adhk tarafından

Erdoğan’ın mitinginde ÖSO bayrakları da var

Temmuz 21, 2014 de ANASAYFA adhk tarafından

oso bayraklari

 

Tayyip Erdoğan’ın Hatay’da Cumhurbaşkanlığı için düzenlediği mitinge, ÖSO bayraklarıyla katılanlar dikkat çekti

HABER MERKEZİ (21.07.2014)-Cumhurbaşkanı Adayı Başbakan Tayyip Erdoğan, Hatay’da düzenlediği seçim mitinginde taşınan ÖSO bayrakları dikkat çekti. AKP iktidarı, Reyhanlı Katlimı’nı gerçekleştiren ÖSO’ya el altından lojistik destek vermediğini iddia etse de Suriye’deki gerici-çetelere destek verdiği biliniyordu. Erdoğan’ın mitinginde ÖSO bayraklarının da açılması bunun en açık göstergesi olarak dikkati çekti.

www.halkingunlugu.net

adhk tarafından

‘Meclis olağanüstü toplanıncaya kadar sokaklarda olacağız’

Temmuz 20, 2014 de ANASAYFA adhk tarafından

Ankara kadin

Kadın örgütleri, artan kadın ve trans cinayetlerine karşı Meclisin olağanüstü toplanması talebiyle pek çok ilde eylemdeydi. Bu eylemlerden biri de Ankara ve İstanbul’da yapılırken kadınlar, bakanlıkların, yargının ve polisin kadın cinayetlerinin sorumlusu olduğunu haykırdı

HABER MERKEZİ (20.07.2014)- Kadın örgütleri, artan kadın ve trans cinayetlerine karşı ülke genelinde eylemler gerçekleştirerek Meclisin olağanüstü toplanmasını talep etti.

İSTANBUL: “Kadın ve trans cinayetlerine karşı Meclis olağanüstü toplansın” diyen kadınlar bugün Kadıköy’de eylemdeydi.

Kadıköy’deki Boğa Heykeli’nde bir araya gelen kadınlar, “Boşanmayı değil cinayeti engelle” , “Kadın katliamı var Meclis olağanüstü toplansın” , “Erkek egemenliğine itaat etmiyoruz”, “Aile değil kadınız” , “Şiddeti izleme müdahale et” , “Tokattan cinayete bir şans daha verme” yazılı dövizler taşıdı. Türkçe, Kürtçe ve Ermenice pankart ve dövizlerin de taşındığı eylem kitleselliğiyle dikkat çekti.

Kadınlar yolu trafiğe kapatarak oturma eylemi yaptı

Caddeyi araç trafiğine kapatan yüzlerce kadın sloganlarla yürüdü. Yürüyüş sırasında erkek egemen devlet şiddetini protesto eden kadınlar oturma eylemi düzenlerken, alkışlar ve zılgıtlar eşliğinde kadın ve trans cinayetlerinin durdurulmasını istedi.

“İstanbul, Ankara, İzmir, Antalya, Bursa, Marmaris, Fatsa, Kocaeli, Kayseri, Çanakkale, Eskişehir, Adana, Dersim, Ovacık, Antakya, Urfa, Denizli, Mersin, Samsun ve Van’da kadın cinayetlerine karşı isyanımızı haykırmak için ev işi, çocuk bakımı dayatmalarına da kulak asmadan sokaklardayız” diyen kadınlar adına ortak basın açıklaması gerçekleştirildi. Açıklamada şu ifadelerle başladı: “Meclisin, kadın ve trans cinayetleri gündemiyle olağanüstü toplanmasını ve bu toplantıda, kadın örgütlerinin belirlediği cinayetleri önleyebilecek temel şartları doğrultusunda acil bir eylem planı oluşturulmasını talep ediyoruz..

‘Siz aile dedikçe kadınlar öldürülüyor’

İki gün içinde altı kadın cinayeti işlenmişken, kadın cinayetleri, evde, iş yerinde, sokakta, her yerde, özel ve kamusal alanda her an yaşamımızı tehdit eder hale gelmişken Meclis nerede?”

AKP iktidarının cinsiyetçi politikalarının da protesto edildiği açıklamada son olarak şu ifadelere yer verildi:”Siz aile, aile dedikçe kadınlar öldürülüyor. Siz ses çıkarmadıkça kadın cinayetleri meşrulaşıyor. Siz haksız tahrik dedikçe hayatımız tehlikeye giriyor. Ailenin kadından önce geldiği, kadın yerine ailenin ikame edildiği bir anlayış, kadın merkezlerinden, aile avukatlarına, aile hekimlerine kadar herkes tarafından dayatılmak isteniyor. Kadınların içinde öldürüldüğü, şiddet gördüğü, emeğinin sömürüldüğü, dışına çıkmak istediğinde öldürüldüğü aile, devletin erkek egemenliğinin yansıması olarak bir devlet kurumu olarak işliyor.”

