adhk tarafından

Aralık Ayı Katliamları Frankfurt’ta Lanetlendi

Aralık 29, 2014 de ANASAYFA adhk tarafından

frAralık ayı içerisinde gerçekleşen Maraş, 19-22 Aralık Hapishaneler ve Roboski katliamları, Almanya Demokratik Güçbirliği Platformu-Frankfurt (ADGP-Ffm) ve Maraş Girişimi tarafından örgütlenen bir panel ile protesto edildi

Frankfurt (29-12-2014) Almanya Demokratik Güçbirliği Platformu-Frankfurt(ADGP-F) ve Maraş Girişimi tarafından 28 Aralık Pazar günü Frankfurt’ta bir panel gerçekleştirildi. Maraş, 19-22 Aralık Hapishaneler ve Roboski katliamlarında ölümsüzleşenlerin anıldığı panel, devrim ve demokrasi şahsında şehit düşenler anısına yapılan saygı duruşu ile başladı. Saygı duruşu sonrası Maraş katliamının anlatıldığı belgesel film gösterimi yapıldı. Filim gösterimi sonrası panel programı başladı. Yapılan panele,araştırmacı yazar Kemal Bülbül, AABF adına Dr. Hüseyin Akpınar ve Maraş Girişimi adına Hüseyin Acar konuşmacı olarak katıldı. Panelistler tarafından yapılan konuşmalarda, Osmanlı ve TC tarihi boyunca özelde Aleviler ve Kürtlere dönük gerçekleştirilen katliam-soykırımların arka planına dair vurgular gerçekleştirildi. TC tarafından Osmanlından devralınan katliam geleneğinin tek ulus, tek millet paradigması ekseninde yeniden dizayn edildiği ve bu politikaya uygun olarak Alevilere, Kürtlere ve sosyalistlere dönük katliamların gerçekleştirildiğinin ifade edildiği konuşmalarda, özellikle Maraş katliamına dair anlatımlar yapıldı. Panelistlerin gerçekleştirdiği sunumlar sonrası, soru cevap bölümü gerçekleştirildi. 150’ye yakın kişinin katıldığı panel soru cevap kısmında gerçekleştirilen tartışmalarla sona erdirildi.

adhk tarafından

İsviçre’de Panel

Aralık 29, 2014 de ANASAYFA adhk tarafından

isviçreİsviçre’nin Zürih Kantonu’nda 28 Aralık Pazar günü, saat 13:00’de Demokratik Kürt Toplum Merkezi’nde, “Maraş’tan Roboskî’ye, Şengal’den Kobanê’ye Katliamları Unutma-Unutturma!” şiarıyla panel gerçekleştirildi

Zürih (29-12-2014) İsviçre Demokratik Güç Birliği’nin örgütlediği panelde, İDGB temsilcisi, gazeteci Fuat Kav ile ABDEM ve Maraş İnisiyatifi temsilcisi konuşma yaptı.

İsyan Meşrudur.!

İlk olarak sözü alan İsviçre Demokratik Güç Birliği temsilcisi Düzgün Rojhelat: “Egemen güçler ve emperyalistler her zaman halklara karşı katliamlar gerçekleştirmiştir. Maraş Katliamında Alman emperyalistlerin silahları kullanıldı.19-22 Aralık Hapishaneler katliamında yaratılmak istenen Avrupa modeli F Tipi hapishanelerdi.“Hayata Dönüş” adı verilen hapishane katliamlarında devrimci tutsaklar bedenlerini ölüme yatırdı.Katliamların direnişçi özelliğini vurgulamak daha elzem bir yerde duruyor.İçerde ve dışarıda örülen direniş faşizme karşı bir duruştur.Önemli olan katliamlara karşı çıkmak, örgütlenmek, güç birlikleri oluşturmaktır. Bizlerin görevi katliam anmalarında yan yana gelmek olmamalıdır. Bizler egemenlere karşı halkların, sınıfların birlikteliklerini yaratarak bir duruş yaratmalıyız.Faşizme karşı isyan meşrudur ve en temel insanlık görevidir.Peki Roboskî halkı ne diyordu: “Biz Kürdüz.Bu katliam bunun için gerçekleştirildi. Bizi dörde bölmüşler, sınırlar çizmişler, ama bu sınırlar ve katliamlar bizi diğer tarafımızdaki halkımızla buluşmaktan alı koyamayacaktır” vurgularını yaparak konuşmasını bitirdi.

Maraş, Soykırım Girişimidir.!

