MKP’den Genel Seçimlere ilişkin açıklama

MKP2Maoist Komünist Partisi Merkez Komitesi- Siyasi Büro “Genel seçimi sosyalizm propagandası ve devrimci güçler ittifakıyla karşılayalım!” başlığını taşıyan bir açıklama yayınladı Bu açıklamayı okurlarımızla paylaşıyoruz

HABER MERKEZİ (16-02-2015)- “Partimiz 7 Haziran 2015 günü yapılacak olan Genel Seçime ilişkin belirlediği tavrını demokratik kamuoyu ve devrimci halk kitleleriyle paylaşmayı her şeyden önce bir ihtiyaç ve görev olarak kabul etmektedir.

Bu bağlamda Maoist Komünist Partisi olarak mevcut Genel Seçimde benimseyerek kararlaştırdığımız taktik siyasetin, genel seçime katılma biçiminde olduğunu başta devrimci halk kitleleri olmak üzere tüm örgütlü/örgütsüz güçlerimize alenen duyuruyor, seferberlik ruhuyla devrimci seçim taktiğimizin aktif örgütleyicileri olmaya davet ediyoruz.

Genel seçim politikamızı duyurup devrimci dinamiklerden beklenti ve talebimizi bildirirken; tavrımızın taşıdığı anlam, ideolojik-siyasi muhteva ve dayandığı somut siyasi süreçle esas aldığı gerekçeleri özetle açıklamanın gerekli olduğunu biliyoruz.

Dolayısıyla;

Egemen sınıflar cephesinde burjuva etiğe uygun olarak yürütülen genel seçim tartışmalarının ülke siyasi gündemini işgal ederek halk kitlelerini kuşattığı ve komprador tekelci sınıf partileri arasında tercihe zorladığı böylesine bir süreçte, Parti olarak irade ve tavrımızın beyan edilmesi burjuva seçenek dışında devrimci alternatifin kitlelere sunularak temsil edilmesinin mütevazı rolü ve taraftar tabanımızın oy tercihini devrimci seçeneğe yöneltmedeki rolü açısından önemli bulmaktayız.

Devrimci seçenek veya alternatifin tek adresi şüphesiz ki yalnızca Partimiz değildir. Dışımızdaki bir dizi devrimci parti ve kurum aynı seçeneği temsil etmektedir. Ancak Partimiz dolayısıyla tavrımızın genel demokratik ve devrimci seçenek yelpazesi içinde en ileri mevziyi temsil ettiğini objektif bir gerçek olarak söylemek durumundayız. Partimiz Maoist Parti niteliğinin avantajlarıyla demokratik kültür ve anlayışta, farklı fikirlere müsamaha gösterme ya da azınlık fikirlerin haklarını korumada, ideolojik mücadeleyi doğru-yanlış ekseninde yetkin kavrayışla ele almada, kitlelerden kitlelere siyasetini benimseme meselelerinde ileri kavrayış ve güçlü demokratik kültür ve pratik uygulamaya sahiptir. Bu temelde Partimizin tavrı özel bir anlam taşır ve ileri bir niteliği temsil eder demek yanlış değildir.

Partimizin tavrı proleter devrimcilerin tutumu olması açısından kendiliğinden bir değer taşırken, küçümsenemez potansiyel durumundaki belirli bir kitlenin beklentisini ve hatta tavrını ifade etmesi açısından da dikkate değer olup, pratik bir gücün karşılığı olarak önem yüklüdür.

Partimiz özellikle ideolojik-siyasi ve teorik düzlemde sınıf hareketi içinde esasta güvenilir yerde olup, arkasında bıraktığı büyük mücadele tarihinin tecrübesiyle ayakları yere sağlam basan ve arkaladığı devrimci mirası militan mücadelede edindiği birikimleri üzerinde geliştirerek ileri taşıyan köklü bir partidir. Bu gerçekliğe sahip olan Partimizin tavrı geniş bir devrimci potansiyel tarafından önemsenmekle birlikte, örgütlü devrimci hareket tarafından da ilgiyle karşılanmaktadır.

