adhk tarafından

Almanya Demokratik Kadın Platformu Kuruldu

Aralık 31, 2013 de ARŞİV adhk tarafından

BASINA VE KAMUOYUNA

AVRUPA (31.12.2013) Biz Almanya’da yaşayan ilerici – devrimci – demokrat Türkiyeli ve Kürdistanlı kadınlar olarak; erkek egemen düşüncenin yarattığı ve bütün sınıflı toplumların kendi ihtiyaçları doğrultusunda besleyip şekillendirdiği, kadın cinsine ve farklı cinsel yönelimlere sahip olanlara (LGBTİ) dayatılan toplumsal eşitsizliğe, baskı ve sömürüye, katliamlara karşı; kadınların dayanışmasını, kolektif çalışma anlayışını güçlendirmek, eylem ve mücadelede ortaklaşarak daha güçlü mücadeleleri örgütleyebilmek için  ALMANYA DEMOKRATİK KADIN PLATFORMU adı altında güçlerimizi birleştirdik. Birlikte çalışma ilkelerimizin en başında gelen; antifaşist – antikapitalist/emperyalist,  anti şövenist, anti ırkçı ve homofobik – ataerkil ideolojiye karşı olmak, dil, din, renk, etnik köken gözetilmeksizin, her insanın insanca yaşama hakkına sahip çıkmaktır.

Milyonlarca göçmen kadının yaşadığı Almanya’da bugün en fazla emek sömürüsü ve gaspına maruz kalanlar,  en yoksul olanlar kadınlar iken bunların içinde de en fazla sömürülenler ve en yoksullar göçmen kadınlardır. „Eşit işe eşit ücret yasası“  aynı iş yerinde aynı işi yapan kadınla erkek arasında pratikte yaşam hakkı bulmadığı gibi, göçmen kadın ile yerli kadın arasında da hayat bulmamaktadır. Burada yetişen genç kadınlar, gelinen ülke ile yaşanan ülke arasındaki kültür farklılığından kaynaklı iki toplum arasında ARAFTA dururken, devletin politikaları  ‘’ Ya eskiyi reddet gel ya da hep yabancısın gözümde’’ yaklaşımları ile ayrımcılığı ve ötekileştiriciliği beslemekte ve derinleştirmektedir.’

2011 yılının resmi kayıtlarına göre Almanya’da 313 kadın öldürüldü. Öldürülen bu kadınların çoğunluğunu Almanya’ya göç eden kadınlar oluşturmaktadır. Ve genellikle yakınları tarafından öldürüldükleri de ifade edilmektedir. Ancak gelişen bu tablo karşısında, devletin koruyucu yasaları ya da kadın cinayetlerini engelleyen yasal tedbirlerden ne yazık ki göçmen kadınlar yeterince yararlanamamıyarak burada da ayrımcılığa maruz kalmıştırlar. .  “Oysa devletlerin yazılı yasalarında,  ‘’Her bireyin yaşam hakkı kutsaldır ve korunmalıdır’’ tanımı vardır.

İçinde yaşadığımız sistem, dünyanın bütün coğrafyalarında, tarihin ve yaşamın akışına inatla direnen ve devinimi reddeden milliyetçilik, dincilik, cinsiyetçilik ve bilimcilik ideolojileri adına, her türlü gerilciliği dayatmakta ve yaşatmaktadır.  Bu durumun sonucu olarak ta; 21. Yüzyılda yaşamamıza rağmen, halen kadın bu toplumda bir insan olarak görülmüyor ve kimliğine saygı duyulmuyor.  Bunun için iradesini ve bilincini hiçe sayıyor ve onun adına her türlü karar ve yetkiye sahip davranıyor. Halen efendilik-kölelik misyonu ile hareket edenler; kadınların daha çocuk yaşta iradelerine el koyarak zorla evlendiriyor, ya da süt hakkı, emek hakkı vb gerekçelerle başlık parasına sarılarak ve ticari bir mal haline dönüştürerek kadını metalaştırıyorlar.  Namus uğruna kadınlar tecavüzcüleri ile zorla evlendirilerek yaşamları boyunca tecavüze maruz kalmalarına neden olunmakta, katledilmekte, toplumdan soyutlanmakta, intihara zorlanmaktadırlar.  Yine namus uğruna cinsellikten zevk almaması için sünnet edilerek milyonlarca kadın sakatlanmaktadır.

Kadınlar, ev içindeki görünmeyen emekleri ile yaşamları boyunca sürekli dünyanın en ağır işçiliğini yapmalarına, yaşamı tekrar tekrar üretmelerine ve sistem o görünmeyen emek üzerinden sürekli kendisini yenilemesine, milyarlarca kâr elde etmesine rağmen, kısacası kadınlar, dünyadaki işlerin %65’ini yapmalarına rağmen, dünyadaki gelirin sadece %10’una, mal varlığının ise sadece %1’ine sahip olarak dünyadaki yoksul sayısının en büyüğünü oluşturmaktalar.