ABDEM temsilcisi Rojda Yıldırım: “Maraş Katliamı olduğunda 3 yaşındaydım.O zaman ki Maraş ve köylerimiz hep askerlerin baskınıyla güne uyanırdı. Kapı aralıklarında kışın soğuğunda çırılçıplak bırakılan ve köyün tepesine koşturulan insanları unutmuyorum.Katliam yaşayan topluluklar, ya katliamlarla yüzleşirler ya da yüzleşmekteen kaçınırlar.Maraş bir soykırım girişimidir, planlıdır ve stratejiktir. Asla bir Alevi-Sünni çatışması değildir.Devletin sivil faşistler eliyle gerçekleştirdiği inkar ve asimilasyona dayalı kanlı bir katliamdır. Katliam sonrası yaşananları bir hatırlayalım.Bölgenin yüzde sekseni sürgüne zorlandı, Kürt ve Alevi kimliğinden koparıldı, katledilenlerin evlerine katliamda kanlı elleri olan sivil faşistler yerleştirildi.HES’lerle, Çimento ve Çöp fabrikalarıyla doğa katliamları gerçekleştirildi. Biz bütün bunların hesabını soramadık, belki unutmak istedik, yüzleşmekten kaçındık ama görüyorsunuz peşimizi bırakmıyor, bizi yüzleşmek zorunda bırakıyor. Bu nedenle Avrupa’da Maraş İnisiyatifi kuruldu, bugün İstanbul’da Maraş konferansı düzenleniyor.Roboskî halkı “Bu katliamı unutursak, kalbimiz kurusun” diye haykırmıştı. Biz de böyle haykırıyoruz.” diyerek konuşmasını sonlandırdı.

T.C’nin İnşaası, İnkar ve Kan Üzerine Kuruludur.!

Gazeteci Fuat Kav:

“Aralık ayı tamamen katliamlar ayıdır.Maraş, Roboskî, Hapishaneler, Erdal Eren’in yaşının büyütülerek asılması, Şengal ve daha nice katliamlar..T.C’nin inşası da tam budur. İnkar ve kan üzerine kurulu bir devlettir.İnançlar, uluslar, kimlikler, diller hep inkar edildi.Bunlara karşı çıkıldığında baskı, gözdağı, sindirme, tutuklama ve en üst boyutuyla katliamla sonuçlandı.Tekçi anlayışla kendini var eden devlet ideolojisi Mustafa Suphi’leri Karadeniz’de katletti, Dersim 38’i gerçekleştirdi.Maraş’ı, Gazi’yi, 19 Aralık’ı, Roboskî’yi ortaya çıkardı.Neden katiamlar yapılmıştır?İnançlarınızı terketmezseniz, kimliğinize sahip çıkarsanız, devletin egemenliğiini tanımazsanız, demokratik halklarınızı talep ederseniz bu devletin her zaman katliamlarına uğrarsınız. Bu devlet inkarcıdır, bu devlet suçludur. Bu devlet şimdi de Kürt kadınlarını kaçıran, tecavüz eden, Şengal gibi katliamlar gerçekleştiren, gericiliği halklara reva gören DAİŞ’in en temel destekçisidir. Ortadoğu’da artık sosyalist ve demokratik bir devrim olacaksa bunda kadınlar öncü olacaktır.!” diyerek konuşmasını sonlandırdı.Yapılan sunumların ardından soru ve cevap bölümünde tartışmalar yürütüldü. Panelde özellikle direnişleri halkların ortak mirası yapıp, ortak mücadelenin her alana yayılması vurgusu yapılarak, katliamlarla gerçek anlamda yüzleşmemenin, hesap sormamanın sonraki katliamlara zemin hazırladığı dile getirilerek etkinlik sonlandırıldı.

adhk tarafından

Roboskili aileler: Bin yıl geçse de davamızın takipçisi olacağız

Aralık 28, 2014 de ANASAYFA adhk tarafından

roboskiŞIRNAK (28-12-2014) Roboski katliamında yaşamını yitirenleri anma etkinleri devam ediyor Türk savaş uçaklarının bombardımanı sonucunda yaşamını yitiren 34 Kürt gencinin mezarı başında yapılan anmada aileler, 1095 gündür AKP hükümetine karşı direndiklerini belirterek, mücadelelerine devam edeceklerini ifade ettiler.

Roboski Meydanı’nda yapılan anmanın ardından on binlerin aktığı 34 kişinin mezar başında yapılan anmasında Roboskili Anneler adına Yüksel Ürek, Roboski-Der Başkanı Veli Encü ve Narin Ant konuştu.

Roboskili Anneler adına konuşan ve katliamda yaşamını yitiren Yüksel Ürek’in annesi Emine Ürek, katliamdan dönemin Başbakanı R. Tayyip Erdoğan, Genelkurmay Başkanı Necdet Özel ve MİT yetkililerinin sorumlu olduğunu söyleyerek, “Bütün Roboskili çocukların, gerillaların annesiyiz, acımızla birlik olduk Kürt halkı da artık birlik olmalıdır” şeklinde konuştu.

