adhk tarafından

HKO gerillalarının yeni görüntüleri yayınlandı

Mayıs 30, 2016 de ANASAYFA adhk tarafından

görüntü 1Maoist Komünist Partisi (MKP) Halk Kurtuluş Ordusu’nun yeni görüntüleri yayınlandı Görüntülerde birinci Askeri Konferans’tan seslenen gerillaların halka yönelik mesajlarıda bulunuyor

HABER MERKEZİ (30-05-2016) – Maoist Komünist Partisi (MKP) Halk Kurtuluş Ordusu’nun yeni görüntüleri yayınlandı

Yayınlanan videoda MKP/HKO kadın gerillalarının halka yönelik mesajları da yer alıyor. Halka yönelik yayınlanan mesajda, başta gençlik ve kadınlar olmak üzere tüm halk savaş mevzilerine çağrıldı.

Ayrıca yayınlanan videoda HKO’nun 1. Askeri Konferansı’na ait görüntülerde bulunuyor.

 

adhk tarafından

“İyileştirilemez, tartışılamaz El khomri yasası tamamen geri çekilsin!”

Mayıs 30, 2016 de ANASAYFA adhk tarafından

ADHK_LOGOFransa’da günlerdir El Komri yasası olarak bilinen, işçi ve emekçilerin alehine, patronların lehine çıkartılmak istenen yasaya karşı, adeta Fransız Gezi Direnişi diyebileceğimiz görkemli bir direniş yaşanmakta ve sokakları tutuşturan öfke, artarak devam etmektedir

ADHK (30-05-2016) Bir süre önce gerçekleşen mini kabine değişikliği sırasında Çalışma Bakanlığına getirilen Meriem El-Komri’nin adıyla anılan kanun tasarısında işçi düşmanı pek çok düzenleme yeralıyor.

Sendikaların karşı çıktığı ve Çalışma Bakanı’nın gündeme getirdiği yeni yasa tasarısında çalışanların haklarını geriye götüren birçok öneri yer alıyor. Bunlar arasında işten çıkarma halinde tazminatların belli bir tavan miktarıyla sınırlandırılması, günlük 11 saat olan mecburi dinlenme süresinin parçalara ayrılması, işverenlere maaşları düşürme ve çalışma süresini yükseltme yetkisi verilmesi, çıraklık eğitimi alan çocukların günlük 10, haftalık ise 40 saate kadar çalıştırılması bulunuyor.

Yasa tasarısında çalışanların ve sendikaların tepkisini çeken şu öneriler de yer alıyor :

Part time iş sözleşmelerinde haftalık 24 saat olan minimum çalışma süresinin aşağıya çekilmesi, fazla mesailerin 5 kata kadar daha az ödenmesi, şirketlerin mali sıkıntıda olmadan da işten çıkarmalara gidebilmesi, günlük 10 saat olan maksimum çalışma süresinin 12 saate kadar çıkarılabilmesi, iş sözleşmesinde değişiklik yapılmasını kabul etmeyenlerin işten çıkarılabilmesi.

2010 yılından sonra ilk büyük işçi ve öğrenci direnişi patlaması olan eylemlilikler,bir yandan adında “Sosyalist” olan bir hükümetin,sağ’cı hükümetlerin dahi çıkartmaya cesaret edemediği bu yasayı çıkartmak istemesinde ki ” kararlılığı”, hemde diğer yandan, işçi ve öğrencilerin ortaklaşarak, aynı direniş ırmağında birleşerek ” İyileştirilemez, tartışılamaz El khomri yasası tamamen geri çekilsin!”  netliğinde ifadesini bulan kararlılıklarını göstermesi açısından, tarihi karakteristik bir önem taşımaktadır.

Tekelci AB’nin kendi krizinin faturasını, yerli ve göçmen işçilere, emekçilere kesen yasaları, Fransız işçi sınıfının kararlı iradesine çarparak, öğrencilerle oluşturulan birleşik direniş barikatıyla karşılanmıştır.

Şimdi görev, tarihsel geçmişe uygun olarak, bir kez daha Avrupa işçi sınıfının öne çıkan bölüğü olarak, haklı bir misyon yüklenen Fransız işçi direnişinin ardında saf tutarak, her türlü desteği, yoldaşlığı tüm ülkelerde örerek, bu görkemli direnişle ortak duygu siperlerini paylaşmaktır.

Tarihi Gezi Direnişi’nin 3.Yıl Dönümünü yaşadığımız bu günlerde, Gezi’nin mücadeleye altın değerinde öğüdü olan BU DAHA BAŞLANGIÇ MÜCADELEYE DEVAM ! Sözünün güne ve omuzlarımıza yüklediği görevin bilinciyle, Fransa da sokakları tutuşturan öfkeyi selamlıyor, yoldaşlığımızı bir kez daha ilan ediyoruz!

İyileştirilemez, Tartışılamaz El khomri Yasası Tamamen Geri Çekilsin!

Yaşasın Fransız işçi Sınıfı ve Devrimci Öfkeyi Kuşanan Öğrencilerin Mücadele Birliği!

Bu Daha Başlangıç, Mücadeleye Devam !

ADHK (Avrupa Demokratik Haklar Konfederasyonu)

Mayıs 2016

adhk tarafından

HBDH’den Gezi çağrısı: Direnişe, başkaldırıya, özgürleşmeye!

Mayıs 30, 2016 de ANASAYFA adhk tarafından

hbdh-amblemHBDH, Gezi/Haziran Ayaklanması’nın 3’üncü yılı vesilesiyle yazılı bir açıklama yaptı Açıklamada, “faşist saldırganlık karşısında savunmadan çıkıp saldırıya geçelim” dendi

HABER MERKEZİ (30-05-2016) – Halkların Birleşik Devrim Hareketi (HBDH), Gezi/Haziran Ayaklanması’nın 3’üncü yılı vesilesiyle yazılı bir açıklama yaptı. Açıklamada, “faşist saldırganlık karşısında savunmadan çıkıp saldırıya geçelim” dendi.

