adhk tarafından

ATİK: 15 Kasım „Müslüm Elma’ya Özgürlük Gününde“ sokağa!

Kasım 13, 2019 de ANASAYFA adhk tarafından

MÜSLÜM ELMA’YA ÖZGÜRLÜK

HABER MERKEZİ (13-11-2019) Almanya ve Türkiye’nin işbirliğiyle 15 Nisan 2015 tarihinde Almanya, Yunanistan, İsviçre, Fransa’da yürütülen bir operasyonda Müslüm Elma ve dokuz arkadaşı göz altına alındılar. Nürnberg’de Müslüm Elma, Haydar Bern, Erhan Aktürk, Musa Demir, Seyid Ali Uğur, Banu Büyükavcı ve Sinan Aydın, İsviçre’de Mehmet Yeşilçalı, Fransa’da Sami Solmaz, Yunanistan’da Deniz Pektaş gözaltına alındılar. Yurtdışında gözaltına alınanların hepsi, takiben Almanya’ya teslim edildiler.

On devrimciye karşı açılan ceza davası 17 Haziran 2016 tarihinde Münih Eyalet Mahkemesinde görülmeye başlandı. Alman Ceza Yasası’nın 129. maddesinin a ve b bendine dayanılarak, Türkiye Komünist Partisi-Marksist Leninist üyesi ve yöneticisi olmakla itham edilmektedirler.

On devrimciye ilk aylarda gözaltında total izolasyon uygulanmıştır. Aile ve avukat görüşmeleri uzun süre cam ardından yapılmıştır. On tutuklu,  tek kişilik hücrelerde tutulmuş ve diğer tutuklularla görüşmeleri yasaklanmıştır. Aynı davada yargılanmalarına rağmen, ortak savunma yapmaları ve birbirleriyle görüşmeleri yasaklanmıştır.

Yürütülen kamuoyu çalışması ve yaratılan uluslararası dayanışma sonucunda izolasyon kaldırılmış, mahkeme salonunda birbirleriyle görüşmeleri sağlanmış, avukat ve aileleriyle açık görüşme hakları kazanılmıştır. Ayrıca bu zaman zarfında Müslüm Elma haricinde hepsi tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmıştır. Tüm bunlar kamuoyunun ortak mücadelesiyle mümkün olmuştur. Gelinen aşamada sadece Müslüm Elma dört sene ve altı aydan bu yana tutuklu olarak yargılanmaktadır. Üç yıldan bu yana süren davanın ne zaman sonlanacağı, 190 duruşma gününün ardından halen belirsizdir.

Müslüm Elma Kimdir?

Müslüm Elma, 1960 yılında Dersim’de Kürt ve Alevi bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelmiştir. Lise yıllarından itibaren politik çalışmalar içinde yer almıştır. Yürüttüğü bu faaliyetlerden dolayı daha sonra üniversiteyi terk etmek zorunda kalmıştır. Onun hayatı Türk devletinin komünistlere ve Kürtlere yönelik baskıcı ve zalim tutumuna bir ayna tutmaktadır.

Müslüm Elma siyasal çalışmalarından ötürü, 12 Eylül 1980 askeri darbesinden kısa süre sonra Diyarbakır’da tutuklandı. Tutuklandıktan sonra 6 ay boyunca Antep, Elazığ, Urfa ve Diyarbakır sorgu merkezlerinde insanlık dışı işkencelere maruz kaldı ve sonrasında kötü şöhretiyle bilinen Diyarbakır 5 No.lu Cezaevi’ne teslim edildi.

Diyarbakır zindanında tutuklu olduğu sürede bu işkenceler devam etti. Bunları protesto etmek için 1983 ve 1984 yıllarında uzun bir süre boyunca ölüm orucu eylemine katıldı. Ölüm orucu ve işkencelerden kaynaklı önemli sağlık sorunları söz konusudur.