Açıklamanın ardından deniz kenarında yürüyen kadınlar, Rojava’da direnen kadınları selamladı. Eylem, “Yaşasın kadın dayanışması” sloganıyla sona erdi.

ANKARA: Bakanlıkların, yargının ve kolluk kuvvetlerinin kadın cinayetlerinin sorumlusu olduğunu belirten kadınlar ülkenin dört bir yanında sokağa çıktı. Ankara’da sivil polisler kadınlara saldırarak taşıdığı pankartı almaya alıştı. Kadınların kararlı tutumu sonucu pankartı vermedi.

Ankara Güvenpark’ta bir araya gelen kadınlar, gerçekleştirdiği basın açıklamasıyla son dönemlerde artan kadın ve trans cinayetleri nedeniyle Meclisin olağanüstü toplanması talebini dile getirdi.

Açıklamada Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’ndan, kolluk kuvvetlerine ve yargıya kadar herkesin elinde kadınların kanının olduğu belirtildi.

Kadın katliamlarında artış dikkati çekiyor

Basın açıklamasında şu ifadelere yer verildi: “Ailenin kadından önce geldiği, kadın yerine ailenin ikame edildiği bir anlayış, aile merkezlerinden, aile avukatlarına, aile hekimlerine kadar herkes tarafından bize dayatılmak isteniyor; kadınların içinde öldürüldüğü, şiddet gördüğü, emeğinin sömürüldüğü, dışına çıkmak istediğinde öldürüldüğü aile, devletin erkek egemenliğinin yansıması olarak bir devlet kurumu olarak işliyor.

Biliyoruz ki biz kadınlar bir araya gelebilirsek cinayetleri önleyebiliriz. Bu yüzden Meclis, kadın ve trans cinayetleri gündemiyle olağanüstü toplanana kadar sokakları boş bırakmıyoruz!”

Kadınlar pankartlarına el koymak isteyen polise izin vermedi 

Açıklamanın ardından Atatürk Bulvarı üzerinden Yüksel Caddesi’ne yürümek isteyen kadınlar sivil polislerin saldırısına uğradı. Kadınlar pankarta el koymak isteyen polisleri engellerken, Yüksel Caddesi’nde 15 dakikalık oturma eylemi düzenledi. Eylem boyunca IŞİD ve İsrail’in saldırılarına ilişkin tepkiler dile getirilirken, Rojava ve Filistin halklarının direnişi selamlandı.

www.halkingunlugu.net

adhk tarafından

Tecavüzde ‘rıza’ beraati (!)

Temmuz 20, 2014 de ANASAYFA adhk tarafından

16YASINDAKIKIZCOCUUNATECAVUZ

Amed’de 16 yaşındaki kız çocuğuna tecavüz eden 22 yaşındaki S.K’ya ‘kızın rızası vardı’ gerekçesiyle 6 ay hapis cezası verildi

HABER MERKEZİ(20.07.2014)- Amed’de 2013 yılında evden kaçan 16 yaşındaki Ş.B annesinin uzun süren aramaları sonucunda bir süre sonra bulundu. . Annesine başından geçenleri anlatan Ş.B., dövme yaptırdığı kişinin kendisini evine götürerek tecavüz ettiğini söyledi. Bunun üzerine anne N.K., kızıyla polis merkezine giderek şikayetçi oldu.

Şikayet üzerine gözaltına alınan S.K., polise verdiği ifadede genç kızın kendi rızasıyla evine geldiğini ve ilişkiye girdiğini söyledi. Çıkarıldığı mahkemece tutuklanan S.K.’nın iddianamesinde ‘Çocuğun nitelikli cinsel istismarı’ ve ‘Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma’ suçlarından 18 yıla kadar hapis cezası verilmesi istendi.

