adhk tarafından

ADHK; Newroz Piroz Be!

Mart 20, 2019 de ANASAYFA adhk tarafından

Newroz, direniştir! Newroz, özgürlüktür! Zindanlarda pırangaya vurulan özgür tutsakların isyan türküsüdür! Yeni gündür, diriliştir Newroz! Zalime karşı, mazlumun direnişi ve dirilişidir!

ADHK (20-03-2019) Bir yılı daha geride bırakarak, kutlamaya hazırlandığımız 2019 yılı Newroz’u, çağımızın Dehak’larının yarattıkları yıkım ve kıyım ortamında gerçekleşiyor. Emperyalist haydutların, Dünyanın her tarafında ve özel olarakta Orta -Doğu’da halklara uyguladıkları vahşet ve katliamlara karşı, günümüzün Kawa’larının direnişleri de devam ediyor. Kawa’nın yaktığı doruklarda ki isyan ateşi, köşkleri, sarayları yakacak kadar korlanmış durumdadır.

Newroz, direniştir! Newroz, özgürlüktür! Zindanlarda pırangaya vurulan özgür tutsakların isyan türküsüdür! Yeni gündür, diriliştir Newroz! Zalime karşı, mazlumun direnişi ve dirilişidir!

Ülkemiz Türkiye K. Kürdistan da Faşist AKP ve küçük ortağı MHP iktidarının kural tanımaz, keyfi faşist uygulamaları katmerleşerek sürüyor. Özelde Kürt ulusuna yönelik, genelde ise tüm devrimci-demokratlara, aydın ve akademisyenlere, basına, medyaya yönelik gözaltılar, tutuklamalar, tehtitler, katletmeler şekilinde aralıksız devam ettiriliyor. Öte yandan, halkı birbirine düşman ettirici ırkçı, faşist politikalarla da ranta dayalı talan üzerine kurulu iktidarlarını korumanın telaşı içindeler. Telaş içindeler, çünkü, kitleler artık ötekileştirici, yalanlar üzerine kurulu söylemlere itibar göstermiyorlar. Destek azaldıkça, telaş da artmaktadır.

Zindanlar tıklım tıklım ve özgür tutsaklara uygulanan tecrit, baskı, yıldırma ve kimliksizleştirme saldırılarına karşı, Leyla Güven’in başlattığı ve şu anda yüzlerce tutsağın (ki esasını Kürt siyasi tutsaklar oluşturuyor) destekleyip sürdürdükleri süresiz açlık grevi ve ölüm oruçları, başta PKK önderi Abdullah Öcalan olmak üzere tüm siyasi tutsaklar üzerindeki, baskı ve tecritin sonlandırılması talebiyle devam ediyor. Açlık grevleri, zindanların duvarlarını yıkıp, dışarılara taştı, hatta Avrupa’nın sokaklarına indi. Diriliş ve direnişi ifade eden Newroz, tam da karekterine uygun bir tarzda karşılanıyor bu yıl.

Toprağın bereketi, baharın canlılığıyla yaşamı örüyor bütün doğa, bütün börtü-böcek. Yeni güne Kawa’nın isyan ateşiyle merhaba diyor Kawa’nın mirascıları. Üreten biz olduğumuza göre, yöneten de biz olmalıyız diye haykırıyorlar.

YAŞASIN HALKLARIN KARDEŞLİĞİ !

NEWROZ PİROZ BE !

KAHROLSUN FAŞİZM, YAŞASIN MÜCADELEMİZ.!

Avrupa Demokratik Haklar Konfederasyonu (ADHK)

Avrupa Demokratik Kadın Hareketi (ADKH)

Sosyalist Gençlik Hareketi (SYM)

20 Mart 2019

adhk tarafından

Komünist Önder İbrahim Kaypakkaya 46. Ölümsüzlük Yılında Viyana’da anılacak

Mart 20, 2019 de ANASAYFA adhk tarafından

Sınıf Teorisi ve Partizan ölümsüzlüğünün 46’ncı yılında Komünist Önder İbrahim Kaypakkaya’yı anma programı gerçekleştirecek Anma programı 4 Mayıs cumartesi Viyana’da yapılacak

HABER MERKEZİ (20-03-2019) Sınıf Teorisi ve Partizan yaptıkları ortak açıklamayla Ölümsüzlüğünün 46. yılında Komünist Önder İbrahim Kaypakkaya’yı anma programı düzenleyecek. Anma 4 Mayıs’ta Viyana’da yapılacak.

Yapılan açıklamanın tamamı şöyle:

Katledilişinin 46. Ölümsüzlük Yılında Komünist Önder İBRAHİM KAYPAKKAYA’yı Anıyoruz!

Devrim ve Komünizm mücadelesinde hiç bir bencil çıkar ve kişisel hesap gütmeksizin, proletarya ve emekçi halkın kurtuluşu, farklı dil, din, cinsiyet ve kimliklerden tüm sömürülen ve ezilenlerin bağımsızlığı ve insanlığın onurlu özgürlüğü uğruna kahramanca direnen Önder İBRAHİM KAYPAKKAYA’yı ideallerine bağlılık bilinciyle her yıl Mayıs ayında gerçekleştirdiğimiz ve bu yıl da Avusturya’nın Viyana kentinde ortaklaştırdığımız etkinliğimizle anıyoruz.

24 Nisan manifestosu ile Vartinik ve 18 Mayısta göndere çekilen kızıl bayrak, devrim sosyalizm ve yüce komünizme ulaşmak için, sürdürülen devrimci savaşta, kazanmak bilinci, doğru temeller üzerinde oturmuş, emekçilerin, ezilenlerin, sömürülenlerin saflarında tohum olarak serpilmiş, büyümüş, tesis edilmişti… Ve tüm engellemelere rağmen kazanacaktır. Dönemsel gerilemelere, yaşanan ve daha da yaşanması olası olan yenilgilere, uzun erimli devrimci savaştaki bazı tökezlemelere karşın, devrime, sosyalizme-komünizme olan bilimsel inancımızın mayası budur.