Müslüm Elma, 1992 yılında Diyarbakır zindanında tahliye edildi, fakat hemen bir yıl sonra, 1993 yılı Kasım ayında tekrar göz altına alınarak işkencelere tabi tutuldu ve sonrasında tutuklandı. Uzun süre tutukluluktan sonra, 2000 yılında başlayan ölüm orucu eylemlerinin sonrasında 2002’de serbest bırakıldı.

Müslüm Elma, Türkiye’de uzun yıllar hapishanelerde gördüğü işkencelerden kaynaklanan sağlık sorunlarından ve hayati tehlikesinin söz konusu olmasından dolayı Türkiye’yi terk etmek zorunda kaldı. 2009 yılında Almanya’ya iltica talebi kabul edildi. Müslüm Elma’nın hayatının büyük kısmı, Türkiye’de hapishanelerdeki insanlık dışı işkencelere karşı mücadeleyle geçmiştir. Onun hayat hikayesi, aynı zamanda Türkiye zindanlarındaki direnişin de hikayesidir.

Müslüm Elma, politik düşüncelerinden dolayı Türkiye’de yıllarca cezaevinde kaldı. Aynı şekilde bugün de politik düşüncelerinden dolayı Almanya’da tutukludur. Hakkındaki iddiaların çıkış noktasını, Türk güvenlik güçlerinin Alman güvenlik güçlerine ilettiği bilgiler oluşturmaktadır. Bu bilgileri veren ve imzalayan polis memurlarının kendileri belgeler üzerinde tahrifat yapmaktan dolayı Türkiye’de tutukluyken, onların verdiği bu belgelere dayanarak Müslüm Elma’nın yargılanması insan hak ve özgürlüklerine aykırı bir tutumdur.

Müslüm Elma’nın tutuklu olmasının tamamen onun politik kimliğinden kaynaklı olduğu, uzun zamandır devam eden dava sürecinde defalarca açığa çıkmıştır. Bu nedenle, Müslüm Elma’nın özgürlüğüne kavuşması için tüm demokratik kamuoyunu “Müslüm Elma’ya Özgürlük” kampanyasına katılmaya ve kampanyaya destek vermeye çağırıyoruz.

adhk tarafından

Açlık grevinin 181’inci gününde Grup Yorum’a aydınlardan destek

Kasım 13, 2019 de ANASAYFA adhk tarafından

181’inci günde Aydınlardan Grup Yorum’a destek geldi

HABER MERKEZİ (13-11-2019) Tutsak bulunan, Grup Yorum üyeleri açlık grevine devam ediyor Tutsak Grup Yorum üyelerinin, açlık grevi eylemleri 181’inci gününe girdi

181’inci günde aydınlardan Grup Yorum’a destek geldi. ”Bizler vicdanımızın sesini dinleyerek Grup Yorum’un bu meşru taleplerinin altına imzamızı atıyoruz” diyen çok sayıda aydın, açlık grevinin 181. gününde talepleri bir kez daha hatırlattı.

”Biz aydınlar olarak Grup Yorum’un süresiz açlık grevine sessiz kalamayız” denilen ve birçok ismin imzacı olarak yer aldığı açıklama, şöyle devam etti:

”Grup Yorum halkın sorunlarını, dertlerini, acılarını 34 yıl boyunca şarkılarında eylemliklerinde dile getirip yetmediği gibi bunun için bedel ödemiştir. OHAL ile başlayan gayrimeşru gizli tanık ifadeleri ile ifadeleri ile tutuklandılar, başlarına para ödülleri konuldu, listelere alındılar ama halkın sanatını yapmaktan vazgeçmediler. 2015 yılından itibaren neredeyse tüm konserleri yasaklanmış, sanatlarını icra edemez duruma getirilmişlerdir. Şu an 6 üyesi tutsak, 5 üyesi dört ayı aşkındır açlık grevinde.

Açlık grevi talepleri şunlardır:

– İdil Kültür Merkezi’nin basılmaması

– Konser yasaklarının kaldırılması

– Üyelerinin terör listelerinden çıkarılması

– Tutuklu üyelerinin serbest bırakılması

– Haklarında davaların düşürülmesi.

