adhk tarafından

Ekonomik krizi yaratanlar kapitalistlerdir, faturasını da onlar ödesinler

Temmuz 5, 2020 de ANASAYFA adhk tarafından

ADHF (05-07-2020) Dünyayı etkisi altına alarak hızlıca yayılan corona salgını, kapitalist sistemde var olan ekonomik krizi büyütmüştür Corona pandemi öncesi dünya genelinde aşağıya doğru gerilemeye giden ekonomik trend gözle görünmekteydi Dünya pazarı üzerinde, Çin, ABD , Kanada, Avrupa birliği, Rusya ve Japonya devleti arasında süren çelişkiler keskinleşmişti. Böylece rekabet at başı sürerken, emperyalist güçlerde, dünya pazarlarına sahip olmaları için, askeri harcamalara bütçe fazlasıyla ayırdılar. Bu askeri harcamaların giderleri, yine emekçilerin emeğini sömürerek ve emekçilerden toplanan vergilerle karşıladılar. Ayrıca işçi sınıfının emeğini daha fazla sömürerek, işçi sınıfın önemli bir kısmını üretim dışına iterek, kayıt dışı çalıştırarak, çocuk emeğini sömürerek, pazarda rekabet gücünü güçlendirdiler. Emperyalistlerin karakterleri gereği, savaşlar çıkararak, yeni pazar arayışına girerek kendi krizlerini atlatma gibi geçici tedbirler almaya çalışmaktadırlar.

Bu sürecin akabinde corona virusu dünya ekonomisini teslim aldı, var olan kapitalist ekonomik kriz derinleşti. İşçi sınıfı yeni saldırılara maruz kaldı. Üretim dışına itilerek yeni saldırılar eklendi. İkinci dünya savaşı sonrası süreçte, işçi sınıfına karşı başlatılan ilk büyük saldırı olarak tarihe geçti-geçiyor. Corona salgını akabinde, Dünya genelinde küresel ekonomi küçüldü, bazı iş yerleri kapandı, bazı şirketler krizi bahane ederek işçiler işten çıkarıldı. Corona pandemi etkisiyle Almanya ekonomisi yılın birinci çeyreğinde yüzde 2,2. Rus ekonomisi yılın ilk dört ayında ise yüzde 1,9. Fransa ekonomisi yılın ilk çeyrekte yüzde 5,8 daralmıştır. Dünya küresel ekonomi salgınının etkisiyle bu yıl yüzde 3,2 oranında bir daralma görülebileceği tahmin edilmektedir.

Bu tabloya bakıldığında 2. dünya savaşı sonrası en büyük geniş kapsamlı ekonomik kriz olduğu aşikardır.

Dünya küresel ekonomiyi elinde tutan ülkeler, ekonomik daralmayı önlemek için bazı reform paketleri açıklamalarına rağmen, krizin önüne geçemediler. Piyasaya sürülen ekonomik paket, büyük tekelci burjuvazinin kasalarına aktarılan paradır. Kapitalist devletler, işten atılan işçiyi, topraklarını süremeyen, emeğin karşılığında ürün alamayan köylüyü, üniversitede eğitimini devam ettirmek isteyen öğrenciyi, memuru, küçük esnafı vs. geçmişte yaşadıkları hayatı düzetmesi için reform paketini yürürlüğe koymamıştır.

Yürülüğe koyduklari ekomomik paketlerle kapitalist büyük tekellerin bütçesine para aktarmıştır. Her ekonomik bunalımda olduğu gibi, corona pandemi sürecinde de büyük tekeller karlı çıkmıştır, krizin faturası emekçilere çıkarılmıştır. Emekçiler, emekçileri işten çıkararak krizi atlatma stratejik planını devreye koymuşlardır.

Bir kez daha işçi ve emekçilerin işte atılmasının, kapitalist özel mülkiyetin bir sonucu olduğu ispatlanmış ve böylece gerici egemenler suçüstü yakalanmıştır. Üretim araçları üzerinde özel mülkiyetin olması, emekçilerin üretim dışına atılması sebebini oluşturuyor. Dünya genelinde üretimde daralma ve işsizliğin büyümesi yaşanıyorsa bunun suçlusu kapitalist tekellerdir. Çünkü, işsizliği yaratanlar bunlardır. Corona salgını sonucu, Amerika’da 33 milyon işçi, Türkiye’de 5 milyon işçi, Avrupa’da 15 milyon işçi işsiz kaldı. Kanada’da işsizlik oranı Şubat ayından Nisan ayına yüzde 6 artış göstermiş, bu oran içinde gençler yüzde 14,3’ü olmuştur. Genç kadınlar sayısı ise yüzde 28,4’e yükselmiştir. Dünya genelinde 350 milliyon işsiz olacağı tahmin edilmektedir.

Toptan ve perakende, konaklama, yiyecek hizmetlerinde çalışan emekçilerin işsiz kalma oranı daha fazla olmuştur, bunlarının büyük oranı kadın ve çocuk emekçileridir. İleriki süreçte, işsizlik rakamları artacaktır.

Ayrıca kayıt dışı üretimde istihdam edenlerin sosyal güvencesi olmaması sonucu işten atılmaları, üste verilen rakamlara dahil değildir. Bu sayının dünya genelinde iki milyar civarında olduğu tahmin edilmektedir. Keza kayıt dışı çalışanların büyük çoğunluğu kadın ve çocuktur. Burjuvazi, kadın ve çocukların emeğini ucuza gasp ederek, sosyal haklarda mahrum bırakılmıştır. Pandemi sürecinde işte atılan bu kesim, sosyal ve ekonomik güvencesi yoktur. Burjuvazi, bu kesimin emeğini sömürerek artı değer elde etmiştir. Pandemi sürecinde krizin yükünü en fazla çeken toplumsal katman, kadın ve çocuk emekçileri olmuştur.

Üstte kısaca belirtiğimiz gelişmeler, özet olarak, pandemi süreci ve akabinde ekonomik krizin faturası işçi ve emekçilere çıkarıldığıdır.

Krizi yaratan kapitalist tekeller, tarihte de sürekli aynı oyunu sahnelemişlerdir. En yakın dönemde, 2000’ler sonrası Avrupa‘da emekçilerin demokratik hakları adım adım burjuvazi tarafında geri alınmıştır.

Asgari ücretin enflasyonun altında olması, kiralık firmaların yaygınlaşması, yoksulluk ve fakirlik sınırın altında yaşayanların sayısının yükselmesi, eğitimin kapitalist üretimin birer kolu haline gelmesi, üniversite kapıları fakirlere, yoksullara kapanması, sağlık sistemin iflas etmesi vs. daha sayamadığımız kısmi haklar, burjuvazi tarafında geri alınmıştır.

Bu düzen, bu sistem, bu devlet, fakirlerin, yoksulların, küçük esnafların, köylülerin, ezilen öğrencilerin, memurların, baskı altında olan Kadınların, yanı ezilenlerin, yoksulların devleti, sistemi, düzeni, değildir. Dünya ekonomisini avucunda tutun azınlık kesimin devletidir, düzenidir.