S.K hakkındaki iddianame kabul edildikten sonra yargılanması Diyarbakır 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde yapıldı. Yargılama sırasında sanık S.K. tutuklulukta geçirdiği süre gözönüne alınarak mahkemece tahliye edildi. Davanın son duruşmasında esas hakkındaki görüşünü açıklayan savcı, mağdur Ş.B.’nin rızası dahilinde sanığın evine gittiğini ve cinsel ilişkiye girdiğini belirterek, sanığın ’15 yaşını bitirmiş çocukla cinsel ilişkiye girmek’ suçundan cezalandırılmasını, ‘Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma’ suçundan ise beraatine karar verilmesini istedi.
Kararını açıklayan mahkeme sanık S.K.’yı, ’15 yaşını bitirmiş çocukla rızası ile cinsel ilişkide bulunmak’ suçundan 6 ay hapisle cezalandırdı.

www.halkingunlugu.net

 

adhk tarafından

IŞİD bir kadını sokakta katletti

Temmuz 20, 2014 de ANASAYFA adhk tarafından

kadin

ABD emperyalizminin desteğinde hareket eden Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) çeteleri, Suriye’nin Rakka şehrinde bir kadını “zina yaptığı” iddiasıyla taşlayarak katletti

HABER MERKEZİ (20.07.2014)- ABD emperyalizminin desteğiyle Suriye ve Irak’ta çeşitli katliamlar gerçekleştiren Irak Şam İslam Devleti (IŞİD), bir kadını katletti.

Katliama ilişkin açıklama yapan Suriye İnsan Hakları İzleme Örgütü, Perşembe günü IŞİD’in kontrolü altında bulunan Rakka şehrine bağlı Tabaka kasabasının meydanında bir kadının halkın önünde taşlanarak katledildiğini açıkladı. Katledilen kadının, 30’lu yaşlarında olduğu kaydedildi.

IŞİD emperyalizmin güdümünde katliamlar gerçekleştiriyor

IŞİD’in kurduğu mahkeme tarafından yargılandıktan sonra taşlanarak öldürülme (recm) cezasına çarptırılan kadının hayatını kaybetmesiyle birlikte bir kez daha anlaşıldı ki, özellikle ABD emperyalizmin desteğinde ve kontrolünde hareket eden IŞİD, gerici ve faşist niteliğiyle katliamlarına devam ederek halkın üzerinde baskı kurmaktadır.

www.halkingunlugu.net

adhk tarafından

İsrail Şecaiyye’de çoğu çocuk 50 kişiyi katletti

Temmuz 20, 2014 de ANASAYFA adhk tarafından

israil

Bu sabah saatlerinde Gazze’nin Şecaiyye bölgesine yapılan hava saldırısında çoğu çocuk 50 Filistinli katledildi HABER MERKEZİ (20.07.2014)- Gazze’de günlerdir süren İsrail saldırı nedeniyle evlerinden ayrılan Filistinliler, bu kez sokaklarda katledildi. Sokak ortasındaki halkı hedef alan İsrail, çoğu çocuk en az 50 kişiyi katletti. Böylelikle Gazze’de katledilen Filistinlilerin sayısı 400’ü geçmiş oldu. Şecaiyye bölgesine yönelik İsrail bombardımanında binaların yanı sıra, kaçmaya çalışan halk da planlı bir şekilde hedef alınarak katledildi. Şecaiyye dışında Tuffah, Zetun ve Şaif bölgeleri de çok ağır bombardımana maruz kalan bölgeler arasında bulunuyor. İsrail katliamlarına devam ediyor Hamas’ın sözcüsü Sami Ebu Zuhri, İsrail’in Şecaiyye bölgesinde bir katliam gerçekleştirerek savaş suçu işlediğini duyurdu. Ebu Zuhri, “İsrail, uğradığı yenilgiye karşı sivillere yönelik saldırılarını yoğunlaştırıyor. Şecaiyye bölgesindeki evlerin çoğu, uyarı verilmeden sakinleri içindeyken vuruldu” dedi. Ebu Zuhri, Gazze’ye uygulanan ablukanın kaldırılmasını talep ederek Batı Şeria’da tutuklanan Filistinlilerin serbest bırakılması ile İsrail’in tüm saldırılarını durdurmasını istedi. Gazze’de katledilenlerin sayısı 400’ün üzerinde bulunuyor Zuhri ayrıca 8 Temmuz’da başlayan İsrail saldırılarında şimdiye kadar katledilen Filistinlilerin sayısının 400’ü, yaralıların sayısının ise 3 bini geçtiğini duyurdu. Hamas’ın bir diğer sözcüsü Fevzi Berhum ise İsrail’in Şecaiyye’de katliam yaptığını belirterek İsrail’in amacının halkın iradesini kırmak olduğunu belirtti. Filistin direnişinin tüm gücüyle savaştığını kaydeden Berhum, “Ateşkes yok, teslimiyet yok. İsrail şartlarımızı kabul edene kadar savaşacağız. Dünyayı kanımızla utandıracağız” dedi. Norveçli doktor katliamı lanetledi Gazze’de gönüllü olarak çalışan Norveçli doktor Mads Gilbert, Al Jazeera’ye yaptığı açıklamada Şecaiyye’de yaşananların bir katliam olduğunu belirterek “Bu bir katliam, Şecaiyye’ye girilmesi güvenli hale geldiğinde neler bulacağımızdan Tanrı korusun. Uluslararası topluma yazıklar olsun.” dedi. Şecaiyye’deki halk katliamdan kaçmak için yollara çıkarken, eşyalarını almadan evlerini terk ediyor. Saldırılardan kaçan halk Gazze’nin daha güvenli olduğunu düşündüğü bölgelerine gidiyor. İsrail bölgeye ambulansların girmesine izin vermiyor Öte yandan İsrail’in Şecaiyye bölgesini kapalı askeri alan ilan ettiği ve ambulansların bölgeye girmesine izin vermediği kaydedildi. Hamas da yaptığı açıklamada Kızılhaç’ın Şecaiyye bölgesindeki ölü ve yaralıları alabilmeleri için 3 saatlik insani ateşkes talebini kabul ettiklerini belirterek ancak İsrail’in ateşkesi reddettiğini açıkladı. Şifa Hastanesi’ne gelen cesetlerin arasında bir gazeteci ile bir de sağlık ekibi üyesi bulunuyor. Halid Hamad adlı gazetecinin çalıştığı kurum henüz belirlenemedi. Sağlık ekibi üyesinin saldırıdan kurtulan arkadaşı, İsrail’in kendilerini doğrudan hedef aldığını ifade etti. www.halkingunlugu.net