Marksist-Leninist-Maoist dünya görüşü, her bir toplumsal koşulda, özgürleşme bilinci ile politik varlık kazanır. Kaypakkaya, proletarya bilincinin, Türkiye ve Kürdistan sahasında, pratik-politik bir eksene oturmasında, mihenk taşıdır. Burjuva ideolojisine bulaşık, her türlü politik yaklaşımı reddederek, burjuva ideolojisinin diktatörlüğü olan Kemalizm’in cepheden reddi, Kürt Ulusal sorunu başta olmak üzere, Ermeni ve diğer azınlıklara karşı geliştirilen soykırım-katliamlarda ortaya konan teorik-politik tezler ve alınan devrimci tutum, egemen sınıflar siyasetine, On’ların devletli kanlı tarihlerine, ve bu siyasetin farklı renklerde topluma sirayet eden anlayışlarına karşı tarih sahnesinde yerini alan komünist bir duruştur.

Gerek emperyalist dünya gericiliği altında insan ve doğanın yok edilişine dönük yaşanan barbarlık tehdidi ve gerekse de Türkiye ve Kūrdistan’da büyük katliam ve kıyımlarla hüküm süren Türk hakim sınıflarının Erdoğan liderliğindeki tekçi-tek adam açık faşizm sultasının emekçi halkın üstüne karabasan gibi çöken vahşi zulmü, devrim ve Komünizm mücadelesinin ağır bedeller pahasına da olsa ertelenemez bir zorunluluk olduğunu kanıtlamaktadır. Bu zeminde, her devrimci birlik ve her devrimci etkinlik mücadelemizde yaşamsal bir ihtiyaç ve öneme sahiptir. Şüphesiz ki, bu mücadelenin bir parçası da devrimci savaşımda ölümsüzleşen yoldaşlarımızın ideallerini gerçekleştirme kararlılığıyla Onları anmak, tarihi belleğimizi diri tutmaktır.

Bu vesileyle, Tüm Halkımızı Komünist Önder İBRAHİM KAYPAKKAYA‘ ya karşı sorumluluğumuzun bir parçası olarak 4 Mayıs cumartesi Viyana’da ortak gerçekleştireceğimiz anma etkinliğimize katılmaya çağırıyoruz.

PARTİZAN VE SINIF TEORİSİ

adhk tarafından

Mazgirt’te DDHD 8 Mart etkinliği düzenledi!

Mart 18, 2019 de ANASAYFA adhk tarafından

Dün saat 13:00’da Mazgirt’te DDHD Mazgirt belediye başkan adayı Derya Öz, Demokratik Kadın Hareketi (DKH) ve DDHD kadın meclislerinin katılımı ile Mazgirtli kadınlarla 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla etkinlik düzenlendi

DERSİM-MAZGİRT (18-03-2019) Dün saat 13.00’da Mazgirt’te DDHD Mazgirt belediye başkan adayı Derya Öz, Demokratik Kadın Hareketi (DKH) ve DDHD kadın meclislerinin katılımı ile Mazgirtli kadınlarla 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla etkinlik düzenlendi. Etkinlikte, DDHD adayı Derya Öz kadınlara DDHD’nin kadın politikalarına dair bilgilendirmelerin yanı sıra Mazgirt ve tüm dünyada kadınların yaşadığı sorunları ve onlara yönelik çözüm önerileriyle ilgili konuşma yaptı.

Derya Öz etkinlikte, DDHD programında yer alan kadın meclislerini örgütleme ve kadın meclisleri ile birlikte yerellerde kadınlara yönelik politikalar üretme noktasındaki fikirleri anlattı. Kadınların mutlaka kadın meclislerinde bulunmaları gerektiğini, Mazgirt yerelinde hayatın her alanında olmalarına rağmen söz sahibi olamadıklarını, yönetimlerde ve üretim alanlarında olmadıklarını hatta çarşıya çıkamadıklarını ve bunların hepsini kadın mücadelesi ile aşılabileceğini ifade etti.

Akabinde kadınlar da söz alarak Derya Öz’ün açıklamalarını destekleyen açıklamalarda bulundular. Kadınlar da, muhakkak tüm kadınların Derya Öz’e destek olması gerektiğini; bunun kadınların, çocukların ve gençlerin geleceği için en doğru politika olduğunu söyleyip bu noktada bir destek konuşması yaptılar. Etkinlik hep birlikte sofralar oluşturulup sonrasında kısa bir müzik dinletisi yapılarak halaylarla sonlandı.

adhk tarafından

Fransa- Mulhouse; Dersim’de Söz, Yetki, Karar Halka!

Mart 18, 2019 de ANASAYFA adhk tarafından

Fransa- Mulhouse’de Türkiye Kuzey Kürdistan’da siyasal gelişmeler ve Devrimci-Halkçı yerel yönetimler anlayışımız ve görevleriniz konulu bir panel düzenlendi

Fransa- Mulhouse (18-03-2019) Halepçe katliamını kınayan kısa bir konuşmanın ardından saygı duruşu ile başlayan panel ADHK adına söz alan yoldaşımızın konuşmasıyla devam etti. Türkiye Kuzey-Kürdistan da olan gelişmeler ve şeçimlere yaklaşımın anlayışımız vurgusunun ardından,  Dersim’de oluşturulan “Dersim Demokratik Halk Dayanışması’nın çalışmaları ve Fatih Mehmet Maçoğlu’nun adaylık sürecine dair kapsamlı bir panel gerçekleşti.

Panele Avrupa Demokratik Haklar Konfederasyonu, Partizan ve DİDF taraftarları katılım sağladı.

Üç bölüm şeklinde örgütlenen panel’e ilk bölümü Avrupa Demokratik Haklar Konfederasyonu temsilcisi sunumları ile gerçekleştirildi. İkinci bölümü ise soru-cevap şeklinde devam etti üçüncü bölümde ise sarı yeleklilerin eylemleri, hedefleri ve örgütlenme tarzı ile ilgili sunumlar yapıldı.