Dünyanın bütün coğrafyalarında, kadına biçilen toplumsal rolden kaynaklı, üretim alanlarında kadınlar ucuz ve yedek işgücü olarak görülmekte, sistemin ihtiyaç duyduğu dönemlerde kitlesel şekilde üretime çekilirken, ihtiyaç hissetmediği dönemlerde ise eve kapatılmaktadır. Nüfus planlamaları kadın bedeni üzerinden üretilen politikalar ile yapılarak, kadının kaç çocuk doğuracağına dahi karar verilmektedir. Diğer yandan ise emperyalizmin modernist dalgası altında, kadının reklam malzemesi haline dönüştürüldüğü, cinselliğinin pazarlandığı, aşırı kâr hırsı ile tüketim maddesi haline dönüştürüldüğü bir realite ile karşı karşıyayız.

Bütün bu sorunlara çözüm bulmak ve gidermek için, Almanya’da bir araya gelen Avrupa Demokratik Kadın Hareketi ( ADKH), Yeni Kadın, Sosyalist Kadınlar Birliği ( SKB) , Yaşanacak Dünya- Kadın Komisyonu, YEKKOM Kadın Komisyonu,  Avrupa Alevi Birliği Kadın Federasyonu ( AABKF), Kadın Barış Bürosu ( Ceni),   Tevgera Jinên Kurd ên Ewrûpa ( TJKE)  bileşenleri olarak, ALMANYA DEMOKRATİK KADIN PLATFORMU’nu oluşturduk.”

Platformumuz; yürütülen çalışmaları gözden geçirmek, gelişmelere karşı tavır belirleyerek, perspektif üretmek için iki ayda bir toplanmayı karar altına almış, çalışmalarının organizesi ve planlamalarının hayata geçirilmesi için de, üç kişilik bir koordinasyon oluşturmuştur.  Platformumuz kuruluş amacını ve hedeflerini anlatma amacı ile Şubat ve Mart aylarında medyada kendisini tanıtma çalışmalarını da örgütlemiştir.

Platform bileşenleri olarak; bu bilinç ve sorumlulukla, bir tarftan toplumsal sorunun bir parçası olan kadın sorunu noktasındaki toplumsal farkındalılığı yükseltmeye çalışırken, diğer taraftan da kadına dayatılan köleliliğin ve sömürünün topluma dayatılan kölelik ve sömürü olduğu gerçeği ile, kadın şahsında toplumu özgürleştirme amaçlı çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Homofobik erkek egemen sisteme karşı; cins, ırk, dil, din, renk, etnik köken ayrımcılığının olmadığı, insanın insanca yaşayabileceği ideallerimizdeki dünyanın yaratılması mücadelesine giden yolda ellerimizi, emeklerimizi, güçlerimizi ve seslerimizi birleştirmenin, mücadelemizi güçlendireceğine olan inancımızla, kuruluşumuzu kamuoyu ile paylaşıyoruz.  Ayrıca; bu yaklaşım içinde olan tüm antifaşist – antikapitalist/emperyalist- anti ırkçı ve şövenist, homofobik –  ataerkil ideoloji karşıtı olan Türkiyeli ve Kürdistanlı göçmen kadın ve LGBTİ kurumlarının platformumuzda yer alabileceklerini bu açıklamamız ile duyuruyoruz.

Almanya Demokratik Kadın Platformu

adhk tarafından

Erzurum’da Roboski katliamı protesto edildi

Aralık 30, 2013 de ARŞİV adhk tarafından

Erzurum’da “Van Üşüyor, Gever Direniyor, Roboski Katillerini Arıyor”  pankartıyla Roboski Katliamı protesto edildi

HABER MERKEZİ (30.12.2013)- Erzurum’da BDP İl Binası önünden “Van Üşüyor, Gever Direniyor, Roboski Katillerini Arıyor”  pankartıyla Mahallebaşı Meydanı’na yapılan yürüyüşle Roboski Katliamı protesto edildi.

Yürüyüş sonuna gelindiğinde basın açıklaması yapıldı. Basın açıklamasında şu ifadeler yer aldı:

“Sivil halkın katledilmesi Kürt halkının demokrasi ve eşitlik talebine yönelik bir tehdittir. Katliamın açıklığa kavuşturulması adına bir arpa boyu yol alınamamıştır. Aksine hükümet ve devlet yetkilileri her zaman olduğu gibi önce katliamı meşrulaştırma adına katledilen insanları kriminalize etmiş ardından da olayın adli boyutunu zamana yayarak hukukun karanlık dehlizlerinde unutturmak istemiştir. Van’da enkaz altında canını zor kurtaranları açlık, soğuk ve ölümle sınamaya kalkmışlardır.”