Bu düzende işçilerin, emekçilerin hakları olamaz. Emekçiler kendi iktidarını kurana kadar da bu böyle olacaktır. Sosyalist toplumda, üste verilen işsizlik, yoksulluk, ötekileştirme, milliyetçilik, olmayacaktır. Sosyalist toplumda planlı ve ihtiyaca dayanan üretim ve sağlık sistemi ücretsiz olacaktır, eğitim başta olmak üzere çocuk ve gençliğin geleceği devlet tarafında garanti altına alınacaktır.

Dolaysıyla emekçilerin kurtuluşu sosyalist sistemdedir. Sosyalist sitem için mücadelede ilerletmeliyiz. İşçi sınıfının sosyalist mücadelesi aleyhine burjuvazi kara propaganda edecektir.

Emekçi halkların birliğini engellemek için, milliyetçilik, ayrımcılık nifak tohumunu serpecektir. Emekçileri ayrıştırarak, yoksulluğun sebebini Türk, Kürt, Fas, Afgan ve yeni Avrupa’ya gelen göçmen emekçileri göstererek, ezilen emekçilerin birlik ve beraberliğini bozmaya çabalayacaktır. Tıpkı bugün olduğu gibi! Bunu başardığı oranda kendi saltanatlarını devam edeceklerdir. Emekçilerin yoksulluktan kurtulmaları için burjuvazinin gerici yalan propagandasına karşı çıkmalı, sınıf kardeşleriyle ortak örgütlenerek sosyalist mücadele ekseninde demokratik ve ekonomik talepler savunurken onunda ilerisini geçerek, kapitalistlere son darbeyi vurmalıdır.

Almanya Demokratik Haklar Federasyonu

adhk tarafından

4 Temmuz Köln Yürüyüşüne Çağrı;

Temmuz 1, 2020 de ANASAYFA adhk tarafından

Demokratik Güç Birliği ve Avrupa Kürdistan Ulusal Birlik Oluşumu olarak, 4 Temmuz 2020 tarihinde Köln’de yapacağımız kitlesel yürüyüşle sesimizi tüm dünyaya duyuracağız Düzenleyeceğimiz yürüyüşe tüm yurtseverleri, devrimcileri ve Alevileri katılmaya çağırıyoruz

İşgale ve faşizme geçit vermeyeceğiz!

ADGB (01-07-2020) AKP iktidarı sonunun geldiğini biliyor. Yaşadığı ekonomik krizin büyük bir toplumsal ayaklanmaya yol açacağını görüyor. AKP, artık yönetemiyor. Yanına aldığı faşist MHP’de AKP’nin derdine çare olamıyor. Her gün gazete ve televizyonlarda Kürtlere saldırarak, ırkçılık yaparak ayakta tutunmaya çalıyor.

Türk devletinin krizi derinleştikçe muhalif tüm güçlere saldırıyor; seçilmiş belediye başkanları, eş başkanlar, milletvekilleri, muhalif gazeteciler, devrimciler tutuklanmakta, kitle örgütleri, kadın dernekleri basılıp göz altına alınanlara işkence yapılmakta tutuklanıp hapishanelere konmaktadır. Hapishaneler birer işkence merkezi gibi çalışmaktadır. Amed D-Tipi kapalı hapishanesinde yatan 76 yaşındaki yurtsever Bedri Bozkurt kalp krizi geçirip hayatını kaybederken, AKP, mafya babalarını, kadın katillerini, çocuk tacizcilerini serbest bırakırken, 500 hatsa tutsak ise yaşam mücadelesi veriyor.

AKP iktidarı ülke içindeki saldırı ve imha saldırılarına sınır ötesi saldırılarını da eklemiş bulunuyor. Her gün birkaç kez savaş uçaklarıyla Medya Savunma Alanlarını bombalayan faşist Türk devleti bu saldırlar da onlarca sivili katletmiştir. İstediği sonucu alamayan diktatörlük, Medya Savunma Alanlarını işgal harekatına girişmiştir. İşgal saldırısı karşısında gerillanın direnişiyle karşılaşan Türk ordusu Heftanin’den öteye geçememiştir. Bunun karşısında iyice azgınlaşan AKP, Kobanê’de savaş uçaklarıyla yaptığı saldırıda 3 kadın, Süleymaniye’de ise 2 çocuğu katletmiş, 8 kişiyi de yaralamıştır.

Faşist Türk devletinin 97 yıldır aralıksız sürdürdüğü Kürt düşmanlığını son 18 yıldır AKP sürdürmektedir. AKP, yanına aldığı MHP, sosyal-faşist Doğu Perinçek ve Ergenekon artıklarıyla oluşturduğu geniş bir ‘koalisyonla’ saldırılarını sürdürüyor.

Türk devletine en büyük desteği Almanya, NATO ve ABD emperyalizmi vermektedir. Türk devletinin elindeki silahlar ve bombalar, Avrupa Birliği ülkelerinden ve NATO tarafından Türkiye’ye satılmakta, Türk devleti bu silahlarla Kürtleri katletmektedir.

AKP, uzun bir süredir yurt dışında sürdürdüğü MİT faaliyetleri üzerinden Kürt kurumlarında çalışan siyasetçileri, devrimcileri ve Alevileri hedefine koyarak yeni provokasyonlara ve saldırılara girişmiştir.

Türk devletinin MİT saldırısının bir yenisi geçtiğimiz günlerde Avusturya’da hayata geçirildi. 25 Haziran 2020 tarihinde Viyana şehrinde kadın cinayetlerini ve kadınlar üzerindeki baskıları protesto eden bir grup kadın eylemciye saldıran Türk faşistleri, ardından ATİK ve DİDF derneklerine saldırarak camlarını kırmış, birçok gösterici ise yaralamıştır.

Türk devletinin Medya Savunma Alanlarına yaptığı saldırılara sesiz kalan merkezi Irak hükümeti ve Kürdistan Federe Hükümeti de Türk devletinin suç ortaklarıdır.

Demokratik Güç Birliği ve Avrupa Kürdistan Ulusal Birlik Oluşumu olarak, faşist Türk devletinin bu topyekun saldırılarına her alanda karşı duracağız. İşgale Ve Faşizme Geçit Vermeyeceğiz şiarıyla 1 Temmuz 4 Temmuz arası başlattığımız eylemliliğimizin finalini 4 Temmuz 2020 tarihinde Köln’de yapacağımız kitlesel yürüyüşle sesimizi tüm dünyaya duyuracağız. Düzenleyeceğimiz yürüyüşe tüm yurtseverleri, devrimcileri ve Alevileri katılmaya çağırıyoruz.