Panelde genel anlamda Avrupa Demokratik Haklar Konfederasyonu temsilcisi tarafından Dersim’de mevcut parçalanmışlığın dair ve Dersim’de neden SMF’nin kendi adaylarını çıkardığı üzerine panel’e katılanları bilgilendirdi. ADHK temsilcisi, “Dersim’de en geniş Birliği sağlamak için SMF’nin bütün çabayı gösterdiğini ve HDP ile ortak adaylar noktasında anlaşma yapmak için kurumun üç adet toplantı yaptığını fakat HDP’nin “Kırmızı Çizgimiz’dir” Dersim ve üsten berilediğimiz adayları Desteklenmelidir SMF şeklindeki uzlaşmaz tavrı neticesinde birliğin sağlanamadığı vurguladı” ADHK  temsilcisi. Panel’e katılan kitle en geniş şekilde bilgilendirildi. Soru cevap kısmında Kimi katılımcılar ise, HDP adayının geri çekilerek SMF’yi desteklemesi gerektiğini ifade ettiler. panel, belirlenen saatte bitirildi.

adhk tarafından

MKP: Kahraman Kürt Kadını Leyla Güven’in Onurlu Direnişini Destekleyerek Selamlıyoruz!

Mart 18, 2019 de ANASAYFA adhk tarafından

Maoist Komünist Partisi (MKP) Merkez Komitesi Siyasi Büro imzalı yazılı bir açıklama yaparak Leyla Güven’in açlık grevi direnişini selamladı

HABER MERKEZİ (18-03-2019) Yapılan açıklamada: “Demokratik ve haklı her direniş bizlerin cephesindeki direniştir, bizlerin direnişidir. Ezilen, sömürülen, ötekileştirilen,  her dil, din, ırk, cins ve inançtan tüm kesimlerin ilerici-demokratik mücadelesi bizlerin mücadelesidir. Demokratik direniş ve mücadelelerin desteklenmesinde tereddüt edilemez, edilmemelidir!” denildi.

Yapılan açıklama şöyle:

Kürt kadını siyasetçi Leyla Güven 130. gününe girmiş olan Açlık Grevi direnişini kararlılıkla sürdürüyor. Erimiş bedeniyle set oluyor en despotundan faşist iktidara, onun siyasi tutsaklar üzerindeki tecridine… Ölümün eşiğinde onurlu dikilişiyle Kürt kadınının direngenliği ve mücadelesini resmediyor Leyla Güven… Leyla Güven ve yoldaşlarının onurlu direnişini saygıyla selamlıyor, direnişlerine destek olmaya, dayanışmayla direnişi büyütmeye çağırıyoruz!

Ölümün eşiğinde bulunan Leyla Güven, asil duruşu ve onurlu direnişiyle sadece Kürt ulusal kitlelerinde değil, tüm ezilen emekçi halk kitlelerinde sarsıcı bir etki, büyük bir saygı yaratıyor. Kadın ve Kürt Kadını mücadelesinin ışık hızması  oluyor onurlu direnişiyle… Sessizliğe gömülmüş olan köhne iktidarın faşist yüzünü çıplak biçimde gözler önüne seriyor bir kez daha…

Leyla Güven her bakımdan meşru ve haklı olan büyük direnişiyle  Kürt ulusunun iradesi ve direnişini de ifade ediyor. Baskıya, zulme ve tecride karşı meşru ve genel demokratik direnişi temsil ediyor. Bu meşruluk  direnişin zaferinde en büyük temel ve teminattır. Ancak bu zafer için, somut zafer için mümkün olan en geniş toplumsal destek ve dayanışmanın sağlanması elzemdir. Bu dayanışma ve desteğin büyütülmesi, aydın, ilerici, demokratik ve devrimci tüm güç ve bireylerin görevi, insanım diyen herkesin sorumluluğudur.

Kadın iradesini de ifade eden özelliği ve irade savaşı niteliğinde tamamen meşru, haklı ve demokratik zeminde ortaya konulan bu direnişe hiç bir sebeple kayıtsız kalınamaz. Direnişin dayandığı politik gerekçeler, hedefler, talepler ve beslendiği yönelim her ne olursa olsun ve isterse haklı eleştiriler gerektirsin, her şeye karşın demokratik, haklı ve meşru olan, özellikle Kadın iradesiyle anlam kazanan bu saygın irade direnişi sahiplenilerek desteklenmek durumundadır. Direnişin zafere taşınması sadece Leyla Güven ve yoldaşlarının omuzlarına yıkılamaz. Demokratik cepheden yükselen her direniş ve her mücadele, bu muhtevasıyla sahiplendiğimiz, somut desteklerle sahipleneceğimiz eylemlerdir.

Politik mücadele yelpazesinde yer alan bu direniş, içerde/dışarda örülen bir mücadele zeminindedir. Politik mücadele yelpazesinde öne çıkan yerel yönetim seçimleri mücadelesi, Açlık Grevi direnişinde önem kazanan bu politik mücadele alanını öteleyip göz ardı etmemelidir. Daha yüksek duyarlılıkla gerekli görev ve sorumluluklar üstlenilmeli, gerekli olan destek ve dayanışma her alanda en yüksek biçimde gösterilmelidir!

Faşist AKP-MHP koalisyon iktidarının tekçi, şoven, ırkçı-faşist karakterine uygun olarak sergilediği cani ve katliamcı hesaplaşmada tarafsız olamayız; demokratik ve meşru olan mücadele ve direniş cephesinde yer alarak, tecride, katliama, zulme izin vermemeliyiz. Faşist iktidarla her çatışma alanında görev ve sorumluluklar üstlenerek, haklı-demokratik direniş ve mücadeleleri büyütelim.

Leyla Güven’in ve yoldaşlarının ölümün eşiğinde yükselen onurlu direnişlerine kayıtsız kalmak, faşist iktidarın caniliklerine sesiz kalmak anlamına gelir ki, bu objektif olarak uygulanan faşist caniliğe hizmettir. Demokratik, haklı ve meşru bir direniş varsa, orada direnişe yön veren bakış açısına, direnişin taleplerine ve direnişin hedeflediği politik amaçlara bakılmaksızın öncelikle direnişi destekleme görevi öne çıkar.

Demokratik ve haklı her direniş bizlerin cephesindeki direniştir, bizlerin direnişidir. Ezilen, sömürülen, ötekileştirilen,  her dil, din, ırk, cins ve inançtan tüm kesimlerin ilerici-demokratik mücadelesi bizlerin mücadelesidir. Demokratik direniş ve mücadelelerin desteklenmesinde tereddüt edilemez, edilmemelidir!