Basın açıklamasının ardından Roboski, Maraş ve 19 Aralık Katliamı’nı anlatan sokak tiyatrosu oynandı. Tiyatro oyunu sonrası Roboski Meydanı olarak adlandırılan yere Karanfiller bırakıldı.

HDP, DGH, Eğitim-SEN ve İHD’de destekçi olarak eylemde yerini aldı.

adhk tarafından

Yeni yılda hep birlikte yeni başarılara …

Aralık 30, 2013 de ARŞİV adhk tarafından

0 1 adhk orjinal logoADHK (30-12-2013) Değerli Arkadaşlar,

İnsanlık, iyi ve kötü, acı ve sevinçleriyle, yeni bir dünyanın inşaası için mücadelenin yeni mevzilerinin zeminlerinin oluştuğu bir yılı daha geride bıraktı. Kapitalist metropollerde, gidişata  hayır diyen milyonların sesinin Kuzey Afrika’da yankılanarak  fırtınaya dönüşmesi , Orta-Doğu’yu etkisi altına alarak Türkiye ve Kuzey Kürdistan’a sıçraması ve Brezilya’ya kadar  uzanması; köhnemiş kapitalist dünyanın alternatifi bir dünya yaratma isteminin yaygınlaştığının müjdesidir.

Geride bıraktığımız yıl; ezilen halklar ve emekçiler tarafından verilen bu müjdenin gerçeğe dönüşmesinde belirleyici rolü oynayacak olan devrimci , sosyalist ve komünist güçlerin kendilerini derleyip –toparlayarak; dağınıklığa ve kendiliğindenciliğe son vererek; ihtiyaca göre örgütlenme  ve somut koşullara göre politika belirleme ve kitlelere perspektif sunma becerisini kazanmak zorunda olduğunun; çok canlı olarak hatırladıldığı bir yıl oldu aynı zamanda. Ezilen kitlelerin, „bize rağmen bizim yaşamımıza yön veremezsiniz!“ sloganının öne çıktığı yıllardan biriydi, geride bıraktığımız yıl.

Kendimizi bu gelişmelerden kopuk, habersiz, ilgisiz olarak göremeyiz ve öyle de olmadı. Yeterli olmasa da, sizlerle birlikte gelişmelere duyarlı davranmak ve gerekli duruşu sergilemek noktasında çabamız hep oldu. Eksikliklerimiz, başarısızlıklarımız ve aynı zamanda başarılarımızla birlikte bir yılı geride bırakırken; yaşadıklarımız ve yaptıklarımızdan doğru dersler çıkararak; yeni yılda, daha az eksiklik, daha az hata ve daha fazla başarı elde etme azmini donanarak yeni yıla girmek hepimizin perspektifi olmalıdır.

Yeni bir yıla girmeden kısa bir süre önce Türkiye ve Kuzey Kürdistan cephesinde, Maoistlerin gerçekleştirdikleri Kongre atılımını ve kitlelerin yeniden şahlanısını selamlıyoruz!

Geride bıraktığımız yılda, sizlerle birlikte emperyalist-kapitalist sisteme karşı devrimci duruşu sergilemekten onur duyduk .Kadınların mücadelede daha çok yer almasıyla, bütün bir yaşamın, cinslerin, cinsel yönelimlerin, ezilenlerin, doğanın ve doğadaki varlıkların korunması noktasında ne kadar amaca ulaşıldığını gördük. Gezi ve diğer direnişlerde kadının ve gençliğin öne çıkan rolüne tanık olduk.

Yeni yılda, yine sizlerle birlikte, bu duruşu daha da geliştirerek; bilince ve güce dönüştürerek, sömürü ve zulüm çarkının dönüşüne son verme mücadelesinde, bize düşen sorumluluğu ve görevleri layıkıyla yerine getireceğimize olan umut ve inancımızla hepinizin yeni yılını kutlar, sağlık, başarı ve güzellikler dileriz!

ADHK (Avrupa Demokratik Haklar Konfederasyonu)

ADKH (Avrupa Demokratik Kadın Hareketi)

ADGH (Avrupa Demokratik Gençlik Hareketi)

adhk tarafından

GAĞAN AMO XER AMO

Aralık 29, 2013 de ARŞİV adhk tarafından

gaganDersim (29-12-2013) Dersim Kültür Derneği ve Kırmanciye  Kültür  Merkezi Girişimi,’’GAĞAN AMO  XER AMO’’  pankartı taşıyarak  Dersim’de eskiden köylerde Aralık ayı boyunca düzenlenen bu gelenek, köylerin boşaltılması nedeniyle artık yok olmak üzere.

