ve kesintisiz bir şekilde devam ediyor. Bunu kabul etmeyen herkes düşman kabul ediliyor. Düşmana ne yapılıyorsa ona o yapılıyor. Basın, akademi kim olursa olsun bir mekanizma harekete geçiyor onu düşman ilan ediyor, lince tabii tutuluyor ya öldürüyor, ya tutuklanıyor. Çünkü karar verilmiş bu başkanlık adı altındaki diktatörlük gelecek” diye konuştu.

Ya direnip kazanacağız ya kaybedip yok olacağız

“Öte yandan diktatöryal monarşiye tek adam rejimine karşı biz varız” diyen Demirtaş, çoğulculuktan ve yerel yönetimlerin, yerel demokrasinin güçlendirilmesinden yana olduklarını dile getirerek, “Biz tek dil değil çok dilliliğin gerçekliğinin farkında olarak, bizi bir arada tutan değerlerin faşizan değerler değil evrensel değerler olduğunu bilerek, bu dayatmaya karşı direniyoruz. Türkiye toplumu bu iki gerçeği bilmelidir. Ya biz kaybedeceğiz Türkiye bu faşizme teslim olacak Türkiye nefessiz kalacak, bugün yalvaranlar yarın faşizmin hedefi haline gelecek, ya da bizimle birlikte direnilecek. Ya faşizme karşı rica minnet edilecek ya biz direniyoruz, buna karşı çıkanlar bizimle birlikte direnecek” diye konuştu.

Biz sizin gibi havuz medyası satın alarak siyasete girmedik

Haklı olduklarını ve er geç kazanacaklarını belirten Demirtaş, Türkiye’nin her tarafından bu sese ses katılması gerektiğini belirtti. Basın üzerinden yürütülen linç kampanyalarını da, “gerekirse tek bir kişi üzerinden 70 milyona mesaj vermek isteniyor” dedi. Demirtaş, Doğan Grubu’na ilişkin daha önce yaptığı açıklamaları sürdürerek, “Kayıtlar açılsın incelensin. 7 Haziran ve 1 Kasım seçimleri. Doğan Medyası’nın bize ayırdığı saat AKP ve Erdoğan’a ayırdığı sürenin 20’de biridir. Doğan Medyası’nın bizi desteklediği söylenen dönemde AKP’ye bizden 20 kat daha fazladır. Ben 6 programa katıldım, siz 150 programa katılmışsınız. 6 programımız sizin 150 programınızdan daha etkili olmuşsa o medyanın suçu değil sizindir” dedi. “Biz sizin gibi medya satın alarak siyasete girmedik, havuzun dibini satın alarak siyasete girmedik” diyen Demirtaş, söz konusu medyanın AKP ve Erdoğan’ı desteğini 600 kanalın AKP’ye destek verdiğini belirterek, “Ama yetmiyor, bir yerden tek bir çatlak çıkınca panikliyorlar. Ya bu kadar kanalınız var bu kadar yağlama yıkama mekanizmanız var. Yetmiyor mu?” diye konuştu.

Kim kimi kandırdı ortada

Marina Yat Limanı işletmesini bir kez daha gündeme getiren Demirtaş, AKP’nin Doğan Grubun 49 yıllığına kiraladığı yerin sözleşmesini iptal ettiğini belirterek, “Aradan 25 gün geçmiş açılan bir dava yok, feshi kaldırdık demişler. Ne oldu 25 gün içende? Doğan Medya açıklama yapmış, biz itiraz ettik diyor. Bende sesleniyorum, dilekçenizin örneğini açıklayın. Devlet sırrı değil ya. Hangi mahkemeye başvurdunuz? Bunları açıklayın. İtiraz ettik diyorsunuz, bende diyorum ki hayır Saray’la pazarlık yaptınız 4 madde üzerinden anlaştınız. Ondan sonra Demirtaş bizi kandırdı. Kim kimi kandırmış ortada. Biz dik diriyoruz siz eğik duruyorsunuz” dedi.