Tarih: 4 Temmuz 2020

Adres: Köln Dom Kilisesi Önü

Saat: 14.30

Demokratik Güç Birliği – Avrupa Kürdistan Ulusal Birlik Oluşumu

adhk tarafından

ADHF 9’uncu Atterse Gençlik ve Tatil Kampı başarıyla sonuçlandı

Haziran 30, 2020 de ANASAYFA adhk tarafından

Avusturya Demokratik Haklar Federasyonu (ADHF) 9’uncu Attersee Gençlik ve Tatil Kampı yüksek katılım, verimli tartışmalar ve kolektif bir emek ile sonuçlandı

Avusturya (30-06-2020) ADHF’nin tatil kampını da değerlendirdiği açıklama şöyle;

Kolektif tatil kampımıza ilgi giderek büyüyor!

Kolektif kampımıza Viyana, Ternitz, Linz, St Pölten, Wels, Salzburg, Innsbruck, Bregenz Almanya, Fransa, İsviçre ülke ve şehirlerinde 250 ye yakın katılım sağlandı. ADHF’nin gelenekselleşen Attersee kollektif Gençlik ve Tatil Kampı ‪25- 26 – 27 – 28 Haziran tarihleri arasında, Avusturya’nın Göller bölgesinden biri olan Salzkammergut Attersee bölgesinde gerçekleştirildi.
Kapitalizmin insana ve yaşama dair her şeyi bireyselleştirdiği, paylaşım ve yardımlaşma kültürünü yok eden, tüketimi körükleyen, süslü para tuzağı tatil anlayışlarını karşı alternatif olarak, kolektif yaşamı paylaşmak için, işçi, emekçi, kadın ve gençlerin katılımıyla düzenlenen ADHF Kamp faaliyetleri demokratik mücadeleleri geliştirmeye yoldaşlık, dostluk ilişkilerini geliştirmeye hizmet eden bir anlayışla ele alınmaktadır. 25 Haziran sabah Kahvaltısı ile Açılışı yapılan kamp programın da şelaleye yürüyüş, Dağa tırmanış, Hallstatt gezisi, sportif Aktiviteler(voleybol, futbol, ) maçları yapıldı.

Panellere ilgi yoğun oldu!

Kamp programın da Sınıf Teorisi dergisinden Temsilcisi’nin katılımıyla “Keskinleşen Sınıf Mücadelesi ve Görevlerimiz”,ADHK Dönem sözcüsü Avrupa’da ki gelişmeler ve Çalışmalarına ilişkin, Araştırmacı Yazar Erdal Emre ise “Avrupa’da Gelişen ırkçılık ve yeni sosyal Hareketler”, Tekoşin LGBTİQ+ temsilcisi ve Sosyalist Gençlik Hareketi (SYM) Cinsel yönelimler, cinsiyet kimlikleri ve LGBTIQ+ mücadelesi üzerine paneller düzenlendi. Geç saatlere kadar devam eden paneller birbirinden öğrenmenin, Empati kurmanın, yaşadığımız sistemi daha iyi tanımanın ve daha fazla kaynaşmanın olduğu, ideolojik politik sorunlarımızla bir nevi yüzleşme de kendine güveninin altının çizildiği verimli bir faaliyet oldu.

ADHF bileşenleri kamp etkinliğini değerlendirdi!

Pazar günü kamp bitiminde Avusturya Demokratik Haklar Federasyonu dernek yönetim kurulu, Denetim kurulu, kadın komitesi ve Kamp komitesinin katılımıyla genel bir değerlendirme yapıldı. Eksiklikler tek tek not alınarak tartışıldı. Havanın güzel olması ve kampa her yıl ilginin giderek artması ile katılımcıların bölgelerden baskın şekilde gelmeleri ve katılımın yüksek olmasından kaynaklı yatma sorunları kollektif çabayla çözülmüş. Mutfak sorunu ve paneller de yaşanan kısmi Sorunlar tartışılıp not edilerek yeni planlamalar yapıldı gelecek yıl kamp komitesi dahada güçlendirilecek disiplinli bir çalışma planlanması çıkarılması karar altına alındı.

Son söz yerine

Özelde Avusturya’nın birçok şehrinde Kampımıza katılım sağlamak isteyen ama yer sorunundan ve yoğun katılımda kaynaklı bizimle bu güzel ortamı paylaşamayan tüm dostlarımız ve yoldaşlarımızın bizi anlayacağını umuyoruz.  Ayrıca Geleneksel ADHF Kolektif Tatil Kampımıza katılım sağlayan dost kurumlara, iyi ve başarılı geçmesi için sabırla emek veren mutfak emekçilerine, Panelistlere Tüm Federasyon bileşenlerimize ve tüm katılımcılara teşekkür ediyor. Başarılar diliyoruz.

 

 

 

 

 

 

 

adhk tarafından

2 Temmuz Sivas Katliamı’nı Unutmadık Unutturmayacağız!

Haziran 30, 2020 de ANASAYFA adhk tarafından

1993‘ün 2 Temmuz‘u, ırkçı, tekçi  Türk- İslam  sentezci  faşist  ‘derin  devlet’in de  teşviki  ve  desteğiyle, esas  olarak Alevi  inancına mensup  aydınların  konakladığı  Madımak  otelinin  benzin  döküp  yakıldığı  gündür

ADHK (30-06-2020) Sivas  Madımak‘ta  cehennem  ateşinin  yaktırılıp, yakıldığının 27. yıl  dönümündeyiz. Bu  yangın  yalnızca o gün değil, dünden o güne, o günden bu güne süregelen siyasal  tarhin  halklarımıza  dönük  katliamlar  ateşi  olarak  devam  etmektedir. Şeyh  Bederddin‘lerden  Pir  Sultan‘lara, Nesimi‘lerden  Hallacı  Mansur‘lara, Suphi‘lerden  1  Mayıs‘lara,  Gazi‘ye, Çorum‘a, Gezi‘ye,  Suruç‘a, Roboski‘ye,  Ankara Garı‘na  kadar  sistematik  olarak süren  ve  Osmanlı‘dan devralınan  faşist  devletin  siyasal  katliamlar  tarihidir. İktidarları  bu  katliamlara  sevekeden  şey  onların  korkularından, emek  sömürüsü iştahlarından  başka  bir  şey  değildir. Onlar  özgür  düşünceden, halkların  ve  farklı  inançların  kardeşliğinden  korkmaktadırlar.

1993‘ün  2  Temmuz‘u, ırkçı, tekçi  Türk- İslam  sentezci  faşist  „derin  devlet“in  de  teşviki  ve  desteğiyle, esas  olarak Alevi  inancına  mensup  aydınların  konakladığı  Madımak  otelinin  benzin  döküp  yakıldığı  gündür. O  gün  binlerce  alevi  inancına  mensup  insanın, içlerinde, Asım  Bezirci, Metin  Altıok, Hasret  Gültekin, Muhsin  Akarsu, Nesimi  Çimen gibi  katledilen  aydın, şair, yazarın da  bulunduğu  kalabalık  kitle  Pir  Sultan  şenlikleri  için  oradaydılar. Pir  Sultan  şenlikleri  başlamadan  günler  önce, MİT‘in  katliam  hazırlıklarını  başlattığı  artık  kamuoyunca  bilinen  bir  gerçektir. O gün  Madımak‘ta  33  aydın  ve  2  otel  çalışanı  yanarak  veya  dumandan  boğularak  can  verdi. Hunharca  yakılarak  katledilen  sadece  33  aydın, yazar, şair  ve  halkın  gencecik  çocukları  değildi. Yakılan  canlarımızla  birlikte, insanlık  ve  insanlık  onuru  yakılmak  istenmiştir. Faşizmin  yoz  kültür  ve  ideolojisine  karşı, halkın  yükselen  ilerici- devrimci  kültürü, sanatı  ve  edebiyatı  yakılmak  istenmiştir. Ama  aydınlarımızın  ve halkımızın  direnişi  karşısında, faşist  diktatörlüğün  hevesi  kursağında  kalmıştır.

