adhk tarafından

Ataş’tan Kaypakkaya hakkında soru önergesi

Mayıs 18, 2016 de ANASAYFA adhk tarafından

erdal ataşHalkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Erdal Ataş, ölümsüzlüğünün 43’üncü yılında Komünist Önder İbrahim Kaypakkaya ile ilgili soru önergesi verdi

HABER MERKEZİ (18-05-2016) – Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Erdal Ataş, ölümsüzlüğünün 43’üncü yılında İbrahim Kaypakkaya ile ilgili soru önergesi verdi

Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun cevaplaması istenen soru önergesinde, “İbrahim KAYPAKKAYA 1973’te işkence sonucu öldürülen 68-72 kuşağının devrimci önderlerindendir. Yaşamı boyunca topraksız ve yoksul köylülerin direnişlerinin, işçi ve emekçi halk kitlelerinin hak arama mücadelelerinin parçası olmuştur. İbrahim Kaypakkaya Ocak 1973 tarihinde Tunceli’de yakalanmış ve dönemin Diyarbakır Hapishanesi’ne götürülmüştür. Doksan günü geçen sorgusu devam ederken ağır işkenceler sonucu öldürülmüştür. İbrahim Kaypakkaya sorgusu sırasında öldürüldüğünden dolayı mahkemeye çıkarılamamış bu sebeple hakkında herhangi bir hüküm de bulunmamaktadır.

İbrahim Kaypakkaya, her yıl ölüm yıldönümü olan 18 Mayıs’ta binlerce yurttaş tarafından anılmaktadır. Hakkında herhangi bir hüküm olmamasına rağmen, kolluk kuvvetlerince hazırlanan iddianamelerle; fotoğraflarını taşıyan, anmalara katılan yüzlerce kişiye ‘suç ve suçluyu övmek’ den dolayı cezalar verilmektedir. Son olarak, Mayıs 2016 tarihi içerisinde İstanbul Sarıgazi ve Gazi Mahallelerinde İbrahim Kaypakkaya’yı yürüyüşle anmak isteyen yüzlerce yurttaşa kolluk güçleri hiçbir gerekçe göstermeden saldırmışlardır. 43 yıl biterken KAYPAKKAYA’nın öldürülmesi dosyası açılmamış, ona işkence yaparak öldürenler hala yargılanmamıştır.” ifadeleri yer aldı.

Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun cevaplaması için sorulan sorular ise şu şekilde;

İbrahim KAYPAKKAYA’nın hakkında herhangi bir hüküm bulunmamasına rağmen resmi evraklarda kesinleşmiş kayıtlı ‘suçu’ nedir?

İbrahim KAYPAKKAYA anmalarına katılmak, fotoğraflarını taşımak suç mudur?

Bakanlığınıza bağlı kolluk kuvvetlerine, İbrahim KAYPAKKAYA anmalarına dair özel güvenlik tedbirleri almaları için resmi yazı yollanmakta mıdır?

Ölümünün üzerinden 43 yıl geçmesine rağmen İbrahim KAYPAKKAYA dosyası üzerindeki gizlilik kararını ne zaman kaldıracaksınız? Bu yönlü bir çalışmanız olacak mı?

İbrahim KAYPAKKAYA’yı işkenceyle katledenler hakkında, bugüne kadar herhangi bir soruşturma veya dava açılmış mıdır? Bu suçtan yargılanan ve ceza almış kaç kişi vardır?

2002-2016 yılları arasında İbrahim KAYPAKKAYA’yı anma yürüyüşlerine katılan, yazdığı yazıları ve fotoğraflarını evlerinde bulundurduğu için kaç kişiye soruşturma açılmış, kaç kişi tutuklanmış ve hüküm almıştır?

Mahkemeye çıkarılmayan birinin suçlu ilan edilmesi ve halka ‘terörist’ olarak anlatılmasını doğru buluyor musunuz? Bulmuyorsanız neden bu konuda hükümet olarak bir adım atmıyorsunuz?

Bugün devrim, sosyalizm ve komünizm gibi kavramlar yasak değilken, bu adla siyasi partiler kurulurken, komünist önderleri anmanın suç sayılması bir çelişki değil midir?

http://www.halkingunlugu.net/

adhk tarafından

ADHF’den Van Der Bellen’e destek çağrısı

Mayıs 18, 2016 de ANASAYFA adhk tarafından

adhfAvusturya Demokratik Haklar Federasyonu (ADHF), Avusturya’da ki Cumhurbaşkanlığı seçimlerine dair bir çağrı yaparak, Yeşiller Partisi’nin adayı Van Der Bellen’i desteklenmesini istedi

HABER MERKEZİ (18-05-2016) – Avusturya Demokratik Haklar Federasyonu (ADHF), Avusturya’da ki Cumhurbaşkanlığı seçimlerine dair bir çağrı yaparak, Yeşiller Partisi’nin adayı Van Der Bellen’i desteklenmesini istedi.

Yapılan çağrıda, seçimlerin emekçiler açısından ciddi bir anlam ifade etmediği ancak faşist tırmanışın önüne engel olmanın bir görev olduğu belirtildi. Çağrıda şu ifadelere yer verildi;

” 24 Nisan  2016’da  6  adayın  katıldığı  ve  hiç  birinin  Cumhurbaşkanlığını  kazanamadığı  seçimden  sonra, 22  Mayıs  2016’da   ikinci  tur  seçimleri  yapılacaktır. Bu  turda,  ilk  seçimde  birinci  ve  ikinci  olanlar  seçime  katılacaklardır. İlk  seçimde  birinci  sırayı  FPÖ’nün  adayı   Norbert   HOFER,  ikinci  sırayı ise  YEŞİLLER  Partisinin  adayı  VAN  DER  BELLEN  kazanmıştı. 22 Mayıs’da  bu  adaylardan  hangisi  oy  çokluğunu  alırsa  O Cumhurbaşkanı  seçilmiş  olacak.