Özcesi, tavrımız somut pratikte seçim sonuçlarını tayin edecek nüfuza sahip olmasa da, sınıfsal duruş, ideolojik-siyasi tavır ve tarihsel tutum anlamında devrimci itirazın bir temsili olarak anlamsız değildir. İşte bütün bu sebeplerle Partimizin takındığı tavır ve tavrını kamuoyuna açıklaması anlamlı ve önemli bir eylem olarak değerlendirilir, değerlendirilebilir. Dahası, Partimizin tavrı belli bir kitleyi doğrudan ve politik olarak etkileyen özelliğiyle mütevazı ölçülerde de olsa somut-pratik bir karşılığa, siyasi olarak küçümsenemez bir öneme sahiptir.

Partimiz gündemdeki genel seçime dair politikasını öz itibarıyla seçime katılma biçiminde belirlerken, seçimlere katılma kararının seçimleri veya parlamenter mücadeleyi stratejik bir mücadele biçimi olarak değerlendirmesine dayanmadığını, bilakis seçimleri tamamen taktik bir mücadele aracı değerinde ele aldığının altını özellikle çizer. Seçimler veya parlamento siyasi iktidar perspektifli mücadelemizde sadece somut siyasi şartlara bağlı olarak kullanacağımız ya da tersinden elimizin tersiyle bir kenara iteceğimiz taktik bir biçim ve araçtır. Bu çerçevede özetlenen arka planla birlikte, seçimler sürecinin kitleleri sarmalayan siyasi bir atmosfer olarak devrimci çalışmalarımıza son derece uygun ve elverişli bir süreç olduğu da inkâr edilemez. Dolayısıyla kitlelerin gündemine sokulmakla birlikte, ‘istediğiniz parti ve kişiyi demokratik biçimde siz oylarınızla seçiyorsunuz’ diyerek burjuva seçimlerin bir ‘demokrasi’ olduğu yalanıyla kitlelerin manipüle edildiği ve her seçim dönemi için kitlelerin zorunlu olarak ya da ‘kötünün iyisi’ anlamında ezen-sömürenlerini tercih etmeye büyük bir aldatmaca eşliğinde davet edildiği seçim ya da başka siyasi süreçlerde, proleter devrimcilerin yeterli sebep oluşturmayan sudan sebeplerle kayıtsız kalması tasavvur edilemez. Proleter devrimcilerin böyle bir lüksü yoktur, olamaz da. Gerici faşist hâkim sınıfları, devletlerini ve bilumum hileleriyle birlikte sınıfsal karakterlerini deşifre edip siyasi teşhirlerini gerçekleştirmek için devrimci ilkelerle örtüşen her metodu kullanmak durumundayız. Devrimin kendisini sınırlayarak kısıtlaması asla doğru olamaz. Gerici ordu ve en gerici kurumlar içinde örgütlenmeyi benimseyen devrimci siyaset seçimlerin taktik bir araç olarak kullanılmasını yadsımaz, yadsıyamaz. Her durumda geçerli olan prensip, taktiğin amaçlarımızla uyumlu ya da uyumsuz olması ve devrime hizmet edip etmemesi durumudur.

Niteliği ne olursa olsun yaşanan her siyasi sürece bağımsız politika ve siyasi irademizle müdahalede bulunmak ötelenemez doğru politikadır. Büyük toplumsal bir tepki ve muhalefetin faşist iktidara karşı geliştiği şartlarda kitlelerin bu istem ve tavrına seyirci kalınamaz, kalamayız. Mücadele ve demokrasi bilincinin gelişmesine hizmet eden her siyasi süreç devrimci mücadelenin zeminini güçlendiren özelliğe sahiptir. Her siyasi süreç iktidarın ele geçirilmesiyle sonuçlanmaz veya iktidarın ele geçirilmesi ölçütüne göre ele alınamaz, değerlendirilemez. Devrimci birikimler bu mücadele deneyimleri içinde oluşur ve ilerler. O halde bu süreçlerin dışında kalma, politikasızlığa denk gelen toplumsal dinamiğe kapalı siyaset benimseme tavrında olamayız. Ülke siyasi gündemi ve geleceği için kritik olan bir süreçte ve devrimci çalışmaların geliştirilmesi açısından devrimci olanaklar da barındıran bir süreçte proleter devrimci siyaset ve tavır adına yaşanan süreçte mümkün olan en etkin biçimde rol oynamak elzemdir. Genel seçime katılma tavrımızın önemli bir anlamı işte budur.