Halkımızın  yiğit  evletlarını  diri  diri  yakma  canavarlılığında  bulunan  binlerce  yobaz  güruhun  içinden  120  kişi  hakkında  dava  açıldı. Mahkemenin  sonucunda  33‘ü  idam  diğerleri  değişik  süreli  cezalar  aldılar. Ancak  çok  geçmeden  kısa  süre  içinde  büyük  bir  kısmı  salıverildi. Firar  edenler  oldu  ve  kalanlar  için de  zaman  aşımı  uygulanarak  hepsi  salıverilmiş  oldu. Devlet, suç  ortakları olan bu  beslemelerini  devletin  çeşitli  kademelerinde  görevlendirerek  ödüllendirmekten  geri  durmadı.

Bütün  tarihi  katliamlar  ve  tekçilik  üzerine  kurulu  Faşist  diktatörlüğün  dünden  bugüne  süregelen  baskı, sömürü, talan  politikaları  hız  kesmeden  devam  ediyor. Özellikle  Neo- Osmanlı‘cı  diğer  adıyla  Müslüman  Kardeşler  patentli  AKP  ve  ırkçı  faşist MHP  ortaklı  iktidar,  faşist  TC tarihinin  en  barbar, en  karanlık  tarihi  dönemlerinden  birini yaşatıyorlar Türkiye  K.  Kürdistan  halklarına. Bir  yandan  kendilerinden  olmayan her  kesimi ötekileştirirken, öte  yandan böl  parçala  yoluyla  halkın  farklı  kesimleri  birbirlerine  düşmalaştırılıyor. En  ufak  demokratik  hak  talebi, devlet  terörüyle  bastırılıyor. Geçmişte  can  ve  kan  pahasına  kazanılmış  olan (kırıntılar  biçiminde de  olsa)  tüm  demokratik, akademik  ve  sosyal  haklar yok  sayılmaktadır. İşsizlik, yoksulluk  ve  açlık  çığ  gibi  büyümekte; kadına yönelik  şiddet, taciz  ve tecavüz  yüzde  beşyüz  artmış  durumda. Kara  çarşaflar  içerisine  hapsedilmek  istenen  kadın, belkide  Faşist  TC  tarihinin  en  yoz  ve  barbar  dönemiyle  yüzleşmiş  durumdadır. Bu  yüzdendir ki  bu  süreçte  toplumun  en  aktif, en  örgütlü  muhalif  kesimini de  kadınlar  oluşturuyor. Açlığın, yoksulluğun, baskının  ve  devlet  terörünün  hüküm  sürdüğü  bir  yerde, bunlara  maruz  kalanların  isyanları  meşrudur. Halkımızın isyan  bayrağını  çekmesi  kaçınılmazdır  ve  o  kadar  uzakta  değildir.

Sivas- Madımak  katliamının  27. yıl  dönümünde  ne  katledilen  aydın, yazar  ve  kadınlı  erkekli  halkın  yiğit  evletlarını; ne de  o  cehennem  ateşini  yaktırtan  ve  yakanları  unutmayacağız. Yananları  yüreğimizin  baş  köşesine  oturturken; yakanları  tarihin  çöplüğüne  gömeceğiz.

KAHROLSUN  FAŞİZM!

YAŞASIN  DEVRİMCİ  MÜCADELEMİZ!

SİVAS KATLİMANI UNUTMADIK UNUTTURMAYACAĞIZ!

Avrupa Demokratik Haklar Konfederasyonu (ADHK)

Avrupa Demokratik Kadın Hareketi (ADKH)

Sosyalist Gençlik Hareketi (SYM)

adhk tarafından

Sivas Katliamı’nın 27. yılı: ‘Madımak insanlık tarihinin kara bir lekesi’

Haziran 30, 2020 de ANASAYFA adhk tarafından

Avrupa Demokratik Güç Birliği olarak çağrımız; “gün ortak davranma günüdür” şiarıyla mücadeleyi hep birlikte yükseltelim Sivas katliamının ve tüm katliam ve soykırımların hesabını soralım Diktatörün tahtını yerle bir edelim

ADGB (30-06-2020) Günlerden Cuma 2 Temmuz 1993’de 33 aydın, sanatçı ve Alevi yakılarak öldürüldü. Gerici faşist güruh cuma namazının ardından etkinliklerin yapıldığı kültür merkezinin önüne doğru yürüyüşe başladı. Atılan sloganlardan biri “Sivas laiklere mezar olacak” sloganıydı. Saldırgan gerici faşist grubun bir kısmı yeni dikilen “Halk Ozanları” heykelini yıkıp, yerde sürükledi. Atılan sloganlar eşliğinde sayıları gittikçe artıyordu. Akşam saat 18:00’da Madımak Oteli’nin önünde o ana kadar hiç dağıtılmamış 15 bin kişi vardı. Otel önündeki araçlar ve sürüklenen heykel ateşe verildi, otelin camları kırıldı. Saldırgan gerici faşist güruh Oteli ateşe verdi: içinde yazar ve sanatçıların olduğu 33 kişi otelde yakılarak öldürüldü.

Katliamın üzerinden bugün tam 27 yıl geçti.

Türkiye Devleti katliam sorumlularını göstermelik olarak yargılasa da Madımak davası 2014 yılında zaman aşımına uğratıldı ve tüm dava kapatıldı. Sivil toplum kuruluşlarının ve partilerin “insanlık suçlarında zaman aşımının kaldırılması” talebinde bulunması üzerine mahkeme başkanı, “İnsanlık suçunda zaman aşımı olmaz ama bu suçu işleyenler kamu görevlisi değil sivil oldukları için davanın düşmesine karar verilmiştir” şeklinde açıklamalarda bulundu. Bu yaklaşım kasıtlı ve taraflı siyasal bir karardır! Sivas Katliamı suçlularının serbest bırakılması anlamına gelen ‘zamanaşımı kararı’ Tayyip Erdoğan tarafından ‘Hayırlı olsun!’ denilerek kutlandı.