Roboski Der Başkanı Veli Encü de aileler adına yaptığı açıklamada yaşadıkları acının üzerinden üç yıl geçmesine rağmen tüm insanlığın sessiz kaldığını vurgulayarak, “Çocuklarımızın katilleri halen makam koltuklarında oturmaktadırlar. Katillerin yargılanması yerine, çocuklarımızın hesabını soran biz aileler ve bizimle bu konuda dayanışma içerisinde olan insanlar yargılanıyor” dedi.

Roboskî davasının şu an Anayasa Mahkemesi’nde görülmekte olduğunu söyleyen Encü, Roboskî katliamının yaşandığı tarihten bu yana, katliamı unutturmak adına birçok plan ve projeye başvurarak katliamın faillerini koruyup kollamak adına yeni yasaların çıkarıldığını ifade etti. Encü, yetkililerin amaçlarının bu katliamı saklayıp örtbas etmek olduğunu dile getirdi.

‘3 DEĞİL, BİN YIL GEÇSE DE DAVAMIZIN TAKİPÇİSİ OLACAĞI’

Konuşmasının devamında Encü, 1095 gündür AKP hükümetine karşı direndiklerini belirterek, “Bu direnmemizden kaynaklı başta biz Roboski aileleri ve bizimle dayanışma içerisinde olan herkese baskı uygulayıp yargıladılar. Biz Roboskî aileleri olarak bu saldırıları kınıyor, biran önce bu baskılarından vazgeçmesini ve faillerin yargılanmasını haykırıyoruz. Şunu iyi bilsinler ki bize uygulanan bu baskılar, bizleri sizlere karşı daha çok güçlendiriyor. Değil üç yıl, bin yıl da geçse biz bu davanın takipçisi olacağız ve sonuna kadar mücadele edeceğiz. Halkımızdan ve tüm vicdan sahibi insanlardan bizi bu haklı davamızın mücadele yolunda bizi yalnız bırakmamalarını istiyoruz” şeklinde konuştu.

Türkçe açıklamanın ardından Narin Ant ise Kürtçe açıklama yaptı. Yapılan açıklamalardan sonra cezaevlerinden Roboski Ailelerine, gönderilen dayanışma mesajları okundu. Mesajların ardından anneler ve ziyaretçiler 34 kişinin mezarına karanfiller bıraktı. Mezar başında yapılan anma dualarla sona ererken, mezardan dönen kitle, “Roboski’yi unutma unutturma”, “Biji berxwadana Rojava-Kobanê”, “Biji serok Apo”, “Biji YPG-YPJ-HPG-YJA-Star” sloganları attı.

Duygulu anların yaşandığı mezar başında yapılan anmanın ardından on binler Roboski Meydanı’na geri dönüyor. Roboski’de ise katliamın yapıldığı saatlerde meşaleli yürüyüş düzenlenerek anma devam edecek.

ANF

adhk tarafından

Ali İsmail Korkmaz’ın katilleri devlet eliyle korunuyor

Aralık 27, 2014 de ANASAYFA adhk tarafından

eskisehir ali ismailEskişehir Demokratik Haklar Federasyonu (DHF), 26 Aralık’ta Ali İsmail Korkmaz davası takip etmek için Kayseriye Adliyesi’ne gitti

ESKİŞEHİR (27-12-2014)- 26 Aralık akşamı saat 22.30’da Eskişehir’den otobüsle yola DHF üyeleri önceki dava da olduğu gibi yine Kayseri girişinde savcılıktan çıkan emirle Ankara ve Eskişehir’den gelen otobüsler polis tarafından durdurularak kimlik kontrolü ve otobüs aranmasıyaptı. Aramalar ve kimlik kontrolü sonrası Kayseriye giriş izni verildi.

Duruşma salonuna basın mensupları Ali İsmail’in ailesi ile avukatları ve Gezi Ayaklanması’nda hayatını kaybedilen Berkin Elvan, Ethem Sarısülük, Mehmet Ayvalıtaş ve Ahmet Atakan’ın aileleri alındı. Bunun yanı sıra HDP Milletvekilleri duruşmaya katıldı.   Ali İsmail’e son tekmeyi atan polis memuru Mevlüt Saldoğan ameliyat olduğunu raporla gerekçe ederek duruşmaya katılmazken, diğer sanıklar ve avukatları duruşmada hazır bulundu. Adliye çıkışı Ali İsmail Korkmazın ailesi, Gezi Şehitleri’nin aileleri, HDP Milletvekili Sebahat Tuncel ve avukatlar açıklama da bulundu. Yapılan acıklamada bu davanın karar davası olacagını düşündüklerini ama polis memurunun gelmemesinden dolayı ertelendiğini davayı uzatarak sonuçlanmasına engel olunduğunu, bir daha ki davanın karar davası olacagını umduklarını söyledi. Mahkeme heyeti davanın 21 Ocak 2015 tarihine ertelenmesine karar verdi.

http://www.halkingunlugu.org/

adhk tarafından

Erzincan’daki Roboskî eylemine polis saldırdı

Aralık 26, 2014 de ANASAYFA adhk tarafından

Roboski Katliam9Erzincan Cumhuriyet Meydanı’nda yapılmak istenen eyleme sivil faşistler ve polis saldırdı Çatışmalar devam ediyor

ERZİNCAN (26-12-2014)- Aralarında Demokratik Haklar Federasyonu’nun da olduğu devrimci demokratik ve yurtsever kurumlar tarafından Erzincan Cumhuriyet Meydanı’nda yapılmak istenen Roboskî Katliamı’nın protesto edildiğe eyleme sivil faşistler ve polisler saldırdı. Yaşanan saldırının ardından polisle kitle arasında çatışmalar başladı.

