adhk tarafından

Demokrasi Nöbeti 33’üncü gününde Nusaybin’de yapıldı

Eylül 20, 2019 de ANASAYFA adhk tarafından

Mardin’deki Demokrasi Nöbeti 33’üncü gününde Nusaybin’le devam etti  Nöbette konuşan HDP Şırnak Milletvekili Hüseyin Kaçmaz, “Kürt meselesi çözülmeden bu ülkenin sorunları çözülmez”

HABER MERKEZİ (20-09-2019) Halkların Demokrasi Partisi (HDP) yönetimindeki belediyelere kayyum atamalarına karşı başlatılan Demokrasi Nöbeti 33’üncü gününde Mardin’in Nusaybin ilçesinde devam etti. HDP ilçe binası polis ablukası altına alınırken, HDP’liler buradan Barış Parkı’na yürüdü. Parkta şarkılar ve alkışlar eşliğinde yapılan oturma eyleminin ardından HDP Şırnak Milletvekili Hüseyin Kaçmaz açıklama yaptı.

‘Halklar mücadelerine devam ediyor’

AKP hükümetinin iradeyi yok saydığını dile getiren Kaçmaz, “3 yıl öncesinde de belediyelere kayyım atanmıştı. Bugün AKP ve MHP faşizmi Kürde ve demokrasiye kaşı gücünü kullanmaktadır. Şunu bilmelidirler; bu iradeye diğer hükümetler de saldırmış ve sindirmeye çalışmıştır ancak 10 yıllardır bu halk mücadelelerini devam ettiriyor” diye konuştu.

‘HDP Ortadoğu’ya barış getirecek’

AKP’de çözülmelerin meydana geldiğini söyleyen Kaçmaz, çözümsüzlükteki en büyük sorunların başında Kürt meselesinin yattığını belirtti. Kaçmaz, “Kürt meselesi çözülmeden bu ülkenin sorunları çözülemez. AKP ve MHP hükümeti her yerde savaş politikalarına devam ediyor. Yapılan bu kayyum hukuksuzluğu sadece Kürde karşı değil demokrasiye inananlara karşı da uygulanmıştır. Bugün Musa Anter’in açtığı yoldan milyonlar yürüyor. HDP susmadı, susmayacak, Ortadoğu’ya barış getirecek olan parti HDP’dir” sözlerini kullandı. (MA)

adhk tarafından

Grup yorum açlık grevi direnişinin 127’nci gününde

Eylül 20, 2019 de ANASAYFA adhk tarafından

Tutsak bulunan, Grup Yorum üyeleri açlık grevine devam ediyor Tutsak Grup Yorum üyelerinin, açlık grevi eylemleri 127’nci gününe girdi

HABER MERKEZİ (20-09-2019) Grup Yorum, üyelerinin serbest bırakılması, haklarındaki davaların düşürülmesi ve meydanların kendilerine açılması talebiyle başlattıkları açlık grevi eyleminin 127’nci gününe girdi.

Grup Yorum şu taleplerle grevi başlattığını duyurmuştu;

“OHAL’den bu yana sanatımıza yönelik baskılar her geçen gün artarak devam ediyor. OHAL’den bu yana İdil Kültür Merkezi’miz 2 sene içinde 8 defa polisler tarafından basıldı. Her baskında enstrümanlarımız paramparça edildi, bestelerimiz çalındı, stüdyomuz talan edildi. Bu son 2 sene içinde toplam 11 üyemiz tutuklandı, 6 üyemizin başlarına para ödülü konularak “terör” listelerine alınarak arama kararı çıkartıldı haklarında. Bugün sadece Grup Yorum’a değil, AKP kendi gibi düşünmeyen herkese yaşam hakkı tanımıyor. Grup Yorum elemanlarının “terör” listelerine alınması, haklarında ‘vur’ emri verilmesi bunun açık göstergesidir.

Bu süre içinde küçük büyük bütün konserlerimiz yasaklandı. Günümüzde hala devam etmekte olan Grup Yorum’a yönelik, yaptığımız sanata yönelik açık bir saldırı var.