Bizler vicdanımızın sesini dinleyerek Grup Yorum’un bu meşru taleplerinin altına imzamızı atıyoruz.”

adhk tarafından

SMF’den İHD’de basın toplantısı: “Üyelerimiz polis tehdidiyle sindirilmek isteniyor”

Kasım 12, 2019 de ANASAYFA adhk tarafından

Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF), üyesi Yaren Çakar’ın İstanbul Kartal’da polis tarafından tehdit edilmesi üzerine İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul şubesinde basın toplantısı gerçekleştirdi

HABER MERKEZİ (12-11-2019) Devletin, devrimci, demokratik kurumlara yönelik saldırıları devam ediyor. Devrimci demokratik kurumlar bünyesinde faaliyet yürüten kişilere yönelik baskı ve sindirme politikası gün geçtikçe artarak devam ediyor. Özellikle son yıllarda yüzlerce kişi kaçırılmış, tehdit ve şantajlarla karşı karşıya kalmış ve hukuki dayanaklardan uzak yoksun bir şekilde suçlanmış durumda. En son olarak Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF) üyesi Yaren Çakar İstanbul Kartal’da polis tarafından tehdit edilmiştir. Bunun üzerine İstanbul İHD’ye başvuran Çakar, SMF İle birlikte süreci anlatan ve kınayan basın açıklaması gerçekleştirdi. Basın toplantısına İHD İstanbul Şube Başkanı Gülseren Yoleri, SMF temsilcilerinden Erdal Ataş ve SMF üyesi Yaren Çakar katıldı.

İHD adına katılan Yoleri konuşmasında; İHD’ye uzun zamandır, hak ihlalleri ve polis baskısı ve tehdidine yönelik başvurular olduğunu kaydetti. Yoleri; “Öğrencilerin, STK üyelerinin ve çeşitli demokratik kuruluşlardan bireylerin başvuruları var. Bizler İHD olarak bu uygulamaların takipçisi olduğumuzu söylemiştik. Ama tüm tepkilere rağmen değişen bir şey olmadı” ifadelerine yer verilerek, baskıların son bulması gerektiği vurgulandı.

Yoleri’nin konuşmasının ardından söz alan SMF temsilcisi Erdal Ataş da şunları kaydetti:

“SMF olarak  mücadelemiz sürecek”

“Maalesef yine iktidarın yanlış politikalarının ürünü olarak kolluk güçlerinin yaptığı yasa dışı bir uygulamayla İnsan Hakları Derneği’nde açıklama yapmak zorunda kalıyoruz.

Sosyalist fikirlere sahip olan demokrasi ve kadın mücadelesi yürüten Yaren arkadaşımız, hukuksuz bir yöntemle sokakta sivil polislerce önü kesilerek baskı uygulanıp, tehdit edilmiş durumdadır.

Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF) başta olmak üzere tüm demokratik kurumlar bu yöntemlerle kriminalize edilmekte ve kurumumuzun meşru hukuki yanı gölgelenmek istenmektedir. Bu saldırganlık demokrasi ve sosyalizm mücadelemizi hedef almaktadır.

Ekonomik ve siyasal krizle ülkemizi uçurumun eşiğine getiren iktidar, 12 Eylül gibi her yanıyla faşist, ırkçı, ayrımcı özgürlükler düşmanı olan yasa ve uygulamaları yetersiz bularak sonraki eklemelerle ülkeyi adeta açık hapishaneye çevirmiş hakkında dava açılmayan, hapse atılmayan insan bırakmamış olmasına karşın, yönetememe krizini aşamayınca bu defa da muhalif insanlara kolluk güçleri üzerinden yasa dışı yöntemlerle baskı uygulayarak, gerçekleri halktan gizleme çabasına girerek ömrünü uzatma çabası içine girmiştir.

Bizler bugün yaşanan tüm sorunların ülkemizdeki iktidar sahiplerinin de parçası olduğu kapitalizmin adaletsiz yönetim ve adaletsiz bölüşüm çizgisinden kaynaklandığını biliyoruz.