Gelişmeleri aktarmaya devam edeceğiz..

http://www.halkingunlugu.org/

adhk tarafından

“Sosyalist belediyelerle dayanışma etkinlikleri”nden biri de Londra’da gerçekleştirildi

Aralık 26, 2014 de ANASAYFA adhk tarafından

lonLondra (26-12-2014) Bir süredir ADHK tarafından başlatılmış olan etkinliklerden biri de (20 Aralık 2014) Londra’da başarıyla gerҫekleştirildi. ADHK, ADKH ve Londra YÇKM tarafından ortaklaşa organize edilen Londra’daki etkinliğe; Mazgirt Belediye Başkanı Tekin Türkel, Ovacık Belediye Başkanı Fatih Mehmet Maҫoğlu, ADHK Başkanları Yusuf Demir ve Inci Kaya konuşmacı olarak katıldılar.

Kalabalık bir kitle katılımıyla başlayan etkinlik, başta 19 Aralık 2000 Cezaevleri katliamı, 1978 Maraş, 2011 Roboski katliamlarından yaşamlarını yitirenler olmak üzere; Şengal, Rojava ve Kobane ve dünyanın birҫok köşesinde özgürlük , devrim ve sosyalizm mücadelesinde yaşamlarını yitirenlerin anısına yapılan saygı duruşundan sonra konuşmalara geҫildi.

İlk sözü alan Yusuf Demir, kısa bir değinmeyle Cezaevleri katliamı , Maraş ve Roboski katliamlarında yaşamını yitirenleri anarak; Sosyalist belediyelerle ilgili ADHK’nin bakıs aҫısını anlattı. Özet olarak; yaşadığımız kapitalist toplumda, bireyci ve özel mülkiyete dayalı yaşam karşısında kazanılmış en küҫük bir mevzinin öneminin olduğu, halkla doğrudan ilişki iҫinde olan yerel yönetimlerin kazanılmasının önemli olduğu, bunlar üzerinden halkın biliҫlendirilip dönüştürülmesinin mümkün olduğu, bireysel yaşam kültürüne alternatif, kollektif/komünar yaşam kültürünün kitlelere benimsetilebileceğine dikkat ҫektikten sonra, yerel yönetimlerin örgütlenme biҫimine de kısaca değindi. Ve halk Meclislerinin, bunlara bağlı komisyon veya konseylerin oluşturulması, özellikle kadın ve genҫlik örgütlenmesine özel önem verilmesine özel vurgu yaptı. Ayrıca kısaca halkın yerel yönetimlerin yöneticilerini seҫmekle kalmayıp; bizzat katılımcı, sorumluluk alan, denetleyen, kararlarda etkili olan bir bilince kavuşturulması gerektiği, herkesin yeteneği oranında üretim faaliyetine sokulması iҫin gerekli bilinҫlendirme ve koşulların oluşturulması , halkın sosyal ve kültürel ihtiyaҫlarının karşılanması iҫin süreklilik arzeden bir ҫaba iҫinde olunması gerektiğini de anlatan konuşmasını noktaladı.

Daha sonra söz alan İnci Kaya, Kadın hareketi adına yerel yönetimlerden beklentilerini dile getiren kısa konuşmasında; Yerel yönetimlerde Kadına ciddi şekilde yer verilmesi, kadına uygulanan şiddetin son bulması iҫin gerekli ҫalışmaların yürütülmesi, Kadını üretim faaliyetine sokan koşulların ve bilincin yaratılması gerektiğine özel dikkat ҫekti. Politik yaşamda kadının yeralmasının ve yönetimde aktif olmasının toplumsal dönüşümde anahtar rol oynayacağını bilince ҫıkartmak gerektiğini belirtti.

Kısa süren bir müzik dinletisi ve yemekten sonra, 15 Dakikalık Mazgirt ve Ovacık Belediyelerinin ҫalışmalarını anlatan Sinevizyon gösterimi yapıldı ve Belediye Başkanlarının sunumlarına geҫildi.

