adhk tarafından

Zürih’te Suruç Katliamı protestosu

Temmuz 21, 2015 de ANASAYFA adhk tarafından

Suruç’ta yaşanan katliam İsviçre’nin Zürih kantonunda da protesto edildi. T.C. Konsolosluğu önünde bir açıklama yapılarak katliam kınanırken ardından protesto yürüyüşü yapıldı

zurihte-katliam-protestosu 1

ZÜRİH (21.07.2015) – İsviçre’nin Zürih kantonunda, Suruç’ta SGDF üyelerinin basın açıklamasına yapılan bombalı saldırı T.C. Konsolosluğu önünde lanetlendi.

İsviçre Demokratik Haklar Federasyonu’nun da bileşeni olduğu İsviçre Demokratik Güç Birliği’nin örgütlediği eylem saat 18:00’de Zürih T.C. konsolosluğu önünde başladı. Suruç katliamı protesto eyleminde okunan basın metninde:

“Amed katliamından sonuç alamayan eli kanlı çeteler ve onun işbirlikçileri, Rojava devrimini boğmak, gelişen enternasyonal dayanışmayı kırmak için sayısızca katliam ve vahşette sınır tanımıyor. Her ne kadar “faili” belli olmasa da bizler, dünya halkları biliyoruz ki, dün onlarca katliama imza atan kimlerse bu katliamın da sorumlusu odur. Türk devleti, bu katliamın gerçekleşmesinde zemin hazırlanmasında direkt sorumluluğu vardır. Yüzlerce genç, dünya kamuoyunun gözü önünde sürdürdükleri kampanyayı Kobanê ‘ye taşıyacaklarını ilan etmelerine rağmen hiçbir güvenlik önlemi alınmaması, daha sıcak sıcağına yaralılara yardım eden kitleye saldırması neden telaşlandığımı açıkça göstermektedir. IŞİD vahşetine karşı kahramanca direnilerek kazanılan Rojava devrimini savunmak, yerle bir edilen Kobanê’yi yeniden inşa etmek için yola çıkan gençlerimize, yönelik bu katliamın sorumluları halkımıza er yada geç hesabını vereceklerdir.Bu katliam insanı boğmak içindir. Bu katliam büyük bedeller ödenerek kazanılan Rojava devrimini boğmak içindir. Bu katliam halklarımız arasında büyüyen enternasyonal dayanışmayı kırmak içindir.”denildi. Açıklamanın ardından almanca basın metni de okundu. PYD adına bir temsilci söz alarak Kürtçe konuşma yaptı. Beraber savunduk, beraber inşa edeceğiz! İsviçre Demokratik Güç Birliği’nin çağrısıyla bir araya gelen yüzlerce kişi Suruç’ta SGDF üyelerinin gerçekleştirmek istediği basın açıklamasına yapılan bombalı saldırıyı lanetledi.”Beraber savunduk beraber inşa edeceğiz, katliamların hesabını soracağız.!” pankartıyla Zürih T.C. Konsolosluğu önündeki açıklamadan sonra, kitle sloganlar ve alkışlar eşliğinde Central’e yürüdü.”Faşizme Karşı Omuz Omuza, Yaşasın Rojava Devrimi, Yaşasın Enternasyonal Dayanışma, SGDF Yalnız Değildir” sloganlarının sık sık atıldığı eylemde Almanca sloganlarla Suruç’taki katliam teşhir edildi. İsviçre polisinin yoğun önlem aldığı eylemi, İsviçreli yerel basın da yakından takip etti. Basın açıklaması yapılacak olan tüm eylem ve etkinliklere katılma ve dayanışmayı örme çağrısıyla sonlandırıldı.