Tekelci  kapitalistlerin  Avusturya’ da  iç  faşistleşemeye  hız  verdikleri   ve  faşist  FPÖ’nün  sürekli  oylarını  arttırdığı  bir  süreçten  geçmekteyiz. Bilindiği  üzere  FPÖ,  Nazilerden  devraldığı  bir  geleneği  devam  ettirmektedir. Hitler Faşisti, Komünistleri sosyal  demokratları  ve  Yahudi  düşmanlıkları  üzerine  ırkçı  politikasını  inşa  etmişti.  FPÖ  adayı  HOFER’de,  göçmenler,  yabancılar, devrimci  demokratlar  ve İslamofobi düşmanlığı üzerine  politikasını  inşa  ederek,  halklar  arasında  düşmanlıklar  yaratarak  ırkçı  politikalarını  yürütmektedir. Bu  seçim de  HOFER’in  kazanması  demek,  Avusturya’da   faşizmin  dizginsiz  bir  şekilde  tırmanması  demek  olacaktır. Ve  aynı  zamanda  faşistlere  büyük  bir  moral  kazandıracaktır. Biz  emekçiler  açısından  Cumhurbaşkanlığı  seçimi  ciddi  bir  anlam  ifade  etmiyor  olsa da, faşist  tırmanışın  önünde  bir  engel  oluşturmak  göreviyle  karşı  karşıyayız. Bundan  ötürü  Tüm  anti- faşistleri  yeşiller partisinin adayı VAN  DER  BELLEN’i  desteklemeye  çağırıyoruz.”

adhk tarafından

Karanlıkları aydınlatan komünist bir ışıktır Kaypakkaya!

Mayıs 18, 2016 de ANASAYFA adhk tarafından

kaypakkaya resimKomünist önder İbrahim Kaypakkaya’nın MLM’nin kılavuzluğunda ortaya koyduğu tahliller ve komünist fikirler burjuva faşist cumhuriyetin gerçek mahiyetini parçalayıp deşifre ederken Türkiye-Kuzey Kürdistan halklarının üzerine çökmüş olan ölü toprağı da parçalıyordu Kaypakkaya sadece burjuva faşist cumhuriyetin özünü deşifre etmekle kalmayarak aynı zamanda dönemin sol hareketi üzerinde baskın biçimde egemen olan ve halada etkisini devam ettiren sosyal şovenizm başta olmak üzere bilumum burjuva ve küçük burjuva anlayışları da keskin devrimci bir meydan okuyuş ve kopuşla yerle bir ediyordu

HABER MERKEZİ (18.05.2016)-Ölümsüzlüğünün 43.Yıldönümünde Komünist önder İbrahim Kaypakkaya’nın bilimsel sosyalist fikirleri güncelliğini koruyarak halklarımıza yol göstermeye devam ediyor. Kaypakkaya tarafından 72 Nisan’ın da göndere çekilen enternasyonal proletaryanın kızıl bayrağı bir fener olarak halklarımıza ışık saçıyor ve karanlıkları aydınlatıyor.

Tarihi direniş çizgisi ve komünist fikirlerini cellâtlarının suratına haykırarak işkencehaneleri kızıl direnme mevzisine dönüştüren komünist önder İbrahim Kaypakkaya’nın bu tarihi komünist çıkışı karşısında yenilerek acze düşen düşmanları çareyi onu hunharca katletmekte buldular. 18 Mayıs 1973 Kaypakkayanın işkencehanelerde komünizmim kızıl bayrağını dalgalandırarak ölümsüzleştiği gündür. 18 Mayıs aynı zamanda Türk hâkim sınıflarının stratejik olarak yenildiği bir gündür aynı zamanda. Çünkü Kaypakkaya cellâtlarının kendini en güçlü hissettikleri inlerinde onları tarihsel olarak yargılayarak ve tüm gerici paradigmalarını yerle bir ederek mahkûm etmiştir.

Komünist önder İbrahim Kaypakkaya’nın MLM’nin kılavuzluğunda ortaya koyduğu tahliller ve komünist fikirler burjuva faşist cumhuriyetin gerçek mahiyetini parçalayıp deşifre ederken Türkiye-Kuzey Kürdistan halklarının üzerine çökmüş olan ölü toprağı da parçalıyordu. Kaypakkaya sadece burjuva faşist cumhuriyetin özünü deşifre etmekle kalmayarak aynı zamanda dönemin sol hareketi üzerinde baskın biçimde egemen olan ve halada etkisini devam ettiren sosyal şovenizm başta olmak üzere bilumum burjuva ve küçük burjuva anlayışları da keskin devrimci bir meydan okuyuş ve kopuşla yerle bir ediyordu.

 Bu çelik aldığı suyu unutmayacak

Komünist önder İbrahim Kaypakkaya’nın sınıf mücadelesinin engin denizinde sınanarak ve çelikleşerek kitlelerin elinde bir manifestoya dönüşen ihtilalci komünist çizgisi ilmik ilmik örülerek kısa sürede binlerle, onbinlerle, yüz binlerle buluşarak toplumsal maddi bir güce ve kaçınılmaz sosyal bir olguya dönüşüyordu. ‘’Bu çelik aldığı suyu unutmayacak’’ devrimci şiarını kuşanan halklarımızın oğulları ve kızları Kayapakkayanın kızıl güzergâhı etrafında kenetlenerek adeta bir nehir oluşturuyordu. Halklarımızın evlatları sınıfsız, sınırsız ve özgür bir dünya düşüyle Kaypakkaya güzergâhında teredütsüzce yaşamlarını feda ediyorlardı ve etmeye devam ediyorlar.

40 yılı aşan çetin mücadele tarihinde yaşadığı yenilgiler ve aldığı onlarca darbelere rağmen her defasında adeta kendi küllerinden yeniden doğarak ayağa kalkmasını bilmiştir proleter öncü. Keza yine mücadele tarihi sürecinde hem içte hem de dışta uğradığı ideolojik saldırılara karşın her defasında MLM’nin bilimsel sosyalist çizgisini kuşanarak ve kendi ideolojik köklerine sıkı sıkıya sarılarak cevap olmuştur.

Komünist önder İbrahim Kaypakkaya şahsında özgür bir dünya düşüyle yaşamlarını teredütsüzce feda ederek ölümsüzleşen tüm kızıl kardelenlerin devrimci anıları önünde saygıyla eğilirken mücadelemizde yaşatacağımıza söz veriyoruz.

http://www.halkingunlugu.net/

adhk tarafından

DHF: Selam olsun 90 gün direniş ve cüreti yaratana; Kaypakkaya’ya!

