adhk tarafından

Eren’e

Kasım 22, 2017 de ANASAYFA adhk tarafından

Ben seni tanıyorum be çocuk

Tanıyorum seni gözünün karalığından

Yoldaş sıcaklığından tanıyorum

Usul usul uzanan elinin merhabasından tanıyorum

Kartal bakışından tanıyorum mahsun yüzünün

“Oralarda hayat nasıl yoldaş” diyen sözlerinden tanıyorum

Birer birer gidiyorsunuz

Genç yüreklerinizi bırakarak şu yaşlı evrenin bağrına

Sende katıldın özgürlük taburuna

Ama yürekte kaldırmıyor ki be yoldaş

Ne de çok oldu gitmeler

Az bir durun yakmayın hep birden

Yok…

Sitem etmiyorum kızmayasın

Sadece yüreğime söz geçiremiyorum

Tanıdık gözlerinden kaçamıyorum sadece

Hadi o zaman selam söyle

Ta o en baştaki mavi gözlü şapkalıya ve diğerlerine

Söyle kavga daha sürüyor

Yumruklar hâlâ sıkılı

Ve yürekler hâlâ sıcak

Bırakılmadı bırakılmayacak

Al şafaklı gönderlere çekilen o bayrak!

İnci Kaya

18/11/2017

adhk tarafından

Şiddetsiz bir dünyayı kendi ellerimizle inşa edeceğiz!

Kasım 22, 2017 de ANASAYFA adhk tarafından

ADKH (22-11-2017) Şiddet, egemenlerin elinde sıkça kullanılan hakimiyet araçlarından biri olarak hep süregeldi Bir bütün haksızlıklar üzerine kurulan egemen erk, şiddetini, kendisi gibi düşünmeyen, davranmayan tüm muhalif, sosyalist, devrimci ve komünist kesimlere yöneltti İşte ondandır ki kadına yönelen şiddet ezilen sınıfa ve öncülerine yapılan şiddetten bağımsız ele alınamaz

Asırlardır iradesi, kişiliği ve kimliği yok sayılan kadınlar, hem egemen erk’in hemde onu çepeçevre saran aile bireyleri ve yakın çevresindeki erk anlayışlarında sürekli hedefi haline geldi. Tam da bu nedenden dolayı kadının kurtuluşu ve şiddetsiz bir yaşam ezilenlerin kurtuluşundan bağımsız ele alınamaz. İşte bu bilinçle MIRABEL kardeşler Dominik Cumhuriyeti’nde Trujilo diktatörlüğüne karşı; hem direnişçi, hem de kadın olarak direnişlerini bir kelebeğin ışıklı yolunda tarihe yazdılar. Onların dalgalandırdığı bayrak bugün özgürlükleri için direnen kadınların ellerinde.

Kadınların “Hayır”ları çoğaldıkça, güçlendikçe gerici iktidarları rahatsız ediyor. Egemenler, iktidarlarını tehlikeye düşürecek her durumda “Başka bir dünya mümkün” diyen bütün kesimlere yönelik pervasız bir şiddet uygulamaktadır. Tam da Ekim devriminin 100. yılında bu slogan çok daha anlamını buluyor. Kadınlar kendi devrimi için kapitalist sömürü sistemine, patriarkal, gerici ahlak ve cinsiyetçi anlayışa,görünmeyen emeğin sömürüsüne ve dünyanın bir çok yerinde yaşatılan devlet terörüne HAYIR diyorlar.

Ortadoğu ve Türkiye-Kuzey Kurdistan coğrafyasında toplu katliamlar gerçekleştirip, toplumda şiddeti rutin bir hale getiren AKP iktidarı, müftülere nikah kıyma yetkisi gibi gerici yasalarla, medya aracılığıyla toplumu “islam devleti”ne alıştırmakta. Kadınlara yönelik toplumsal algıyı değiştirme siyasetiyle kadını “terbiye” ederek “islamiyete uygun aile kurumu” da güçlenmiş olacak. Kadınlar bu siyasati teşhir etmek için sokakta. Sokaklar şiddetle yasklansa da “İnadına direniş” bilinci devam ediyor.

Avrupa ülkelerinde de kadına şiddet azımsanmayacak durumdadır. Cinsel saldırı ve göçmenlere yönelik ırkçı politikalar daha açık sokağa yansıyor. Kadın emekçileri yoksullaştıran ekonomik kaygı bir baskı biçimi olarak da gündelik yaşamın içinde yerini buluyor.Ancak egemenlerin şiddeti de gerici yasaları da her zaman baki olamayacaktır. Bunun en güzel örneğini Polonya ‘lı kadınlar “benim bedenim benim kararım” diyerek kürtaj yasasında hükümete geri adım attırdılar ve görkemli direnişleriyle tüm dünya kadınlarına örgütlü kadın gücünün zaferini göstermiş oldular. Fransa`da sokağa taşan ve binlerce protestocunun, kadınlara yönelik tacizi protesto eylemi sanal basında geniş yankı buldu. Bu eylemin sonucunda Fransa Hükümeti cinsel saldırıları “suç” kapsamına alarak yasaların yenilenmesini tartışmaya açmak zorunda kaldı. Kadınlar şiddete karşı farkındalık yartamaya devam ediyor.