Kaynak:halkingunlugu.net

adhk tarafından

Suruç Katliamı Frankfurt’ta lanetlendi

Temmuz 21, 2015 de ANASAYFA adhk tarafından

Suruç’ta SGDF’lilere yönelik yapılan bombalı katliam, Almanya’nın Frankfurt şehrinde de protesto edildi

frankfrut-suruc-katliami-lanetlendi

FRANKFURT (21.07.2015) – Faşist T.C. devleti beslemeli barbar IŞİD’in Suruç’ta gerçekleştirdiği insanlık dışı vahşi katliam, Frankfurt’ta biraraya gelen Türkiye/Kuzey Kürdistanlı ve yerel devrimci demokratik kurum ve örgütler tarafından lanetlendi. Protesto eylemi için çağrıda bulunan kurumlar saat 17.00’da merkezi tren garında kitle toplanmaya başlandı. Daha sonra katliama öfke dolu kalabalık kitle  kortejler oluşturarak yürüyüşe geçti.Römer meydanına kadar yürüyen kitle burada yaşamını yetirenler şahsında saygı duruşu yapıldıktan sonra, kurumlar adına insanlık dışı vahşi IŞİD katliamını lanetleyen konuşmalar yapıldı. Eylem, Cumartesi günü yapılacak eylemin çağrısı ile sol buldu.

Kaynak:halkingunlugu.net

 

adhk tarafından

Suruc katliamı Hamburg’da protesto edildi.

Temmuz 21, 2015 de ANASAYFA adhk tarafından

Vahşi katliamın protesto edildiği yerlerden biride Avrupa; Avrupa’nın bir çok yerinde gerçekleştirilen protesto eylemlerine yüzlerce kişi katıldı.Bu eylemlerden biride Almanya’nın Hamburg şehrinde gerçekleştirildi

hamburg suru eylem

HABER MERKEZİ(21.07.2015)-Hamburg’da ADHK’nın da bileşeni olduğu demokratik güç birliği platformu IŞİD gericiliği tarafından Suruç’ta yapılan katliamı saat 17:00 de Türk konsolosluğu önünde protesto etti. Katılımın yoğun olduğu eylemde demokratik güç birliği bileşeni kurumlar konuşmalar gerçekleştirerek katliamı teşhir edip mücadeleyi ve dayanışmayı yükseltme çağrısı yaptılar. ADHK temsilciside bir konuşma yaparak barbar katliamı teşhir edip, birleşik mücadelenin yaşamın her alanında örülmesi gerektiğinin altını çizdi.

Konsolosluğun ardından Sternschanze Metrosuna doğru sloganlarla yürüyüş gerçekleştirildi. Yürüyüşün ardından vahşi katliam ve arkasındaki gerici güçler kitlelere teşhir edildi. Eylem atılan öfkeli sloganların ardından sona erdi.

Kaynak:halkingunlugu.net

 

 

adhk tarafından

MKP;Suruç katliamını nefretle kınıyoruz, hesabını soracağız

Temmuz 21, 2015 de ANASAYFA adhk tarafından

Maoist Komünist Partisi/Merkez Komitesi/Enfermasyon Büro yazılı bir açıklama yaparak Suruç katliamını protesto etti. Yapılan açıklamada katliamların mutlaka hesabının sorulacağının altı çizildi. Yapılan açıklamayı öneminden dolayı olduğu gibi yayınlıyoruz

 

Çeşitli Millet ve Milliyetlerden Türkiye-Kuzey Kürdistan Proletaryası ve Emekçi Halklarına!

mkp suru aklama yeni

HABER MERKEZİ (21/07/2015)Gün geçmiyor ki emperyalistlerin, uşağı rejimlerin ve bizzat onların ürünü uslanmaz çocuğu IŞİD gibi çetelerin katliamları yaşanmasın. Ve yine timsah gözyaşları, yine söz de kınamalar, yine vatan-millet-sakarya temelli birlik ve beraberlik argümanlı tekçi faşist kardeşlik nakaratları, yine sapla samanı birbirine karıştırarak halk kitlelerine yönelik algı operasyonlarıyla manipülasyonlar.

Bugün Suruç’da onlarca ölü ve yüzün üzerindeki yaralıyla sonuçlanan faşist gericiliğin katliamı yaşanmıştır. Suruç’daki 20 Temmuz katliamını ve başta faşist TC olmak üzere bütün suç ortaklarını lanetlerken, Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonuna[SGDF]’nuna mensup dostlarımıza ise başsağlığı ve dayanışma mesajımızı iletiyoruz.