Bir kez daha bir bütün olarak ortaya çıktı ki; TC devletinin yasama, yargı ve yürütme organları Aleviler, Kürtler ve diğer ötekileştirilmiş halklar karşısında taraflı davranmaktadır. Bu kesimlere dönük katliamları bizzat kendisi tertiplemekte veya kışkırtmaktadır. Sivas katliamı ve Kürt köylerin yakılması, talan edilmesi ve işverenlerine, aydınlarına dönük katliam SHP – DYP iktidarı döneminde Tansu Çiller’in başbakanlık sürecinde işlenmiştir. Baş sorumlusu o dönemin iktidarıdır.

TC devleti kendi varlığını katliam ve soykırımlar üzerinden sürdürmektedir. TC devletinin tarihi katliamlar tarihidir; kendi bekası için Pontus Rum, Ermeni, Asuri/ Süryani ve Keldani halklarına, Ezidilere karşı soykırım politikaları uygulamıştır. Bugün bu halklar kendi anavatanlarında parmakla gösterilecek kadar azdırlar. TC devletinin Koçgiri, Şeyh Sait, Ağrı, Zilan, Dersim ve daha sayısız Kürt katliamı da bu soykırımcı politikanın parçasıdır.

Madımak Alevi katliamı TC devletinin ne ilk ve ne de son Alevi katliamıdır. Ceberrut devletin karanlık faşist çetelerinin Maraş, Malatya, Çorum’da yaptıkları katliamları halen belleklerimizde diri duruyor. CHP hükümeti döneminde yapılan bu katliamların belgeleri dolap çekmecelerinde daha sonra ortaya çıkacaktı; dönemin Karaoğlan Ecevit’i bu belgeleri “devletin Bekası için” kamuoyundan gizlediğini açıklayacaktı. Tüm bu katliamların devletin bilfiil bilgisi dahilinde ve eliyle tezgahlandığı açığa çıkmıştır.

Kolluk güçlerinin şifreli konuşmalarındaki “üç K / Kürt-Kızılbaş-Komünist’lerin katli vacipdir” söylemleri yeni değildir. Bu, TC devletinin kuruluşundan beri uygulanagelen bir kırım politikasıdır. TC devleti tüm bu katliamların sorumlularını aklatmaya çalışmış, aklatılmayan kişileri formel tutuklamalarla geçiştirerek hesap vermekten kaçınmıştır.

Roboski katliamında ve Kürdistan’daki birçok faili meçhul cinayetlerde ve Cizre’de yüzlerce çocuk, kadın, genç ve yaşlı insanların öldürülmesinde parmağı olan canilerin hiçbiri bugüne dek hesap vermedi. TC devleti İran’la anlaşarak bugün de dört parça Kürdistan’ı, dağı taşı bombalamakta, halkımızı katletmektedir.

Kürt ve Aleviler, müslüman olmayan inanç ve halkların düşmanı TC tüm pervasızlığıyla şiddeti içerde ve sınır ötesinde sürdürmektedir. Bizler iyi biliyoruz ki; ömrünü uzatmak için yapılan saldırılar nafiledir ve sonları yakındır.

Avrupa Demokratik Güç Birliği olarak çağrımız; “gün ortak davranma günüdür” şiarıyla mücadeleyi hep birlikte yükseltelim. Sivas katliamının ve tüm katliam ve soykırımların hesabını soralım. Diktatörün tahtını yerle bir edelim.

Zafer halklarımızındır!

Yaşasın Mücadele birliğimiz!

Kahrolsun faşist AKP-MHP bloku!

AVRUPA’DA DEMOKRATİK GÜÇ BİRLİĞİ

adhk tarafından

AKD: Korkmuyoruz, Susmuyoruz, İtaat Etmiyoruz!

Haziran 30, 2020 de ANASAYFA adhk tarafından

AKD (30-06-2020) Avrupa Kadın Dayanışması’nın (AKD), Viyana’daki 24 Haziran Çarşamba eylemine Türkiyeli faşistler saldırdı Çünkü onların, “Vatan, Millet, Sakarya” diye ezber ettikleri sözde değerlerin en önemli kavramlarından bir tanesi, kadının erkeğe koşulsuz biat etmesi ve evin içindeki görevlerinden başka şeylerle ilgilenmemesi idi. Oysa AKD bileşenleri olan kadınlar, zorlu pandemi sürecinde bile, her hafta Avrupa’nın birçok yerinde olduğı gibi, Viyana’nın da çeşitli bölgelerinde, onların “dokunulmaz” bildikleri, erkek egemen devlet yapılarını, sömürü sistemini, Rojova’ya saldırarak kadınları ve çocukları katleden faşist R.T.Erdoğan ve şürekası AKP + MHP’yi, kadına yönelik her türden şiddeti ve kadın katliamlarını teşhir ederken, kadınları boyun eğmemek, biat etmemek için sokaklara çağırıyorlardı.

Tıpkı evde, erkeğin belirlediği kuralların dışına çıkan kadınların “katlinin vacip” olduğu gibi, bu kadınların da “katli vacipti”! En azından korkutulup, sindirilerek, “ait oldukları dört duvarın arasına geri gönderilmeliydiler”. Ancak kadınların direngen duruşu ve alandaki yoldaşlarının, dostlarının müdahelesi ile saldırı geri püskürtüldü. Kadınlar özgülünde istedikleri sonucu alamayınca, akşam saatlerinde ve ertesi gün, daha fazla güç toplayarak, mücadele alanlarımızdan olan ATİK’e bağlı VİTİD’e (Viyana Türkiyeli İşçile Derneği), DİDF ve Avusturyalı anti faşistlerin kaldığı binalara, “Allahü ekber”, “R.T.Erdoğan” sloganları, cinsiyetçi küfürler ve bozkurt işaretleri eşliğinde saldırdılar, camları/ kapıları kırarak binaya zarar verdiler. Ama her saldırı; ilerici, devrimci, demokratların, anti faşistlerin dayanışmayı ve faşizme karşı omuz omuza mücadeleyi sahiplenmeyi büyütmeleriyle geri püskürtüldü…

Viyana’da bu faşist saldırı ve saldırıya karşı direniş sürerken, bütün dünyada aynı kanaldan beslenen erkek şövenizminin neden olduğu kadın katliamları da dur durak bilmiyordu…

Katledilen Kadınlar İsyanımızdır;

Sadece Haziran ayının ilk 16 gününde, Türkiye ve T.Kürdistanı’nda 17 kadın, erkekler tarafından katledilerek 2020’nin en yüksek kadın cinayeti sayısını oluşturdu.

Avrupa’da da süreç çok farklı değil…Özellikle Almanya, Avusturya ve İsviçre’de ev içi şiddet ve buna bağlı kadın katliamları basına çok yansımasa da; sadece bizim bildiklerimiz bile kan donduran cinsten.