Ve biz kadınlar sonuç olarak şunu cok iyi biliyoruz ki; karşımızdaki gerek örgütlü devlet şiddetine karşı olsun, gerekse de bireysel şiddete karşı–ki bireysel şiddeti de doğuran erk- egemen sistemdir – kurtuluşumuzu ve özgürlügümüzü ancak ve ancak örgütlü ve birleşik gücümüzle sağlayabiliriz. Bu bilinç ve coşkuyla tüm emekten ve özgürlükten yana olan kadınlarımızı saflarımızda örgütlenmeye, sesimize ses katmaya çağırıyoruz.

-ŞİDDETSİZ BİR DÜNYA, BAŞKA BİR DÜNYA MÜMKÜNDÜR!

-BEDENİMİZ, İRADEMİZ VE KARARLARIMIZ BİZE AİTTİR!

Avrupa Demokratik Kadın Hareketi

adhk tarafından

Bir aşkın buyruğudur yerine getirilmek istenen

Kasım 22, 2017 de ANASAYFA adhk tarafından

Elbette boşuna değildi bunca kavga çabası Yüzyıllardır süregiden esaret zincirinden kurtulmak içindi tüm bedeller Parçalanan bedenleriydi sadece, fikirleri ve düşleri yakıcıdır halen Yakıcıdır tahayyül ettikleri dünya Artlarından bırakmış oldukları tebessüm yerküreyi aydınlatıyor Mazlum halkların kavgasında ete kemiğe bürünerek umut olmaya devam ediyor

HABER MERKEZİ(22.11.2017)-Kadim topraklar özgürlük meşalesini elinde düşürmeyenlerin cengine bir kez daha tanıklık etti. Derin vadileri mesken eyleyenlerin, dağların doruklarında çıkınında umutla gezinenlerin toprağa tohum olarak düşmesi ilk değildi. Kasketli Komünistin açmış olduğu patika yolları takiben konumlandılar. Konumlanışları stratejik yönelimleri insanlığın kurtuluşu doğrultusundaydı. Kavganın dehlizinde yer edinmeleri bir tercihin ötesinde bilincin ve kavrayışın bir sonucuydu. Sadece cesaret işi değildi, patikalarda atılan adımlar cesaretin bilinçle harmanlanmasının bir yansımasıydı. Küllerinden tekrardan doğrulmanın adı olarak aramızdan ayrılanların karamsarlığa, umutsuzluğa ve teslimiyete neşteri vurması bu bilinçle bağıntılıdır. Ölmek ve öldürmek keyfiyete bağlı değil köhneyi yıkıp yeniyi yaratmanın zorunlu durağıydı. Köhne olana karşı kuşanılırken yeninin bir anda inşa edilmeyeceğini biliyorlardı. Tarihsel deneyimler pusulalarıydı. Köhne olan, yakınma ve feryat figanla ortadan kaldırılmıyordu. Sulta sahiplerinin tahtları ancak zorun devreye girmesiyle savrulabilirdi. Dağları mesken eyleyenlerin zirvelere göz dikmeleri bundandı.

Silah kuşanmak bir nostalji değildi onlar için, toprağın altına gömülesi bir paçavra hiç.  Tasfiyeciliğin bağrına saplanan bir hançerdi nasırlı ellerinde sıkı sıkıya tutukları aynı zamanda İnsanlığın özgür yarınlara kavuşmasının anahtarıydı. Keskin sınıf bilinçleri emperyalist kapitalist barbarlıkla uzlaşmayı ret ederken, halkların kurtuluşunu tesadüfler zincirine havale etmediler. Devrim bir alt üst oluştu. Hak verilmez kazanılır şiarını kuşandılar. Muktedirlerden rica minnet dilenerek bir şey elde edilemezdi. Siyasal iktidar bir zor örgütüydü baskı, tahakküm genetik koduydu. İsyan haktı ve meşruydu. İsyan ettiler, özneleştiler ve özgürleştiler.

Onlar gökkubenin altında ki rezalete duyarsız kalanlar olmadılar. Ölümü, açlığı, sefaleti makûs talihi sayanlardan değildiler. Değiştirileceğine inanıyorlardı. Değişimi seyrine bırakmayarak rollerini layıkıyla oynadılar. Her türlü prangayı söküp atmak, insanlığı tahakkümden ve bağımlılıktan kurtarmak patika yolların arşınlanmasıyla mümkündü. Bunu kavradılar bilince çıkardılar ve koyu karanlığa ışık huzmesi oldular.  Pekâlâ, farkındaydılar kalleş pusularla karşılaşacaklarının, mümkündü aynı havzadan su içtikleri yoldaşlarının kutup yıldızı olarak aralarından ayrılacakları, lakin kavganın töresini çoktan kavramışlardı gözyaşlarını toprağa bırakarak altın çağ mücadelesini ilmik ilmik örmek devredilen özgürlük sancağını göndere çekmekti asıl olan. Yenilgilerin ve koşulların esiri olmayarak umutsuzluk lakırdılarına takılı kalmadılar. İnsanın bilinçli dinamik rolünü destur edindiler.  Yıkanın ve yaratanın insan olduğunu altını çizdiler. İsyanları aynı zamanda her şeyin bittiğini iddia edenlereydi.