Her türlü güvenlik ve istihbarat açığından AKP hükümeti-iktidarı öncülüğünde faşist TC devletinin de bizzat sorumlu ve suç ortağı olduğunu başta vurgulayalım. Nitekim IŞİD’in onlarca vahşi saldırıları ve katliamlarına sessiz kalarak kamuoyunca da artık açıkça bilinen PKK ve PYD başta olmak üzere ilerici, devrimci ve sosyalistlere ‘’terörist’’ damgasını yapıştırmaya çalışan Erdoğan önderliğindeki AKP hükümeti-iktidarı öncülüğündeki faşist TC devleti aynı zamanda yaşanan bütün katliamların sorumlusu ve suç ortağı olduğu tartışmaya yer bırakmayacak düzeyde her geçen gün daha bir netlik kazanmaktadır. Zira baş kumandanları Erdoğan önderliğinde ki TC’nin sürekli tekçi faşist hezeyanlar eşliğinde tehditleriyle gözaltı ve tutuklamalar, provakasyonlar ve katliamlar peşisıra yoğunluğundan bir şey kaybetmeksizin bugünlere kadar sürgit devam etmiş, hala da sürmektedir. Yaşanan katliamlar da bize çok kutuplu emperyalist blok güçleri ve emperyalizmin stratejik uşağı tekçi faşist TC devletini hatırlatıyor. Faşist IŞİD vahşeti ve katliamlarının da bu karşı-devrimci güçlerden bağımsız ele alınamayacağı ve değerlendirilemeyeceği yeterince açıktır. Dolayısıyla devrimci kamuoyunun bütün bu yaşanan faşist baskılar ve katliamlara karşı daha fazla örgütlenme ve mücadele içerisinde yer alarak dayanışma da bulunması da bir o kadar gereklidir. Bu anlamda Suruç katliamı karşısında Türkiye-Kuzey Kürdistan’da [SGDF]’li dostlarımıza yönelik yapılan katliam başta olmak üzere, tüm gerici saldırganlığa karşı ilerici, demokratik ve devrimci dayanışmayı daha fazla yükseltmeye çağırıyoruz. Kobane’yi inşa sürecini daha bir kararlılıkla geliştirerek ezilen ve sömürülenlerle birlikte demokratik ve devrimci dayanışmayı daha fazla inşa ederek düşmanlarımızın politikalarını boşa çıkaralım. Bu temelde devrimci direniş ve savaşımızı yükselterek hesap soralım!

Suruç Katliamını Nefretle Kınıyoruz

Şehit Namırın!

Kahrolsun IŞİD, Suç Ortağı Tekçi Faşist TC Devleti ve Emperyalizm!

Yaşasın Ezilen ve Sömürülenlerin Son Derece Haklı, Meşru ve Devrimci Mücadelesi ve Savaşı!

Örgütlü Devrimci Mücadele ve Dayanışmayı Her Alanda Yükseltelim!

Katliamların Hesabını Sosyalist Halk Savaşıyla Soracağız!

Kaynak:halkingunlugu.net

adhk tarafından

Taksim’de Suruç katliamını on binler protesto etti

Temmuz 21, 2015 de ANASAYFA adhk tarafından

Bu sabah SGDF üyelerine yönelik yapılan katliam, Taksim’de protesto edildi. On binlerin katıldığı protestoya polis tekbir getirerek saldırdı

taksim suruc protestosu 1

 

HABER MERKEZİ (20.07.2015)  – Bu sabah Suruç’ta Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu (SGDF) üyelerine yönelik yapılan katliam Taksim’de protesto edildi. Protesto gösterine on binlerce kişi katıldı.