Yapılan açıklamada, ayaklanma sırasında ölümsüzleşenler ve gazi olanlar selamlandı. Gezi’nin birleşik bir direniş olduğu hatırlatılan açıklamada şu ifadeler yer aldı;”1 Mayıs Taksim irade savaşıyla başlayan ve Mayıs ayı boyunca süren antifaşist direniş halkaları, Gezi Parkı’nın yıkılmasıyla yayıldı, genelleşti. AKP hükümetine ve faşist devlet zulmüne karşı milyonlar sokağa döküldü. Kitle hareketinin militan biçimleriyle, sokaklar ve emekçilere yasaklanmış alanlar 20 gün boyunca özgürleştirildi. 20 yıla bedel bu 20 gün, birleşik bir halk direnişiydi; devrimci otorite kurma ve özgür alanlar yaratma hamlesiydi. Bu direniş ve ayaklanma, ötekileştirilenlerin, umutsuzluk sarkacında ögütülmeye çalışılanların, haklarından mahrum bırakılanların, hiçleştirilenlerin, yani milyonlarca emekçinin ve ezilenin öfke patlaması olarak tarihe geçti.

Gezi Direnişi, Türkiye’de işçi ve emekçi kitelelerde, yıkıma uğrayan orta sınıflarda, Alevi halkımızda, kadınlarda, gençlikte büyük bir siyasallaşma yarattı. Türk halk kitleleri, kendi özdeneyimleriyle, Kürt halkımızın onyıllardır yaşadığı devlet terörünü, katliamları, medya yalanlarını, vb. anlamaya başladılar. Lice’de bir Kürt yurtsever gencin  katledilmesinin ardından yapılan ‘Diren Lice’ yürüyüşleri, park ve forumlarda ‘Rojava dayanışma masaları’nın kurulması, demokratik bilinçlenme düzeyindeki önemli bir sıçramayı ifade ediyordu. Batı’da devletten ve siyasal İslam’dan ayrı  bir emekçi siyasallaşmasının ortaya çıkması, Kürt sorununun demokratik halkçı çözümü için büyük bir ilerleme oldu. Tarih,  emekçilerin ve ezilenlerin farklı kesimlerinin, belli sorunlardan yola çıksalar da bir noktada buluşup büyük bir hareketin, direnişin ve ayaklanmanın öznesi durumuna yükselişine bir kez daha tanıklık etti.

Gezi Direnişi, Türkiye siyasetinde yeni bir dönem açtı. Halkın isyanı, Türk egemen sınıflarının dayattıkları sandık/parlamento siyaseti ve araçları dışında yeni alanlar açtı. Halkın birikmiş öfkesi, sokak muhalefetinin açtığı direnç kanallarına aktı. Bir kadın isyanı ve gençlik başkaldırısı olması, direnişi çok daha güçlü kıldı. AKP ve rejim oldukça zorlandı. Hitler bozuntusu Erdoğan, bir süre ülkeye dönmeyi bile göze alamadı.”

Her yer Cizre-Sur her yer direniş

AKP hükümetinin, halkların direnişinin ardından hızla yeni ittifak arayışlarına yöneldiğine dikkat çekilen açıklamada, şöyle devam edildi:

“AKP hükümeti, orduyla yeni bir savaş konseptinde anlaşarak, başta Kürt halkımız gelmek üzere ezilenlere ve öncülerine yeni ve topyekûn bir saldırı başlattı. Kanlı katliam ve ezme siyasetini Batı’ya da taşıdı. Ne var ki, sonuç alamayacakları gün gibi açıktır. Süren direnişler bunun kanıtıdır. Gerillanın artan eylemlilikleri buna en güçlü yanıttır. HBDH’ni ilanı ve gelişmeye başlayan eylemleri daha şimdiden onların uykularını kaçırmış durumda. Batı’da artan tepkiler ve gelişen eylemlilik, sürecin hangi yönde gelişeceğini göstermektedir. ‘Ez ve çöz’de ısrar edenler, kendileri çözülmeye başladılar bile. Başbakan Davutoğlu’nun, Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından  tasfiyesi, bunun ilk adımıdır. Rüzgar ekenler, fırtına biçeceklerdir!

Faşist AKP iktidarı ve rejim kendisini yeniden örgütleme çabasını terör ve katliamlarla sürdürüyor. Saray darbesiyle, katliamlardan gözaltı ve tutuklamalara, HDP’li vekillerin dokunulmazlıklarının kaldırılmasına uzanan süreç ağırlaşarak devam ediyor. Faşizmin yeni ve topyekûn saldırıları ancak ve yalnızca Gezi Direnişi benzeri bir ortak direniş gücü ve başkaldırısıyla bozulabilir. Gün, AKP-MHP-Ordu ittifakına, bu faşist koalisyona karşı geniş bir direniş örme günüdür! Kazanılmış hiç bir mevziden çekilmeden, sonuna kadar direnme günüdür!

‘Her yer Gezi, her yer direniş’ çağrısı şimdi, ‘her yer Cizre-Sur, her yer direniş’te ve HBDH’de anlam kazanıyor. Halklarımızın birleşik demokratik savaşımının geliştirilmesi ve rejim krizinin bir devrimci krize doğru geliştirilmesi ve kazanma çağrısı şimdi sokakta daha güçlü bir karşılık bulmalıdır. Evet, süreç ağırdır. Riskler büyüktür. Ama faşist rejim hiç bu kadar zayıf düşmemiştir. Kazanmak için olanaklar fazlasıyla vardır. Öyleyse ortak devrimci savaşımı büyüterek kazanmaya kilitlenelim! Faşist saldırganlık karşısında savunmadan çıkıp saldırıya geçelim!