Mazgirt Belediye Başkanı Tekin Türkel, selamlamadan sonra özetle şunları dile getirdi: „Mevcut merkezi iktidarlara karşı alternativ belediyeciliğin ne olduğunu ve bunun bugünkü koşullarda kazanılıp yaşatılmasının zor olduğunu da biliyoruz. Bizim halkҫı belediyecilik anlayışımız, ortak ҫöp toplamak değildir. Önemli olan, halkla birlikte işlerin organize edilmesi ve gerҫekleştirilmesidir. Biz, halkın kendi belediyelerine sahip ҫıkma anlayışını geliştirdik ve güvenini sağladık. Ilk devraldığımızdan bu yana halkın acil ihtiyaҫlarının karşılanmasına (hizmet olarak) önem verdik. Insanların kendi iҫine kapanıp, kendi sorunlarıyla boğuşmasının önüne geҫmek , biraraya gelip sosyal ilişkilerini geliştirmelerini sağlamak amacıyla etkinlikler düzenliyoruz ve bazı kurumlar (Kadın Misafirhanesi gibi) oluşturuyoruz. Halkı, toplumsal ve siyasal gelişmelere duyarlı kılmaya özel önem veriyoruz. Yakın zamanda Kobane ve Şengal halkıyla dayanısma gibi.“

Tekin Türkel, Belediyenin gerҫekleştirdiği etkinlik ve sosyal hizmetlerden örnekler verdikten sonra konuşmasını kısaca şöyle sonlandırdı:„Biz, yaptıklarımızı, devletin belediyeye sunduklarıyla değil, gösterilen devrimci dayanışma ile gerҫekleştiriyoruz. Halkın üretime katılmasını sağlamak kollektif üretimin ürünlerini birlikte paylaşmak anlayışını hakim kılmaya ҫalışıyoruz. Ve bunun belediyelerimizi geliştirip güҫlendireceğine ve yaşatacağına inanıyoruz.“

Ovacık Belediye Başkanı Fatih Mehmet Maҫoğlu da, „Bizi davet eden arkadaşlara ve yoldaşlara teşekkür ediyorum“ dedikten sonra, sosyalist belediyecilik anlayışının nasıl uygulandığını anlattı.

Maҫoğlu özetle ; „Kadınların yönetime katılmasına ağırlık verdik. Kadınların kitlelerle iletişimde daha başarılı olacağina inanıyoruz. Kadının üretim ve yönetime katılmasının sürekli geliştirilmesi iҫin ҫalışmalarımızı yürüteceğiz. Halk meclislerine dayanarak ҫalışıyoruz ve halk meclisleri komisyonunu yönetime gelişimizin ikinci ayında oluşturduk. Halk meclislerine geniş katılım sağlandı. Halkҫı anlayışa sahip olan herkes bu meclislerde yeralıyor. Bütün kararlar, halk meclislerinde alınıyor ve sonra belediye meclisine götürülüyor. Bu yöntem henüz tam olarak yerine oturmamış olsa da, iyi bir yolda olduğumuza inanıyorum.“ dedikten sonra; gerҫekleştirdikleri hizmetler ve gerҫekleştirmeyi planladıkları projeleri sıraladı ve herkesin bu projelerin gerҫekleşmesinde gerekli dayanışmada bulunması ҫağrısında bulundu.

Etkinliğe katılan kitleden konuşma yapanlar ve soru soranlar da oldu. Sorulara verilen yanıtlardan sonra etkinlik sona erdirildi.

12

adhk tarafından

Manavgat’ta Kobanêlilere ırkçı saldırı düzenlendi

Aralık 24, 2014 de ANASAYFA adhk tarafından

Manavgat2Antalya’nın Manavgat ilçesinde mevsimlik tarım işçiliği yapan Kobanêlilere yüzlerce ırkçı saldırırken, saldırının ardından Kobanêliler Suruç’a dönme kararı aldı

HABER MERKEZİ (24-12-2014)- Antalya’nın Manavgat ilçesine bağlı Kaymak Köyü’nde mevsimlik tarım işçisi olarak çalışmaya giden 80 kadar Kobanêliye, gece geç saatlerde yüzlerce kişi tarafından tekbir sesleriyle saldırı düzenlendi.

Saldırıya uğrayan Kobanêliler Suruç’a dönme kararı aldı

Saldırıya uğrayan Kobanêlilerin kaldığı çadır ve barakalar, ırkçı faşistler tarafından yakılırken, Kobanêlilerin hayatını zor kurtardığı belirtildi. Saldırıdan bahçelerin arasına kaçarak kurtulduklarını ifade eden Kobanêliler, yaralıların da olduğunu belirterek yaralılara kendi çabalarıyla müdahale ettiklerini aktardı. Manavgat’a çalışmak için gelen Kobanêliler, eşyalarını araçlara yüklemeye başladıklarını kaydederek Suruç’a doğru yola çıkacaklarını ifade etti. Kendilerine yönelik gerçekleştirilen saldırıların ırkçı saldırılar olduğuna dikkat çeken Kobanêliler, benzer saldırılara sürekli maruz kaldıklarını ve şehri terk etmekten başka çareleri olmadığını belirtti.