 

Saat 19.00’da Tünel’de bir araya gelen on binlerce kişi Galatasaray Meydanı’na yürüyüş gerçekleştirdi. Yürüyüşte sık sık “Katil IŞİD işbirlikçi AKP”, “Faşizme karşı omuz omuza” , “Bedel ödedik, bedel ödeteceğiz”, “Kürdistan faşizme mezar olacak” sloganları atıldı. Yürüyüşe Garo Paylan, Beyza Üstün, Sezai Temelli, Meral Danış Beştaş, Filiz Kerestecioğlu, Hüda Kaya, Ferhat Tunç, Pınar Aydınlar, Şenol Akdağ’da katıldı. Milletvekili ve sanatçıların yanı sıra ESP, ÖDP, TMMOB, DİSK, DHF, BHH, DHF gibi devrimci, demokratik kurumlarda yürüyüşe katıldı.

 

Saldırı devrim umutlarına karşı yapıldı

 

Kitle adına basın açıklaması Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP)’den Suat Çorlu okudu. Açıklamada ; “Canilik ve barbarlık örneği olan bu saldırı, halklarımız arasında oluşturulmak istenen dayanışmaya, halklarımızın kurtuluş özlemlerine, birlikte aşama iradesine, barış ve özgürlüğe, Rojava devrimi ile Kobanê direnişine, devrim umutlarına karşı yapılmıştır” dendi.

 

Çorlu, katliamın faillerinin Reyhanlı’da, Amed’de katliam gerçekleştirenlerle aynı olduğunu söylereyek; “Cudi’yi yakarak doğayı katledenler de onlardır. Yıllardır DAİŞ çetelerine, silah yollayarak kol kanat geren, sınırları DAİŞ’e sınırsızca açan Erdoğan ve AKP iktidarıdır” dedi.

 

Katliamı gerçekleştiren, planlayanlar derhal açığa çıkarılmasını isteyen Çorlu, “Halklarımızın ihtiyaç duyduğu barış ve kardeşlik ortamının yaratılması için tüm demokrasi güçlerinin faşizme ve DAİŞ barbarlığına karşı omuz omuza olmaya çağırıyoruz” dedi.

 

Polis eyleme tekbirlerle saldırdı!

 

Bir saat süren oturma eylemi ve konuşmaların ardından dağılmak üzere olan kitleye polis saldırısı gerçekleşti. Polisin gaz bombaları ve TOMA ile saldırmasının ardından kitle polise havai fişeklerle karşılık verdi. Sivil polislerde kitleye saldırırken, ara sokaklarda çevik kuvvetin tekbir getirerek insanlara saldırması dikkat çekti.

Kaynak:halkingunlugu.net

adhk tarafından

Ne Sabrımız Kaldı Nede Avunabileceğimiz Bir Beklentimiz

Temmuz 20, 2015 de ANASAYFA adhk tarafından

Ne Sabrımız Kaldı Nede Avunabileceğimiz Bir Beklentimiz

Öfkemiz Bizi Aşıyor!!!

image

3. yılını dolduran Kürdistan’ın büyük direnişi Kobane her türden gerici saldırılara karşı uluslararası arenada demokratik kamuoyunuda arkasına alarak ortadoğunun karanlığından Kürtlerin dünyaya yayılan özgürlük meşalesi olmaya devam ediyor. Bir yanda DAIŞ çetesiyle bu direnişi boğmaya calışırlarken diğer yandan Türkiye`de tüm demokrasi güçlerinin bu seçimlerde Kürtlerle büyük bir güç oluşturarak barajı aşmasıyla, parlemontalarında dahi sıkıştırılan gericiler koalisyon dahi oluşturamayacak kadar zavallılaşıp hükümeti kurmayarak bu coğrafyayı, başta Kürdistan olmak üzere karış karış kan ve ölümle mezarlığına dönüştürmektedirler.

15 Temmuz günü, Şırnak`ın Silopi ilçesine bağlı Aksu (Herbol) ve Damalca (Silip) köyleri kırsallarına atılan havan topları sonrasında çıkan yangın 3 gün boyunca söndürülmeye çalışıldı. Daha dumanların sonu gelmeden havan toplarıyla ateşe verilen ormanların “Ciner Grubuna ait maden ocaklarının bulunduğu alanlar (1)” olması devletin sermaye gurupları için Kürdistan topraklarında doğa ve insan katliamlarının artık maskeye bile gerek duymadan gerçekleştirdiğinin somut kanıtıdır.