Hem halkımız hem de biz sosyalistler her gün açlıktan kaynaklı yaşanan toplu intiharların, işsizliğin, kutuplaştırmanın, yanlış dış politikaların, kadın ve çocuk cinayetlerinin, ayrımcılığın, kayyumların, yandaşçılığın, hak savunucularına yönelik yapılan linç girişimlerinin, tarım sanayi hizmetler alanında yaşanan yıkımın, doğa katliamlarının, yüzde yüze varan zamların, hapishanelerde ve yaşamın her alanında yaşanan hukuksuzlukların sebebinin bu iktidar olduğunu biliyoruz.

Bu ülkenin aydınları, demokratları, yurtseverleri, sosyalistleri olarak 83 milyon insanın her türlü haklarını dile getirmeye, savunmaya, demokratik yönetim ve eşit bir yaşam için bu düzeni eleştirmeye, demokratik meşru zeminde sosyalizm mücadelesi yürütmeye devam edeceğiz.

Bu sistem değişmeden gerçek anlamda eşitlik ve özgürlüğün gerçekleşmeyeceğine inanıyoruz. Bu uygulamalarından kaynaklı da buradan suç duyurusunda bulunarak hukuki haklarımızı arayacağımızı ifade ediyoruz.”

SMF adına konuşan Ataş’ın ardından polis tarafından tehdit edilen Yaren Çakar şu ifadelere yer verdi:

Tehdit, taciz ve ajanlaştırma girişimine maruz kaldım

“05.11.2019 tarihinde Kartal’da polisler tarafından yolum kesilerek tehdit, taciz ve ajanlaştırma girişimine maruz kaldım. Tekrar tutuklanabileceğim ve aile fertlerimin güvenlik soruşturmalarıyla karşılaşabileceğini ifade ederek bunlar üzerinden tehdit edildim. Ellerinde bana dair tüm bilgilerin var olduğunu, beni çok iyi tanıdıklarını, takip altında olduğunu yaşamış olduğum sıkıntıları bildiklerini ve tekrar görüşmek istediklerini belirttiler. Onlarla görüşmek istemediğimi böyle bir haklarının olmadığını belirterek yanlarından ayrıldım. Genel olarak OHAL öncesi ve sonrası ülke gündemi ile paralel olarak demokratik tüm hak ve taleplerimizin terörize edildiği süreçler yaşadık yaşıyoruz. Bugün şahsımda yaşananlar mücadelemizin meşruluğunu ortadan kaldırmaya yönelik girişimlerdir. Bizler bugün bu girişimleri teşhir ederek mücadelemizin meşruluğunu tekrardan altını çiziyor, demokratik hak ve özgürlük mücadelemizin engellenemeyeceğini yineliyoruz.”

adhk tarafından

Bir hayalet dolaşıyor, Kaypakkaya hayaleti : Kaypakkaya’yı anlatan kitap savcılık kararıyla yakıldı

Kasım 11, 2019 de ANASAYFA adhk tarafından

Geçtiğimiz yıl Erzincan Refahiye’de jandarma tarafından gerçekleştirilen bir ev baskınında İbrahim Kaypakkaya’nın hayatının anlatıldığı “İbrahim Kaypakkaya’nın Hayatı ve Fikirleri” ve Dersim Kayıp Kızları isimli kitaba el konulduğu ve sonrasında da Refahiye Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından imha ettirildikleri ortaya çıktı

HABER MERKEZİ (11-11-2019) Gazete Duvar’da yayımlanan Hacı Bişkin imzalı habere göre geçtiğimiz yıl Erzincan Refahiye’de jandarma tarafından gerçekleştirilen bir ev baskınında İbrahim Kaypakkaya’nın hayatının anlatıldığı “İbrahim Kaypakkaya’nın Hayatı ve Fikirleri” ve Dersim Kayıp Kızları isimli kitaba el konulduğu ve sonrasında da Refahiye Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından imha ettirildikleri ortaya çıktı.