Mayıs 16, 2016 de ANASAYFA adhk tarafından

kaypakkaya aklama“Bundandır ki hakim sınıfların Kaypakkaya’nın fikirlerinden “ülkedeki ihtilalcı komünizmin en tehlikeli fikirleri’’ diyerek bahsetmesi, dün olduğu gibi bugünde; Kaypakkaya’nın bilimsel sosyalist fikirlerini günümüz koşullarına uygun ilerleten sosyalist toplumsal dönüşümünü savunup mütevazi ama sağlam adımlarla pratikleştiren ardıllarından korkması boşuna değildir Kaypakkaya korkusunun faşist hakim sınıflarda, ölümsüzlüğünün 43. yılında da halen devam etmesi nedensiz ve anlamsız değildir”

HABER MERKEZİ (16.05.2016)- Demokratik Haklar Federasyonu(DHF)’nun Komünist önder İbrahim Kaypakkaya’nın ölümsüzlüğünün 43. yıldönümü vesilesi ile yaptığı açıklamayı öneminden dolayı olduğu gibi yayınlıyoruz:

“Ölümsüzlüğünün 43. yılında her türden faşist baskıya, teröre ve gerici saldırılara inat, Komünist Önder İbrahim Kaypakkaya’nın kızıl anısı önünde saygıyla eğilirken, Kaypakkaya şahsında tüm demokrasi, devrim, sosyalizm ve komünizm şehitlerini anıyor, ölümsüz mücadelelerini Mayıs coşkusuyla selamlıyoruz!

18 Mayıs 1973 Komünist Önder İbrahim Kaypakkaya’nın aylarca süren işkenceler karşısında direnişi ardından hunharca katledilmesinin tarihi olarak büyük anlam taşır. Bu anlam Kaypakkaya’nın bilimsel, sosyalist, devrimci fikirleriyle pratikleştirdiği ve gelecek toplum projesi temelinde mücadele ederek ölümsüzleşen kök salıp filizlenen ardıllarıyla derinleşir. Bu anlam, yoksul dünyanın kurtuluşu uğruna ülkemiz ve dünya coğrafyasında verilen mücadelelerde toprağa düşenlerin ortak anısında, devrimci dünyanın evrensel değeriyle bütünleşir.

Çünkü Kaypakkaya dünya proletaryası ve halklarının, gerici sınıf düzeni ve iktidarlarına karşı yürüttüğü MLM sınıf mücadelesini coğrafyamızda temsil ederek, dünya ölçeğindeki sınıf mücadelelerinin bir parçası olarak konumlanıp, bu evrensel davayı temsil ederek ölümsüzleşti. Kaypakkaya, evrensel olan bilimsel sosyalizmin coğrafyamızdaki önderlik kurmayı durumundadır.

Kaypakkaya, Kemalizm’in devrimci olarak değerlendirildiği ve bu anlayışın devrimci harekete sirayet ettiği kuşatma koşullarında, Kemalizm’in sınıf niteliği ve faşist karakterini tahlil etmekle birlikte, bugün dahil Kürt ulusuna uygulanan milli baskıya açıktan kararlı proleter tutumla tavır alan bilimsel cüretiyle, ülke devrimci önderleri içinde komünist niteliğiyle özel bir yer tutmaktadır.

Bundandır ki hakim sınıfların Kaypakkaya’nın fikirlerinden “ülkedeki ihtilalcı komünizmin en tehlikeli fikirleri’’ diyerek bahsetmesi, dün olduğu gibi bugünde; Kaypakkaya’nın bilimsel sosyalist fikirlerini günümüz koşullarına uygun ilerleten sosyalist toplumsal dönüşümü savunup mütevazi ama sağlam adımlarla pratikleştiren ardıllarından korkması boşuna değildir. Kaypakkaya korkusunun faşist hakim sınıflarda, ölümsüzlüğünün 43. yılında da halen devam etmesi de nedensiz ve anlamsız değildir.

Kaypakkaya temsil ettiği bilimsel çizgisiyle mücadelemize ışık tutmaya devam etmektedir. O’nun tereddütsüz olarak uğruna ölümsüzleştiği değerler ve mücadele, bizlerin de değer ve mücadelesidir. Nitekim onlarca DHF üyesine, Kaypakkaya’yı andığı ve sahiplendiği için ağır hapis ‘cezaları’ verilmesinin nedeni de Kaypakkaya’nın fikirleri ve pratiğinin ileriye taşınarak devam ettirilmesidir. Ancak hiçbir faşist baskı bizleri değerlerimizden, sosyalizm mücadelemizden koparmaya yetmeyecektir. Dolayısıyla O’nu anmayı devrimci bir görev ve sorumluluk olarak telakki ediyor, O’nu anmanın faşizme karşı direnmek ve savaşmak olduğunu bir kez daha haykırıyoruz!

Kaypakkaya; yalnız ser verip sır vermeyen tavrıyla değil, bunun yanında proletarya ve halkın kurtuluş davasına sonsuz bağlılığın ve devrimci dayanışma ruhuyla hesap sormanın adı olarak tarihe kazındı. Bu bilinçle, Kaypakkaya’yı anmak, devrimci dayanışma bilincini açığa çıkartıp birleşik mücadele hattını oluşturmak, emperyalist/kapitalist dünya gericiliğine ve coğrafyamızdaki şuan ki temsilcisi AKP iktidarına karşı halkların devrimci birleşik mücadelesini örgütlemek devrimci bir sorumluluktur!

Kaypakkaya’yı anarken işçi katliamlarının, doğa talanlarının, kadın katliamlarını kadın fıtratı olarak gören gerici anlayışın ve Kuzey Kürdistan‘daki katliamların tarihsel öfkesini kuşanarak katliam ve sömürünün hesabını sormak cüreti ve bilinciyle demokratik haklar mücadelesini daha da büyüteceğimizi, tüm bu saldırı ve olumsuzluklara rağmen direniş hattında ısrarcı olacağımızı ifade ediyoruz.

Ve yineliyoruz! Soma’da katledilen 301 madencinin, Sur’da, Cizre’de, Nusaybin’de hendeklerin ardında direnen Kürt halkının cüreti ve Kaypakkaya’nın öğretisi mücadele ısrarımız ve rehberimizdir.