Biz tüm bu baskılara rağmen halk için sanat yapmaktan, türkülerimizi söylemekten geri durmadık. Meydanları, stadyumları yasakladılar kamyon kasalarında, damlarda sesimizi halka ulaştırabileceğimiz her yerde konserlerimizi yapmaya devam ettik. Tutukladılar hapishanelerde üretmeye umut olmaya devam ettik. Listelerin meşru olmadığını onların listelerine bestelerimizle cevap vererek gösterdik, 30’a yakın beste ürettik ve yayınladık.

Şu an hala tutuklu olan 7 üyemiz ve hakkında arama kararı bulunan 4 üyemiz bulunmakta.
Aşağıdaki taleplerimizin karşılanması için Grup Yorum olarak açlık grevine başlıyoruz

– Üyelerimizin serbest bırakılmasını istiyoruz. Davaların düşürülmesini istiyoruz.
– OHAL Boyunca İdil Kültür Merkezi 8 kez basıldı. Polis baskınlarına son verilsin istiyoruz.
– Üyelerimizi terör listelerine koymak, halkı terör listelerine koymak demektir, listelerin kaldırılmasını istiyoruz.
-Konser yasakları kaldırılsın, meydanlar Grup Yorum’a açılsın. Grup Yorum konseri istiyoruz.” ifadelerine yer vermişti. Grup Yorum bu kapsamda açlık grevinin 127’nci gününe girdi.

adhk tarafından

“Alnında Kılıç Yarası, ARMENAK-Orhan Bakır”  Belgeseli Galası, 5 Ekim`de Köln`de gerçekleştirilecek

Eylül 18, 2019 de ANASAYFA adhk tarafından

“Alnında Kılıç Yarası, ARMENAK / Orhan Bakır”Belgeseli Galası 05 Ekim 2019 Cumartesi günü Almanya’nın Köln kentinde  Filmclub salonunda  gerçekleştirilecek

KÖLN (18-09-2019) Gala`ya AGOS gazetesi editörü yanında çeşitli çevrelerden aydın, yazar, gazeteci, sanatçı ile demokratik kurum temsilcileri  ve medya temsilcileri davet edildi.

5 Ekim tarihinde  Köln`de yapılacak tanıtım Galası ardından, Belgesel Avrupa ve Türkiye`de bir çok kent de gösterime girecek.

Mayıs Kolektif tarafından yapılan 90 dakikalık  “Alnında Kılıç Yarası, ARMENAK – Orhan Bakır “ belgeseli, Ermeni ulusuna  yapılan soykırımın izlerine, Armenak’ın TKP/ML ve Kaypakkaya çizgisinde devrimcileşme sürecine, 1970 li yıllarda Türkiye Devrimci Hareketinin mücadele tarihinde yaşanan kesite dair, o dönemi yaşayan dostları, yoldaşları ve halk ile yapılan söyleşi ve anlatılarla bir tarihsel hafıza oluşturuyor.

Hrant Dink’inde içinde olduğu dönemin gençliğini etkileyen, iz bırakan bir önder olarak Ermeni milliyetine mensup Armenak’ın yaşamını ve mücadelesini konu ediyor.

Gerçekleştirilecek Gala Tarihi:   05 Ekim 2019 Cumartesi

Gala Saati:    18.30

Gala Adresi:  Filmclub – Hahnenstrasse 6, 50667 Köln- Almanya

http://www.armenakbakirciyan.net/

avrupahaber5.org/

adhk tarafından

“Sözün bittiği yerde” sözden başka ses yoksa…

Eylül 18, 2019 de ANASAYFA adhk tarafından

Devrim, devrimci ölülerle değil, devrimci görevlerde yaşayan militanlarla ilerler