adhk tarafından

PARİS’TE İSRAİL KATLİAMINA ÖFKE!

Temmuz 20, 2014 de ANASAYFA adhk tarafından

IMG-20140719-WA0001

PARIS’TE İSRAİL KATLİAMINA ÖFKE!
Paris’te binlerce kişi, François Holand’ın “Sinegoglara saldırıyı” bahane ederek, bugün çağrısı yapılan,Filistin’e destek yürüyüşü, polis ve jandarma ablukasına rağmen,öfke ve dirençle gerçekleşti.
Paris’in Barbes metrosu önünde, dev bir Filistin bayrağıyla toplanan binlerce pretostocuya, ara sokaklardan katılmak isteyen kitle ve gurupların önü jandarma barikatıyla kesildi. Bazı barikatlar, öfkeli sloganlar eşliğinde aşılarak, kitlenin kalabalıklaşması önlenemedi.
Fransızca “Katil İsrail, Siyonist, fasist, terörist İsrail, İşbirlikçi AB, Diren Filistin” sloganlarının atıldığı, eylemde, ADHK’ lı aktivistlerde yer alarak, dayanışmalarını gösterdiler.
İsrail’in katliamına karşı, bir isyan havasında açığa çıkan öfkenin, ana kitlesini oluşturan Genç kitle, ilerleyen saatlerde jandarmayla çatışıp, sokakları ateşe verdi. Basına yansıyan açıklamalara göre, 38 kişi gözaltına alındı, 17 yaralı polis var.

IMG-20140719-WA0002

adhk tarafından

ADHF: Almanya’da konut sorunu (2)

Temmuz 20, 2014 de ARŞİV, GÜNCEL adhk tarafından

adhf-logo-272x300

Almanya’da bir yanda konut darlığı ve konut fiyatlarının yükselmesi, diğer taraftan da milyonlarca evin boş kalması kamuoyunda tartışılan ve toplumun gündemleri içinde olan bir meseledir.

Kapitalist sermaye, çıkarları gereği konut darlığını gerekçe göstererek kapitalist tekeller tarafından konut kiralarını yükseltmekte ve konut fiyatlarını daha fazla arttırmaktadır. Borsanın konut üzerindeki etkisiyle ve bankaların konutlara verdiği kredinin belirli dönemlerde arttırılmasıyla konut fiyatlarıyla oynanarak, ihtiyacı olanlara konut satılmakta, akabinde yüksek faiz, iş koşuları ve sağlık sorunundan dolayı evin aylık taksidini ödeyemeyen emekçilerin elinden evleri geri alınmaktadır.

Bu işleyiş kapitalist sermayenin işleyişidir, bu işleyişin faturası yanlızca proletaryaya çıkarılmamakta, küçük burjuvaziye de çıkarılmakta ve dolayısıyla bu tartışmaların içine küçük burjuvazi de dahil olmaktadır. Dolayısıyla konut sorunu tartışmasının içine proletaryanın dışında diğer tabakalar da girmektedir. Onlar da barınma sorunuyla karşı karşıya olup, proletarya sınıfı gibi yüksek kira ödeyemez durumundadırlar.