Refahiye Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından imha edilmesine karar verilen kitaplar Salih Aksoy’un kaleme aldığı ve Kalipso Yayınları’ndan çıkan İbrahim Kaypakkaya’nın hayatının anlatıldığı kitapla; Kazım Gündoğan ve Nezahat Gündoğan’ın İletişim Yayınları tarafından yayımlanan Dersim’in Kayıp Kızları adlı kitabı.

Kitapların “İmha tutanağında” 3 jandarmanın imzası yer alırken, kitapların nasıl imha edildiğiyle ilgili, “Refahiye Cumhuriyet Başsavcısı’nın talimatıyla komutanlığımız kazan dairesinde video çekimi yapılarak imha edildiği…” bilgileri yer aldı.

adhk tarafından

Gar Katliamı’nda yaşamını yitirenler anıldı

Kasım 10, 2019 de ANASAYFA adhk tarafından

10 Ekim Gar Katliamı’nın 49’uncu ayında düzenlenen anmada konuşan 10 Ekim- Der Başkanı Mehtap Sakinci Coşkun, 21 Kasım’da görülecek dava dosyasına ilişkin bilgiler paylaştı

HABER MERKEZİ (10-11-2019) 10 Ekim 2015’te Emek ve Demokrasi mitingine yönelik DAİŞ saldırısında yaşamını yitirenler 103 kişi katliamın 49’uncu ayında anıldı. Ankara Gar Meydanı’nda düzenlenen anmada konuşan 10 Ekim- Der Başkanı Mehtap Sakinci Coşkun, “Her ay buraya gelerek, yapılan katliamı teşhir etmek, katliam silsilesini açığa çıkarmak bizim alanlarda olduk olmaya devam edeceğiz” dedi.

‘İnsanlığa karşı suç tartışması başlatacağız’

Katliama ilişkin açılan davanın 21 Kasım’da görülecek duruşmasına dikkat çeken Coşkun, firari sanıklar hakkında bilgiler vererek, “Ankara 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi Duruşma Salonu’nda yapılacak olan ve yarım kalan bir ceza dosyası var. Bu ceza dosyasında yakın tarihte IŞİD katliamlarını aydınlatabilecek mahiyette olduğu gibi, ülke gündeminde de ülke tarihinde de damga vuracak mahiyette. 16 firari sanığı araştırmak bir yana, hala yargılanan sanıklar konusunda ilk defa firari sanıklar dosyası üzerinden Cumhuriyet tarihinde insanlığa karşı suç tartışması başlatacağız”

‘6 ay içinde anıtla buluşacağız’

Ankara Büyükşehir Belediyesi Meclis toplantısında yapılma kararı verilen ancak üzerinde dört yıl geçmesine rağmen hala yapılamayan anıtlaşma sürecine ilişkin de bilgi paylaşan Coşkun şunları dile getirdi: “Biz artık taleplerimizin ne kadar karşılık bulduğunu ya da ne kadar karşılık bulacağını bilen bir noktadayız.  Anıtlaşma sürecinden bahsetmek istiyoruz. Anıtlaşma sürecine dair bizim yıl dönüm aralarımda da yaptığımız gibi, KESK DİSK TTB VE TMMOB ile 10 Ekim Derneği’nin birlikte yürüttüğü uluslararası bir yarışma süreci başlatılmış bulunmaktayız. Teknik şartları ve bir takım teknik işlemleri hali hazırda bitmiş bir anıtlaşma sürecinde, önümüzdeki aylardan itibaren uluslararası bir anıt projesi ve bir alan projesi kapsamında altı ay içerisinde burada bir anıt ile buluşacağız.”

adhk tarafından

Serêkaniyê’de halka saldırı: Çok sayıda kişi yaşamını yitirdi

Kasım 10, 2019 de ANASAYFA adhk tarafından

Serêkaniyê’nin Til Helef beldesi ve Diwera köyünde düzenlenen yürüyüş sırasında SMO gruplarının saldırıları sonucunda çok sayıda kişi yaşamını yitirirken, onlarcası da yaralandı

HABER MERKEZİ (09-11-2019) Kuzey ve Doğu Suriye’ye bağlı Serêkaniyê’nin Til Helef beldesi ve Diwera köyünde halk, saldırıları protesto etmek için yürüyüş düzenledi. “Talancılar toprağımızdan çıksın” sloganının atıldığı yürüyüş esnasında Türkiye’nin desteklediği SMO gruplarının halka saldırdığı belirtildi.