BAKIŞ CAN (18-09-2019) Sessizlik bugün mevcuda itirazın yokluğuna dayanıyor ise korkunçtur Dayanmıyor! Ama sular durgun, yel serin esiyor ‘‘Ölü toprağı‘‘ değilse de, dinginlik egemen olmuş devrimin çalkantılı ruhuna. Kopacak devrimci fırtınanın habercisi değilse, ürkütücüdür bu sessizlik. O haber de uzak! Kendiliğinden koparsa o fırtına ne ala, lakin sarayın duvarlarına vuracak enerji yine şart. Havlu atmamış olmak iyidir ama devrimci sükunet iyi değil, kötüdür… Sözün bittiği yerde, sözden başka eylemin olmadığı yerdeyiz şimdi… Oysa çelişen ve çatışan doğa ses çıkarır.. Siyasi çatışma ise kıyamet koparmalı…

Kendiliğinden potansiyeli alabildiğine güçlü devrimci kalkışmanın. Kabarsa ‘‘köpükler‘‘, şüphe yok, illede büyür dipten gelen dalgalar. Kabına sığmaz… Dalgalar çekilmiş, deniz sakin, kıyılar engin ama yakamozlar eksilmiyor.. Öfkeli bekleyişte… Yetmiyor ay ışığı, güneşin açması şart. Soğuk kadar sıcak da sert olmalı… Hani bir kıvılcım tutuşturur ya bozkırı, öyle yakar isyanı isyanın ilk kıvılcımı. Bir kıvılcımı aydınlatır o büyük karanlığı… İşte ona muhtaç.. Öne çıksa burjuvaziyi de takip edecek kadar öncüye muhtaç, o dip dalganın kendiliğinden hasıl olmuş yakarcasına kızgın öfkesi…

Düş değil, gerçeğin ta kendisi. Daha anlatacağız… Bir de devrimi anlatacağız… Kırılsa beyinlere vurulu kelepçe, korku eğişi aşılsa devrimci cüretle ve yıkıp yapmak için birleşse söz ile eylem, işte o vakit olacak, düş denilen o büyük kalkışma… Kol gezecek özgürlük, birleşirse bilinç ile emek… Ve baskılarla terbiye edilmişlerin özgürlüğe susamış bağrından fışkırırcasına doğacak devrim… Mutlaka yazılacak o tarih, proletaryanın önderliğinde tarih yazan kitlelerin devrimci eylemiyle… Yazılacak; ‘‘Herkesten emeğine göre, herkese emeği kadar‘‘ şiarıyla… Ta ki, ‘‘Herkesten yeteneğine göre, herkese ihtiyacı kadar‘‘ yazılana kadar ilerleyecek devrim bayrağı…

Nostalji değil, imkansız hiç değil… Değiştirilmesi zorunlu olanın, değiştirme tarihinden onay alan devrimci tasfiyesinin kaçınılmazlığıdır açıklanan…

Şimdi anlatmak vardı devrimi… Öncüler işçilerle birlikte burjuvaziye karşı cenkte. Emeğin gücü meydan nümayişlerinde. Proletarya grevlerle ilerliyor büyük direnişlere. İşçi tugayları barikatlarda. Mahalle mahalle kurulmuş meclisler, burjuvazi kuşatma altında. Üniversiteler kızıl bayraklı gençliğin pratiğiyle ışımakta. Büyük şehirlerde yanan ateşin ısısı vurmuş kırsala. Eli değnekli köylüler kovalamakta büyük şirketleri topraklarından. Ve kadınlar… Kadınlar koşuyor, bir yıkılan barikata, bir düşen mevziyi tutmaya, bir gelen panzeri durdurmaya… Korkunç vuruşma demidir. Amansız bir kavga… Arkada yatıyor ölü bedenler… Meydanlar kızıl, ilerliyor iktidarın zaptına, genci yaşlısıyla, kadını erkeğiyle büyük devrimci kitleler… Nihayet toplanmış hükümet konağında, erkeği-kadınıyla her dilden, her inançtan, sınıf kardeşliği hamuruyla birleşmiş büyük kalabalığın huzurunda, yönetmek üzere kurulmuş devrim konseyleri… Özgürlükler dünyasına atılmış büyük adımdır devrimci alt-üst oluşla gerçekleştirilmiş olan… Eskinin yıkılması, yeninin inşasıdır başlayan… Ve yaşayarak anlatacağız o büyük günü…

