HBDH’den Gezi çağrısı: Direnişe, başkaldırıya, özgürleşmeye!

hbdh-amblemHBDH, Gezi/Haziran Ayaklanması’nın 3’üncü yılı vesilesiyle yazılı bir açıklama yaptı Açıklamada, “faşist saldırganlık karşısında savunmadan çıkıp saldırıya geçelim” dendi

HABER MERKEZİ (30-05-2016) – Halkların Birleşik Devrim Hareketi (HBDH), Gezi/Haziran Ayaklanması’nın 3’üncü yılı vesilesiyle yazılı bir açıklama yaptı. Açıklamada, “faşist saldırganlık karşısında savunmadan çıkıp saldırıya geçelim” dendi.

Yapılan açıklamada, ayaklanma sırasında ölümsüzleşenler ve gazi olanlar selamlandı. Gezi’nin birleşik bir direniş olduğu hatırlatılan açıklamada şu ifadeler yer aldı;”1 Mayıs Taksim irade savaşıyla başlayan ve Mayıs ayı boyunca süren antifaşist direniş halkaları, Gezi Parkı’nın yıkılmasıyla yayıldı, genelleşti. AKP hükümetine ve faşist devlet zulmüne karşı milyonlar sokağa döküldü. Kitle hareketinin militan biçimleriyle, sokaklar ve emekçilere yasaklanmış alanlar 20 gün boyunca özgürleştirildi. 20 yıla bedel bu 20 gün, birleşik bir halk direnişiydi; devrimci otorite kurma ve özgür alanlar yaratma hamlesiydi. Bu direniş ve ayaklanma, ötekileştirilenlerin, umutsuzluk sarkacında ögütülmeye çalışılanların, haklarından mahrum bırakılanların, hiçleştirilenlerin, yani milyonlarca emekçinin ve ezilenin öfke patlaması olarak tarihe geçti.

Gezi Direnişi, Türkiye’de işçi ve emekçi kitelelerde, yıkıma uğrayan orta sınıflarda, Alevi halkımızda, kadınlarda, gençlikte büyük bir siyasallaşma yarattı. Türk halk kitleleri, kendi özdeneyimleriyle, Kürt halkımızın onyıllardır yaşadığı devlet terörünü, katliamları, medya yalanlarını, vb. anlamaya başladılar. Lice’de bir Kürt yurtsever gencin  katledilmesinin ardından yapılan ‘Diren Lice’ yürüyüşleri, park ve forumlarda ‘Rojava dayanışma masaları’nın kurulması, demokratik bilinçlenme düzeyindeki önemli bir sıçramayı ifade ediyordu. Batı’da devletten ve siyasal İslam’dan ayrı  bir emekçi siyasallaşmasının ortaya çıkması, Kürt sorununun demokratik halkçı çözümü için büyük bir ilerleme oldu. Tarih,  emekçilerin ve ezilenlerin farklı kesimlerinin, belli sorunlardan yola çıksalar da bir noktada buluşup büyük bir hareketin, direnişin ve ayaklanmanın öznesi durumuna yükselişine bir kez daha tanıklık etti.

Gezi Direnişi, Türkiye siyasetinde yeni bir dönem açtı. Halkın isyanı, Türk egemen sınıflarının dayattıkları sandık/parlamento siyaseti ve araçları dışında yeni alanlar açtı. Halkın birikmiş öfkesi, sokak muhalefetinin açtığı direnç kanallarına aktı. Bir kadın isyanı ve gençlik başkaldırısı olması, direnişi çok daha güçlü kıldı. AKP ve rejim oldukça zorlandı. Hitler bozuntusu Erdoğan, bir süre ülkeye dönmeyi bile göze alamadı.”