Antalya Valisi Muammer Türker, Suriyelilerden Antalya’yı terk etmesini istemişti

Hatırlanacağı üzere Antalya Valisi Muammer Türker, daha önce Suriyelilerin Antalya’dan çıkması yönünde polis ve jandarmanın tespit ettiği kişilere Antalya’yı terk etmeleri yönünde tebligat göndermişti. Türker, yaptığı açıklamalarda da Antalya’nın turizm bölgesi olması, ucuz iş gücü olması nedeniyle işçilerin rahatsız olmasını gerekçe göstererek Antalya halkından gelen şikâyetlerin olduğunu iddia etmiş ve “Evet Antalya’yı terk edin diyoruz” demişti.

http://www.halkingunlugu.org/

adhk tarafından

Avusturya İnsbruck’ta 19 Aralık-Maraş ve Roboski Katliamlarına Dair Etkinlik

Aralık 23, 2014 de ANASAYFA adhk tarafından

10864523_10204504624728563_1032352185_oAvusturya / İnsbruck (23-12-2014): Avusturya Demokratik Haklar Federasyonu’na bağlı İnnsbruck Eğitim ve Kültür Evi, 21 Aralık Pazar günü, Aralık ayında yaşanan katliamlara ilişkin bir anma gerçekleştirdi. Katliamlarda yaşamını yitirenler için yapılan 1 dakikalık saygı duruşunun ardından, Avusturya Federasyonu temsilcisinin sunumuyla başlayan anmada, temsilci, faşist Türk devletinin Türkiye-Kuzey Kürdistan’da katliamlarının ne ilk ne de son olduğunu ve kendisini katliamlarla ve kanla yaşattığını, gerek Maraş, 19 Aralık ve gerekse de Roboski gibi katliamlarıyla bu gerçekliğini açıkça ortaya koyduğunu ifade etti. Maraş katliamını planlayanlar ve yapanların yıllar sonra karşımıza milletvekili olarak çıktığına ve faşist devlet bu katliamları yapanları ödüllendirdiğini belirten temsilci, 19-26 Aralık 1978‘de faşizm tarafından, beş gün süren kitle katliamında, 111 kişi hayatını kaybettiğini,  1000’nin üzerinde insanın yaralandığını, 552 ev ve 289 işyeri yakılıp yıkılarak tahrip edildiğini ve Alevi nüfusunun yüzde 80’i katliamın ardından Maraş’ı terk ettiğini belirterek, Maraş katliamının sivil faşistlerin devreye sokulmasıyla yapıldığını belirtti.

19 Aralık 2000 tarihinde ise, Türkiye-Kuzey Kürdistan Hapishanelerinde, devrimci tutsakların kaldığı toplam 22 hapishaneye, en  kanlı katliamlarından birinin gerçekleştirildiği 19 Aralık katliamının, çok önceden hazırlanan F-tipi hücrelere geçme operasyonu olduğu anlatıldı. Bunun sadece hapishanelere dönük bir uygulama olmadığı, tüm topluma dayatılan teslim alma ve sindirme planlarını içeren, uzun vadeli bir stratejinin ürünü olduğu ifade edildi. Ancak yapılan tüm bu baskı ve katliamlara rağmen devrimci tutsakların teslim alınamadığı, katliamdan sonra dışarıda ve içerde devam eden ölüm orucunda, yüzlerce devrimcinin hayatını kaybettiği, yüzlercesinin ise, zorla müdahale sonucu sakat kaldığı ifade edildi.

Yine aynı faşist devlet politikasının bir sonucu olarak karşımıza yıllar sonra çıkan Roboski katliamı’nda  devletin savaş uçaklarıyla sivil halkın üzerine yağdırdığı yüzlerce bomba sonucu, Kürt ulusuna mensup çoğu çocuk yaşta, 34 kişi katledildiği belirtildi. Roboski’de katledilen bu insanlar için, önce “Terörist” dediler. Sonra “Kaçakçı” arından da, olayın üzeri kapatılarak, katilleri aklandığının hatırlatıldığı sunumun ardından Maraş, 19 Aralık ve Roboski katliamlarını anlatan sinevizyon gösterimine geçildi. Anma, konuya ilişkin yapılan tartışmaların ardından, Ajda’nın sergilediği müzik dinletisiyle sona erdi.