Eşyanın tabiatıdır, eski ile yeni çatışmasının sınıflar arası siyasi çatışmaya vuran kahredici zor eylemi. Bencillik ile toplumsal paylaşımcılığın kaçınılmaz çatışmasıdır zora davetiye veren… Kölelikle özgürlüğün yakınlık tanımaz uyumsuzluğudur hal edilecek olan… Ve emeğin gaspıdır keskin düşmanlığa maya olan… Öyleyse emek gaspının sonudur, baskının el değişimiyle büyük özgürlüğe doğru ilerlenecek yolun kilit halkası…

Emeğin tam özgürlüğü temelinde sömürünün ortadan kaldırılmasıyla özgürleşecek insan-lık… Onun eylemi ve söylemidir; sömürüye hayır, baskıya hayır, imtiyaz ve her türden ayrımcılığa, her türden eşitsizliğe, her türden gericiliğe hayır! Kahrolsun emperyalizm, kahrolsun faşizm ve her türden egemen gericilik. Kahrolsun emperyalist kapitalist doğa tahribatı… Yaşasın özgürlük, yaşasın bağımsızlık, yaşasın devrim, Sosyalizm ve Komünizm mücadelesi! Yaşasın bütün uluslardan proletaryanın birliği ve halkların kardeşliği. Yaşasın Ulusların Kendi Kaderini Tayin Etme Hakkı… İnsanın insan üzerindeki baskısına son!… Bunun için meydana çıkmalı, meydan okuyarak göğüs germeliyiz… Kıyamet burada kopmalı, böyle kopacak…

Sükunetti bozup fırtına koparmak için yükseltmeliyiz pratiğin sesini… Hükmünü kurmalıyız eylemin… Küçük adımlarla sıkı örmeliyiz büyük devrimci eylemi… Kurutmalı, bir kıvılcımla tutuşturmalıyız bozkırı… Uyku mahmurluğunu atmalı, yakıcı sıcaklıklara uyanmalıyız… Silkelenip pasları dökmeliyiz. Çalkantılarda yürümek ve çalkantılar yaratmak için her türden uyuşukluk ve rehavete son… Devrim dinamiktir. Devrimin dinamizmi ‘‘ölü devrimcilikle‘‘ karşılanamaz. Devrimciler en azından devrimin dinamiğine uygun dinamizme, yaratıcılığa ve cürete sahip olmak durumundadır. Devrimci görevler keskin olduğu kadar, aktivitesi atak devrimcilikle yürütülebilir. Diriliğini yitiriş devrimcilik devrimin görevlerini omuzlayamaz…

Devrim, devrimci ölülerle değil, devrimci görevlerde yaşayan militanlarla ilerler…

adhk tarafından

Köln’de Emperyalizm ve enternasyonalizm paneli gerçekleşti

Eylül 17, 2019 de ANASAYFA adhk tarafından

ADHK, ATİK ve MLPD’nin Emperyalizm, emperyalistler arasındaki iktidar dalaşı ve enternasyonal mücadelenin önemini konu alan panel 15 eylül günü Köln’de gerçekleşti

KÖLN (17-09-2019) ADHK, ATİK ve MLPD’nin birlikte düzenledigi Empetyalistler arası iktidar mücadelesinin nedenleri, yeni Emperyalist ülkelerin iktidar mücadelesine yansımaları ve Enternasyanal mücadele konulu panel başarıyla sonuçlandı.
Her kurum 20. dakikalik sunumlardan sonra 15 dakikalık aradan sonra katılımcılardan kurumlar adına ve bireysel düsünce ve sorularını dile getirdikten sonra, panelistler 10 dakikalik toparlama ve soruları cevaplandırdılar.

1 Mayıs marşının Türkçe ve Almanca seslendirilmesiyle panel sonuçlandı.

adhk tarafından

Demokrasi Nöbeti 29’uncu gününde

Eylül 16, 2019 de ANASAYFA adhk tarafından

İçişleri Bakanlığı tarafından HDP’li üç büyükşehire kayyum atanmasından sonra başlatılan ‘Demokrasi Nöbeti’ eylemi devam ediyor

HABER MERKEZİ (16-09-2019) Mardin, Van ve Diyarbakır büyükşehirlerine kayyım atanmasının ardından başlayan ‘Demokrasi Nöbeti’ eylemi 29. gününde devam ediyor.

