DHF’den Gazi ve 1 Mayıs Mahallesi anmalarına çağrı!

dhf_kirmizi21 yılında Gazi ve 1 Mayıs şehitlerini anıyoruz Faşist, tekçi gerici hâkim sınıflar kendisine muhalif gördüğü azınlık inanç ve milliyetlere karşı asimilasyon politikalarının yansıması olan Gazi katliamı ve bu katliamı protesto eden 1 Mayıs mahallesine dönük katliamları 21. yılında bir kez daha lanetliyoruz. Azınlık inanç ve uluslara tam hak eşitliği ve demokratik haklar mücadelesi bayrağını yükseltmek için tüm üye, taraftar ve emekçi halkımızı alanlara çağırıyoruz!

HABER MERKEZİ (09.03.2015)- Demokratik Haklar Federasyonu(DHF)’un Gazi ve 1 Mayıs mahallesi katliamlarını protesto etkinliklerine katılım çağrısı yaptı. ‘’ 21. Yılında Gazi ve 1 Mayıs Mahallesi şehitlerini unutmadık, unutturmayacağız!’’ başlığını taşıyan açıklamayı öneminden dolayı olduğu gibi yayınlıyoruz.

‘’12 Mart 1995’i 13 Mart 1995’e bağlayan gece, İstanbul’un yoksul halkına ev sahipliği yapan, Alevilerin yoğunlukta bulunduğu ve İstanbul’un Devrimci mahallelerinden olan Gazi Mahallesi’nde bir taksiciyi öldürüp taksinin bagajına koyan bir grup kontra, taksiyle mahalledeki üç kahvehaneyi ve bir işyerini uzun namlulu otomatik silahlarla taramış, saldırıda Halil Kaya hayatını kaybederken 5’i ağır 25 kişi de yaralanmıştı. Emekçi Gazi halkı daha ilk anda katliamı kimin ne amaçla yaptığını anlamış ve hep birlikte karakola yürümüştü. Kısa sürede olaylar İstanbul’ un birçok yerine yayılmıştı. Katil devlet Ümraniye’de, Gazi’de yaşanan saldırılara karşı yapılan eylemleri bastırmak adına 5 kişiyi daha katletmişti. 18 kişinin katledildiği Gazi’de o günleri yaşayanlar, katliamı gerçekleştirenlerin, halkın mücadelesi karşısında nasıl pusup sindiğini ve kaçtığını gözleriyle görmüşlerdir. Provokasyon boşa çıkarılmış, halkın isyanı egemenlerin yüreğine korku salmıştır. Birleşmiş ve örgütlü bir halkı hiç bir gücün yenemeyeceği bir kez daha görülmüştür. Katliama ilişkin devlet yetkilileri tarafından yapılan açıklamalar, devletin katliamdaki rolüne ve Gazi – 1 Mayıs mahalleleri halklarının haklı ve meşru direnişine nasıl baktıklarını çıplak bir şekilde ortaya koyuyordu.

Dönemin başbakanı Tansu Çiller, “Olay provakasyon olmasa, bu kadar kısa sürede bu kadar insan nasıl toplanabilirdi” diyerek, katliam karşısında Gazi halkının ani ve kitlesel karşı koyuşunu bir provokasyon olarak nitelendiriyor ve katliamın sorumluluğunu da sokağa çıkan halka kesmeye çalışıyordu. Bu senaryoyu dün olduğu gibi bugün de kullanan faşist tekçi zihniyette olan gerici hakim sınıflar, halkın örgütlü olduğu her alanda katliamlarına devam etmektedir. Onlarca yıldır Alevi halkının demokratik mücadelesini bitiremeyen, yine onların ezilen inanç kesimlerinden olmaları ve devletin saldırısına en yoğun şekilde uğramaları nedeniyle devrimci güçlere olan yakınlığının önünü alamayan iktidar, daha dün Maraş’ta, Çorum’da, Sivas’ta, Gazi’de yüzlerce Alevi’yi katlederek kontrol altına almaya, sindirmeye çalışan iktidar, bugün de bu saldırılarını sürdürmektedir. Diyanet İşleri Başkanlığı yayınladığı fetvalarla Alevi Kültürünü halk nezdinde hedef haline getirmekte yok saymakta, zorunlu din dersleriyle yozlaştırmaya çalışmaktadır.