Medyada manşetlerde Avrupa ülkelerinde kanalizasyon altında yaşayan insanların resimlerine yer verildi. Ev kirasını ödeyemedikleri için buralarda kaldıklarını, ayrıca kötü beslenme sonucu ve havanın kirliliği vs. sebeplerden dolayı hasta olduklarını, tedavi için ise maddi imkanlarının olmadığını burjuva gazeteleri bolca yazdı, kaldıkları yerlerin fotoğraflarına gazete manşetlerinde ve sosyal medyasında yer verildi. Bir kez daha vahşi kapitalist sistemin işleyişi, kendi yayın organlarıyla farkına varılmadan teşhir edildi.

Avrupa ve Almanya’da boş evler ve sokakta yaşayanlar

Dünya halklarının ezilmesi ve sömürülmesinde küçümsenmeyecek derecede rol oynayan, binlerce askerini dış ülkelerde bulunduran Avrupa Birliği’nde, 11 milyon ev boş dururken 4.1 milyon kişi sokaklarda, parklarda, kanalizasyon veya metrolarda yaşamaktadır. Köhnemiş düzenin bu tablosunun esas kaynağı ve arka planındaki siyasal ve politik durumun iyi okunması gerekmektedir. Emperyalist ve kapitalist sömürü ve özel mülkiyetin emekçi ve yoksullara reva gördüğü yaşamı burada görebiliyoruz.

İnsan haklarından bahseden Avrupa Birliği ülkelerinde yaşayan yoksul ve fakirlerin, yaşamlarını devam ettirebilmeleri için en doğal haklarının ellerinden alındığı ve her şeyin paraya dayandığı açık ve berraktır. Soğuk havalarda onlarca kişinin soğuktan donarak, ölü bedenlerinin parklarda, metrolarda bulunduğu burjuva medyasında yer almaktadır. Bu da kapitalizmin insan değerlerine önem vermediği, açlık pençesinde yaşayan, akşamları metrolarda, kanalizasyonlarda barınan emekçileri düşünmedikleri kapitalist mentaliteye uygundur. Sermayenin, emekçilerin kanları üzerinden elde edildiğini bu acı gerçeklerle görebiliyoruz. Küçücük bebekleri kanalizasyon altında metrolarda veya sokaklarda yaşamalarını sürdürmelerine mahkum eden, özel mülkiyet dünyasıdır.

Veriler ‘‘Fransa ve İtalya’da toplam 2 milyon ev, Almanya’da yaklaşık 1.8 milyon ev, İngiltere’de 700.000 evin boş tutulmakta olduğunu göstermektedir.. Ayrıca, Portekiz’de yaklaşık 735.000, İrlanda’da 400.000 ve Yunanistan’da 300.000 adet evde kimse oturmamaktadır. İspanya bu konuda listenin başında yer almaktadır. Ülke genelinde tam 3.4 milyon ev boştur ve bu sayı toplam konut sayısının yüzde 14’üne karşılık gelmektedir.”

Avrupa Birliği’nin başını çeken Almanya ‘da ise 2011 yılındaki istatistikler göre, 19 070 791 bina, 41.3 Milyon ev bulunmaktadır. Bu sayıdan 1.8 milyon ev boşken, 250 000 evsizin olduğu tahmin edilmektedir. Bu sayının ileriki dönemde artacağı tahmin edilmektedir. Evlerin boş kalmasında baş faktör ise kiraların fazla olması.

PESTLE Enstitüsü araştırmasına göre ‘‘On büyük şehirde toplam 100 binden fazla kiralık yeni eve ihtiyaç duyulduğu… Bunlardan Münih’te yaklaşık 31 bin, Frankfurt’ta ise 17 bin 500 yeni kiralık daire yapılması gerektiği…. Araştırma sonuçlarına göre ev sorununa acil bir çözüm bulunmazsa, Almanya genelinde her yıl 130 bin yeni kiralık daireye ihtiyaç duyulacağı… Beş yıl içinde tüm ülkede toplam sayının 400 bine ulaşacağı… 2017 yılına kadar tüm vatandaşların ev ihtiyacının tamamen giderilmesi için toplam 825 bin yeni dairenin inşa edilmesi” gerektiği belirtmektedir.