Haziran’da dört gün içinde, Avrupa’nın üç ayrı ülkesinde farklı milliyetlerden dört kadın ve bir kız çocuğu, en yakınları olan erkekler tarafından aynı gerekçelerle katledildiler. 21 Haziran’da Aalen – Allmersbach’ta bir Alman kadın (41), kızıyla (9) birlikte eski erkek arkadaşı tarafından evlerinde katledildiler. Aynı gün Stuttgart Nordbahnhof’ta bir Afgan kadın (42), ayrılmak istediği eşi tarafından sokak ortasında bıçaklanarak katledildi. Yine aynı gün, İsviçre Basel’in Prattel bölgesinde, Kosovalı bir kadını (24), eşinden ayrılmak istediği için kayınpederi katletti. 24 Haziran Çarşamba günü; Avusturya’nın Tirol/İmst kasabasında Türkiyeli kadını (31), kıskançılık nedeniyle eşi evinde boğarak katletti, sonra da bir torbaya koyduğu cesedi İnn nehrine attı.

Sadece dört gün içinde, çokça demokrasiden dem vurulan, Avrupa’nın göbeğindeki üç ülkede 4 kadın ve bir kız çocuğu katledildi. Hangi coğrafyada olursa olsun, zihniyet hep aynı. Patriarkal kapitalist sistemin erkeğe tanıdığı toplumsal ayrıcalıkları ellerinde tutan erkekler, kadınların üzerinde hakimiyet kurup, kendilerine biat etmelerini istemekteler. Biat etmeyen, çizgiyi aşan kadınların ise katli vaciptir!..

Bu Daha Başlangıç, Mücadeleye Devam;

Ancak erkek egemen kapitalist sisteme, onun savunucularına ve faşizan saldırılara en güzel cevabı, 27 Haziran Cumartesi günü yine kadınlar verdi.

Viyana’da; faşist saldırıları ve polisin faşistlere adeta fırsat tanıyan pasif tavrını protesto etmek için örgütlenen eyleme, binlerce ilerici, devrimci, demokrat, yurtsever, anti faşist kitle katıldı. Kortejin en önünde kadınlar rengârenk bayrakları, hiç susmayan sloganları, alkışları ve zılgıtlarıyla mücadeledeki kararlılıklarını haykırdılar. Yaptıkları konuşmalarda; “İki gündür yaşanan faşist saldırıların, TC faşizminin temsilcisi R.T.Erdoğan ve şürekası tarafından örgütlendiğini, kadınlar üzerinden başlatılan saldırının aynı zamanda demokrasi mücadelesine yönelik olduğunu, böylesi saldırılarla kadınları yıldıramayacaklarını, aksine bu saldırıların kadınların öfkesini büyüttüğünü, Rojava’ya yapılan saldırının kendilerine yapıldığını, orada katledilen kadınların kızkardeşleri olduğunu” söylediler. Eylem boyunca, “Jin, Jiyan, Azadi”, “Faşizme karşı omuz omuza”, “Katledilen Kadınlar İsyanımızdır!”, “Korkmuyoruz, Susmuyoruz, İtaat etmiyoruz!” vb. sloganlarla, patriarkal kapitalist sistemi, onun maşalarından R.T.Erdoğan ve şürekası özgülünde faşizmi, kadına yönelik her türden şiddeti teşhir ettiler ve “BU DAHA BAŞLANGIÇ, MÜCADELEYE DEVAM!” dediler…

AKD olarak biz de bir kez daha yineliyoruz; Kadın Katliamları Politiktir! Katliamları ve kadına yönelik her türden şiddeti durduruncaya, toplumsal cinsiyet eşitsizliğini yok edinceye kadar mücadelemiz devam edecek! KORKMUYORUZ, SUSMUYORUZ, İTAAT ETMİYORUZ!

adhk tarafından

Mercan Şehitleri 15. Yıldönümünde Hamburg’da Anıldı

Haziran 28, 2020 de ANASAYFA adhk tarafından

17 Haziran 2005 tarihinde Dersim Mercan’da faşist Türk devletinin kolluk güçlerince katledilen 17 komünist kadro ve savaşçı, 15’nci yıldönümünde Hamburg’da Sternschanze semtinde düzenlenen miting ile anıldı

HAMBURG (28-06-2020) Eylem 17 komünist kadro ve halk savaşçısı ve 27 haziran 2011 yılında Ovacık Burnak da ölümsüzleşen Ozan Derman, Abidin Demir, İsmail Perktaş yine yakın süreç de dersimde TKP/ML TİKKO gerillası Hasan Aktaş (Şerzan) ile Kobani’de şehit düşen Kongre Star -Fırat bölge koordinasyon üyesi Zehra Berker ve iki kadın yoldaşı ve MLKP-FESK gerillası HBDH militanı Sinan Güneş şahsın da komünizm, sosyalizm ve özgürlük mücadelesinde yitirilenller için bir dakikalık saygı duruşu ile başladı.

Maoist Komünist Parti’nin 17 lere ilişkin açıklaması okundu. Özellikle son günlerde Kürdistan’a yönelik faşist saldırıları ve Avusturya Viyana’da ki Türk faşistlerinin devrimci demokrat ve yurtsever güçlere yönelik şiddet girişimleri de protesto edildi. Eylemde Partizan Hamburg taraftarları mesajlarını paylaştı.

Hamburg Demokratik Güçbirliği platformu temsilcileri de 17 ler ve güncel konulara ilişkin Türkçe Kürtçe konuşmalar ile eyleme katkıda bulundu.

Eylemin kültürel bölümünde Mavi Düşler Şiir Grubu şiirleri ile Grup Candeniz de Türkçe, Kürtçe ve Zazaca ezgileri eşliğinde eyleme destek verdi.

Eylem Covid 19 pandemi vesilesiyle 50 kişilik katılım izni alınmasına rağmen 200 üzerinde katılımın olması vesilesi ile planlanan süreden önce bitirilmek durumunda kalındı.

Mercan şehitlerini anma mitingimiz başarıyla sonuçlandırıldı.

Mercan Tarihtir! Kanla Yazılan Tarih Silinmez!

Yayılıyordu dalga dalga

Aşarak mahpus duvarını

Direnişin sesiydi

Gök gürlemesiydi

Kol kola kenetlenmiş neferin

Yürüdüler en ön safta

Kucaklayarak ölümü

Teslim olmadılar

Geri durmadılar

Kararımız kesindir dediler

Kaydı dört yıldız art arda

Yararak yoz karanlığı

Dimdikti başları

Yiğit yoldaşların

Güler kızıl karanfiller içinde

 

 

 

 

 

 

 

adhk tarafından

Faşist saldırılara karşı birleşik mücadeleyi yükseltelim!

Haziran 26, 2020 de ANASAYFA adhk tarafından

ADGB olarak, Avrupa’da bütün ilericilerin, devrimcilerin ve halkımızı faşist saldırılara karşı birleşmeye, mücadeleyi yükseltmeye çağırıyoruz Viyana’daki anti faşist direniş ile dayanışmayı büyütelim Faşist saldırıları protesto eden bütün eylemlere aktif olarak katılalım

ADGB (26-06-2020) Viyana’da üç gündür faşist çeteler devrimci, demokrat ilericilere saldırıyor. Dernekleri kundaklıyor. Türk faşistleri bu saldırılarını Avusturya polisinin gözetiminde gerçekleştirmektedir. 24 Hazirandan bugüne, Türk faşistlerinin saldırılarına Avusturya polisi seyirci kalmakta, ve faşist guruha açık destek vermektedir. Türk devleti ile Avusturya devletinin devrimcilere, ilericiler karşı birlikte hareket ettiklerini, çıkarlarının aynı olduğunu ve gerici devlet geleneginin geregi olarak açık ve aleni desteklerini sunmaktadırlar.