Elbette boşuna değildi bunca kavga çabası. Yüzyıllardır süregiden esaret zincirinden kurtulmak içindi tüm bedeller. Parçalanan bedenleriydi sadece, fikirleri ve düşleri yakıcıdır halen. Yakıcıdır tahayyül ettikleri dünya. Artlarından bırakmış oldukları tebessüm yerküreyi aydınlatıyor. Mazlum halkların kavgasında ete kemiğe bürünerek umut olmaya devam ediyor.

Onlar kudretli olup, cüret ederek daha ileri çıkanlardı. Pratik konumlanışları buydu. Şahin’in eylemini ve sözlerini kılavuz edinmişlerdi. Kılavuz edinmişlerdi özgürlük sancağını kendilerinden önce taşıyarak toprağı kanlarıyla besleyenlerin mirasını. Yüreklerinin derinliklerinde yoldaş kaybının sızısını hissedenler kılavuz edinmeli dörtlerin mirasını.

Halkın Günlüğü Okuru

http://halkingunlugu1.org/

adhk tarafından

Devrimci basın susturulamaz!

Kasım 22, 2017 de ANASAYFA adhk tarafından

18 Kasım’da Edirne’de gözaltına alınan Serdar Kaya yoldaşımız hakkındaki tutuklama kararının vicahiye çevrilmesi gerekirken yoldaşımız hukuksuz bir biçimde hala Edirne Emniyet Müdürlüğü’nde gözaltında tutulmaktadır Devrimci basın, halka gerçekleri anlatmaya devam edecektir Devletin yalanları, halk üzerindeki baskılarına karşı devrimci basın susmayacaktır Halkın Günlüğü olarak dün olduğu gibi bugünde haklılığımızdan ve meşruluğumuzdan aldığımız güçle işçi sınıfı ve ezilenlerin sesini haykırmaya devam edeceğiz

HABER MERKEZİ(22.11.2017)-Erdoğan/AKP iktidarı yürüttüğü kirli politikalarla bölge halklarını ve ülkelerini savaşın içine iterek bu savaşta nemalanmıştır. Yayılmacı bir politika ile Osmanlıyı yeniden dirilteceği kuruntusuyla bölge halklarına saldırmıştır. Savaşta büyük emperyalist güçlerin içine girdikleri rekabet AKP’nin politik beklentilerini zaafa uğratmış ve giderek yeni bir eksen arayışına itmiştir. İçeride ve dışarıda saldırganlık üzerine kurulu politika iflas etmesine rağmen, politikalarından geri dönemeyen iktidar savaş konsepti üzerinden kendini yeniden üretmek istemektedir.

Parçalanmış dış emperyalist ve iç ittifak politikası AKP’yi yeni ittifak ve yeni yol arayışlarına itmiştir. Bu durum, AKP’yi giderek daha otoriter, tekçi bir faşizme doğru bir pozisyon almasını sağlamıştır. Mevcut durumda Erdoğan ve Perinçek’in başını çektiği faşist yeni ittifakın dışındaki diğer güçler üzerinde baskı ve kontrol uygulanmaktadır.

Yaşadığı krizi aşamayan iktidarın asıl hedefinde ise Kürdistan başta olmak üzere devrimci ve sosyalist özneler vardır. Dolayısıyla katliamlardan cezaevine kadar tüm şiddet ve savaş unsurlarını kullanmaktadır. Bu kirli savaşta, halkların sesi olan ve olup biteni dünya halklarına haber ve perspektifiyle ulaştıran devrimci basın ağır soruşturma ve baskılarla yüz yüze kalmaktadır.

Yargının “altın yıllarını” yaşadığı bu dönemde gazeteciler, aydınlar, yazarlar ve akademisyenler formalite bir yargıdan sonra ağır cezalara çarptırılmakta… Basının tek bir elde toplandığı, tekele girmeyi kabul etmeyen istisna birkaç gazete dışında gazetelerin susturulduğu; devrimci sosyalist basının ağır baskılar altında olduğu bir yargı çağındayız. Devrimci gazetelerin her sayısı nerede ise soruşturmaya uğramakta ve sorumluları hakkında cezai işlem yapılmaktadır.

Halkın Günlüğü gazetesi de bu baskılardan ziyadesiyle payını almıştır. Birçok yazı işleri müdürü hakkında dava açılmış ve onlarca yılı kapsayan cezalar verilmiştir. Bunlarda biri de Serdar Kaya yoldaşımızdır. Serdar Kaya hakkında onlarca dava açılmış, bu davaların bir kısmı ceza ile sonuçlanmıştır.

18 Kasım’da Edirne’de gözaltına alınan Serdar Kaya yoldaşımız hakkındaki tutuklama kararının vicahiye çevrilmesi gerekirken yoldaşımız hukuksuz bir biçimde hala Edirne Emniyet Müdürlüğü’nde gözaltında tutulmaktadır. Devrimci basın, halka gerçekleri anlatmaya devam edecektir. Devletin yalanları, halk üzerindeki baskılarına karşı devrimci basın susmayacaktır. Halkın Günlüğü olarak dün olduğu gibi bugünde haklılığımızdan ve meşruluğumuzdan aldığımız güçle işçi sınıfı ve ezilenlerin sesini haykırmaya devam edeceğiz.

Devrimci basın emekçileri ve gazeteciler mesleki sorumluluklarından ötürü yargılanamaz ve cezai işleme tabi tutulamaz. Devrimci basın emekçileri ve diğer gazeteciler serbest bırakılmalıdır.