Saldırı sonucunda çok sayıda sivilin yaşamını yitirdiği, onlarcasının da yaralandığı kaydedildi. (Jınnews)

adhk tarafından

Üç gün süren Politik Kadın Konferansı, ortak mücadele çağrısında bulundu

Kasım 7, 2019 de ANASAYFA adhk tarafından

Beş yıl da bir yapılan 12’nci Politik Kadın Konferansı Almanya’nın Erfurt kentinde gerçekleştirildi Üç gün boyunca çeşitli delegasyonların katıldığı ve 7 ayrı konu başlığının yer aldığı konferans canlı tartışmalara ev sahipliği yaptı

ADKH (07-12019) 1.gün yapılan açılış konuşmasının ardından sahneye davet edilen delegasyonlar kısa mesajlarını ilettiler. Konu forumlarının tanıtımının ardından forumlar başladı.

Forum başlıkları olarak; Emperyalizm, Kadın ve Çevre, Gençlik ve Eğitim, Gelecek Perspektifi ve Sosyalizm, Göç, sosyal ilerlemenin anasıdır, Sendikal Çalışmalarda Kadın, Sağcı hükümetlerin gelişimi, Aile ve diğer yaşam biçimleri üzerindeki etkileri anlatıldı.

Birinci günün sonunda yapılan enternasyonal kültürel etkinlik canlı bir atmosfer oluşturdu.

İkinci gün Ortadoğu işgaline ve Thüringen eyaletinde gelişen sağcı politikalara karşı bir yürüyüş düzenlendi. Şehir merkezinde biten yürüyüşe miting ile devam edildi. Miting de diğer ülkelerde gelen delegeler ve göçmenleri destekleyen kurum temsilcileri mesajlarını sundular.Öğleden sonra forumlara devam edildi. ADKH olarak kadının gelecek perspektifi forumunun ikinci bölümün de Rojova’da kadınların mücadelesiyle gerçekleşen demokratik devrimin kazanımları, kadınlar için yarattığı moral değerlerine dair sunum yapıldı. Sınıf eksenli sosyalist devrimlerden farkının da tartışıldığı Rojova devrimi kadınlar için güçlü bir değer, İŞİD barbarlığına karşı kazanılmış bir kadın zaferi olarak tanımlandı. DDR de ve sosyalist devrimler de kadınların kazanımlarının da tartışıldığı forum da kadınlar için sosyalist perspektifin tek alternatif olduğu vurgulandı.

“DÜNYA KADINLARI BİRLİKTE TARTIŞIYOR, MÜCADELE EDİYOR”

İki günlük tartışmaların ardından forum sonuçlarının kısa özeti katılımcılarla paylaşıldı. Nepal’de yapılan 2.Dünya Kadın Konferansının politik sonuçları sunulup tartışıldı. 2. Dünya kadın konferansında alınan karar doğrultusunda “Kadının Kurtuluşu Konferansı” Politik kadın konseyi tarafından 2018 yılında Hindistan’da yapıldı. Faaliyet raporu içinde konferansın sonuçları da paylaşıldı. Konferansın ana tartışma konularından biri olan geçmişin işçi hareketlerinin pozisyonu, bugüne evrilen kadın grevleri ve sonuçları; ikinci konu olarak savaşa karşı dünya barışı için sorumluluk almaya hazırız bildirgesi ve Akdeniz’de mültecilerin can güvenliğinin sağlanması için mücadele kararı alındığı belirtildi.