Karşı-devrimin dünya çapında olduğu gibi, özellikle de Türkiye-Kuzey Kürdistan siyasi coğrafyasında ağır bir tasfiyeci saldırı içinde olup bu stratejik yöneliminde görece başarılar elde ettiği, buna bağlı olarak devrimci sınıf hareketinin özellikle örgütsel güç olmak üzere küçümsenemez oranda daraldığı, ideolojik-siyasi sancılar yaşadığı sağ karamsar labirente itilmek istendiği günümüz siyasi şartlarında, devrimci gelişme adına mümkün olan her olanağın ihmal edilmeden değerlendirilmesi hayati önemdedir. Hegemonya eksenli emperyalist emeller uğruna birçok dünya coğrafyasında gerici savaşlar kışkırtılmış, halklar birbirine kırdırılmış ve Şengal ve Kobanê örneklerindeki IŞİD gibi barbar saldırganlıklar hortlatılmışken, dahası dünyanın ekosistemi emperyalist sistemin politikalarıyla tahrip edilip insanlık her bakımdan adeta felaketin eşiğine getirilmişken, insanlığın özgür geleceği adına yola çıkan proleter devrimcilerin kendi sessizliğinde boğulurcasına kalıplarına sıkışıp kalması, mücadelenin hizmetine sunulacak hiçbir aracı ötelemesi benimsenemez. Dolayısıyla her fırsatı büyük özgürlük yürüyüşü perspektifiyle devrimin geliştirilmesi ve sosyalizmin zafere taşınması için değerlendirmek atlanamaz bir görev, kaçılamaz bir sorumluluktur. Bu ve bunun gibi bir dizi temel bakıştan hareketle, her biçimdeki seçimi, devrimci kavgamızın mücadele arenasına dönüştürme bilinciyle seçimlere girip, gerici hâkim sınıfların elindeki olanakları devrimin hizmetine sunmayı isabetli bulmaktayız.

Mevcut genel seçimin başkanlık tartışmalarıyla alakalandırılması, cumhurbaşkanının yeminini reddetme pahasına tarafsızlığını terk ederek AKP lehine seçim propagandalarına girmesi, devletin Milli İstihbarat Teşkilatı’nın başındaki kişinin AKP’den vekil aday adaylığı (ki, bu gelişmeler aynı zamanda AKP’nin devlet içindeki kurumsallaşması veya devlet olarak kurumsallaşmasının da ipuçları ya da göstergeleridir), öte taraftan HDP‘nin seçime parti olarak girme kararı alması şeklindeki sıra dışı gelişmeler bu seçime belirli bir önem ve anlam yüklemektedir. Muhalefetin AKP’ye karşı tek dilden konuşma durumu ve özellikle CHP’nin adeta kitlesel ayaklanma tehdidi göndermesi (oy vermeyi etkileme taktiği ya da AKP’ye baskı uygulama anlamında da olsa…) ve çeşitli ittifak girişimleri, gizli-açık görüşmeler vb bu seçimlerin sadece iktidar için değil, muhalefet için de büyük önem taşıdığını işaret etmektedir. Kısacası, seçimin komprador tekelci sınıf iktidarı ve aynı sınıfın muhalefet partileri için büyük anlam taşıdığı her açıdan açıktır. Elbette ki, HDP ve demokratik güçler için de belli bir önem taşımaktadır. Komprador tekelci sınıf klikleri ya da siyasi partileri için söyleyecek olursak; kazananlar en az siyasi iktidar kazanmış olacak fakat kaybedenler belki siyasi arenadan silinecekleri bir sürecin eşiğine gelmiş olacak! CHP açısından kaybetmek siyasi cesede dönüşmek olacağı gibi, moral çöküntüsünün yaratacağı kırılmayla çözülmesi ve hatta dağılması muhtemeldir. AKP açısından ise sonu belli olmayan bir sürecin başlangıcı olabileceği gibi, mevcut tüm iktidar kazanımlarını, projelerini, ‘’davasını’’ vb vs kaybetmiş olacaktır. İşte mevcut seçim bu açıdan son derece önemlidir.