Bir kez daha Leyla Güven’in asil direnişi şahsında açlık grevindeki direnişçileri saygıyla selamlarken, hapishaneler dahil, tüm mücadele cepheleri ve örgütlenme alanlarındaki yoldaşları direnişi desteklemeye, toplumsal duyarlılığı geliştirerek direnişle dayanışmada bulunmaya çağırıyoruz!

adhk tarafından

Zülküf Gezen’in mezarını ziyaret eden kitleye saldırı

Mart 18, 2019 de ANASAYFA adhk tarafından

Öcalan üzerindeki tecridi protesto amacıyla cezaevinde yaşamına son veren Zülküf Gezen’in mezarını ziyaret etmek isteyen kitleye polis tazyikli suyla saldırdı

HABER MERKEZİ (18-03-2019) PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerindeki tecridi protesto amacıyla Tekirdağ 2 No’lu F Tipi Cezaevi’nde yaşamına son veren ve cenazesi kaçırılarak defnedilen Zülküf Gezen’in kabrini ziyaret etmek üzere Yeniköy Mezarlığı’na gitmek isteyen kitleye polis tazyikli suyla saldırdı.

Tekirdağ 2 No’lu F Tipi Cezaevi’nde Abdullah Öcalan’a yönelik tecridi protesto etmek için yaşamına son veren tutuklu Zülküf Gezen’in cenazesi gece polislerce alıkonularak Diyarbakır’da defnedildi. Aralarında HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli, HDK Eş Sözcüsü Gülistan Kılıç Koçyiğit, DBP Eş Genel Başkanı Memet Arslan ile çok sayıda milletvekilinin bulunduğu grup, Gezen’in Yeniköy Mezarlığı’ndaki mezarını ziyaret etmek istedi. Polis ablukasına alınan Yeniköy Mezarlığı’na gelen HDP’lilerin geçişine izin verilmedi. TOMA ve kalkanlarla partililerin yolunu kesen polisler, mezarlık girişinde açıklama yapılmasına izin vermedi.

Milletvekillerinin mezarlığa girmek istemesi üzerine TOMA’lardan tazyikli su sıkıldı. Kalkanlarla milletvekillerini itekleyen polisler, milletvekillerini darp etti. Bir süre sonra milletvekilleri mezarlığa alan polisler, burada da eş başkanları ve milletvekilleri çembere alarak, basın açıklamasının çemberin içerisinde yapılmasını istedi. Polise tepki gösteren HDP’liler, buradan Gezen’in taziyesinin kurulduğu Şaklat Köyü Taziye Evine geçti.

KOÇYİĞİT: ÖLÜM OLMASIN DİYE ÇAĞRI YAPIYORUZ

Taziye evine gelen HDP’lileri, Gezen’in ailesi karşıladı. Temelli, Koçyiğit, Arslan ve milletvekilleri aileye başsağlığı dileklerini iletti. Polisin ablukaya aldığı taziye evinde ilk olarak konuşan Koçyğit, acılarının büyük olduğunu dile getirerek, “Bu ölümler yaşanmasın diye her gün haykırıyoruz, çağrı yapıyoruz. Bütün bu çağrılarımıza karşı kör, sağır kalan bir Adalet Bakanı var. Zülküf Gezen arkadaşımız İmralı tecridini protesto için yaşamına son vermiştir. Bir kez daha söylüyoruz. Bizim ve ailenin haberi olmadan cenazemiz Amed’e getirildi. Ailenin bile katılmasına izin verilmeden, dini vecibelerin yerine getirilmesine izin verilmeden, dua bile okunmasına izin verilmeden toprağa gömüldü. Bu tutumu kabul etmiyoruz. Devlet kendi hukukunu, yasasını çiğnemiştir. Bize de çiğnediği yasalara uymamızı istemektedir. Biz alışmayacağız. Şehit bizim şehidimizdir, bütün Amed ve Kürdistan halkına aileyi sahiplenme çağrısı yapıyoruz” diye konuştu.

ASLAN: YAŞANANLARIN SORUMLUSU İKTİDARDIR

DBP Eş Genel Genel Başkanı Mehmet Arslan da, “Artık Kürtler dini vecibelerini yerine getiremiyorsa, cenazelerini defin edemiyorsa, acılarının yasını tutamıyorsa bu ülkede artık vicdandan ve insanlıktan söz etmek söz konusu değildir. Kürtler bu acı ve zorlu süreçte belki can veriyor ama Sayın Öcalan üzerinde devam eden ağırlaştırılmış tecride karşı Kürtler canını veriyor. Buna sessiz kalanlar insanlığını kaybediyor, vicdanını, ahlakını kaybediyor. Bu bir fedai eylemdir. Kürtlerin sesine ses, zulme ses olmak içindir bu eylem. Ne olursa olsun biz bu süreci sahipleneceğiz. Tüm demokrasi güçlerinin bu sürece dair söyleyecek bir sözü olmalı. İnsanlar yaşamını yitirdikçe bizim ortak alanda yaşama irademiz daralacaktır. Yaşananların sorumlusu iktidardır. Daha büyük acılar yaşanmadan, cezaevlerinden acı haberler gelmeden hükümet bir an önce adım atmalıdır” diye konuştu.

TEMELLİ: TALEPLERİ KARŞILAYIN

HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli ise, “Bugün burada çifte hukuksuzluğu ve adaletsizliği bir arada yaşıyoruz. Uzun zamandır, çok uzun zamandır, Sayın Leyla Güven Türkiye halklarına sesleniyor, büyük bir adaletsizliğe dikkat çekiyor. Tecrit denen bu hukuksuzluk, adaletsizlik son bulsun diye 131 gündür bedenini açlığa yatırmış durumda. Cezaevlerinde ve dünyanın bir çok yerinde insanlar bedenini açlığa yatırmış durumda. En başından Adalet Bakanlığı’na çağrıda bulunduk. Bu yasal ve hukuki talepleri karşılayın dedik. Biz cezaevlerinde kimse yaşamını yitirsin istemiyoruz. Ama maalesef dün bir arkadaşımız cezaevinde yaşamını yitirdi. Eğer, Adalet Bakanlığı üzerine düşen görevi yerine getirseydi, bugün yaşamını yitiren arkadaşımız yaşamaya devam ederdi. Bir an önce Adalet Bakanlığı üzerine düşeni yapmak zorundadır. 800’ye yakın kez avukatlar İmralı’ya gitmek için başvuru yapıyor ama her defasında bir bahane uydurularak talep reddediliyor. Artık bahane üretilmesin, artık bir başka insanı daha cezaevinde yitirmek istemiyoruz. Leyla Güven’i kaybetmek istemiyoruz. Bu kayıptan, bu ölümden çıkarılacak çok önemli dersler var. Tecrit meselesi, adalet, hukuk meselesi seçimlere, siyasete alet edilemez dedik. İnsan canından daha kıymetli bir şey yoktur. İnsan canı üzerinden siyasi hesap yapmayın. Adalet ve hukuka ses verin ve tecridin kalkması için ne gerekiyorsa onu yapın” şeklinde konuştu.