Suruç`ta Kobane`nin inşasına katılmaya giden ve giderken oradaki çocuklar için oyuncak götüren sosyalist aktivistler otobüsün bulunduğu alanda, IŞID’in “intihar saldırısı” ile toplu katledildi. Her gün farklı bir katliamın gerçekleştiği bir coğrafyada artık bırakalım mualif olmayı yardım eli uzatmak bile katliam gerekçesi. İnsan olmanın yasaklandığı bir coğrafyada artık tüm demokrasi güçleri olarak meşru mücadele hakkımızı kullanmak ve bu katliamlardan ekonomik ve siyasal rant elde etmeye çalışan biliumum AKP ve her sermaye gurubunu döktükleri kanda boğmak, insanlığın kendini kurtarabilmesi için olmazsa olmaz bir görev oldu. Bu bilinçle Tüm üye ve aktivistlerimiz yapılacak bütün gösterilerde yerlerini almalıdırlar.

Cudi`yi alevlere boğan kanlı eller çok geçmeden Lice`ye uzandı. Daha dumanlar bulutlara karışmadan Amara Kültür Merkezinde 30 sosyalist aktivist IŞID çetesi tarafından katledıldi.

Sorumlusu, doğanın ve insanın katili kapitalizmdir.

Ne devletleri nede şirketleri Kapitalizmi kurtaramayacaktır.

Yaşasın Kobane Direnişi, Kahrolsun Her Türden Gericilik

Yaşasın Ulusların Kendi Kaderini Tayin Hakkı

Yaşasın Kürt ulusunun Mücadelesi ve Halkların Kardeşliği

Yaşasın Enternasyonal mücadele ve dayanışma

AVRUPA DEMOKRATİK KADIN HAREKETİ

20 Temmuz 2015

(1) Politika 20.07.2015

Kaynak: www.adkh.org

adhk tarafından

ROJAVA DEVRİMİNDE YENİLGİYE UĞRAYANLAR; SURUÇ’TAKİ KATLİAMDAN SORUMLUDUR! 

Temmuz 20, 2015 de ANASAYFA adhk tarafından

ADHK_LOGO

20 Temmuz 2015 günü Urfa’nın Suruҫ ilҫesinde Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu (SGDF) üyelerine karşı vahşi bir saldırı gerҫekleştirildi.

Kobanê’nin yeniden inşa çalışmalarına katılmak için gittikleri Suruç‘da canice bir saldırıya uğradılar sosyalist genҫler.

300’ü aşkın SGDF üyelerinin, onları karşılamaya gelen  Kobanililerin ve  Suruçluların da Amara Kültür Merkezinin önünde bulunduğu basın aҫıklamasının yapıldığı  anda intihar saldırısının gerҫekleştirilmesi, büyük bir katliamın planlandığı anlamına geliyor ve nitekim ilk gelen bilgilere göre 30 ölü 100’ü  aşkın yaralı bulunmaktadır.

Bu katliamın, Rojava devriminin yıldönümü kutlamalarına denk gelmesi ve bu devrime destek olmak iҫin yola ҫıkanlara karşı yapılmış olması anlamlıdır. Kürt ulusuna bir mesaj verilmek istenmiştir. Bu mesajı daha önce Tayyip Erdoğan seslendirmişti. Şöyle demişti: Tüm dünyaya sesleniyorum: Bedeli ne olursa olsun, Suriye’nin kuzeyinde, Türkiye’nin güneyinde devlet kurulmasına asla müsaade etmeyeceğiz.“

Evet, Kürtlerin iradesini, kendi kaderini kendisinin belirlemesini kabul etmeyenler, Rojava’daki halkların ortak yönetimini hazmedemeyenler bu saldırının ortaklarıdır.