Faşistlerin Viyana saldırısı kendiliğinden patlayan veya faşistlerle, devrimci, yurtsever güçler arasında tesadüfü bir karşılaşma sonucu ortaya çıkmış bir olay değildir. Bilakis olay çok bilinçli bir plan ve yönelimin sonucu olduğu anlaşılmaktadır. Zira, ikinci gün kalabalık bir gerici toplulukla derneklere yapılan saldırı durumu net olarak anlatmaktadır.

Türkiye’de başta devrimci-demokratik muhalefet olmak üzere, kendisinden olmayan tüm kesimlere karşı dolu dizgin pervasız bir saldırganlık içinde olan AKP-MHP hükümet bloku, hak arayan işçi ve emekçilere, kadınlara, LGBTİ’lere, aydın, yazar, hukukçu, gazeteci, milletvekili demeden saldırmakta ve tutuklamaktadır. Özel olarak da Kürtlere kaşı bir imha siyaseti izlemektedir. Bu politikanın bir parçası olarak Kürdistan cografyasında Kürtlere ve tüm diğer bölge halklarına saldırarak işgal ve ilhak hareketini sürdürmektedir

Açık olan bir diğer gerçek ise, TC devleti ve onun bugünkü icracı hükümeti olan AKP-MHP koalisyonu, Avrupa sahasında da özel faşist örgütlenmeler içinde olduğudur. Henüz bir kaç yıl önce Avrupa’da çeşitli paravan kurumlar üzerinden devrimci, yurtsever kişi ve kurumlara yönelik suikast yapmak amaçlı istihbarat yaptığı ortaya çıkarılmıştı.

Faşistlerin son Viyana saldırısı bu söylediklerimiz ışığında düşünüldüğünde, olayın bir tesadüften veya kendiliğinden meydana gelmediğini kolaylıkla anlayabiliriz.

TC denilen ceberrut devlet, yurtdışanda; özellikle Avrupa’daki MİT ve diğer gizli kurumları aracılığıyla bir Türk-Kürt çatışması körüklediği çok net anlaşılmaktadır. Bu gerici ve halklar arası düşmanlığı körükleyen politikayı mutlaka boşa çıkarmalıyız. Avrupa’ya gelmek zorunda bırakılan emekçilerin çıkarları ortaktır. AKP-MHP gibi hükümet bloku içinde yer alan ve adına Saray rejimi, denilen halk düşmanı güç, başaşağı doğru gittikçe bu türden provakasyonlara girişmeye hız verecektir.

Faşist saldırılara karşı meşru savunma yapmak tereddütsüz bir haktır. Ancak, Saray rejiminin sivil halkı karşı karşıya getirme politikası ve provakasyona   karşı ise uyanık olmayı asla elde bırakmamalıyız. Zira biliyoruz ki, bu bir Kürt-Türk çatışması; ya da halklar arası bir çatışma değil, faşizme karşı meşru direnmedir. Halklar arası bölünme değil, birleşme ve Saray gericiliğini alt etme mücadelesidir.

Öte yandan, Avusturya hükümetinin kolluk kuvvetlerinin Türkiyeli faşistlerin saldırganlığına karşı sessiz kalmasını kınayıp lanetliyoruz. Saldırganlık içinde olan Türkiyeli faşistlere karşı hoş görülü tutumu ve sessizlik içinde geçiştirme tutumu, aslında Avusturya hükümetinin ülkesinde ki faşist ve ırkçı harekete olan ilgisine işaret etmektedir. Demokratik bir gösteriye saldıran, açık kurumlara fiziken saldıran faşistlere göz yummasının bir nedeni de budur ve Avusturya hükümetinin bu tutumunu bir kez daha kınıyoruz!

ADGB olarak, Avrupa’da bütün ilericilerin, devrimcilerin ve halkımızı faşist saldırılara karşı birleşmeye, mücadeleyi yükseltmeye çağırıyoruz. Viyana’daki anti faşist direniş ile dayanışmayı büyütelim. Faşist saldırıları protesto eden bütün eylemlere aktif olarak katılalım.

Sokakları faşistlere terk etmeyeceğiz!

Faşizme Karşı Omuz Omuza!

Avrupa Demokratik Güç Birliği!

26 Haziran 2020

adhk tarafından

Faşizmin saldırıları mücadeleci kadınları yıldıramaz, bu daha başlangıç, mücadeleye devam!

Haziran 25, 2020 de ANASAYFA adhk tarafından

AKD olarak; faşizan saldırıların biz kadınları asla yıldıramıyacağını, haklı ve meşru mücadelemizden geri adım atmayacağımızı bir kez daha yinelerken, tarihin bu kararlı duruşumuzun kanıtı olduğunu hatırlatırız

AKD (25-06-2020) Pandemi sürecinde “evde kal” çağrılaına inat, devrimci 9 kadın örgütünün bir araya gelerek oluşturduğu Avrupa Kadın Dayanışması, her Çarşamba gününü eylem günü ilan etmişti… Çünkü “evde kal” çağrılarının, özellikle de biz kadınlar için ne ifade edeceğinin farkındaydık… “Evde kalmak” yerine, kadınlar olarak olabildiğince sokaklarda olmak zorundaydık…

Çünkü patriarkal kapitalist sistem, işçi sınıfı, emekçiler ve tüm ezilenlere yönelik baskı ve sömürü politikalarını hayata geçirmek için, ırkçı, cinsiyetçi, homofobik, milliyetçi duyguları sürekli tırmandırmaktadır… Pandemi süreci, 2008’den beri tüm dünyada süren ekonomik krizin tekrar ertelenebilmesi için emperyalistler açısından bir fırsattı ve bu fırsatı kullanmak için her türlü yöntemi uygulayacaklardı… Tabii ki bu sürecin en büyük faturası yine kadınların omuzlarına yüklenirken, Avrupa özgülünde ise en başta göçmen ve mülteci kadınlara yüklenecekti… Tahmin ettiğimiz gibi de oldu… Zaten bütün dünyada her geçen gün yükselen kadın katliamları ve kadına yönelik şiddet, şiddetin bütün türevleriyle içiçe geçerek pandemi sürecinde gözle görülür bir şekilde tırmandı…