Halkın Günlüğü Gazetesi

22 Kasım 2017

http://halkingunlugu1.org/

adhk tarafından

Tarihe adını kanla yazdıranların ardından

Kasım 22, 2017 de ANASAYFA adhk tarafından

Evet yoldaşlar adınızı dörtler diye kanınızla yazdınız Munzur dağlarına Bize de sizleri anmak anılarınızın önünde saygıyla eğilmek ve Karagöl’de Munzurlarda yükselttiğiniz direniş bayrağını devir almak kaldı

HABER MERKEZİ (22-11-2017) – Bazı günler vardır ki insan, olanın ne diyeceğini unuttuğu kelimelerin boğaza düğmelendiği göz yaşlılarının toprağı ıslatan yoldaşların kanı gibi toprağı ıslattığı yoldaşlık duygusu hissiyatının bütün duygulardan daha baskın olduğu ve artık söylenecek tek sözün intikam intikam, döktükleri kanda boğulacaklar sloganların yükseldiği günlerden geçiyoruz.

Böyle bir günde bir şeyler yazmak hele de yakından tanıdığım yoldaşlar hakkında yazmak ne yalan söyleyeyim çok zor. Ağlamamak için kendimi zor tutuyorum, ilk haberi duyduğumda düşman diyordu Munzur dağlarında büyük çatışma, hemen aklımdan sen geçmiştin. Eğer bir yerde çatışma varsa dağların aslanı Cenk orda olmaz mı? Bıkmadan yorulmadan çalışan nerde zor bir görev varsa koşan “Bu örgüt beni kovmadan ben dağları bırakmam çünkü ben hakikati dağlarda savaşarak buldum” diyen devrimin atik fedakâr cesur yoldaşı, gidişin beni deriden üzmedi desem yalan olur. Düşman nasılda senden korkuyor ilk günde beri resmini basmışlar örgütün üst düzeyi öldürüldü bilmiyorlar ki aslında ölenlerin kendileri oldukları döktükleri kanda boğulacaklarını bilmiyorlar. Evet can yoldaşım bir gün mutlaka intikamını alacağız. Seni tanıdığım o ilk gün aklıma geliyor şimdi hiç aklıma gelmezdi senin böyle zamansız gidişin ama mücadelenin de maalesef gerçekliği bu, en sevdiklerimizi toprağa verme. Evet Cenk yoldaş sen misyonunu oynadın senden öncekiler gibi seni her zaman hatırlayacağız.

Tarihin beş binyıllık kölelik düzenine karşı çıkıp dağları mesken eyleyen ezilenin ezileni Nuda ve Lorin yoldaşlar erkek egemen zihniyete vurulan sille tokat evet her zaman olduğu gibi erk zihniyet kadının çıplaklığı üzerinden sizleri teşhir etmek istemiştir ama bilmiyorlar ki teşhir olanlar onlardır. Evet bizler çıplak onlar giyinik çünkü bizler üryanız, şairin dediği gibi üryan geldik üryan gideriz. Egemenler gibi kaybedecek bir şeyimiz yok bizim.  Lorin yoldaşım  Nuda yoldaşım siz rahat uyuyun Munzurlarda yükselttiğiniz  direniş  bayrağını devir alıp faşizmin kale burçlarına dikme sözü veriyoruz. Senin o gülüşünü hiç bir zaman unutmayacağım Lorin yoldaşım. Evet Nuda yoldaşım komutanım söylenecek o kadar  çok şey var ki ne yazacağım ne söyleyeceğimi bilemiyorum güzel yoldaşım. O kadar çok şey paylaşmışız ki ne desem az olur ne söylesem az olur komutanım, yoldaşım.

Ya Savaş yoldaş sen Dersim’in Savaş’ı ne de güzel isim bulmuşsun kendine partimizin Güney’de açmış olduğu kamplara ilk gidenlerden ve eğitimini tamamlar tamamlamaz Dersim’e gerillaya gelen ve aldığı eğitimi en iyi şekilde sahaya yansıtmaya çalışan yoldaşım. Eğitim verenlerin bile eğitim almaya geldiği ona birçok konu hakkında danıştıklarından tanıdım. O güzel yüzünü düşmanın söylemiyle MKP’nin  suikastçısı, her türlü silah hakkında bilgiye sahip olan bunu yoldaşlarına öğretmeye çalışan kendini buna adayan biri olarak tanıdık. Seni dürbünlerin redküllerini ayarlamaya çalıştığın o günler gözümün önüne geldikçe hüzünleniyorum, şimdi ardından yazıyorum.

Evet yoldaşlar adınızı dörtler diye kanınızla yazdınız Munzur dağlarına. Bize de sizleri anmak anılarınızın önünde saygıyla eğilmek ve Karagöl’de Munzurlarda yükselttiğiniz direniş bayrağını devir almak kaldı. Söz veriyoruz and içiyoruz bıraktığınız bayrağı yüceltmeye…

Bir yoldaşınız

http://halkingunlugu1.org/

adhk tarafından

Viyana’da Halkın Günlüğü ile dayanışma etkinliği

Kasım 22, 2017 de ANASAYFA adhk tarafından

Avusturya’nın başkenti Viyana’da gazetemizle dayanışma etkinliği gerçekleştirildi

HABER MERKEZİ (22-11-2017) – Avusturya’nın başkenti Viyana’da gazetemizle dayanışma etkinliği gerçekleştirildi

Gazetemiz Halkın Günlüğü ile dayanışma etkinlikleri Avrupa’da devam ediyor. Avusturya’nın başkenti Viyana’da dayanışma amacıyla etkinlik gerçekleştirildi.