Her yer Cizre-Sur her yer direniş

AKP hükümetinin, halkların direnişinin ardından hızla yeni ittifak arayışlarına yöneldiğine dikkat çekilen açıklamada, şöyle devam edildi:

“AKP hükümeti, orduyla yeni bir savaş konseptinde anlaşarak, başta Kürt halkımız gelmek üzere ezilenlere ve öncülerine yeni ve topyekûn bir saldırı başlattı. Kanlı katliam ve ezme siyasetini Batı’ya da taşıdı. Ne var ki, sonuç alamayacakları gün gibi açıktır. Süren direnişler bunun kanıtıdır. Gerillanın artan eylemlilikleri buna en güçlü yanıttır. HBDH’ni ilanı ve gelişmeye başlayan eylemleri daha şimdiden onların uykularını kaçırmış durumda. Batı’da artan tepkiler ve gelişen eylemlilik, sürecin hangi yönde gelişeceğini göstermektedir. ‘Ez ve çöz’de ısrar edenler, kendileri çözülmeye başladılar bile. Başbakan Davutoğlu’nun, Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından  tasfiyesi, bunun ilk adımıdır. Rüzgar ekenler, fırtına biçeceklerdir!

Faşist AKP iktidarı ve rejim kendisini yeniden örgütleme çabasını terör ve katliamlarla sürdürüyor. Saray darbesiyle, katliamlardan gözaltı ve tutuklamalara, HDP’li vekillerin dokunulmazlıklarının kaldırılmasına uzanan süreç ağırlaşarak devam ediyor. Faşizmin yeni ve topyekûn saldırıları ancak ve yalnızca Gezi Direnişi benzeri bir ortak direniş gücü ve başkaldırısıyla bozulabilir. Gün, AKP-MHP-Ordu ittifakına, bu faşist koalisyona karşı geniş bir direniş örme günüdür! Kazanılmış hiç bir mevziden çekilmeden, sonuna kadar direnme günüdür!

‘Her yer Gezi, her yer direniş’ çağrısı şimdi, ‘her yer Cizre-Sur, her yer direniş’te ve HBDH’de anlam kazanıyor. Halklarımızın birleşik demokratik savaşımının geliştirilmesi ve rejim krizinin bir devrimci krize doğru geliştirilmesi ve kazanma çağrısı şimdi sokakta daha güçlü bir karşılık bulmalıdır. Evet, süreç ağırdır. Riskler büyüktür. Ama faşist rejim hiç bu kadar zayıf düşmemiştir. Kazanmak için olanaklar fazlasıyla vardır. Öyleyse ortak devrimci savaşımı büyüterek kazanmaya kilitlenelim! Faşist saldırganlık karşısında savunmadan çıkıp saldırıya geçelim!

Gezi Direnişinin 3. yıl dönümünde, HBDH olarak, Türkiye işçi ve emekçilerini, Kürdistan kentlerindeki öz yönetim direnişlerini desteklemeye ve Batı’da da devrimci otorite alanları açmaya; Alevi halkımızı demokratik hakları için savaşımını, Kürt özgürlük direnişiyle ve Türk halkının siyasal özgürlüğü için savaşımıyla birleştirmeye; haklarından mahrum edilen ve ötekileştirilen bütün ezilenleri ortak bir  direniş duvarını örmeye; kent yağmasından zarar gören emekçi halkımızı kentlerini savunmaya; doğa savaşçılarını ve barış savunucularını aktif direnmeye; AKP’nin cinsiyetçi politika ve uygulamalarından zarar gören ve erkek egemen sistemin zulmünden fazlasıyla nasibini alan kadınları ve gençliğimizi birleşik direnişe daha güçlü katılmaya ve Kürt halkımızı birleşik devrimimizin sürükleyici rolünü çok daha güçlü oynamaya çağırıyoruz. AKP sultasına, faşist devletin imha-inkar-göçertme ve tasfiye saldırılarına, katliamlarına, tutuklamalarına, halk vekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılarak yargılanmalarına karşı haydi sokağa, direnişe, başkaldırmaya ve de özgürleşmeye!”

http://www.halkingunlugu.net/