Ailenin acısını paylaştıklarını belirten Temelli, şöyle devam etti:

“Bugün burada bu hukuksuzluğun üzerine çok daha büyük bir hukuksuzluk binmiştir. İnsanların inançları, dinleri vardır. Bu dinlerden, inançlardan gelen hakları vardır. İnsanlar birini yitirdiği zaman dini ve inançlarına göre defin etmek isterler. Bugün, bu hak, burada herkesin gözü önünde gasp edilmiştir. Biz buradayız, bunu teşhir ediyoruz. Sürekli dini istismar edenler bir kez daha dini istismar etmiştir. İnsanların dini duyguları ile oynamışlardır. Gidin şu mezarlığın haline bakın, fotoğrafını çekin. Nerde görülmüştür bir mezarlığın TOMA’larla, polislerle kuşatıldığı, tecritleştirildiğidir. İnsanları tecrit ettiniz, yetmedi şimdi mezarlıkları tecrit ediyorsunuz. Orada insanlar ne yetirdiklerinin dini vecibelerini yerine getirebiliyor ne de sonrasında gidip duasını yapabiliyor. Bu reva mıdır, bu nasıl bir nefret suçudur. Artık bu şirazesinden çıkmış iktidara dur demenin zamanıdır. Bugün yüzlerce, binlerce insanın yolu kesiliyor, taciz ediliyor. Neden? İnsanlar tabi ki acılarını paylaşacak. Hak vaki olmuş, cenaze kalkmış. Cenazeyi kaldırmaktan daha doğal ne olabilir.” (Mezopotamya Ajansı)

adhk tarafından

Ludwigsburg; Söz, Yetki, Karar Dersim Halkına paneli yapıldı

Mart 18, 2019 de ANASAYFA adhk tarafından

Devrimci Demokratik Yerel Yönetimler- Avrupa Seçim Komisyonu tarafında Avrupa’nın belli merkezi şehirlerinde “Türkiye-Kuzey Kürdistan’da siyasal gelişmeler ve Devrimci Halkçı yerel yönetimler anlayışımız ve görevlerimiz” konulu panellerden biride Ludwigsburg’da yapıldı

Ludwigsburg (18-03-2019) Almanya’nın Güney eyaleti, Ludwigsburg kenti, Demokratik Kültür Merkezinde, “SÖZ, KARAR, YETKİ HALKA” şiarıyla, ADHK tararından oluşturulan Seçim Komisyonu tararından “Türkiye-Kuzey Kürdistan’da siyasal gelişmeler ve Devrimci Halkçı yerel yönetimler anlayışımız ve görevlerimiz” konulu panel yapıldı.

Panel, ülkede yaşanan süreç, siyasal gelişmeler yanında; esasta yerel seçimler süreciyle başlayan ittifak görüşmeleri, bizim başından itibaren izlediğimiz yol, yöntem ve pozisyonumuz ve dolayısıyla izlediğimiz siyaset kitleye anlatılmaya ve aktarılmaya çalışıldı.Yerel yönetimlerde yarattığımız deney, tecrübe ve değerler ve bunların kitleler nezninde kabül görmesi ve sahiplenilmesinin altı çizildi.

Dostlarımızla yürüttüğümüz ittifak görüşmeleri(özellikle Dersim özgülünde) ayrıntılarıyla işlendi ve anlatıldı.Dostlarımızın bu süreçte izledikleri yanlış ve kuyrukçu politikaları deşifre edildi.Kürt hareketinin Dersim özgülünde bize karşı dayatmacı,ben merkezci,bu coğrafyada bizim dediğimiz olur tarzı, dostlukla bağdaşmayan dil ve üslüpları gerek panelisler tararından gerekse gelen kitle tafından eleştirildi ve teşhir edildi.

Sonuç olarak; Türkiye-Kuzey Kürdistan’da yerel seçimler vesilesiyle dost güçlerle ittifaklar sorunu,herşeye rağmen bizim ısrarcı ve izlememiz gereken siyasetimiz ne olmalıdır anlayışı sunuldu.

ADHK, federasyan, dernek, üye ve taraftarlarımız olarak, bu yerel seçimler nedeniyle görev ve sorumluluklarımız ne olmalıdır, temelinde iyi bir etkinlik ve verimli bir tartışma oldu.

Soru, cevap ve toparlama bölümüyle etkinlik sonlandırıldı. Gelen kitle üzerinde olumlu bir etki yaptıgını düşünüyoruz.

adhk tarafından

Leyla Güven’in direnişi 131’inci gününde

Mart 18, 2019 de ANASAYFA adhk tarafından

DTK Eş Başkanı Leyla Güven’in, Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması talebiyle başlattığı süresiz dönüşümsüz açlık grevi direnişi 131’inci gününde devam ediyor

HABER MERKEZİ (18-03-2019) Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eş Başkanı Leyla Güven’in, Abdullah Öcalan üzerinde uygulanan tecridin kaldırılması talebiyle tutuklu bulunduğu Diyarbakır E Tipi Hapishanesi’nde 8 Kasım 2018’de başlattığı ve tahliyesinin ardından evinde devam ettirdiği süresiz-dönüşümsüz açlık grevi, 131’inci gününde devam ediyor.