Gerçekleştirilen etkinlikte “Devrimci, demokratik ve ilerici basın başta olmak üzere bir bütün mevcut gerici faşist siyasal iktidara muhalif olan ve eleştiren bütün basın ve medya kuruluşları ile birlikte tüm toplumsal dinamiklerin susturulmaya ve bastırılmaya çalışıldığı bu süreçte kitlelerin nefes borusu ve sesi, soluğu olan devrimci ve ilerici basını sahiplenmek ve dayanışmayı yükseltmek tayin edici önemde bir yerde durmaktadır.” denildi.

Viyana Demokratik Haklar Derneği’nde gerçekleştirilen dayanışma etkinliğinde, 1938 Dersim katliamında yaşamını yitirenler anılırken, katliam lanetlendi.

adhk tarafından

MKP: Dört kızıl ışık daha uzandı dağ doruklarına!

Kasım 20, 2017 de ANASAYFA adhk tarafından

16 Kasım 2017 tarihinde Dersim’in Ovacık İlçesine bağlı Karagöl bölgesinde ‘’TC’’ ordusu ile MKP/HKO gerillaları arasında yaşanan çatışmada 4 HKO savaşçısı ölümsüzleşmişti Ölümsüzleşen gerillalara ilişkin MKP/SB tarafından bir açıklama yapıldı ‘’ Çeşitli millet ve milliyetlerden emekçi halklarımız! Sosyalist Halk Savaşı’nda ışıyan dört komünizm neferi daha faşist iktidar tarafından katledildi!’’ başlığı ile yapılan açıklamayı öneminden dolayı olduğu gibi yayınlıyoruz

HABER MERKEZİ (20.11.2017)-‘’Dersim/Ovacık’ın Karagöl vadisinde faşist Türk ordusu güçleriyle partimize bağlı Halk Kurtuluş Ordusu güçleri arasında 16 Kasım 2017 günü yaşanan çatışmada dört Sosyalist Halk Savaşçısı-Komünizm neferi yoldaşımız ölümsüzleşerek mesken eyledikleri dağların zirvelerine çekildi!

Düşmanın askeri teknolojiyle tahkim ettiği stratejik imha kuşatmasında, Munzurların soğuk şafağını ısıtan sıcak namlularına sarılıp can-bedeli direniş ruhunu yükselterek ölümsüzleşen Lorin (Eylem Zeytin), Savaş (Fırat Taşkın), Cenk (Eren Tali) ve Nuda (Helin Felekoglu) yoldaşlarımızın Kızıl anıları önünde saygıyla eğiliyor, her türden yılgınlık, karamsarlık ve karanlığı   parçalayan baş eğmez direniş ve mücadelelerini selamlıyoruz!

Devrim uğruna toprağa düşenlerimizin büyük mücadele anılarını devrimci eylem ve devrime kenetlenmiş Sosyalist Halk Savaşının kararlı mücadelesinde yaşatacağız. Miraslarını büyüterek yaşatacak, silahlarını düştükleri siperlerde taşıyacağız!

Siyasi iktidar perspektifiyle yürüttüğümüz tarihi mücadelede yüzlerce savaşçı, kadro ve önder yoldaşımızı kefensiz gömerek ilerledik, böyle büyüttük halklarımızın kurtuluş umudunu. Sosyalist Halk Savaşı kulvarında ilerleyen yürüyüşümüzde ağır bedel ve yenilgiler alarak yüzlerce yoldaşımızı ölümsüzlüğe uğurladık. 2017 yılında ağır kayıplarımıza yeni ağır kayıplar eklendi düşmanın kesin imhaya dönük stratejik askeri saldırılarında. Şahin, Mercan ve Doktor yoldaşların derin yarası kabuk tutmadan, Fırat ve Şiar yoldaşlar düştü toprağa ve gecikmeden İsyan ile Mesut yoldaşlar katıldı ölümsüzler kervanına! Günler sonra, şimdi, Lorin, Cenk, Savaş ve Nuda yoldaşlar karanlığın rahmine saplanarak parıldadı Munzurların yalçın kayalarından.  Dört kızıl ışık hızması daha uzandı dağ doruklarına!

Sosyalist Halk Savaşımızda ödediğimiz bedeller ağırlaşarak büyürken, Komünist direniş geleneği ve savaş kararlılığı da rotasında ilerleyerek muştuyla büyüyor devrime.  Düşen her yoldaşımız zaferin kanıtı, devrim toprağına atılmış zafer tohumudur. Bu gün değilse, yarın mutlaka yıkılacak bu köhne düzen, mutlak yıkacağız bilumum gericiliği!