Diyarbakır’daki eyleme yerine kayyım atanan Diyarbakır Büyükşehir Belediye Eşbaşkanı Selçuk Mızraklı’nın yanı sıra HDP’li milletvekilleri, Kürt partileri ve sivil toplum örgütü temsilcileri katıldı.

Polis barikatı altında gerçekleşen eylemde konuşan Kürdistani ittifak adına Abdullah Bozkurt, “29 gün önce 3 belediyeye kayyım atandı” hatırlatmasında bulunarak, “Bu adaletsizliktir. Bütün inançlara çağrımızdır. Bu adaletsizliğe karşı sesinizi yükseltin. HDP’nin toplumla bağını koparmaya çalışıyorlar. HDP önünde oturan annelere çağrımızdır. Gelin hep birlikte barış inşa edelim” dedi.

“Demokrasi Nöbeti” eyleminde konuşan Selçuk Mızraklı, “Bütün kurumların üzerinde bir irade vardır, o irade halk iradesidir. 29 gündür kayyım atlayanlar kayyım atamanın gerekçelerini açıklayamamanın altında eziliyorlar. Tarih mazlumla zalimi anlatıyor. Eksiliyorlar, her geçen gün dökülüyorlar. Gidecekler. Sizler bunların gidişinin işaret fişeğisiniz. Artık yalnız değiliz, buradaki itiraz, İzmir’den, Karadeniz’den duyuluyor. Karadeniz’den, Akdeniz’den yoldaşlarımız geliyor. Bizi ablukaya aldığını düşünen zihniyet kendi çukuruna düştü” ifadelerini kullandı.

Mızraklı, konuşmasını şu sözlerle tamamladı, “Yarına umutla bakacağımız çerçevede bu süreci yürütmek gerekiyor. Eğer sizler demokratik siyasetin önüne sürekli tıkaçlar vurursanız, sizler savaşı körüklerseniz barışı değil savaşa zemin hazırlamış olursunuz. İktidara sesleniyorum, zulmünüz baki kalmayacak, elbet hakikat ortaya çıkacak. Geçmişte ne söylediğinizi, bugün ne yaptığınızı çok iyi biliyoruz. Geç değil, her zaman çözümün kapısını aralayacak bir şeyler vardır. Hepimizin barış için yapabilecekleri var, lütfen esirgemeyin” şeklinde konuştu. kayyımlar mutlaka gidecek, biz burada kalacağız.”

HDP Diyarbakır Milletvekili Musa Farisoğulları ise HDP il binasının önünde oturma eylemi yapan ailelere seslenerek, “Son günlerde coğrafyamızda paramiliter saldırılar yapıyorlar. Çözüm parti binamızda arıyorlar. Bizim çağrımız kirli siyasete alet olmasınlar. Halkımızın üzerinde kirli siyaset yürütmesinler. Buna karşı halkımız da direnecek. Sonları yaklaştı, gidecekler” dedi.

Konuşmaların ardından oturma eylemi yapıldı.(Gazete Duvar’dan derlenmiştir)

adhk tarafından

ADHF 39. Kongresini yaptı

Eylül 16, 2019 de ANASAYFA adhk tarafından

Almanya Demokratik Haklar Federasyonu, 39. Kongresini, 14 Ekim 2019 tarihinde başarıyla gerçekleştirdi

FRANKFURT (16-09-2019) Emperyalist talana, Kapitalist sömürüye, Hak gasplarına, Irkçılığa ve Militarizme karşı; Örgütlenelim, Kazanalım! Şiarıyle gerçekleşen 39. Kongremiz,  Devrim şehitleri için saygı duruşuyla  başladı.