Sadece faşist düzen partileri cephesinde değil, demokratik güçler cephesinde de seçim belirgin anlamlarla yüklüdür. Ekleyelim ki, seçim sonuçlarının her halükarda yeni siyasi süreçlere kapı aralayacağı kuvvetle muhtemeldir. Dolayısıyla, proleter devrimciler olarak sürece doğru orantılı olarak etkide bulunmak ve somutta siyasi kazanımlar sağlayarak örgütlülüğümüzü geliştirip ileri taşımak için seçime girmekten sakınamaz, böylesi kritik bir siyasi süreç karşısında kayıtsız kalamazdık.

Kuşkusuz ki, genel seçimin ilgi çeken en büyük özelliklerinin başında HDP’nin % 10’luk seçim barajını aşıp aşmaması olacaktır. Aslında her iki durumda da seçimler sonrası Kürt Ulusal Hareketi veya Kürt ulusal sorunu açısından yeni bir siyasi süreç açılmış olacaktır. Barajı aşmaları, özellikle Kuzey Kürdistan’da AKP’nin baraj sayesinde çaldığı vekil sayısının geri alınarak AKP’nin ciddi sarsılması anlamına gelirken, barajı aşamaması durumunda da Kürtlerin kendi idari yönetimini fiilen ilan etme veya özerk statüye has ulusal meclislerini hayata geçirme vb vs benzerinde uygulayacakları pratiklerle sıcak siyasi gelişmelerin gündeme geleceği güçlü olasılıktır. Bu, ülkede siyasi sürecin biçimlenişine kesinlikle yansırken, yeni şartlar ortaya çıkaran bir zemindir de. Dolayısıyla muhtemel olan bu sürece karşı hazırlıklı olmak, görev ve hedefler belirleyip süreci gözden geçirmek gerekmektedir. (Düşünmek istemesek de, bir olasılık olarak unutmamak gerekir ki, Kürt cephesinin iktidarla yürüttüğü ‘barış-çözüm’ süreci, muhataplar arası içte ilerlemesi-yürütülmesine bağlı olarak çok daha renkli ve şaşırtıcı, hatta beklenmedik sürpriz gelişmeleri gündeme getirebilir…)

Bir kez daha tekrar etmekte fayda var ki, mevcut seçimlere atfen yukarıda ifade ettiğimiz özellik, anlam ve önem biz proleter devrimcilerin de nötr kalmadan sınıf siyasetine uygun doğru politikalar ekseninde pozisyon almasını gerektirir. Özellikle ulusal sorun ve Ulusal Hareket karşısında doğru pozisyon almak devrimci sınıf tavrı bakımından önemlidir. Zira kaderini tayin hakkı zorla gasp edilmekle birlikte, her türlü ulusal mağduriyete maruz kalan mazlum bir ulus ayağa kalkmış, büyük bedeller uğruna önemli gelişmelere imza atarak kazanımlarını belli bir garanti altına alma aşamasındadır. Ki bulunduğu bu aşama Kürt ulusuna önemli avantajlar sağlayarak öyle ya da böyle bir statüye kavuşmalarını mümkün kıldığı gibi, tersinden bu olanakları yitirme olasılığı taşıyan kritik bir aşamadır. İşte bu türden tarihsel şartlarda ezilen bağımlı ulusun hakları ya da kazanımları şahsında bu ulus karşısında takınılan tavır devrimci niteliğin bir ölçüsü olarak anlam kazanmaktadır.