Bu vesileyle, Kaypakkaya şahsında tüm dünya ve coğrafyamız demokrasi, devrim ve sosyalizm,  şehitlerini bir kez daha anıyor,  kurtuluşun sosyalizm bayrağını yükseltmekten geçtiği bilinciyle anılarını mücadelemizde yaşatacağımızı beyan ediyoruz.

 Kaypakkaya’yı anmak savaşmaktır!

Selam olsun 90 gün direniş ve cüreti yaratana; Kaypakkaya’ya!

  1. yılında bu çelik aldığı suyu unutmayacak!

 Devrim şehitleri ölümsüzdür!   

 Demokratik Haklar Federasyonu    

adhk tarafından

Binlerce kişi Kaypakkaya’yı anma gecesinde buluştu

Mayıs 15, 2016 de ANASAYFA adhk tarafından

koln 1Avrupa’da geleneksel olarak her yıl düzenlenen Komünist önder İbrahim Kaypakkaya şahsında parti ve devrim şehitlerini anma etkinliği bu yılda kitlesel bir katılım ve devrimci coşkuyla gerçekleştirildi

KÖLN (15-05-2016) –  Her yıl geleneksel olarak Avrupa merkezli yapılan “İbrahim Kaypakkaya şahsında Parti ve Devrim Şehitlerini Anma Gecesi” bu yıl 14 Mayıs 2016 Cumartesi günü Köln’de gerçekleştirildi. Üç ay öncesinde Avrupa’nın birçok merkezinde eşgüdümlü olarak başlatılan çalışmalar neticesinde, binlerce kişi Köln’de bir araya gelerek Anma Gecesi’nde buluştu. Başta komünist önder İbrahim Kaypakkaya olmak üzere; Uluslararası Komünist Hareket, Türkiye-Kuzey Kürdistan devrimci hareketi, Ulusal ve sosyal kurtuluş mücadelesi ve Maoist Komünist Partisi(MKP) önder kadro ve üyelerinin fotoğrafları, kavga ve mücadele şiarları yazılı pankartlarla donatılan Anma Gecesi’nde baştan sona büyük bir coşku hakimdi.

Gece programı, başta komünist önder İbrahim Kaypakkaya olmak üzere devrim, demokrasi ve sosyalizm mücadelesinde şehit düşenler için yapılan bir dakikalık saygı duruşu ile başladı.

Saygı duruşu sonrası sahneye ilk olarak Grup Munzur’un kuruluşundan bu yana emeği geçen sanatçılar çıkarak, 18 Mayıs Marşı’nı seslendirdiler.

Demirtaş: Direniş odakları kendisini doğru örgütlemişse, ona vurmak onu zayıflatmaz, güçlendirir

Hep birlikte söylenen marş sonrası, HDP eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, büyük bir coşku ve sloganlar eşliğinde sahneye çıktı. “Kürdistan Faşizme Mezar Olacak” sloganları eşliğinde sahneye çıkan Demirtaş, Kaypakkaya şahsında yapılan anma etkinliğine katıldığı için büyük bir onur duyduğunu ifade ederek konuşmasına başladı. Türkiye-Kuzey Kürdistan’daki güncel-siyasal gelişmelere vurgu yapan Demirtaş, Avrupa’da yaşayan göçmenlerin, ülkedeki gelişmeleri yakınen takip ettiğini ve dayanışma içerisinde bulunduğunu ifade ederek teşekkürlerini sundu. Demirtaş, bütün ezilen, sömürülen, yok sayılanların mücadelesinin geldiği aşamayı, HDP’nin bu mücadele içerisindeki rolüne ve HDP içerisindeki farklı fikir ve temsiliyetlerin kendi bulunduğu alanlarda şimdiye değin ödedikleri bedelleri hatırlatarak bütün bu siyasi geleneklerin bugün HDP ile iktidara yürümesi gerektiğini vurguladı. Devrimci güçlerin karlıa kaplı yolları açma misyonunda olduğunu, bu yol açıldıktan sonra ise bu yolu büyütecek demokratik güçlerin ve demokratik halk iktidarı yürüyüşünün olmazsa olmaz olduğunu vurgulayan Demirtaş, bugün bu misyonu HDP’nin yüklenmek istediğini ifade etti. Sorunumuzun sadece Erdoğan ya da AKP olmadığını, sistem sorunu olduğunu ve HDP’nin sorunlara bu perspektif ile yaklaştığını ifade eden Demirtaş, Erdoğan’ın oynadığı role de değinerek mücadele vurgusu yaptı. Erdoğan’ın ülkenin değil kendi çıkarlarını düşündüğünü ve ülke halkına herhangi bir faydasının olmadığını ifade eden Demirtaş, Erdoğan’ın istediği gerici iktidarı kuramamasının sebebinin ise ülkedeki devrimci mücadele olduğunu söyledi. Erdoğan’ın öykündüğü Hitler’le beraber benzer birçok kişinin emperyalizmin taşeronluğunu yaptığını ama hiçbirisinin kalıcı olmadığı, olamayacağını ifade etti. Bunun sebebinin toplumun gelişmesi, ilerlemesi için herhangi bir fikir ve icraatlarının olmamasından kaynaklandığını ifade eden Demirtaş, Erdoğan’ın en paniklediği, en korktuğu dönemi yaşadığını vurguladı. Yoldaşlık, kardeşlik hukukuna dayalı bir mücadele geleneği değil; kendi arkadaşlarının üzerine basa basa bugünlere gelen Erdoğan’ın başarı şansının olmadığını söyledi. Direniş odakları kendisini doğru örgütlemişse, ona vurmak onu zayıflatmaz, güçlendirir.Sur, Cizre, Nusaybinde yaşananlar, Erdoğan’ın kafasında tasarladığı şiddetin küçük bir bölümüdür. Ona kalsa uçaklarla bütün Kürdistanı yok etmek ister. Bu duruma karşı durmak için birleşik mücadele büyük önemdedir. HDP bu duruma adaydır. Sel aniden ortaya çıkar ve insanın yaptığı hiçbir şey seli durduramaz. Türkiye bir sel ile karşı karşıya. Fakat bu sel kökleri derinde olan, çınarları, ağaçları görmemizi engelleyebilir fakat sel durduğunda bu durumu daha net göreceğiz.

