Faşizm teyakkuzda, Korkularını büyütelim!

Temmuz 26, 2015 de ANASAYFA adhk tarafından

Demokratik Haklar Federasyonu(DHF)’nun, devletin halklara karşı geliştirdiği topyekûn savaş konseptini teşhir ederek birleşik mücadelenin yükseltilmesi çağrısında bulunduğu açıklamasıdır
DHF amblem mansett(26.07.2015)-Kuruluşundan günümüze dek faşist ve gerici niteliğine uygun olarak varlığını çeşitli Ulus, Milliyet ve inançlardan halklarımıza karşı savaş açarak sürdüren faşist T.C devleti gerici niteliğinden hiç bir şey kaybetmeden aksine daha da pekiştirerek halklarımıza saldırmaya devam ediyor. Öyle ki bu gerici ve barbar’’ Cumhuriyet’’ Ülkenin her karış toprağına halklarımızın kanını akıtmıştır. T.C. Tarihi boyunca halklarımızın binlerce, on binlerce en ilerici ve devrimci aydınlık geleceğin yüz akları olan oğullarımızı ve kızlarımızı güneşe uğurladık ve uğurlamaya devam ediyoruz. Dün olduğu gibi bugünde faşist T.C. halklarımıza pervasızca saldırarak katletmeye, tutuklamaya, gözaltına almaya ve sindirmeye devam ediyor. Fakat nafile faşist ve gerici zebanilerin hiçbir saldırısı halklarımızın özgürlük ve kurtuluş mücadelesini engelleyemeyecektir. Tarihin devrimci değiştirici kudreti bizlere binlerce, milyonlarca kez göstermiştir ki kazanan her zaman direnenler ve mücadele edenler olmuştur. Ve yine tarih defalarca kez kanıtlamıştır ki kaybeden her zaman gericilik, barbarlık ve zulüm olmuştur.

Yenilgiyi hazmedemeyen AKP daha da pervasızlaşıyor

Kendi gerici, barbar ve faşist yüzünü maskelemek için, barış, demokrasi, özgürlükler gibi insanlığın ilerici kazanımlarını ve değerlerini pişkince kullanmaktan geri durmayan T.C ve somuttaki temsilcisi AKP iktidarı kendi gerici saltanatını devam ettirmek ve sağlama almak için kendisine tehlike olarak gördüğü bütün toplumsal ilerici güçlere azgınca saldırmaktadır. Özellikle Kürt ulusal sorununun ele alınışı ve ‘’çözümü’’bağlamında gündemleştirilen ve Kürt hareketi başta olmak üzere diğer bir dizi ilerici toplumsal dinamikler nezdinde önemli yanılsamalara ve beklentilere yol açan ‘’barış ve çözüm süreci’’adeta devletin AKP eliyle kendini yeniden örgütlediği ve daha da güçlendirildiği bir politik hatta evirilmiştir. T.C. Ve temsilcisi AKP iktidarı bu sürecin esas muhtevasını Kürt ulusal hareketini tasfiye etmek, kendisine yedeklemek ve tüm politik kazanımlarını yerle bir etmek üzerinden biçimlendirmiştir. Fakat devletin bütün bu gerici manevraları Kürt Ulusal hareketinin geliştirdiği karşı manevralarla ve kararlı mücadeleyle esasta boşa çıkarılmıştır. Bu sürecin finali ise bir dizi önemli kazanımla birlikte esas olarak 7 Haziran genel seçimlerinde AKP iktidarının geriletilmesi ve başkanlık sistemi başta olmak üzere tek başına iktidar olma vb hedeflerinin ve hayallerinin boşa düşürülmesi gerçekliği olmuştur. AKP iktidarını bu kadar saldırganlaştıran ve pervasızlaştıran nedenlerin başında bu gelmektedir. Yaşadığı bu süreci, Suriye’ye dönük savaş çığırtkanlığı ve Kürt ulusal hareketi başta olmak üzere tüm ilerici toplumsal güçlere saldırarak geniş kitlelerde önemli etkisi olan milliyetçilik ve şovenizm zehrini yeniden hortlatarak, tüm gerici dinamikleri arkasına alarak ve bunların tümünü erken seçim manevrasıyla taçlandırarak yeniden güçlenmeyi tek başına iktidar olmayı hedeflemektedir.