Gerici Türk hâkim sınıfları Türkiye- Kuzey Kürdistan’da da Kürt ulusunu katletmeye pervasızca devam etmektedir. Kürt ulusuna dönük tanklarıyla, özel harekâtçılarıyla, gaz bombalarıyla, her türlü insanlık dışı uygulamasıyla Cizre’de, Silopi’de, Sur’da, Nusaybin’de, Gewer’de, Farqin’de, Silvan’da, Dargeçit’ de saldırı durumuna geçmiştir. Kuzey Kürdistan şehirlerinde sokağa çıkma yasakları uygulayan, yerleşim birimleri askeri bölge ve/veya güvenlik bölgesi uygulamalarına tabi tutan, yaşam koşullarını rafa kaldıran, şehirleri asker-polis ve özel harekât güçleriyle kuşatıp kurşunlayan, evleri tarayan, insanları katleden ‘’TC’’ devleti, Kuzey Kürdistan’da faşizmin en barbar ve en çıplak biçimini uygulamaktadır.

7 Haziran seçimlerinden sonra, Türk hakim sınıflarının somuttaki temsilcisi Erdoğan/AKP iktidarının ihtiyacı olan parlamento bileşeni oluşmadığı için, Erdoğan üzerinden harekete geçirilen darbeci zihniyet başta Kuzey Kürdistan illeri olmak üzere İstanbul, Amed ve Şırnak’ta çocuklar ve kadınlar dahil, kontra yöntemlerle, hazırlanan senaryolar eşliğinde gerçekleştirilen katliamlar, bu mantık içinde bir devlet siyaseti olarak anlam bulmaktadır. Dilan Kortak, Günay Özarslan, Dilek Doğan, Yeliz Erbay, Şirin Özer, Tahir Elçi ve çocuk yaşta olan Orhan Aslan, Emrah Aydemir katledilen isimlerden sadece bir kaçıdır.

Karadeniz’de HES’lere RES’lere ve doğa talanına karşı direnen halka saldırmakta geri durmayan gerici hakim sınıflar direnişin yükseldiği her alanı her bölgeyi “özel güvenlik” bölgeleri ilan etmekte kolluk güçleriyle halka baskı uygulamaktadır.

Ancak halkın belleği tazedir, hiçbir katliam, işkence, zulüm unutulmuş değildir. Gün gelecek, devran dönecektir. Bugünün iktidarı, yarının sanığı olarak tüm kanlı ve kirli icraatlarının hesabını halka verecektir. Er ya da geç, ama mutlaka verecektir!

  1. yılında Gazi ve 1 Mayıs şehitlerini anıyoruz. Faşist, tekçi gerici hâkim sınıflar kendisine muhalif gördüğü azınlık inanç ve milliyetlere karşı asimilasyon politikalarının yansıması olan Gazi katliamı ve bu katliamı protesto eden 1 Mayıs mahallesine dönük katliamları 21. yılında bir kez daha lanetliyoruz. Azınlık inanç ve uluslara tam hak eşitliği ve demokratik haklar mücadelesi bayrağını yükseltmek için tüm üye, taraftar ve emekçi halkımızı alanlara çağırıyoruz!

İstanbul 12 Mart Eylem Takvimi;

12 Mart Cumartesi Günü Gazi Mahallesi, Saat 10.00’da Eski Karakol Önünde Toplanılacak

15 Mart Salı Günü Ümraniye 1 Mayıs Mahallesi, Saat: 14.00’de PSAKD’de toplanılacak.’’

http://www.halkingunlugu.net/