Güven: Siz ölmeyin diye çıktım bu yola

Güven’in başlattığı grev tüm hapishanelere yayılırken, Tekirdağ 2 No’lu F Tipi Hapishanesindeki Zülküf Gezen, tecridini protesto etmek için önceki gece yaşamına son verdi. Leyla Güven, Gezen’in eylemine ilişkin twitter hesabından, “Zülküf! Canım hevalim, ben siz ölmeyin diye çıktım bu yola ama sen yüreğime bir kor düşürdün. Senin Amed’e gelişin böyle olmamalıydı. Surlara birlikte çıkacaktık. Sen ne yaptın! Biliyorum sen bu eylemi bizi yaşatmak için yaptın. Senin fedai ruhuna kurban olaydım. #ZülküfGezen” mesajını paylaştı.

Aynı taleple Federe Kürdistan Bölgesi’nin Hewlêr kentinde HDP üyesi Nasır Yağız’ın eylemi 118, Strasburg’da 14 kişi ve Galler’de İmam Şiş’in eylemi 92, hapishanelerinde 16 Aralık’ta başlayan tutukluların eylemi 93 gündür devam ederken, eylem 1 Mart itibariyle tüm hapishanelere yayıldı.

HDP İl binasındaki eylem sürüyor

HDP Diyarbakır il binasında milletvekili Dersim Dağ’ın 3 Mart’ta başlattığı, 8 Mart’ta ise Van milletvekilleri Tayip Temel ve Murat Sarısaç’ın dahil olduğu eylem ise sürüyor. Erzincan T Tipi Kapalı Hapishanesi’nde açlık grevi eylemine başlayan Sedat Akın’ın tahliye edilmesi ardından Batman’daki evinde sürdürdüğü eylem 71’inci gününde. Gurbet Ektiren de Bakırköy Hapishanesi’nde 15 Ocak’ta başladığı açlık grevi eylemini tahliye olduğu 8 Mart’tan bu yana Mardin’in Derik ilçesindeki evinde sürdürüyor.

adhk tarafından

Dersimliler Ovacık’ta yeşeren umudu dayanışma ile büyütüyor

Mart 17, 2019 de ANASAYFA adhk tarafından

Dersim Ovacıklılar Sosyal Kültür ve Dayanışma Derneği, “Ovacık’ta Yeşeren Umudu Büyütüyoruz” şiarıyla Bağcılar Olimpik Spor salonunda bir etkinlik düzenledi Etkinlikte “bir Ovacık yetmez, hedef bin Ovacık” sloganı öne çıktı

HABER MERKEZİ (17-03-2019) Dersim Ovacıklılar Sosyal Kültür ve Dayanışma Derneği, “Ovacık’ta Yeşeren Umudu Büyütüyoruz” şiarıyla Bağcılar Olimpik Spor salonunda bir etkinlik düzenledi. Saat 17.00’de başlayan etkinlik öncesi salona “Munzur Kültür ve Doğa Festivali Halkın Kalacak”, “Munzur Özgür Akacak”, “Baskıya Zulme Karşı Eşit Yurttaşlık Hakkı İstiyoruz”, “Dersim 38 Katliamdır Soykırımdır”, “Dersim’de Avcılık Katliamı Son Bulsun” yazılı Türkçe ve Kırmancki pankartlar asıldı.  Ayrıca taleplerimiz başlığıyla asılan pankartta da talepler şöyle sıralandı:

“-Arşivler açılsın hesap verilsin

-Dersim ismi iade edilsin

-Dersim halkından resmi özür dilensin

-Seyit Rıza ve arkadaşlarının mezar yerleri açıklansın

-Dillerimize ve Alevi Kızılbaş inancımıza özgürlük istiyoruz

-Munzur’daki baraj projeleri iptal edilsin

-Sürgünler, kayıplar ve evlatlık verilen çocukların isimleri açıklansın”

Ali Ekici: Söz, yetki, karar Ovacık halkına

Etkinliğin açılış konuşmasını Ovacıklılar Dernek Başkanı Ali Ekici yaptı. Ekici konuşmasında “Dersim Ovacıklılar Derneği 20 yıllık geçmişi ile İstanbul’da kurulmuş ancak yüzü hep Dersim’e dönük faaliyet yürüten bir DEDEF bileşen kurumudur. Dilimize, inancımıza, coğrafyamıza ve Dersim’in tüm değerlerine dönük baskı, asimilasyon, doğa ve inanç katliamına karşı tavır alan, direnç gösteren, sorunların çözümünde aktif rol alan konumunu her dönem korumuştur. Yakın bir zamanda merkezini Sancaktepe, Sarıgazi’ye taşıyarak dil, inanç, eğitim vb. faaliyetlerle daha da aktif bir konuma gelerek üye ve dostlarımıza, çocuklarımıza ve gençlerimize yerinde hizmet sunmaya çalışmaktadır. ” dedi. Ekici ayrıca salondaki kitleye ve Ovacık halkına seslenerek yerel seçimlere dair söz, yetki, kararın halka olduğu ve bu yerel yönetimlerin içinde bizzat yer alacağı bir yönetim anlayışına sahip çıkmaları ve oy vermeleri gerektiğini vurguladı.

Ekici’den sonra geçtiğimiz ay tutuklanan Ovacık Dernek üyeleri Mehtap ve Yusuf Demirçivi’nin mesajı okundu. Okunan mesajda şunlar ifade edildi: “Haksız, hukuksuz bir şekilde sadece dilimize, inancımıza, coğrafyamıza ve değerlerimize karşı göstermiş olduğumuz duyarlılık sebebiyle hayat arkadaşımla birlikte bedenimiz esaret altında tutulmaktadır. Sevgili dostlarım, yoldaşlarım bedenimize pranga vurabilirler ancak düşüncelerimize, toprağımıza ve değerlerimize asla!”