Emperyalist, Kapitalist ve faşist bölge devletleri bölgedeki paylaşımda etkili olabilmek iҫin ҫeşitli örgütlenmelere ve saldırılara başvurmaktadırlar. Emperyalist-kapitalist devletlerin ve bölgedeki faşist devletlerin besleyip eğittikleri IŞİD(DAEŞ) de bunlardan biridir. Bu son saldırıyı gerҫekleştirenler de sözkonusu devletlerin para-militer güҫleridir.

Rojava‘da YPG-YPJ’nin önderliğinde Kürt özgürlük mücadelesinin karşısında yenilgiye uğrayan IŞİD ve  IŞİD özgülünde ; onu besleyen ve destekleyen Türk Devleti ve İktidar partisi AKP‘ de yenilmiş oldu. Bu yenilgi, Türk devletini ve onun temsilcisi Tayyip Erdoğan ve AKP‘nin daha saldırganlaşmasını arttırmış, seҫim yenilgisinin de verdiği acıyla halk arasında kitlesel tutuklamalara girmiş, gerilla sahasını bombalamıştır. Seҫimin hemen öncesinde  AMED‘de Seçim Mitingi esnasında yapılan saldırı, 26 Haziran‘da  Kobane’ye yapılan katliam saldırısı da bu son saldırıdan bağımsız olarak ele alınamaz.

Bugün SGDF’ye yapılan saldırının nedeni; kuşkusuz ki Kürt hareketinin Rojava‘da elde ettiği zaferlerden kaynaklıdır. Kürtlerin kendi yerel yönetimlerini ilan etmeleri, Kanton yönetimlerini kurmaları, kendi yaşamlarını kendileri organize etmelerine karşı yapılan vahşi bir saldırıdır. Bu saldırıların arkasında faşist devletlerin  kara elleri olduğu bizce bir gerçekliktir.

Tüm emperyalist-kapitalist devletlerin ve bölgedeki faşist devletlerin Kürt ulusal devrimini boğma ҫaba ve saldırılarına karşı tüm devrimci, demokrat, sosyalist-komünist ve yurtsever güҫler ortak direniş cephesini oluşturmalı, devrimi korumaya ve geliştirmeye ҫalışmalıdır.

30 kişinin katledildiği, yüzden fazla kişinin de yaralandığı bu saldırıyı lanetliyoruz!

Kahrolsun Emperyalizm Faşizm!

Yaşasın Rojava  Devriminin Zaferi!

Bıji Berxwedana Gelan!

Devrim Şehitleri ölümsüzdür!

 

ADHK

(Avrupa Demokratik Haklar Konfederasyonu)

20 Temmuz 2015

 