Gezi Direnişinin 3. yıl dönümünde, HBDH olarak, Türkiye işçi ve emekçilerini, Kürdistan kentlerindeki öz yönetim direnişlerini desteklemeye ve Batı’da da devrimci otorite alanları açmaya; Alevi halkımızı demokratik hakları için savaşımını, Kürt özgürlük direnişiyle ve Türk halkının siyasal özgürlüğü için savaşımıyla birleştirmeye; haklarından mahrum edilen ve ötekileştirilen bütün ezilenleri ortak bir  direniş duvarını örmeye; kent yağmasından zarar gören emekçi halkımızı kentlerini savunmaya; doğa savaşçılarını ve barış savunucularını aktif direnmeye; AKP’nin cinsiyetçi politika ve uygulamalarından zarar gören ve erkek egemen sistemin zulmünden fazlasıyla nasibini alan kadınları ve gençliğimizi birleşik direnişe daha güçlü katılmaya ve Kürt halkımızı birleşik devrimimizin sürükleyici rolünü çok daha güçlü oynamaya çağırıyoruz. AKP sultasına, faşist devletin imha-inkar-göçertme ve tasfiye saldırılarına, katliamlarına, tutuklamalarına, halk vekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılarak yargılanmalarına karşı haydi sokağa, direnişe, başkaldırmaya ve de özgürleşmeye!”

http://www.halkingunlugu.net/

adhk tarafından

Bakanlar Kurulu’ndan “yeni” karar: PKK’nin kampları hedef alınacak!

Mayıs 30, 2016 de ANASAYFA adhk tarafından

bakanlar-kuruluAbdulkadir Selvi son Bakanlar Kurulu’nda “terörle mücadele konseptinin değiştiğini” yazdı Yine “yeni” alınan kararlarla PKK’nin ülke içindeki 5 kampı hedef alınacakmış!

HABER MERKEZİ (30-05-2016) – AKP’nin “yeminli” yandaşlarından Abdulkadir Selvi bugün Hürriyet’te yazdığı yazısında “Terörle mücadele konseptinin değiştiğini” yazdı. Selvi’nin yazısına göre Erdoğan’ın yönettiği ilk Bakanlar Kurulu’nda alınan kararlara “Terörü önleyici operasyonlar” demek mümkün.

Karara göre, PKK’nin eylemlerini organize ettiği ülke içindeki 5 kamp hedef alınacak. Yani sanki bugüne kadar hedef alınmıyormuş da bugünden sonra hedef alınacakmış (!) MGK’nın, Bakanlar Kurulu’nun her toplantıdan sonra benzer kararlar aldığını biliyoruz. Her defasında “yeni terörü bitirme planı” şeklinde servis ediliyor. Son Bakanlar Kurulu’nun ardından alınan ‘yeni’ kararlarımız “vatana, millete” hayırlı olsun.

Selvi’nin yazısına göre ülke içinde yer alan 5 kamp ise şu şekilde;

1- Ağrı Tendürek

2- Cudi-Gabar- Silopi

3- Amed Lice-Kulp-Şenyayla mevkisi

4- Dersim -Ali Boğazı

5- Bingöl’de Genç ve Kiğı ilçelerinin olduğu bölgeler

Selvi aklımızla dalga geçiyor

Selvi’nin yazısına bakarak şunu söyleyebiliriz; bütün halkın aklıyla dalga geçiyorlar. Tabi Selvi sonuç olarak “görevini” icra ediyor. Birilerinin bu haberleri servis etmesi, birilerinin de “patlatması” gerekiyordu. Selvi köşesinde alınan kararların haberini “patlattı.”

Fakat iş öyle basit, tekdüze, mekanik olmuyor. ‘PKK’nin 5 yerde kampı var, gidelim bombalayalım, dümdüz edelim.’ Bu kararları alan Bakanlar Kurulu, kararları yazan Abdulkadir Selvi, PKK’nin iddia ettikleri 5 kampta piknik yaptığını sanıyor.

İşin gerçeği bu değil, bahsettikleri bölgelere TSK zaman zaman binlerce askeriyle, özel harekatçısıyla, topuyla, helikopteriyle, uçağıyla girmeye çalışıyor. Fakat mevzu bahis bölgelere öyle elini kolunu sallayarak girmek mümkün değil. Buralara girmek isteyen -NATO’nun en büyük 2. ordusu olan TSK- ağır kayıpları da göze almak zorunda kalacaktır. Daha geçtiğimiz kış Aliboğaz’ına girmek isteyen TSK ve TİKKO gerillaları arasında çatışma çıkmış, kayıplar veren TSK geri çekilmek zorunda kalmıştı. Bu tabi küçük bir örnek olarak aklımıza ilk gelenlerden yalnızca bir tanesi.

Peki Bakanlar Kurulu bunu bilmiyor mu? Elbette biliyor. Ancak son dönemde Kürdistan’da ağır kayıplar veren devlet, “Kayıp veriyoruz ama terörü bitirmek için yeni planımız” var safsatasıyla halkı bir süre daha oyalama peşinde.

Devlet güçleri ne kadar “yeni” planlar getirirse getirsin, birleşen devrimci güçler karşısında ki yenilgisi kaçınılmaz olacaktır.

http://www.halkingunlugu.net/

adhk tarafından

HKO 1’inci Askeri Konferansını gerçekleştirdi!

Mayıs 29, 2016 de ANASAYFA adhk tarafından

Halk Kurtuluş OrdusuMaoist Komünist Partisi (MKP)’ne bağlı Halk Kurtuluş Ordusu (HKO) 1’inci Askeri Konferansını gerçekleştirdiğini duyurdu

HABER MERKEZİ (29-05-2016) – Maoist Komünist Partisi (MKP)’ne bağlı Halk Kurtuluş Ordusu (HKO) 1’inci Askeri Konferansını gerçekleştirdiğini duyurdu

MKP Merkez Komitesi- Askeri Komisyon yaptığı yazılı açıklamada, konferans belgelerinin düşmanın ve savaşın taktiksel durumundan dolayı açıklamayacağını belirtti. Yapılan yazılı açıklamada, konferansta Sosyalist Halk Savaşı’nın geliştirilmesine ilişkin birçok konunun tartışıldığı belirtilirken, kimi özeleştirel yaklaşımlarda yer aldı.

“Devlet devrimci savaşla yenilecek!”

Askeri Komisyon tarafından yapılan açıklamanın girişinde şu ifadeler yer aldı;

“Tarihsel meydan okuyuşun bağrında taşıdığı amansız tutuşmanın siperlerinden duyuruyoruz:

Halk Kurtuluş Ordusu 1. Askeri Konferansını Gerçekleştirdi!