  1. Kadın konferansının sonucunda ırkçılığa, özellikle Almanya’da gelişen sağcı politikalara karşı ortak mücadele kararı alınarak bir bildirge yayınlandı.

Politik Kadın Konseyi’nin örgütleyeceği Avrupa konferansı 2020’de Bosna Hersek’de, 3. Dünya Kadın Konferansı ise 2021 Eylül ayında Tunus’ta gerçekleştirileceğini ilan edildi. Yapılan seçimle 14 kişilik yeni konsey üyeleri seçiminin yanı sıra, genç kadınlar (13-18 yaş arası ) kadın mücadelesine duydukları ilgiyi belirterek, Rabell gençlik hareketi üyesi olduklarını ve Politik kadın konseyine de adaylıklarını açıkladılar.

AVRUPA DEMOKRATİK KADIN HAREKETİ

adhk tarafından

ADHK; Müslüm Elma ve Tüm Politik Tutsaklara Özgürlük

Kasım 4, 2019 de ANASAYFA adhk tarafından

Biz ADHK olarak, Müslüm Elma’nın özgürlüğü için başlatılan bu kampanyayı, en içden devrimci yoldaşlık duygularımızla selamlıyor, omuz vereceğimizi belirtiyor, onun şahsında devrimciligin suçlandığı bu davanın düşürülüp, biran önce özgürlüğüne kavuşmasını, tüm dayanışmacı duygularımızla ilan edip, kampanyanın start verileceği yerde olacağımızı beyan ediyoruz

ADHK (04-11-2019) Türkiye Komünist Partisi-Marksist Leninist yöneticisi olduğu iddiasıyla Almanya’da tutuklu yargılanan Müslüm Elma’nın özgürlüğü talebiyle 4 Kasım’da Münih Eyalet Mahkemesi önünde bir mitingle kampanya startı verileceğini öğrenmiş bulunuyoruz. Bu kampanya, 2 Aralık’ta yapılacak kapanış mitingine kadar çeşitli eylem ve etkinliklerle sürdürülecek.

Devrimci kamuoyunun bildiği gibi, Almanya ve Türkiye’nin işbirliğiyle 15 Nisan 2015’te Almanya, Yunanistan, İsviçre, Fransa’da yürütülen bir operasyonda Nürnberg’de Müslüm Elma, Haydar Bern, Erhan Aktürk, Musa Demir, Seyid Ali Uğur, Banu Büyükavcı ve Sinan Aydın; İsviçre’de Mehmet Yeşilçalı; Fransa’da Sami Solmaz ile Yunanistan’da Deniz Pektaş gözaltına alınmıştı. Yurt dışında gözaltına alınanların hepsi, takiben Almanya’ya teslim edildi. 10 devrimciye karşı açılan ceza davası, 17 Haziran 2016’da Münih Eyalet Mahkemesi’nde görülmeye başlandı. Alman Ceza Yasası’nın 129. maddesinin a ve b bendine dayanılarak, Türkiye Komünist Partisi-Marksist Leninist üyesi ve yöneticisi oldukları iddia edildi.

İlk aylarda gözaltında total izolasyon uygulandı. Aile ve avukat görüşmeleri uzun süre cam ardından yapıldı. Tek kişilik hücrelerde tutulup diğer tutuklularla görüşmeleri yasaklandı. Aynı davada yargılanmalarına rağmen ortak savunma yapmaları ve birbirleriyle görüşmeleri engellendi.

Yürütülen kamuoyu çalışması ve yaratılan uluslararası dayanışma sonucunda bu engeller kaldırıldı; Müslüm Elma haricinde hepsi tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Müslüm Elma ise 4 yıl 6 aydan beri tutuklu olarak yargılanıyor. Üç yıldan bu yana süren davanın ne zaman sonlanacağı, 190 duruşma gününün ardından halen belirsizliğini koruyor.