Divan seçimi akibinde, Siyasal rapor okunarak, taslak tartışmaya açıldı. Dernek ve Komitelerde seçilen delege ve misafirlerin katılımıyla yoğun tartışmalar, siyasi taslak üzerinde yaşandı. Siyasal taslakta tartışılan; Emperyalist sistemin çözümlenmesi, Neo Nazi faşist partilerin gelişmesinin arka plandaki ekonomik siyasi sebepleri, Derneklerin kitlelerle buluşması için kitle politikası, Almanyada sınıf mücadelesi içinde kurumun yeri v.b politik, siyasal tartışmalar yoğun biçimde oldu. Delegeler oy birliği ile siyasal taslağın sadeleştirilerek, düzetilmesi görevi yeni seçilen yönetim kuruluna  verdi.

Siyasi taslak akibinde, yeni organların seçimi gündemine geçildi.  39.Kongremiz’de delegeler, ADHF’nin yeni organlarını seçerek  konge başarıyla sonuçlandı.

Almanya Demokratik Haklar Federasyonu

adhk tarafından

Hindistan Komünist Partisi (Maoist) Hint devletinin saldırılarına karşı Halk Savaşı’nı yükseltiyor

Eylül 10, 2019 de ANASAYFA adhk tarafından

HABER MERKEZİ (10-09-2019) Hint devleti geçtiğimiz ay Keşmir’de sıkı önlemlerini arttırırken, Hindistan’ın kuzeydoğusunda bulunan Assam eyaletinde de göçmen karşıtı kampanya başlatarak milliyetçi programını bu bölgede yoğunlaştırdı Bölgede Hindistan Komünist Partisi (Maoist) önderliğindeki Halk Kurtuluş Gerilla Ordusu (PLGA)’nun başarılı eylemleriyle Halk Savaşı’nın ilerlediği de belirtildi.

Hafta sonu boyunca yapılan faşist Modi yönetiminin özel yönetim statüsünün iptal edilmesi için yapılan protesto eylemlerinin ardından Hindistan ordusu, işgal altındaki Keşmir’de sokağa çıkma yasağını hızlıca uygulamaya koydu. Söz konusu hamle, Modi’nin gerici Bharatiya Janata Partisi’nin (BJP) Hindu vatandaşlarının ağırlıklı olarak Müslüman Jammu ve Keşmir’e yerleşmelerine izin vermesi için bir kampanya vaadi olarak için yapılmıştı.

Önceki hafta sonu devlet, Assam’da kalan kayıtsız Bangladeşli birçok göçmene zulüm anlamına gelen bir Ulusal Vatandaş Kaydı yayınladı. Yakın zamanda, bu listede bulunmayanlar için ilk gözaltı merkezi inşa edilmeye başlanırken, bu kampın Hint devletinin tutuklamak ve sınır dışı etmek istediği Bangladeşliler tarafından inşa edildiği belirtildi.

GERİLLA EYLEMLERİ

Devlet bu gerici milliyetçiliği artırırken, PLGA gerillaları buna karşı olan kampanyasını sürdürmeye devam ediyor. Gerillaların 25 Ağustos’taki eyleminde Narayanpur bölgesinde bir PLGA kampı arayan yüzlerce askerden biri öldürülürken, iki kişinin yaralandığı açıklandı. Eylemden birkaç gün sonra Malkankagiri’de başka bir pusuda bir asker öldürülürken ve bir asker yaralandı.

BJP’yi iktidara getiren seçimlerin aktif boykotuna paralel olarak PLGA, geçen 23 Eylül seçimleri için Dantewada’da kampanya yürütürken hafta sonu bir BJP Belediye Başkanı’nı öldürdü. Ayrıca Bhadradi Kothaguden bölgesinde bu hafta sonu yapılan propagandayla, yoldaş Jady Veeraswami cinayeti de dahil olmak üzere devlet baskısı kınanırken, BJP’ye ve diğer gerici bir parti olan Telangana Rashtra Samiti’ye, halka karşı suçlarından dolayı ceza verileceğinin sözü verildi. PLGA savaşçıları aynı gün, maden şirketlerinin köylü topraklarındaki işgallerine karşı sabotaj eylemi yaparak Jharkhand’ın Bokaro bölgesindeki yeni demiryolu köprüsü alanında birkaç inşaat makinesini yaktı.