Kaybolmaya yüz tutan bu geleneği yaşatmak adına geleneği sembolik şekilde canlandırdı.   davul zurna eşliğinde canlandırdığı geleneğe vatandaşlar da yoğun ilgi gösterdi. Çarşı  esnafı gezilerek Şehusen ve Seyıt Rıza anıtları önünde mum yakılarak anıldılar. Dersim kültür derneğinde bir araya gelinerek lokma dağıtımı yapıldı.

adhk tarafından

DHF ve DDHD Dersim’de seçimlere bağımsız adaylarla girecek

Aralık 29, 2013 de ARŞİV adhk tarafından

yerel secimlerDersim’de uzun zamandır yapılan ittifak görüşmelerinin tıkanması sonucu, Demokratik Haklar Federasyonu ile Dersim Demokratik Halk Dayanışması açıklama yaparak seçimlere bağımsız adaylarla gireceklerini belirtti

DERSİM (29-12-2013)- Demokratik Haklar Federasyonu (DHF) ve Dersim Demokratik Halk Dayanışması (DDHD) Dersim’de yaklaşan yerel seçimlere ilişkin tavrını, “Söz Yetki Karar Dersim Halkına” şiarıyla, Dersim Kültür Derneği’nde düzenlenen halk toplantısıyla açıkladı.

Yapılan halk toplantısı 2 yıl önce 28 Aralık günü Roboski’de katledilen çoğu çocuk 34 Kürt köylüsünün anısına yapılan saygı duruşuyla başladı. Saygı duruşunun ardından DHF adına bir açıklama yapıldı. Açıklamada uzun zamandır dost devrimci kurumlarla yapılan ittifak görüşmelerine dair ayrıntılı bilgiler verildi. İttifak görüşmelerinin üç temel yaklaşım üzerinden devam ettiği bir dönemde, BDP’nin merkezi olarak adaylarını açıklaması sonrası ittifak görüşmelerinin tıkandığı belirtilerek buna bağlı olarak Dersim Demokratik Halk Dayanışması ve DHF olarak yerel seçimlere, Dersim merkez başta olmak üzere Hozat, Ovacık ve Mazgirt’te bağımsız adaylarla girileceği ifade edildi.

adhk tarafından

19 Aralık, Maraş ve Roboski katliamları unutulmadı

Aralık 29, 2013 de ARŞİV adhk tarafından

strasburgStrasburg (29-12-2013) 25 Aralık Çarşamba günü Fransa’nın Strasburg kentinde, Yek-Kom, ADHK, ATİK ve DİDİF tarafından ortaklaşa organize edilen Panel ile 19 Aralık 2000 Cezaevleri direnişi ve katliamı, 1978 Maraş ve 28 Aralık 2011 Roboski katliamında yaşamını yitirenler anıldı. Panelistler kendi aralarında konu paylaşımı yaparak her üç katliamı değerlendirdi ve ayrıca güncel gelişmelere kısa vurgular yaptı.

ADHK adına konuşan arkadaş, bu katliamlara kısa değinmenin yanısıra, özel olarak hasta tutsakların durumuna dikkat çekti ve hasta tutsakların serbest bırakılması için yürütülen kampanyalara ve ayrıca ATİK ve ADHK tarafından başlatılmış olan Uluslararası Cezaevleri kampanyasına destek verilmesi çağrısında bulundu. Temsilci, idam cezasının kaldırıldığını ancak yürürlükte olan politika ile daha kitlesel ölümlerin yolunun açıldığına ve dolayısıyla buna sessiz kalınmamasını özellikle belirtti.

Kalabalık bir kitle katılımının sağlandığı Panel, katılımcıların da değerlendirme ve anılarını aktarmaları sonrasında Panelistler tarafından toparlama yapılarak sonuçlandırıldı.

adhk tarafından

Frankfurt’ta T.C. tarafından gerçekleştirilen katliamlar lanetlendi

Aralık 29, 2013 de ARŞİV adhk tarafından

frankfurtAlmanya Demokratik Güç Birliği /Frankfurt düzenlediği yürüyüş ve mitingle 19 Aralık, Maraş, 28 Aralık Roboski Katliamını lanetledi ve katliamlarda yaşamını yitirenleri andı