Alman devleti ikinci dünya savaşı sonrası konut sorununu çözmek için devletin halktan topladığı vergilerin küçücük bir bölümünü sosyal konut alanına yatırmış, maddi durumları iyi olmayan, yani yoksulluk kapsamı içinde yaşayan kişilerin barınması için kısmi imkanlar tanımıştır. Bu durum 90’ların başına kadar devam etmiştir. 90’lar sonrası Alman emperyalizminin doğu Almanya’yı yutması ve Avrupa Birliği’nin genişlemesi, konut darlığını beraberinde getirmiş ve bu alandaki talep daha fazlalaşmıştır. “Sosyal devlet” (hiç bir dönem Alman devleti sosyal devlet olmamıştır, devletin niteliği gereği sosyal olamaz, Devlet bir sınıfın diğer sınıf üzerindeki baskı gücüdür) politikasının iflas etmesi, konut sorununda da görünmüştür. “Sosyal konutlar” olarak bilinen evlerin yapılmasına bütçe ayrılmamış veya bütçe asgari düzeye çekilerek konutlar özel tekellerin denetimine sokulmuştur. Sosyal evler olarak bilinen yoksulluk içinde yaşayan emekçilere verilen evlerin yapımı sürekli geriye çekilmiştir.

‘‘PESTLE Enstitüsü araştırmacıları, Almanya’da ev sorununun artmasına, federal yönetimin aşamalı olarak 15 yıl içinde yeni ev inşasına verdiği destekleri çekmesinin neden olduğunu düşünüyor. Eyalet yönetimleri de sosyal evlerin inşası için yaptıkları teşvikleri son on yılda yüzde 80 oranında düşürdü‘‘ğünü belirtmektedirler. Bu durum, gerek konutların pahalılaşması ve evlerin kirasının pahalı olmasını birlikte getirmiştir. Geçtiğimiz 5 yıl içinde belirli yerlerde ev kiraları yüzde 25 kadar artmıştır. Veriler “Almanya’nın yaşanan şehirlerin başında gelen Münih’te ise konut kiralamak için metrekare başına 12.20 Euro ödenirken, bankalar şehri Frankfurt’ta 10.20 Euro, Stuttgart’ta ise 9,60 Euro“ ödendiğini göstermektedir. Çalışan emekçiler gelirlerinin yüzde 60 veya 70 civarındaki kısmını kira ve evin yan giderlerine ödemektedirler.

Almanya‘da konut yapımı ve evlerin kiralanmasında zengin ve fakir mahalleleri olarak bölündüğü çok sistematik biçimde görünmektedir. Konut yapımında zengin ve fakir mahalleleri ayrımı üzerinden konut yapılmaktadır. Özelikle yabancı ve göçmenlerin belirli mahallerde toplanmalarının yolu açılarak gettolaşmanın mahalleleri yaratılmak istenmektedir. Uzun süreden beri süren gettolaşmanın  siyasal sonuçlarını  kamuoyunun da tartışması ve  gettolaşmaya karşı tavır takınması gerekmektedir. Almanya’da emekçilerin iş bulma koşullarının her tarafta ayı olmaması sorunundan dolayı belirli evlerin boş kaldıkları da ayrı bir gerçektir.

Verilen istatistiklerde, Almanya’nın bazı bölgelerinde ciddi bir konut sıkıntısı yaşanırken, birçok bölgede ise binlerce konut boş durmaktadır. Özellikle Almanya’nın doğusunda binlerce boş dairenin olduğu bilinmektedir. Buna göre Saksonya Anhalt’ta kiralık konutların yüzde 11.6’sı boş. Saksonya’da bu oran yüzde 9.7, Brandenburg’da ise kiralık konutların yüzde 8.3’üne hala kiracı bulunamıştır. Yine bir Doğu Alman eyaleti olan Thüringen’de ise boş ev oranı yüzde 7.9 iken, Doğu Almanya’daki en düşük oran yüzde 6.9 ile Mecklenburg Vorpommern’de. Batı Almanya’da ise boş konut oranı yüzde 5.6 ile Saarland’da en yüksek seviyede. NRW’de yüzde 3 olan oran, diğer eyaletlerde yüzde 2 dolayında. En iyi kiralanabilir konutlar Bremen ve Hamburg’da. Bremen’de kiralık konutların sadece yüzde 1.1’i boş. Hamburg’da bu oran yüzde 0.8 ile, ülke genelindeki en düşük seviyede.‘‘