3 Eylül tarihinde ise PLGA gerillaları, BJP’nin Chhattisgarh’taki askeri kolunun (Rashtriya Swayamsevak Sangh) liderini safdışı bıraktı.

Komünist Parti’nin önderliğinde yürütülen bu saldırı ve propaganda eylemleri, Hindistan halkına olduğu gibi Keşmir ve Assam halkına da sosyalizm yolunda Yeni Demokratik Devrim’in, Hint milliyetçiliğini ve eski Hint devleti tarafından dayatılan faşizmi yıkacak tek yol olduğunu göstermeye devam ediyor.

Kaynak: https://incendiarynews.com/2019/09/09/india-peoples-war-rages-on-as-old-state-pushes-hindu-nationalism/

http://www.yenidemokrasi5

adhk tarafından

 ÖZGÜRLÜĞE ‘EREN’LERE… EREN VE CEM YOLDAŞLARA

Eylül 10, 2019 de ANASAYFA adhk tarafından

Eren ve Cem yoldaş da örgütün en zor zamanlarından birinde kutsallığa, kutsanmaya yani özgürlüğe adım attılar Çok emek vermişlerdi  ve bunu gerilla savaşına katılmakla taçlandırmak gerekiyordu artık

Bütün dinler, uluslar, inançlar için kutsal yerler ve kişiler vardır. Biz Maoistler için de gerilla kutsaldır. Bir nehir nasıl ki şehirden şehire, ülkeden ülkeye akıyorsa; gerilla da halkının yaralarına öyle akar. Gerilla yaraya merhem, toprağa yağmur, halka umuttur.

“Filozoflar dünyayı yorumlamakla yetindiler; oysa ki asıl mesele dünyayı değiştirmektir.” diyen bilim ustalarımızdan Marks’ın sözünü rehber edinip, ezilen halkların mücadelesini büyütüp özgürlüğe erenlerdendi Eren Tali ve Cem Gürgül yoldaşlar.

Eren ve Cem yoldaş da örgütün en zor zamanlarından birinde kutsallığa, kutsanmaya yani özgürlüğe adım attılar. Çok emek vermişlerdi  ve bunu gerilla savaşına katılmakla taçlandırmak gerekiyordu artık.

Her ikisi de lisedeyken tanışmıştı örgütle. Hem semt gençlik hem de lise gençlik faaliyetini örgütlüyorlardı. İkisi de Dersimli emekçi ailelerin çocukları idi. Doğalında da devrimci saflarda yer aldılar.

Ne zamanki Eren bana “abla” yerine “yoldaş” demeye başlamıştı, işte o zaman anlamıştım yoldaş gelişiyor, olgunlaşıyordu. Hissetmiştim esasında yoldaş; yoldaşlığını, kavgayı büyütmeyi; özgürlüğe ermeyi bekliyordu.

Gidenlerin ardından hep düşünmüşümdür; burada böyleydi orda nasıldı acaba diye. Orada nasıl yaşamını idame ettiriyor diye. Esasen unuttuğum ya da ötelediğim bir şey vardı: gidenler sadece yakınlarını ve eşyalarını bırakmıyorlardı aslında; sistem içileşmiş yaşamları da  bırakıp, yaşam felsefelerini değiştiriyorlardı. Onlar artık Eren ve Cem değil, Cenk ve Mesut idiler. Onlar artık bütün insanların özgürlüğü felsefesi ile komünizm yolunda ilerliyorlardı.

İkisinin de gerilla alanına katılımını çok geç ve tesadüfi duymuştum. Kıskanmıştım onları benden sonra gelmişlerdi ve beni geçmişlerdi tabi benle birlikte birçok kişiyi de. Her zaman örgütlerinin arkasında durmuşlardı. 16 Kasım 2012 sürecinde bile faaliyet yürütmeye örgütü ayakta tutmaya devam etmişlerdi.