FRANKFURT (29-12-2013)- Faşist Türk devleti tarafında Aralık ayı içerisinde  gerçekleştirilen katliamlar, Almanya Demokratik Güç Birliği /Frankfurt’un  (ADGBP/ Frankfurt) organize ettiği bir yürüyüşle lanetlendi. Frankfurt Alte Oper’de toplanan kitle faşist katliamları lanetleyen pankartlar ve Roboski’de katledilen Kürdistanlı gençlerin  temsili tabutlarını omuzlayarak yürüyüşe geçti.Yürüyüş boyunca Almanca,Kürtçe ve Türkçe, Maraş,19 Aralık ve Roboski katliamını teşhir eden konuşmalar ve sloganlar atıldı.Frankfurt Am Römer meydanına kadar yürüyen kitle burada  bir miting gerçekleştirdi.19 Aralık, Maraş, 28 Aralık Roboski katliamında yaşamını yetirenler  özgülünde,  insanlığın özgürlük,eşitlik ve kardeşlik  mücadelesinde  yitirilen  tüm devrimciler için saygı duruşu yapıldıktan sonra platform adına ortak konuşma yapıldı.

“Sisteme entegre olmayan ve biat etmeyen her kesim katliama uğratıldı”

Yapılan konuşmada faşist Türk devleti tarafından gerçekleştirilen  katliamların nedenlerine vurgu yapılarak, „Devletler   kapitalist sistemin bekası için toplumun her kesimini denetimde tutmak için binbir çeşit yöntem uygularlar. Bunun için her türlü baskı ve zulmü fütursuzca  uygulamışlardır. Tarihin her kesiminde devlet politikalarına karşı çıkan ya da reddeden  her kesimi katliamla, sürgünle, işkenceyle bastırmıştır. Osmanlı’dan   bugüne devlete biat etmeyen, sisteme entegre olmayan  azınlıklardan, inanç gruplarına, müzisyenlerden, sanatçılara, aydınlara ve yazarlara  toplumun her kesimine  şiddet uygulamıştır. Türk ulus -devlet eksenli egemenlik sistemi tek millet, tek bayrak, tek dil, tek din ile tekçiliği Türkiye ve Kuzey Kürdistan toplumuna ve halk kitlelerinin tüm kesimlerine yönelik entegrasyon ve asimilasyon gerçekleştirmişlerdir‘‘ denildi.

Yapılan konuşmanın devamında  Maraş,19 Aralık ve Roboski katliamlarının  aynı tekçi faşist bir mantığın ürünü olduğuna dikkat çekildi.Aynı matığın bugün mazlum Kürt halkının  haklı ve meşru haklarının inkarı,tüm hak ve özgürlüklerin yok sayılması, baskı ve şiddetele hak ve özgürlüklerin bastırılması, tecrit ve izolasyonla devrimci tutsakların tecrit işkencesine tabi tutulması şeklinde devam ettiği‘ vurgulandı. Platform adına yapılan konuşma „Bütün ulus ve milliyetlerin tam hak eşitliğine sahip olduğu, bütün inançların özgürce ifade edildiği, hiçbir ırkın, dinin, dilin, rengin ve cinsiyetin  imtiyazlı hale gelmediği bir yaşam için hep birlikte mücadeleyi büyütmeye davet ediyoruz’denilerek konuşma bitirildi. Miting devamında Avrupa Barış Meclisi tarafında iletilen mesajın ardında  slogan atılarak sonlandırıldı.

adhk tarafından

Başka Bir Dünyanın Mümkün Olduğunu Haykırmak için; 12 Ocak’ta Berlin’e !

Aralık 26, 2013 de ARŞİV adhk tarafından

LLL2009ADHK (26-12-2013) İnsanın insanlaşma sürecinde, insanlığın özgürleşme mücadelesinin kızıl neferleri olarak, bulundukları mevcut sistemi değiştirme-dönüştürme pratiklerindeki ögretici mücadeleleriyle tarihe adlarını yazdıran Rosa Luxemburg, Karl Liebknecht ve V. I. Lenin yolumuzu aydınlatmaya devam ediyor.

Emperyalist-kapitalist dünya gericiliğinin köhnemiş ve çürümüş barbarlığının, insanlığı ve doğayı adeta cehenneme çevirdiği bu tarihsel süreçte, geçmiş devrimci kazanımlarımızı sahiplenmek ve devrimin kızıl neferlerinin mücadelelerinden öğrenip, bu mücadeleyi ilerleterek yaşatmak her zamankinden daha fazla önem arzetmektedir. İnsanlığın kurtuluş projesi olan Sosyalizme yürüyüş uzun soluklu zorlu bir yürüyüştür ve bu yürüyüş uzun süreli bir sınıf savaşımını gerektirir. Kokuşmuş ve köhnemiş emperyalist-kapitalist gericiliğe karşı mücadele etmek ve yeni bir dünyanın mümkün olduğunu haykırmak bizler için bir tercih değil, gerçekleştirilmesi gereken bir zorunluluktur.