Konut krizi ve palazlanan tekellere dair kısa bir vurgu

Kapitalist ve Emperyalist devlet, uslu proletarya yaratma, sisteme entegre etme aracı olarak herkesin evinin olması, rahat yaşamaları için kredi sistemiyle ev sahibi olmayı teşvik etmektedir. Medya manşetlerinde emekçileri özendirerek ev satın almaya teşvik ederek gelecekteki dönemde de bu evlerin nasıl geri alınacağını planlamaktadır. Aslında bu bir tuzaktı, “düşük krediyle ev sahibi olma sistemi konut fiyatlarının aniden düşüşe geçmesi, piyasa kredilerinin çökmesine ve birçok dar gelirli ailenin evlerinin elinden alınarak iflas etmelerine neden olmuştur.” 2008 yılında patlak veren bu krizin ismi konut krizi olarak tarihe geçti. Krizden yararlananlar emperyalist ve kapitalist tekkeller olmuştur. Burjuvazi bir taşla iki kuşu vurmuştur, konut kredisini ödemesi için daha fazla çalışarak emeğini ucuza satmak zorunda kalan işçi sınıfını iş gücünün gaspederk kapitalistlerin kasasına artı değer girmiştir, ayrıca tüm bunlara rağmen krizle birlikte konut kredisini ödemeyen evlere el konulmuş emperyalist tekkleler büyük karlar elde etmişlerdir.

Konut satımı ve konutlara biçilen değer diğer metalar gibi hiçbir dönem real olmadı, dönemin toplumsal koşulları içinde arz ve talep, ucuz kredi vb. diğer olanaklar dikkate alınarak fiyatlar belirlenmektedir. Özelikle banka kredilerinin faizlerinin düşük olduğu dönemde konut satın alma talebi yükselmektedir. Bu talep belirli bir sınıra varılmasının ardından kredi faizleri yüksek tutularak konut fiyatlarında düşüş sağlanmakta ve böylece de konut sahibi olan kişi krediyi ödeyemeyecek duruma getirilerek evine banka tarafından el koyulmaktadır. Verilen istatistiklere göre Almanya’da ev satın alanların %30 civarındaki kısmı kredileri geri ödemekte zorluk çekmektedir.

Sorunun Çözümü

Engels’in konut sorunu üzerine kaleme aldığı makalesi gelecek toplum sistemimizin konut sorununa yaklaşımını ortaya koymaktadır. Uzun paragraf olmasına rağmen burada aktarmak istiyoruz.

“O halde konut sorunu nasıl çözümlenecek? Günümüz toplumunda her hangi bir diğer toplumsal sorunun çözüldüğü gibi: arz ve talebin tedrici ekonomik ayarlanması ile sorunu her zaman yeniden yaratan ve dolayısıyla çözüm olmayan bir çözüm ile. Bir toplumsal devrimin, bu sorunu nasıl çözeceği, yalnızca her durumdaki özel koşullara dayanmamaktadır, ama aynı zamanda, en önemlilerinden biri, kent ve kır arasındaki çelişkinin ortadan kaldırılması olan, çok daha geniş kapsamlı sorunlarla da ilgilidir. Gelecekteki toplumun düzenlenmesi için ütopik sistemler yaratılması bizim görevimiz değildir, sorunu burada ele almak son derece boş olacaktır. Ancak bir şey kesindir; rasyonel kullanımı varsayımıyla, büyük kentlerde, herhangi bir gerçek “Konut darlığını” anında giderecek mesken için yeterli bina zaten vardır. Bu doğal olarak, ancak, mevcut sahiplerin mülksüzleştirilmesiyle, yani onların evlerine evsiz işçileri ya da bugünkü evlerinde aşırı derecede kalabalık olan işçileri yerleştirerek olabilir. Proletarya, siyasal güç kazanır kazanmaz kamu çıkarları uğruna alınacak böyle bir önlemin uygulanması, mevcut devletçe yapılan diğer kamulaştırmalar ve yerleştirmeler kadar kolay olacaktır.“

Özel mülkiyet dünyasının yaratığı sorunların çözümü ancak özel mülkiyetin ortadan kalkmasıyla mümkün olabileceği gerçeği bilince çıkararak, özel mülkiyetin olmadığı bir dünya için mücadele etmeliyiz. Konut sorunu gibi diğer sorunlarda emekçilerin kendi yaşamına direk karar verdiği kendi, kendisini komünce yönettiği bir dünya yaratmak için yarını beklemeden bugünden üzerimizdeki görevleri en iyi biçimde yerine getirmek için çalışmalıyız. Gelecek toplumun kurulmasının maddi olanakları sürekli olduğu gibi, Avrupa’nın göbeğinde metrolarda, kanalizasyonlarda, tarlalarda ve açılık sınırı içinde yaşayanların, kurulacak sosyalist komün sisteminin bugün de sosyal maddi temelidirler. Özel mülkiyet olgusu üzerinde ortaya çıkan, açlık, yoksulluk konut sorunu vs. sürekli olacaktır, dolayısıyla burjuva devletlerin, yıkılması için maddi temelleri sürekli var olacaktır.