Devrimle kurulan bağda ikisinin de ikilemde olduğu bir sürece tanık olmadım. Hep örgütü, örgütlülüğü ve devrimci mücadeleyi, halk savaşını savunur pozisyondaydılar. Hani ‘gerilla hep yaratıcı olmak zorundadır.’derler ya onlar daha gerilla olmadan yaratıcılardı.

Bir akşam karanlık çöktükten bir süre sonra semtte bir hareketlenme oldu. Polisler ordan oraya küfür ederek gençlerin peşinden koşuyorlardı. Gençlerin içinde Eren ve Cem yoldaşlar da vardı. Bir de baktım ki caddenin ortasında bir adet mutfak tüpü ve MKP imzalı bir pankart polisler tarafından gözaltına alınmak üzere bekliyor. Süreç gerçekten örgütleri için çok ağır bir süreçti. 16 Kasım sürecinden hemen sonrasıydı.  Gençler, bittiler denilenin hala canlı olduğunu gösterebilmek için ellerindeki en olur malzemeyle eylem yapmışlardı. “Düşmanı vuramıyorsan, düşmana tükür.”

Sizi en son Dersim merkezde görmüştüm. Normaldi benim için her zamanki görüşlerimden biriydi. İnsan pişman oluyor sonra, doyasıya vakit geçirmediği, doyasıya yoldaşına sarılmadığı için. İnsan yoldaşını her an kaybedecekmiş gibi ama yoldaşından hiç ayrılmayacakmış gibi yoldaşlığını sürdürmeli.  Anılarınız ve mücadeleniz; adımladığım her sokakta, dinlediğim her müzikte, konuştuğum her insanda yenileniyor ve umudumu devrimci mücadeleyle birleştirmemi sağlıyor.

UMUDUMUZUN YOLU AÇIK OLSUN YOLDAŞLAR.

Rojava’dan Bir Özgür Gelecek Okuru         

adhk tarafından

Devrimci Sanatçı Yılmaz Güney Mezarı Başında Anıldı!

Eylül 10, 2019 de ANASAYFA adhk tarafından

Ölümsüzlüğünün 35’inci yılında üstad Yılmaz Güney, Paris Demokrasi Platformunun öncülüğünde mezarı başında anıldı

Paris (10-09-2019) Ölümsüzlüğünün 35’inci yılında üstad Yılmaz Güney, Paris Demokrasi Platformunun öncülüğünde mezarı başında anıldı. Saat 14:00’de Père Lachaise mezarlığında Güney’in kabri başında başlayan anma etkinliği, kısa bir sunumdan sonra yapılan saygı duruşu ile başladı. Devamında Paris Demokrasi Platformunu oluşturan kurumlar adına ortak bildiri okundu.

Bildiride “Devrimci sanatçı Yılmaz Güney’in ölümsüzlüğünün 35. yılındayız. Onu, diğer sanatçılardan ayıran ve 35 yıl sonra anmamızı sağlayan nitelikler; sanatını esnafça ve kâr hırsıyla değil aksine yaşadığı toplumun sorunlarını, yakıcı taleplerini eserlerinde ince bir şekilde işleyerek sanatçısı olduğu halka layık olmasından gelmektedir.

“Halkın sanatçısı, halkın savaşçısıdır” şiarının ete-kemiğe bürünmüş hali olan Yılmaz Güney, faşizmin önemli ideolojik saldırı cephelerinden olan sanat alanında devrimci duruşuyla halkının önemli bir neferi olmuş, sanatını politik duruşuyla bütünleştirerek onu unutulmayacak kılan çalışmalara imza atmıştır. Sadece yaptığı/oynadığı filmler değil yayınladığı politik yazılar, onun halkın faşizmin boyunduruğundan kurtuluş mücadelesinde ne denli istekli ve cüretli olduğunun kanıtıdır. ” denildi.

Ortak bildirinin ardından, Yılmaz Güney ile ilgili konuşmalar yapıldı. Müzik dinletisi ile devam eden anma, mücadele çağrısı ile sonlandırıldı.

Yılmaz Güney Anması

Yılmaz GÜNEY’i Mezarı Başında Anıyoruz…

Gepostet von Paris Dersim Kültür Merkezi am Sonntag, 8. September 2019