Avrupa Kadın Dayanışması’nın çağrısıyla Avrupa’nın birçok şehrinde, her Çarşamba sokaklarda olan örgütlü kadınlar, bu süreçte kadınların yaşadıkları şiddet ve katliamlar başta olmak üzere, patriarkal kapitalist sistemi ve politikalarını teşhir etmeye çalıştılar… Avusturya’nın başkenti Viyana, bu çalışmanın en iyi oturduğu, kadın dayanışmasının en güzel sergilendiği ve yaklaşık her Çarşamba eylemlerin gerçekleştirildiği alanlardan birisiydi… AKD bileşenlerinin gerçekleştirdikleri eylemler, süreç içerisinde Türkiyeli faşistleri rahatsız etmeye başladı… 16. ve 20. Viyana’da gerçekleştirilen eylemlere saldırdılar öncelikle… Ancak her defasında başta kadın arkadaşların kararlı duruşları ve alandaki katılımcı arkadaşların müdahelesi ile saldırılar geri püskürtüldü…

AKD’nin 24 Haziran Çarşamba için gündemi; Avrupa’daki ekonomik kriz kıskacındaki kadınların sorunları idi. Ancak faşist TC devletinin Kobane’de gerçekleştirdiği saldırıda şehit düşen üç mücadeleci kadın için de eylemler yapılması söz konusu olunca, çoğu yerde olduğu gibi Viyana’da da bu iki konu birleştirildi.

Kadın arkadaşlarımız 10. Viyana’da eylem alanına gittiklerinde henüz pankartlarını açmışken, faşistlerin saldırılarına maruz kaldılar… Bu seferki saldırı dahaa organize bir şekilde gerçekleştirilmekteydi… Olay yerine gelen polis, olaya müdahele ettiyse de, faşistler eylem alanından dağılmamışlar aksine giderek büyüyen bir kalabalık şeklinde birikmiştirler… Eylemden sonra, eylemi gerçekleştirenlerin polis eşliğinde, eylem alanının en yakınındaki kurum olan ATİK VİTİD binasına (Viyana Türkiyeli İşçiler Derneği) gitmesiyle, faşistler bu defa da derneğin etrafında birikip tehditler savurmaya ve derneğe saldırmaya çalıştılar… Polisin müdahelesi bu saldırıyı engellediyse de, diğer taraftan polis te, saldırıyı gerçekleştiren bıçaklı, sopalı faşistleri sorguya almak yerine, derneğe girmeye çalışarak saldırıya müdahele eden ilerici devrimci insanları sorguya almaya, fişlemeye çalışmıştır… Olayı duyan yüzlerce devrimci, demokrat, ilerici kitlenin anında VİTİD’e gelerek, faşist saldırıya karşı bir set oluşturup VİTİD’i sahiplenmesi, devrimci dayanışmanın önemini bir kez daha gözler önüne serdi… Olaylar zinciri yaşanırken, olayla ilişkisi olmayan antifaşist bir arkadaşımız dün akşam polis tarafından gözaltına alınmış ve halen serbest bırakılmamaıştır… Polisin bu tavrını kınıyoruz ve arkadaşımızın derhal serbest bırakılmasını talep ediyoruz. Suçlu aranıyorsa, izinli gerçekleştirilen demokratik ve meşru eylemimize saldıranlar arasından aranmalıdır…

Viyana’da AKD bileşenleri ve VİTİD, bugün (25 Haziran) saat 18.00‘de tüm demokrasi güçlerine, bu faşist saldırıyı protesto için miting çağrısı yaptı…

Yaşanan bu saldırı; emperyalist saldırıların, ırkçılığın, toplumsal cinsiyet ayrımcılığının büyüdüğü, faşizmin ayak seslerinin giderek yaklaştığı günümüz açısından, devrimci dayanışmanın, özellikle de kadınların ortak mücadelesinin ne kadar büyük bir önem taşıdığını, başta R.T.Erdoğan ve onun Avrupa’da örgütlediği işbirlikçileri olmak üzere, sistem sahiplerini ve koruyucularını bu haklı ve meşru mücadelemizin ne kadar rahatsız ettiğini bir kez daha gözler önüne sermiştir… Ancak demokrasi ve eşitlik mücadelemizin hiçbir şekilde engellenemeyeceği bilinmelidir.

AKD olarak; faşizan saldırıların biz kadınları asla yıldıramıyacağını, haklı ve meşru mücadelemizden geri adım atmayacağımızı bir kez daha yinelerken, tarihin bu kararlı duruşumuzun kanıtı olduğunu hatırlatırız… Bu anlamda tüm ilerici, devrimci, demokrat kadınlar başta olmak üzere tüm kurumları, Avrupa’nın her yerinde bu karşı duruşu sahiplenmeye ve dayanışmayı büyütmeye çağırıyoruz…

➢ YAŞASIN DEVRİMCİ KADIN DAYANIŞMASI!

➢ KAHROLSUN FAŞİZM!

➢ JİN, JİYAN, AZADİ! KADIN, YAŞAM, ÖZGÜRLÜK!

adhk tarafından

Viyana’da Türk faşistlerin saldırısı püskürtüldü

Haziran 25, 2020 de ANASAYFA adhk tarafından

Viyana Kadın Dayanışması çarşamba günü düzenledigi eyleme Türk faşistleri tarafında saldırıya uğradı, saldırı anında katılımcı kitle tarafından geri püskürtüldü

VİYANA (25-06-2020) Türk devletinin Güney Kürdistana gerçekleştirdiği hava saldırısı gündeme gelince, har çarşamba yapılan kadın eylemi bu saldırıyla birleştirilerek protesto edildi. Eylem alanında saat: 18.00 de bir araya gelen kitleye ilk andan itibaren sivil faşistler tarafından müdahle edilmek istendi, sözlü sataşma bir süre sonra fiziki saldırıya dönüştü. Eylemde yer alan kitle tarafından bu saldırı güçlü bir şekilde geri püskürtüldü.

Ardında kitle VTİD derneğine çekildi. Dernekte değerelendirme toplantısı yapılırken, Avusturya polisi, binaya girip GBT yapmak isteyince, kitle tepki gösterip müsade etmedi. Yapılan değerlendirmede, ikinci bir yürüyüşün yapılması kararı alındı ve kitleye katılım çağrısı yapıldı. Dernek önünde toplanan kitle, yürüyüşe geçti. Faşist iktidarın Avrupa’daki uzantısı faşistlerin miting ve yürüyüşe yönelik saldırıları boşa çıkarılarak, faşist çetelere hak ettikleri yanıt verilmiştir. Kitle tarafından sahiplenilen eylem, merkez tren garının önünde faşizme karşı birleşik mücadeleye çağrıyla sonlandırıldı.

Bu eylemde ADHF üyesi bir arkadaşımız polis tarafında gözaltına alındı. Arkadaşımız an itibariyle hala bırakılmadı.

Yine bugün (25 Haziran 2020) faşist saldırıları protesto etmek için, Viyana’da Viktor-Adler-Markt’da Saat: 18.00 miting yapılacaktır. Bütün ilerici, demokrat ve halkımızı bu mitinge katılmaya, dayanışmayı yükseltmeye çağırıyoruz!

Avusturya Demokratik Haklar Federasyonu (Viyana)