Faşizme ve faşist iktidarın katliamlarına, Sosyalist Halk Savaşını büyüterek yanıt olmaktan başka tasavvuru yoktur proleter devrimcilerin! Faşist hakim sınıflara karşı siyasi iktidar perspektifiyle verilen devrimci savaşta bedeller kaçınılmazken, verilen bu ağır bedeller devrim ve devrimci savaşta tereddüt etmenin değil; devrime daha sıkı sarılmanın, devrimci savaşta bilimsel ısrar-inat ve öfkeyle bilenmenin vesilesi olabilirler. Faşizme ve onun katliamlarına karşı atacak bir tek geri adımımız yoktur!  Olamaz da! Çünkü bizler, ‘’Ben yanmasam, sen yanmasan, biz yanmasak nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa’’ diyenleriz!

Kayıplarımız ağır, kayıplarımız büyük ama kayıplarımız geleceğin kazanılması için anlamlıdır. Bedelsiz kazanılamaz ise zafer ve bedeller üzerine kurulu ise her başarı, zaferin muştusu ve kazanılması içindir ödenen her bedel. Bundandır ki, sakınamayız bedeller üzerine yürütülen savaştan, bedeller uğruna kazanılacak devrimden. Tam da bu zeminde karamsarlığa yer vermeden, savaşta bilenip yas tutmuyor, gözyaşı dökmüyoruz yitirdiklerimiz için… Devrim için savaşta çoğalan ölenlerimiz, çoğalarak ağırlaşan bedellerimiz, yüceleşerek güneşin alnına düşenlerimiz için… Eşitsiz savaş şartlarında verdiğimiz kayıplar, geçici ve tek tek çarpışmalardaki yenilgilerimiz için ise, hiç sorgulamıyoruz Sosyalist Halk Savaşı rotasında ısrarını koruyan haklı-devrimci savaşımızı! Proleter adalet ışığındaki devrimci eylem pratiğimizin inkâr edilemez tecrübesini söz ve yeminimizin kanıtı olarak hatırlatıyor, devrim ve ölümsüzleşen yoldaşlarımıza bağlılığımızı yineliyoruz! Hesaplaşmamızı tarihsel bir mücadele süreci olarak algılıyor, işkenceci faşist Fehmi Altınbilek, Aytekin İçmez(kulaksız yüzbaşı) ve benzeri diğerlerini, proleter devrimci adalet belleğimizin hesap soran pratiği olarak not ediyoruz bir kez daha! Komünist iradeyle yıkacağız teknolojik silahların arkasındaki karanlığı, kanlı zulmüne gömeceğiz kokuşmuş kapitalizm ve bilumum gericiliği…

Bunun için her yoldaş, ölümsüzleşen yoldaşların omuzladığı devrimci savaş siperleriyle birleşmeli, devrettikleri görevleri aynı kararlılıkla sahiplenerek parti önderliğinde devrimci mücadele ve savaşta öne çıkmalı, yer almalıdırlar. Düşen yoldaşlarımızı anarak sahiplenmenin ve onları yaşatmanın gerçekçi devrimci yolu, Onların mücadelelerini sahiplenerek büyütmekten ve Sosyalist Halk Savaşını geliştirerek gerici sınıflar devletini yıkmaktan geçer.

Emekçi halklarımız, yoldaşlar,

Erdoğan-AKP güruhu açık faşizmle perçinlediği halk düşmanı tekçi-tek adam faşist iktidar saldırganlığını sistemli biçimde sürdürürken, özellikle silahlı mücadele kulvarında yürüyen devrimci sınıf hareketi ve Kürt ulusal hareketini hedefleyen stratejik imha harekâtlarını büyük teknolojik silah desteğiyle sistematik biçimde yürütmektedir.  FETO’cu darbe girişimini fırsata dönüştürüp OHAL ve KHK yasalarıyla uyguladığı açık faşizm ve sivil faşist darbe yönetiminin temel gerekçesi, Erodğan’ın narsist saplantısını da ifade eden tek adam iktidar sultasını ayakta tutarak sürdürmektir.

Daha özel olarak ise, uluslar arası arenada büyük bir teşhir-tecrit yaşayıp ‘’köşeye sıkışarak’’ etkisiz ve çaresiz kalan Erdoğan, bu aczini içerde geliştirdiği şuursuz faşist baskı ve pervasız katliamlarla kotarmaya çalışıyor. Dış politika ve uluslar arası ilişkiler alanında, iç kamuoyunu manipüle edecek veya ırkçı-faşist Türk milliyetçiliğini hortlatarak etrafında toplayıp oy deposuna çevirecek bir argümanı ve şansı kalmayan faşist Erdoğan, içerde katliamlar gerçekleştirip açık faşizm sürecini tırmandırarak kitleleri manipüle edip arkasına almak istiyor, iktidarını çürüyerek kokuşmuş ırkçı-faşist milliyetçiliğe dayanarak korumak istiyor.

Ne var ki, hiçbir gerici zor, şiddet ve mezalim tarihin ileriye doğru dönen tekerleğini durdurmaya yetmemiştir. Bundan sonra da yetmeyecektir. Bilakis her gerici zor ve şiddet karşıtını büyüterek sonunu yakınlaştırmış, yakınlaştırmaktadır. Faşist baskı ve katliamlar maharetiyle tek adam sultasını ayakta tutarak sürdürmeye çalışan Erdoğan ve güruhu da tüm barbarlığına karşın nail olmayacak, tarihin kokuşmuş çöplüğüne gömülmekten kurtulmayacaktır.  Şiiri bomba olarak algılayan, makul şüpheyi tutuklama delili sayan, edebiyat ve sanatsal üretim ve faaliyeti terör tarifine yerleştiren bu köhne zihniyetin ayakta kalması daha fazla mümkün değildir.