İnsanlığın özgürleşme mücadelesinin tarihsel yaratıcılarını ve deneyimlerini sahiplenmek ve daha ilerilere taşımak bizlerin en önemli devrimci görev ve sorumluluklarımızdan biridir. Bu perspektif ve zorunluluk bilinci ile tüm bileşenlerimiz ve kurumlarımız başta olmak üzere, tüm kitlemizi 12 Ocak 2014’te Berlin’de  büyük sosyalizm yürüyüşünde olmaya ve yeni bir dünyayı kendi ellerimizle yaratma umudumuzu ve kararlılığımızı hep birlikte haykırmaya çağırıyoruz.

12 Ocak 2014 – Saat:10.00 – Frankfurter Tor, BERLİN

ADHK (Avrupa Demokratik Haklar Konfederasyonu)

ADKH (Avrupa Demokratik Kadın Hareketi)

ADGH (Avrupa Demokratik Gençlik Hareketi)

26 Aralık ‘13

adhk tarafından

ADKH’den İmza Kampanyası

Aralık 26, 2013 de ARŞİV adhk tarafından

ET_ADKHafisADKH (26.12.2013) Cinsel Sömürüye Sessiz Kalma, Diren, Mücadele Et

“Hiç kimse kölelik veya kulluk altında bulundurulamaz; kölelik ve köle ticareti her türlü şekliyle yasaktır.” (İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi, Madde 4)

“Taraf Devletler kadın ticareti ve fahişeliğin istismarının her şekliyle önlenmesi için yasama dair gerekli bütün önlemleri alacaklardır.” (Kadınlara Karşı Hertürlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi, Madde 6)

“Taraf Devletler, her ne nedenle ve hangi biçimde olursa olsun, çocukların kaçırılmaları, satılmaları veya fuhuşa konu olmalarını önlemek için ulusal düzeyde ve ikili ve çok yanlı ilişkilerde gereken her türlü önlemleri alır.” ( Çocuk Haklarına Dair Sözleşme, Madde 35)

Yukarıda geçen tüm bu maddeler kağıt üzerinde bugün de geçerliliğini koruyor, ancak gerçek yaşamda “Taraf Devletler” 3. büyük sektör olan Fuhuş sektörünün gelişiminin önünde durmak için bu yasaların hiçbirini uygulamıyor ve dünya üzerinde insan ticareti yaygın bir şekilde yapılmaya devam ediyor.

Tüm bu yasa ve sözleşmelerin gerçek yaşamda uygulanması için gerekli sosyal, ekonomik tüm alt yapının oluşturulmasını talep ediyor ve insan haklarını çiğneyen insan ticaretinin her türlüsünün takipçisi olacağımızı söylüyoruz.

Toplanan bu imzalar tarafımızca Birleşmiş Milletler’e verilecektir.

Avrupa Demokratik Kadın Hareketi (ADKH) www.adkh.org

Democratic Women’s Movement in Europe

http://imza.la/cinsel-somuruye-sessiz-kalma-diren-mucadele-et

adhk tarafından

MKP’den 3. Kongre açıklaması

Aralık 26, 2013 de ARŞİV adhk tarafından

MKP_bayrakHABER MERKEZİ (26-12-2013)- Sitemize email yoluyla ulaşan Maoist Komünist Partisi Merkez Komitesi imzalı açıklamayı okurlarımızla paylaşıyoruz.

“Çeşitli Millet ve Milliyetlerden Türkiye-Kuzey Kürdistan Proletaryası,

Emekçi Halklarımız, Yoldaşlar!

Büyük heyecan ve muştuyla duyururuz ki, Partimiz düşmanın askeri saldırıları başta olmak üzere her türden tasfiyeci saldırılarına karşın 3. Kongresini başarıyla gerçekleştirdi! MLM bilim ve ideoloji kılavuzluğunda başarıyla sonuçlanan 3. Kongremiz Partimizin proleter devrimci yürüyüşünde mütevazı ama anlamlı ve ileri bir adımken, ülke devrimci hareketi açısından da bir kazanım niteliğindedir. Bu iddianın kanıtı 3. Kongremizin karar ve sonuçlarıdır.

Küçümseyenler de olacak; biz büyüme azmiyle devrimci kavgada ilerliyoruz! Selam olsun Parti 3. Kongremize! Selam olsun dünya proletaryası, emekçi halkları ve ezilen uluslarına! Selam olsun devrim ve komünizm mücadelelerine!

Partimize, kurucu önderi Kaypakkaya yoldaşa ve kahraman şehitlerimize bin selam!