 Demirtaş: Ülkemizdeki birçok sorunu özellikle ulus, inanç vb. sorunlarını çözmek istiyorsak İbrahim’e bakalım yeter

Biz bu direnişi kitaplardan okumadık, HDP kuruluşu ile de öğrenmedik, devrimci gelenekten, Kaypakkaya’dan öğrendik. İmkan ve olanakların son derece kısıtlı olduğu, kemalizmin solu teslim aldığı bir dönemde bu kadar genç bir devrimcinin bu kadar tarihsel tespitler yapması oldukça önemlidir. Devrimci bir yürek devrimci bir beyin ister. Bugün dahi bazı kendine sol diyenler, Kaypakkaya’nın 1970’lerde söylediği çizgiyi dahi yakalamaktan uzaklar. Ülkemizdeki birçok sorun özellikle ulus, inanç vb. sorunları çözmek istiyorsak İbrahim’e bakalım yeter. Bazı şeyleri sadece söylemek sizi iyi bir entelektüel yapabilir ama iyi bir devrimci yapmaz. Bazen gücünüz doğru fikirleri hayata geçirmenize mani olabilir ama bu fikirlerinizin yanlış olduğu anlamına gelmez. 1970lerin devrmci önderleri bu minvalde bir tohum attılar toprağa. Bugün imkan ve olanaklarımız, direniş araçlarımız çok boyutlu ama o zamanlar fikirleriniz ve bedeniniz dışında bir silah yoktu ve Kaypakkaya bunun ispatıdır. Teori ve pratiğin uyumuna da güzel bir örnektir. Devrimci, günü değil yarını kurtarandır. Birleşik devrimci mücadelenin Avrupa’da da yaşamsallaştırılması gerekiyor. Yapılan bütün saldırılar bizi güçlendiriyor, çünkü sırtımızı halka, köklerimize dayıyoruz.

Konuşması sık sık slogan ve zılgıtlarla kesilen Demirtaş, devrimci dayanışma duygularını paylaşarak konuşmasını sonlandırdı.

Selahattin Demirtaş’ın konuşması sonrası Seranat Ezgican sahne alarak, ezgilerini kitle ile paylaştı. Türkçe, Kürtçe, Ermenice,Almanca ve İtalyanca ezgiler seslendiren Serenat Ezgican’dan sonra çalışmalarını Ludwisburg’da sürdüren Kardelen Halk Oyunları Ekibi sahne alarak bir gösteri sundu.

Gerger: Şimdi Yeni’ye Gidişin Sancıları Yaşanmaktadır

Yoğun ve coşkulu programıyla devam eden gecede konuşmacılardan Haluk Gerger söz alarak son süreçte yaşanan gelişmeler doğrultusunda düşüncelerini kitle ile paylaştı.Yapılan konuşmada “İbrahim Kaypakkaya şahsında bütün devrim şehitlerini anıyorum. Bir geçiş döneminde yaşıyoruz. Bütün geçiş süreçlerinde olduğu gibi, onun sancı ve kafa karışıklıklarını yaşıyoruz. Benim de kafam karışık, yüzbinlerin, milyonların kafası karışık.  Bu kafa karışıklığına son verecek olan bir güç var. Teorisiyle, geçmişiyle, deneyimleri ve mirasıyla ancak devrimci-komünistlerin öncülüğünde bir aydınlık olabilir, bu kafa karışıklığına bir son verilebilir. Şunu kabul etmek lazım. Eskisi öldü. Çözemediği sorunların, kendi zulmünün ağırlığı altında çürüdü ve çöktü. Şimdi yenisine gidişin sancılarını yaşamaktayız. Nereye gittiğimizi görmek, bizi ne bekliyoru iyi kavramak lazım ki buna son vermede ilk adımımızı atalım.(…)Davutoğlu biatla geldi biatla gitti. Biat kültürü bütün toplum üzerinde hakim kılınmaya çalışılıyor. Tek adam diktatörlüğü ki bunun adı faşizmdir. Bunun adını koymak lazım. Bu tek adam diktatoryası değil faşizmdir. Bunun büyük adı ise Osmanlı Türk-islam sevdası, bunun resmi ideolojisi ise, biz hep kemalizm olarak bildik, Kemalizm baskın ideolojilerden biriydi. Biz resmi ideolojiyi kemalizmle özdeşleştirdiğimiz için şimdi söylenenleri kemalizm olarak değerlendiriyoruz ama ondan koparak da resmi ideoloji savunulur(…)

Ne yapmamız lazım, üçlü bir mücadele örneğim var; burada devrimci komünistlerin önemi ortaya çıkıyor. Üç düzlemde mücadele yürütülmeli; birincisi Halk cephesi. Madem faşizm geliyor faşizme karşı cephe kurmak lazım, anti-faşist mücadele. Bu doğrudur ama aynı zamanda büyük riskler içerir. Kuyrukçuluk içerir, tasfiyeye götürür. İkincisi Kürt sorunu ekseninde Kürdistan halkının kendi devletini kurma hakkı da dahil olmak üzere milli meselede büyük bir demokratikleşme meselesi.”diyerek konuşmasını sürdürdü.

Haluk Gerger’den sonra çalışmalarını YÇKM bünyesinde sürdüren Grup Alamor sahne alarak, kadın dilinden ezgileri kitle ile paylaştı. Grup Alamor’dan sonra KCK yöneticilerinden Duran Kalkan’ın geceye gönderdiği görüntülü mesaj izlendi.Dayanışma mesajının ardından konuşmasını yapmak üzere Sınıf Teorisi adına Kazım Cihan sahneye çıktı.18 Mayıs’ın anlam ve önemine değinilen konuşmada Türkiye-Kuzey Kürdistan ve Ortadoğu coğrafyasında yaşanan önemli siyasal-güncel gelişmelere vurgu yapılarak,bu minvalde Sosyalist Halk Savaşı stratejisinin öneminin altı çizilerek ve yine faşizme karşı birleşik mücadelede anlam taşıyan Halkların Birleşik Devrim Hareketi selamlanarak konuşma sonlandırıldı.

Geceye dayanışma mesajlarını gönderen kurum ve kişilerden  TKP/ML, MLKP, MLPD, TKİP, TKEP-Leninist, TİKB, AABF, Jugendwiederstand, Erdal Ataş’ın mesajlarına yer verilerek programa devam edildi.