Biri katil deyince AKP dönüp bakıyor

Ayşe Öğretmen örneğini de dile getiren ve “Teslim olmanın sınırı yok, bunu defalarca söyledik, onurunuzu paranızı malınızı alır ama yetmez. Siz verdikçe o isteyecek. Biatin sınırı yoktur” diyen Demirtaş, şöyle devam etti: “O programdan bir suç işlenmedi. Bunu bir TV canlı yayında söylenmemiş gibi düşünün. Şu cümleleri bir okuyun. ‘Türkiye’de çocuklar öldürüyor neler olup bittiğiniz farkında mısınız? Sizde yaşananlara sesiz kalmamalısınız. Çocukların öldürülmesine sevinenler var onlara yazıklar olsun demenin dışında bir şey demiyoruz.’ Konuşanın adı Ayşe midir değil midir bilemeyiz, hiç fark etmez, orada mı yaşıyor yaşamıyor mu bilemeyiz hiç fark etmez. Fail yok kimseyi suçlamıyor bir insani çağrı yapıyor her ne hikmetse AKP üstüne alınıyor. Biri katil deyince AKP ayağa kalkıyor. Nedir bu panik barış sözcüğünden bu kadar korkacak ne yaptın? Bu hangi karanlık yüzünü açığa çıkarıyor ki, zan ediyorsunuz ki bütün devleti tehdit etmiş havuz medyası yargısı üstüne atlıyor. Bu konuşmanın altına imza atmayacak kimse insan değildir. Bir kadın çıkıp bunları söylediği zaman bu kadar panik yapıyorlarsa deme ki suçlunun yüzüne fener tutulmuştur.”

Arayan üzerinden dinleyenleri cezalandırmak istiyorlar

Demirtaş, “Mevzu arayan kadın değil, mevzu dinleyenlerdir onları cezalandırmak lazım. Onları öyle bir cezalandırmak lazım ki arayanın başına ne geldiğini göstermek lazım. Aklında barış geçen bir kişi bile varsa bak başına bu gelir. Öyle ünlü olmanız da sonucu değiştirmez, terör örgütü propagandası ile cezalandırılırsınız. Bunlar yüzde 49,5 oy almış bir iktidar döneminde yaşanıyor. Çıkarılıp canlı yayında bunlara özür diletiliyor. Gün gelecek bunları yapanlar özür dilecektir” diye konuştu.

Barış demek suç, oluk oluk kan akacak demek serbest

Sedat Peker’in Trabzon’da “Meşru savunma hakkımız hasıl olduğu zaman oluk oluk kan akacak” sözlerini hatırlatan Demirtaş, “Yapacaksanız kahraman olacaksanız bu konuşmayı yapmanız lazım. Tayip Erdoğan’ın arkasında olduğunuzu söyleyin ne yaparsanız yapın önemli değil. Bebek öldürün, cenazeyi günlerce yerlerde çürütün soruşturma açılmaz. Ama barış asla… Tayip Erdoğan ne zaman ‘annalar ağlamasın’ dediği zaman o zaman barış diyebilirsiniz. Onun zamanını da biz kullar bilecek değiliz ya. O söyleyecek biz kullar evet evet barış diyeceğiz. Faşizm budur. Söylediklerinizden değil söylemediklerinizden sorumlu olduğunuz rejimdir. Biz buna direniyor diye bunlar Türkiye partisi olmaktan çıktı diyenler; gidişatınız iyi değil, siz kendinize bakın, siz faşizmin yalakası haline geldiniz” diye konuştu.

Biz dik diriyoruz ya siz

“Biz halen aynı noktadayız, özgür eşit ve adil yaşamdan yanayız, bunu kolay zamanda da zor zamanda da savunduk. Mesele bir fikri kolay zamanlarda değil, inandığın her zaman savunabilmektir” diyen Demirtaş, “Faşizan düşünceyi temsil edenler bu kadar rahat konuşuyor ama biz utanacağız öyle mi?” şeklinde konuştu.

Peygamber efendimize mi sizin efendinize mi inanacağız

AKP’lilerin ODTÜ hakkındaki tehditlerine yer veren ve “Cizre’ye nasıl girildiyse ODTÜ’ye de öyle girilir” sözlerin hatırlatan Demirtaş, “AKP’nin Ankara vekili bunu söylüyor. Biz bunu söylesek kendimizi içeride buluruz. Bunlar barışçı biz ırkçı teröristiz! Dünya tersine döndü Türkiye’de. Siz siniz insanların kimliği ile mezhebi ile oynayan. AKP dini dışında başka hiç bir dine izin vermeyen sizsiniz. İslam’a ihanet eden siz siniz. Milletin parasını çalıp üstüne birde mağduriyet sayıyorsunuz. Sizin ortamlarınızda ahlaksızlık serbest. İslamiyet’te bunlar suçtur. Hangisi suçtur diye bizler peygamber efendimize mi bakacağız sizin efendinize mi bakacağız. Cenazeye hakaret etmek, yerde çürütmek sizin dininizde var bizim dinimizde yok. Bunları bunlar yarattı, 13 yılda Türkiye’yi adım adım bu noktaya getirdiler” dedi.