Dövüşen tarihten ve kavgada ölümsüzleşen yoldaşlardan devraldık soylu kavga bayrağını. Büyütüp ilerleterek gerici her şeyi yıkmaya, geleceği kurmaya geldik. Sosyalist Halk Savaşıyla geldik, akın akın geleceğiz!… Ne ayıracak vaktimiz var durmaya ne niyetimiz var savaşmaksızın zafer hayali kurmaya… Yakınmaya hiç!… Vaktidir kızgın kor namluları yar eylemenin, kabzaları sımsıkı kavramanın… Ve kavganın geçmiş vaktidir.. uyan ve sarıl silaha.. dövüşün demidir!…

Yoldaşlara ve devrimci halk kitlelerine!

Sosyalist devrimimizin görevlerini Maoist Komünist Partisi önderliğinde Sosyalist Halk Savaşı Stratejisiyle yürüten Halk Kurtuluş Ordusu 1. Askeri Konferansını Askeri Komisyon komutasında gerçekleştirdi.

Halk Kurtuluş Ordusu 1. Askeri konferansını devrimci kamuoyuna duyurmanın büyük sevincini yaşıyor, devrimci coşkusunu paylaşıyoruz.

Yoldaşlar, siper yoldaşları, devrimci halk kitleleri,

İçinde bulunduğumuz zaman dilimi uluslar arası gericiliğin sistemlileşen lokal savaşlar saldırganlığıyla hortlatıp uyguladığı vahşi barbarlık ve coğrafyamızda acımasız kıyımlarla tezahür eden topyekun gerici savaş sürecidir. Kapitalist sistem gericiliğinin siyasal aygıtlarından olan faşist Türk hakim sınıf devlet sistemi tüm ezilenlere karşı topyekun bir imha savaşına başlamıştır. Bu sisteminin ana aktörü olarak mevcut politik askeri süreci yaratan ve yöneten AKP iktidar zümresi halklarımızı katliamlarla, baskı ve terörle teslim almaya çalışmaktadır.

Lakin hakikatin diğer yüzü ise, ezilen emekçi yığınların ve onların her düzeydeki örgütlü güçlerinin faşist baskı ve saldırganlığa karşı yükselen değişik mücadele hareketlerini resmederken, soykırıma tabi tutulan mazlum Kürt ulusunun özyönetim iradesi ve direnişi çerçevesinde muazzam bedeller pahasına ortaya koyduğu görkemli direniş savaşını da büyük puntolarla tarihe yazmaktadır.

Bundandır ki, topyekun savaş saldırganlığı ve koyu faşist terör dalgasıyla uygulanan hiç bir baskı ve kıyım diktası asla ve asla özgür dünya yürüyüşümüzü ve özyönetim direnişini yenemeyecek, halklarımızı ve Kürt ulusunun teslim alamayacaktır!

Proletarya ve emekçi kitlelere karşı bir baskı aygıtı olarak örgütlenen ırkçı-şoven ve tekçi kapitalist Türk hakim sınıfları devleti, değişik millet ve milliyetlerden proletarya önderliğinde savaşan emekçi halk kitlelerinin devrimci savaşıyla yenilecektir.”

“HKO’yu devrimci savaşla inşa et “

hko-gerilla1Özeleştirel yaklaşımların yapılarak savaşta devrimci tarzın geliştirilmeye çalışıldığı vurgulanan açıklama şu şekilde devam etti;

“Yoldaşlar, halkımıza, Kürt ulusuna, Alevilere, demokratlara, aydınlara, işçilere, köylülere, doğaya kadına ve farklı cinsiyet, topluk, inanç ve etnisiteye karşı düşman olmayı bekasını korumak olarak tanımlayan bu devlet ve AKP zümresi devrimci savaş ve halk ayaklanmaları ile yenilecektir.

Bugün Kuzey Kürdistan’da gelişen direniş savaşı, kazanmış olduğu siyasi başarılarla anbean büyük kazanımlara ilerlemektedir.

Bu, Kürt ulusunun milli zulme büyük isyanı, başkaldırısıdır. Bu direnişler ulusal özgürlük yolunun çok daha hızlı geliştiğini göstermektedir.

Yoldaşlar, Emekçi Halkımız; Maoist Komünist Partisi’nin önderliğinde halklarımızın özgürlük arayışını ilerletme ve var etmede mülksüzlerin ordusu olan Halk Kurtuluş Ordumuz tarihsel olarak halkımıza karşı büyük bir sorumlukla yüklü olduğunu bilmektedir.

Topyekun savaşa karşı topyekun direniş savası bizim ana rotamız ve pratiksel yönelimimizdir.

Bu tarihsel sorumluluğa eş değerde sürdürdüğümüz ‘’HKO’yu devrimci savaşla inşa et’’ ısrarına uygun olarak yeni bir düzey ve aşamaya gelmiş bulunmaktayız.

Gerilla savaşında kesintisizliğimize rağmen savaş ve savaşın yapılanması kurmay aklının oluşturulması, kadrolaşma, ordulaşma ve komutanlaşma bağlamında bir türlü istenen düzey yakalayamadık geçmişte.

Bugün tarihin aklına uygun tecrübenin güçlü bir temelde yeniden ele alınarak savaşın daha da yukarı çekilmesi, özgürlüğün ve hakikatin ruhuna uygun bir inşa ve savaşın geliştirilmesi devrimi isteyip onu yapmak düzeyinde bir değişim ve hamleyi gerekli kılmaktaydı.

Çok uzun sürdü, bu kadar yılları almamalıydı, bunda kesinlikle öz-eleştirel davranıp devrimin gereklilikleri karşısında kendimizi dara çekiyoruz, sorguluyoruz. Ve ‘’devrimcileşme’’ düzeyimizi geliştirmeye çalışıyoruz.

Bugün coşkuyla paylaşıyoruz sizlerle; Halk Kurtuluş Ordusu 1. Askeri Konferansımız başarıyla sonuçlanmıştır.”