Ardından salonda coşkunun artmasına vesile olan başta Maoist kadınlar olmak üzere, gerilla alanlarından Maoist gerillaların görüntülü mesajları yayınlandı. Yayınlanan sinevizyon gösterisi sonrası büyük bir coşku eşliğinde dünden bugüne emek veren üyeleriyle beraber Grup Munzur sahne aldı.

Kaypakkaya’yı anma gecesi Ahmet Aslan ve Kemal Dinç’in sahne alması sonrası slogan ve zılgıtlarla sona erdi.

koln 2koln 3koln 4koln 5koln 6koln 7koln 8koln 9koln 10koln 11koln 12koln 13koln 14koln 15

adhk tarafından

Ankara’da 18 Mayıs anmasına çağrı

Mayıs 13, 2016 de ANASAYFA adhk tarafından

ankara-18-mayis-cagrisiAnkara’da Komünist Önder İbrahim Kaypakkaya, Haki Karer ve Dörtler yapılacak salon etkinliği, yürüyüş ve mezarlık ziyareti ile anılacak

ANKARA (13-05-2016) – Ankara’da Komünist Önder İbrahim Kaypakkaya, Haki Karar ve Dörtler yapılacak etkinlikler ile anılacak. Yapılacak etkinlikler Aka Der, DHF, Devrimci Parti, HDP, ESP, Kaldıraç, Partizan ve SODAP’ın çağrısıyla gerçekleştirilecek.

Kurumların ortak yayınladığı bildiri ve program ise şu şekilde;

“Komünist Önder İbrahim Kaypakkaya Haki Karer ve Dörtler  şahsında demokrasi, devrim, sosyalizm ve komünizm mücadelesinde sonsuzluğa uğurladıklarımızı anıyoruz.

Egemenlerin  işçi kıyımlarına, hak gasplarına, kadın cinayetlerine, çocuk tecavüzlerine katliamları ile her alanda  toplumsal muhalefeti sindirmeye çalışıyor. Ülkenin dört bir tarafında devrimcilere yurtseverlere saldırılar sürerken. Direnişler ülkenin dört bir tarafında devam ediyor.Barikat arkalarından, işçi grevlerine, ekoloji mücadelesi ve Maraş’ta yaşanan gericiliğe karşı direnişleri sahiplenerek. Halkın haklı mücadelesi, egemenlerin iktidarını er ya da geç yıkacaktır.

Çünkü biz devrimci,  sosyalist, yurtsever kurum ve siyasi partiler olarak, tarihin devrimci dayanışmasına sahip çıkıyoruz. Komünist Önder  İbrahim Kaypakkaya’ların Deniz Gezmiş’lerin, Mahir Çayan’ların, Mazlum Doğan’ların Haki Karer’lerin, Dörtlerin  ardılları olarak son sözümüz şudur ki BİRLİK MÜCADELE ZAFER, YAŞASIN DEVRİMCİ DAYANIŞMA!

Bu yüzden direnişi büyütmeye ve ortak değerlerimizi birlikte anmaya sizleri de çağırıyoruz.”

Program

* 17 Mayıs Mamak salon etkinliği

Yer; Yunus Emre Şen Kültür merkezi

Saat; 18.00

* 18 Mayıs Kızılay- Sakarya Caddesi arası yürüyüş

Toplanma yeri; Konur sokak insan hakları anıtı önü

Saat; 18,00

* 22 Mayıs mezarlık anması

Toplanma yeri; Vedat Dalokay nikâh salonu önü

Toplanma saati; 9.00

Otobüs hareket saati; 9.30

http://www.halkingunlugu.net/

adhk tarafından

Kadın savaşçılar halk isyanına öncülük ediyor

Mayıs 13, 2016 de ANASAYFA adhk tarafından

hindistanHindistan’da Chhattisgarh eyaletinin çatışmalı bölgesi Bastar’da, silahlı mücadelenin komuta kademelerinde giderek artan kadın lider sayısı ile birlikte ciddi bir dönüşüm yaşanıyor

HABER MERKEZİ (13-05-2016) – Hindistan’da Chhattisgarh eyaletinin çatışmalı bölgesi Bastar’da, silahlı mücadelenin komuta kademelerinde giderek artan kadın lider sayısı ile birlikte ciddi bir dönüşüm yaşanıyor.

Eyalet istihbarat bürosunun raporlarından alınan verilere göre Bastar bölgesinde mücadele veren silahlı birimlerin başındaki 150 Naksalit komutanın neredeyse tamamı kadın. Hindistan Komünist Partisi (Maoist) Dandakaranya Özel Bölge Komitesi altında faaliyet gösteren komitelerin üçte birine de kadınlar liderlik ediyor.

Raporda Hindistan Komünist Partisi’nin kadın kadrolara yönetici kademelerinde öncelik vermesi stratejik bir hamle olarak değerlendiriliyor. 2004-2005 yılları arasında kadınların ancak %20’si komutanlık kademesine yükselirken, bu oran şimdilerde %50’ye çıkmış durumda. Maoist silahlı mücadele birliklerinde kadınlar en az erkekler kadar zorlu bir eğitimden geçiyor. Kadınların liderlik ettiği kadrolar arasında Doğu ve Batı Bastar bölge sekreterlikleri, Kistaram bölge komitesi, Indravati Ulusal Park komitesi, Elmagunda komitesi ve Malangir bölge komitesi yer alıyor. Ayrıca bir kadın savaşçı da güçlü Güney Bölge Komitesi içerisinde yer alıyor.

İsyandan.org

adhk tarafından

İstanbul’da Kaypakkaya etkinliklerle anılacak!