Temmuz 2014

ADHF ( Almanya Demokratik Haklar Federasyonu )

adhk tarafından

Londra’da Filistin İçin Gösteri

Temmuz 19, 2014 de ANASAYFA adhk tarafından

gazze1

Londra (19/07/2014)Siyonist İsrail Devletinin Filistin halkına uyguladığı vahşetin bilançosu 333’e yükseldiği bu günlerde dünyanın bir çok yerinde İsrail karşıtı gösterilerde devam ediyor.

 

gazze2

2 gündür devam eden kara harekatında sınır tanımayan İsrail Devleti çocukları dünyanın gözleri önünde  katletmeyi de acımasızca sürdürüyor. Yapılan  çağrının ardından bugün Londra’da başbakanlığın bulunduğu 10 Downing Street’de bir araya gelen kitle sonrasında İsrail Elçiliğine doğru yürüyüşe geçti. Belli bir katılımla başlayan yürüyüş dakikalar ilerledikçe binlere ulaştı ve en son 100.000 üzerinde bir kitleye dönüştü.

Yürüyüş boyunca “Katil İsrail, Siyonist İsrail Filistin’den defol, Hepimiz Filistinliyiz, Gazze yanlız değildir, Filistin’de ki katliamlara hayır, Filistin’e Özgürlük” sloganları yol boyunca binler tarafından çok coşkulu bir şekilde atıldı. Yürüyüş elçiliğin önüne geldiğinde kurulan kürsüden çeşitli sendika temsilcileri ve Filistin’li kuruluşların sözcüleri konuşmalar yaparak yapılan saldırıları lanetlediler.

Avrupa Demokratik Haklar Konferarasyonu ve Avrupa Demokratik Kadın Hareketi aktivistleri  de yürüyüşe katılarak yaşanan katliamları kınadılar.

gazze3

adhk tarafından

Gazze ateş altında: 333 ölü

Temmuz 19, 2014 de ANASAYFA adhk tarafından

gazze

Günlerdir Gazze’ye bombalar yağdıran Siyonist İsrail devletinin iki gündür başlattığı kara saldırıyla Gazze’de katledilenlerin sayısı 333’e, yaralı sayısıysa 2385’e yükseldi. HABER MERKEZİ (19.07.2014)- 8Temmuz’dan beri tüm dünyanın gözü önünde Gazze’ye bombalar yağdıran Siyonist İsrail devleti yüzlerce Filistinliyi katletti.  Günlerdir devam eden hava saldırılarından sonra ikinci gününe giren kara saldırılarıyla katledilenlerin sayısı hızla artıyor. Filistin Sağlık Bakanlığı sözcüsünün yaptığı açıklamaya göre ölü sayısı 333’e, yaralı sayısıysa 2385’e ulaştı. Sağlık Bakanlığı’nın açıklamasına göre sadece son iki günki kara saldırılarında 59 Filistinli katledildi.  Yaşamını yitirenler arasında çocuklar da bulunuyor. Savaşın gölgesinde yaşayan onbinlerce Filistinliyse evlerine bombaların isabet etmesiyle evsiz kaldı.  Birleşmiş Milletler Filistinli Mültecilere Yardım Kuruluşu (UNRWA) açıkladığı verilere göre 50 binden fazla Gazzeli evsiz. Ülkemizde ve dünyada İsrail’in Gazze’de katliam yaparak kan gölüne çevirmesine karşı eylemler ve tepkiler sürerken  hiçbir yaptırım uygulanmayan İsrail pervasızca katliamlarına devam ediyor.

www.halkingunlugu.net

adhk tarafından

Rojava devrimi 2. yılında sınırda kutlanıyor

Temmuz 19, 2014 de ANASAYFA adhk tarafından

KOBANESINIRI

Kobané sınırında toplanan binlerce kişi Rojava devriminin 2. Yıldönümünü sloganlar atarak kutluyor. Sınırda Türk askerleride bulunuyor

HABER MERKEZİ(19.07.2014)- Kürt halkı, Rojava devriminin 2. yıl dönümünü, IŞİD çetelerinin saldırılarını yoğunlaştırdığı Kobanê sınırında kutluyor.

Suruç’a bağlı Elizera köyüne ulaşan binlerce kişi Kobané sınırına doğru ilerlemeye devam ediyor.

Sınırın Kobanê tarafından da halk toplandı. Araya ise Türk askerleri barikat kurdu.

Toplanan halk aralarındaki sınıra rağmen sloganlarla devrimi kutluyor.

DTK, DBP, ESP, KESK yöneticileri de alanda bulunuyor.

www.halkingunlugu.net