“Devrim için gerici olan her şeyi yıkacağız”

Açıklamada yapılan konferansın şiarının “Devrim için gerici olan her şeyi yıkacağız” olduğunu belirtildi ve şu ifadeler yer aldı;

“Dönem yüksek bir savaş, keskin bir çizgi, cüretli bir militanlık ve sonsuz bir feda ruhunu kuvvetle gerekli kılmaktadır. Maoist Komünist Parti bütün bu gerekliliklerin keskin yatağı, nitel kuluçkasıdır. Parti önderliğindeki HKO gerillası özgürlük gerillasıdır. Sosyalist Halk Savaşı bu özgürlüğün yoludur!

Hakikatin ışığını arar ve onun savaştaki nefesi, ruhu olan eylemin gerçeğine koşar. Eylemi yaratan özne olan iradeleşen devrimci gerillacılık şarttır.

Yoldaşlar ve emekçi halkımız,  1. Konferansımız savaşın düzeyi, uygulanan stratejiler ve taktikler,  karşı savaş stratejisi ve taktiksel tarzlar ne olmalı, ayaklanma, şehir savaşı, gerilla alanlarında alan savaşı, hareketli savaş,  koordineli savaş ve onun taktiksel tarzları, devrimci militan kişilik, komutanlaşma ve komuta çizgimiz, gerillalaşmada hedef, zafer gerillası, yol, metot ve anlayış,   düşmanın operasyon tarzları ve karşı operasyon tarzlarımız üzerine çözümlemeler, HKO yönetmenliği çerçevesinde gerilla taburlarının inşa çalışmaları,  yine vuruş kapasitesi ve vuruş tarzının nasıl geliştirileceği,  tarihsel açıdan savaş, savaşta savunma ve saldırı savaşlarının özellikleri, dönemin dünyasında direniş savaşı hangi hatlar izlemelidir, psikolojik savaş ve boyutları, buna karşı devrimci ideolojik bilim ve kararlı kişilik, yoldaşlaşmada komünalite çözümlemeleri gibi daha birçok noktada yoğun tartışmalar ile güçlü bir konferans ile sonuçlara ulaşılmıştır.

Yoldaşlar  konferans belgelerimiz oluşturulmuş fakat düşman ve savaşın taktiksel yapısından dolayı kamuoyu ile maalesef paylaşamayacağız.

Devrim için her türlü eski hatalı yanımızı yıkmayı önümüze temel görev koymuş durumdayız. Dahası konferansımızın şiarı olan ‘’Devrim için gerici olan her şeyi yıkacağız’’ sloganı özgürlüğün, hakikatin önünde engel olarak duran her şeyin yıkımını içermektedir.”

“HKO saflarına silah kuşanmaya çağırıyoruz”

Açıklamada son olarak bir çağrı yapılarak şu ifadelere yer verildi;

“Yoldaşlar, halk gençliği, kadınlar, ezilenlerin tüm topluluklarına mensup bireyler, topyekun savaşa karşı topyekun direniş ve devrimci savaşa katılarak yerlerinizi almanız gerekir. Ya bu emperyalist kapitalist vahşetin çocuğu olan faşist devlet kazanacak ya da özgürlüğe hasret milyonların demokratik, eşit ve özgür bir toplum arzusu kazanacak. Bu sizlerden ve mücadeleden bağımsız olmayacak. Çünkü devrimler sosyal pratik ve politik gerçekler temelinde yoksul dünya insanlarının eylemidir.

Devrim denilen olgu, ezilen emekçi kitleler denilen gerçek insanların direnmesi, savaşması ve var etmesidir.

Sizleri tarihsel sorumluluk çerçevesinde gerici sınıf devleti ve faşizmine karşı ordumuz HKO saflarında silah kuşanmaya  ve Sosyalist Halk Savaşı siperlerinde savaşmaya çağırıyoruz.

Politik, ahlaki, insani ve vicdani açıdan ilgili her kes bu tarihsel sorumluluğa sahip çıkmalıdır.

Sosyalist Halk Savaşı Stratejisi ışığında her yere serpilmiş direniş ve mücadelelerle büyük özgürlüğe doğru yürüyüşümüzü somut çarpışmalarla güçlendirelim.

Devrimci savaş ve mücadelemizde yitirdiğimiz yoldaşlarımız şahsında başta Türkiye-Kuzey Kürdistan olmak üzere, tüm dünya devrim ve Komünizm davası şehitlerini anıyor, anılarını siyasi iktidar perspektifiyle yürüttüğümüz zafere kenetli mücadelemizde büyütüyoruz!

Yaşasın Halk Kurtuluş Ordusu 1. Askeri Konferansımız!

Yaşasın Partimiz Maoist Komünist Partisi

Yasasın Ordumuz Halk Kurtuluş Ordusu  ve Partizan Halk Güçleri

Yaşasın Sosyalist Halk Savaşı!”

http://www.halkingunlugu.net/

adhk tarafından

Önderleşen bir devrim hamalı; Kazım Çelik

Mayıs 24, 2016 de ANASAYFA adhk tarafından

87_k.celikKazım Çelik’in kızıl direnme ruhu ve devrime adanmışlıkla perçinlenen önderlik çizgisi bugün bizlere hangi yolda yürümemiz gerektiğini berrak biçimde ortaya koymaktadır Proleter Öncü’nün şehit düşen 3 Genel sekreteri olarak devrim tarihine adını altın harflerle yazdıran Kazım Çelik 20 Mayıs 1987 de Elazığ/Palu’da düşmanla yaşanan çatışmada Hıdır Aykır, Cihan Ateş, Müslüm Emre ve Ali Kaya Doğan yoldaşlarıyla birlikte ölümsüzleşir