adhk tarafından

Düşmeyen Kobanê yüzüncü gününe zafer hamlesi ile girdi

Aralık 23, 2014 de ANASAYFA adhk tarafından

kobaneKOBANÊ (23-12-2014) Kobanê’de YPG/YPJ savaşçıları, DAİŞ çetelerine yönelik başlattıkları ‘Temizlik Operasyonu’ kapsamında sokak sokak, ev ev, çatışarak ilerlemeye devam ediyor Yüzüncü gününe giren destansı bir direniş sergileyen YPG ve YPJ savaşçıları, egemenler ve onların taşeronları tarafından köleliğe mahkûm edilmek istenen Ortadoğu halklarına tarihte eşine az rastlanır bir direniş mirası bıraktı.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından “Bugün, yarın düşer” denilen Kobanê’deki tarihi direniş, her geçen gün zafere biraz daha yaklaşıyor. Yüzüncü gününe giren tarihi direniş 15 Eylül çeteci saldırısı ile başlamış, Ekim ayı başlarında Kobanê kent merkezinde sokak savaşına dönmüştü. YPG/YPJ savaşçıları direniş ile DAİŞ çetelerine ağır darbeler vururken, savunma pozisyonunda ki direnişçiler Aralık ayı başlarında zafer hamlesine geçişin startını verdi. Kademeli şekilde ilerleyişi esas alan YPG/YPJ’nin hamlesi çerçevesinde Kobanê kent merkezinde ‘Temizlik operasyonu’ başlatıldı. Kentin güneyindeki Botana Xerbi Mahallesinden başlayarak, doğusundaki Kaniya Kurda bölgesine kadar uzanan geniş bir hattı kapsayan operasyon çerçevesinde, YPG/YPJ’liler Kobanê’nin güneyindeki çetelere yönelik etkili eylemler başlattı. Çetelerin Doğu ve Batı cepheleri arasında takviye yolu olarak kullandığı stratejik önemdeki Termik ve Halep yolu ile Botana Şerqi Mahallesinin birçok noktası çetelerden temizlendi. Yermuk Okulu ve çevresindeki onlarca sokak YPG/YPJ’liler tarafından özgürleştirilerek savaşın seyri değiştirildi.

Güney cephesiyle eş zamanlı olarak Güneydoğu cephesindeki 48’nci cadde ve Kültür Sanat Merkezi civarında bulunan çetelere yönelik eylemler düzenleyen YPG ve YPJ’li savaşçılar, bu alanlarda yaşanan çatışmalarda çok sayıda çeteyi öldürürken Güney cephesiyle bir hat oluşturdu. Kontrollü bir şekilde ilerleyen direnişçiler, DAİŞ çetelerinin bu alanda zaman zaman bomba yüklü araçlarla düzenlemek istediği saldırıları amacına ulaşamadan etkisiz hale getirdi. Alanda kontrolü eline alan YPG/YPJ savaşçıları önceki akşam Güney cephesiyle eş zamanlı olarak, dün öğlen saat 11.30 sırlarına kadar devam eden şiddetli çatışmalar ardından DAİŞ tarafından işgal edildiği 9 Ekim tarihinden sonra çetelerin Güney cephesi karargâhı olarak kullandığı Kültür Sanat Merkezi ve çok sayıda noktayı çetelerden temizledi. Saatler süren şiddetli çatışmalarda YPG/YPJ savaşçıları, Kültür Merkezi ve etrafında bulunan birçok noktayı çetelerden temizlerken, son eylemlerde Güneydoğu cephesinde yaklaşık 8 yüz metre genişliğindeki bir alanı kapsayan bölgeyi çetelerden arındırdı. YPG/YPJ’liler, Miştenur Tepesi yönünde yaklaşık 150 metre ilerlerken, Güney cephesinde de Yermuk Okulu civarında bir caddeyi çetelerden temizleyerek, çetelerin şehir içindeki bağlantı yollarını tümden kesmiş oldu.

YPG/YPJ savaşçılarının operasyon kapsamında DAİŞ çetelerine yönelik yeni eylemlerini ve ilerlemeyi görüntülemek için çatışma alanına doğru yola çıkıyoruz. Yolda olduğumuz sırada Miştenur Tepesi etrafındaki evlere sıkışan DAİŞ çeteleri tarafından kent merkezi 23’lük olarak adlandırılan Doçka uçaksavarla rastgele taranıyor. Sağımıza solumuza düşen mermiler altında yolumuza devam ederken, yanımda bulunan YPG’lilerden birinin “Sanırım bu sefer çok kızdılar” şeklindeki sözü grupta gülüşmelere neden oluyor. İlk kez gördüğüm bu bölgeyi daha önce gittiğim Kobanê’deki savaş cephelerinden ayıran bazı özellikleri dikkatimi çekiyor. Sokaklarından rahat bir şekilde yürüdüğümüz bu mahallenin uzun ve geniş caddeleri, içinde asırlık ağaçların olduğu parkları ve çocuk oyun alanlarıyla DAİŞ saldırıları öncesi merkezi bir bölge olduğu anlaşılıyor. Hemen hemen tüm binaların altında içinde çeşitli ürünlerin olduğu mağaza ve dükkânlar bulunuyor. Ancak patlamaların şiddeti ve yaşanan sokak çatışmaları nedeniyle dükkânlardaki çoğu Türk Malı olan ürünler kaldırımlara saçılmış durumda.