“Ülkemiz açık bir hapishaneye çevrildi”

Konuşmalardan sonra sahne alan DEDEF Genel Başkanı Ali Haydar Ben ise bütün dostları Kırmancki selamladı. Ben, ayrıca 16 Mart Halepçe ve Beyazıt katliamını lanetleyerek şehit düşen devrimcilerin ve insanların anıları önünde saygı ile eğildiğini ifade etti. Devletin yoğun bir baskı ve saldırı politikası uyguladığını ifade eden Ben, kendilerinin de kurum olarak bu süreçten muaf olmadıklarını ifade etti. Ülkenin açık bir hapishaneye çevrildiğini ifade eden Ben sözlerine şöyle devam etti: ” Yusuf Demirçivi, Duygu Kıt ve Erçin Demir arkadaşlarımız tutuklanarak zindanlara konuldu. Halkın iradesi ile seçilen milletvekilimiz Leyla Güven hala açlık grevini sürdürüyor, ölümle cebelleşiyor. Bu ülkede halkın iradesine saygı yok. Bu ülkede zindanlar, hapishaneler mücadele eden insanlarla dolu. Bizim yönetim kurulu üyelerimizin suçları neymiş peki! Katıldıkları 1 Mayıs, Berkin Elvan cenazesi, 12 Mart Gazi Katliamı yani bugün lanetlediğimiz Halepçe Katliamı gibi.  Hukuksuza tutuklanan bütün arkadaşlarımız derhal serbest bırakılsın. Bütün mahpusları saygıyla selamlıyoruz.”

Egemenlerin azgın saldırılarının cevabını halkın sandıkta cevabını vereceğini söyleyen Ben, Dersim’de seçim için de özel oyunların oynandığını ifade etti. Atananlardan değil halkın iradesi sonucu seçilenlerden yana olduğunu ifade eden Ben, Dersim halkının kendi evlatlarından, demokrasiden yana saf tutmaları gerektiğini ifade etti.

Ben sözlerini şöyle sonlandırdı: ” Dersim halkı örgütlüdür ve örgütlü bir halkın karşında hiçbir kuvvet duramaz.”

Ben’inin konuşmasının ardından DEDEF Yönetim Kurulu’da sahneye çıkarak kitleyi selamladı.

Etkinliğe TKH Bağımsız İstanbul Belediye Başkan adayı Aysel Tekerek’te katıldı. Tekerek “İnanın dostlar, kardeşler; Munzur’da Özgür akacak, bütün kötü ezberlerde birbir bozulacak. Patronlar, yağmacılar, talancılar, betoncular, kaybedecek, emekçiler kazanacak” diyerek herkesi selamladı.

Salondan Maçoğlu’na yoğun ilgi ve destek

Son olarak seçim çalışmalarından ötürü etkinliğe dahil olamayan DDHD adayı Fatih Mehmet Maçoğlu görüntülü arama yaparak kitleyi selamladı. “Bu ülkenin emekçilerini yok etmeye çalışanların karşısına biz sosyalistler, yurtseverler, komünistler olarak çıkacağız” diyen Maçoğlu’nun konuşması teknik aksaklıklar nedeni ile kitleye duyurulamadı. Buna karşın salon alkış ve zılgıtlarla Maçoğlu’na desteğini gönderdi.

Etkinlikte Grup Munzur, Umut Altınçağ, Yılmaz Çelik, Nihal Ateş, Şenol Akdağ, Ufuk Coşkun, Serdar Hayır, Nurettin Güleç, Mehmet Ekici ve Ozan Yağan sahne aldı. “Devrimci tutsaklar onurumuzdur” sloganlarının atıldığı etkinlik halaylarla son buldu.

adhk tarafından

Derya Koca: ‘Ovacık deneyimi çok büyük umutları beraberinde getiriyor’

Mart 17, 2019 de ANASAYFA adhk tarafından

Sosyalist Emekçiler Partisi(SEP) Genel Başkan Yardımcısı Derya koca, “Her şeyin parayla, rantla, çıkarla özdeşleştiği böyle bir dönemde bu küçük, mütevazı Ovacık deneyimi çok büyük umutları beraberinde getiriyor” ifadelerini kullandı

HABER MERKEZİ (17-03-2019) 2014 yerel seçimlerinde Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF) öncülü Demokratik Haklar Federasyonu(DHF) belediye başkan adayı Fatih Mehmet Maçoğlu, Türkiye Komünist Partisi (TKP)’den yerel seçimlere girerek Ovacık’ta belediye başkanı seçilmişti. Böylece SMF’nin daha önce Hozat ve Mazgirt’te ortaya koymuş olduğu devrimci, halkçı yerel yönetimler perspektifiyle genişleyen bir model Ovacıkta yaratmış oldu.

Bugün gelinen süreçte ise, Dersim Demokratik Halk Dayanışması(DDHD) adı altında bir araya gelen birçok sol, sosyalist kurum Dersim ve ilçelerinde 31 Mart yerel seçimlere dair çalışma yürütüyor. Sosyalist Emekçiler Partisi (SEP)’de bu çalışmaların içerisinde yer alan sol, sosyalist, devrimci kurumlar arasında yer alıyor. Devrimci, halkçı yerel yönetimler programını destekleyen, bu sürece dahil olan SEP adına SEP Genel başkan yardımcısı Derya Koca ile yerel seçimlere dair sohbet gerçekleştirdik.

‘Sosyalistlerin sosyalist bir anlayışla örgütlenmesi gerektiğini düşünüyoruz’

SEP’in iki bin on altı yılında kurulduğunu fakat öncesinde on yıllık bir mücadele tarihi olduğunu belirten Koca, “Biz temel meselenin bu ülkede emekçilerin, işçi sınıfının birliğinin sosyalizm programı etrafında kenetlenmesiyle değişeceğini düşünüyoruz. Buradan hareket ederek toplumdaki kutuplaşmayı, AKP rejiminin bu denli güçlü olmasının sebebini  işçi sınıfı içerisindeki kutuplaşma ve bölünme olduğunu düşünüyoruz. Bunu aşmak için de bugün sosyalistlerin elinden gelen her şeyi yapması, somut mücadeleler etrafında ve sosyalist bir anlayışla örgütlenmesi gerektiğini düşünüyoruz” dedi.