Tarihin tekerleğini hızlandıran devrimci irade, eylem ve müdahalenin kurumsal karşılığı olan Sosyalist Halk Savaşımız Erdoğan ve bilumum gerici sınıf iktidarlarını yıkarak tarihin karanlığına gömecektir. Bunda kuşkuya yer yoktur. Bugün Sosyalist Halk Savaşı niteliğinde biçimlenerek yürütülen tarihsel mücadelemiz ve bu mücadelede ölümsüzleşen her yoldaşımız ilerleyen tarih tekerleğinin hızlandırıcı dinamikleri, yıkılmaz özneleridir.

Açık faşizm altında estirilen koyu baskı ve katliamlar karanlığında, stratejik imha saldırılarının hedefi olan yoldaşlarımız bir an bile Sosyalist Halk Savaşının görevlerini omuzlamakta tereddüt etmediler. Onlar, özellikle günümüzün ağır faşist baskı ve tahakküm şartlarında koyu karanlığa tutulmuş birer projektör, bozkıra çakılmış birer kıvılcımdırlar. Onların devrim kararlılığı ve cüretkâr mücadelelerinden feyiz alarak savaş siperlerinde mevzi almak bizler için görevdir. Onlar sözün yerine silahların konuştuğu diyarlardan birer çağrıdırlar bizlere…

Tarihi mücadelemizin bugünkü savaş siperleri olan Sosyalist Halk Savaşı mevzilerinde ölümsüzleşen dört yoldaşımızın onurlu anıları önünde bir kez daha saygıyla eğilirken, devrimci yaşam ve Komünist mücadelelerini kılavuz alıyor, sonsuz kere selamlıyoruz.’’

http://halkingunlugu1.org/

adhk tarafından

Üç HKO gerillasının kimliği netleşti

Kasım 20, 2017 de ANASAYFA adhk tarafından

Dersim/Ovacık’ta ölümsüzleşen MKP/HKO gerillaların isimleri netleşti Ölümsüzleşen gerillaların Lorin kod isimli Eylem Zeytin, Nuda kod isimli Helin Felekoğlu ve Savaş kod isimli Fırat Taşkın oldukları öğrenildi

HABER MERKEZİ (20-11-2017)- 16 Kasım 2017’de Dersim/Ovacık’ta ölümsüzleşen MKP/HKO gerillalarının isimleri netleşti. Ölümsüzleşen gerillaların Savaş kod isimli Fırat Taşkın Lorin kod isimli Eylem Zeytin ve Nuda kod isimli Helin Felekoğlu oldukları öğrenildi.

Gerillaların cenazeleri Malatya Adli Tıp Kurumu’ndan aileleri tarafından alındı.

Ölümsüzleşen gerillalardan Eylem Zeytin’in Geyiksuyu (Deşt), Fırat Taşkın’ın Dersim Ovacık, Helin Felekoğlu’nun ise Erzurum doğumlu oldukları öğrenildi.

16 Kasım’da Ovacık’ın Karagöl bölgesinde yaşanan çatışmada ölümsüzleşen 4 gerilladan Eren Tali’nin (Cenk) ismi daha önce netleşmiş ve dün Dersim’in Nazımiye ilçesinde sonsuzluğa uğurlanmıştı.

http://halkingunlugu1.org/

adhk tarafından

Eren Tali (Cenk) Nazimiye’de sonsuzluğa uğurlandı

Kasım 19, 2017 de ANASAYFA adhk tarafından

16 Kasım’da Dersim/Ovacık’ta 3 yoldaşıyla birlikte ölümsüzleşen Eren Tali(Cenk) bugün Dersim’in Nazimiye İlçesinde kavga sloganları ve marşlarıyla sonsuzluğa uğurlandı

HABER MERKEZİ (19-11-2017)- 16 Kasım 2017 tarihinde Dersim’in Ovacık İlçesine bağlı Karagöl bölgesinde ‘’TC’’ ordusu ile MKP/HKO gerillaları arasında çıkana çatışmada 4 HKO savaşçısı ölümsüzleşmişti. Ölümsüzleşen MKP/HKO gerillalarından ismi netleşen Cenk kod isimli Eren Tali bugün Dersim’in Nazimiye ilçesinde sonsuzluğa uğurlandı.

Sabah saat 10.00’da Nazimiye Cemevinde yapılan törenin ardından Eren Tali’nin cenazesi Ballıca köyüne götürüldü. Köy mezarlığında yapılan bir dakikalık saygı duruşunun ardından Eren Tali’nin mücadele yaşamına dair kısa bir konuşma gerçekleştirildi. Konuşmanın ardından hep bir ağızdan marşlar okundu. Eren Tali(Cenk) ‘’ Eren yoldaş ölümsüzdür’’ ‘’devrim şehitleri ölümsüzdür’’ sloganları ve kavga marşları eşliğinde toprağa verildi.

http://halkingunlugu1.org/

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

adhk tarafından

Kan kızıl renkleriyle özgürlük ateşini harlayanlara selam olsun!