HABER MERKEZİ (24-05-2016)-Yüzlerce komünist önder, kadro, üye, savaşçı ve taraftarını mücadele içerisinde yitirerek kan kızıl içinde çelikleşerek bugünlere gelen proleter öncünün komünist önderlerinden biride Kazım Çelik’tir. 12 Eylül Askeri Faşist Cuntası (AFC) öncesi devrimci mücadele ve proleter öncü ile tanışarak örgütlenen Kazım Çelik, kısa sürede öne çıkarak Kaypakkaya geleneğinin önderleşen kadrolarından biri durumuna gelir. Proleter Öncü’nün 2. Konferans çalışmaları sırasında Malatya’da tutsak düşen Kazım Çelik Komünist önder İbrahim Kaypakkaya’nın kızıl direnme ruhunu kuşanarak devrimci direniş geleneğini devam ettirir. Ki gerçek ismini aylarca süren işkencelere rağmen kabul etmeyip, yakalandığı sahte kimlikte ısrar ederek tarihi bir direniş yaratır. Düşman bu tavrından dolayı Kazım Çelik’i bırakmak zorunda kalır. İdeolojik tartışmaların yoğun olduğu bir süreçte 1981 yılında Proleter Öncü’nün gerçekleştirdiği 2.Konferans’ta MK üyeliğine seçilen Kazım Çelik, Proleter Öncü’nün Konferans’tan sonra art arda yediği operasyonlarla zayıflaması üzerine 1983 yılında Proleter Öncü’nün genel sekreterliğine seçilir.

Devrime adanmışlıkla mücadelenin bütün alanlarında hiç durmadan koşturan Kazım Çelik aynı zamanda Proleter Öncü içinde yaşanan keskin çizgi tartışmalarında da aktif yer alır. O dönemin hem objektif ve hem de sübjektif gerçeklikleri içinde değerlendirildiğinde Kazım Çelik’in komünist önder niteliği ve en zor koşullarda mücadelenin ve savaşın bizzat başında olma iradesi net olarak anlaşılmış olur. Kazım Çelik’in kızıl direnme ruhu ve devrime adanmışlıkla perçinlenen önderlik çizgisi bugün bizlere hangi yolda yürümemiz gerektiğini berrak biçimde ortaya koymaktadır. Proleter Öncü’nün şehit düşen 3.Genel sekreteri olarak devrim tarihine adını altın harflerle yazdıran Kazım Çelik 20 Mayıs 1987 de Elazığ/Palu’da düşmanla yaşanan çatışmada Hıdır Aykır, Cihan Ateş, Müslüm Emre ve Ali Kaya Doğan yoldaşlarıyla birlikte ölümsüzleşir.

Düşmana korku salan bir dağ kartalı; Erdal Artun (Lenko)

lenko resim sonProleter Öncü’nün Mayıs’ın kızıllığında ölümsüzleşen kadrolarından biri olan Erdal Artun daha çocuk denebilecek yaşlarda gerillaya katılma talebinde bulunarak devrimci mücadeleye olan ısrarını dile getirir. Dönemin parti organı tarafından yaşı küçük olduğu için gerillaya alınmayan Erdal Artun (Lenko) bu kararı tanımayarak gerillaya katılmada ısrarcı olur. Ve nihayetinde ısrarlı duruşu karşısında kısa bir süre sonra gerillaya katılır. Mücadele içinde kısa sürede yetkinleşen Lenko özellikle askeri anlamdaki belirgin özellikleri ile kısa bir zamanda devrimci savaşın önder kurmaylarından biri haline gelir. Devrimci mücadele içerisinde hızlı bir şekilde adım adım yetkinleşen Lenko Proleter Öncü’nün bütün yönetici kademelerinde yer alır. Lenko’nun ihtilalcı devrimci çizgisi ve düşmanı bozguna uğratan saldırıları halkta umut ve güven yaratırken düşmanda ise korkuya yol açmaktaydı. Bundandır ki düşman Lenko’yu katletmek için özel çalışmalara girerek özel ekipler oluşturur ve kellesine ödüller koyulur. Proleter Öncü’nün önder kadrolarından ve komutanlarından Lenko 26 Mayıs 2000 tarihinde Dersim/Ovacık-Havoçar’da düşmanın attığı özel pusu sonucu ölümsüzleşir. Lenko ölümsüzleştiğinde Proletarya partisinin DBK(Dersim Bölge komitesi) siyasi komiseri ve MK üyesiydi.

Lenko’nun nakış nakış ördüğü devrimci direniş, önderleşme ve komutanlaşma bilincini kuşanarak Sosyalist Halk Savaşımızda kılavuz edineceğimize söz veriyoruz. Onun halka umut ve düşmana korku salan ihtilalci çizgisi bugünde yolumuzu aydınlatmaya devam ediyor. Lenko ve Lenko gibi yüzlerce komünizm savaşçısının devrimci anılarını Sosyalist Halk Savaşı siperlerinde yaşatacağız.

Proleter Öncü’nün şanlı kızıl güzergâhında ve Mayıs’ın kızıllığında ölümsüzleşerek güneşe uğurladığımız Medet Özbadem, Hacer Çetin, Ali Ekber Atmaca, Hıdır Aykır, Cihan Taş, Müslüm Emre ve Ali Kayadoğan’ın devrimci anıları önünde eğilerek mücadelemizde yaşatacağımıza söz veriyoruz.

http://www.halkingunlugu.net/

adhk tarafından

Avrupa Dersim Kültür Festivali 10-11 Haziran tarihleri arasında Frankfurt’ta gerçekleşecek

Mayıs 24, 2016 de ANASAYFA adhk tarafından

dersimKültürümüzü, inançlarımızı, folklorümüzü, Dersim’in zengin mutfağını bir günlüğünde olsa yaşamak, paylaşmak ve gelecek nesillere aktarmak için festivalimize gelin, katılın, tek yürek olup; Dersim’i yok etmek isteyen zalimlere karşı haykıralım; “Dersim tarihi, Dersim kişiliği, inancı, kültürü, devrimci siyasal dokusu yok olmadı, olmayacak” diyelim

  1. AVRUPA DERSİM KÜLTÜR FESTİVALİ 10-11 HAZİRAN TARİHLERİ ARASINDA FRANKFURT‘TA GERÇEKLEŞECEK!

DERSİMLİLER İLE BİRLİKTE HER ULUS VE İNANÇTAN HALKLARIMIZIN KATILIMINI BEKLİYORUZ!