‘En büyük özelleştirmeler, en büyük emek düşmanı yasaları AKP rejimi sayesinde gerçekleşti’

Derya Koca daha sonra, “Türkiye de kapitalizm iflas eder aşamaya gelmiştir. Bundan yirmi sene öncesine bakarsak ülkenin egemen sınıfları yüzünü Avrupa Birliğine dönmüştü. Demokratik değerlerden uluslararası bir güç olmaktan bahsediyorlardı. Ama kapitalizm öğlesine çuvalladı ki, tüm dünya da olduğu gibi bırakalım medeniyetler seviyesine çıkmayı gelişmiş kapitalist bir ülke olmayı bile başaramadı. En temel burjuva demokratik değerlerin bile yok edildiği; baskıcı, tek adam diktatörlüğüne kol kanat gerdi.  Bu yüzden Türkiye’de kapitalizmin emekçilere verebilecek artık hiçbir şeyi yok. Bundan fazlası da beklenemez. Çünkü egemen sınıflar tarihsel olarak gericidir. Türkiye ’de de bu eğilimin yansımasını görüyoruz.  AKP rejimi işte tam burada kapitalizmin çıkarlarını çok iyi, amansızca ve acımasızca savunabildiği için bu kadar güçlü bir iktidar oldu. Unutmayalım patronlar kendi iktidarlarını AKP rejimiyle birlikte kurdu. En büyük özelleştirmeleri, en büyük emek düşmanı yasaları AKP rejimi sayesinde gerçekleşti. Bununla beraber Erdoğan’ın diktatörlük kurma hevesi buna eklenince, kendinden başka hiç kimseyi, hiçbir sesi tanımayan kadın düşmanı, halk düşmanı, işçi sınıfı düşmanı, her türlü demokratik haktan nefret eden rejimle karşı karşıya kaldık” ifadelerini kullandı.

‘Yerel seçimlerde sosyalistlerin kendi farkını, kimlik kutuplaşmalarının üzerine çıkartması gerekiyor’

Koca, bu toplumun değişime açık olduğunu vurgulayarak, “Önemli olan bunu nasıl örgütlü güç haline getirebileceğimizdir. O yüzden şu an sosyalistler açısından çok büyük avantajlar var. O fırsatlardan sadece biri bu içerisinden geçtiğimiz seçim süreci. Yerel seçimlerde sosyalistlerin kendi farkını, kimlik kutuplaşmalarının üzerine çıkartıp emekçilerin, yoksulluğa itilmiş olanların yeniden kendi hayatlarını tayin edebilecek güce sahip olmasını sağlaması gerekiyor. Sosyalistlerin yeniden bu ülkenin siyasetinde tayin edebilecek bir yere gelmesi için başarı öyküsüne ihtiyaçları var. Sosyalistler solun bu birlikte bu başarı öyküsünü yeniden yazarak ülkenin yoksullarının, özellikle şu an ciddi bir kriz içerisindeyiz. Bir pazar alışverişi yapmak bile bir sıradan bir emekçi halk için kambur haline gelmiş durumda. Bunu tam da bu dönemde aşabiliriz” diyerek sözlerine devam etti.

 ‘Burada ki başarı öyküsü genişletilmesi ve desteklenmesi gerekiyor’

AKP rejimine karşı mücadele etmenin genel geçer sloganları yeterli olmadığı düşündüğünü belirten Derya Koca, “Bugün somut, muhafazakâr AKP’ye bu zamana kadar oy vermiş geniş kesimlere de hitap edecek bir dil ve bir politikayla sosyalistlerin yeniden merkez olması gerektiğini düşünüyorum. Somutlaştırmak gerekirse Ovacık bir vesiledir. Burada ki başarı öyküsü genişletilmesi ve desteklenmesi gerekiyor. Halktan, yoksuldan, ezilenden yana olduğunu ve istendiği zaman bu ülkede bir fark yaratabileceğine dair iyi bir örnek yarattı. Bu iyi örneğin ülkede sosyalistler adına yüz akı olduğunu düşünüyoruz. Bu yüzden Dersim belediyesinde Fatih Mehmet Maçoğlu’nun kazanması gerekiyor. Bu sadece Dersim halkının değil, bütün bir ülkenin geleceğini, kadınların gençlerin ortak geleceğinin sosyalist mücadele ile yoğrulması için bir vesile. Bu yüzden biz de bugün Dersim’deyiz. Bu yüzden İstanbul’da bağımsız olan aday, KHK ile ihraç edilen aday Savaş Karabulut’ u, Manisa’ daki bağımsız işçi adayını destekliyoruz” dedi.

‘Ovacık’ta bir deneyim var’

Daha sonra Derya Koca halkın Dersim’deki yerel seçimlere dönük tutumunu değerlendirerek, “Halk burada DDHD’ yi biliyor. Destekliyor. Ovacık’ta bir deneyim var. Eksik olabilir. Ama halkın başka türlü bir iktidar biçimi, başka türlü yaşama biçiminin mümkün olabileceğine dair sahip olduğu o umut her şeyden önemli ve bu umut altı boş bir umut değil. Ortada somut bazı başarılar var. Bunlara dayandığı için ayakları yere basıyor. Bu güne kadar hiçbir belediye böyle bir şey yapmadı. Evet, bu topraklarda Terzi Fikri’lerken gelen bir gelenek var. Şüphesiz burada ki bu deneyimde ayağını buralara basarak kendini var ediyor. Her şeyin parayla, rantla, çıkarla özdeşleştiği böyle bir dönemde bu küçük, mütevazı şeyler çok büyük umutları getiriyor. Bu yüzden Dersim’de merkezi almak çok önemli bir yerde duruyor” şeklinde konuştu.

‘Kayyum atanan bütün yerlerde halkın iradesi ayaklar altına alınmıştır’

Sosyalistlerin belediyeye alması bugün Kürt halkının kazanımı olduğunu belirten Derya Koca sözlerini şöyle sonlandırdı: “Kayyum bu ülkede kurulan rejimin özetidir. Benden olmayanın oyuna, iradesine, en temel demokratik hakkının bile ben başını ezerim mantığıdır. Kayyum, ‘vatandaş bana tamam derse, oy vermezse giderim. Demokratik seçimdir, milli iradedir’ sözlerinin altının ne kadar boş olduğunu biliyoruz. AKP için sadece kendisi için oy verildiği sürece seçimler bir araç. Onun dışında onlar için başka bir şey ifade etmiyor.  Kayyum atanan bütün yerlerde halkın iradesi ayaklar altına alınmıştır. Ve bunların yeniden geri alınması AKP’ yi yenilgiye uğratmaktır”