Faşizm işbaşında

Yaşadığımız günler 12 Eylül askeri faşist cuntası dönemini aratmayacak günlerdir. Tüm gerici mekanizmalarını harekete geçiren AKP iktidarı toplumsal güçler üzerinde adeta terör estirmektedir. Suruç’ta gencecik bedenleri barbarca katleden T.C.Ve onun çocuğu IŞİD kanlı tarihine yeni bir sayfa daha eklemiştir. İstanbul başta olmak üzere Ülke genelinde gerçekleştirilen baskınlarda yüzlerce insan devletin gözaltı ve tutuklama terörüne maruz kalmaktadır. Dernekler, devrimci kurumlar ve sendikalar basılarak talan edilmektedir. Devrimci kurumlarda faaliyet yürüten insanlar tehdit ve şantajlarla baskı altına alınmaya çalışılmaktadır. En son olarak Halkın Günlüğü gazetesi çalışanına yönelik olarak gerçekleştirilen bu politika somut örneklerden biridir. Emekçi mahalleleri adeta devletin kolluk güçleri tarafından kuşatma altına alınmış durumdadır. Gerici burjuva basın karşısında halklara gerçekleri taşıyan devrimci ve ilerici basın çalışanları tutuklanmakta ve sansür saldırılarına uğramaktadır.

Erdoğan başta olmak üzere Davutoğlu ve devletin tüm gerici şürekası ağızlarından akıttıkları salyalarla hedefler göstererek ve tehditler savurarak halklara ve onun ilerici, devrimci güçlerine gözdağı vermeye çalışmaktadır.

Gerilla alanlarına yönelik saldırıları boşa çıkaralım, Kürt ulusuyla omuz omuza olalım

Türk egemen sınıflarının onlarca kez gerçekleştirdikleri Güney Kürdistan’a yönelik işgal ve saldırı politikası yeniden ve daha pervasız bir biçimde devreye sokulmaktadır. Yalan, demagoji ve yaratılan manipülasyonlarla gerici saldırılarına meşruluk kazandırmaya çalışmaktadırlar. Özellikle Kürt ulusal hareketinin Rojowa ve Kobane’de elde ettiği kazanımları hazmedemeyen T.C ve temsilcisi AKP iktidarı büyük bedeller pahasına yaratılan kazanımları yok etmek ve Batı Kürdistan’ı işgal etmek için her türlü kirli politikayı devreye sokmaktadır. Her saldırdığında hezimete uğrayarak geri dönen T.C. Şimdide aynı hezimete uğramaktan kurtulamayacaktır. Gerilla alanlarını savaş uçakları ile bombardımana tabi tutan T.C.’nin bu saldırılarını teşhir edelim ve bulunduğumuz tüm alanlarda ezilen Kürt ulusuyla omuz omuza mücadeleyi yükselterek boşa çıkartalım.

Günay Özarslan’ı kavgamızda yaşatacağız

Tarihi katliamlar ve soykırımlar tarihi olan T.C. Katletmeye devam ediyor. Bugüne kadar binlerce devrimciyi ve ilericiyi hunharca katleden devlet yine aynı gerici faşist niteliğinin ürünü olarak devrimcileri katletmektedir. Bu katliamlardan biride İstanbul’da yaşandı. 24 Temmuz’da İstanbul/Bağcılarda bulunan evinde infaz edilen Günay Özarslan’da katledilen devrimcilerden biridir. Halk Cephesi üyesi olan Günay Özarslan devletin tüm çarpıtmalarına ve yalanlarına rağmen açıkça infaz edilmiştir. Katletmekle kalmayan devlet Özarslan’ın cenaze törenine de pervasız biçimde saldırarak kitlelerin sahiplenmesini engellemeye çalışmıştır. Fakat devletin tüm engelleme ve saldırılarına rağmen halk direnerek ve çatışarak şehidine sahip çıkmıştır.

Günay Özarslan’da diğer yitirdiklerimiz gibi yürütmüş olduğumuz halklarımızın özgürlük ve kurtuluş mücadelesindeki onurlu yerini almıştır. Bir kez daha onun devrimci anısı önünde saygıyla eğilirken, kavgamızda sonsuza dek yaşatacağımıza söz veriyoruz.

Halkların devrimci isyanını kuşanarak birleşik mücadeleyi yükseltelim

Devletin halklarımıza karşı geliştirdiği topyekun saldırılara karşı direnmek ve mücadele etmek tamamen meşru bir hak ve zorunluluktur. Faşizmin saldırılarını püskürtmenin yegâne yolu halklarımızın birleşik devrimci mücadelesini yaşamın her alanında adım adım örmektir. Bu perspektifle tüm örgütlü güçlerimizi ve kitlemizi bulundukları bütün alanlarda diğer devrimci ve ilerici güçlerle birlikte devletin saldırılarına karşı birlikte mücadeleyi geliştirerek boşa çıkarmaya, özgürlük ve kurtuluş mücadelesini birlikte yükseltmeye çağırıyoruz.