Hani istikrar gelecekti

Türkiye’nin bunca emek ve insanı AKP siyaseti yüzünden kaybettiğini belirterek, “Kendilerini bir çözüm olarak pazarladılar. Hani iktidar tek başına iktidar olunca istikrar olacaktı. İçeride savaş dışarıda savaş. Hangi alanda istikrar var. Önce istikrar için demokrasiye inanmamız gerekiyor. O yok. Cizre’de Silopi’de Sur’da 40 günü bulan sokağa çıkma yasakları var. Zan ediyorlar ki bunlar uçucu bir anda insanların düşüncesinden çıkar. Hayır yer ediniyor, gönül gözü açık herkes görüyor. Ne olacak, toprağa ektiğiniz o nefret tohumları. Hiç düşünmüyor umurunda değil. Başkanlığı elde edersek kim hesap soracak. Cizre Sur Silopi yakılıp yıkılmış önemli değil nasıl olsa kimse hesap soramaz” dedi.

Mevcut anayasayı uygulamıyorsun, yeni anayasayı uygulayacağının garantisi var mı?

Meclis Başkanın anayasa komisyonu için davetine de işaret eden Demirtaş, “El insaf çıkaracaklarını bilsek bir günde çıkarırız. Dertleri bu değil. Başkanlığın etrafına bir kaç düzenleme ile hadi bakalım başkanlığı Türkiye toplumuna kabul ettirecekler. Partimiz yarın yetkili kurullarında değerlendirecek. Henüz olumlu olumsuz bir cevap vermiş değiliz. Ama biz AKP tarafından yeni ve demokratik anayasa yapılacağına inanmıyoruz. Geçen sefer 60 madde de uzlaştık. İlk madde ne biliyor musunuz? İnsanlık onuru. Bunda uzlaşmıştık ama sen ne insanlık bıraktın ne onurunu. Pratiğiniz darbe anayasasını bile uygulamayan bir pratik. Bunu askıya aldınız, yenisini yapsam uygulayacağınızın garantisi var mı, uygulamazsanız size hesabını soracak kaç yargıç var. Yapalım yapmayalım değil de yeni bir zihniyet olmadan ne yeni bir anayasa yapılabilir ne de yapılacak derme çatma bir anayasa uygulanabilir” diye konuştu.

Mardin Belediyesi’nde bizden önce makam koltuğu hacizlikti

Belediyelere yönelik yapılan soruşturmaları da hatırlatan Demirtaş, 3 ay önce bunun talimatının Saray’dan verildiğini söyledi. AKP’nin “hırsızlık yapmadan yönetim olmayacağını” düşündüğünü ve DBP’li belediyelere de böyle baktığını söyleyen Demirtaş, Mardin Belediyesine ilişkin söylemlerin de talimat olduğunu belirterek, kendilerinden önce belediyenin koltuğunun bile hacizlik olduğunu dile getirdi. Demirtaş, “Öyle yemişler ki, koltuk gitti. Mardin Belediyesinin personel giderleri yüzde 60 değil, yüzde 30 civarındadır. Şuanda kasasında para var, borçlarını ödemiş ama parası var. Bütün belediyelerimiz böyle. Ağrı’ya bakın, belediye başkanının ismi Dizo’ya çıkmıştı. Sırrı bey gitti belediye borçları kapattı” diye konuştu.

Direnişçilere selam

“Bizim savunduğumuz yetki devri olsa sadece bizim değil AKP’li ve CHP’li belediyeler de daha iyi çalışır. Biz ülkenin bölünmesini değil yerelin daha iyi çalışmasını istiyoruz” dedi. Demirtaş, konuşmasını, “Cizre’ye Sur’a, Silopi’ye direnen bütün halkımıza sevgi ve selamlarımızı iletiyoruz” sözleriyle tamamladı.

http://www.halkingunlugu.net/