Biz ADHK olarak, Müslüm Elma’nın özgürlüğü için başlatılan bu kampanyayı, en içden devrimci yoldaşlık duygularımızla selamlıyor, omuz vereceğimizi belirtiyor, onun şahsında devrimciligin suçlandığı bu davanın düşürülüp, biran önce özgürlüğüne kavuşmasını, tüm dayanışmacı duygularımızla ilan edip, kampanyanın start verileceği yerde olacağımızı beyan ediyoruz.

Emperyalizme, Faşizme, Dünya Gericiligine Karşı Çıkmak, Ona Karşı Mücadele Eden Bir Devrimci Olmak Suç Değildir!

Müslüm Elmaya’ya Özgürlük!

Tüm Politik Tutsaklara Özgürlük!

ADHK (Avrupa Demokratik Haklar Konfederasyonu)

adhk tarafından

Yaşasın Enternasyonal Kadın Dayanışması

Kasım 4, 2019 de ANASAYFA adhk tarafından

12’nci Politik Kadın Konferansının ikinci gününe denk gelen dünya  Kobane ile dayanışma günü vesilesiyle kadın konseyi bir yürüyüş organize etti

ADKH (04-11-2019) 12’nci Politik Kadın Konferansının ikinci gününe denk gelen dünya  Kobane ile dayanışma günü vesilesiyle kadın konseyi bir yürüyüş organize etti. Yürüyüşte kapitalist sistemin kadınlara uyguladığı yasalar ve politikalar teşhir edildi. Rojova ve Kobane ile dayanışma çağrısı yapılarak enternasyonalist örgütlü mücadelenin kadınların kazanımlarını güçlendirdiği vurgusu yapıldı. Yürüyüşe Courage, Yeni Kadın, MLPD, Avrupa Demokratik Kadın Hareketi (ADKH), Rojova ile dayanışma komitesi katıldı.

Yürüyüşten sonra yapılan mitingde İspanya, Nepal, Tunus ve Bangledeş’ten gelen eenternasyonel  delegeler kısa mesajlarını sunarak ülkelerinde sürdürülen mücadelenin, mücadele eden tüm kadınları güçlendirdiğini vurguladılar.

adhk tarafından

Müslüm Elma ve Tüm Politik Tutsaklara Özgürlük

Ekim 31, 2019 de ANASAYFA adhk tarafından

HABER MERKEZİ (31-10-2019) Müslüm Elma ve 9 arkadaşı; Almanya ve Türkiye’nin işbirliğiyle 15 Nisan 2015 tarihinde Almanya, Yunanistan, İsviçre, Fransa’da yürütülen bir operasyonda gözaltına alındılar On devrimciye karşı açılan ceza davası 17 Haziran 2016 tarihinde Münih Eyalet Mahkemesinde görülmeye başlandı. Alman Ceza Yasası’nın 129. maddesinin a ve b bendine dayanılarak, Türkiye Komünist Partisi/Marksist- Leninist üyesi ve yöneticisi olmakla itham edilmektedirler.

Yürütülen kamuoyu çalışması ve yaratılan uluslararası dayanışma sonucunda Müslüm Elma haricinde hepsi tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmıştır. Müslüm Elma dört sene ve altı aydan bu yana tutuklu olarak yargılanmaktadır. Üç yıldan bu yana süren davanın ne zaman sonlanacağı halen belirsizdir.

Müslüm Elma’nın tutuklu olmasının tamamen onun politik kimliğinden kaynaklı olduğu, uzun zamandır devam eden dava sürecinde defalarca açığa çıkmıştır. Bu nedenle, Müslüm Elma’nın özgürlüğüne kavuşması için tüm demokratik kamuoyunu “Müslüm Elma’ya Özgürlük” kampanyası çerçevesinde, Münih Eyalet Mahkemesi (OLG) önünde düzenlediğimiz mitinge katılmaya, destek vermeye çağırıyoruz.

Müslüm Elmaya Özgürlük!

Tüm Politik Tutsaklara Özgürlük!

Tarih: 4. 11. 2019

Saat: 12.30

Yer: OLG München (Nymphenburger Straße 16)

atik-online.net/