FEDA, ADEF, Dersimi Yeniden İnşa Ceniyeti, Kürmeş Dernegi, Dersim 1938 Soykırım Karşıtı Dernegi, Dersim Spor ve Ovacıklılar Derneği gibi, Dersim eksenli çalışmalar yürüten kurumlarımızın bir araya gelerek gerçekleştireceğimiz Avrupa Dersim Kültür Festivali’nin, halklarımızın beklentilerine cevap olma açısından sevinçle karşılanacağını biliyoruz.

Çünkü, Dersim Toplumunun, Dersim kurumlarından beklentisi Dersim’in ortak paydaları ve öncelikleri konusunda birlikte hareket edilmesi ve özel olarakta Avrupa’da geleneksel hale gelen, Dersim Kültür Festivali’nin birlikte yapılmasıydı. Dersim toplumunun bu olumlu istegi, bugün Dersim kurumlarımız tarafından somut bir gerçeğe dönüştürülmüştür.

Geçen yıldan buranı atılan bu olumlu ve anlamlı adımları bu yılda Dersimli’lerin şöleni’ne dönüştürmek için; Kadınlarımız, Erkeklerimiz, Gençlerimiz ile birlikte hepinizi Frankfurt’a akmaya ve halaya durmaya çağırıyoruz.

Mücadelenin bir çok alanında gerçekleştirelin birliktelikler ve ortak mücadele beyanı, bütün ezilen halklarımız açısından gelecege yönelik umut ışığı taşımaktadır.Bu birlikte ortak mücadelenin coşkusu ile festivalimize katılmaya çağırıyoruz.

Geçen yıl ortaklaştırılan Dersim Kültür Festivali amaçlarına uygun olarak başarılı bir şekilde sonuçlanmış zira, alınan ortak karar gereği festivalde elde edilen geliri (20.000 €) 10.000 Kobani’nin inşası, 10.000 € ise kaybolmaya yüz tutan Dersim dilinin geliştirilmesin için, Dersim Merkez, Ovacık ve Mazgirt Belediyelerine aktarılmıştı. Bu yılda benzer projeler için kullanılacaktır.

Değerli Dersimli’ler;

Kültürümüzü, inançlarımızı, folklorümüzü, Dersim’in zengin mutfağını bir günlüğünde olsa yaşamak, paylaşmak ve gelecek nesillere aktarmak için festivalimize gelin, katılın, tek yürek olup; Dersim’i yok etmek isteyen zalimlere karşı haykıralım; “Dersim tarihi, Dersim kişiliği, inancı, kültürü, devrimci siyasal dokusu yok olmadı, olmayacak” diyelim.

1937-38 yılları arasında Dersim’i soykırıma tabi tu- tarak haritadan silmek isteyen TC. Devleti bu amacına tamamiyle ulaşamamış olsada, bugün açısından bakıl- dığında bu düşüncesinden asla vazgeçmemiştir. Dersim Halkı’nın Etnik, Kültürel ve inançsal değerlerini ve siyasal iradesini dikkate almadan, Dersim doğasını ve toplumsal yapısını tahrip eden baraj, maden ve kalekol projelerini gerçekleştirerek, kültürel ve ekolojik kırımla asimilasyon politikalarına hız vererek bugün de Dersim’i teslim alma uygulamalarına devam etmektedir.

Bugün Dersimli’lerin ezilen, ötekileştirilen her ulus ve inançtan halklarımızın Kürt halkına karşı uygulanan soykırıma karşı, Kürt halkını sahiplenmesi tarihsel öneme sahiptir. Dün 38’de ne yaşanmış ise, bugün Kürt il- lerinin tümünde aynı soykırım vahşeti yaşanmaktadır.

Ezilen her ulus ve inançtan halklarımız; Cizre’de, Sur’da, Silopi’de, Şırnak’ta ve Kuzey Kürdistan’ın bütün bir coğrafyasında yaşanan bu açık soykırıma karşı, ilan edilen özyönetim iradesi ve direnişini sahiplenerek, özgür Kürdistan’da, Özerk Dersim şiarını bayraklaştıra- rak birlikte ortak mücadeleyi yükseltecektir.

Mehmet Tunç  Cizre’den son kez seslenirken; “Seyit Rıza’lar gibi direnerek tarihe not düşeceğiz, teslim olmayacağız” demişti. Biz de, bu irade beyanını Dersimli’ler olarak selamlı- yoruz.

Dersim ve Kürdistan’da uygulanan bu insanlık dışı politikalara dur demek, Dersim toplumunun birliği- ni ve ortak iradesini somut bir gerçeğe dönüştürmek, Avrupa’da bir günlüğünde olsa, Dersim’i yaşamak ve yaşatmak için, geleneksel ve yöresel kıyafetlerimizi gi- yerek halklarımızı festivalimize katılmaya çağırıyoruz.

adhk tarafından

HDP’li Vekiller Yalnız Değildir!

Mayıs 24, 2016 de ANASAYFA adhk tarafından

ADHK_LOGOADHK (24-05-2016) Faşist Türk Devleti’nin yeni egemen kliği AKP’nin, tek adam sultasına dayanan, Saray’dan kumandasıyla, HDP’li vekillerin meclisten atılmasını öngören sürecin ilk adımı olan “dokunulmazlıkların kaldırılması” kabul edildi

AKP’nin elinde etkili bir silaha dönüşen yargının, HDP’li vekilleri hapishaneye göndermek için ellerini sabırsızlıkla ovuşturan hâkim ve savcılar tarafından temsil edildiğini artık kimse gizlemiyor.

Burjuva basın cephesinde “yandaş” ve “yandaş olmayan” ların, söz konusu HDP olunca, nasıl birleştiklerini gördük. HDP’li vekillerin “terör örgütü propagandasıyla” haklarında kaç fezleke olduğu, yazılı ve görsel medyada sabahtan akşama kadar, iğrenç demagojilerle alçakça servis ediliyor.