Emekçi Halklarımız,

Yoldaşlar;

Bugün sınıflar arası kavga her zamanki gibi sert, acımasız ve kanlıdır. Bu acımasızlık uzlaşmaz çelişkiler taşıyan sınıflar arasındaki köklü düşmanlığın tezahürüdür. ‘Sınıf çelişkileri bitmiştir’ safsatası bir kez daha çökmüştür. Meydan okumak ve kılıçları çekmek, sınıf düşmanlığının değişmez ilkesidir. Düşmanı yadırgamak düşmanlığı unutarak kavgayı ‘yumuşatmaktır.’ Ama kavgaya girmemek de kavgadan kaçmak demektir. İki tavır da MKP ve 3. Kongresinin ruhunu taşımaz! MKP, sınıf zemininde saptadığı tüm gerçekler ve devrimci ilkelerden hareketle ‘İktidar namluların ucundadır!’ şiarını devrimci teori / pratiğinde esas alır.

Partimiz, coğrafyamız devriminde çığır açan 1972 manifestosuyla bu kavganın ileri mevziilerinde kılıç çekerek konumlanmıştır. Dün olduğu gibi bugün de emperyalist gericilik ve onun kuklası yerel sınıfları ve her türden uzantısı faşist iktidarları tarihin karanlığına gömmek üzere kalkışma durumundayız. Dün de bugün de tereddüdümüz yok, kararlılığımız tamdır! Devrimci kulvarda komünizm için yürüyoruz! Biz proleter devrimcileri yönlendiren yalnızca ve yalnızca MLM teori ve onun canlı ruhu olan ‘somut koşulların somut tahlili’ ilkesinin rehberliğidir.

Emekçi Halklarımız,

Yoldaşlar;

Dünya halkları ve ezilen uluslarının baş düşmanı ABD emperyalizmi başta olmak üzere, bloklar halinde örgütlenmiş olan emperyalist haydutlar ezilen dünya proletaryası, yoksul dünya halkları ve ezilen uluslarını kana boğduğu gibi, insan yaşamına uygun olan doğayı tahrip ederek, büyük bir yıkıcılıkla doğa ve insanlığı her türden felaketlerle yüz yüze getirmiş durumdadır. Emperyalist haydutlar arasında hüküm süren hegemonik dalaş yüz binlerce insanın kıyımına yol açmaktadır. Emperyalist dünya sistemi zincirine bağlı yerel iktidarlar bu cellatlığı meslek edinmiş durumdadır. Ezilen yoksul dünya her gün ağırlaşan baskı, katliam, kıyım ve emperyalist saldırganlıkla gerici dünyanın zulüm ve esareti altında acı çekmektedir…

Bundandır ki, emperyalizm ve onun uzantısı olan her türden gerici faşist iktidarın devrimci yolla yıkılması ve ezilen yoksul dünyanın kurtuluşu uğruna proleter devrimci sınıf cephesinden meydan okuyoruz Sosyalist Halk Savaşı’yla! Emperyalist dünya gericiliğini zayıf halkalarından kırıp paramparça etme bilinciyle örgütlüyoruz proleter dünya devriminin parçası olan Türkiye-Kuzey Kürdistan devrimini… Partimiz komünizm perspektifini somut devrimin muhtevasına yükleyerek emperyalizme karşı mücadeleyi bundan bağımsız görmez. İşte Parti 3. Kongremizin günün şartlarındaki bir anlamı budur.

Varlık gerekçelerini, komünist toplum hedefi olmak kaydıyla, sınıf çelişkileri zemindeki sınıflar mücadelesi ve oranın devrimci görevleriyle açıklayan Partimiz, her türden bedeli göğüsleme pahasına tereddütsüzce devrimci savaşı geliştirir, omuzlar. Partimiz sınıflar mücadelesinde devrimci proletarya ve emekçi halk kitlelerinin elinde özgürlük kavgasının stratejik bir silahı olarak anlam kazanır. Partimizin kuruluş amacı yürüttüğü mücadele tarihinde sabit olduğu gibi, iki düşman sınıf arasındaki çelişkiyi devrimci savaş yoluyla proletarya ve emekçi kitleler lehine çözmektir. Parti 3. Kongremiz bütün bu görevleri gerçekleştirme hedefi ve niteliğinde yükselen bilimsel devrimci bir adımdır. Ve elbette ki, Partimiz ve 3. Kongremiz Türk hakim sınıfları, Türk devleti ve onun iktidarlarına karşı kararlı bir devrim mücadelesi bayrağı durumundadır da. Bugün AKP iktidarının geliştirdiği reformist tasfiyeci saldırıya devrimci bir yanıttır 3. Kongremiz.