Mayıs 13, 2016 de ANASAYFA adhk tarafından

istanbul anma1Komünist önder İbrahim Kaypakkaya İstanbul’da gerçekleştirilecek yürüyüşlerle anılacak DHF tarafından düzenlenecek olan yürüyüşler 15 Mayıs’ta Sarıgazi, 18 Mayıs’ta ise Gazi mahallesinde yapılacaktır

‘’Emperyalizmin insanlığı sömüren imparatorluğuna, devletin uyguladığı faşizme karşı insanca yaşama iradesiyle örgütlenmek, bütün uluslar ve inançlar için eşit haklar talep etmek, işçi-emekçi-köylülere köleliği dayatan yasalara karşı çıkmak, başta Kürt ulusu olmak üzere çeşitli milliyetlere ve azınlıklara yönelik imha, inkâr ve asimilasyon politikalarına dur demek, ulusları ve halkları birbirine düşman eden emperyalist işgalleri teşhir ve tecrit etmek demek; Kaypakkaya’nın işaret ettiği yolda yürümek demektir.İSTANBUL(13.06.2016)-Komünist önder İbrahim Kaypakkaya katledilişinin 43.Yılında Ülke genelinde yapılacak olan çeşitli etkinlikler ile anılacak. Anma etkinliklerinin yapılacağı yerlerden biri de İstanbul’dur. DHF İstanbul örgütlülüğü bir açıklama yaparak Kaypakkaya anma etkinliklerine çağrıda bulundu. Yapılan açıklama şöyle;

Kaypakkaya’nın çağrısı faşizme karşı birliktir!

İbrahimler, Denizler, Mahirler, Hakiler şahsında tüm devrim şehitlerinin devrimci mirasını yaşatmak istiyorsak; devrimci önderleri ve ardıllarını katleden faşist devletin top yekûn saldırısına karşı, ideolojik mücadeleyi elden bırakmadan ve politik farklılıklarımızı bir ayrılık nedeni haline getirmeden devrimci mücadelenin ortak paydalarında birleşerek topyekûn birlikte mücadeleyi her alanda örmeliyiz.

Dünya ve ülkemizde bütün devrimci önderlerin siyasal perspektifi de birlik, mücadele, zafer şiarı üzerine bina olmuştur.

Bilimsel sosyalizmin ülkemizde boy vermesini sağlayan devrimci diyalektik metodun devrimci kullanım kılavuzluğunu bizlere miras bırakan komünist önder İbrahim Kaypakkaya’yı ve onun şahsında dünya ve ülkemizde demokrasi, sosyalizm ve komünizm mücadelesinde ölümsüzleşenleri baş eğmez direngen tarihimizin coşkusuyla anmaktan onur duyuyoruz. Temsil ettiği bilimsel çizgisiyle mücadelemize ışık tutmaya devam eden Kaypakkaya yoldaş’ı ölümsüzlüğünün 43. Yılında anıyoruz’’.

SARIGAZİ;

Tarih: 15 Mayıs Pazar

Yer: Vatan İ.Ö.O

Saat: 19.00

GAZİ;

Tarih: 18 Mayıs Çarşamba

Yer: Eski Karakol Durağı

Saat: 19.00

http://www.halkingunlugu.net/

adhk tarafından

Kamuran Yüksek parti programını savunduğu için tutuklandı

Mayıs 13, 2016 de ANASAYFA adhk tarafından

kamuran yuksek tutuklamaYaptığı konuşmalar dayanak gösterilerek ‘örgüt üyesi olmak’ iddiasıyla tutuklanan DBP Eş Genel Başkanı Kamuran Yüksek’e, sorgusunda parti programında da yer alan demokratik özerklik ile ilgili sorular yöneltildi Yüksek, yöneltilen sorulara eş genel başkan olarak Anayasal güvence altındaki partisinin programını anlatmak kadar doğal bir durumun olmayacağını söyleyerek yanıt verdi Yüksek hakkında verilen tutuklama kararına dair Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yapılan açıklamada ise, Yüksek’ten K.Y. diye bahsedilip, siyasi kimliği görmezden gelinmeye çalışıldı

HABER MERKEZİ (13-05-2016)- Amed’de 11 Mayıs günü partisinin genel merkez irtibat bürosundan çıktığı sırada katıldığı basın açıklamalarındaki konuşmaları gerekçe gösterilerek gözaltına alınan Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Kamuran Yüksek, dün savcılık sorgusunun ardından sevk edildiği Sulh Ceza Hakimliği’nce ‘örgüt üyesi olmak’ iddiasıyla gece yarısı tutuklandı. Yüksek’in, illegalize edilerek tutuklanmasına gerekçe olarak gösterilen deliller ise partisinin programında yer alan maddelerin propagandasını yapmak.

Mahkemede verdiği ifadesinde yöneltilen suçlamalara karşı, Anayasal güvence altında faaliyet yürüten siyasi bir partinin eş başkanı olduğunu vurgulayan Yüksek, yapmış olduğu açıklamaların da partisinin faaliyetleri çerçevesinde, siyasi görevi dolayısıyla olduğunu kaydetti.

‘Özerklik sistemini istiyoruz’

Partisinin en çok üzerinde durduğu kavramın özerklik olduğunu ifade eden Yüksek, “Yerel yönetimin güçlenmesi şeklindeki çalışmalardır. Biz 10 yıldır yürüttüğümüz siyasi faaliyetimizi, sürekli yönetim şekli olarak özerkliği savunarak inşa ettik. Ancak bizim savunduğumuz özerklik şiddete dayanmayan, Türkiye’nin toprak bütünlüğünü içerisinde gerçekleşmesini istediğimiz yönetim şeklidir. Biz bunları sürekli anlatmamıza rağmen savcılık tarafından yaptığımız açıklamalar şiddetle ilişkilendirilerek tutuklanmak üzere hakimliğinize sevk edildim. Şiddeti benimseyen bir siyasi parti değiliz. Bir siyasi parti olarak demokratik çerçeve içerisinde özerklik sistemini istemekteyiz, hiçbir zaman bölünmeyi talep etmedik. Söylemiş olduğum sözler yorumlanarak anlam çıkarılmamalı, zaten ne demek istediksek, bunu açıkça söyledik” vurgusu yaptı.

‘Barışçıl faaliyetler suç gibi gösterilmiş’

Yine yaptığı açıklamalarda hükümet aleyhine kullandığı sözlerin savcı tarafından çarpıtıldığını belirten Yüksek, şunları söyledi: “Ben bir siyasi partinin eş genel başkanıyım. Hükümetin görüşlerine katılmak zorunda değilim. Muhalefet partisi olarak hükümetin görüşlerine katılmayabilirim, eleştirebilirim, şu anda hükümeti sert bir şekilde eleştirdiğim söz konusudur. Son dönemde gelişen çatışmalı süreçte, hükümetin yürüttüğü politikalar nedeniyle suçlu olduğunu düşünüyor ve bunu söylüyorum, ancak bu süreçte meydana gelen can kayıpları önlemek için girişmiş olduğum barışçıl faaliyetler de yorumlanarak suçmuş gibi dosyaya yansıtılmaya çalışılmaktadır.