Özetlersek, Partimiz seçime katılma kararını devrimin ihtiyaçları temelinde, dolayısıyla proletarya ve halk kitlelerinin çıkarlarına, ezen ile ezilen arası mücadelede, ezilenlerin çıkarlarına uygunluk derecesine göre mütalaa etmiştir. Bunun devrimci tavır ve taktik olduğu kanıt gerektirmeyecek kadar açık olduğu ortadadır.

Devrim ve sosyalizm programımızın propaganda edilip daha geniş kitlelere ulaştırılması, bu zeminde kitlelerle bağlarımızın sıkılaştırılması ve örgütlenmelerimizin geliştirilmesi seçim çalışmaları sürecindeki faaliyetimizin esas bir bölümüyken, ikinci bölümü de komprador tekelci hakim sınıfları ve bunların damgasını taşıyan devletlerinin siyasi teşhirini yapmak gibi önemli görevlerin yürütülmesi bu süreçte yoğunlaşan ajitasyon-propaganda faaliyetinin esas odakları olacaktır. Elbette gösterilen adayların kazanması için yürütülen somut çalışma ve özel propaganda da reddedilemez biçimde yürütülecektir…

Partimiz genel seçime katılma taktiğini kararlaştırmış olmakla birlikte, bu politikamızın es geçilemez iskeleti veya ayrıntısı ise, seçimlerde dışımızdaki demokratik, devrimci ve sosyalist güçlerle ittifak yapmayı merkezine alan muhtevada olmasıdır. Seçim sürecini bütün ilerici dost güçlerle ittifak içinde örgütleyip geliştirmeyi devrimci bir ihtiyaç ve seçim politikamızda öncelikli görev olarak benimsemekteyiz. İttifak siyaseti stratejik yaklaşımlarımız temelinde geçerli olan öncelikli politikamızdır. İttifak siyaseti genel anlayışımızın koşulladığı bağımsız politikamızken; ittifakta muhatap güçlerin genel ittifak anlayış ve pratikleri, bu ittifak pratiği ve anlayışında her bileşenin siyasi iradesine tam saygının gösterilmesi, bu iradenin tartışmasız biçimde tanınması, ittifak anlayışına demokratik normların yön verip vermemesi gibi şartlar ittifakın somutta gerçekleşip gerçekleşemeyeceğinin belirleyeni olacaktır. Ancak bu yaklaşımımız ittifakın önemsiz görülmesine bir açık kapı anlamına gelmemelidir.

Bütün yoldaşlarımız genel seçim çalışmalarını merkezi tavrımız ekseninde merkezileştirerek pratikleştirmeli ve tam bir irade-eylem birliği içinde önemseyerek yürütmelidirler. Seçim çalışmalarının merkezi tavra karşın önemsizleştirilmesine dönük her tutum merkezi tavra karşı çıkıştan da öteye merkezi tavrın altını boşaltma anlamına geleceği unutulmamalıdır. Yoldaşlarımızın çalışmaları, etkinliğimizin olduğu her alan ve bölgede komprador tekelci düzen partilerine kitle tabanımız içinde bir tek oyun çıkmasına tahammül etmeyecek derecede yoğun emek ve sıkı çalışma performansıyla ele alınmalıdır. Tabanımızın oy kullanma tercihlerini feodal ölçülerden kurtararak politik oy zeminine oturtmamız önemle gerekmektedir. Tüm çalışmalarımız gerici faşist düzen partilerini her alanda teşhir etmek, demokratik ve sosyalist parti ve güçlerden adayların desteklenmesi biçiminde net tavırla yürütülmelidir. Unutulmamalıdır ki, bu çalışmalarda edineceğimiz deneyim ve elde edeceğimiz küçük bir kazanım dahi, uzun vadeli veya ilerdeki çalışmalarımızı güçlendiren önemli bir zemin olacaktır.

Mevcut siyasi şartlar devrim lehine bazı olanaklar taşımaktadır, bunları devrim lehine ve devrimci doğrultuda değerlendirmek tercih değil, zorunluluktur.”

http://www.halkingunlugu.net/