adhk tarafından

ADHK Kolektif tatil kampı başladı

Temmuz 18, 2015 de ANASAYFA adhk tarafından

IMG_20150717_222202Geleneksel olarak düzenlenen ADHK kollektif tatil kampı 18 Temmuz’da başladı Ön hazırlıklarını tamamladığımız kampımıza, bütün ADHK bileşenlerinin ve devrimci-demokratların katılmalarını bekliyoruz. ADHK (18.07.2015) Burjuvazinin bize yıllardır dayattığı bireyci, bencil, kollektif yaşam ve dayanışmadan uzak yaşam tarzına inat, Konfederasyonumuzun düzenlediği kollektif tatil kampımızın tüm hazırlıkları, tatil kampı komitesi ve destek amaçlı gelen bazı katılımcıların yoğun çalışması sonucu tamamlanmıştır. Bir yıl boyunca, emperyalizmin bize dayattığı bireyciligin, bencilliğin, özel mülk hırsının yanısıra, zihinsel ve fiziksel olarak yorgunluğun üzerimizdeki yıpratıcı etkisini kısa zaman da olsa üzerimizden atmak, birlikte komünü yaşamak, karşılıklı dayanışmak, birbirimizden ögrenmek için düzenlenen üç haftalık tatil kampızın hazırlık aşamasında dahi büyük kollektifizim örneği sergilenmiştir. Yoz eğlence kültürünün, bireyciliğin, rekabetin dayatıldığı bir zamanda paylaşmak, eğlenmek, üretmek, dostluğu ve dayanışmayı büyütmek oldukça önemlidir. İspanya Katalonya özerk bölgesi Pals şehrinde düzenlenen tatil kampımızın tüm hazırlıkları, yüksek katılıma rağmen sorunsuz, düzenli, dinlendirici ve eğlendirici geçmesi için tüm ayrıntılar düşünülerek tamamlanmıştır. Bugün itibari ile katılımcıların kamp alanına ulaşması ile birlikte kampımız yerleşme ve çevreyi tanıma ile birinci günü tamamlamış olacaktır. Kampımızın ikinci günü, kampın açılışı ve eğlence programı ile devam edecektir. Açılış programında kurumumuz ADHK’nın kampı ele alışı, amaç ve hedefleri, kamp kuralları, kamp ta görev bölümü, günlük yaşamda kültürel ve sportif etkinlikler, yarışma ve turnuvalar, geziler ve üç haftalık kampın siyasal programı katılımcı kitle ile birlikte tartışılarak kollektif bir anlayış ile somutlaşmaktadır. Kısa bir zaman dilimi içerisinde de olsa katlımcılar ile birlikte ortak değerlerin öne çıkarılarak paylaşılması, komün yaşamının pıratik te icra edilmesi, dayanışma ve öz veri ruhunun yükseltilmesi, toplumsal sorun ve çelişkilerin kollektif bir biçimde ele alınıp tartışılması ve çözüm üretilmesi, fiziksel ve zihinsel yorgunluğun giderilmesi yeni dönem faliyetlerimize daha atılgan bir ruh ile katılmak için, geleneksel bir hale getirdiğimiz kollektif yaz kamplarımızın bir yenisini daha düzenledik. Biz hazırlıklarımızı tamamladık, katılımcı arkadaşları bekliyoruz.

adhk tarafından

Kadının Adı Var: Çilem Doğan, Hacire Göv.!

Temmuz 14, 2015 de ANASAYFA adhk tarafından

image4-300x300

Yüzyıllardan bugüne hep silikleştirilen kadının adı, kadını iyicene sessizliğe gömmekle kalmadı kendi mezar kazıyıcısı konumuna da getirdi. Kadın sistemin kendisine biçtiği misyonu ve rolü “layıkıyla” yerine getirdi ve kendi hayatı, kendi kadın kimliği noktasında “Bu benim kaderim” cümlesini kanıksadı. Çünkü kadın erkeği güç olarak görürken, kendisini de erkeğin gücü üzerinden tanımladı.Babasının, erkek kardeşinin ve sonrasında eşinin baskılarını, şiddetini ” Atamdır, kardeşimdir, beyimdir.!” diyerek “kaderine” razı geldi.Kadın ne ailede ne de toplum içerisinde “insani” olarak o değeri gördü.Gün geldi henüz 8’inde 80 yaşında biriyle evlendirildi, gün geldi bir kamyon kasasında ya da bir fabrikada çocukluktan mezara işçi olarak kaldı, gün geldi tecavüze uğradı ve bunu dile getirdi ama yasalarda erkek korundu çünkü kadının rızası(!) vardı.Dün “adı yok” denilen ya da burjuva basının üçüncü sayfalarında adı kısaltılarak “N.Ç” diye yazılan bu utancın sorumlusu sanki kadınmış gibi, kadın isimsizliğe yine maruz bırakıldı.Ama kadınlar suskunluğunu parçaladı, “N.Ç” gibi adı kısaltılıp utanç duvarlarına hapsedilen kadınlar “Bu senin utancındır” deyip erkek egemen sisteme bir tokat savurdu.Dün kimliksiz nitelendirilen “adı yok” denilen kadınlar, bugün “Adım GÜLDÜNYA, adım ÖZGECAN, adım HACİRE, adım ÇİLEM” haykırışı ve isyanıyla, tekçi faşist devletin kadını yok sayan zihniyetinde ve yasalarında gedikler açtı, erkek egemen saltanatın tahtına tekmeyi savurdu.Özgecan’ın yanıp tutuşan saçlarının külleri havaya savrulmadı, binlerin üzerindeki ölü toprağı eşeledi, o küllerden isyanın ateşini harmaladı.