42 yıl önce Kurucu önderimiz İ. Kaypakkaya ve yoldaşları tarafından kurulan partimiz Türkiye-Kuzey Kürdistan coğrafyası sınıflar mücadelesinde toprağına sıkı sarılarak kök tutmuştur. 3. Kongremiz partimizin tüm geçmiş gelenek ve mirasını sahiplendiği gibi, bu komünist doğrultunun ilerletilerek geliştirilmesini görev addeder.

Bu bilinçten hareketle Türkiye-Kuzey Kürdistan’da komprador tekelci burjuva hakim sınıfların tayin ettiği toplumsal sistemin egemen niteliğini günümüzdeki gelişmeler ekseninde değerlendiren Partimiz, toplumsal sistemi kapitalist olarak tanımladı, tespit etti. Bu tespite bağlı olarak yenilediği devrim programı çerçevesinde devrimin niteliği, devrimin stratejisi gibi temel konularda biz dizi yeniliklere gitti.

Partimiz omuzladığı ülke devriminde 42. mücadele yılına girerken gerçekleştirdiği 3. Kongresiyle program temelinde köklü değişikliklerle yenilenmiş, yeni strateji ve taktiklerle geçerliliğini koruyan ideolojik-politik doğrultusunu günün gelişme ve ihtiyaçları temelinde güçlendirmiştir.

Partimizin 3. Kongresiyle gitmiş olduğu yenilik devrim programı kapsamında olup önemlidir. Ne var ki, bu yenilik ne Kaypakkaya yoldaşın bilimsel geçerliliğini koruyan ideolojik-politik temel doğrultusunu değiştiren ve ne de Mao Zedung’un bilimimize katkılarını ya da Mao Zedung yoldaşın savunulması tartışılır kılan ters orantılı bir yenilik değildir. Tam tersine Kaypakkaya yoldaşın görme, inceleme ve söz söyleme şansı olmayan günün şartlarını ‘somut koşulların somut tahlili’ ilkesine uygun olarak değerlendirip tespit etmektir.

Parti 3. Kongremiz hiçbir geri baskılanmaya teslim olmadan ve hiçbir geri kaygıya pirim vermeden, devrim ve komünizm mücadelesinin geliştirilmesi görevinde tamamen nesnel bilimsel gerçeklere bağlı kalarak hareket etmeyi tarihi sorumluluğunun gereği ve parçası olarak değerlendirmiştir. Bu zeminde gerçekleştirdiği 3. Kongresinde aşağıda özetlemeye çalışacağımız bir dizi kararla önemli adımlar atmıştır. (3. Kongremizin sonuçlarını ihtiva eden belge / kitap basılarak kamuoyuna sunulmuştur.)

Parti 3. Kongremiz, ülkenin sosyo-ekonomik yapısını kapitalist olarak değerlendirmiştir. Buna bağlı olarak devrimin niteliğini proleter sosyalist devrim olarak saptamıştır. Devrimin niteliğine uygunluk ve yeni tespit / değerlendirmeler ışığında devrim stratejisini ‘Sosyalist Halk Savaşı’ stratejisi biçiminde belirlemiştir. Öte taraftan, 3. Kongre irademiz silahlı mücadele esasında silahlı güçlerini kırlarda Halk Kurtuluş Ordusu (HKO) örgütlenmesi, şehirlerde Partizan Halk Güçleri (PHG) örgütlenmesi esaslarında örgütlerken, ‘’kadın iktidara, kadın yönetime’’ vurgusuyla kadın sorununda ileri bir duyarlılık sergilemiş, İşçi Partisi değerlendirmesini de nesnel gerçeklere uygun olarak ‘faşist Kemalist türevlerden olup Türk milliyetçisi odaklardan biri haline gelmiş karşı-devrimci hakim sınıfların partisi’ şeklinde faşist bir parti olarak değerlendirmiş, adalet anlayışında önemli vurgular yaparak somut adımlar kararlaştırmış, azınlıklar ve ulusal sorunda yaptığı saptamalar paralelinde parti programımıza bağlı olarak alt programların oluşturulmasını kararlaştırmış, Yurt Dışı (YD) isimlendirmesini hatalı bularak değiştirip Avrupa Komitesi (veya başka bir coğrafya) biçiminde belirlemiş, Devrimci Enternasyonalist Hareket (DEH) isimlendirmesini hatalı bularak görmüş ve Komünist Enternasyonalist Hareket (KEH) olarak isimlendirmenin daha doğru olacağına karar vermiştir.

Parti Merkez Komitemiz Parti 3. Kongremizi tüm kamuoyu ve sizlere deklere etmekten onur ve sevinç duyduğunu belirtir. Aynı vesilesiyle Merkez Komitemiz 3. Kongremizin coşkusuyla tüm dünya ve ülkedeki devrimci mücadeleleri selamlar.

Maoist Komünist Partisi

Merkez Komitesi

25.12.2013”