Çatışma alanına yaklaştıkça YPG/YPJ’lilerin yoğun hareketliliği görülüyor. Kısa bir selamlaşma ardından temizlik operasyonunda yer alan bir YPJ’li kadın savaşçı bizi biraz bekleteceğini söylüyor. Beklemenin nedenini sorunca YPJ’li savaşçı bir grup basın mensubunun bölgeye gelmek istediği bilgisini paylaşıyor bizimle. Beklediğimiz basın mensupları oldukça kalabalık bir grup halinde bize yaklaştıkça ben tanıdık bir yüz arıyorum. Günlerdir gelişmeleri takip ettiğimiz kentte Japonya, İsveç, Hollanda, İtalya, Fransa ve Amerika gibi birçok ülkeden basın mensupları gelişmeleri yerinde takip ederken, Türkiye’deki ana akım medya ‘Başını kuma gömen devekuşu’ misali yanı başında 3 ayı aşkın süredir devam eden tarihi direnişi görmezden gelmeye devam ediyor.

DAİŞ saldırılarının başladığı ilk günlerde Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bir konuşmasında “Kobanê’de bu gün yarın düşer” şeklindeki sözleri ardından Kobanê sınırına yığılan ana akım medya, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a bir an evvel arzusunun gerçekleştiği müjdesini vermenin telaşına düşmüştü. Her sabah büyük bir hevesle Zorava Tepesi’nin karşısında bulunan Swêdê köyüne toplanan ana akım medya çalışanları, yaptıkları anlık canlı bağlantılarla “DAİŞ adım adım ilerliyor” diyerek, patronlarının iktidarla ilişkilerini biraz daha pekiştirme yarışına giriyordu. Ama Erdoğan’ın hesapları tutmamış, arzusu YPG/YPG’nin aylar sürecek destansı direnişiyle boşa çıkarılmıştı.

Çatışmaların yer yer devam ettiği bölgede DAİŞ çetelerinin keskin nişancı ateşi nedeniyle Kültür Sanat Merkezi’ne eğilmiş vaziyette ve koşarak ulaşıyoruz. DAİŞ çetelerinden temizlenen binanın çevresinde çatışmalar devam ederken, binanın giriş kapısı üstünde YPG ve YPJ bayrakları dalgalanıyor. Çatışmaların şiddetiyle binanın içerisi adeta enkaza dönerken binada mevzilenen YPG ve YPJ’lilerin, çeteler tarafından duvarlara yazılan Arapça yazıları boyayla silip yerine Kobanê direnişini konu edinen şarkı ve şiirlerin sözleri ile direnişteki kararlılığı vurgulayan sloganlar yazdığı görülüyor. İki ayı aşkın süredir çetelerin işgali altında bulunan binayı özgürleştiren YPG/YPJ’liler, çeteler tarafından duvarlardan indirilen Kürt lider ve Rojava devriminde yaşamını yitiren kültür sanat çalışanlarının resimlerini tekrar binanın duvarlarına asmış. Tarih yazan direnişçiler, mirasçısı oldukları arkadaşlarının anılarını yaşatacaklarını ve kararlı bir şekilde özgürlüklerini kazanma yolunda an be an ilerlemeye devam edeceklerini dile getiriyor. Önemli bir ilerleme kaydeden Güneydoğu cephesindeki YPG/YPJ’lilerin eylemlerini değerlendiren YPJ komutanı Gülistan Kobanê, “Eylemlerimiz tüm arkadaşlarımızın büyük fedakârlığı ve kahramanlığıyla devam ediyor. Stratejik noktaları çetelerden temizledik. Şimdi özgürlüğe daha yakınız ve yakında halkımıza özgür Kobanê’yi armağan etmek istiyoruz” dedi.

MEHMET ZEKİ ÇİÇEK – ANF

adhk tarafından

Tunceli Üniversitesi öğrencileri 19-22 Aralık direnişini unutmadı

Aralık 22, 2014 de ANASAYFA adhk tarafından

Dersim afs1Tunceli Üniversitesi öğrencileri kantinde duvarlara 19-22 Aralık direnişini selamlayan yazılamanın yanı sıra, üniversitede Rektörlük tarafından sökülen afişleri protesto eden afişlemeler yaptı

DERSİM (22-12-2014)- Tunceli Üniversitesi öğrencileri geçtiğimiz hafta perşembe günü, Tunceli Üniversitesi Rektörlüğü tarafından sökülen afişleri protesto eden bir yürüyüş gerçekleştirmişti.

Bugün Tunceli Üniversitesi’nde bir araya gelen devrimci demokrat öğrenciler kantin duvarlarına, “Afiş hakkı engellenemez”,”Ali İhsan Özkan ölümsüzdür” , “19-22 Aralık 2000 ‘de katledilenler onurumuzdur ” yazılaması yaparak fakültenin giriş kapılarına da afişleme yaptı.

http://www.halkingunlugu.org/