Hep Mi Kadınlar Ölecek?

Adana’da yaşayan 28 yaşındaki Çilem Doğan, kendisini defalarca fuhuşa zorlayan eski eşini 6 kurşunla öldürdü. Savunmasında: “Hep mi kadınlar ölecek? Biraz da erkekler ölsün. Namusum için öldürdüm” dedi.Yine aynı tarihlerde Urfa’da 8,5 aylık hamile olan 19 yaşındaki Hacire Göv, tecavüz edildikten sonra katledildi ve cansız bedeni kör bir kuyuda bulundu. Bugün kadından katil yaratan, erkek egemen sistemin ta kendisidir. Bugün kendi kadın kimliğiyle var olmak isteyen kadını kör bir kuyuda ölüme mahkum eden tüm yasalarıyla erkeği koruyan devletin ta kendisidir. Kadınlar öldürülmemek için öldürmeyi düşünüyorsa, bunun tüm sebepleri devletin erk zihniyetinde aranmalıdır.Bugün adına ister “töre” diyelim, ister “cinnet” diyelim, öz itibariyle kadınlar her yerde katli vacip ilan edilmiş, ölüm fermanlarının ilk tohumları özel mülkiyetin ortaya çıkmasıyla atılmıştır.Kadın cinayetleri politiktir, çünkü kadını ikincil statüde gören, hiçe sayan, şiddeti, tacizi ve tecavüzü meşrulaştıran devletin ataerkil zihniyetidir.Bizler Avrupa Demokratik Kadın Hareketi olarak, burdan bir kez daha teşhir ediyoruz: bizler erkeğe değil, tüm yasalarıyla erkeği koruyan, işte, okulda, sokakta her alanda kadının katlinin önünü açarken, erkeğin sırtını sıvazlayan erkek egemen-ataerkil zihniyetin karşısında mücadele etmekten geri adım atmayacağız.Aynı şekilde binlerce yıldır erkeği cellada dönüştüren, kadın katili yapan özel mülkiyet sistemi, kadını her geçen gün çaresizlik ve umutsuzluk kuyusunun dibine daha da çekmektedir.Kadının kendisini savunmak için erkeği öldürerek ilkelleştiren, erk-ek yöntemleri kullanmak zorunda bırakan çaresizliği bu sistemin eseridir. Ve diyoruz ki cinsler arasındaki bu zulmün sonu bunu yaratan sistemin sonuyla gelecektir.

Kadın Cinayetleri Politiktir

Erkeği Koruyan Yasalarınızla Uzlaşmayacağız!

Avrupa Demokratik Kadın Hareketi

Temmuz 2015

Kaynak:www.adkh.org

 

adhk tarafından

Madımak’ta katledilenlerin anıt mezarına faşist saldırı

Temmuz 14, 2015 de ANASAYFA adhk tarafından

Madımak’ta katledilenler için yapılan anıt mezara faşist saldırı gerçekleştirildi. Saldırı sırasında anıtın üzerindeki isimler sökülerek mezar taşları tahrip edildi.

sivas3

HABER MERKEZİ (13.07.2015) 22 yıl önce Sivas’ta katledilen 33 aydın, yazar ve sanatçı için Ankara Karşıyaka mezarlığında yapılan anıta saldırı gerçekleştirildi. Saldırı sırasında anıtın üzerindeki isimler sökülerek mezar taşları tahrip edildi. Saldırıyı kamuoyuna duyuran Metin Altıok’un kızı Zeynep Altıok Akatlı ise saldırıya tepki gösterdi. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği de saldırıyla ilgili bugün bir basın açıklaması gerçekleştirecek.

Kaynak:halkingunlugu.net