Yine söz konusu, Kürtler ve onun dostlarıyla birleşik-devrimci-yurtsever muhalefeti olunca, meclisin sağ’ı ve “sol” uyla nasıl  birleştiklerini de bir kez daha görmüş olduk. Bu birliğin, politik şarlatanı olan CHP, AKP’ye dönük tüm patırtı ve gürültüsünü ezilen ulus, sınıf ya da inançlar için değil; “klasik egemen burjuva devlet düzeni” için çıkartmış olarak kendini bir kez daha ele vermiş oldu. Bu temelde CHP saflarındaki tüm iyi niyetli insanların, CHP’yi bu son “günahıyla” baş başa bırakarak, bu şarlatan partiden ayrılıp, HDP ile direnişe geçmesi, kuşkusuz en doğru tutumdur. Hatırlatıyoruz!

Bugün HDP’ye dönük meclis içindeki son haçlı seferi, HDP şahsında tüm “ötekilere” karşı, boyutlanarak devam ettirilecek yeni bir saldırı aşamasını  ifade etmekte ve bu bağlamda da tüm “ötekilerin” birleşerek direnişini yaşamsal hale getirmektedir.

Bizler ADHK olarak, HDP’ye yönelik bu son faşist hamleyi, Türkiye-Kuzey Kürdistan’ın her alanında, AKP faşizmine, onun şahsında burjuva egemen devlete karşı verilen mücadelenin yükseltilmesi bilinciyle karşılıyoruz. Başta direnen Kürt Halkı olmak üzere, grevdeki işçileri, DAİŞ’in yerleştirileceği çadır kentlere karşı direnen Alevi halkımızı, öğrenci direnişlerini, kadın bilinci ve eylemini, yeni saldırı sürecinin dalga kıranı olarak, geniş bir cephede, ortak düşmana karşı birleşmeye çağırıyor, kazanacağımıza olan inancımızı bir kez daha yineliyoruz.

 – HDP YALNIZ DEĞİLDİR!

 – KAHROLSUN FAŞİZM!

 – YAŞASIN HALKLARIN BİRLEŞİK DİRENİŞİ!

Avrupa Demokratik Haklar Konfederasyonu

adhk tarafından

Avusturya Cumhurbaşkanlığı seçimlerini Yeşiller Partisi kazandı

Mayıs 24, 2016 de ANASAYFA adhk tarafından

avusturyaAvusturya’da 22 Mayıs’ta gerçekleşen Cumhur Başkanlığı seçimlerini Yeşiller Partisinden Van Der Bellen kazandı

AVUSTURYA (24-05-2016)- Avusturya’da gerçekleşen Cumhur Başkanlığı seçimleri ikinci tur’un ardında sonuçlandı Yapılan ikinci tur seçimleri sonucunda Yeşiller Partisinden Van der Bellen kazandı. 22 Mayıs Pazar günü yapılan oylamaların sonucunda hangi adayın kazandığı belli olmayan seçimlerin sonucu posta yoluyla kullanılan 750 bin oyun 23 Mayıs tarihinde sayılmasıyla kesinliğe kavuştu.  Aşırı sağcı Avusturya Özgürlükler Partisi oyların yüzde 49,7’ni, Yeşiller Partisi de kullanılan oyların yüzde 50,3 ünü aldı.

Yeşiller Partisi’nin adayı; Avusturya’nın yeni cumhurbaşkanı Van der Bell SSCB’den Stalin döneminde kaçan Alman bir baba ve Maldovalı anneden olma.  Bellen kazanması durumunda Avrupa Birliği’yle ilişkileri iyi tutacağını vurgulamıştı. Yine AB’nin özgürlük, güvenlik ve refah için ne kadar önemli olduğunun altını çizmişti.

1945’den bu yana görülmemiş bir başarı elde eden  aşırı sağcı parti Avusturya Özgürlükler Partisi adayı Norbert Hofer: Mülteci kotalarının acilen sınırlandırılmasını vurgulamış ve Avrupa karşıtı olan Hofer’in aynı zamanda İslam’da türbanın kadınları köleleştirdiğini ve ezik duruma düşürdüğünü belirtmişti. Sağcı siyasi liderin radikal görüşlerini gülen bir yüz ve yumuşak bir ses tonuyla aktarması Avrupa genelinde endişe yaratmıştı.

Avusturya Cumhurbaşkanı daha çok temsili bir görev üstlenmesine rağmen, başbakanı atama ve bazı durumlarda parlamentoyu feshetme yetkisine sahip.

adhk tarafından

ADKH; 11-12 Haziran 2016 da 9. Kurultayını gerçekleştirecek

Mayıs 23, 2016 de ANASAYFA adhk tarafından

adkh 9. kurlutayıAvrupa Demokratik Kadın Hareketi; 11-12 Haziran 2016 da Almanya-Stuttgart’ta 9’uncu Kurultayını gerçekleştirecek

ADKH (23-05-2016) Avrupa Demokratik Kadın Hareketi olarak, kuruluşumuzdan bu yana kadın mücadelesinin toplumsal mücadeleden bağımsız olmadığının bilinci ve perspektifiyle kendi rengimiz ve sesimizle 10. yılımızı geride bırakırken dün olduğu gibi bugün de aynı şiarımızı dillendiriyoruz.

“Özgürleşmek için örgütlenmeye” çağrımızı daha gür bir şekilde haykırarak başka bir dünyanın mümkün olduğunu ve bunun da ancak örgütlü bir güçle kazanılacağını vurguluyoruz.Bununla birlikte kadın kurumlarının ortak paydada buluşmasını, kolektif iş yapmasını, dayanışmayı büyüterek birbirine kan taşımasını önemli buluyoruz.

Avrupa Demokratik Kadın Hareketi olarak; 11-12 Haziran’da Almanya-Stuttgart’ta gerçekleştireceğimiz 9. Kurultayımızda siz sevgili dostlarımız ve yoldaşlarımızı bizimle beraber görmekten onur duyarız.

“Uzlaşmıyoruz; kendi gücümüzle özgürleşiyoruz” şiarıyla gerçekleştireceğimiz kurultayımıza davetlisiniz.

Tarih: 11-12 Haziran 2016

Saat: 13:00

Yer: Becekli ve Göktepe Derneği

Solitudeallee 99

70806 Kornwestheim

ADKH 8. Dönem Komisyonu