Kasım 18, 2017 de ANASAYFA adhk tarafından

Dövüşenler de var bu havalarda                                                  

El, ayak buz kesmiş, yürek cehennem

Ümit, öfkeli ve mahzun

Ümit, sapına kadar namuslu

Dağlara çekilmiş

Kar altındadır

Burjuva gerici dünyanın bütün nimetlerini ellerinin tersiyle iterek ve burjuva gerici dünyayla devrimci hesaplaşmayı yaparak özgürlükler dünyasının sınıf bilincini kuşanan komünizm savaşçıları toprağa düşmeye devam ediyor. Son üç ay içerisinde devrim ile karşı devrim arasında yaşanan keskin muharebelerde 11 komünizm savaşçısı ölümsüzleşti. Proleter öncünün önder kadrolarından Şahin yoldaş ve yine değerli kadro ve komutanlarından Mercan ve Doktor yoldaşlar başta olmak üzere, Fırat, Şiar, Mesut, İsyan ve son olarak ise Ovacık’ta toprağa düşerek tohum olan 4’ler koyu zifiri karanlık dünyamıza devrimci dünyadan ışık olmaya ve yolumuzu aydınlatmaya devam ediyor

HABER MERKEZİ(18.11.2017)-Devrim ile karşı devrim arasındaki çeşitli biçimlerde süren sınıf savaşımı keskinleşerek devam ediyor. Emperyalist/kapitalist dünya gericiliği ve onun her bir yerdeki bilumum işbirlikçi gerici karakolları halklarımıza kan kusturmaya devam ediyor. Sömürü, barbarlık,  zulüm, gericilik ve köhnemiş bir dünyanın temsilciliğini yapan emperyalist kapitalist dünya gericiliği onun stratejik düşmanı ve mezar kazıcısı olan devrimci dünyanın yoksulları ve baldırı çıplaklarına barbarca saldırarak ve yaşamlarını cehenneme çevirerek kölelik dayatmaktadır.

Emperyalist/kapitalist dünya gericiliğin stratejik bir karakolu olan ‘’TC’’ devleti ve somut temsilcisi Erdoğan/AKP iktidarı da geleneksel köhnemiş gerici genetik kodlarına yaslanarak çeşitli ulus, milliyet, inanç ve cinsiyetlerden halklarımız üzerinde zorbalık ve barbarlık uygulayarak burjuva gerici saltanatını korumaya ve garanti altına çalışmaktadır. Dayatılan koyu karanlıktır, zulümdür, işkencedir, barbarlıktır, umutsuzluktur ve dayatılan köhnemiş gericilik ve köleliktir.

Fakat burjuva gerici dünyaya karşı devrimci dünyanın tarihsel ilerleyişi ve başkaldırısı da kesintisiz olarak sürmektedir. Devrimci dünyanın yoksullarının ve baldırı çıplaklarının gök kubbenin altında umudu ve geleceği kuşanarak zorunluluklar dünyasından özgürlükler dünyasına olan tarihsel ilerleyişi devam etmektedir. Zorunluluklar dünyasının tarihsel arka nedenlerini bilince çıkartarak devrimci radikal alt üst oluşlarla ancak özgürlükler dünyasına varabileceğini kuşanan yüzlerce ve binlerce devrim ve komünizm savaşçısı sınıf mücadelesinin değişik alanlarında kan ve can bedeli bir mücadele ve feda ruhu ile umudu haykırmaktadırlar.

Türkiye-Kuzey Kürdistan’da da proleter dünya devrimi perspektifi ve bilincini kuşanarak devrim ve komünizm bayrağını göndere çeken proleter öncü ‘’ Bu çelik aldığı suyu unutmayacak’’ metaforunu kuşanarak kesintisiz olarak ve ağır bedeller pahasına halklarımızın özgürlük ve kurtuluş düşünü büyütmeye devam ediyor. Yüzlerce kızıl neferin kanıyla yoğrulan çelik yeni kızıl karanfillerin kanlarıyla su alarak umudu büyütüyor.

Burjuva gerici dünyanın bütün nimetlerini ellerinin tersiyle iterek ve burjuva gerici dünyayla devrimci hesaplaşmayı yaparak özgürlükler dünyasının sınıf bilincini kuşanan komünizm savaşçıları toprağa düşmeye devam ediyor. Son üç ay içerisinde devrim ile karşı devrim arasında yaşanan keskin muharebelerde 11 komünizm savaşçısı ölümsüzleşti. Proleter öncünün önder kadrolarından Şahin yoldaş ve yine değerli kadro ve komutanlarından Mercan ve Doktor yoldaşlar başta olmak üzere, Fırat, Şiar, Mesut, İsyan ve son olarak ise Ovacık’ta toprağa düşerek tohum olan 4’ler koyu zifiri karanlık dünyamıza devrimci dünyadan ışık olmaya ve yolumuzu aydınlatmaya devam ediyor. Varoşlardan, amfilerden, fabrikalardan ve yaşamın değişik alanlarından burjuva gerici dünyaya savaş açarak dağları mesken eyleyen ve özgürlük çığlığını büyüten komünizm savaşçılarına binlerce kez selam olsun, Ovacık’ta kan kızıl renkleriyle özgürlük ve kurtuluş ateşini harmanlayan dört’lere binlerce kez selam olsun!

http://halkingunlugu1.org/