Biz çatışmaların durulması, ölümlerin durdurulması için demokratik bir çalışma içerisinde faaliyet gösteriyoruz. Bir siyasi parti olarak gücümüz yetmiyor, bu çatışmaların ve ölümlerin durulması için halktan yardım istiyoruz. Işıkları kapatma, yasalar çerçevesinde yürüyüş yapmaya çağırıyoruz. Problemleri çözmek için defalarca sorunun taraflarına çağrıda bulunduk. Üzerime atılı suçlama örgüt üyeliğidir. Ancak dosyayı incelediğinizde de anlayacağınız gibi bir örgüt ile aramdaki organik bağ hiyerarşik yapıya dahil olup olmadığı ve aldığım emirler doğrultusunda eylemler yapıp yapmadığıma ilişkin dosyada tek bir delil yoktur. Ne bir telefon görüşmesi, ne bir belge ne de fiziki takip gibi somut bir delil bulunmamaktadır. PKK’nin özerkliği savunmuş olması, bizim de aynı politikayı güttüğümüz anlamına gelmez. PKK amaçları doğrultusunda silahlı mücadele verirken, biz bunu benimseyerek demokratik siyasi yollarla mücadele vermekteyiz.”

‘Partimin siyasi propagandasını yaparım’

Yüksek’e ‘sokağa çıkma yasakları’ döneminde Silopiya’da (Silopi) katledilen DBP PM üyesi Seve Demir’e ilişkin yaptığı açıklama da yöneltildi.

Sözkonusu açıklamayı Seve Demir’in Parti Meclisi (PM) üyeleri olması ve sivil olmasından dolayıdır yaptığını belirten Yüksek, “Ben hükümetin sorumlu olduğunu düşünmemden dolayı bu konuşmaları yaptım. Hükümet üstlenmiş olduğu görev nedeniyle kiminle mücadele ederse etsin sivil kayıpların önüne geçmek zorundadır. Ben partimin üyeleri, belediye başkanları tutuklandığı zaman buna tepki gösteririm. Biz yıllardır verdiğimiz mücadelelerde siyasi bedel ödemeye devam ediyoruz. Ben bir silahlı örgüt mensubu değilim, irtibat içinde değilim, silahlı faaliyet içerisinde değilim. Kendi siyasi partimin propagandasını, programını ve ülkelerle ilgili gelişmeleri söylerim. Üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum. Ben siyasi bir partinin eş genel başkanıyım. Sabit ikametgah sahibiyim, tutuksuz olarak yargılanmayı talep ederim” dedi.

Başsavcıdan ilginç açıklama!

Yaptığı bu savunmaya rağmen tutuklanan Yüksek hakkında Cumhuriyet Başsavcısı Ramazan Solmaz’ın imzasıyla dikkat çekici bir açıklama yayınlandı.

Başsavcı Solmaz, tutuklanmasına ilişkin yaptığı açıklamada sadece isminin baş harflerini verdiği Yüksek’in, DBP Eş Genel Başkanı olduğunu belirtmekten de kaçındı. Yapılan ıo açıklama şöyle:

“Cumhuriyet Başsavcılığımızca yürütülen 2015/39378 numaralı soruşturma kapsamında, İlimizde PKK/KCK Terör Örgütüne yönelik Cumhuriyet Başsavcılığımız koordinesinde Diyarbakır İl Emniyet Müdürlüğünce 10/05/2016 tarihinde şüpheli K.Y gözaltına alınmıştır. Soruşturma kapsamında şüpheli K.Y.’nin İl Emniyet Müdürlüğündeki işlemleri ardından Cumhuriyet Başsavcılığımızca 12/05/2016 tarihinde Türk Ceza Kanunu’nun 314/2 (Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma) maddesi kapsamındaki eylemi iddiasından tutuklanması talebiyle Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliğine sevk edilmiştir. Diyarbakır Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliğince tamamlanan 2016/205 numaralı sorgusunun ardından şüpheli K.Y.’nin Türk Ceza Kanunu’nun 314/2 (Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma) maddesi kapsamındaki eylemi iddiasından tutuklanmasına karar verilerek konumuna uygun Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna gönderilmiştir” (diha)

adhk tarafından

Köln’de ​ Kardeş Aile Kampanyası başlatıldı

Mayıs 12, 2016 de ANASAYFA adhk tarafından

kölnKöln (12-05-2016) Nav-Dem ve Heyva Sor öncülüğünde başlatılmış olan “Kardeş Aile Kampanyası”nı duyurmak ve desteklemek için Avrupa Demokratik Kadın Hareketi Köln örgütlülüğü  ve Köln Porz Alevi Kültür Merkezi ortaklığı ile kahvaltı organize edildi. Alevi Kültür Merkezi’nde yapılan kahvaltı yoğun katılımlı gerçekleşti. Alevi Kadınların yüksek duyarlılıkla katılmış oldukları kahvaltıda, özellikle 1 Kasım seçimlerinden sonra aylardır Kürdistan’da faşist “TC”devletinin saldırıları, konuşmacılar tarafından şiddetle kınandı. Kahvaaltıdan elde edilen gelir, ADHK’nında sahiplendiği kampanyadan Kürdistan’da aylardır süren saldırılar sonucu, evsiz kalmış olduğu belirlenen bir aileye, kardeş aile olarak ADKH ve AKM tarafından sahiplenilerek bir yıl boyunca ayda 150 euro’ya bölünerek o aileye gönderilecek. ​

Bu tür organizasyonların ayrıca Avrupada olan muhalif tüm kurumların ortaklaşması ve birbirlerine destek olmaları açısından da ne kadar değerli olduğu da dile getirildi.​

Ayrıca kültürel etkinliğinde olduğu programda; Kürtçe, Zazaca, Türkçe türkü ve şarkılar söylendi, şiir okundu. Herkese kardeş aile kampanyasına sahip çıkmaları çağrısı yapıldı.​

Orası dediğimiz yerler, evlerimizdir orada yaşayan her insan bizim halkımız, kardeşimiz, arkadaşımız, canımızdır, canlarımızı yalnız bırakmayalım cümleleri sıklıkla kuruldu. ​